Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Not gelince ilk dürtü açıklamaktır; açıklama notun içeriğini masadan kaldırır.
- Gönderilmeyen cevap yazara neyi savunduğunu gösterir, okura gitmez.
- Niyet açığı sayfadan ölçülür; açıklama onu ancak dinleyen tek kişi için kapatır.
- Kişiselleştirme sayfaya verilen notu yazara verilmiş gibi duyurur.
- Duygusal bağ gerçektir; savunmanın dayanağı ise sayfada parmakla gösterilebilmelidir.
- Bilinçli aykırılık ile ödünç kalıp ayrı şeylerdir; okurun hangisini duyduğu sorularak öğrenilir.
- Soğuma süresinde not okunur ve yazılır; tartışılmaz, cevaplanmaz.
- An sorusu notu verenden bir sahne yeri ister; hüküm o yerin içinde küçülür.
- Notun dili kaba olabilir; arkasındaki okuma yine de gerçektir.
- Uygulanmayan not belirtisi, gerekçesi ve koşuluyla kaydedilir ve notu verene bildirilir.
- Burcu'nun denemesi: jandarma sabahı kaldı, son karesi üçüncü tura soru olarak bırakıldı; başlık değişmedi, afiş konuşmasına bağlandı.
Açılış sahnesi
Cumartesi sabahı. Burcu mutfak masasında, teslim e-postasını gönderdiği yerde. Önünde yapımcıya yazmaya başladığı bir cevap var. Dün akşam atölyede Nermin Hanım telefonunu masaya yüzüstü yatırmıştı. Bu sabah araya giren kimse yok.
İlk paragraf jandarma sabahı üstüne. Yapımcıya o sabah başka bir filme aitmiş gibi gelmiş. Burcu'nun cevabı «Aslında» diye açılıyor. Köyün resmî sesinin filmde yalnız bir kez konuştuğunu yazıyor. O sesin hafif olamayacağını, sahnenin bilerek aykırı bırakıldığını. Yazdıkça ton turunda kartına geçirdiği gerekçeyi neredeyse kelimesi kelimesine kopyaladığını fark ediyor.
İkinci paragraf başlık üstüne. Yapımcı «Yağhane»yi eskimiş bulmuş, bunu da bir kokuya benzetmiş. Burcu o kelimede takılıyor. Eskiyen ad mı, onu seçen mi? Paragraf uzuyor. Romanın adı bu. Ferhunde Hanım koydu. Dilber Hanım kitabı bu adla sevdi.
İmleç gönder düğmesinin üstünde duruyor. Burcu cevabı baştan okuyor. İçinde tek bir soru işareti yok. Her cümle bir şeyi anlatıyor, hiçbiri bir şey öğrenmek istemiyor.
Cevabı taslaklara kaydedip bilgisayarı kapatıyor. Telefonuna tek satırlık bir hatırlatma yazıyor: «Pazartesiye kadar cevap yok.»
Notun ardından hemen yazılan cevap çoğu zaman yazarın niyetini anlatır; notu verenin sayfada neyi gördüğünü söylemez.
Bu derste ne olacak
Burcu'nun hafta sonunu ve hafta başındaki kısa bir telefon görüşmesini izleyeceğiz. Önce o sabah yazılan cevaba bakacağız: niyet anlatan bir cevabın neden hiçbir şeyi değiştirmediğine. Yazarın kafasındaki niyet ile sayfanın gösterdiği arasındaki boşluğu ölçeceğiz. Bir sahneye bağlılığın ve tek bir kelimeye alınmanın notu nasıl bulandırdığını konuşacağız. Hemen cevap vermemeyi bir yöntem olarak kuracağız. Telefonda Burcu açıklamak yerine soru soracak. Sonunda iki not için iki ayrı karar çıkacak. Filmler bir rüya sahnesinden, bir Broadway yapımcısının bürosundan, Minneapolis'te bir haber odasından, bir Rum restoranından ve boynuzlarını törpüleyen kırmızı tenli bir kahramandan geliyor.
Sıfır noktası
Bir not gelince yazarın ilk dürtüsü açıklamaktır. «Orada şunu demek istemiştim.» Bu dürtü doğaldır, neredeyse istemsizdir. Savunma refleksi denen şey budur. Ama açıklama başlayınca notun içeriği konuşulmaz olur. Notu veren bir şey görmüştür. Yazar ona neyi görmesi gerektiğini anlatırsa, gördüğü şey masada sahipsiz kalır.
Açıklamanın bir sınırı da var. Film çekilince yazar salonda olmayacak. Sayfa okuru yalnız sayfayı görür, seyirci yalnız perdeyi. Niyet sayfaya geçmediyse hiçbir okura ulaşmaz. Açıklama tek bir okuru ikna edebilir. Salonu dolduran yabancıları edemez.
Notlar yazara bir de kişisel gelir. Taslak aylar süren bir emektir. Bazı sahneler yazarın kendi hayatından bir iz taşır. Bazı kelimeler sevdiği birinden gelir. Böyle bir sahneye yapılan itiraz, yazarın kendisine yapılmış gibi duyulur. Not ise yalnız sayfaya bakar. Notu veren yazarın o sahneye neler verdiğini bilmez. Bilmesi de gerekmez.
Zaman da işin içinde. Notun okunduğu ilk saatler en kötü saatlerdir. Yazar her satırda bir hüküm, her kelimede bir saldırı arar. Birkaç gün sonra aynı not başka görünür. Bazen küçülür. Bazen büyür, ama anlaşılır olur.
Notun biçimi de bir şey söyler. Yapımcı notları çoğu zaman kısadır. Kısa not bir sonucu bildirir, nedenini bildirmez. «Bu sahne bana yabancı geldi» bir his kaydıdır. Hissin hangi anda doğduğunu söylemez. Yazar o anı bilmeden notu ne savunabilir ne uygulayabilir.
Son olarak, her not uygulanmak için gelmez. Bazısı bir belirtiyi gösterir ve çözümü yazara bırakır. Bazısı sayfanın değil, sayfanın dışındaki bir işin sorusudur. Bazısı uygulanınca filmin kendisini değiştirir. Yazarın işi hepsine evet ya da hepsine hayır demek olamaz. Her not için ayrı bir karar verir ve gerekçesini yanına yazar.
Bütün bunların ortasında yazarın elinde iki araç kalır. Biri açıklama, öbürü soru. Açıklama yazarın bildiğini okura taşır. Soru okurun yaşadığını yazara taşır. Taslağı düzeltecek bilgi çoğu zaman ikinci yoldan gelir. Açıklamanın da bir yeri vardır, ama sıranın sonunda. Notu veren niyeti sorarsa yazar onu kısaca söyler. Sormazsa önce dinler.
Mekanizma
Taslaklar klasörü
Pazar sabahı Burcu taslaklar klasörünü açıyor. Dünkü cevap orada. Gün ışığında ilk gördüğü, cümlelerin nasıl başladığı. «Aslında.» «Bilerek.» «Romanda.» «Bizim amacımız.» Hiçbir cümle yapımcının neyi gördüğünü sormuyor.
Burcu cevabı silmiyor. Yazdırıp masanın kenarına koyuyor. Kâğıt ona bir şey söylüyor. Başlık paragrafı jandarma paragrafından uzun. Demek ki onu en çok yaralayan not, filmi en çok değiştirecek not değil.
Kartın yeri
Jandarma sabahının gerekçesi Burcu'nun kartında yazılı. Köyün resmî sesi bu filmde tek bir sabah konuşur ve şakaya gelmez. Yapımcı bu kartı hiç görmedi. Önünde yalnız sayfa vardı.
Burcu sahneyi kartı görmeden okumaya çalışıyor. Gün ağarıyor, kapıda adamlar bekliyor. Jandarma defteri açıp tek satırı parmağıyla gösteriyor. Defteri kapatıp kapıda duruyor. Kapıdaki adamlardan birinden bir kelime geliyor. Sahne jandarmanın sırtıyla bitiyor.
Sayfada sahnenin aykırı olduğu görülüyor. Neden aykırı olduğu görülmüyor. Kart bunu söylüyor, sayfa susuyor. Yapımcının duyduğu yabancılık belki amaçlanan yabancılıktı. Belki de başka bir şeydi. Burcu bunu sayfadan çıkaramıyor. Cevabı ancak notu veren verebilir.
Kelimenin dokunduğu yer
Cuma akşamı başlık şeridinin altına kendi eliyle iki kelime yazmıştı: «ne eski?» Hocanın kenar notu da aynı şeridin yanında bir burnun sahibini soruyordu. İkisi de nota bakıyordu. Cumartesi sabahı ise Burcu nota değil, kendine bakmış. Eski moda bir yazar, eski moda bir zevk.
Burcu boş bir kâğıdı ikiye bölüyor. Sol yarıya «bende dokunduğu yer», sağ yarıya «sayfada gösterdiği yer» yazıyor. Başlık notu için sol yarı hızla doluyor. Ferhunde Hanım'ın koyduğu ad. Dilber Hanım'ın gençliği. Romanı iki kez okuyuşu. Sağ yarı boş kalıyor. Not sayfada neyi gösteriyor? Burcu bilmiyor.
Aynı kâğıdı jandarma için de dolduruyor. Sol yarıda sahneye harcanan emek var. İkinci turda kısaltmış, ton turunda gerekçesini yazmıştı. Sahne her turda biraz daha onun olmuştu. Ama bu kez sağ yarı da doluyor: köyün resmî sesi. Burada savunduğu şey kâğıtta değil, sayfada.
Soğuma
Burcu'nun kuralı kısa. Pazartesiye kadar e-posta da yok, sayfa değişikliği de. Notları okumak serbest. Pazar öğleden sonra her notu kendi cümlesiyle yeniden yazıyor. Yapımcının kelimelerini kullanmıyor. Jandarma notu şöyle oluyor: «Okur bu sabahta filmden çıktı.» Başlık notu: «Okur başlıkta bir eskilik duydu.» İki cümlenin öznesi de okur. İkisinde de Burcu yok.
Akşam bir karar daha veriyor. Cevabı e-postayla değil, telefonla verecek. E-posta uzun bir savunmayı davet ediyor. Telefonda ancak kısa sorulara yer var.
Telefon
Pazartesi öğleden sonra Burcu yapımcıyı arıyor ve on dakika istiyor. Önündeki kâğıtta yalnız sorular var.
Yapımcının sesi kısa. Arkada bir kapı kapanıyor.
«Jandarma sabahı,» diyor Burcu. «Hangi anda başka bir filme geçtiniz?»
Bir sessizlik. «Defteri kapatıp beklediği yerde. Sonra sırtı. Döneceğini sandım.»
«Döndü mü?»
«Hayır. İki sahne boyunca bekledim.»
Burcu açıklamaya girişmiyor. Sayfayı önüne çekiyor. Sahnenin son satırına bakıyor: jandarmanın sırtı. Kartında bu görüntü yok. Kart sesi anlatıyor, son kareyi değil.
Başlığa geçiyor. «Eski olan ne? Kelime mi, ses mi?»
«Kelime. Afişte bir müze adı gibi duruyor.»
«Filmi gördükten sonra da mı?»
«Sonra yerine oturuyor. Ama önce biletini alacak biri lazım.»
Yapımcı adı da konuşmak istiyor. Burcu o not için zaman istiyor. «Onu ayrıca yazacağım.» Yapımcı itiraz etmiyor. Görüşme bitiyor. Burcu tek bir şey savunmadı. İki notun da yerini öğrendi.
İki kayıt
Burcu not defterine iki kayıt düşüyor. Birincisi jandarma. Sahne kalıyor, gerekçesi de. Ama belirti de deftere giriyor. Okur yabancılığı duymamış, bir vaat duymuş. Sırtla biten sabah bir dönüş bekletiyor. Bu bir ton sorunu olmaktan çok bir kapanış sorusu. Burcu üçüncü tura bir soru bırakıyor: son kare sırt olmak zorunda mı? Cevabı şimdi vermiyor. Sahneyi başka seslerden duymadan karar vermeyecek.
İkincisi başlık. Değişmiyor. Gerekçe: notun sorusu sayfanın değil, afişin sorusu. Sayfanın okuru da salondaki seyirci de adı filmden sonra kabul ediyor. Bilet alacak kişinin sorusu başka bir masada konuşulacak. O masada hakların sahibi aile de oturacak. Kaydın altına koşulu yazıyor: başlık, afiş konuşması açılınca yeniden açılır.
Cumartesinin cevabı hâlâ masanın kenarında duruyor. İki kayıttan hiçbiri onda yok.
Filmlerden okuma
Usta katmanı
Cevabı yaz, gönderme. Notun ardından gelen öfke bir yere akmak ister. Onu bir taslağa akıt. Taslak sana neyi savunmak istediğini gösterir. Okura ise hiçbir şey göstermez.
Cümle başlarını oku. Gönderilmeyen cevabın cümleleri «aslında», «bilerek», «amacım» ile başlıyorsa o cevap bir niyet anlatıyor. Notu verenin gördüğünü soran tek bir cümle yoksa cevap sana yazılmış demektir.
Kartı sayfaya taşı, okura değil. Bir sahnenin gerekçesi kartta duruyorsa önce şunu sor: sayfada bu gerekçenin bir izi var mı? Yoksa açık sayfadadır. Okura gerekçeyi anlatmak açığı kapatmaz, yalnız bir okur için örter.
Kâğıdı ikiye böl. Bir yarıya notun sana dokunduğu yeri, öbürüne sayfada gösterdiği yeri yaz. Sağ yarı boş kalıyorsa savunduğun şey sayfa değildir.
Notu kendi cümlenle yeniden yaz. Cümlenin öznesi okur olsun. «Okur burada filmden çıktı» cümlesinde yazara yöneltilmiş bir suçlama yoktur. Yalnız sayfada bir yer vardır.
Kanalı seç. Uzun bir e-posta savunmaya, kısa bir telefon soruya elverişlidir. Notun yerini öğrenmek istiyorsan sesli konuş ve kısa tut.
İlk soru bir an istesin. «Neden?» notu verenden bir gerekçe ister ve onu savunmaya iter. «Hangi anda?» bir yer ister. Yeri bilen yazar kendi gerekçesini kendisi bulur.
İkinci soruyu cevaptan kur. Önceden hazırlanmış ikinci soru çoğu zaman boşa gider. Notu verenin söylediği son kelimeye dön. «Döneceğini sandım» cümlesinden «Döndü mü?» sorusu çıkar.
Cevabı onun kelimeleriyle yaz. Telefonda duyulan cümle akşama kadar bir yoruma dönüşür. «Döneceğini sandım» yerine deftere «tür sorunu» yazan yazar, okurun beklentisini kendi teşhisiyle değiştirmiş olur. Önce kelimeyi kaydet, teşhisi sonra koy.
Bazı notları telefonda açma. Filmin temeline dokunan bir not on dakikalık bir görüşmeye sığmaz. «Onu ayrıca yazacağım» demek bir kaçış sayılmaz. Karar için gereken zamanı istemektir.
Bilinçli aykırılığı ödünç kalıptan ayır. Bilerek aykırı bırakılan bir sahne okura yabancı gelmelidir. Ama yabancılık bildik bir türün kalıbından geliyorsa okur başka bir filme geçer. Önce okurun hangisini duyduğunu öğren.
Sayfanın dışındaki notu sayfada çözme. Afiş, bütçe, takvim notları sayfaya inince çoğu zaman yanlış yere iner. Böyle bir notu onu konuşacak masaya taşı.
Uygulamadığın notu da kaydet. Kayıtta belirti, gerekçe ve koşul durur. Kayıtsız reddedilen not bir sonraki turda aynı biçimde, belki daha sert bir sesle geri gelir.
Bedeli önceden hesapla. Uygulanmayan not bir zaman, bir para ya da bir güven harcatır. Bedeli görmeden «hayır» deme. Gördükten sonra da onu küçültmenin yolunu ara.
Soğumaya bir bitiş koy. Süresiz bekleyen not unutulmaz, birikir. Hatırlatmaya bir gün yaz. O gün geldiğinde ya soru sor ya da kaydı düş.
Kararını notu verene bildir. Uygulamadığın notu sessizce bırakma. Kısa bir cümle yeter: ne gördüğünü anladın, neden şimdilik dokunmuyorsun, ne zaman yeniden bakacaksın. Sessiz ret, notu verende bir duvar gibi durur.
Notun haklı olduğu yeri bul. Her notta bir doğru parça vardır. Yapımcı jandarmanın döneceğini sandı. Bu yanlış bir okuma sayılmaz. Sayfanın gerçekten kurduğu bir beklentiydi.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Niyetini iyi açıklarsan not geri çekilir."
Not geri çekilebilir, ama sayfa değişmez. Seyirci açıklamayı hiç duymayacak. Niyet sayfaya geçmediyse yalnız o okur için kapanmıştır.
Yaygın yanlış"Hemen cevap vermek profesyonelliktir."
Hızlı cevap çoğu zaman bir savunmadır. Profesyonel olan, notu aldığını bildirip cevabı için zaman istemektir.
Yaygın yanlış"Notu kişisel alıyorsan yazar olmaya uygun değilsin."
Her yazar notu bir an kişisel duyar. Sorun bu his değil, bu hisle cevap vermektir. His soğuma süresinde geçer, not kalır.
Yaygın yanlış"Duygusal bağ bir zaaftır."
Bağ yazarı o sahneye götüren şeydir. Ama bağ bir gerekçe olamaz. Gerekçe sayfada gösterilebilen bir şeydir.
Yaygın yanlış"Tek satırlık bir not hafif bir nottur."
Kısa not yalnız bir sonucu bildirir. Nedenini bulmak bir soru ister. Tek satırlık bir his bir sahnenin kapanışını değiştirebilir.
Yaygın yanlış"Yapımcının notu bir emirdir."
Bazen bir şarttır, çoğu zaman bir okumadır. Hangisi olduğunu öğrenmenin yolu sormaktır.
Yaygın yanlış"Notu uygulamamak notu yok saymaktır."
Uygulanmayan not okunur, belirtisi yazılır, bir koşula bağlanır. Yok sayılan not ise hiç tartılmamıştır.
Yaygın yanlış"Soru sormak notu kabul etmek demektir."
Soru bir yer ister, bir söz vermez. Burcu iki soru sordu ve iki notu da uygulamadı.
Yaygın yanlış"Bilinçli aykırı bir sahneye itiraz, tonu anlamamaktır."
Okur aykırılığı duyabilir ve yine de yanlış bir şeyi duyabilir. Jandarma sabahının sesi değil, son karesi okuru başka bir filme taşıdı.
Yaygın yanlış"Notun dili kabaysa okuması da yanlıştır."
Not bir benzetmeyle, bir kokuyla, yarım bir cümleyle gelebilir. Dil özensiz olabilir. Ama arkasındaki okuma gerçek bir okurun gerçek bir anıdır.
Yaygın yanlış"Bekletilen not unutulur."
Bekletmek kayda geçirmektir. Unutulan not hiç yazılmamış nottur. Soğuma süresinde not ortadan kalkmaz, yalnız yazarın sesi kısılır.
Yaygın yanlış"Başlık yazarın en son kalesidir."
Başlık sayfadan önce bir afişte okunur. Kararı çoğu zaman yazarın masasından daha geniş bir masada konuşulur.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Not gelince ilk dürtü açıklamaktır; açıklama notun içeriğini masadan kaldırır.
- Gönderilmeyen cevap yazara neyi savunduğunu gösterir, okura gitmez.
- Niyet açığı sayfadan ölçülür; açıklama onu ancak dinleyen tek kişi için kapatır.
- Kişiselleştirme sayfaya verilen notu yazara verilmiş gibi duyurur.
- Duygusal bağ gerçektir; savunmanın dayanağı ise sayfada parmakla gösterilebilmelidir.
- Bilinçli aykırılık ile ödünç kalıp ayrı şeylerdir; okurun hangisini duyduğu sorularak öğrenilir.
- Soğuma süresinde not okunur ve yazılır; tartışılmaz, cevaplanmaz.
- An sorusu notu verenden bir sahne yeri ister; hüküm o yerin içinde küçülür.
- Notun dili kaba olabilir; arkasındaki okuma yine de gerçektir.
- Uygulanmayan not belirtisi, gerekçesi ve koşuluyla kaydedilir ve notu verene bildirilir.
- Burcu'nun denemesi: jandarma sabahı kaldı, son karesi üçüncü tura soru olarak bırakıldı; başlık değişmedi, afiş konuşmasına bağlandı.
Sonraki derse köprü
Burcu'nun defterinde jandarma sabahı için açık bir soru duruyor: o sabah neden bir sırtla bitiyor? Bunu kendi sesiyle okuyarak çözemez. Sayfayı ezbere biliyor. Okuduğu her satıra niyetini de katar. Sahneyi başka sesler okusa ne olur? Jandarmayı kim okumalı, kapıdan gelen kelimeyi kim? Okuma sırasında masadan bir gülme ya da bir sessizlik gelirse Burcu bunu nasıl yazmalı? Kendisi nerede oturmalı, ne zaman susmalı? Kaydı açmadan önce kimin onayını almalı? Sıradaki ders masa başı okuması: senaryoyu bir odada yüksek sesle duymak.