Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Birincisi. Fikir üretme ile fikir değerlendirme aynı anda yapılamaz. Musluk açıkken süzgeç tutulmaz.
İkincisi. Yaratıcı fikir ilham anına bırakılmaz. On düşünme hareketi vardır ve her biri aynı problemi başka bir yerden gösterir.
Üçüncüsü. Yüz sayısı yüz iyi fikir beklemek değildir. İlk otuz kalıptır; asıl bölge kırktan sonra başlar.
Dördüncüsü. Değerlendirme kümeleyerek başlar. Tek başına zayıf görünen bir fikir, beş benzeriyle yan yana bir yön hâline gelir.
Beşincisi. Seçim ölçütü ilk izlenim değil üretkenliktir. Kendini tek bir uygulamada tüketen fikir bir kampanyayı taşıyamaz.
Açılış sahnesi
Bir kova doldurmaya çalışıyorsun. Musluğu açıyorsun.
Ama bir elinde de süzgeç var ve onu musluğun altına tutuyorsun. Su geliyor, süzgeçten geçiyor, çoğu akıp gidiyor.
Yarım saat sonra kova yarım.
Yaptığın hata belli: doldurmakla süzmeyi aynı anda yapıyorsun.
Şimdi bunu bir toplantıya taşı. Birisi bir fikir söylüyor ve daha cümlesi bitmeden başka biri "ama bütçe yetmez" diyor. Üçüncü fikirde "bunu geçen yıl denemiştik" geliyor.
O odada kova asla dolmaz.
İkisi farklı zihin hâlleridir ve aynı anda çalıştırıldığında ikisi de çalışmaz.
Bugün önce musluğu açmayı öğreneceğiz.
Bu derste ne olacak
Önce yaratıcı fikrin neden ilham anına bırakılamayacağını göreceğiz. Sonra on düşünme hareketini açacağız; bunlar sistematik olarak fikir üreten aletlerdir. Ardından niceliğin neden bu kadar önemli olduğunu konuşacağız — yüz fikir istemenin bir sebebi var. Sonra kümeleme aşamasına geçeceğiz. En sonda on beş tasarım işinden örneklerle bunu okuyacağız. Ders bittiğinde bir brief için tek başına yüz fikir üretebiliyor olacaksın.
Sıfır noktası
Musluğa geri dönelim, çünkü bu benzetme ders boyunca bizimle kalacak.
Bu cümle bazı insanları rahatsız eder, çünkü yaratıcılığın gizemini elinden alıyormuş gibi durur. Almaz. Yaptığı şey başka: gizemi doğru yere taşır.
Şöyle düşün. Bir fikir iki şeyin karşılaşmasıdır: bir problem ve bir düşünme hareketi. Problemi araştırmadan biliyorsun. Düşünme hareketi ise öğrenilebilir.
Gizem, hangi hareketin hangi problemde işe yarayacağında. Ama hareketleri bilmiyorsan, o gizeme hiç ulaşamazsın; oturup beklersin.
Bir önceki modülde on beş içgörü adayı yazdırmıştım ve sebebini söylemiştim: ilk akla gelenler en kısa yoldur. Burada aynı mekanizma çok daha büyük ölçekte çalışıyor.
İlk on fikrin senin değil. Onlar kategorinin fikirleri; daha önce gördüğün işlerin zihninde bıraktığı tortu. Onları yazman gerekiyor ki zihin onlardan kurtulsun.
Bu benzetme bir yere kadar doğru. Şurada bozulur: kovadaki su hep aynı sudur. Fikirlerde ise sonradan gelen, öncekinden farklı türde olur. Yani mesele yalnız miktar değil; miktar çeşitliliği zorluyor.
Mekanizma
On düşünme hareketi
Her biri bir alet. Bir problemi alıp bu on aletten geçirdiğinde, aynı problem on ayrı yerden görünür.
Birincisi zıtlık. Konunun karşıtını araştır. Bir sessizlik uygulaması tasarlıyorsan gürültüye bak.
İkincisi abartma ve küçültme. Ölçeği gerçek dışı değiştir. Nesne bir bina kadar büyük olsa? Avuç içine sığsa?
Üçüncüsü yer değiştirme. Bir öğeyi ait olmadığı bağlama taşı. Bir hastane nesnesi mutfakta ne yapar?
Dördüncüsü birleştirme. İki uzak kavramı tek yapıda buluştur.
Beşincisi çıkarma. Beklenen öğeyi kaldır. Bu, listedeki en verimli harekettir ve birazdan üç ayrı örnekle göreceğiz.
Altıncısı tersine çevirme. Sebep ile sonucu ya da özne ile nesneyi değiştir. Ürün insanı kullansa?
Yedincisi kelime ağı. Ana kavramdan ilişkili ve ilişkisiz sözcüklere açıl. En mekanik ama en hızlı doldurandır.
Sekizincisi kısıt koyma. Tek renk, tek nesne, tek plan ya da tek cümleyle çöz. Birinci seviyede kısıtın üsluba dönüştüğünü konuşmuştuk; burada kısıt bir fikir makinesi.
Dokuzuncusu bakış açısı değiştirme. Problemi kullanıcı, rakip, nesne ya da gelecek açısından düşün.
Onuncusu analoji. Başka bir sistemin çalışma ilkesini konuya taşı. Bir önceki modülde görsel araştırmayı tasarım dışına taşımayı önermiştim; analoji o araştırmanın fikir tarafındaki karşılığı.
Şimdi bunları nasıl kullanacağını söyleyeyim. Tek tek. Sırayla. Bir hareketi seç, on dakika yalnız onunla çalış, sonra diğerine geç.
Aynı anda hepsini kullanmaya çalışmak, hiçbirini kullanmamakla aynı sonucu verir.
Yaygın yanlışBurada çok yaygın bir yanlış var: bu yöntemler yaratıcılığı mekanikleştirir.
Tam tersini yaparlar. Yöntemsiz çalışan kişi her seferinde aynı iki üç hamleyi kullanır — genellikle birleştirme ve abartma — ve bir süre sonra bütün işleri birbirine benzer. Yöntem listesi, kendi alışkanlığından kurtulmanın tek pratik yoludur.
Neden yüz fikir
Şimdi sayının kendisine gelelim, çünkü bu rakam keyfî değil.
Yüz fikir üretmen isteniyor. Her biri en fazla bir cümle ve bir eskiz.
Sebebi şu: fikirlerin dağılımı düz değildir.
İlk on fikir hazır kalıplardır. On ile otuz arası kalıpların varyasyonlarıdır. Otuzdan sonra kaynak tükenir ve işte tam orada zihin yöntem kullanmaya başlar — çünkü başka çaresi kalmaz.
Yani yüz sayısı yüz iyi fikir bekliyor demek değil. Kırkıncıya kadar dayan diyor. Asıl bölge orada başlıyor.
Bir de şu var: yüz fikir üretmek, her fikri küçük tutmayı zorunlu kılar. Küçük tutulan fikir savunulmaz. Savunulmayan fikir kolayca elenir.
Bu, sürecin en değerli yan etkisi. Üç fikir üretip birine âşık olan tasarımcı, o fikri sonuna kadar taşır; yüz fikir üreten kişi hiçbirine bağlanmaz.
Sonra süzgeç
Kova dolduktan sonra ikinci aşama başlar ve burada kurallar tamamen değişir.
Yüz fikri tek tek değerlendirmezsin. Önce tema kümelerine ayırırsın.
Kümeleme neden önce gelir? Çünkü tek tek bakıldığında zayıf görünen bir fikir, beş benzeriyle yan yana konduğunda bir yön hâline gelir. Yüz fikrin içinde genellikle sekiz on küme çıkar ve o kümeler, gerçek yaratıcı yönlerdir.
Sonra üç ölçüt uygulanır: uygunluk, özgünlük ve üretkenlik.
Uygunluk, brief'i çözüyor mu. Özgünlük, kategoride var mı — bir önceki dersteki harita burada işe yarıyor. Üretkenlik ise en önemlisi: bu fikirden başka fikirler çıkar mı?
Bir önceki modülde içgörü için aynı ölçütü kullanmıştık. Burada da geçerli: kendini tek bir uygulamada tüketen fikir, bir kampanyayı taşıyamaz.
Teoriyi bırakıp işlere bakalım.
Örneklerden okuma
Örnekleri üç grupta topladım. Önce çıkarma hareketiyle kurulmuş işler. Sonra analoji ve yer değiştirme. En sonda kısıt koymayla çözülenler.
Önce çıkarma: beklenen öğeyi kaldırmak
Sonra analoji ve yer değiştirme
Şimdi Türkiye'den üç örnek
Ve kısıt koymayla çözülenler
Usta katmanı
Az önce on hareketi tek tek kullanmayı önerdim. İşin aslı biraz daha ince: hareketleri birbirine bağlamak, tek başına kullanmaktan çok daha verimlidir.
Çıkarma ile analojiyi birlikte kullandığında ortaya Beck'in haritası çıkar. Kısıt ile birleştirmeyi birlikte kullandığında bir piktogram sistemi çıkar. Deneyimli tasarımcı listede tek tek gezinmez; ikili kombinasyonlar dener. Pratik bir yöntem: on hareketi bir kâğıda yaz, ikisini rastgele seç ve problemi ikisiyle birden çöz. Çıkan şey çoğu zaman saçmadır ve arada bir mükemmeldir.
İkinci nüans eskiz biçimiyle ilgili. Yüz fikir üretirken eskizler kötü olmalıdır. Bu bir hoşgörü değil, bir yöntem. Güzel çizilen bir eskiz savunulur; çirkin çizilen eskiz yalnız fikri taşır. Sunum kalitesinde çizmeye başladığın anda hız düşer ve seçim, fikrin değerine değil çizimin güzelliğine göre yapılmaya başlar. Bu, ekiplerde en sık görülen ve en az fark edilen çarpıklıktır.
Üçüncüsü bir sınır durumu. Nicelik her problemde işe yaramaz. Çok dar tanımlanmış, tek doğru cevabı olan işlerde — bir uyarı işareti, bir yasal bildirim — yüz fikir üretmek zaman kaybıdır. Nicelik, çözüm alanı geniş olduğunda değerlidir. Ölçü şudur: brief'i okuyunca aklına hemen üç farklı yön geliyorsa alan geniştir, gelmiyorsa dardır.
Dördüncüsü bir meslek pratiği. Yüz fikri tek oturuşta üretme. İki oturuma böl ve araya en az bir gece koy. Sebebi basit: ikinci oturumda birinci oturumun kalıpları çözülmüş olur ve ilk on yerine doğrudan kırkıncı bölgeden başlarsın. Bunu bilen ekipler ilk oturumu kasten kısa tutar.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışBirinci yaygın yanlış: iyi fikir hemen belli olur.
Genellikle olmaz. Yüz fikrin içinden seçilen, çoğu zaman ilk okumada sıradan görünen ama üretken olandır. Parlak görünen fikirlerin bir kısmı tek kullanımlıktır; bir afişte harikadır, ikinci uygulamada biter. Seçim ölçütü ilk izlenim değil, dallanma kapasitesidir.
Yaygın yanlışİkincisi: grup beyin fırtınası bireysel çalışmadan verimlidir.
Genellikle değildir. Grupta yüksek sesli olan yön belirler, sessiz olan fikrini söylemez ve herkes ilk söylenenin etrafında düşünmeye başlar. İşe yarayan düzen şudur: önce herkes tek başına yazar, sonra grup toplanır. Sessiz üretim, ortak elemeden önce gelir.
Yaygın yanlışÜçüncüsü: kısıt fikri daraltır.
Bu ders boyunca gördük ki tam tersi. Sınırsız bir alanda ne yapacağını bilmek zordur; "tek renkle çöz" demek bir kapı açar. Kısıt, çözüm alanını küçültmez — arama alanını küçültür, ki bu bambaşka bir şey.
Yaygın yanlışDördüncüsü: yöntem kullanmak kopyalamaya yakındır.
Yöntem bir sonuç değil bir harekettir. Çıkarma hareketi, Beck'in haritasını kopyalamak değildir; kaldırılabilecek şeyi aramaktır ve her problemde başka bir şey kaldırılır. Sonucu almak kopyalamadır, hareketi almak öğrenmedir. Birinci seviyede tasarım tarihi dersinde aynı ayrımı yapmıştık.
Uygulama — kendin dene
Bir brief seç. Önceki modülde yazdığın eğitim markası brief'i iyi olur.
Şimdi kâğıdı yirmi beş küçük kutuya böl. Her kutuya bir fikir gireceksin: bir cümle ve bir eskiz. Kutular küçük olsun; küçük kutu, fikri küçük tutmanı zorlar.
On hareketten beş tanesini seç ve her biriyle beş fikir üret. Bir hareketle çalışırken diğerlerini düşünme.
Zamanlayıcı kur: her hareket için üç dakika. Süre dolduğunda kutuları boş kalsa bile diğerine geç.
Şuna dikkat et: yirmi beş kutuyu doldurduğunda ilk beşine geri dön ve oku. Muhtemelen hepsi tanıdık gelecek. Son beşine bak; en az biri seni şaşırtacak. O şaşkınlık, kırkıncı bölgenin nerede başladığını gösteriyor ve dersin sana bıraktığı asıl şey.
Kilit özet
Birincisi. Fikir üretme ile fikir değerlendirme aynı anda yapılamaz. Musluk açıkken süzgeç tutulmaz.
İkincisi. Yaratıcı fikir ilham anına bırakılmaz. On düşünme hareketi vardır ve her biri aynı problemi başka bir yerden gösterir.
Üçüncüsü. Yüz sayısı yüz iyi fikir beklemek değildir. İlk otuz kalıptır; asıl bölge kırktan sonra başlar.
Dördüncüsü. Değerlendirme kümeleyerek başlar. Tek başına zayıf görünen bir fikir, beş benzeriyle yan yana bir yön hâline gelir.
Beşincisi. Seçim ölçütü ilk izlenim değil üretkenliktir. Kendini tek bir uygulamada tüketen fikir bir kampanyayı taşıyamaz.
Sonraki derse köprü
Bu derste kümeler çıkardık ve onlara "yön" dedim. Ama bir soruyu kasten açık bıraktım.
Elindeki şey bir fikir mi, yoksa bir görüntü mü?
Çünkü "kırmızı bir dünya" ya da "üç boyutlu tipografi" kulağa fikir gibi gelir ve değildir. Bunlar sonuçtur; onlardan başka bir şey üretilemez.
Sonraki derste konsept ile uygulamayı ayırmayı öğreneceğiz. Ve bir konseptin gerçek konsept olup olmadığını sınayan altı soru göreceğiz.