Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- "Göster, anlatma" bir yasak değil, bir ölçüdür.
- Davranış, ilişki, statü, çatışma, alışkanlık ve tehlike gösterilince güçlenir.
- Söylenen ile yapılan arasındaki fark ancak gösterilebilir.
- Söz–görüntü karşıtlığında seyirci görüntüye inanır.
- İşlevsel anlatma, sözün daha iyi taşıdığı bilgiyi sözle verir.
- Bir sayı, bir isim ya da bir sırrın içeriği çoğu zaman yalnızca söylenebilir.
- Aşırı görselleştirme basit bilgiyi uzun sahneye çevirir.
- Görsel bulmaca seyirciyi anlamdan değil kafa karışıklığından besler.
- Önce gösterip sonra söylemek anlamı katlar.
- Sessiz karakterin doğru yerdeki tek sözü, sahnenin bütün ağırlığını taşır.
- Bilgi çoğu zaman söylenebilir, duygu çoğu zaman gösterilmelidir.
- Asıl beceri bir kuralı uygulamak değil, her bilgi için kanalı yeniden seçmektir.
Açılış sahnesi
Emre bir hafta boyunca Nöbet'teki her repliği bir görüntüyle değiştirmeye çalışmış. Masaya yeni sayfaları koyuyor. Murat'ın işini anlatan iki cümle gitmiş. Yerine iki sayfalık bir ofis sahnesi gelmiş: toplantı odası, ekranlar, beklenen bir imza. Serkan'ın notunun içindeki kelime de silinmiş. Yerine bir takvim, üstünde işaretlenmiş günler ve uzun uzun bakan bir Kadir gelmiş.
Fotoğraf sahnesinde de bir değişiklik var. Kadir çekmeceden fotoğrafı çıkarıyor, uzun süre bakıyor ve yerine koyuyor. Hiç konuşmuyor. Emre eski repliği silmiş: "Bu biz değiliz."
Meltem sayfaları okuyor. Ofis sahnesinde sıkılıyor. Takvim sahnesinde ne anlatıldığını anlamıyor. Fotoğraf sahnesinde ise fotoğraftaki iki gencin kim olduğunu soruyor. Kadir ile Murat mı?
Emre şaşırıyor. Göster, anlatma, diyor. Bunu biz öğrenmedik mi?
Nermin Hanım sayfaları masanın ortasına itiyor. Öğrendik, diyor. Ama ilke bir yasak değil, bir ölçü. Görüntü kimi bilgiyi büyütür, kimi bilgiyi boğar. Sen bu hafta söylenmesi gerekenleri de susturmuşsun.
"Göster, anlatma" bir yasak değil, bir ölçüdür: görüntünün daha güçlü taşıdığını göster, sözün daha iyi taşıdığını söyle.
Bu derste ne olacak
Bu derste senaryo yazarlığının en çok tekrarlanan öğüdünü, nerede işlediğini ve nerede tökezlediğini inceleyeceğiz. Önce hangi bilgilerin gösterildiğinde güçlendiğini göreceğiz: davranış, ilişki ve statü, duygusal değişim, çatışma, dünya kuralları, tehlike, alışkanlık ve söylenenle yapılan arasındaki fark. Sonra anlatmanın işe yaradığı durumlara geçeceğiz: zamanı hızla geçmek, gereksiz bilgiyi kısaltmak, bir anlatıcı ya da üslup kurmak, komedi, bilinçli karşıtlık ve sözlü anlatıya dayanan hikâyeler. En sonda ilkenin yanlış kullanımlarını konuşacağız. Bütün bunları Emre'nin bir haftalık sayfaları üzerinde izleyeceğiz. Beş film de ilkenin iki yüzünü, gösterilenle söyleneni, yan yana gösterecek.
Sıfır noktası
"Göster, anlatma" senaryo yazarlığının en sık duyulan öğüdüdür. Arkasında sağlam bir gerçek var. Seyirci bir şeyi kendisi gördüğünde ona inanır. Bir karakterin cesur olduğunu duymak bir bilgidir. Onun cesurca bir şey yaptığını görmek bir deneyimdir.
Ama bu öğüt çoğu zaman bir kurala dönüştürülür. Hiçbir şey söylenmesin, her şey gösterilsin. Bu kural uygulandığında iki tuhaf şey olur. Basit bilgiler uzun sahnelere dönüşür ve film ağırlaşır. Görüntüye çevrilemeyen bilgiler ise ya kaybolur ya da anlaşılmaz bir bulmacaya dönüşür.
Emre'nin bir haftası tam olarak buydu. Murat'ın işi iki cümleyle anlatılabilirdi, iki sayfa oldu. Notun tek kelimesi okunabilirdi, bir takvime dönüştü ve kimse onu çözemedi. Fotoğraftaki iki genç, tek bir cümleyle tanınabilirdi, sessiz kaldı ve seyirci onları başka biriyle karıştırdı.
Önceki derste görsel anlatıyı gördük: hikâyenin bilgisini, karakterlerini ve değişimini görüntü, eylem, mekân ve nesneyle aktarma biçimi. Bu ders o tanıma bir ölçü ekliyor. Her bilgi için aynı soru sorulur: bu bilgi gösterildiğinde mi, söylendiğinde mi daha güçlü?
Sözlükteki yazım ekonomisi, aynı bilgiyi en az kelimeyle ve en görünür biçimde vermekti. Bu tanımdaki iki ölçü bazen birbirine çarpar. En görünür biçim her zaman en kısa biçim değildir. Bir cümle, iki sayfalık bir görüntüden daha ekonomik olabilir. O zaman ekonomi sözden yana çıkar.
Sözlükteki çifte söyleyiş ise bir görüntünün zaten verdiği bilginin bir de sözle verilmesiydi. Bu, ilkenin öbür ucudur: gösterilmiş bir şeyi bir de söylemek. Bu derste iki ucu birden görüyoruz. Gösterilmesi gerekeni söylemek de, söylenmesi gerekeni susturmak da bir hatadır.
Bu yüzden asıl beceri bir kuralı uygulamak değil, bir seçim yapmaktır. Her bilgi bir kanal arar. Yazarın işi, o kanalı her seferinde yeniden seçmektir.
Mekanizma
Gösterilince güçlenen bilgiler
Nöbet'te gösterme ilkesinin en iyi çalıştığı bilgiler birkaç türe ayrılıyor. Davranış: Kadir saati kuruyor. İlişki ve statü: Murat kapıya yakın, anahtarı hazır. Duygusal değişim: bir gece reddedilen bardak, ertesi gece alınıyor. Dünya kuralları: güvenlik görevlisinin "Ziyaret saati bitti" demesi ve Kadir'in yine de içeri girmesi. Alışkanlık: Kadir'in cebinde gece gece çoğalan kantin fişleri. Bu bilgilerin hiçbirini bir karakter söylemiyor. Hepsini seyirci görüyor.
Bir tür daha var: karakterin söylediği ile yaptığı arasındaki fark. Sözlükteki iddia–davranış aralığı, söylenen ile yapılan arasındaki mesafeydi. Bu aralık ancak gösterilebilir, çünkü sözle anlatılırsa ortadan kalkar.
Gece, hastane odası. Kadir'in telefonu titriyor. Ustabaşı arıyor. Kadir fısıltıyla cevap veriyor: "Uyuyorum, merak etme." Kadir'in gözleri kırmızı, sandalyede dimdik oturuyor, yanında soğumuş bir bardak çay. Söz bir şey söylüyor, görüntü başka bir şey. Seyirci görüntüye inanıyor. Bu küçük yalan, Kadir'in nasıl biri olduğunu bir itiraf cümlesinden daha iyi anlatıyor.
Anlatmanın işe yaradığı yerler
Notun içindeki kelime bir işlevsel anlatma örneği. Babanın günlerinin sayılı olduğu bilgisi bir görüntüyle verilemez. Bir takvim bunu söylemez, bir bakış da söylemez. Bu bilgi okunmalıdır. Emre'nin takvimi, Meltem'in anlamadığı bir boşluk bıraktı. Not geri geliyor, kelimesiyle birlikte.
Anlatmanın işe yaradığı başka yerler de var. Zamanı ekonomik geçmek: Figen'in tek cümlesi, "Sabah ilk viziteye kadar imzalanması lazım", bütün bir hastane işleyişini bir saniyede kuruyor. Gösterilmesi gereksiz bilgi: Murat'ın işi bir telefon konuşmasıyla anlatılıyor, iki sayfalık bir ofis sahnesiyle değil. Sözlükteki montaj, kısa görüntülerin bir zaman geçişi kuracak biçimde art arda dizilmesiydi. Hazırlık haftası bir montajla geçiyor, ama montajın her karesini anlatmaya da gerek yok.
Sözlü anlatıya dayanan hikâyeler ise bambaşka bir durum. Nöbet'te geçmiş neredeyse hiç konuşulmuyor. Bu aile susarak yaşıyor. Ama bir kez, kantinde, Murat üç satır söylüyor: "Amcamız." "Evde adı geçmezdi." "Cenazesine bile gitmedi." Bu üç satır filmin en güçlü anlarından biri. Çünkü bir ömür boyu söylenmeyen bir şey ilk kez söyleniyor. Burada söz bir bilgi değil, bir olay.
İlkenin yanlış kullanımları
Emre'nin iki sayfalık ofis sahnesi bir aşırı görselleştirmeydi. Seyircinin öğrenmesi gereken tek şey Murat'ın bir işinin olduğu ve o işin onu çağırdığıydı. Bunu bir telefon ve bir cümle zaten söylüyordu. Ofis, filmin dünyasına ait değildi. İki sayfa, seyirciyi hastaneden ve babadan uzaklaştırıyordu.
Takvim sahnesi bir görsel bulmacaydı. İşaretli günlerin neyi gösterdiğini yalnızca Emre biliyordu. Fotoğraf sahnesi de öyle. "Bu biz değiliz" repliği silinince, Meltem fotoğraftaki iki genci kardeşler sandı. Oysa bu tek cümle, seyircinin yanılgısını tam gerektiği anda düzeltiyor ve bir sırrı açıyor. Emre repliği geri koyuyor.
Bir yanlış kullanım daha var: karakterin duygularını hiç ifade etmemesi. Kadir film boyunca az konuşuyor. Ama bir yerde tek bir kelime söylemek zorunda: "Kal." O kelime olmasa, Kadir'in arkı yalnızca bir yüz ifadesine kalırdı. Bir kelime, yıllarca biriken sessizliğin ağırlığını taşıyor.
Filmlerden okuma
Nöbet bu filmlerin her birinden bir şey alabilir. Kuralları gösterip tek bir sözle adlandırmak: ziyaret saati ve "Babam". Önce göstermek, sonra söylemek: önce fotoğraf, sonra "Bu biz değiliz". Sözü bir olay yapmak: kantindeki üç satır. Nöbet'in bir anlatıcısı yok ve olmaması bir seçim. Ama sessizliği bölen her söz, o seçimin karşısında daha çok parlıyor.
Beş film yan yana konunca ilkenin iki yüzü belirginleşiyor. Bir dünyanın kuralları gösterilince güçleniyor, ama adı bir sözle konuyor. Bir anlam önce görülüp sonra duyulunca katlanıyor. Bir anlatıcının sesi bir üsluba dönüşebiliyor. Komedi sözle büyüyor. Ve bazı hikâyeler, sözün kendisi olay olduğu için anlatılıyor.
Usta katmanı
Her bilgiye aynı soruyu sor. Bu bilgi gösterildiğinde mi, söylendiğinde mi daha güçlü? Cevap her zaman göstermek değildir.
Bir bilginin görüntüye dönüşmesi kaç sayfa sürüyor, say. Bir cümleyle verilebilecek bilgi iki sayfa sürüyorsa, ekonomi sözden yanadır.
Sözü görüntüden sonra koy. Bir bilgi hem gösterilecek hem söylenecekse, önce göster. Seyirci tuhaflığı gördükten sonra duyduğu söz, anlamı katlar.
Söz ile görüntüyü çatıştır. Bir karakter bir şey söylerken görüntü başka bir şey göstersin. Seyirci görüntüye inanır ve söz bir maskeye dönüşür.
Seyircinin çözemeyeceği bilgiyi açık bırakma. Görsel bir ipucu yalnızca yazarın anlayacağı kadar dolaylıysa, ona bir söz ekle.
Sessiz karakteri bir kez konuştur. Az konuşan bir karakter, doğru yerde söylediği tek kelimeyle bir sahnenin bütün ağırlığını taşıyabilir.
Gereksiz bilgiyi kısalt, görüntüleme. Seyircinin yalnızca bilmesi gereken, görmesine gerek olmayan bilgiyi bir cümleyle geç.
Komedide sözü susturma. Görsel bir şaka çoğu zaman bir sözle büyür. Şakayı ciddiye alan bir replik, kahkahayı ikiye katlar.
Anlatıcıyı bir tavır olarak kur. Bir anlatıcı sesi kullanacaksan, onu bir bilgi deposu değil, bir bakış açısı yap.
Sözlü anlatıyı bir olaya dönüştür. Bir karakter geçmişi anlatacaksa, anlatmanın kendisi bir şeyi değiştirsin. Yıllarca söylenmeyen bir şeyin söylenmesi, bir olaydır.
Takvime, saate, yazıya güvenme. Bir bilgiyi bir nesnenin üstüne yazarak göstermek, çoğu zaman bir görsel bulmacadır. Okunmayacaksa, söylenmeli.
Sözü kısa tut, görüntüyü uzun. Bir bilgi söylenecekse, en kısa biçimiyle söylensin. Uzayan söz, görüntünün yapacağı işi elinden alır.
Bir repliği silmeden önce yerine ne koyacağını bil. Silinen bir sözün yeri boş kalırsa, seyirci bilgiyi değil boşluğu görür. Önce görüntüyü yaz, sonra sözü sil.
Sesi de bir görüntü say. Kapanan bir kapı, uzaktan gelen bir anons, karanlıkta işleyen bir saat. Sözsüz sesler de gösterir, anlatmaz.
Sözün kime söylendiğine bak. Bir karakter bir bilgiyi kime söylüyor? Söylediği kişinin o bilgiyi bilmemesi gerekiyor. Yoksa söz, seyirci için kurulmuş bir bildik bilgi alışverişine döner.
Bilgi ile duyguyu ayır. Bilgi çoğu zaman söylenebilir. Duygu ise çoğu zaman gösterilmelidir. Bir sahnede ikisi bir aradaysa, bilgiyi söze, duyguyu görüntüye ver.
Bir sahnenin sözlerini ikiye ayır. Bilgi taşıyan sözleri bir renkle, duygu taşıyan sözleri başka bir renkle işaretle. Duygu taşıyan sözlerin çoğu bir görüntüye çevrilebilir.
Bir dış okura yalnızca söz kaldırılmış sayfayı ver. Okur neyi anlayamadı? Anlayamadığı yer, sözün geri dönmesi gereken yerdir.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Göster, anlatma bir kuraldır."
Değildir. Bir ölçüdür. Bazı bilgiler söylendiğinde daha güçlüdür ve ilke bunu yasaklamaz.
Yaygın yanlış"Diyalog her zaman zayıf yazarlığın işaretidir."
Değildir. Diyalog, görüntünün söyleyemediğini söylediğinde filmin en güçlü aracıdır.
Yaygın yanlış"Her bilgi görselleştirilebilir."
Görselleştirilemez her zaman. Bir sayı, bir isim, bir sırrın içeriği çoğu zaman yalnızca sözle verilebilir.
Yaygın yanlış"Görsel olan her şey daha sinemasaldır."
Değildir. Anlaşılmaz bir görüntü, açık bir sözden daha az sinemasaldır, çünkü seyirciye hiçbir şey vermez.
Yaygın yanlış"Anlatıcı sesi tembel yazarlıktır."
Değildir her zaman. Bir anlatıcı, filmin üslubunu ve seyirciyle ilişkisini kurabilir. Tembel olan, görüntünün zaten söylediğini anlatıcıya tekrar ettirmektir.
Yaygın yanlış"Duygusunu hiç söylemeyen karakter daha derindir."
Olmayabilir. Hiçbir zaman ifade edilmeyen bir duygu, seyirci için yoktur. Derinlik, sessizlik ile doğru yerdeki tek söz arasındaki dengededir.
Yaygın yanlış"İlkeyi bilen yazar diyaloğu azaltmalıdır."
Azaltmak değil, seçmek gerekir. Bazı filmler çok konuşur ve bu onların gücüdür.
Yaygın yanlış"Komedi görsel olduğunda daha iyidir."
Değildir her zaman. Komedinin büyük bir kısmı sözdedir. Görsel bir şaka bile çoğu zaman bir replikle tamamlanır.
Yaygın yanlış"Sözle verilen bilgi seyirciyi pasifleştirir."
Pasifleştirmez her zaman. Doğru yerde, doğru kişinin ağzından gelen bir söz, seyirciyi bir görüntüden daha çok sarsabilir.
Yaygın yanlış"Bir şey hem gösterilip hem söylenirse daha iyi anlaşılır."
Anlaşılmaz her zaman daha iyi. Aynı bilgiyi iki kanaldan vermek, çoğu zaman ikisini birden zayıflatır. İki kanal ancak birbirine yeni bir şey eklediğinde birlikte çalışır.
Yaygın yanlış"Anlatılan her şey gösterilenden daha az inandırıcıdır."
Değildir. Güvenilir bir karakterin ağzından, doğru anda söylenen bir söz, seyircinin hemen inandığı bir bilgidir.
Yaygın yanlış"Basit bir bilgiyi uzun bir sahneyle göstermek ona değer katar."
Katmaz. Uzun bir sahne, basit bir bilgiye seyircinin taşımadığı bir ağırlık yükler ve filmi yavaşlatır.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- "Göster, anlatma" bir yasak değil, bir ölçüdür.
- Davranış, ilişki, statü, çatışma, alışkanlık ve tehlike gösterilince güçlenir.
- Söylenen ile yapılan arasındaki fark ancak gösterilebilir.
- Söz–görüntü karşıtlığında seyirci görüntüye inanır.
- İşlevsel anlatma, sözün daha iyi taşıdığı bilgiyi sözle verir.
- Bir sayı, bir isim ya da bir sırrın içeriği çoğu zaman yalnızca söylenebilir.
- Aşırı görselleştirme basit bilgiyi uzun sahneye çevirir.
- Görsel bulmaca seyirciyi anlamdan değil kafa karışıklığından besler.
- Önce gösterip sonra söylemek anlamı katlar.
- Sessiz karakterin doğru yerdeki tek sözü, sahnenin bütün ağırlığını taşır.
- Bilgi çoğu zaman söylenebilir, duygu çoğu zaman gösterilmelidir.
- Asıl beceri bir kuralı uygulamak değil, her bilgi için kanalı yeniden seçmektir.
Sonraki derse köprü
Emre notu ve fotoğraf repliğini geri koyuyor. Sonra karakter notlarına dönüyor. Kenarlarda soyut kelimeler var: Kadir yorgun, Murat suçlu, baba yalnız, ev boş. Nermin Hanım bu kelimelerin her birinin altını çiziyor. Bunlar senin için, diyor, seyirci için değil. Seyirci yorgunluğu bir kelimede değil, bir omzun düşüşünde görür. Emre kenar notlarına tek tek, utanarak bakıyor. Sonraki ders soyut bilgiyi somutlaştırmayı inceliyor.