İçeriğe geç

Ders 63.6

Diyalog ve oyuncu sesi

Senaryo Akademisi — Bölüm VI, Modül 63

3.605 kelime5 film örneği≈ 16 dk okuma≈ 24 dk seslendirmesıfırdan ileri

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  • Sesli dramada repliği yazar yazar, sesi oyuncu getirir.
  • Ses rengi oyuncunun bedeninden gelir ve kolay değişmez.
  • Ses kadrosu sahneyi paylaşacak sesler ayrışacak biçimde kurulur.
  • Konuşma ritmi sayfadaki cümle boyuyla önerilir, oyuncunun ağzında bulunur.
  • Ağız harfle değil, kelime ve sözdizimiyle yazıldığında oyuncuya geçer.
  • Taklit edilen ağız karikatüre kaymaya hazırdır.
  • Mikrofona olan uzaklık karakterin dinleyiciye ne kadar yakın durduğunu belirler.
  • Yakınlık etkisi sıcaklık verir, fazlası boğar.
  • Bazı nefesler bir cevabın parçasıdır ve kayıtta kalır.
  • Söz kesme ve üst üste konuşma en iyi birlikte kayıtla çıkar.
  • Telsiz gibi kanallar üst üste konuşmaya izin vermez.
  • Kalabalığın arkası mırıltıdır; öne tek bir ses çıkar.
  • Oyuncuya bırakılan cevapsız bir soru sese bir derinlik katar.
  • Alımı kurgucu seçer, yazar dinler.

Açılış sahnesi

Bir pazar sabahı atölyenin küçük deposu kayıt odasına dönmüş. Askılarda paltolar, yerde iki battaniye, kapının altına sıkıştırılmış bir havlu. Burcu mikrofonu bir sehpaya kurmuş, kulaklığı başında. Telsiz'in replikleri ilk kez gerçek seslerle kaydedilecek.

Semra Hanım'ı Leman Hanım okuyor. Çarşı Sahnesi'nin oyuncusu. Elli kişilik o salonun masa okumasında muhtarı okumuştu. Mikrofonun iki adım gerisinde duruyor. Derin bir nefes alıyor ve ilk repliği söylüyor: "Rıza, merkez. Dinliyorum."

Ses depoyu dolduruyor. Paltolar bile onu yutamıyor. Burcu kulaklığı kulağından biraz uzaklaştırıyor.

Sonra mikrofonun önüne Nurettin Bey geçiyor. Burcu'nun komşusu, emekli bir demiryolcu. Rıza'yı o okuyacak. Hayatında hiç rol yapmamış. Kâğıdı iki eliyle tutuyor ve "Merkez, Rıza" cümlesini bir dilekçe okur gibi okuyor. Her hece yerli yerinde. Ama hiçbiri bir şoförün ağzından çıkmıyor.

Emre sayfasına bakıyor. Replikler kısa, nefes yerleri işaretli, ses satırları doğru. Masa okumasında her şey çalışmıştı. Şimdi aynı satırlar iki ayrı yanlış sesle kayda giriyor. Biri bir salona konuşuyor, öbürü bir gişeye.

Nermin Hanım kulaklığı Burcu'dan alıp bir süre dinliyor. "Sayfa iyi," diyor. "Ama sayfa bu sesleri tanımıyordu."

Sesli dramada repliği yazar yazar, sesi oyuncu getirir. Sayfa o sese yer açabilir ya da yolunu kapatabilir, ama onun yerine konuşamaz.

Bu derste ne olacak

Bu derste Telsiz'in kayıt gününü sabahtan akşama izleyeceğiz. Önce sesleri birer çalgı gibi dinleyip kimin kimi okuyacağına karar vereceğiz. Hızlı konuşan Deniz'in ritmini sayfadan değil, oyuncunun kendi konuşmasından bulacağız. Rıza'nın ağzını taklit etmenin neden sahneyi bozduğunu göreceğiz. Mikrofona olan uzaklığın bir karakteri nasıl değiştirdiğine, nefesin nerede kalıp nerede silineceğine bakacağız. Telsizde neden kimsenin üst üste konuşamadığını, arabada ise bunun nasıl kaydedildiğini soracağız. Kalabalık bir sahnenin arkasını kaydedeceğiz. En sonda yazarın oyuncuya neyi bırakması gerektiğini konuşacağız. Yanımızda bir orkestra masalı, bir şairin plağı, büyücülük okulunun sesli kitapları, bir hamburgerci ailesi ve kalabalık bir mezarlık olacak.

Sıfır noktası

Filmde oyuncunun sesi yüzüyle, bedeniyle ve bulunduğu mekânla birlikte gelir. Seyirci bir repliği yarım duysa bile gerisini yüzden tamamlar. Sesli dramada bu destek yoktur. Oyuncunun bütün oyunculuğu boğazından, ağzından ve nefesinden geçer. Dinleyici bir karakterin yaşını, yorgunluğunu, kime yakın durduğunu yalnız o sesten çıkarır.

Bu yüzden sesli dramanın yazarı iki işi birbirinden ayırmalı. Birincisi sayfada yapılır. Kim ne söylüyor, hangi kelimeyle, ne uzunlukta bir cümleyle? Emre bu işi yaptı. Rıza'yla yaşlı yolcuyu cümle boyuyla ve kelime seçimiyle ayırdı. Deniz'e hızlı, sonu yutulan cümleler yazdı.

İkinci iş kayıtta yapılır ve yazarın elinde değildir. Aynı replik bir oyuncunun ağzında yaşlı, ötekinin ağzında genç çıkar. Biri kısa bir cümleyi kuru söyler, biri sitemle. Mikrofona yakın duran sır verir gibi konuşur, uzak duran ilan eder gibi. Sayfa bunların hiçbirini tek başına belirleyemez.

Bir de mikrofonun kendisi var. Mikrofon insan kulağı gibi dinlemez. Salonda kaybolan bir nefesi büyütür, odanın küçük bir yankısını yakalar. Bir oyuncunun kâğıdı çevirişi bile kayda girer. Sesli dramanın oyuncusu bu yüzden hem karakteri hem de bu cihazı oynar.

Yazar bu durumda çoğu zaman iki uçtan birine kaçar. Ya her şeyi sayfaya yazmaya kalkar. Parantez içinde ton, hız, vurgu ve ağız biriktirir. O zaman oyuncu yazarın kafasındaki sesi taklit etmeye çalışır ve kendi sesini getiremez. Ya da sesi hiç düşünmez. O zaman oyuncu karakteri tahmin eder, tahmin de çoğu zaman en kolay sesten yana çıkar.

Telsiz'in kayıt günü bu iki uç arasında bir yol arıyor. Emre sayfayı bitirdi, şimdi sesleri dinleyecek. Bazı satırları silecek, bazı işaretleri kaldıracak. Bazı yerlerde de sayfayı oyuncunun sesine göre yeniden kuracak.

Atölyenin oyuncuları profesyonel değil. Leman Hanım sahneden geliyor ve mikrofonu tanımıyor. Nurettin Bey hiç oynamamış. Ama Semra Hanım'ı yıllarca gece radyosu dinlemiş kulaklar dinleyecek. Rıza'yı da bir gece taksiye binmiş herkes. Yazarın bu derste öğreneceği şey, bu sesleri doğru yere koymak ve onlara çalışacak yer bırakmak.

Mekanizma

Ses rengi

Masa okumasında Rıza'yı Selim, yaşlı yolcuyu Emre okumuştu. Gerçek kayıtta ikisinin yerini altmışlarında iki erkek alıyor. Burcu yolcu için eski müzik öğretmeni İlhan Bey'i getirmiş. İlhan Bey ilk repliği okuyor: "Biraz dolaşalım. Saati açık kalsın." Nurettin Bey kısaca cevap veriyor.

Kulaklıktan dinleyen Selim farkı hemen duyuyor. Nurettin Bey'in sesi kalın, pürüzlü, göğsünden geliyor. İlhan Bey'inki ince, biraz genizden, cümle sonlarını havada bırakıyor. Emre'nin sayfada kurduğu ayrıma bir de sesin kendisi ekleniyor.

Bu ayrım bir şans değil, Burcu'nun seçimi. Burcu yolcu için önce başka bir komşusunu düşünmüştü. Onun sesi de kalın ve pürüzlüydü. Kayıtta iki adam aynı adam gibi duyulacaktı.

Deniz için de aynı hesap yapılıyor. Burcu rolü önce kendisi okumayı düşünmüştü. Ama kaydı yapan kişi aynı anda mikrofonun önünde duramaz. Ablası Nazlı'yı çağırıyor. Nazlı'nın sesi yüksek ve parlak, Leman Hanım'ınki alçak ve sıcak. Telsizden gelen iki kadın sesi artık yalnız cızırtıyla değil, renkle de ayrılıyor.

Konuşma ritmi

Nazlı bir çağrı merkezinde çalışıyor. Hızlı konuşuyor ama her cümlenin sonunu özenle bitiriyor. Emre Deniz'in repliklerinde cümle sonlarını kesik bırakmış, üç nokta koymuş. Nazlı noktalara da sadık kalıyor ve her birinde kibarca duruyor. Deniz bir müşteri temsilcisine dönüşüyor.

Nermin Hanım sayfayı Nazlı'nın elinden alıyor. "Bu hafta işte seni en çok ne sinirlendirdi?" diye soruyor. Nazlı anlatmaya başlıyor. Hızlanıyor, cümlelerin sonunu yutuyor, bir sonrakine atlıyor. Nermin Hanım onu durdurup repliği kâğıda bakmadan söyletiyor. Ritim şimdi Nazlı'nın kendi ritmi.

Emre üç noktalara yeniden bakıyor. Sayfadakiler ritmi göstermiyordu, frenliyordu. Bir kısmını siliyor. Cümleleri kesik bırakmak yerine arka arkaya diziyor. Sonlarını yutmayı oyuncunun ağzına bırakıyor.

Ağız ve lehçe

Emre Rıza'yı Eskişehir'in eski göçmen ailelerinden birinin oğlu olarak düşünmüş. Masa okumasında Selim bu duyulsun diye bir Rumeli ağzı taklit etmişti. Masa gülmüştü. Emre de sayfada birkaç kelimenin harflerini değiştirmişti.

Kayıt günü Nurettin Bey o kelimelere takılıyor. "Biz böyle demeyiz," diyor. Annesinin ailesi Balkanlardan gelmiş. Nurettin Bey'in kendi konuşmasında o ağızdan birkaç kelime, bir de cümle sonlarında hafif bir ezgi kalmış.

Nermin Hanım değiştirilmiş harfleri sildiriyor. Nurettin Bey replikleri düz yazılmış hâliyle, kendi ağzıyla okuyor. Ağız yerinde, ama kimse gülmüyor. Masa okumasındaki kahkaha bir uyarıydı. Dinleyen karakteri değil, taklidi duymuştu.

Sayfanın borcu da değişiyor. Ağız harfte kalsaydı Emre onu bütün bölümler boyunca her replikte sürdürmek zorundaydı. Şimdi ağız oyuncunun sesinde. Sayfada Rıza'nın kelimeleri ve cümle kuruluşu kalıyor.

Mesafe

Sahnede ön sıra iki adım ötededir ama arka sıra da duymalıdır. Leman Hanım bu yüzden sesini salonun dibine atmaya alışmış. Mikrofon ise bir karış ötede olmalı. Burcu onu iki adım öne çağırıp sesini indirmesini istiyor.

Bu kez ses fazla yakın çıkıyor. Kalın tonlar kabarıyor, Semra Hanım bir gece programı sunucusuna dönüşüyor.

Burcu ortada bir yer buluyor. Semra Hanım kulübede yakın ve sıcak duyulmalı ama fısıltıya dönmemeli. Arka koltuktaki İlhan Bey ise eksen dışında, mikrofonun yanında duruyor. Sayfadaki "(arkadan)" ibaresi bu kez bir bedenin yerine dönüşüyor.

Nefes

Selim kaydı açıyor. Leman Hanım'ın her repliğinden önce bir nefes var. Sahnede bunlar salonun uğultusunda kayboluyordu. Mikrofonda her biri duyuluyor. Selim çoğunu siliyor.

Ama birini bırakıyor. Yolcu bir şey sorduğunda Nurettin Bey cevap vermeden önce burnundan kısa bir nefes vermiş. Sayfada o nefesin yeri yok. Emre yalnız "Olur." yazmıştı. Nefes cevabın yarısı olmuş: Rıza kabul ediyor ama içinden bir şey geçiriyor. Emre sayfaya bir parantez eklemiyor. Eklerse Nurettin Bey bir dahaki sefere o nefesi oynamaya çalışacak.

Üst üste konuşma

Telsizin bir kuralı var. Biri tuşa bastığında kanal onundur. İki kişi aynı anda basarsa kanal cızırtıya boğulur ya da biri hiç duyulmaz. Emre buna yaslanıyor. Semra Hanım ile Deniz telsizde hiç üst üste konuşmuyor. Biri tuşu bırakmadan öbürü giremiyor ve bu bekleyiş onların konuşma biçimi oluyor.

Arabada durum başka. Yolcu köşedeki fırını anlatırken Rıza sözünü kesiyor: "Kapandı." Burcu bu iki repliği önce ayrı ayrı almıştı. Selim onları üst üste bindirince sahte duruyor. Kesen ses, kesilen sesi duymamış.

Öğleden sonra iki adam Nurettin Bey'in kendi arabasına biniyor. Motor kapalı, sokak sessiz. Biri önde, biri arkada. Bu kez "Kapandı" yolcunun cümlesinin tam ortasına düşüyor.

Kalabalık sahne

Bölüm akşamın ilk saatinde açılıyor. Yakındaki bir düğün salonundan çıkanlar durağa doluşuyor. Emre sayfaya yalnız "SES: Kalabalık." yazmış. Akşamüstü Burcu depoda Çarşı Sahnesi'nden birkaç kişiyle atölyeyi topluyor. Herkes aynı anda konuşuyor. Biri "Ahmet, arabayı getir!" diye bağırınca kulak hemen onun peşine düşüyor.

Selim kuralı koyuyor: arkada kimse ad söylemez, net bir cümle kurmaz. Öne yalnız bir ses çıkacak. Biri kulübenin camına vurup üç araba isteyecek. Semra Hanım camı açmadan telsize dönecek.

Oyuncuya yorum alanı

Akşama doğru Burcu bir deneme alımı istiyor. Takılı tuş gecesinin son satırı, henüz taslakta. Semra Hanım o gece de her geceki cümlesini söyleyecek. Ama bu kez arabada duymaması gereken bir konuşmayı duymuş olacak. Emre sayfanın kenarına "(nefes)" yazmış, sonra üstünü çizmiş.

Leman Hanım okumadan önce bir soru soruyor: "Semra neden hep gece vardiyasında?" Emre cevap vermiyor. Nermin Hanım araya giriyor. "Kendine bir cevap bul," diyor. "Bize söyleme."

Leman Hanım cümleyi okuyor. "Dinliyorum"dan önce çok kısa bir duraklama var, sabahki okumada olmayan. Neden orada, kimse bilmiyor.

Burcu bu satırı yedi kez almış. Emre en temiz okunan alımı istiyor, sesi düz ve net olanı. Selim duraklamalı olanı seçiyor. "Bunda bir şey saklıyor," diyor. Emre itiraz etmiyor. Saklanan şeyi kendisi de bilmiyor. Kenardaki çizili parantezi silgiyle temizliyor.

O gün sayfadan bütün "(yorgun)" ve "(sitemli)" ibareleri de çıkıyor. Akşam olduğunda ilk gecenin replikleri kayıtta. Deniz'in iki repliği aralık camlı bir arabada yeniden alınacak, ezan da birkaç sokak öteden. Selim kurguya başlıyor. Yayın günü yok. Emre klasörün üstüne "Telsiz — ilk bölüm, ham kayıt" yazıyor.

Filmlerden okuma

Usta katmanı

Sesi rolden önce dinle. Bir oyuncuyu seçmeden önce ona sayfayı değil, bir anısını anlattır. Okurken sesi takınır, anlatırken kendi sesine döner. Kaydedeceğin ses o ikincisidir.

Kadroyu sahne sahne kur. İki benzer ses farklı bölümlerde duruyorsa sorun yok. Aynı sahnede uzun konuşacaklarsa birini değiştir. Ses kadrosunu karakter listesine değil, sahne listesine bakarak yap.

Ritmi parantezle değil, cümleyle yaz. "(hızlı)" yazmak bir oyuncuya hiçbir şey söylemez. Kısa, art arda dizilmiş cümleler ise ağızda kendiliğinden hızlanır.

Ağzı harfle değil, kelimeyle ve sözdizimiyle kur. Harf değiştirmek okuru da oyuncuyu da yorar. Ağzı olan bir oyuncu bulunursa harfleri sil, kelimeleri bırak.

Gülme bir uyarıdır. Masa okumasında bir ağız gülüş getiriyorsa, dinleyici karakteri değil taklidi duyuyordur. Sahne komik değilse o sesi bırak.

Sahne oyuncusuna mikrofonu tanıt. Tiyatrodan gelen bir oyuncu salonun dibine konuşmaya alışkındır. İlk alımda sesini yarıya indirmesini iste. Sonra birlikte yukarı çıkın.

Yakınlığı bir araç say. Mikrofona yaklaşan ses içtenleşir. Bunu sır verme anlarına sakla. Bütün bir rolü yakından okutursan yakınlığın anlamı kalmaz.

Nefesi kurgucuyla birlikte seç. Bütün nefesleri silmek kaydı ölü bırakır. Hepsini bırakmak kulağı yorar. Anlam taşıyan nefesi tut, gerisini temizle.

Bulunmuş nefesi sayfaya geri yazma. Noktalama bir nefes yeri önerebilir. Ama kayıtta kendiliğinden gelip anlam kazanan bir nefesi sonradan parantezle yazarsan oyuncu bir dahaki sefere onu oynar. Önerilmiş nefes ile kendiliğinden gelen nefes aynı sesi vermez.

Kanalın kuralını bil. Telsiz, telefon ya da radyo konuşmanın biçimini değiştirir. Tuşa basılan bir kanalda üst üste konuşma olmaz. Bu kural bir eksiklik değil, sahnenin ritmidir.

Söz kesmeyi ayrı kaydetme. Birbirinin sözünü kesen iki karakteri aynı yerde, aynı anda okut. Ayrı alımlardan bindirilen kesme, çoğu zaman tepkisiz duyulur.

Kalabalığa bir yön ver. Kalabalık mırıltısı için oyunculara kim olduklarını söyle: düğünden çıkanlar, yorgun, biraz neşeli. Yönsüz kalabalık her yerde aynı uğultuyu verir.

Kalabalıkta adları yasakla. Arkada söylenen bir ad kulağı hemen yakalar. Dinleyici o kişinin kim olduğunu bekler. Ad yalnız öndeki sesin hakkıdır.

Oyuncuya bir sır ver. Senin bile cevaplamadığın bir soruya oyuncu kendine bir cevap bulabilir. O cevabı bilmek zorunda değilsin. Dinleyici de bilmeyecek, ama sesin içinde bir şey duyacak.

Oyuncunun yorgunluğunu hesaba kat. Sesli dramada bir gün boyunca aynı repliği defalarca söylemek sesi aşındırır. Ağır, bağırışlı sahneleri günün sonuna bırak. Sabah sesi ile akşam sesi aynı karakteri iki ayrı yaşta gösterebilir.

Kâğıdın sesini unutma. Mikrofon sayfanın hışırtısını da duyar. Oyuncuya sayfaları önceden ayırmasını söyle. Uzun bir konuşmanın ortasında sayfa çevrilecekse orada bir nefes yeri bırak.

Kayıt sırası sayfa sırası değildir. Sesli dramada sahneler çoğu zaman mekâna göre kaydedilir: önce bütün kulübe, sonra bütün araba. Oyuncu bir duygunun ortasına soğuk girer. Kayıt notuna her sahnenin öncesinde ne olduğunu bir cümleyle yaz.

Alımı yazar seçmez. Yazar kendi kafasındaki sese en yakın alımı seçme eğilimindedir. Kurgucu ise sahnenin içinde en iyi duran alımı arar. Seçimi ona bırak, sen dinle.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış"İyi yazılmış bir replik her oyuncunun ağzında aynı çalışır."
Doğrusu

Aynı replik bir seste yorgun, ötekinde öfkeli çıkar. Sayfa yalnız başlangıçtır. Kayıt günü bazı satırlar sese göre yeniden kurulur.

Yaygın yanlış"Karakterleri ayırmak için oyuncu sesini değiştirsin."
Doğrusu

Takınılmış ses uzun bir kayıtta dağılır ve yorulur. Ayrımı önce sayfada, sonra ses kadrosunda kur. Oyuncuya kendi sesinden uzak bir ses yaptırma.

Yaygın yanlış"Ağzı ne kadar koyu yazarsan karakter o kadar gerçek olur."
Doğrusu

Koyu yazılmış ağız oyuncuyu taklide iter. Dinleyici de çoğu zaman karakteri değil, ağzın kendisini duyar. Birkaç kelime ve bir cümle kuruluşu çoğu zaman yeter.

Yaygın yanlış"Bir ağzı en iyi, onu iyi taklit eden oyuncu verir."
Doğrusu

Taklit, ağzın en çok bilinen birkaç işaretini abartır. O ağızla büyümüş biri ise onu farkında olmadan, ölçülü taşır.

Yaygın yanlış"Mikrofona ne kadar yakın, o kadar iyi."
Doğrusu

Yakınlaşan ses kalınlaşır, bir noktadan sonra boğuklaşır. Her karakterin, her anın kendi uzaklığı vardır.

Yaygın yanlış"Nefesler kayıttan tamamen temizlenmeli."
Doğrusu

Nefessiz bir kayıt insansız duyulur. Bazı nefesler bir cevabın yarısıdır. Temizlik seçerek yapılır ve kurgucuyla birlikte karar verilir.

Yaygın yanlış"Üst üste konuşma kurguda kolayca kurulur."
Doğrusu

Ayrı alımlardan bindirilen sesler birbirine tepki vermez. Söz kesmenin inandırıcılığı aynı anda kaydedilmesinden gelir.

Yaygın yanlış"Kalabalık sahne için çok kişi gerekir."
Doğrusu

Birkaç oyuncu, birkaç alım ve iyi bir kurgu bir kalabalığı kurar. Asıl iş kalabalığın arkada kalmasını sağlamaktır.

Yaygın yanlış"Amatör oyuncuyla sesli drama olmaz."
Doğrusu

Profesyonel oyuncu bir sesi daha kolay tekrarlar ve kaydı daha az alımla bitirir. Ama amatörün kendi sesi çoğu zaman takınılmış bir rol sesinden inandırıcıdır. Yazarın işi o sesi bozacak satırları sayfadan çıkarmaktır.

Yaygın yanlış"Oyuncuya yön vermek için parantez şarttır."
Doğrusu

Parantez bir kez okunur, sonra oyuncunun kafasında bir kalıba dönüşür. Kayıtta yönü çoğu zaman bir soru verir. Sayfada yalnız anlamı değiştiren parantez kalır.

Yaygın yanlış"Yazar oyuncuya her şeyi açıklamalı."
Doğrusu

Bazı soruların cevabı oyuncuda kalabilir. Semra Hanım'ın gece vardiyasının nedeni sayfada yok. Leman Hanım'ın sesinde ise bir yeri var.

Uygulama — kendin dene

Kilit özet

  • Sesli dramada repliği yazar yazar, sesi oyuncu getirir.
  • Ses rengi oyuncunun bedeninden gelir ve kolay değişmez.
  • Ses kadrosu sahneyi paylaşacak sesler ayrışacak biçimde kurulur.
  • Konuşma ritmi sayfadaki cümle boyuyla önerilir, oyuncunun ağzında bulunur.
  • Ağız harfle değil, kelime ve sözdizimiyle yazıldığında oyuncuya geçer.
  • Taklit edilen ağız karikatüre kaymaya hazırdır.
  • Mikrofona olan uzaklık karakterin dinleyiciye ne kadar yakın durduğunu belirler.
  • Yakınlık etkisi sıcaklık verir, fazlası boğar.
  • Bazı nefesler bir cevabın parçasıdır ve kayıtta kalır.
  • Söz kesme ve üst üste konuşma en iyi birlikte kayıtla çıkar.
  • Telsiz gibi kanallar üst üste konuşmaya izin vermez.
  • Kalabalığın arkası mırıltıdır; öne tek bir ses çıkar.
  • Oyuncuya bırakılan cevapsız bir soru sese bir derinlik katar.
  • Alımı kurgucu seçer, yazar dinler.

Sonraki derse köprü

Telsiz'de dinleyici hiçbir şey görmedi. Yaşlı adamın kapıyı kapatışı bir yay gıcırtısı, bir çarpmaydı ve olay o sesin süresi kadar sürdü. Sonraki ders görüntüyü geri getiriyor, ama kıpırdamayan bir görüntüyü. Panel tabanlı anlatıda kapının açık olduğu kare ile kapalı olduğu kare yan yana durur. Arada olanı kimse göstermez. Hareketi okurun gözü, bir kadrajdan ötekine geçerken kendisi tamamlar. Bir sesin süresini yazmaya alışmış biri, iki karenin arasındaki boşluğu nasıl yazar?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Bu bölüm seslendirilmez. Sonraki animasyon aşaması içindir.

Görsel anlar

  • Açılış — paltolarla dolu küçük bir depo; sehpada mikrofon, yanında kırmızı ışıklı kayıt cihazı.
  • Ses rengi — iki ses dalgası aynı yükseklikte; biri kalın ve pürüzlü, öbürü ince ve parlak.
  • Yakınlık etkisi — mikrofona yaklaşan bir ağız; ses dalgasının alt kısmı kabarıyor.
  • Üst üste konuşma — telsiz kanalında iki dalga sıra bekliyor; araba içinde iki dalga iç içe geçiyor.
  • Kalabalık mırıltısı — arkada bulanık, gri bir dalga yığını; önde tek, parlak bir dalga.

Ritim

Ders kapının altına sıkıştırılan havlunun hışırtısıyla açılsın. Bitişte kulaklıktan sızan ince bir telsiz cızırtısı kalsın, sonra kayıt cihazının küçük tıkı.