İçeriğe geç

Bölüm DT-121.08 · Seviye 1 — Dünya Tarihi OmurgasıSeviye 1

Songay İmparatorluğu

DT-121 Afrika Uygarlıkları

2.853 kelime · yaklaşık 13 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Dönem
1100–2004
Bölge
Sahra Altı Afrika · Kuzey Afrika
Tema
İmparatorluk · Tarihyazımı · Savaş
Kişiler
Sonni Ali · Askiya Muhammed · es-Sadi · Askiya İshak · Ahmed el-Mansur · Cuder Paşa · el-Mağili · Mahmud Kati · Sékéné Mody Cissoko · Lansiné Kaba · Paulo Fernando de Moraes Farias · Mauro Nobili
Yerler
Gao · Timbuktu · Cenne · Tondibi · Marakeş · Dendi · Nijer · Saney
Sınav
YKS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • Başkenti Gao olan Songay devletinin Sonni Ali ve Askiya Muhammed dönemlerinde nasıl genişleyip örgütlendiğini açıklayabileceksin.
  • Tarih es-Sudan'daki iki hükümdar portresini ve 1591 sonrasına dair ağıtı karşılaştırarak, bir kroniğin hükümdarları neden bu kadar farklı anlattığını değerlendirebileceksin.
  • Fas fethinin Songay'ı nasıl yıktığını ve Batı Afrika kroniklerinin sonraki yüzyıllarda nasıl yeniden yazılıp kullanıldığını tartışabileceksin.

Okuma metni

Kanca — aynı kitapta iki hükümdar

Fas fethinden altmış yıl kadar sonra kaleme alınan bir kronikte, es-Sadi, Tarih es-Sudan'da, Songay İmparatorluğu'nu büyüten iki hükümdarı art arda anlatır. Birincisi, Sonni Ali, onun kaleminde «zalimlerin ustası, ünlü bir kötü adam»dır; sayısız insanın canına kıymış, bilginlere ve dindar kişilere zulmetmiştir. İkincisi, Askiya Muhammed, aynı kitapta «en talihli, en doğru inançlı» hükümdardır; Tanrı onun aracılığıyla Müslümanları sıkıntılarından kurtarmıştır. Oysa iki hükümdar da güçlü birer asker ve devlet adamıydı; biri öbürünün generaliydi. Bu kadar farklı iki portre, bir tarihçinin hükümdarları neye göre yargıladığını sormamıza yol açar. Bu ders, Nijer boyunun en geniş devletinin hikâyesini, ve bu hikâyeyi yazanların gözünü birlikte inceliyor.

Bağlam — Nijer'in doğu kıvrımında bir krallık

Songay'ın merkezi, Nijer Nehri'nin büyük kıvrımının doğu ucundaki Gao kentiydi. Gao, Mali ile Gana'dan çok önce bile, Sahra'nın öbür yakasıyla ticaret yapan bir krallığın başkentiydi. Kentin yakınındaki Saney'de, on ikinci yüzyılın başlarına ait krallara ve kraliçelere ait Arapça yazılı mermer mezar taşları bulundu; bu taşların bir kısmı, Endülüs'ün Almeria kentinde yontulmuş ve Sahra'yı aşarak buraya getirilmişti. Bu mezar taşları, Gao'nun kroniklerden çok önce, İslam dünyasıyla sıkı bağları olan bir krallık merkezi olduğunu gösterir. Endülüs'te yontulup deve sırtında binlerce kilometre taşınan tek bir mezar taşı bile, Gao'nun hükümdarlarının ne kadar uzak pazarlara ulaşabildiğini anlatmaya yeter.

On dördüncü yüzyılda Gao, Mali İmparatorluğu'na bağlıydı. Mali'nin en ünlü mansasının, Mekke'den dönerken Gao'dan geçtiği ve oradaki hükümdarın iki oğlunu kendi sarayına götürdüğü anlatılır. On beşinci yüzyılda Mali zayıflayınca, Gao'nun Sonni unvanlı hükümdarları bağımsızlıklarını kazandı ve çevrelerine doğru genişlemeye başladı.

Gelişme — iki hükümdar, iki devlet anlayışı

Sonni Ali, 1464 dolaylarında tahta çıktı ve yaklaşık otuz yıl hüküm sürdü. Hayatının büyük bölümünü seferlerde geçirdi. Nijer üzerinde güçlü bir kayık filosu ve atlı birlikleri vardı; bunlarla Mali'nin eski kentlerini birer birer ele geçirdi. 1468'de Timbuktu'yu aldı. Nijer'in iç deltasındaki zengin ticaret kenti Cenne'yi ise, es-Sadi'nin aktardığı geleneğe göre, yedi yıl, yedi ay ve yedi gün süren bir kuşatmanın sonunda teslim aldı. Bu sayı, büyük olasılıkla, gerçek bir süreden çok, uzun ve zorlu bir kuşatmayı anlatan bir kalıptır.

Sonni Ali'nin Timbuktu'nun bilgin aileleriyle ilişkisi çok gergin oldu. Bu aileler, kenti daha önce yöneten Tuareg önderleriyle yakın ilişki içindeydi; Sonni Ali onları düşmanlarıyla işbirliği yapmakla suçladı ve bazılarını kentten sürdü. Es-Sadi, bu ailelerden birinin torunuydu ve onların hafızasıyla yazıyordu. Sonni Ali'nin dinî tutumu da tartışmalıdır: Müslüman olduğunu söylüyordu, ama Songay'ın eski inançlarını ve törenlerini de sürdürüyordu. Kroniklere göre bu tutum, onu bilginlerin gözünde güvenilmez bir hükümdar yapıyordu.

Askiya Muhammed, 1493'ten 1528'e kadar hüküm sürdü. Sonni Ali'nin kurduğu imparatorluğu korudu ve genişletti, ama onu farklı bir biçimde yönetti. Es-Sadi'ye göre Sonni Ali döneminde bütün halk askere çağrılırken, Askiya Muhammed halkı ordu ve sivil halk olarak ikiye ayırdı; böylece çiftçiler ve tüccarlar kendi işlerine dönebildi. İmparatorluğu eyaletlere böldü, eyaletlerin başına kendi akrabalarını ya da güvendiği adamları atadı. Timbuktu'nun bilginlerini sürgünden geri çağırdı, onlara danıştı, yargıçları onlardan seçti.

1496–1497'de Askiya Muhammed Mekke'ye hacca gitti. Kaynaklara göre bu yolculukta, Kahire'deki Abbasi halifesinden, Batı Afrika'daki Müslümanların önderi olarak bir tür temsil yetkisi aldı. Aynı yıllarda, Kuzey Afrikalı bilgin el-Mağili ile yazıştı ve ona, bir Müslüman hükümdarın uyrukları arasındaki eski inançlara nasıl davranması gerektiğini sordu. Bu sorular ve el-Mağili'nin yanıtları, Askiya'nın kendi iktidarını İslam hukuku içinde temellendirme çabasının bir parçasıydı.

Askiya Muhammed döneminde imparatorluk, Atlantik'e yakın bölgelerden bugünkü Nijer'in içlerine, Sahra'daki tuz madenlerinden güneydeki ormanlık alanların kıyısına kadar uzanıyordu. Nijer üzerindeki kayık filosu, hem askerî bir güç hem de ticaretin ana damarıydı; tahıl, nehir yoluyla Gao'ya ve Timbuktu'ya taşınıyordu. İmparatorluğun geniş tarım alanlarında, köleleştirilmiş insanların çalıştırıldığı kraliyet çiftlikleri vardı; kronikler, bu çiftliklerden sarayın ve ordunun ihtiyacı için alınan tahıl miktarlarını ayrıntılı biçimde sayar. Songay'ın zenginliği, altın ticaretinin yanında, bu emeğe dayanan bir tarım ekonomisine de dayanıyordu.

Dönüş noktası — 1591

Askiya Muhammed 1528'de yaşlanıp gözleri görmez olunca kendi oğlu tarafından tahttan indirildi; ardından oğulları ve torunları arasında taht kavgaları yaşandı; ama imparatorluk, on altıncı yüzyıl boyunca Sahra'nın güneyindeki en geniş devlet olarak kaldı. Kuzeyde, Fas'ın Sadi hanedanından sultan Ahmed el-Mansur, Songay'ın altınına ve Sahra'daki tuz madenlerine göz dikmişti. 1590'da, çoğu İspanyol kökenli dönmelerden ve Endülüslü göçmenlerden oluşan, tüfeklerle ve toplarla donanmış birkaç bin kişilik bir orduyu, Cuder Paşa'nın komutasında Sahra'nın öbür yakasına gönderdi. Ordu, çölü aşan uzun yürüyüşte büyük kayıplar verdi.

1591'in Mart ayında, Gao yakınlarındaki Tondibi'de, Askiya İshak'ın ordusu Faslıların karşısına çıktı. Songay ordusu çok daha kalabalıktı, ama ateşli silahlara karşı hazırlıksızdı ve dağıldı. Faslılar Gao'ya, ardından Timbuktu'ya girdi. Askiya İshak güneye çekildi ve kısa süre sonra öldü.

Yaygın yanlış«Songay, Fas'ın tüfekleri karşısında tek bir savaşta çöktü ve her şey bitti.»
Doğrusu

Tondibi, Songay'ın merkezî devletini yıktı; ama direniş bitmedi. Askiya ailesinin bir kolu, Nijer'in güneyindeki Dendi bölgesine çekilip yirmi yılı aşkın bir süre Fas'a karşı savaştı. Faslılar da, yalnızca büyük kentleri ve nehir boyunu tutabildi; askerlerinin çoğu hastalıklardan öldü, Marakeş'ten gelen destek zamanla kesildi. Fas askerlerinin yerel kadınlarla evlenen torunları, Arma denen yeni bir yönetici topluluk oluşturdu ve on sekizinci yüzyıla kadar Timbuktu'yu, Fas'tan giderek bağımsız biçimde yönetti.

Cevap — imparatorluğun iki yüzü

Songay İmparatorluğu, Sonni Ali'nin seferleriyle kuruldu, Askiya Muhammed'in örgütlemesiyle kalıcılaştı. Birinin askerî gücü, öbürünün yönetim ve meşruiyet anlayışı olmasaydı, imparatorluk bu genişliğe ulaşamazdı. Kroniklerin iki hükümdarı bu kadar farklı anlatması, onların gerçek başarılarından çok, kroniği yazanların kimin tarafında durduğunu gösterir: Timbuktu'nun bilgin ailelerini sürgüne gönderen hükümdar zalim, onları geri çağıran dindar olarak hatırlandı. Songay'ın sonu da, yalnızca bir savaşın değil, uzun bir parçalanma sürecinin sonucuydu. Taht kavgalarıyla zayıflamış bir hanedan, çölün öbür yakasından gelen yeni silahlarla karşılaşınca, merkez dağıldı; ama imparatorluğun kentleri, yolları ve bilgin aileleri, yeni yöneticilerin altında yaşamayı sürdürdü.

Bugünle bağ — Gao'daki piramit

Askiya Muhammed'in Gao'daki mezarı, hac dönüşünden sonra yaptırıldığı düşünülen, kerpiçten on metreyi aşkın bir piramit biçimindedir; yağmurların aşındırdığı sıvası düzenli aralıklarla topluca yenilenir. 2004'te UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne alındı. Bir hanedanın kurucusunun mezarı, beş yüzyıl sonra bile, bir topluluğun her yıl birlikte bakımını yaptığı bir anıt olarak yaşıyor.

Birincil kaynak

Es-Sadi, Sonni Ali'yi ve onun ardından tahta geçen Askiya Muhammed'i şöyle anlatır. O. Houdas'ın Fransızca çevirisinden:

Quant à ce maître tyran, ce scélérat célèbre, Sonni-'Ali, […] c'était un homme doué d'une grande force et d'une puissante énergie. Méchant, libertin, injuste, oppresseur, sanguinaire, il fit périr telle quantité d'hommes que Dieu seul en sait le nombre. Il persécuta les savants et les pieux personnages […].
Dieu délivra ainsi les musulmans de leurs angoisses ; il se servit du nouveau prince pour faire cesser les malheurs et les agitations dont ils souffraient. Askia-Mohammed déploya, en effet, le plus grand zèle pour fortifier la communauté musulmane […]. Il fréquenta les docteurs et leur demanda des avis sur ce qu'il était de son devoir de faire dans les affaires du gouvernement.

Türkçesi: Bu zalimlerin ustasına, bu ünlü kötü adama, Sonni Ali'ye gelince […] büyük bir güce ve güçlü bir enerjiye sahip bir adamdı. Kötü, ahlaksız, adaletsiz, baskıcı ve kan dökücüydü; sayısını ancak Tanrı'nın bildiği kadar çok insanın canına kıydı. Bilginlere ve dindar kişilere zulmetti […].

Tanrı böylece Müslümanları sıkıntılarından kurtardı; yeni hükümdarı, onların çektiği felaketlere ve karışıklıklara son vermek için araç kıldı. Gerçekten de Askiya Muhammed, Müslüman topluluğu güçlendirmek için büyük bir gayret gösterdi […]. Bilginlerle görüştü ve yönetim işlerinde ne yapması gerektiğini onlara danıştı.

Kaynak: es-Sadi, Tarih es-Sudan (y. 1655), XII. ve XIII. bölümler; O. Houdas (çev.), Tarikh es-Soudan (Paris: Ernest Leroux, 1900), s. 103 ve 118; Internet Archive. Türkçesi, Fransızcasından bizim.

  1. Es-Sadi, Sonni Ali'nin «büyük gücünü» ve «enerjisini» kabul ediyor, ama onu yine de kötülüyor. Bu iki yargı bir arada nasıl okunmalı?
  2. Es-Sadi'nin iki hükümdarı değerlendirirken kullandığı ölçüt nedir? Bu ölçüt, onun kendi toplumsal konumu hakkında ne söylüyor?
  3. Sonni Ali'nin kendi sarayında ya da Songay köylerinde nasıl hatırlandığını öğrenmek isteseydik, hangi kaynaklara başvurabilirdik?

Tarihçiler Tartışıyor

  • Sékéné Mody Cissoko (1975) — Tombouctou et l'empire songhay adlı kitabında, Songay'ı Batı Afrika'nın büyük bir siyasal ve kültürel başarısı olarak anlattı. Bağımsızlık sonrası Mali tarihçiliğinin önde gelen temsilcilerinden biri olarak, Timbuktu'nun bilgi hayatını ve Songay'ın devlet örgütlenmesini, Afrika'nın kendi uygarlık birikiminin kanıtı olarak öne çıkardı.
  • Lansiné Kaba (1981) — The Journal of African History'de yayımladığı «Archers, Musketeers, and Mosquitoes» makalesinde, Fas fethini ve Songay direnişini yeniden inceledi. Tondibi'deki yenilginin sonrasında Dendi'deki uzun direnişi, Fas ordusunun hastalıklar karşısındaki kayıplarını ve fethin sınırlarını vurgulayarak, «tüfekler bir günde imparatorluğu yıktı» anlatısını sorguladı.
  • Paulo Fernando de Moraes Farias (2003) — Arabic Medieval Inscriptions from the Republic of Mali adlı eserinde, Gao ve çevresindeki mezar taşlarını ve yazıtları yayımladı. Bu yazıtları, kroniklerle karşılaştırarak, Tarih es-Sudan gibi eserlerin geçmişi, kendi dönemlerinin, yani Fas fethinden sonraki Timbuktu'nun siyasal ihtiyaçlarına göre yeniden kurduğunu savundu.
  • Mauro Nobili ve Mohamed Shahid Mathee (2015) — History in Africa'da yayımladıkları makalede, Tarih el-Fettaş adıyla bilinen kroniğin, uzun süre sanıldığı gibi on altıncı yüzyıldan kalma tek bir eser olmadığını gösterdiler. Metnin, Askiya Muhammed'i bir halife olarak yücelten bölümlerinin, on dokuzuncu yüzyılda başka bir devletin önderini meşrulaştırmak için yeniden düzenlendiğini ortaya koydular.

Bu tartışmada tarihçiler, Songay'ın tarihini ve bu tarihi anlatan kaynakları birlikte sorgular. Cissoko, Songay'ı Afrika'nın büyük bir başarısı olarak öne çıkarır. Kaba, Fas fethini yeniden inceleyerek hem Songay'ın direnişini hem de fethin sınırlarını görünür kılar. Farias, yazıtlarla kronikleri karşılaştırarak, kroniklerin geçmişi nasıl yeniden kurduğunu gösterir. Nobili ve Mathee ise, en ünlü kroniklerden birinin sonradan değiştirildiğini kanıtlar. Hepsi, Songay'ı anlamak için kroniklerin anlattıklarının yanında, onları kimin, ne zaman ve neden yazdığını sormak gerektiğinde buluşur.

Derine İn

Songay tarihinin iki temel kaynağı, Tarih es-Sudan ve Tarih el-Fettaş, Fas fethinden yarım yüzyıl kadar sonra, Timbuktu'da yazıldı. Bu kronikleri yazanlar, kentin bilgin ailelerinden geliyordu ve Arma yönetimi altında yaşıyordu. Onlar için Songay dönemi, kaybedilmiş bir düzenin ve bilginlerin saygı gördüğü bir çağın hatırasıydı. Askiya hanedanını yüceltmek, bir yandan geçmişi anmak, öte yandan kendi dönemlerinin yöneticilerine, iyi bir hükümdarın nasıl olması gerektiğini hatırlatmaktı.

Tarih el-Fettaş'ın hikâyesi, kaynak eleştirisinin ne kadar önemli olduğunu gösterir. Yirminci yüzyılın başında Fransızcaya çevrilen bu kronik, uzun süre on altıncı yüzyılda Mahmud Kati adlı bir bilgin tarafından yazılmaya başlanmış, torunları tarafından tamamlanmış bir eser sayıldı. Oysa metnin bazı elyazmalarında, Askiya Muhammed'in hac yolculuğunda, kendisinden sonra Batı Afrika'da on ikinci bir halifenin çıkacağına dair bir kehanet duyduğu anlatılıyordu. Bu kehanet, on dokuzuncu yüzyılın başında Nijer'in iç deltasında kurulan Hamdullahi devletinin önderi Ahmed Lobbo'yu işaret edecek biçimde yazılmıştı. Nobili ve Mathee, bu bölümlerin, Hamdullahi devletinin çevresinde, eski bir kroniğin yeniden düzenlenmesiyle üretildiğini gösterdiler. Yani yüzyıllar önceki bir hükümdarın hikâyesi, yeni bir devletin meşruiyetini kurmak için yeniden yazılmıştı.

Sonni Ali'nin kroniklerdeki kötü ünü de aynı eleştirel gözle okunmalıdır. Songay'ın sözlü geleneklerinde, Sonni Ali çok farklı bir figürdür: büyülü güçlere sahip, düşmanlarını yenilmez gücüyle alt eden bir kahraman-kral. Bu gelenekler, onun Songay'ın eski inançlarıyla olan bağını bir kusur olarak değil, bir güç kaynağı olarak görür. Timbuktu'nun Müslüman bilginleri ile Songay köylerinin anlatıcıları, aynı hükümdarı tamamen farklı değerlerle yargılıyordu. Tarihçi için bu iki anlatının hiçbiri tek başına «doğru» değildir; ikisi de, farklı toplulukların kendi değerlerini bir hükümdarın hikâyesi üzerinden dile getirmesidir.

Gao'nun mezar taşları ise, kroniklerin hiç anmadığı bir geçmişi gösterir. On ikinci yüzyılın başlarına ait bu taşlar, Gao'da, kroniklerde adı geçmeyen kralların ve kraliçelerin hüküm sürdüğünü, bunların Endülüs'ten mermer getirtecek kadar zengin ve bağlantılı olduğunu ortaya koyar. Kronikler, Songay'ın tarihini kendi dönemlerine yakın hükümdarlar üzerinden anlatır; taşlar ise, bu tarihin çok daha eskiye uzandığını hatırlatır. Tarihçinin işi, yazılı anlatının boşluklarını, taşların ve sözlü geleneğin sesleriyle doldurmaktır.

Fethin öbür tarafının da kendi anlatısı vardı. Marakeş'teki Sadi sarayının tarihçileri, Songay seferini, Ahmed el-Mansur'un İslam dünyasının önderi olma iddiasının bir parçası olarak sundu; Songay hükümdarlarını, halifeye boyun eğmeyen asiler olarak gösterdi. Fas'a taşınan altın, sultanın Marakeş'teki büyük sarayının yapımında kullanıldı ve ona «altınlı» anlamına gelen bir lakap kazandırdı. Aynı olay, Timbuktu'da bir felaket, Marakeş'te bir zafer olarak yazıldı; bir tarihçi için ikisini yan yana okumak, olayın kendisi kadar önemlidir. Tek bir tarafın kroniğini okuyan biri, ya bir altın çağın yıkılışını ya da bir asi krallığın cezalandırılışını görür; ikisini birlikte okuyan ise, iki devletin aynı altın, aynı tuz ve aynı meşruiyet için yaptığı bir mücadeleyi.

Uzman Notu

Temel literatür

  • O. Houdas (çev.), es-Sadi, Tarikh es-Soudan (Paris: Ernest Leroux, 1900).
  • Sékéné Mody Cissoko, Tombouctou et l'empire songhay (Dakar: Nouvelles Éditions africaines, 1975).
  • Lansiné Kaba, «Archers, Musketeers, and Mosquitoes: The Moroccan Invasion of the Sudan and the Songhay Resistance (1591–1612)», The Journal of African History 22 (1981), s. 457–475.
  • Paulo Fernando de Moraes Farias, Arabic Medieval Inscriptions from the Republic of Mali: Epigraphy, Chronicles and Songhay-Tuāreg History (Oxford: Oxford University Press for the British Academy, 2003).
  • Mauro Nobili ve Mohamed Shahid Mathee, «Towards a New Study of the So-Called Tārīkh al-fattāsh», History in Africa 42 (2015), s. 37–73.
  • Mauro Nobili, Sultan, Caliph, and the Renewer of the Faith: Aḥmad Lobbo, the Tārīkh al-fattāsh and the Making of an Islamic State in West Africa (Cambridge: Cambridge University Press, 2020).

Arşiv ve kaynak

Songay tarihinin temel kaynakları, Timbuktu'da yazılan Tarih es-Sudan ve Tarih el-Fettaş kronikleri; Askiya Muhammed ile el-Mağili arasındaki yazışmalar; Gao, Saney ve Essuk'taki Arapça mezar taşları ve yazıtlar; Fas'ın Sadi hanedanının saray tarihleri ve mektupları; Songay'ın sözlü gelenekleridir. Houdas'ın Tarih es-Sudan çevirisi çevrimiçi arşivlerde bulunur. Tarih el-Fettaş'ın elyazmaları, Nobili ve Mathee'nin çalışmasından sonra yeniden inceleniyor.

Açık sorular

  • Sonni Ali, kroniklerin anlattığı kadar bilginlere düşman mıydı, yoksa bu imge, onun Timbuktu'nun belli ailelerine karşı yürüttüğü bir siyasal mücadelenin sonucu mu?
  • Askiya Muhammed'in Kahire'de aldığı yetki, Songay'ın içinde nasıl bir anlam taşıyordu?
  • Fas fethinin Batı Afrika'nın ekonomisi ve Sahra ötesi ticaret üzerindeki uzun vadeli etkileri nelerdi?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) Songay İmparatorluğu'nun merkezi hangi kentti? A) Timbuktu B) Cenne C) Gao D) Velata
  2. (Hedef 2) Es-Sadi'ye göre «askiya» unvanı kimlerin söylediği bir sözden gelir? A) Sonni Ali'nin kızlarının B) Timbuktu'nun bilginlerinin C) Fas'ın elçilerinin D) Askiya Muhammed'in askerlerinin
  3. (Hedef 3) 1591'de Songay ordusunun Fas ordusuna yenildiği savaş nerede yapıldı? A) Dendi'de B) Tondibi'de C) Marakeş'te D) Saney'de
  4. (Hedef 3) Tarih el-Fettaş'ın bazı bölümlerinin on dokuzuncu yüzyılda yeniden düzenlendiğini gösteren tarihçiler kimlerdir? A) Nobili ve Mathee B) Cissoko ve Kaba C) Farias ve Kaba D) Houdas ve Cissoko
  5. (Hedef 2) Es-Sadi'ye göre Askiya Muhammed, halkı hangi iki gruba ayırdı? A) Tüccarlar ve çiftçiler B) Müslümanlar ve öbürleri C) Kentliler ve göçebeler D) Ordu ve sivil halk

Açık uçlu soru

(Hedef 3) «Sonni Ali zalim miydi, Askiya Muhammed dindar mı?» sorusunu tartış. Cevabında Tarih es-Sudan'daki iki portreyi, «askiya» unvanının hikâyesini, es-Sadi'nin toplumsal konumunu, Songay'ın sözlü geleneklerini ve Tarih el-Fettaş'ın yeniden yazılışını kullan; Farias ile Nobili ve Mathee'nin yaklaşımlarını karşılaştır.

Cevaplar

  1. C — Songay'ın merkezi Gao'ydu.
  2. A — Unvan, Sonni Ali'nin kızlarının söylediği bir sözden gelir.
  3. B — Bu savaş Tondibi'de yapıldı.
  4. A — Bu tarihçiler Nobili ve Mathee'dir.
  5. D — Halkı ordu ve sivil halk olarak ikiye ayırdı.

Kapsamlı bir cevap, es-Sadi'nin iki portresini, Timbuktu'nun bilgin ailelerinin gözünden yazılmış yargılar olarak okur ve Sonni Ali'nin bu ailelerle çatışmasını, Askiya Muhammed'in ise onlarla ittifakını bu yargıların arka planı olarak açıklar. «Askiya» unvanının hikâyesini, yeni hanedanın gaspçı başlangıcının kroniklerde bile iz bıraktığının örneği olarak kullanır. Songay'ın sözlü geleneklerinde Sonni Ali'nin bir kahraman olarak anılmasını, aynı hükümdarın farklı topluluklarca farklı değerlerle yargılandığının kanıtı olarak tartışır. Güçlü bir yanıt, Farias'ın kroniklerin geçmişi kendi dönemlerinin ihtiyaçlarına göre kurduğu görüşünü, Nobili ve Mathee'nin Tarih el-Fettaş'ın on dokuzuncu yüzyılda yeniden düzenlendiğini gösteren çalışmasıyla karşılaştırır.

Sonraki bölüme köprü

Batı Afrika'nın Sahra'ya dönük imparatorluklarından, kıtanın öbür kıyısına, Hint Okyanusu'na geçiyoruz. Somali'den Mozambik'e uzanan Doğu Afrika kıyısında, on ikinci yüzyıldan itibaren Kilva, Mombasa ve Zanzibar gibi mercan taşından yapılmış liman kentleri yükseldi. Bu kentlerin halkı, Bantu kökenli Svahili dilini konuşuyor, Arap harfleriyle yazıyor ve muson rüzgârlarını kullanarak Arabistan, İran, Hindistan ve Çin'le ticaret yapıyordu. Sıradaki derste bu kıyıyı inceleyeceğiz: Svahili kentleri kimlerin eseriydi, muson ticareti onları nasıl zenginleştirdi, ve on altıncı yüzyılda Portekizlilerin gelişi bu dünyayı nasıl değiştirdi?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:30 Kanca: bir masada açık duran bir kronik; iki sayfada iki taç silüeti, biri koyu, öbürü aydınlık gölgelerle. Hiçbir yüz çizilmez.
  • 1:30–3:10 Bağlam: Nijer'in doğu kıvrımı ve Gao; bir kum tepesinden çıkarılan, Arapça yazılı mermer bir mezar taşı; Endülüs'ten Sahra'ya uzanan bir yol çizgisi.
  • 3:10–4:55 Gelişme: nehirde ilerleyen uzun kayıkların silüeti; bir kentin kerpiç surları; bir sarayda bilginlerle oturan bir hükümdar silüeti.
  • 4:55–6:55 Dönüş noktası: çölü aşan bir ordunun uzaktan görünen kolu; boşalan bir pazar yeri ve kapısı kapanmış evler.
  • 6:55–9:00 Kapanış: Gao'daki kerpiç piramit; sıva yenilemesinde duvara uzanan eller.

Kişiler yüzsüz silüet; kutsal kişiler resmedilmez; savaş ve şiddet sahneleri gösterilmez.