Ders KRO-324.16 · Çağdaş Sanat ve Küresel Dönüşüm

Sanat emeği, görünmez çalışma ve platform ekonomisi

3.360 kelime · 19 eser örneği · yaklaşık 15 dakika okuma · seslendirme 22 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Kilit özet: Hsieh bir yıl boyunca saat başı kart basarak sanatçının zamanını fabrika saatiyle ölçtü. Lozano sanat dünyasından çekildi, Stilinović dinlenmeyi ve dili emek olarak gösterdi. W.A.G.E. sergi ücretini bir sertifikaya bağladı. Gulf Labor Koalisyonu, Saadiyat'taki müze şantiyelerinin işçilerini sanatçının sorusuna dönüştürdü. Takala çalışmanın bir görünüm olduğunu, Sierra ücretli bedenin ne kadar ucuza kiralanabildiğini sergiledi. Murakami ve Xu Zhen atölyeyi şirkete çevirdi, Ai Weiwei'nin çekirdekleri zanaatkârların elini salona serdi, Dafen imzasız kopyaların pazarını kurdu. Farocki ve Cao Fei kamerayı fabrikanın içine soktu. Koblin bir çevrimiçi iş pazarından koyun satın aldı. Dullaart ve Ptak platformdaki görünürlüğün bedelini, Eichhorn ise emeğin geri çekilişini eser yaptı.

Açılış: saat başı basılan kart

11 Nisan 1980'de New York'ta, Hudson Caddesi'ndeki bir atölyede Tayvanlı bir sanatçı saçlarını sıfıra vurdurdu, gri bir işçi tulumu giydi ve duvara asılı bir fabrika saatine ilk kartını bastı. Adı Tehching Hsieh'ti. Bir yıl boyunca, gece ve gündüz, her saat başı aynı kartı aynı saate basacaktı.

Bir yılda saat başı kart basmak, sekiz bin yedi yüz altmış kez saatin başında olmak demekti. Hsieh uykusunu bir saatten kısa parçalara böldü ve atölyeden uzağa gidemedi. Kaçırdığı basışları da gizlemedi, onları da kayda geçirdi. Her basışta kamera tek bir kare çekiyordu. Kareler art arda dizildiğinde, birkaç dakikalık bir filmde saçları uzayan bir adam görünüyordu.

Hsieh 1974'te Amerika'ya bir gemiden atlayarak gelmişti ve uzun yıllar belgesiz yaşadı. Geçimini bulaşıkçılık ve temizlik gibi kayıt dışı işlerle sağladı. Fabrikanın saati, onun yaşadığı ekonominin en sıradan aracıydı. Sanatçı o aracı alıp hiçbir şey üretmeyen bir mesaiye çevirdi.

Önceki dersin sonunda bir Körfez kentinin müze şantiyelerine ve sergi için ücret isteyen sanatçılara gelmiştik. Hsieh'in kartları o iki talebin altındaki soruyu çok daha önce sormuştu: bir sanatçının çalışması nerede başlar, kimin saatiyle ölçülür?

Dersin yolu

İlk yarı çalışmayı reddeden, ücret isteyen ve şantiyedeki işçiyle dayanışan sanatçılara ayrılıyor. İkinci yarı atölyenin arkasındaki ellerden çevrimiçi iş pazarlarına ve sanatçının kendi görünürlüğü için harcadığı emeğe uzanıyor.

Sıfır noktası: emek, görünmezlik, güvencesizlik

Emek (labour), bir şey üretmek için harcanan çaba ve zamandır. Ekonomi onu çoğu zaman ücretle ölçer. Sanatta ise emeğin önemli bir kısmı hiç ücrete dönüşmez: atölyede geçen saatler, başvuru dosyaları, sergi kurulumu, açılış davetleri.

Görünmez emek (invisible labour), yapıldığı hâlde görülmeyen, sayılmayan ya da adı anılmayan çalışmadır. Evde yapılan bakım işi bunun klasik örneğidir. Bir eserin arkasındaki asistan, bir müzenin bekçisi ya da bir veri setini etiketleyen işçi de çoğu zaman bu gruba girer.

İtalyan kuramcı Maurizio Lazzarato 1996'da maddi olmayan emek (immaterial labour) kavramını önerdi. Kavram, bilgi, imge, duygu ve iletişim üreten çalışmayı anlatır. Sanatçının işi bu tanıma yakın düşer, ama bir sosyal medya kullanıcısının paylaşımı da öyle.

Güvencesizlik (precarity), sözleşmesiz, sigortasız ve geleceği belirsiz çalışma durumudur. Platform ekonomisi (platform economy) ise işi, alıcıyı ve üreticiyi bir internet şirketinin aracılığıyla buluşturan düzendir. Platform genellikle hiçbir şey üretmez, ama her işlemden pay alır ve kimin görüneceğine karar verir.

Bu dersin ekseni bir söylemdir. Sanat, çoğu zaman tutkuyla yapılan bir uğraş olarak anlatılır. Tutku övüldükçe ücret sorusu bayağı görünür. Ücretsiz staj, karşılıksız sergi ve görünürlük karşılığında verilen emek bu anlatının içinde olağan sayılır.

Mekanizma — çalışmayı bırakan sanatçılar

Şubat 1969'da New York'ta ressam Lee Lozano defterine bir talimat yazdı ve ona Genel grev parçası adını verdi. Sanatçı, sanat dünyasının resmî açılışlarından ve toplantılarından yavaş yavaş ama kararlılıkla çekilecekti. Lozano bunu uyguladı ve sonraki yıllarda sanat dünyasından bütünüyle uzaklaştı. Grev, burada sanatçının kendi varlığını geri çekmesiydi.

Yugoslavya'da, Zagreb'de ise Mladen Stilinović çalışmanın kendisini konu edindi.

Başlık bir iş raporu gibiydi, fotoğraflarda ise yatakta dinlenen sanatçı görünüyordu. Stilinović 1993'te yazdığı Tembelliğe övgü metninde bu düşünceyi açtı. Ona göre Batılı sanatçılar piyasa için sürekli üretmek zorundaydı ve tembel olamıyordu. Doğu Avrupa'nın sanatçıları ise piyasası olmayan bir düzende tembelliği, yani düşünmeye ayrılan boş zamanı tanıyordu.

Soğuk Savaş bitince bu boş zaman da daraldı. Stilinović, yeni açılan uluslararası sergi dünyasının kapısında başka bir koşul gördü.

Cümle İngilizce yazıldığı için, onu okuyabilen izleyici sınavı zaten geçmiş oluyordu. Bienallerin, rezidansların ve başvuru formlarının dili, sanatçının görünmeden önce öğrenmesi gereken ilk beceriye dönüşmüştü. Dil öğrenmek de karşılığı ödenmeyen bir hazırlık emeğiydi.

Bakım işinin sanat sayılması için verilen savaşı 1945 sonrası kursunda Mierle Laderman Ukeles'in bakım sanatı bildirisinde ve müze basamaklarını yıkadığı eylemlerde görmüştük. Ukeles kendi ev işini ve müzenin temizlik işini aynı kategoriye koymuştu. Stilinović ise sanatçının işini dinlenmeye kadar genişletti.

Mekanizma — ücret talebi

2008'de New York'ta bir grup sanatçı W.A.G.E. adlı bir örgüt kurdu. Adın açılımı, çalışan sanatçılar ve daha geniş ekonomi anlamına geliyordu. Örgütün ilk işi basitti: kâr amacı gütmeyen kurumlarda sergi açan sanatçılara ücret ödenip ödenmediğini sormak.

Yaptıkları anket, sanatçıların çoğunun bu sergilerden hiçbir ücret almadığını gösterdi. Kurumun küratörüne, teknisyenine ve bekçisine ücret ödeniyordu. Sergiyi mümkün kılan sanatçı ise görünürlükle yetinmek zorundaydı.

Sertifika, sanatçılara asgari bir sergi ücreti ödemeyi kabul eden kurumlara veriliyordu. Ücret, kurumun bütçesiyle orantılı hesaplanıyordu. İsveç'te ise 2000'lerin sonunda devlet ile sanatçı örgütleri, devletin desteklediği sergilerde sanatçıya ücret ödenmesini öngören bir anlaşma imzaladı. Talep böylece bir ilkeden bir sözleşme maddesine dönüştü.

Mekanizma — adada yükselen müzeler

Abu Dabi'nin Saadiyat Adası'nda 2000'lerin sonunda büyük bir kültür bölgesi planlandı. Planda Frank Gehry'nin tasarladığı bir Guggenheim müzesi ve Jean Nouvel'in tasarladığı bir Louvre şubesi vardı. Şantiyelerde çalışacak işçilerin çoğu Güney Asya'dan geliyordu.

İnsan hakları örgütleri 2009'dan başlayarak bu işçilerin koşullarını raporladı. İşe girmek için ülkelerindeki aracılara borçlanan, pasaportları ellerinden alınan ve kalabalık kamplarda kalan işçiler anlatılıyordu. Sanatçılar, eserlerinin asılacağı duvarları kimin, hangi koşullarda ördüğünü sormaya başladı.

Koalisyon 2011'de bir mektup yayımlamıştı ve yüzü aşkın sanatçı, işçilerin hakları güvenceye alınmadan Abu Dabi'deki Guggenheim'a eser vermeyeceğini açıklamıştı. Elli iki haftalık eylem bu boykotu bir yıl boyunca gündemde tuttu. Koalisyonla bağlantılı bir başka grup New York'taki Guggenheim'ın spiral rampasında eylemler yaptı ve rampadan sahte banknotlara benzeyen bildiriler savurdu.

Louvre Abu Dabi 2017'de açıldı, Guggenheim'ın binası ise yıllarca kâğıt üstünde kaldı. Koalisyonun önde gelen adlarından Walid Raad, 2015'te Birleşik Arap Emirlikleri'ne girişte geri çevrildi. Sanatçılar bu kez kendi ücretlerini bir yana bırakıp eserlerinin asılacağı binayı yapan işçilerin ücretini sordu.

Mekanizma — hiçbir şey yapmayan stajyer

Sanat kurumlarında bir başka görünmez emek biçimi ücretsiz stajdır. Londra'da 2010'ların başında kurulan Precarious Workers Brigade, sanat ve kültür alanında çalışan stajyerlerin ve gönüllülerin haklarını savunmaya başladı. Grup, ücretsiz stajın kimlerin bu alana girebildiğini de belirlediğini gösterdi. Bir yıl karşılıksız çalışabilen genç, çoğu zaman ailesinin desteğine yaslanıyordu.

Finlandiyalı sanatçı Pilvi Takala ise bir şirketin içinde çalışmanın görünümünü sınadı.

Takala, şirketin pazarlama bölümünde bir ay boyunca stajyer olarak çalıştı. Yalnız birkaç yönetici bunun bir sanat projesi olduğunu biliyordu. Takala masasında oturup hiçbir şey yapmadı, bir gün de asansörde inip çıkarak geçirdi. İş arkadaşları kısa süre sonra rahatsız olup yöneticilere yazmaya başladı.

Bilgisayarın başında oturan biri çalışıyor sayılıyordu, düşündüğünü söyleyen biri ise şüphe uyandırıyordu. Takala, çalışmanın çoğu zaman bir görünüm olduğunu gösterdi.

Mekanizma — ücretle kiralanan bedenler

İlişkisel sanat dersinde Santiago Sierra'nın ücret karşılığı dövme yaptıran insanlarını görmüştük. İspanyol sanatçı ücretli emeği daha sonra da işinin malzemesi yaptı.

Kutuların içinde Çeçenistan'dan Almanya'ya gelmiş sığınmacılar oturuyordu. Sergi haftalar sürdü ve onlar her gün saatlerce kutularda kaldı. Eserin uzun başlığı, Alman yasasının sığınmacıların çalışmasını yasakladığını hatırlatıyordu: işçiler ödeme alamayacakları için kutuda kalmak üzere ödüllendiriliyordu.

Sierra eserlerinde emeği güzelleştirmedi. Ücretli bir bedenin galeri salonunda ne kadar az şey için kiralanabildiğini ve izleyicinin bunu nasıl seyrettiğini gösterdi. Eleştirmenler onu bu sömürüyü yeniden üretmekle de suçladı. Tartışma, emeği gösteren bir eserin o emeği nasıl kullandığı sorusunu açık bıraktı.

Mekanizma — atölyenin arkasındaki eller

Rönesans ustası da yardımcılarıyla çalışıyordu, ama çağdaş atölye bir şirket gibi örgütlendi. Jeff Koons'un New York'taki atölyesinde kalabalık bir asistan ekibi, sanatçının bilgisayarda hazırladığı tasarımları elle boyadı. Damien Hirst de nokta resimlerinin çoğunu kendisinin boyamadığını açıkça söyledi.

Murakami şirketinde ressamların yanında genç sanatçıların sergilerini düzenleyen ve ürün satan bölümler de kurdu. Şanghay'da Xu Zhen bir adım öteye gitti.

Xu Zhen bir süre kendi adını şirketin arkasına çekti, sonra kendi adını şirketin ürettiği bir markaya dönüştürdü. Böylece imzanın kendisi, bir ekibin ortak ürünü olarak sergilendi.

Asistanların adı çoğu zaman eserin etiketine girmez. Sanatçının imzası eseri değerli kılar, o imzanın arkasındaki eller ise bordroda kalır. 2010 sonbaharında Londra'da bu ellerin sayısı bir müze salonunun zeminini kapladı.

Çekirdekler, porseleniyle yüzyıllardır ünlü Jingdezhen kentinde, küçük atölyelerde çalışan bin altı yüz kadar zanaatkârın elinden çıktı. Ai Weiwei, Kültür Devrimi yıllarının propaganda imgelerinde Mao'nun güneşe, halkın ayçiçeklerine benzetildiğini hatırlatıyordu. Ziyaretçiler başta çekirdeklerin üstünde yürüyebiliyordu, ama porselen tozunun sağlığa zararlı olabileceği endişesiyle bu kısa sürede yasaklandı.

Eserde sanatçının imzası da zanaatkârların emeği de görünüyordu. Bu kez el, sayısız tekrarın toplamı olarak salona serilmişti. Çin'deki bir başka üretim merkezi ise sanatın ellerini hiç imzasız bırakıyordu.

Köyde 1980'lerin sonunda Hong Kong'lu bir tüccarın getirdiği ressamlar, dünya pazarına ünlü tabloların kopyalarını üretmeye başladı. Zamanla binlerce ressam buraya yerleşti ve otel duvarlarından ev dekorasyonuna kadar geniş bir pazara resim yetiştirdi. Kopyayı yapan ressamın adı hiçbir yerde yazmıyordu. 2016'da çekilen bir belgesel, yıllarca Van Gogh kopyalayan bir Dafen ressamının Amsterdam'a gidip özgün tabloların karşısında durduğu anı izledi.

Mekanizma — fabrikanın kapısı

Alman yönetmen Harun Farocki, sinemanın ilk günlerinden beri işçiyi nasıl gösterdiğini ya da göstermediğini sordu.

Film, Lumière kardeşlerin 1895'te çektiği ve işçilerin fabrikadan çıkışını gösteren ilk filmlerden birinden yola çıkıyordu. Farocki sinemanın işçiyi hep kapıda, çalışmanın bittiği anda gösterdiğini fark etti. Üretimin kendisi, kameranın giremediği bir iç mekânda kalıyordu.

Atölyelerde katılımcılar kendi kentlerinde bir işi kesintisiz tek bir planla çekti. Kamera bu kez kapıda beklemedi, işin içine girdi. Farocki 2014'te öldü, proje Ehmann'la birlikte sürdü.

Çinli sanatçı Cao Fei de kamerasını fabrikanın içine taşıdı.

Video, Güney Çin'deki Foshan'da bir aydınlatma fabrikasında yürütülen bir sanat projesinden doğdu. Cao Fei işçilere düşlerini sordu ve bunları üretim bandının yanında sahnelemelerini istedi. Kimse onları seyretmezken, makineler çalışmaya devam ediyordu.

Mekanizma — tıklama başına iki sent

2005'te Amazon, Mechanical Turk adlı bir çevrimiçi iş pazarı açtı. Şirketler burada küçük işleri, bir fotoğrafı etiketlemek ya da bir metni sınıflandırmak gibi görevleri, dünyanın dört bir yanındaki işçilere birkaç sentlik ücretlerle dağıtıyordu. Platformun adı, 1770'te Viyana sarayında gösterilen satranç oynayan bir otomattan geliyordu. Makinenin içinde aslında gizlenmiş bir insan satranç oynuyordu.

Veri dersinde ImageNet'i milyonlarca görüntüyü etiketleyen bu işçilerin elinden çıkmış bir veri seti olarak görmüştük. Bir sanatçı aynı platformu bir yıl sonra bir çizim atölyesine çevirdi.

Koblin işçilerden sola bakan bir koyun çizmelerini istedi ve her çizime iki sent ödedi. Sonra çizimleri internet sitesinde küçük gruplar hâlinde satışa çıkardı. Site, her koyunun çizilirken geçirdiği hareketleri de oynatabiliyordu.

Koyunlar, imzası olmayan binlerce elin bir sanatçının adı altında toplandığını gösteriyordu. Platformdaki işçi sanatçıyı tanımıyordu, sanatçı da işçinin adını bilmiyordu.

Mekanizma — görünürlüğün bedeli

Platform ekonomisi sanatçının kendisini de işçiye dönüştürdü. 2010'da açılan Instagram kısa sürede sanatçıların, galerilerin ve koleksiyoncuların buluştuğu bir vitrin oldu. Sanatçı her gün atölyesinden fotoğraf koymak, izleyicilerine yanıt vermek ve görünür kalmak zorundaydı. 2010'ların ortasından itibaren akış, paylaşımları şirketin algoritmasının seçtiği bir sırayla göstermeye başladı. Görünmek için çalışmak, sanatın yanına eklenen ikinci bir iş oldu.

Hollandalı sanatçı, milyonlarca sahte takipçi satın aldı ve bunları sanat dünyasının tanınmış Instagram hesaplarına aşağı yukarı eşit biçimde dağıttı. Ünlü bir galerici ile genç bir sanatçı birden aynı sayıda takipçiye sahip oldu. Görünürlüğün ölçüsü satın alınabilir bir mala dönüşmüştü.

Ptak, 1970'lerin feminist ev işine ücret kampanyasından bir metni, Silvia Federici'nin bildirgesini yeniden yazdı. Federici ev işi için sevgi denilen şeyin ücretsiz emek olduğunu söylemişti. Ptak aynı cümleyi Facebook kullanıcılarına çevirdi: dostluk denilen paylaşım, bir şirketin kâr ettiği ücretsiz çalışmaydı.

2013'te kurulan Patreon gibi abonelik platformları, sanatçıya izleyicisinden doğrudan aylık destek alma imkânı sundu. Bu destek galeriye bağımlılığı azalttı, ama sanatçıdan sürekli içerik üretmesini bekledi. Hito Steyerl'in 2015 tarihli Gümrüksüz sanat denemesi ise eserlerin vergiden muaf depolarda kimse görmeden el değiştirdiği öbür ucu anlattı.

Mekanizma — çalışanlar kapıyı kapatıyor

Müzelerin kendi çalışanları da emeklerini görünür kılmanın yolunu aradı. New York'taki Modern Sanat Müzesi'nin çalışanları 1971'de bir sendika kurmuştu. 2019'dan sonra New York'ta ve Philadelphia'da birçok müzenin çalışanı sendikalaştı. Philadelphia Sanat Müzesi'nin çalışanları 2022 sonbaharında greve çıktı.

Bir sanatçı ise bir galerinin çalışanlarına doğrudan zaman verdi.

Alman sanatçı, sergisi için galerinin çalışanlarının beş hafta boyunca işe gelmemesini önerdi. Çalışanlar maaşlarını almaya devam etti, galeri kapısını kapattı. Eser, emeğin geri çekilmesiyle ortaya çıkan boş zamandı. Lozano'nun yalnız başına yaptığı grev, burada bir kurumun bütün kadrosuna yayılmıştı.

New York'ta çalışan Mika Rottenberg ise küresel üretim zincirini masalsı bir mekanizmaya çevirdi.

Videoda işçilerin elleri duvarlardaki deliklerden başka mekânlara uzanıyor. Ürün, marul, kauçuk ve allıktan yapılmış küçük bir küptü. Sanatçı onun bir vergi cenneti adasındaki bir bankada saklandığını söyledi.

Kalıcı araçlar

Bir fabrikanın ya da bir şantiyenin muhasebesinde puantaj cetveli tutulur. Cetvelde kimin, hangi gün, kaç saat çalıştığı ve ne kadar ücret aldığı yazılır. Bu dersin her eserini, hatta bir müzede karşına çıkan herhangi bir eseri böyle bir cetvelle oku.

İlk sütuna imzayı yaz. Etikette kimin adı var? Murakami'nin, Koons'un ya da Ai Weiwei'nin adı orada, ama cetvel orada bitmiyor.

İkinci sütun ellerdir. Eseri fiilen kim yaptı? Asistanlar, zanaatkârlar, kopyacı ressamlar, çevrimiçi işçiler ve fabrika bantlarında dans edenler bu sütuna girer. Adlarını biliyorsan yaz, bilmiyorsan kaç kişi olduklarını not et.

Üçüncü sütun saatlerdir. Esere ne kadar zaman harcandı? Hsieh'in bir yılı, Jingdezhen'deki çekirdeklerin aylar süren boyanması, bir işçinin tek bir koyuna ayırdığı birkaç dakika.

Dördüncü sütun ücrettir. Kim ne aldı, kim hiçbir şey almadı? Sergi ücreti alamayan sanatçı da, iki sentlik koyun da, maaşını alıp evde kalan galeri çalışanı da bu satıra girer.

Beşinci sütun binadır. Eserin asıldığı duvarı kim ördü, salonu kim temizliyor, kapıda kim bekliyor? Saadiyat'taki işçiler ve sendikalaşan müze çalışanları bu sütunu doldurur.

Altıncı sütun görünürlüktür. Eser izleyiciye hangi kanaldan ulaşıyor? Bir müze salonu mu, bir telefon ekranı mı, bir algoritmanın seçtiği akış mı? Bu kanalın sahibi, görünürlük karşılığında kimden ne alıyor?

Cetvelin altına bir toplam satırı çiz. Orada imzanın ve ellerin, saatlerin ve ücretin arasındaki farkı tek cümleyle yaz. Bir eserin değeri ile o eserin içindeki emeğin karşılığı nadiren aynı satırda durur.

Yaygın yanlışlar

Yaygın yanlış"Gerçek sanatçı para için değil tutkuyla çalışır, ücret istemek sanatı küçültür."
Doğrusu

Bu inanç, ücretsiz sergileri ve stajları olağan kılar. Sergi için ücret ödenmeyince yalnız başka geliri olan sanatçılar sergi açabilir. W.A.G.E. ve İsveç'teki anlaşma tutkuyu kabul ediyor, ama onun ücretsiz emeğin gerekçesi olmasına itiraz ediyordu.

Yaygın yanlış"Asistanlarla üretilen bir eser sahte ya da daha az değerlidir."
Doğrusu

Atölye geleneği Rönesans'tan beri sürüyor ve kavramsal sanat fikri uygulamadan ayırmıştı. Tartışılan şey, ellerin adının anılmaması ve emeğin karşılığının imzanın değeriyle orantısız kalmasıdır.

Yaygın yanlış"Sosyal medya sanatçıya bedava bir vitrin sunar."
Doğrusu

Vitrin ücretsiz görünür, ama sanatçı onun için her gün içerik üretir. Platform paylaşımlardan reklam geliri elde eder ve kimin görüneceğini kendi algoritmasıyla belirler. Ptak'ın ve Dullaart'ın işleri bu bedeli görünür kıldı.

Uygulama ve kilit özet

Kilit özet: Hsieh bir yıl boyunca saat başı kart basarak sanatçının zamanını fabrika saatiyle ölçtü. Lozano sanat dünyasından çekildi, Stilinović dinlenmeyi ve dili emek olarak gösterdi. W.A.G.E. sergi ücretini bir sertifikaya bağladı. Gulf Labor Koalisyonu, Saadiyat'taki müze şantiyelerinin işçilerini sanatçının sorusuna dönüştürdü. Takala çalışmanın bir görünüm olduğunu, Sierra ücretli bedenin ne kadar ucuza kiralanabildiğini sergiledi. Murakami ve Xu Zhen atölyeyi şirkete çevirdi, Ai Weiwei'nin çekirdekleri zanaatkârların elini salona serdi, Dafen imzasız kopyaların pazarını kurdu. Farocki ve Cao Fei kamerayı fabrikanın içine soktu. Koblin bir çevrimiçi iş pazarından koyun satın aldı. Dullaart ve Ptak platformdaki görünürlüğün bedelini, Eichhorn ise emeğin geri çekilişini eser yaptı.

Sonraki derse köprü

Puantaj cetvelinin ellerle ilgili sütunu, bir müzenin eski koleksiyonlarında başka bir boşluğa açılır. Vitrinlerdeki birçok nesnenin etiketinde yapan kişinin adı yerine yalnız bir halkın ya da bir bölgenin adı yazar. Daha da sık eksik kalan satır, nesnenin vitrine nasıl geldiğidir. 1897'de bir İngiliz askerî seferi Benin Krallığı'nın sarayını yağmaladı ve saraydan alınan pirinç levhalar ile heykeller Avrupa'nın müzelerine dağıldı. Yüz yılı aşkın bir süre sonra o heykellerin bir kısmı Nijerya'ya dönmeye başladı, bazı müzeler de sergilerini nesnelerin geldiği topluluklarla birlikte kurmayı denedi.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu ders hangi kursun bölümü?

KRO-324 — Çağdaş Sanat ve Küresel Dönüşüm →

19 bölümden 16. bölüm · Katman 3 — Küresel Kronolojik Omurga