İçeriğe geç

M01-D01

Üç mercek: kuram, klinik, atölye

Kuram, klinik ve atölye derslerinin her birinin hangi soruyu cevapladığını ayırır ve aynı konunun üç mercekte nasıl farklı ele alındığını bir örnekle açıklar.

Sanat Terapisi Akademisi — M01, Bu akademi nasıl okunur · 2.767 kelime · 16 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 13 dk okuma · 18 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Bu akademinin her modülü üç mercekten birine bağlıdır. Kuram merceği bir fikrin ne söylediğini ve nereden geldiğini anlatır. Klinik merceği bir iddianın kimde, neye kıyasla sınandığını ve ne bulunduğunu söyler. Atölye merceği okura malzemeyi kendi eliyle, hazırlığıyla ve bırakma sınırıyla kullanmayı önerir.

Aynı konu üç mercekte üç ayrı ders olur ve bu dersler birbirini düzeltir. Mandalanın kuramsal açıklaması etkili ama sınanmış değildir; boyamanın kaygıyı düşürdüğüne dair erken bir bulgu var ve o bulgu mandala olmayan bir desende de görüldü; kendi deneyim ise bir bulgunun yerine geçmez.

Mercekler birbirine sızdığında okur yanılır: kuram bulgu gibi, bulgu vaat gibi, atölye terapi gibi sunulur. Bir cümleyi okurken önce hangi camdan baktığını sor.

Açılış sahnesi

Malatya'da kasım akşamı, bir apartmanın üçüncü katı. Oturma odasındaki sehpanın üstünde bir eczaneden alınmış ince bir boyama kitabı duruyor; kapağında iri harflerle «anti-stres» yazıyor. Kitabı açık sayfasında bırakan on altı yaşındaki Rojda, yarısına kadar boyadığı daire biçimli deseni orada unutup mutfağa çay koymaya gitmiş.

Rojda'nın dedesi Kemal Bey emekli bir edebiyat öğretmeni. Gözlüğünü takıp sayfaya eğiliyor ve deseni tanıyor: genç yaşında okuduğu bir Jung kitabında bu dairelerden söz edildiğini hatırlıyor. Kafasındaki soru şu: bu daire neden bu kadar eski, neden bu kadar çok kültürde var ve onu boyamak bir insanın içinde neye karşılık geliyor?

Rojda'nın ablası Berfin bir devlet hastanesinin psikiyatri servisinde hemşire. Kardeşinin kitabını eline alıp kapağındaki sözcüğe bakıyor ve kaşlarını kaldırıyor. Onun sorusu başka: «Anti-stres» kimde, neye kıyasla ölçüldü? Boyamak gerçekten kaygıyı düşürüyor mu, düşürüyorsa ne kadar ve ne kadar süre?

Rojda çaylarla dönüyor ve ikisinin de kitabına eğildiğini görünce gülüyor. Onun sorusu en basiti gibi görünüyor ama öyle değil: sınav haftasında akşamları yirmi dakika boyamak ona iyi geliyor; bunu nasıl yapmalı, hangi kalemi seçmeli, ne zaman bırakmalı?

Bu üç kişi bu dersin kurgusal kişileri. Aynı sayfaya bakıyorlar ve üç ayrı soru soruyorlar. Bu akademinin bütün dersleri bu üç sorudan birini taşır.

Bu derste ne olacak

Sanat terapisi üzerine yazılan bir metni okurken çoğu zaman şu karışıklık yaşanır: bir kuramcının imge hakkında söylediği bir cümle, ölçülmüş bir bulguymuş gibi aktarılır; ya da bir laboratuvar deneyinin sonucu, evde kendi başına yapılacak bir çalışmanın vaadine dönüşür. Bu akademi bu karışıklığı önlemek için her modülü bir merceğe bağlar.

Bu derste önce üç merceği adlandıracağız ve her birinin hangi soruya cevap verdiğini göreceğiz. Sonra aynı konuyu, mandala boyamayı, üç mercekten sırayla okuyacağız: Kemal Bey'in sorusu, Berfin'in sorusu ve Rojda'nın sorusu. Son olarak merceklerin birbirine nasıl sızdığını ve bu sızmanın okuru nereye götürdüğünü konuşacağız.

Sıfır noktası

Mercek burada bir benzetme: aynı nesneye farklı camlardan bakmak. Cam nesneyi değiştirmez, nesnenin hangi yanının görüneceğini belirler. Akademideki her modül tek bir merceğe bağlıdır ve o modülün bütün dersleri aynı camdan bakar.

Yaygın yanlış"Kuram dersi teorik, atölye dersi pratik; asıl bilgi klinik derslerinde."
Doğrusu

Üç mercek bir önem sıralaması kurmaz, üç ayrı türde bilgi verir. Bir kuramı bilmeden klinik bulguyu okumak, neyin ölçüldüğünü anlamadan sayıya bakmak olur. Kendi elinle çalışmadan da imge yapmanın insanda nasıl bir şey uyandırdığını kitaptan öğrenmek zordur.

Mekanizma

Kuram merceği: imge ne anlama gelir, fikir nereden gelir

Kemal Bey'in sorusu bir kuram sorusudur. Kuram merceği altındaki dersler bir düşünceyi kendi kaynağından aktarır: kim söyledi, hangi bağlamda, kime karşı çıkarak. Sanat terapisi tarihinde iki kurucu kutup bu merceğin ilk büyük konusudur ve Bölüm I'deki M02 modülünde ayrıntısıyla işlenir: imgeyi sözel psikoterapiye taşınan bir iletişim aracı olarak gören sanat psikoterapisi (M02-D03) ile iyileştirici gücü sanat yapma sürecinin kendisinde arayan terapi olarak sanat (M02-D02).

Kuram merceği bir kuramı anlatırken onu doğrulamış olmaz. Jung'un mandala hakkındaki düşüncesi buna iyi bir örnektir. Jung kendi defterlerinde daire biçimli resimler çizdiğini yazdı ve mandalayı ruhsal bütünlüğün, onun kendilik (Selbst) dediği merkezin bir ifadesi olarak yorumladı. Bu yorum etkili oldu: bugün boyama kitaplarının arka kapaklarında bile yankısı duyulur. Ama bir kuramın etkili olması onu sınanmış yapmaz.

Klinik merceği: kimde, neye kıyasla, ne bulundu

Berfin'in kitap kapağına yönelttiği soru öteki camdan sorulur. Klinik merceği altındaki dersler bir iddiayı belirli bir toplulukta ve belirli bir karşılaştırmayla sınanmış haliyle okur. Bu derslerin her birinde en az bir araştırma kartı bulunur ve kartın etiketi iddianın ne kadar sağlam olduğunu söyler. Etiketlerin anlamı bir sonraki derste ayrıntısıyla işleniyor; burada yalnız kartın neden «kimde» ve «neye kıyasla» sorusuyla başladığını görelim.

Bu kart klinik merceğinin bir özelliğini gösteriyor: deney, kuram merceğinden gelen bir yorumu da sınamış oldu. Mandala ile ekose desen aynı sonucu verdiyse, kaygıyı düşüren şey dairenin simgesel anlamından çok desenin sunduğu yapı ve dikkat ister gibi görünüyor. Yazarlar da bulguyu böyle yorumladı. Kuram yanlışlanmış olmadı; ama boyama sırasında yaşanan sakinleşmeyi açıklamak için ona ihtiyaç duyulmadığı görüldü.

Klinik merceği umut verici bir küçük deneyin büyük bir denemede tutmayabileceğini de gösterir. Bu akademide okuyacağın en önemli klinik derslerinden biri böyle bir sonuçla ilgilidir.

Atölye merceği: elinle yapmak ve sınırını bilmek

Rojda ise elindeki kalemle ilgileniyor ve onun sorusunu üçüncü mercek taşır. Atölye merceği altındaki dersler okura bir çalışma önerir: hangi malzemeyle, ne kadar sürede, nasıl başlayıp nasıl kapatılacağıyla. Bu dersler sanat terapisi seansının taklidi değildir; okurun kendi hayatında imge yapmayı güvenle kullanmasına yöneliktir. Bir terapistin yanında yapılan çalışmanın yerine geçmez ve bunu her derste kendi işine göre söyler (M01-D04).

Atölye derslerinin iki taşıyıcı bölümü var. Malzeme ve hazırlık bölümü neyin hazırlanacağını, masanın ve zamanın nasıl ayrılacağını anlatır. Güvenlik notu ise çalışma sırasında taşınamayacak bir duygu, anı ya da beden tepkisi yükselirse ne yapılacağını söyler. Bu notun nasıl kurulduğu M01-D05'te ayrıca işleniyor; kendi başına çalışırken nerede durulacağı da M34 modülünün konusu.

Aynı konu, üç ders

Mandala boyama akademide üç ayrı yerde karşına çıkacak ve her seferinde başka bir camdan görünecek. Kuram merceğinde M11-D03, mandalanın Jung'un yazılarından sanat terapisi odasına nasıl taşındığını anlatacak ve bu taşımanın hangi varsayımlara dayandığını soracak. Klinik merceğinde M03-D07, yetişkin boyama kitaplarıyla yapılan deneyleri kanıt düzeyleriyle okuyacak ve Curry ile Kasser'in deneyinin sonraki çalışmalarda nasıl sınandığını gösterecek. Atölye merceğinde M30-D01 ise okura kendi mandalasını çizmeyi ve boyamayı önerecek, hazırlığıyla ve güvenlik notuyla.

Bu üç ders birbirini tekrar etmez, birbirini düzeltir. Kuram dersi okura neden dairenin bu kadar çekici bulunduğunu anlatır. Klinik dersi bu çekiciliğin ölçülen etkiyi açıklamak için gerekli olmayabileceğini gösterir. Atölye dersi ise ölçümün söylemediği bir şeyi, boyamanın sana nasıl geldiğini, kendi deneyiminle sınamana olanak verir; ama o deneyimi bir bulgu gibi genellememeni de ister.

Usta katmanı

Mercekler en çok birbirine sızdıklarında yanıltır. Üç tür sızma bu akademide sık sık adlandırılacak.

Birincisi kuramın klinik gibi anlatılmasıdır. Bir kurucunun vaka gözlemi ya da bir okulun açıklama önerisi, «araştırmalar gösteriyor ki» diye başlayan bir cümleye dönüşür. Sanat terapisi yazınının büyük kısmı yayımlanmış vaka anlatımlarından oluşur; bunlar değerlidir ve ne olabileceğini gösterir, ama kontrol grubu olmadığı için bir yöntemin işe yaradığını kanıtlayamaz. Bu yüzden akademi vaka anlatımını ayrı bir etiketle taşır (M01-D03).

İkincisi klinik bulgunun atölye vaadine dönüşmesidir. Curry ve Kasser'in deneyi seksen dört üniversite öğrencisinde, boyamanın hemen ardından ölçülmüş bir düşüş buldu. Eczane rafındaki «anti-stres» etiketi bu bulgudan çok daha geniş bir şey vaat ediyor: her yaşta, her kaygıda, her zaman.

Üçüncüsü atölyenin terapi sanılmasıdır. Kendi başına yapılan bir çalışma iyi gelebilir; ama bir terapistle kurulan ilişki, çalışmanın ne zaman derinleşip ne zaman durdurulacağına birlikte karar verilmesi ve ortaya çıkan imgenin kişiyle birlikte okunması atölye dersinde yoktur. Akademinin atölye dersleri bu farkı gizlemez.

Yaygın yanlış"Bir şey bende işe yaradıysa herkeste işe yarar."
Doğrusu

Kişisel deneyim atölye merceğinin meşru verisidir ama klinik merceğinin bulgusu değildir. Rojda'ya iyi gelen boyama saati, yas tutan Melis'te başka bir şey uyandırdı. Deneyim neyin mümkün olduğunu gösterir; kimde ve ne sıklıkla olduğunu göstermez.

Yaygın yanlış"Bir deney bir yöntemin işe yaramadığını gösterdiyse o yöntem değersizdir."
Doğrusu

MATISSE denemesi, belirli bir biçimde sunulan grup sanat terapisinin belirli bir toplulukta genel işlevselliği artırmadığını buldu. Bu sonuç ciddiye alınmalıdır. Ama başka bir toplulukta, başka bir biçimde ya da başka bir sonuç ölçüsüyle ne bulunacağını söylemez. Klinik merceği hem umut verici küçük deneyleri hem de olumsuz büyük denemeleri aynı dikkatle okur.

Kanıtın sınırı

Merceklere ayırmak bir okuma düzenidir, bilginin kendisinin üç parçaya bölündüğü anlamına gelmez. Bazı dersler sınırda durur: bir değerlendirme aracının tarihi hem kuram hem klinik sorusudur, bir malzemenin dili hem kuram hem atölye konusudur. Akademi her modülü tek bir merceğe bağlarken bir tercih yaptı; bu tercih tartışılabilir ve bazı derslerde öteki merceğe açıkça gönderme yapılır.

Bu derste anılan iki deney de kendi sınırlarını taşıyor. Curry ve Kasser'in bulgusu tek bir kolejin öğrencilerinde, kendi bildirimine dayanan bir ölçekle ve yalnız boyamanın hemen ardından ölçüldü; kaygı bozukluğu yaşayan insanlara, başka yaş gruplarına ve başka kültürlere ne kadar genellenebileceği bilinmiyor. MATISSE ise sanat terapisinin belirli bir sunuluş biçimini sınadı; başka biçimler, başka topluluklar ve başka sonuç ölçüleri için ne bulunacağı açık bir soru olarak duruyor. Mercek ayrımı bu soruları cevaplamaz, yalnız hangi sorunun nerede sorulacağını gösterir.

Kendin dene

Aklında kalsın

Bu akademinin her modülü üç mercekten birine bağlıdır. Kuram merceği bir fikrin ne söylediğini ve nereden geldiğini anlatır. Klinik merceği bir iddianın kimde, neye kıyasla sınandığını ve ne bulunduğunu söyler. Atölye merceği okura malzemeyi kendi eliyle, hazırlığıyla ve bırakma sınırıyla kullanmayı önerir.

Aynı konu üç mercekte üç ayrı ders olur ve bu dersler birbirini düzeltir. Mandalanın kuramsal açıklaması etkili ama sınanmış değildir; boyamanın kaygıyı düşürdüğüne dair erken bir bulgu var ve o bulgu mandala olmayan bir desende de görüldü; kendi deneyim ise bir bulgunun yerine geçmez.

Mercekler birbirine sızdığında okur yanılır: kuram bulgu gibi, bulgu vaat gibi, atölye terapi gibi sunulur. Bir cümleyi okurken önce hangi camdan baktığını sor.

Sonraki derse köprü

Berfin'in sorusu, «kimde, neye kıyasla?», bu derste iki kartta iki ayrı cevap aldı: biri erken bir bulgu olarak, öteki tekrarlanamamış bir umut olarak etiketlendi. Bu etiketlerin her biri okura o cümleye ne kadar yaslanabileceğini söylüyor. Sonraki ders kanıt etiketlerini güçlü destekten tarihsel kayda kadar sıralayacak ve aynı konu hakkındaki iki cümlenin neden iki ayrı etiket taşıyabileceğini gösterecek.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu sayfa hakkında ne düşünüyorsun?