İçeriğe geç

M01-D03

Yapısalcılık ve işlevselcilik

Zihni parçalarına ayırmak ile zihnin ne işe yaradığını sormak arasındaki farkı örnekle gösterir.

Temel Psikoloji Akademisi — M01, Psikolojinin doğuşu ve büyük yaklaşımlar · 2.766 kelime · 16 örnek durum · 5 kanıt kartı · ≈ 13 dk okuma · 18 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Yapısalcılık bilinci duyum, imge ve duygulanım gibi öğelerine ayırarak bir zihin haritası çıkarmayı hedefledi; işlevselcilik ise bilincin ve davranışın ne işe yaradığını sordu.

Yapısalcı gözlemci uyaran hatasından kaçınmak, yani nesneyi değil ham yaşantıyı bildirmek üzere eğitiliyordu.

İki laboratuvarın eğitimli gözlemcileri resimsiz düşünce konusunda uzlaşamadı ve içebakış kendi sonuçları arasında hakemlik yapamadığını gösterdi.

İşlevselci bakış bilinci kesintisiz bir akış olarak gördü, onu özellikle yeni durumlarla ilişkilendirdi ve psikolojiyi okula, iş yerine ve hayvan araştırmasına taşıdı.

Yapısalcılık okul olarak dağıldı ama dikkatli betimleme geleneğini bıraktı; işlevselcilik ise ayrı bir ad taşımaya gerek kalmayacak kadar yaygınlaştı.

Açılış sahnesi

Bir resim atölyesi. Öğretmen masanın üstüne bir kitap koyuyor ve öğrencilerden onu çizmelerini istiyor. Kâğıtların çoğunda aynı şey beliriyor: dört dik köşeli, düzgün bir dikdörtgen.

Öğretmen öğrencilerden birini kendi yerine çağırıyor ve kitaba o açıdan bakmasını istiyor. Öğrenci bir süre bakıyor ve şaşırıyor. Gözünün önündeki şekil dikdörtgen değil; uzak kenarı kısalmış, köşeleri eğilmiş bir yamuk. Kâğıda çizdiği şey gördüğü şey değil, kitabın ne olduğunu bildiği şeydi.

Öğretmenin istediği şey zor bir şey: bilgiyi bir kenara bırakıp yalnızca gözün aldığını kaydetmek.

Yüz yirmi yıl kadar önce bir psikoloji laboratuvarında, eğitimli gözlemcilerden tam olarak bu isteniyordu. Amaç resim çizmek değil, bilincin kendisini en küçük parçalarına kadar haritalamaktı. Aynı yıllarda başka bir psikolog bu hedefin yanlış soruyu sorduğunu düşünüyordu: bilincin neyden yapıldığı değil, ne işe yaradığı önemliydi.

Bu derste ne olacak

Önceki ders (M01-D02) ilk deney laboratuvarının nasıl kurulduğunu anlattı. Bu ders, o laboratuvarın mirasının iki ayrı yöne çekildiği ilk büyük tartışmayı izliyor.

İlk yarıda yapısalcılığın programına bakacağız: bilinci öğelerine ayırmak için nasıl bir gözlemci eğitildi ve bu gözlemciden ne istendi.

İkinci yarıda işlevselci soruya geçeceğiz: bilinç neden var, alışkanlık neden bu kadar güçlü, ve bir davranışı parçalara ayırmak onu neden bazen anlaşılmaz kılıyor.

Son bölümde iki okulun da neden bir okul olarak sona erdiğini ve geride neler bıraktığını tartacağız.

Gündelik sahnelerdeki atölye öğrencisinden sürücüye kadar herkes bu ders için kurgulandı; adı geçen araştırmacılar ise gerçek kişiler.

Sıfır noktası

İki okulu birbirinden ayıran şey, aynı bilince yönelttikleri sorudur.

İki yaklaşımı birbirinden ayıran adları, yapısalcılığın kendi önderi koydu.

Mekanizma

Bilinci öğelerine ayırmak

Yapısalcı programın önderi Leipzig'de eğitim almış İngiliz bir psikologdu ve Amerika'daki bir üniversitede kurduğu laboratuvarda otuz yıla yakın çalıştı. Ona göre bilinç üç tür öğeden oluşuyordu: duyumlar, imgeler ve duygulanımlar. Her öğenin de nitelik, şiddet, süre ve açıklık gibi ölçülebilir nitelikleri vardı.

Bu haritayı çıkarmanın tek yolu içebakıştı, ama sıradan içebakış değil. Gözlemci uzun süre eğitiliyor, bir nesneyi adlandırmak yerine yalnız o anki ham yaşantısını bildirmesi öğretiliyordu. Bu eğitimin merkezinde bir hatadan kaçınmak vardı.

Açılıştaki atölye sahnesi bu hatanın gündelik biçimiydi. Kitabın dikdörtgen olduğunu bilmek, gözün aldığı yamuk biçimin önüne geçiyordu.

Yaygın yanlış"Wundt'un psikolojisi yapısalcılıktı; öğrencisi yalnızca onu Amerika'ya taşıdı."
Doğrusu

Bu eşleştirme ders kitaplarında yaygın ama Leipzig laboratuvarının kurucusu zihni öğelerden çok, iradenin yönlendirdiği etkin bir süreç olarak görüyordu ve yüksek zihinsel süreçleri kültürel incelemeye bırakıyordu. Yapısalcılık, bu geniş programın daha dar ve öğelere odaklı bir yorumuydu. Yapısalcılığı Leipzig'in kendisi sanmak, ilk laboratuvarın çeşitliliğini görünmez kılıyor.

Gözlemciler anlaşamayınca

Programın zayıf noktası kendi yöntemindeydi. Bir yaşantının öğelerini ancak o yaşantıyı yaşayan kişi bildirebiliyordu. İki eğitimli gözlemci aynı koşulda farklı şeyler bildirdiğinde, hangisinin doğru olduğuna karar verecek bağımsız bir yol yoktu.

Bilinç ne işe yarar

İşlevselci tutumun en etkili sesi Amerikalı bir hekim ve filozoftu. Yazdığı psikoloji ders kitabı, bilinci durgun öğelerin bir toplamı olarak değil, sürekli akan ve seçen bir süreç olarak anlattı. Darwin'in etkisi altındaydı: bir canlıda gelişmiş her özellik gibi bilincin de bir işi olmalıydı.

Bilincin işi neydi? İşlevselci cevaba göre bilinç özellikle yeni ve belirsiz durumlarda devreye giriyordu. Alışılmış işler ise bilince gerek kalmadan yürüyordu.

Yaygın yanlış"İşlevselcilik belirli bir kuramı olan, sınırları belli bir okuldu."
Doğrusu

İşlevselcilik bir kuramdan çok bir tutumdu: zihni ve davranışı ne işe yaradıkları açısından inceleme eğilimi. Tek bir öğretisi, tek bir yöntemi ya da bağlılık beklenen bir lideri yoktu. Bu esneklik onu hem kalıcı kıldı hem de bir okul olarak tanımlanmasını zorlaştırdı.

Davranışı parçalara bölmenin bedeli

İşlevselcilerden biri, felsefeci ve eğitimci olarak da tanınan bir isim, öğe merkezli düşüncenin davranışa uygulandığında neyi kaçırdığını basit bir örnekle gösterdi.

İşlevselci tutum psikolojiyi laboratuvarın dışına taşıdı. Bir zihinsel süreç ne işe yarıyorsa, o işin yapıldığı yerde de incelenebilirdi: okulda, iş yerinde, hayvanlarda, çocuklarda.

Usta katmanı

İki okulun mirası

Yapısalcılık, önderinin ölümüyle birlikte bir okul olarak hızla dağıldı. İşlevselcilik ise bir okul olarak sona ermedi; o kadar yaygınlaştı ki ayrı bir ad taşımasına gerek kalmadı.

Yaygın yanlış"Yapısalcılık tamamen başarısız oldu ve geriye hiçbir şey bırakmadı."
Doğrusu

Okul olarak dağıldı ve bilincin bir periyodik tablosunu çıkaramadı. Ama dikkatli betimleme, eğitimli gözlemci, sistemli psikofizik ölçüm ve uyaran ile yaşantıyı ayırma alışkanlığı sonraki psikolojinin temeline girdi. Bugün duyusal analiz panellerinde ve algı araştırmalarında kullanılan dikkatli betimleme geleneği bu mirasın parçası.

Yapısalcılığın asıl dersi yöntemle ilgili. İçebakış tamamen terk edilmedi; hangi koşulda güvenilir olduğu daha iyi anlaşıldı.

İşlevselciliğin mirası daha görünür. Bireysel farkların ölçülmesi, eğitim ve iş psikolojisi, hayvan davranışı ve gelişim araştırmaları bu tutumun açtığı yollardan geldi. Bir davranışın uyum değeri sorusu bugün evrimsel psikolojide (M04-D09) yeniden soruluyor, ama sonradan uydurulmuş hikâye riskiyle birlikte.

Kapının dışında bırakılanlar

İki okulun hikâyesi çoğu zaman birkaç erkek önderin hikâyesi olarak anlatılır. Aynı yıllarda alana önemli katkılar yapan kadınlar, kurumların kapısında durduruldu.

Yaygın yanlış"Bilincin ne işe yaradığı sorusu çoktan cevaplandı."
Doğrusu

Bilincin hangi işlevleri taşıdığı, hangi işlerin bilinç olmadan da yapılabildiği ve bilincin bir işlevi olup olmadığı psikolojinin ve felsefenin hâlâ açık sorularından. İşlevselci soru doğru bir soruydu; cevabı ise bilinç modülünde (M06-D01) göreceğin gibi henüz tamamlanmış değil.

Kanıtın sınırı

Yapısalcılık ile işlevselcilik arasındaki karşıtlık bugün ders kitaplarında iki net okul olarak anlatılıyor. Bu anlatım, büyük ölçüde iki tarafın birinin önderinin kurduğu bir çerçeveye dayanıyor ve dönemin araştırmacılarının çoğu kendini bu iki kutuptan birine yerleştirmiyordu. İki okul hikâyesi bir öğretim aracı olarak işe yarıyor, ama dönemin gerçek çeşitliliğini sadeleştiriyor.

İçebakışın güvenilirliği konusunda da kesin bir sonuç yok. Eş zamanlı betimlemenin, sonradan yapılan açıklamaya göre daha az bozulduğu biliniyor; ama bir yaşantı raporunun o yaşantıyı ne kadar doğru temsil ettiğini bağımsız olarak ölçmenin bir yolu hâlâ tartışılıyor.

Bilincin işlevi sorusu açık kalıyor. Bilinçsiz süreçlerin ne kadar karmaşık işler yapabildiği konusundaki bulgular genişledikçe, bilincin özgül olarak neye yaradığı sorusu daha da inceliyor. Bu derste anılan cevaplar, yani yenilik ve belirsizlik karşısında devreye girmek, bir öneri olarak okunmalı, kanıtlanmış bir tanım olarak değil.

Kendin dene

Aklında kalsın

Yapısalcılık bilinci duyum, imge ve duygulanım gibi öğelerine ayırarak bir zihin haritası çıkarmayı hedefledi; işlevselcilik ise bilincin ve davranışın ne işe yaradığını sordu.

Yapısalcı gözlemci uyaran hatasından kaçınmak, yani nesneyi değil ham yaşantıyı bildirmek üzere eğitiliyordu.

İki laboratuvarın eğitimli gözlemcileri resimsiz düşünce konusunda uzlaşamadı ve içebakış kendi sonuçları arasında hakemlik yapamadığını gösterdi.

İşlevselci bakış bilinci kesintisiz bir akış olarak gördü, onu özellikle yeni durumlarla ilişkilendirdi ve psikolojiyi okula, iş yerine ve hayvan araştırmasına taşıdı.

Yapısalcılık okul olarak dağıldı ama dikkatli betimleme geleneğini bıraktı; işlevselcilik ise ayrı bir ad taşımaya gerek kalmayacak kadar yaygınlaştı.

Sonraki derse köprü

Yapısalcılık bilinci parçalarına ayırdı ve parçaları yeniden birleştirerek bütünü açıklayabileceğini düşündü.

Şimdi bir melodi düşün. Onu bir ton yukarıdan çaldığında her nota değişir, ama melodiyi hemen tanırsın. Melodi notaların hiçbirinde değil; ama notalar olmadan da yok. Parçaların toplamı bütünü açıklamıyorsa, bütün neyden oluşuyor? Bu soru Alman psikologlarından bir grubun yapısalcılığa yönelttiği en keskin itirazın tohumuydu ve algıyı anlama biçimimizi kalıcı olarak değiştirdi. Sonraki ders o itirazı anlatıyor: Gestalt psikolojisi.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.