İçeriğe geç

Ders 53.1

Formatın amacı

Senaryo Akademisi — Bölüm VI, Modül 53

3.475 kelime5 film örneği≈ 16 dk okuma≈ 23 dk seslendirmesıfırdan ileri

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  • Senaryo okunmak için değil, yapılmak için yazılır; okurlarının çoğu bir işi planlar.
  • Okur zincirinin her halkası sayfada başka bir bilgi arar.
  • Format, her okura bilgisinin adresini verir ve ortak bir üretim dili kurar.
  • Görünmez biçim okurun dikkatini sayfadan alıp hikâyeye bırakır.
  • Sayfa sayısı ancak sayfa standart yoğunluktaysa süreyi tahmin ettirir.
  • Sekizlik ölçü, sahne uzunluğunu yapım tablolarına taşır.
  • Yapım dökümü her sahnenin ihtiyaçlarını sayfanın yüzeyinden toplar.
  • Çekim planı sahneleri mekân ve vakit ortaklığına göre gruplar; tutarsız başlık onu bozar.
  • Ek sayfa, kilitten sonraki eklemelerin numaraları kaydırmasını önler.
  • Format lehçesi ülkeye, sektöre ve mecraya göre değişir; ana dil ortak kalır.
  • Senaryosuz çalışan yöntemler küçük ekiplerde işler; kalabalık yapım ortak belgeye döner.
  • Formatın amacını bilen yazar, bir kuralı çiğnediğinde kimin işini zorlaştırdığını da bilir.

Açılış sahnesi

Emre dosyayı yapımcıya göndermeden önce atölyeye getiriyor. Nöbet'i aylardır bir kelime işlemcisinde yazıyor. Metin roman gibi akıyor. Konuşmalar tırnak içinde, paragrafların ortasında duruyor. Sahnelerin kimi "GECE, HASTANE" diye büyük harfle açılıyor, kimi "O gece odada" diye düz bir cümleyle.

Nermin Hanım tahtaya beş sütun çiziyor: sahne, yer, vakit, kim var, ne lazım. Bugün yapımcının yönetmen yardımcısı benim, diyor. Yarın sabaha bu dosyadan bir çekim takvimi çıkarmam gerek. Bana son gecenin satırını doldur.

Emre sayfaları çeviriyor. Kendi yazdığı dosyada son geceyi bulması bir dakikayı geçiyor. Son gece bir paragrafın ortasında başlıyor, önceki geceden ayrılmamış. Figen'in formu bir cümlenin içinde kalmış, ceket başka bir cümlenin sonunda. Hangi odada geçtiği yazmıyor. Vakit de yok. Emre bunları yazmaya gerek görmemiş, çünkü kendisi biliyor.

Selim de kendi kopyasında Figen'in sözlerini arıyor. Okuma masasında Figen'i Nermin Hanım okuyacak. Selim tırnakların arasında Figen'in cümlesini Murat'ınkinden ayırmak için satırı iki kez okuyor.

Emre kalemi bırakıyor. Hikâye burada, diyor. Her şey yazıyor.

Yazıyor, diyor Nermin Hanım. Ama şimdilik yalnız sen okuyabiliyorsun.

Senaryo yazarın masasından çıkınca pek çok kişinin iş belgesi olur. Format, her okurun aradığını aynı yerde bulması için vardır.

Bu derste ne olacak

Bu derste senaryo formatının neye hizmet ettiğini soracağız. Önce sayfayı kimlerin, ne aramak için açtığına bakacağız. Sonra okunabilirliği, yapımcının süre ve gün hesabını, yönetmen yardımcısının dökümünü konuşacağız. Kilitlenmiş bir metindeki değişikliklerin nasıl izlendiğini ve profesyonel okurun sayfadan ne beklediğini göreceğiz. Son olarak formatın ülkeden ülkeye, sektörden sektöre nasıl değiştiğine geçeceğiz. Emre'nin dosyası ders boyunca masada kalacak. Gece çekilen bir market tezgâhı ve bir kaplumbağayla bir otobüs bize eşlik edecek. Kuyruklu yıldızın geçtiği bir akşam yemeği, elinde küçük kamerasıyla bir yönetmen ve diyalogları plağa basılan bir Hint filmi de yanımızda olacak.

Sıfır noktası

Bir roman yazıldığı biçimde okura ulaşır. Arada bir editör, bir dizgici vardır. Ama metnin işi tektir: okunmak. Okur sayfayı açar ve hikâyenin içine girer.

Senaryonun işi başka. Senaryo okunmak için değil, yapılmak için yazılır. Okurlarının çoğu onu hikâyeyi sevmek için açmaz. Bir işi planlamak için açar. Yapımcı parayı ve zamanı, oyuncu kendi rolünü, sanat yönetmeni mekânları arar. Her biri sayfayı başka bir soruyla tarar.

Emre'nin dosyası bu okurların her birini bir çeviriye zorluyor. Yönetmen yardımcısı paragrafları tabloya çevirecek. Oyuncu tırnak içindeki sözleri bir replik listesine dökecek. Her çeviri biraz zaman yiyor, her çeviride bir şey düşebilir. Format bu çeviriyi bir kez, yazarın masasında yapar. Sonra herkes aynı belgeyi kendi işi için doğrudan okur.

Bu yüzden formatı bir yazım kuralı gibi değil, bir iş dili gibi düşünmek daha doğru. Bir sette birbirini hiç tanımayan onlarca kişi çalışır. Çoğu yazarla hiç konuşmaz. Yazarın onlara söyleyeceği her şey sayfadadır. Sayfa onların bildiği dilde yazılmışsa yazar odada yokken de anlaşılır.

Bu dilin bir de dışa dönük yüzü var. Profesyonel okur standart sayfayı ilk bakışta tanır. Tanıdığı bir sayfada formatı görmez, doğrudan hikâyeye geçer. Tanımadığı bir sayfada ise önce yazarın kim olduğunu düşünür. Bu dili bilmeyen yazar acemi sayılır, hikâyesi ne kadar iyi olursa olsun.

Bir ayrıntı daha var. Senaryo tek bir kez okunmaz. Aynı dosya aylarca elden ele dolaşır, her taslakta biraz değişir. Yapımcı bir sahneyi sorduğunda yazar, yönetmen ve oyuncu aynı sayfayı açabilmelidir. Değişen sayfanın hangisi olduğunu herkes aynı anda bilmelidir. Format yalnız bugünkü okuru değil, metnin bütün ömrünü düşünür.

Format tek ve değişmez de değil. Ana kuralları ortak olsa da bir ülkede, bir sektörde ya da bir mecrada yerel biçimler kazanır. Sinema senaryosu, dizi metni ve reklam metni aynı dilin ayrı ağızlarıdır.

Formatın amacını bilmek kurallarını ezberlemekten önce gelir. Bir kuralın hangi okura hizmet ettiğini bilen yazar, o kuralı neden çiğnememesi gerektiğini de anlar. Ya da çiğnerse kimin işini zorlaştırdığını bilir.

Mekanizma

Sayfanın yolculuğu

Nöbet'in dosyası Emre'nin masasından çıkınca önce yapımcıya gidecek. Yapımcı sahne başlıklarındaki vakit kelimelerini sayacak, çünkü gece çekimi pahalıdır. Sonra dosya yapımcının yönetmen yardımcısına geçecek. O, her sahnenin yerini ve kimlerin orada olduğunu tabloya dökecek. Figen'i oynayacak oyuncu dosyayı açınca kendi adını arayacak. Selim kurgu masasında sahnelerin nerede başlayıp bittiğine bakacak.

Zincirin her halkası aynı dosyayı okuyor, ama hiçbiri aynı şeyi aramıyor. Emre'nin dosyasında bu aramaların hepsi yavaş. Selim okuma masasının provasında bunu yaşadı. Nermin Hanım Figen'in sözünü kaçırdı, çünkü söz Kadir'in bir hareketini anlatan cümlenin ortasındaydı.

Format, zincirin her halkasına kendi bilgisinin adresini verir. Yer ve vakit sahne başlığındadır. Konuşan kişi büyük harfli adın altında, söz onun altındadır. Görülen her şey ayrı bir paragrafta durur. Kimse başkasının cümlesinin içinden kendi bilgisini ayıklamak zorunda kalmaz. Ortak üretim dili budur: herkes aynı belgeyi okur ve kendi işine yarayanı aynı yerde bulur.

Okunabilirlik

Emre'nin kabul gecesi dosyasında şöyle duruyordu:

O gece hastanede, Kadir ıslak tulumuyla hemşire masasının önünde duruyordu ve Figen kabul formunu dolduruyordu. "Sigara?" diye sordu Figen, Kadir de babasının bıraktığını söyledi. "İlaçları?" "Tansiyon. Bir de mide." Figen düşme anında yanında kimin olduğunu sordu, Kadir kimsenin olmadığını söyledi ve Figen'in kalemi durdu.

Atölyede aynı an şöyle yeniden yazıldı:

İÇ. DEVLET HASTANESİ, DAHİLİYE SERVİSİ, HEMŞİRE MASASI — GECE
KADİR, iş tulumu yağmurdan sırılsıklam, masanın önünde ayakta. FİGEN kabul formunu dolduruyor.
FİGEN
Sigara?
KADİR
Bıraktı.
FİGEN
İlaçları?
KADİR
Tansiyon. Bir de mide.
FİGEN
Düşme anında yanında kim vardı?
KADİR
Kimse.
Figen'in kalemi durur.

İlk metinde okur her satırda bir karar veriyor. Bu cümleyi kim söyledi? Bu bir söz mü, bir tarif mi? "İlaçları?" sorusunun cevabını kim veriyor? İkinci metinde bu kararların hiçbiri yok. Göz sahne başlığından yeri ve vakti alıyor, adlardan konuşanı alıyor ve hikâyeye geçiyor. Biçim orada, ama okur onu görmüyor.

Profesyonel beklentilerin çoğu bu görünmezlikle ilgili. Bir yapımcı ya da bir okuyucu yazardan şaşırtıcı bir sayfa düzeni beklemez. Hikâyenin şaşırtmasını bekler. Emre'nin dosyası yanlış bir şey söylemiyor. Ama okurun dikkatini her sayfada hikâyeden alıp sayfanın kendisine çeviriyor.

Süre tahmini

Yapımcının ilk sorusu çoğu zaman sayfa sayısıdır. Standart biçimde yazılmış bir sayfa perdede kabaca bir dakika sürer. Bu kaba hesap, sayfa her yazarda aynı yoğunlukta dizildiği sürece tutar. Emre'nin roman gibi akan dosyasında tutmaz. Sıkışık paragraflar sayfa başına çok daha fazla film taşıyor. Yapımcı sayfaları sayarsa kısa bir film görür.

Yapım süreyi yalnız dosyanın toplamında değil, sahne sahne de ölçer.

Nöbet'te Kadir'in arka kapıda tek başına durduğu kısa sahne sayfanın sekizde birini ancak doldurur. Elleri koltuk altlarında, nefesi buhar oluyor, o kadar. Kantin yüzleşmesi ise birkaç sayfa sürer. Yönetmen yardımcısı her sahnenin sekizliklerini yazar, sonra aynı yerde geçenleri toplar. Hastane odasının bütün sahneleri kaç sayfa ediyor? Babanın evi kaç sayfa? Bu toplamlar çekim günlerinin sayısına dönüşür. Emre'nin dosyasında ise sahnelerin nerede bittiği bile belli değil. Ölçülecek bir birim yok.

Yapım planlaması

Nermin Hanım'ın tahtadaki sütunları küçük bir döküm. Gerçeği daha ayrıntılı. Son gece için satır şöyle doluyor: babanın odası, gece, baba, Kadir, Murat, Figen. Nesneler: Murat'ın ceketi, Figen'in getirdiği form ve kalemi, başucu lambası, Murat'ın telefonu, ceketten düşen not. Ses: koridordan gelen anons.

Dökümün kaçırdığı her şey çekim günü bir sorun olur. Nöbet'in açılışında yağmur yağıyor, Kadir'in vanının silecekleri çalışıyor. Emre'nin dosyasında bu bilgi uzun bir cümlenin ortasında, Kadir'in yorgunluğunu anlatan iki yan cümlenin arasında. Yorgun bir yönetmen yardımcısı onu atlayabilir. Atlanırsa o gece sette yağmur makinesi olmaz. Format, karakterin ilk göründüğü yerde adını büyük harfle yazdırır. Yeri ve vakti başlığa koydurur. Böylece dökümün aradığı bilgi sayfanın yüzeyine çıkar.

Nöbet hikâye sırasıyla çekilmeyecek. Babanın odasındaki geceler art arda çekilecek. İlk gece ile son gece belki aynı hafta, belki aynı gün. Bir sahnede Murat omzunu kapı kasasına yaslayıp bekleyecek, bir sonrakinde ceketi boş sandalyede kalacak. Oyuncu bir saat içinde filmin başından sonuna atlayacak. Babanın evindeki bütün sahneler başka bir hafta toplanacak.

Bu gruplama sahne başlıklarının tutarlılığına dayanıyor. Emre'nin dosyasında aynı oda üç adla geçiyordu: hastane odası, babanın odası, servis. Döküm bunları üç ayrı mekân sayar. Atölyede üçü tek başlıkta birleşti: "DAHİLİYE ODASI". Vakit de öyle. Emre'nin dosyasında "gece yarısı", "sabaha karşı" ve "geç saatte" vardı. Yapım için bunların her biri ayrı bir ışık, ayrı bir çalışma saati demek.

Revizyon takibi

Çekime yaklaşan metin kilitlenir. Kilitten sonra değişen her sayfa başka renkte basılır ve kenarına bir işaret alır. Ekip elindeki sayfanın en son sürüm olup olmadığını böyle anlar. Ama değişiklik sayfa eklemekse bir sorun daha doğar.

Diyelim ki Nöbet kilitlendi ve Emre elli altıncı sayfanın ardına kısa bir sahne eklemek istiyor. Yeni sayfa elli yedi olursa sonraki bütün sayfaların numarası kayar. Yönetmen yardımcısının çekim planı, oyuncuların notları, Selim'in kenar yazıları yanlış sayfayı gösterir. Bu yüzden yeni sayfa "elli altı A" olur. Sahne numaraları da aynı biçimde korunur. Emre'nin kelime işlemcisinde ise sayfalar kendiliğinden yeniden dizilir. Her küçük ekleme dosyanın geri kalanını kaydırır.

Ülkeler ve sektörler

Türkçe bir dosyada sahne başlığı "İÇ." ya da "DIŞ." diye açılır. İngilizce dosyada aynı iş INT. ve EXT. kısaltmalarıyla görülür. Sesin ekran dışından geldiğini gösteren kısaltmada ise yerleşik tek bir Türkçe biçim yok. Kimi yazar İngilizcedeki O.S. (off screen) kısaltmasını korur, kimi "ses dışı" anlamında S.D. yazar. Reklam ve belgesel metinleri çoğu zaman iki sütunla yazılır: bir yanda görüntü, öbür yanda ses. Amerikan televizyonunun stüdyoda çekilen çok kameralı komedilerinde ise diyalog daha seyrek dizilir.

Emre'nin dosyasında iki lehçe karışmış. İnternetten indirdiği şablon bazı başlıkları kendiliğinden INT. diye açıyor, Emre'nin elle yazdıkları İÇ. diye. Koridordaki anons bir sahnede ANONS (O.S.) olarak, başka bir sahnede ANONS (S.D.) olarak geçiyor. İkisi de anlaşılır. Ama aynı dosyada ikisi birden okura iki ayrı yazarın elini gösteriyor. Atölyede Türkçe biçim seçildi ve dosyanın başından sonuna tek biçime çekildi.

Nermin Hanım Emre'ye bir öğüt daha veriyor. Dosyayı göndermeden önce yapımcıdan bir örnek iste. Her yapım şirketinin kendi alışkanlıkları olabilir. Lehçeyi bilmek, dili bilmenin son adımıdır.

Filmlerden okuma

Smith'in kepengi ile Rodriguez'in kaplumbağası aynı şeyi gösteriyor. Sayfa ile yapım arasındaki yol iki yönlü. Yapım dökümü genellikle senaryodan çıkar. Ama yapımın sınırları da senaryoya girer. Yazar bu yolu ancak sayfası okunabiliyorsa kullanabilir.

Byrkit'in akşam yemeği ile Lynch'in kamerası ise formatın ne zaman bırakılabileceğini söylüyor. Ekip küçükse ve bilgi bilerek saklanıyorsa standart sayfa gerekmeyebilir. Ama bu bir istisna. Kalabalık bir ekip kurulduğu anda ortak dil geri döner.

Sippy'nin filmi ise ortak dilin bile yerel olduğunu hatırlatıyor. Format dünyanın her yerinde aynı soruya cevap veriyor: sayfayı kim okuyacak? Cevap değiştikçe sayfa da biraz değişiyor.

Usta katmanı

Dosyayı yönetmen yardımcısının gözüyle oku. Her sahne başlığını bir tabloya geçir: yer, vakit, kimler var. Bir başlığı tabloya geçirirken tereddüt ediyorsan sayfa da tereddüt ediyor demektir.

Mekân adlarını bir kez seç, sonra hiç değiştirme. Aynı oda için iki ad, dökümde iki mekân demek. Hikâyede bir yerin adı değişiyorsa bunu aksiyon satırında anlat, başlıkta değil.

Vakit kelimelerini sade tut. GECE ve GÜNDÜZ çoğu sahneye yeter. "Sabaha karşı" yazdığında yapım gün doğumunu çekmek için kısa bir ışık penceresi arar. Bu pahalı bir istek. Kadir'in ustabaşına sabaha karşı yaptığı telefonun gerçekten o saatte mi geçmesi gerektiğini sor.

Önemli nesneyi tarifin yüzeyine çıkar. Murat'ın ceketi yan cümlede kalırsa döküm onu kaçırabilir. Nesneyi kendi cümlesine al. Büyük harfe gerek yok, açık bir cümle yeter.

Her sahneyi bir başlıkla aç. Emre'nin son gecesi bir paragrafın ortasından başlıyordu. Sahne sınırı görünmezse döküm iki sahneyi tek satıra yazar. Yer ya da vakit değiştiği her noktada yeni bir başlık aç.

Gece sahnelerini yapımcıdan önce say. Başlıklardaki GECE kelimelerini topla. Sayı seni şaşırtıyorsa yapımcıyı da şaşırtacak. Hangi gecelerin gerçekten gece olması gerektiğini bir kez sor.

Dosyayı oyuncu gözüyle de tara. Bir karakterin bütün sözlerini sayfaları çevirerek bulabiliyor musun? Figen'in sözlerini ararken bir kez bile tökezliyorsan oyuncu da tökezleyecek.

Sayfa sayısına güvenmeden önce yoğunluğa bak. Kendi dosyanın bir sayfasını standart bir senaryo sayfasının yanına koy. Satır sayısı ve beyaz alan çok farklıysa yapımcının tahmini de yanlış olacak.

Kilitten sonra yazacağın her şeyi ayrı bir dosyada biriktir. Eklemeyi doğrudan ana dosyaya yapma. Önce neyin hangi sayfaya gireceğini yaz. Sonra ek sayfayı bilerek aç.

Yapımcının şablonunu iste. Bir yapım şirketi kendi alışkanlıklarıyla çalışabilir. Dosyayı ona göre ayarlamak dakikalar alır. Yanlış alışkanlıkla gelen bir dosyayı düzeltmek ise yapımcının vaktini alır.

Formatı hikâyeyi gizlemek için kullanma. Bazı yazarlar zayıf bir sahneyi sıkışık bir paragrafa saklar. Yönetmen yardımcısı onu yine bulur, ama artık güvenmez. Açık sayfa, sahnenin zayıflığını da açıkça gösterir. Bu iyi bir şey.

Okur zincirini yazarken düşünme, yazdıktan sonra düşün. İlk taslakta formatla boğuşmak hikâyeyi yavaşlatır. Ama dosya kimseye gitmeden önce zincirin her halkası için bir kez okunmalı.

Kendi şaşkınlığını ölç. Bir ay sonra kendi dosyanda bir sahneyi aramayı dene. Bulmak uzun sürüyorsa bir yabancı için daha da uzun sürecek.

Silinen sahneyi de yerinde bırak. Kilitten sonra bir sahne çıkarılırsa numarası kaybolmaz. Yerine yalnız sahnenin çıkarıldığını söyleyen bir satır yazılır. Böylece numaralar kaymaz ve ekip o sahneyi aramaktan vazgeçer. Silmek de eklemek kadar iz bırakır.

Dökümü yazara geri okut. Yönetmen yardımcısının çıkardığı tablo eline geçerse oku. Tabloda olmayan bir nesne ya da yanlış yazılmış bir vakit, sayfanın nerede belirsiz kaldığını gösterir. Yazar için daha dürüst bir okuma bulmak zordur.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış"Format yalnız şekil meselesidir."
Doğrusu

Format bir iş dilidir. Yapımcının hesabı, yönetmen yardımcısının dökümü ve oyuncunun hazırlığı ona dayanır.

Yaygın yanlış"İyi hikâye formatı affettirir."
Doğrusu

Affettirmez, çünkü okur hikâyeye ulaşmak için önce sayfadan geçer. Sayfa yavaşlatırsa okur hikâyeye ulaşmadan yorulur.

Yaygın yanlış"Kısa dosya yapımcıyı memnun eder."
Doğrusu

Sıkışık yazılmış kısa dosya yapımcının süre tahminini bozar. Gerçekte uzun bir film, kâğıtta kısa görünür.

Yaygın yanlış"Sahne başlığı yalnız okura yer bilgisi verir."
Doğrusu

Başlık aynı zamanda dökümün ve çekim planının ham maddesidir. Tutarsız başlık, yanlış bir takvim üretir.

Yaygın yanlış"Kilitten sonra değişiklik yapılmaz."
Doğrusu

Yapılır, ama izlenerek. Renkli sayfa ve ek sayfa, değişikliği bütün ekibin aynı anda görmesini sağlar.

Yaygın yanlış"Dünyanın her yerinde tek bir senaryo formatı vardır."
Doğrusu

Ana dil ortaktır, ama ülkeler, sektörler ve mecralar kendi lehçelerini kullanır. Reklam metni ile sinema senaryosu aynı sayfaya benzemez.

Yaygın yanlış"Format bilmek yaratıcılığı kısıtlar."
Doğrusu

Format sayfanın düzenini sabitler, hikâyeyi değil. Okurun dikkatini düzenden kurtardığı için yaratıcı kararların görünmesini kolaylaştırır.

Yaygın yanlış"Okunabilirlik yalnız yapımcı için önemlidir."
Doğrusu

Dosyayı yapımcıdan sonra da onlarca kişi okur. Oyuncu, sanat yönetmeni ve kurgucu da aradığını hızla bulmak zorundadır.

Yaygın yanlış"Senaryo yazılımı formatı benim yerime halleder."
Doğrusu

Yazılım sütunları ve girintileri düzenler. Aynı oda için iki ayrı ad yazdığını ya da vakti unuttuğunu fark etmez. Tutarlılık yazarın işidir.

Yaygın yanlış"Döküm yönetmen yardımcısının işidir, yazarı ilgilendirmez."
Doğrusu

Dökümü o çıkarır, ama malzemesini yazar verir. Sayfada görünmeyen bir ihtiyaç tabloya da girmez.

Yaygın yanlış"Gönderilen dosyaya sahne numarası koymak profesyonel görünür."
Doğrusu

Sahne numaraları metin kilitlenince gelir. Satışa giden dosyada numara görmek okura metnin hangi aşamada olduğunu yanlış söyler.

Yaygın yanlış"Bazı yönetmenler senaryosuz çalışıyor, öyleyse format gereksiz."
Doğrusu

O yöntemler küçük ekiplerle ve bilinçli bir seçimle işler. Kalabalık bir yapımda ortak bir belge olmadan iş yürümez.

Uygulama — kendin dene

Kilit özet

  • Senaryo okunmak için değil, yapılmak için yazılır; okurlarının çoğu bir işi planlar.
  • Okur zincirinin her halkası sayfada başka bir bilgi arar.
  • Format, her okura bilgisinin adresini verir ve ortak bir üretim dili kurar.
  • Görünmez biçim okurun dikkatini sayfadan alıp hikâyeye bırakır.
  • Sayfa sayısı ancak sayfa standart yoğunluktaysa süreyi tahmin ettirir.
  • Sekizlik ölçü, sahne uzunluğunu yapım tablolarına taşır.
  • Yapım dökümü her sahnenin ihtiyaçlarını sayfanın yüzeyinden toplar.
  • Çekim planı sahneleri mekân ve vakit ortaklığına göre gruplar; tutarsız başlık onu bozar.
  • Ek sayfa, kilitten sonraki eklemelerin numaraları kaydırmasını önler.
  • Format lehçesi ülkeye, sektöre ve mecraya göre değişir; ana dil ortak kalır.
  • Senaryosuz çalışan yöntemler küçük ekiplerde işler; kalabalık yapım ortak belgeye döner.
  • Formatın amacını bilen yazar, bir kuralı çiğnediğinde kimin işini zorlaştırdığını da bilir.

Sonraki derse köprü

Atölyenin sonunda Emre'nin sahneleri ayrılmış, başlıkları ortak bir dile oturmuş, sözler adların altına inmiş. Ama yapımcının gün hesabı yalnız öğelerin yerine değil, sayfanın kendisine de güveniyor. Emre'nin kelime işlemcisi kendi harfini, kendi kenarlarını kullanıyor. Dosya ince bir kitap harfiyle mi, daktilodan kalma eşit genişlikte bir harfle mi dizilmeli? Sonraki ders, sayfa düzeni, bu soruyu açıyor. Bir sayfanın ne zaman gerçekten bir dakika olduğunu, ne zaman olmadığını da sınayacak.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Bu bölüm seslendirilmez. Sonraki animasyon aşaması içindir.

Görsel anlar

  • Açılış — kelime işlemcisinde gri, kesintisiz bir metin; tahtada beş boş sütun. Sütunlar doldurulmaya çalışılıyor, hücreler boş kalıyor.
  • Okur zinciri — bir dosya elden ele geçiyor: yapımcı, yönetmen yardımcısı, oyuncu, kurgucu. Her elde sayfanın başka bir satırı parlıyor.
  • Görünmez biçim — roman paragrafı ile senaryo sayfası üst üste; paragraf dağılıp başlığa, adlara ve sözlere ayrılıyor.
  • Sekizlik ölçü — bir sayfa yatay olarak sekize bölünüyor; kısa bir sahne tek bir şeridi, uzun bir sahne birkaç sayfayı dolduruyor.
  • Yapım dökümü — bir sayfadan nesneler tek tek havalanıp renkli kartlara iniyor: ceket, form, lamba, yağmur.
  • Çekim planı — sahne kartları hikâye sırasından çıkıp mekânlara göre yeniden diziliyor.
  • Ek sayfa — iki numaralı sayfanın arasına harfli bir sayfa kayıyor; sonraki numaralar yerinden kıpırdamıyor.
  • Format lehçesi — aynı sayfa iki dilde, iki sütunlu bir reklam metni ve seyrek dizilmiş bir komedi sayfası yan yana beliriyor.

Ritim

Ders tek kişinin okuyabildiği bir dosyayla açılıyor, her bölümde zincire bir okur daha ekliyor ve herkesin okuyabildiği bir sayfayla kapanıyor. "Ama şimdilik yalnız sen okuyabiliyorsun" sözünden sonra iki saniye sessizlik.