Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Değerlendirme ölçütü metnin tek bir yanını tartan, her metne aynı biçimde sorulan sorudur.
- Değerlendirme tablosu ölçütleri dizer; kararı vermez, kararın malzemesini düzenler.
- Derece ölçeği anlamı yazılı birkaç kelimeden oluşur; anahtar tablonun içinde durur.
- Gerekçe satırı her dereceyi sayfadaki bir yere bağlar ve işin boyunu sezdirir.
- Derece en son yazılır; önce gerekçe cümlesi kurulur.
- Ölçüt sızıntısı bir satırın izlenimini öbür satırlara taşır; her bulgu tek satırda tartılır.
- Ortalama yanılgısı, derecelerin ortasını hüküm saymaktır.
- Aynı derece kelimesi iki satırda bambaşka iş yükleri taşıyabilir.
- Taşıyıcı ölçüt karar vericinin sorusundan doğar; ağırlığı tablo değil, soru belirler.
- Burcu'nun tablosu doldu: konsept, görsel anlatım ve mecra çok iyi; tema zayıf. Tavsiye satırı boş.
Açılış sahnesi
Burcu bir kâğıdı masanın ortasına koyuyor. Solda alt alta on bir başlık var, konseptten teknik sunuma kadar. Sağda her başlığın karşısında tek bir kelime. Dün gece analiz dosyasını kapattıktan sonra yazmış. Hızlı gitmiş, hiçbir kelimede duraksamamış. Raporun iskeletinde bu bölüm henüz boş bir başlık: değerlendirme tablosu. Burcu kâğıdı oraya geçirmeden önce atölyeye getirmiş.
Selim kâğıdı kendine çeviriyor. Sol sütunu avucuyla kapatıyor. Geriye yalnız kelimeler kalıyor: çok iyi, zayıf, orta, orta, çok iyi. Hepsini yüksek sesle okuyor. Sonra elini kaldırmadan soruyor. «Bu hangi senaryo?»
Kimse cevap vermiyor. Sütun her senaryoya uyar. İçinde ne iskele var ne çay ocağı. Bir polisiye de olabilir bu, bir aile komedisi de.
Emre Selim'in elini kâğıttan çekiyor. «Başlıklar görününce de pek bir şey değişmiyor. Yapı zayıf. Neden zayıf? Bavul yüzünden mi, final yüzünden mi, Umut yüzünden mi?»
Burcu cevabı biliyor. Hepsi dosyada, her biri kendi sayfasında. Ama bu kâğıtta hiçbiri yok. Yapımcı tabloyu okuyunca Burcu'nun kafasındakini göremeyecek. Yazar da göremeyecek. Yazarın göreceği yalnız «zayıf» kelimesi olacak.
Nermin Hanım kâğıdın kıvrılan köşesini düzeltiyor. «Her kelimenin yanına bir cümle yaz. Cümle sayfayı göstersin. Gösteremiyorsa kelimeyi yeniden düşün.»
Değerlendirme tablosundaki her derece, onu sayfaya bağlayan bir gerekçe cümlesiyle birlikte yazılır.
Bu derste ne olacak
Burcu raporun değerlendirme tablosunu dolduracak. Önce tablonun neden ayrı ölçütlere bölündüğüne bakacağız. Sonra derecelerin kelimeyle nasıl tanımlandığını göreceğiz. Her dereceye bir gerekçe cümlesi yazmayı konuşacağız. Bir satırın parlaklığının öbür satırlara nasıl sızdığını da. Tablo dolunca Emre dereceleri toplamaya kalkacak. Ortalamanın neden bir karar olmadığını orada tartacağız. Aynı kelimenin iki satırda neden bambaşka bir iş anlatabildiğini göreceğiz. Yapımcının sorusunu hangi satırların taşıdığını da ayıracağız. Tavsiye satırı bu derste boş kalacak; onu doldurmak ayrı bir iş. Filmler bir yarış pistinden, bir çölden, bir video kiralama dükkânından, gece bir Londra sokağından ve şık bir lokantanın akvaryumundan geliyor.
Sıfır noktası
Okuyucu raporlarının çoğunda bir tablo bulunur. Solda ölçütler, sağda her birinin derecesi durur. Ölçüt, metnin tek bir yanını tartan bir sorudur. Tablo bu soruları alt alta dizer. Karar verici bir bakışta metnin nerede güçlü, nerede aksak olduğunu görür.
Ölçütlerin listesi şirketten şirkete değişir. Bir dizi kanalı bölüm motorunu ayrı bir satırda sorar. Bir yarışma özgünlüğe daha çok yer verir. Çekirdeği ise pek değişmez. Burcu'nun listesinde on bir satır var, her satır bir soru soruyor:
- Konsept: fikir tek cümlede tutunuyor ve bir film boyu yürüyor mu?
- Yapı: olaylar doğru yerde mi, birbirine bağlı mı?
- Karakter: kişiler seçim yapıyor ve değişiyor mu?
- Diyalog: konuşanın kim olduğu sesinden anlaşılıyor mu?
- Görsel anlatım: sayfa söze başvurmadan da anlatıyor mu?
- Tema: metin sorduğu soruyu sonuna kadar taşıyor mu?
- Tür: türün seyirciye verdiği söz tutuluyor mu?
- Ton: metin baştan sona aynı filmde kalıyor mu?
- Özgünlük: tanıdık kalıptan nerede ayrılıyor?
- Mecra uygunluğu: hikâye sinemaya mı, diziye mi, başka bir biçime mi göre kurulmuş?
- Teknik sunum: sayfa rahat okunuyor ve biçim kurallarına uyuyor mu?
Sorular tek tek sorulur, çünkü bir metin aynı anda hem çok iyi hem zayıf olabilir. Konsepti parlak bir senaryonun diyaloğu düz kalabilir. Keskin replikler dağınık bir yapının içinde de yaşar. Tek bir hüküm bunları birbirine karıştırır. Tablo onları ayrı tutar. Okur da kendi izlenimini satır satır sınamak zorunda kalır.
Dereceler bazı şirketlerde sayıyla, bazılarında kelimeyle verilir. Sayı kolayca toplanır. Kelime toplanmaya direnir. Sayının bir tuzağı daha var: kesin görünür. Oysa arkasındaki okuma kelimeninki kadar kişiseldir. Burcu kelimeyi seçiyor. Tablosunun bir toplama işlemine dönmesini istemiyor.
Burcu'nun tablosunu iki okur farklı gözlerle okuyacak. Yapımcı onu metnin haritası gibi okur. Yazar ise bir karne gibi. Yapımcı «orta» kelimesinde bir iş yükü görür, yazar bir not. Bu yüzden her kelimenin anlamı tablonun içinde yazılı durmalı.
Tablo bir karar değildir. Raporda tavsiye ayrı bir satırdır, tablo onun malzemesidir. Bir okur tabloyu doldurmadan tavsiye yazarsa hükmü ezberden verir. Tabloyu doldurup tavsiyeyi tablodan hesaplarsa bu kez hiç hüküm vermemiş olur.
Mekanizma
On bir soru
Burcu ölçütleri dosyasının sayfalarıyla eşleştiriyor. Dosyanın sayfaları konseptten başlayıp tona kadar iniyor. Tabloda ise on bir satır. Bazı satırların dosyada kendi sayfası yok. Diyalog karakter sayfasının içinde duruyor. Özgünlük konsept sayfasının ortasında. Teknik sunumun bulguları ise katlanıp dosyanın arkasına konmuş o ilk sırasız not sayfasında.
Selim soruyor: dosya bu kadar ayrıntılıyken neden ikinci bir bölme? Burcu'nun cevabı kısa. Dosya onun kendi düşünme sırası. Tablonun sırası ise yapımcının her raporda gördüğü sıra. Yapımcı başka okurlardan da rapor alıyorsa diyalog satırını hep aynı yerde bulmalı.
Dört kelime
Burcu'nun dört kelimesi var: zayıf, orta, iyi, çok iyi. Gece bunları tanımlamadan kullanmış. Şimdi tablonun altına anahtarını yazıyor. Çok iyi: metni taşıyor, korunmalı. İyi: çalışıyor, küçük pürüzleri var. Orta: parçalar var, ama yerinde ya da sahibinde sorun var. Zayıf: ölçütün işi sayfada yapılmıyor.
Anahtarı bitirince yapı satırına dönüyor. Gece oraya «zayıf» yazmıştı. Oysa dosyadaki yapı sayfası başka bir şey söylüyor: parçaların hiçbiri eksik değil, ama ikinci yarıda dönüşleri Derya çevirmiyor. Bu, anahtardaki «orta»nın tarifi. Burcu kelimeyi siliyor ve yerine «orta» yazıyor.
Emre itiraz ediyor. «Final tesadüf. Buna orta mı denir?»
«Final bir parça. Yeri ve sahibi yanlış. Anahtar buna orta diyor. Daha sert bir kelime istiyorsam önce anahtarı değiştiririm. O zaman öbür on satırı da baştan okurum.»
Kelimenin yanındaki cümle
Burcu teknik sunumla başlıyor, çünkü en kolayı o. İlk gerekçesi tek kelime: «Özensiz.» Satırı okuyunca kendisi de rahatsız oluyor. Bu kelime bir dereceyi başka bir dereceyle açıklıyor. Yeni cümle sayfaya iniyor: kamera komutları ve tek bir devamlılık hatası. Sonuna işin boyunu da ekliyor. Bunlar bir geçişte ayıklanır.
Diyalog satırında cümle daha zor çıkıyor. Burcu gerekçeyi iki kez bozuyor. Önce iki adamın repliklerini alıntılamak istiyor. Sonra vazgeçiyor; tabloda replik değil, örüntü durmalı. Sayfa göndermelerini tablonun dışına bırakıyor. Son hâlinde Derya ile Hayri'nin ayrı sesleri ve iki adamın ortak hitabı birlikte duruyor.
Selim cümleye bakıp başını sallıyor. «Yazar bunu okusa nereyi açacağını bilir.»
Parlayan satır
Özgünlük satırında gece «çok iyi» yazılmış. Burcu kelimeye yeniden bakıyor. Tablonun başındaki konsept satırı da çok iyi. İkisi birlikte parlıyor. Ama özgünlüğün sorusu başka: tanıdık kalıptan nerede ayrılıyor? Bulunan para kalıbı tanıdık. Ayrışma adanın kapanan saatinde ve çay ocağında. Parçalar bilindik, bileşim yeni. Anahtara göre bu «iyi».
Nermin Hanım ikinci bir sızıntıyı gösteriyor. Tesadüfi final yapı satırının gerekçesine girmiş. Burcu'nun aklı tür ve tema satırlarında da ona gidiyor. Bir bulgu üç satırı birden aşağı çekerse tablo tek bir sorunu üç kez sayar. Burcu finali yapı satırında bırakıyor. Tema satırına kendi bulgusunu yazıyor: borcun finalde unutulması. Tür satırına da ilk saldırı sekansını.
Üçüncü sızıntı Burcu'nun kendisinden geliyor. Defterine ilk kelime olarak «Sevmedim» yazmıştı. Tabloyu doldururken o defter çantada kalıyor. Hiçbir satırda kendi beğenisini aramıyor, yalnız satırın sorusuna cevap arıyor. Saldırı sayfalarının kenarında hâlâ «Okumak istemedim» yazılı. Tür satırı yine de o sekansı övüyor.
Tablo
Satırlar dolunca tablo şöyle duruyor:
- Konsept — çok iyi. Kış gecesi kapanan bir ada, çay ocağında çalışan bir kadın ve bavuldan önce kurulmuş bir borç, fikri tek cümlede tutuyor.
- Yapı — orta. Bavul otuzuncu sayfa civarında geliyor, ikinci yarının dönüşleri Umut'a geçiyor, final de bir tesadüfe bağlanıyor.
- Karakter — orta. Derya ilk yarıda davranışla kuruluyor, ikinci yarıda kararları kardeşine bırakıyor; Hayri'nin geçmişi hazırlıksız açılıyor.
- Diyalog — orta. Derya ile Hayri kendi sesleriyle konuşuyor; iki adam ise aynı hitapla, aynı soruyla tehdit ediyor.
- Görsel anlatım — çok iyi. Derya'nın elleri, gece iskelesi ve son görüntü söze ihtiyaç duymadan anlatıyor.
- Tema — zayıf. «Kardeş borcu ödenir mi?» sorusu güçlü kuruluyor, ama final borcu bir daha anmıyor.
- Tür — iyi. Gerilimin sözü geç veriliyor, ama ilk saldırı sekansında eksiksiz tutuluyor.
- Ton — orta. Açılıştaki rüzgâr son görüntüyü hazırlıyor; martı sahneleri ise gerilimi iki kez söndürüyor.
- Özgünlük — iyi. Bulunan para kalıbı tanıdık; ayrışma adanın kapanan saatinde ve çay ocağında.
- Mecra uygunluğu — çok iyi. Tek gece ve ertesi günle kapanan süre, bir kez gelip giden bavul uzun metraj sinemaya uyuyor.
- Teknik sunum — orta. Aksiyon satırları kameraya sık komut veriyor ve bir sahnede gece–gündüz devamlılığı bozuk; ikisi de tek bir geçişte düzelir.
Toplamak
Emre tabloyu parmağıyla sayıyor. «Üç çok iyi, iki iyi, beş orta, bir zayıf. Ortası iyi ile orta arasında bir yer. Demek ki orta halli bir metin.»
Burcu kâğıdı ters çeviriyor ve arkasına hayalî bir senaryonun tablosunu yazıyor. Biçimi kusursuz, replikleri keskin, ama fikri hiçbir yere gitmeyen bir metin. Konsept zayıf, teknik sunum çok iyi. Öbür satırları da karıştırıyor. Ortası yine aynı yere düşüyor.
«Bunlar aynı metin mi?»
Emre gülüyor. «Değil tabii. Biri iyi bir fikri aksak yürütüyor. Öbürü boş bir fikri parlatıyor.»
«Peki yapımcıya ikisi için aynı şeyi mi söyleyeyim?»
Nermin Hanım bir şey eklemiyor. Tablonun altındaki boş satıra bakıyor. Tavsiye satırı ortalamadan doldurulamaz.
Yükü taşıyan satır
Yapımcının sorusu belli: metni geliştirmeye alacak mı, alacaksa ne kadar iş bekliyor? Burcu yapı ile teknik sunumun «orta»larını alt alta okuyor. Teknik sunumunki bir hafta sonunun işi. Yapınınki ikinci yarıyı yeniden kurmak demek. Kelime aynı, takvim bambaşka.
Selim bir ağırlık sütunu öneriyor. Burcu bir süre düşünüyor ve eklemiyor. Ağırlık, karar vericinin ihtiyacına göre değişir. Başka bir şirkette teknik sunum da ağır basabilir. Onun yerine gerekçeleri baştan geçiyor. Her cümlenin işin büyüklüğünü sezdirip sezdirmediğine bakıyor. Yapı satırı sezdiriyor: dönüşler, final. Teknik sunum satırı da: tek bir geçiş.
Tablo bitti. Tavsiye satırı boş duruyor. Burcu kalemin kapağını takıyor. O satır bu akşamın işi değil.
Filmlerden okuma
Usta katmanı
Dereceyi en son yaz. Önce gerekçe cümlesini kur, sonra cümleye bakıp anahtardan kelimeyi seç. Kelimeyle başlarsan cümleyi o kelimeyi savunmak için yazarsın. Cümle o zaman sayfayı değil, kelimeyi anlatır.
Anahtarı tablonun içine koy. «Orta» senin için bir şey, okur için başka bir şey ifade eder. Dört kelimenin tanımı tablonun altında durursa yapımcı ile yazar aynı anlamı okur.
Anahtarı değiştirirsen bütün satırları baştan oku. Tek bir satır için anahtarı sertleştirmek, öbür satırların derecesini sessizce değiştirir. Ya hepsini yeniden tart ya anahtara dokunma.
Bir bulguya tek ev ver. Tesadüfi final yapının da, temanın da, türün de konusu olabilir. Ama tabloda tek satırı aşağı çekmeli. Öbür satırlar kendi bulgularıyla tartılır.
Dereceleri kapatıp yalnız gerekçeleri oku. Her cümleden dereceyi tahmin edebilmelisin. Tahminin tablodaki kelimeyle uyuşmuyorsa ya cümle ya kelime yanlıştır.
Güçlü satırı da gerekçelendir. «Çok iyi» yanında bir cümle yoksa yazar neyi koruyacağını bilemez. Yeniden yazarken en sevdiği yeri farkında olmadan bozabilir.
Gerekçeye işin boyunu sızdır. «Bir geçişte düzelir» ile «ikinci yarıyı yeniden kurmak ister» aynı derecenin yanında çok farklı iki takvim söyler. Ağırlık sütunu açmadan ağırlığı böyle gösterirsin.
Mecra ile teknik sunumu karıştırma. Mecra uygunluğu hikâyenin biçime uyup uymadığını sorar. Teknik sunum sayfanın okunup okunmadığını. Kusursuz biçimlenmiş bir sayfa, dizi için kurulmuş bir fikri sinemaya uydurmaz.
Tabloyu bir gece beklet. Gece yazılan dereceler o günün yorgunluğunu taşır. Sabah gerekçeleri yeniden oku. Bir kelime sana artık fazla sert ya da fazla yumuşak geliyorsa, nedenini sayfada ara.
Tabloyu dengelemeye çalışma. Her zayıfın yanına bir güçlü aramak tabloyu adil göstermez, yalnız düzgün gösterir. Metinde üç güçlü satır varsa üç tane yazarsın. Hiç yoksa da yazmazsın.
Satırı silme, uymadığını yaz. Diyaloğu neredeyse olmayan bir metinde diyalog satırını kaldırma. Derecenin yerine durumu yaz. Okur aynı satırı başka raporlarda da arar.
Beğenini tabloya oturtma. İlk okumanın beğeni notları dosyada kalır. Tabloyu doldururken onları açma. Sevmediğin bir metnin güçlü satırı ancak böyle «çok iyi» alabilir.
Ortalamayı bilerek yasakla. Kelime ölçeği toplamayı zorlaştırır, ama durdurmaz. Masada biri mutlaka sayacak. Kelimeleri kafasında sayıya çevirip ortasını bulacak. Raporun hiçbir yerinde ortalamaya benzeyen bir cümle kurma.
Aynı ölçeği her metinde kullan. Bu hafta «orta» dediğin şey gelecek ay da orta olmalı. Ölçek metne göre esnerse yapımcı iki raporu karşılaştıramaz. Kendi eski tablolarına arada bir dönüp bak.
Gerekçeyi yazarın masasında oku. Rapor yazara da gidecekse sert kelimeyi sayfaya yönelt. «Diyalog kötü» bir kişiye çarpar. «İki adam aynı hitapla tehdit ediyor» bir sayfaya.
Tablonun hükmünü tavsiyeden ayrı tut. Tablo on bir soruya on bir cevap verir. Tavsiye ise yapımcının tek sorusuna cevap verir. İkisi aynı kâğıtta durur ama biri öbüründen hesaplanmaz.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Derecelerin ortalaması metnin hükmüdür."
Aynı ortalama bambaşka metinlerden çıkabilir. İyi bir fikri aksak yürüten metin ile boş bir fikri parlatan metin aynı yere düşebilir. Karar verici ise ikisine aynı cevabı vermez.
Yaygın yanlış"Sayı kelimeden daha nesneldir."
Sayı yalnız daha kolay toplanır. Gerekçesi yoksa o da bir izlenimdir. Nesnelliği derecenin biçimi değil, yanındaki cümlenin sayfaya bağlanması sağlar.
Yaygın yanlış"Her ölçüt eşit ağırlıktadır."
Ağırlık karar vericinin sorusundan gelir. Geliştirme kararı veren bir yapımcı için yapı, teknik sunumdan ağırdır. Başka bir masada sıra değişebilir.
Yaygın yanlış"Güçlü bir konsept öbür satırları da yukarı çeker."
Çekerse bu bir sızıntıdır. Her satır kendi sorusuyla okunmalı. Konseptin parlaklığı özgünlüğün ya da diyaloğun yerine geçmez.
Yaygın yanlış"Gerekçe derecenin açıklamasıdır."
«Diyalog orta, çünkü replikler sıradan» bir açıklama değil, aynı hükmün tekrarı. Gerekçe sayfada gösterilebilen bir şey söyler: kimin, nerede, nasıl konuştuğunu.
Yaygın yanlış"Aynı sorun ilgili her satırda düşürülmelidir."
Tablo böylece tek bir sorunu birkaç kez sayar. Sorun ait olduğu satırda bir kez tartılır.
Yaygın yanlış"Teknik sunum önemsizdir."
Kamera komutlarıyla dolu bir sayfa okuru yorar. Yorgun okur öbür satırları da haksız tartar. Önemi tablodaki yerinde değil, okuma deneyimindedir.
Yaygın yanlış"Zayıf derece yazara bir cezadır."
Derece bir satırın bugünkü hâlini söyler, yazarın değerini değil. Gerekçesi iyi yazılmış bir «zayıf», yazara nereden başlayacağını gösteren en kısa yoldur.
Yaygın yanlış"Güçlü satırlar raporda yer kaplamasın."
Güçlü satırı yazmamak yazarın neyi koruyacağını bilmemesi demektir. Yapımcı da metnin neden okunmaya değdiğini göremez.
Yaygın yanlış"Tablo ne kadar uzunsa rapor o kadar titizdir."
Ölçüt eklemek titizlik değil, dağınıklık doğurabilir. Her yeni satır bir soru sormalı ve o soru öbürlerinden ayrı olmalı. Sorusu olmayan satır yalnız yer kaplar.
Yaygın yanlış"Derece okurun kişisel puanıdır, tartışılmaz."
Gerekçesiyle yazılmış derece tartışılabilir. Tartışılabilmesi de onun değeridir. Yazar sayfayı açıp bakabilmeli.
Yaygın yanlış"Özgünlük hiç görülmemiş olmaktır."
Çoğu metin tanıdık bir kalıp üzerine kurulur. Özgünlük satırı kalıbın varlığını değil, metnin ondan nerede ayrıldığını tartar.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Değerlendirme ölçütü metnin tek bir yanını tartan, her metne aynı biçimde sorulan sorudur.
- Değerlendirme tablosu ölçütleri dizer; kararı vermez, kararın malzemesini düzenler.
- Derece ölçeği anlamı yazılı birkaç kelimeden oluşur; anahtar tablonun içinde durur.
- Gerekçe satırı her dereceyi sayfadaki bir yere bağlar ve işin boyunu sezdirir.
- Derece en son yazılır; önce gerekçe cümlesi kurulur.
- Ölçüt sızıntısı bir satırın izlenimini öbür satırlara taşır; her bulgu tek satırda tartılır.
- Ortalama yanılgısı, derecelerin ortasını hüküm saymaktır.
- Aynı derece kelimesi iki satırda bambaşka iş yükleri taşıyabilir.
- Taşıyıcı ölçüt karar vericinin sorusundan doğar; ağırlığı tablo değil, soru belirler.
- Burcu'nun tablosu doldu: konsept, görsel anlatım ve mecra çok iyi; tema zayıf. Tavsiye satırı boş.
Sonraki derse köprü
Tablo doldu: on bir satır, on bir gerekçe. Altındaki tavsiye satırı hâlâ boş. Yapımcı yine de tek bir kelime bekliyor: geçmek, düşünmek ya da önermek. O kelime metnin bütününden mi çıkar, en ağır satırından mı? Senaryoya verilen hüküm ile yazarın kalemine verilen hüküm aynı mı olmalı? Şirketin ihtiyacı değişince karar da değişir mi? Metnin geliştirilmeye ne kadar açık olduğu bu kelimeye nasıl girer? Burcu'nun «Sevmedim»i bu kelimeye hiç karışmadan durabilir mi? Sıradaki ders pass, consider ve recommend mantığı.