M01-D09
Bugünün yaklaşımları: biyopsikososyal, evrimsel, kültürel
Aynı davranışı biyolojik, psikolojik, toplumsal ve kültürel düzeylerde açıklayarak düzeylerin birbirini dışlamadığını gösterir.
Temel Psikoloji Akademisi — M01, Psikolojinin doğuşu ve büyük yaklaşımlar · 2.738 kelime · 16 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 12 dk okuma · 18 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Biyopsikososyal model, sağlığın ve davranışın biyolojik, psikolojik ve toplumsal etkenlerin birlikte belirlediği bir bütün olduğunu savunur; aynı bedensel bulguya sahip iki kişinin farklı hayatlar sürmesini açıklamak için güçlü bir çerçevedir.
Yatkınlık-stres modeli, aynı yükü taşıyan insanların neden farklı etkilendiğini açıklar; ama tek bir genin çevreyle etkileşerek bir bozukluğu belirlediği yönündeki ünlü bulgu büyük örneklemlerde tekrarlanamadı.
Evrimsel çerçeve, bir davranışın nasıl işlediğini anlatan yakın açıklama ile neden var olduğunu anlatan uzak açıklamayı ayırır; bir davranışın evrimsel kökeni onu ahlaken haklı kılmaz.
Kültürel çerçeve, aynı davranışın farklı kültürlerde farklı anlamlar taşıdığını ve kimi durumlarda kültürel uygulamaların insan biyolojisini bile kuşaklar boyunca değiştirebildiğini gösterir.
Bu üç çerçeve birbirini dengelediğinde güçlüdür; "her şey her şeyi etkiler" demekle yetinen bir kullanım ise öngörü üretmeyen boş bir çerçeveye dönüşür.
Açılış sahnesi
İki adam aynı hafta aynı hastanede bel ağrısıyla muayene oluyor. İkisi de kırklı yaşlarında, ikisi de masa başında çalışıyor. Çekilen görüntülerde ikisinin omurgasında da neredeyse aynı değişiklikler var.
Altı ay sonra biri ağrısını hâlâ hissetse de işine dönmüş, akşamları yürüyüşe çıkıyor. Öteki işten ayrılmış, evden pek çıkmıyor ve ağrısı her geçen ay biraz daha hayatının merkezine yerleşiyor.
Görüntüler aynı olduğuna göre fark nereden geliyor? Birinin ağrı başladığında işyeri ona daha hafif bir görev vermiş, eşi onu yürüyüşlere çıkarmış, doktoru "bu hareket etmene engel değil" demişti. Ötekine "sakın eğilme" denmişti; işvereni onu bekletmemiş, kendisi her hareketin bir şeyi kıracağından korkmaya başlamıştı.
Aynı omurga, iki ayrı hayat. Bu iki hayatın farkını yalnızca omurga üzerinden açıklamaya çalışan bir tıp anlayışına yöneltilen itiraz, bugün psikolojinin en yaygın çerçevelerinden birini doğurdu.
Bu derste ne olacak
Bu modülün ilk dersi (M01-D01), aynı olayın sinir hücresinden kültüre kadar farklı düzeylerde açıklanabileceğini ve bu açıklamaların birbirini dışlamadığını gösterdi. Önceki ders (M01-D08) ise bilişsel devrimin beyni, evrimi ve kültürü bir süre parantez içine aldığını anlattı.
Bu ders o parantezleri açan üç çağdaş çerçeveyi tanıtıyor.
Önce bir sağlık modelini göreceğiz: biyolojik, psikolojik ve toplumsal etkenlerin birlikte hesaba katılması gerektiğini söyleyen ve bugün hem klinikte hem araştırmada kullanılan çerçeve.
Sonra evrimsel çerçeveye geçeceğiz: bir davranışın "nasıl" çalıştığı ile "neden" var olduğu sorusunun nasıl ayrıldığına.
Ardından kültürel çerçeveye bakacağız: zihnin kültürden bağımsız bir donanım mı, yoksa kültürle birlikte biçimlenen bir süreç mi olduğuna.
Son bölümde bu üç çerçevenin güçlü yanlarını ve sık yapılan kötü kullanımlarını tartacağız.
Bel ağrısından süt içmeye kadar örneklerdeki kişiler bu dersin kurguları; çerçeveleri biçimlendiren tartışmalar ve araştırmalar ise belgelenmiş.
Sıfır noktası
Yaygın yanlış"Bir hastalık bedenseldir ya da psikolojiktir; ikisi aynı anda olamaz."
Bu ayrım hem bedensel hastalığı yaşayanın psikolojik yükünü hem de psikolojik sıkıntının bedendeki izlerini görünmez kılıyor. Kalp hastalığından sonra gelişen çökkünlük, kronik ağrıyla birlikte artan kaygı, uzun süreli stresin uyku ve bağışıklık üzerindeki etkileri, iki alanın sürekli birbirine geçtiğini gösteriyor. Soru "hangisi" değil, "hangi etken ne kadar ve hangi yoldan".
Mekanizma
Yatkınlık ve yük
Biyopsikososyal çerçevenin en çok kullanılan biçimlerinden biri, neden aynı zorluğu yaşayan insanların farklı sonuçlar gösterdiği sorusuna verilen bir cevaptır.
Bu kavram çok çekici bir fikir doğurdu: tek bir genin bir türü, ancak kişi zor yaşantılarla karşılaştığında depresyon riskini artırıyor olabilirdi. İlk bulgu ünlü oldu. Sonrası öğretici.
Yaygın yanlış"Bir özellik genetikse değişmez."
Genetik bir katkının varlığı, o özelliğin çevreyle değişemeyeceği anlamına gelmiyor. Boy büyük ölçüde kalıtsal bir özellik, ama beslenme koşullarının iyileşmesiyle bir ülkenin ortalama boyu birkaç kuşakta belirgin biçimde artabiliyor. Genler bir olasılık aralığı çiziyor; kişinin o aralıkta nerede duracağını çevre, yaşantı ve zaman belirliyor.
Neden var: evrimsel çerçeve
Evrimsel çerçeve psikolojiye başka bir soru getiriyor. Bir davranışın nasıl işlediğini sormak yerine, insan türünün tarihinde neden var olduğunu soruyor.
Yaygın yanlış"Bir davranışın evrimsel bir açıklaması varsa, o davranış doğaldır ve bu yüzden doğrudur."
Bir eğilimin evrim tarihi içinde nasıl oluştuğunu açıklamak, onu ahlaken haklı çıkarmak değil. Saldırganlığın ya da ayrımcılığın evrimsel kökenleri hakkında öneride bulunmak, bunların bugün kabul edilebilir olduğu anlamına gelmiyor. "Doğal olan iyidir" çıkarımı bilimden değil, bilimin yanlış kullanımından doğuyor; evrimsel çerçevenin kendi içindeki tartışmalar M04-D09'da açılacak.
Zihin ve kültür
Üçüncü çerçeve, psikolojinin uzun süre "evrensel insan zihni" diye incelediği şeyin ne kadarının aslında belirli bir kültürün zihni olduğunu soruyor.
Kültürün etkisi yalnızca davranışın anlamında kalmıyor. Bazı durumlarda kültürel uygulamalar, insan biyolojisinin kendisini kuşaklar boyunca değiştirmiş görünüyor.
Usta katmanı
Üç çerçeve bir masada
Bu üç çerçeve en güçlü hâline, birbirlerini dengelediklerinde ulaşıyor.
Yaygın yanlış"Biyopsikososyal model her şeyi açıklar."
Bir modelin "her şey birbirini etkiler" demesi doğru ama yetersiz. Hangi etkenin, hangi kişide, ne kadar ve hangi yoldan etkili olduğunu söylemeyen bir çerçeve, öngörü üretemez ve yanlışlanamaz. Modelin en sık eleştirisi de bu: bir hatırlatıcı olarak değerli, bir kuram olarak belirsiz. Gücü, araştırmacıyı her düzeyi ölçmeye zorladığı ölçüde ortaya çıkıyor.
Kanıtın sınırı
Bu üç çerçevenin her biri farklı bir türde belirsizlik taşıyor.
Biyopsikososyal model, etkenleri bir araya getirmeyi öneriyor ama onların göreli ağırlığını kendiliğinden söylemiyor. Bir kişinin ağrısında biyolojik etkenlerin mi, korkunun mu, iş koşullarının mı daha belirleyici olduğu her vakada ayrıca araştırılması gereken bir soru ve çoğu zaman kesin bir cevabı yok.
Evrimsel açıklamaların en büyük sorunu sınanabilirlikle ilgili. İnsan türünün geçmiş çevrelerini doğrudan gözleyemiyoruz; bu yüzden bir davranışın neden evrimleştiğine dair hikâyelerin bir kısmı, akla yatkın ama doğrulanması güç öneriler olarak kalıyor. Bu eleştiri ve ona verilen cevaplar biyolojik psikoloji modülünde ayrıntısıyla tartışılacak.
Kültürel psikolojinin bulguları ise büyük ölçüde sınırlı sayıda toplumun karşılaştırılmasına dayanıyor ve "kültür" sözcüğünün kendisi çoğu zaman bir ülke adıyla eşitleniyor. Aynı ülkenin içindeki çeşitlilik, kentle kır arasındaki farklar, kuşak farkları bu genellemelerin içinde kayboluyor. Ülke düzeyindeki bir farkı tek tek bireylere uygulama hatası M15-D02'nin konularından biri.
Gen-çevre etkileşimi örneğinin gösterdiği gibi, bu alanlarda çekici hikâyeler zayıf kanıtların önüne kolayca geçebiliyor. Bir açıklamanın birden çok düzeyi birleştirmesi, onu otomatik olarak daha doğru yapmıyor.
Kendin dene
Aklında kalsın
Biyopsikososyal model, sağlığın ve davranışın biyolojik, psikolojik ve toplumsal etkenlerin birlikte belirlediği bir bütün olduğunu savunur; aynı bedensel bulguya sahip iki kişinin farklı hayatlar sürmesini açıklamak için güçlü bir çerçevedir.
Yatkınlık-stres modeli, aynı yükü taşıyan insanların neden farklı etkilendiğini açıklar; ama tek bir genin çevreyle etkileşerek bir bozukluğu belirlediği yönündeki ünlü bulgu büyük örneklemlerde tekrarlanamadı.
Evrimsel çerçeve, bir davranışın nasıl işlediğini anlatan yakın açıklama ile neden var olduğunu anlatan uzak açıklamayı ayırır; bir davranışın evrimsel kökeni onu ahlaken haklı kılmaz.
Kültürel çerçeve, aynı davranışın farklı kültürlerde farklı anlamlar taşıdığını ve kimi durumlarda kültürel uygulamaların insan biyolojisini bile kuşaklar boyunca değiştirebildiğini gösterir.
Bu üç çerçeve birbirini dengelediğinde güçlüdür; "her şey her şeyi etkiler" demekle yetinen bir kullanım ise öngörü üretmeyen boş bir çerçeveye dönüşür.
Sonraki derse köprü
Kültürel çerçeve psikolojiye rahatsız edici bir soru sordu: bulguların büyük kısmı kimden geldi ve onları kimler üretti?
Bu soruyu kendi topraklarımıza çevirmenin zamanı geldi. Psikoloji bu topraklarda ne zaman ve nasıl bir akademik alan olarak kuruldu, ilk laboratuvar çalışmaları kimler tarafından yürütüldü ve buradan yetişen araştırmacılar alanın bütününe neler kattı? Modülün son dersi, belgelenmiş olgulara dayanarak bu hikâyeyi anlatıyor: Türkiye'de psikolojinin kuruluşu.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.