Ders KRO-302.7 · Mezopotamya ve İlk Kent Kültürleri

Hammurabi Steli

yasa, tanrısal yetki ve rölyef

2.864 kelime · 26 eser örneği · yaklaşık 13 dakika okuma · seslendirme 19 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Kilit özet: bu nesnede metin ile imge arasındaki oran tersine dönüyor; metin gövdeyi kaplıyor ve küçük sahne bir başlık gibi çalışıyor. Sahne metni özetlemiyor, kuralın kaynağını bildiriyor ve bir yetki devrini göstererek tartışma zeminini değiştirmeyi hedefliyor. Metnin üç bölümü üç ayrı iş yapıyor: önsöz yöneticiyi tanıtıyor, maddeler durum ve karşılık kalıbını yineliyor, sonsöz metnin korunmasını istiyor. Nesne dikilmek üzere yapıldığı için kursta ilk kez geniş izleyici ihtimali doğuyor, ne var ki işaretler küçük ve okuryazarlık dar olduğundan içerik çoğu kişiye kapalı kalıyor; bu durumda bildirim, başvuru ve iddia işlevleri birlikte çalışıyor. İlk yasa iddiası daha erken derlemeler bilindiği için savunulamıyor ve metnin yürürlükte mi yoksa bir bildiri mi olduğu tartışması sürüyor. Son olarak stel ganimet olarak taşınmış durumda, yüzeyinin bir bölümü sonradan kazınmış ve aynı metnin kil kopyaları çok sonraki dönemlerde de kullanılmayı sürdürmüş.

Açılış: yüzeyin paylaşımı

Uzun ve yukarı doğru incelen bir taş bloğun önünde duruyorsun ve yüzeyine bakıyorsun.

En üstte bir sahne var; iki figür karşı karşıya duruyor ve aralarında bir alışveriş görünüyor.

Sahnenin altında ise yüzeyin geri kalanı bulunuyor ve orası tamamen yazıyla kaplı.

Şimdi iki alanı gözünle karşılaştır. Sahne yüzeyin küçük bir bölümünü, metin ise çok büyük bölümünü kaplıyor.

Geçen derslerde tam tersini görmüştük; zafer anıtında sahne baskındı ve yazıt bir köşede duruyordu.

Bir şey daha var ve daha da şaşırtıcı. Metin çok küçük işaretlerle, sıkı sütunlar hâlinde yazılmış ve ayakta duran biri onu bu hâliyle okuyamıyor.

Kural tam burada donuyor: bir nesne okunmak için değil, orada durduğu ve dolu olduğu görülsün diye de yazılmış olabilir.

Geçen derste bir yöneticinin kendini yaptığı işlerle savunduğunu gördük. Oraya şunu bırakmıştık: koyduğu kuralları da anıtlaştırdığında ne oluyor?

Sorumuz şu: bir kural metni neden taşa yazılıyor ve üstündeki küçük sahne o metne ne katıyor?

Bu derste ne olacak

Önce metin ile sahne arasındaki oranın ne söylediğini göreceğiz.

Sonra üstteki sahneyi tek tek okuyacağız ve yetki zincirinin nasıl kurulduğunu işleyeceğiz.

Ardından metnin kendi yapısına bakacağız; önsöz, maddeler ve sonsöz farklı işler yapıyor.

Sonra bu nesnenin gerçekten kamuya açık olup olmadığını sınayacağız.

Ardından ilk yasa iddiasını geçen kursun eleştiri araçlarıyla deneyeceğiz.

Sonra bu steli önceki derslerin nesneleriyle karşılaştıracağız.

Usta katmanında taşınmayı, kazınmış bölümü ve kopyaları göreceğiz.

Sonunda bir metin ile sahne oranı ölçümü yapacaksın.

Sıfır noktası: oran bir bilgi

Bu kursta yazıt ile imge arasındaki dengeyi üç kez farklı buldu ve şimdi dördüncü bir denge çıkıyor.

Birinci denge adak heykelinde görülmüştü: biçim ortak olanı, kısa yazıt tekil olanı taşıyordu.

İkinci denge zafer anıtında görülmüştü: yazıt olayı anlatıyor, imge onu doğruluyordu.

Üçüncü denge yönetici heykelinde görülmüştü: uzun metin anlatının tamamını üstleniyor, imge bir görev sunuyordu.

Dördüncü denge burada beliriyor ve öncekilerden farklı. Metin nesnenin gövdesi hâline geliyor ve sahne bir başlık gibi çalışıyor.

Bu benzetme işe yarıyor, çünkü bir başlığın işi metni özetlemek değil, onu tanıtmak ve yetkisini bildirmek.

Buradan ölçülebilir bir araç çıkıyor ve kolayca uygulanıyor. Bir nesnede metnin ve imgenin kapladığı yüzey oranı ölçülüyor ve hangisinin taşıyıcı olduğu buradan okunuyor.

Bu araç bir yorum gerektirmiyor; yüzeyler ölçülebiliyor ve oran bir sayı veriyor.

Oranın bir de yerleşim yönü var ve ayrıca okunuyor. Sahne üstte, metin altta duruyor ve bu sıra tesadüf değil. Bakan kişinin gözü önce yukarıya, yani yetki bildirimine gidiyor; metin ancak ondan sonra başlıyor ve okuma sırası böylece baştan belirleniyor.

Üstteki sahne: yetki zinciri

Şimdi küçük sahneye yaklaşalım ve ne yaptığını tek tek çıkaralım.

Birinci gözlem konum: iki figürden biri oturuyor, öteki ayakta duruyor.

Oturmak bu görsel dilde bir üstünlük bildiriyor ve bu, geçen derslerin ölçek hiyerarşisine benzer bir işaret. Ayakta duran figür, oturana yönelmiş durumda.

İkinci gözlem işaret: oturan figürün başında belirli bir başlık bulunuyor ve elinde nesneler taşıyor.

Bu tür işaretler bu dönemin görsel dağarcığında insan dışı bir konumu belirtmek için kullanılıyor. Yani sahne bir insan ile insan olmayan bir taraf arasında kuruluyor.

Üçüncü gözlem nesne: oturan figür elindeki nesneleri karşısındakine uzatıyor ya da gösteriyor.

Bu hareket bir devir gibi okunuyor. Bir yetki, bir görev ya da bir ölçü aracı el değiştiriyor.

Dördüncü gözlem yön: ayakta duran figür alıcı konumda ve eli karşılık verir biçimde.

Dört gözlem bir araya geldiğinde sahnenin işi ortaya çıkıyor: kuralın kaynağını bildirmek.

Şimdi dersin asıl noktasına geliyoruz. Bu bildirim, metnin içeriğini değiştirmiyor ama metnin tartışılabilirliğini değiştirmeyi hedefliyor.

Bir kural bir kişiden geliyorsa tartışılabilir. Aynı kural insan dışı bir kaynaktan geliyorsa, tartışma başka bir zemine taşınıyor.

Bunun bir yorum olduğunu belirtmek gerekiyor. Sahne bu iddiayı taşıyor, ne var ki iddianın kabul edilip edilmediği başka bir soru ve o soruya kanıt yetmiyor.

Sahnenin bir de tanınabilirlik yönü bulunuyor ve geçen derslerin tekrar vurgusuna bağlanıyor. Aynı karşılaşma düzeni başka nesnelerde de görülüyor ve izleyici daha önce gördüğü bir kalıbı yeniden tanıyor. Böylece küçük bir alan, tanıdık olduğu için hızla çözülebilen bir bildirim taşıyabiliyor.

Metnin yapısı: üç bölüm üç iş

Metnin kendisi tek parça değil ve üç bölümü birbirinden farklı işler yapıyor.

Birinci bölüm önsöz: burada yöneticinin kim olduğu, hangi yetkiyle konuştuğu ve neler yaptığı anlatılıyor.

Bu bölüm geçen dersteki hizmet anlatısını sürdürüyor. Yapılar, onarımlar ve kentlere yapılan işler sıralanıyor.

İkinci bölüm maddeler: burada durumlar ve karşılıkları düzenli bir kalıpla veriliyor.

Kalıp şöyle işliyor: bir durum tanımlanıyor, sonra o durumda ne olacağı belirtiliyor. Aynı yapı sayfalar boyunca tekrarlanıyor ve metne bir düzen kazandırıyor.

Bu tekrar bir okuma kolaylığı sağlıyor. Bir kâtip belirli bir konuyu ararken kalıbın düzenliliği sayesinde ilerleyebiliyor.

Üçüncü bölüm sonsöz: burada metnin korunması isteniyor ve değiştirilmesine karşı uyarılar yer alıyor.

Bu bölüm nesnenin kendi geleceğini konu ediyor ve dikkat çekici. Metin, kendisinin silinmesi ya da bozulması ihtimalini öngörüyor ve buna karşı bir savunma kuruyor.

Üç bölüm birlikte okunduğunda ortaya şu çıkıyor: nesne yalnız kural bildirmiyor, kuralı koyanı tanıtıyor ve kuralın kalıcılığını güvenceye almaya çalışıyor.

Bölümlerin uzunluk oranı da bilgi veriyor ve kolayca ölçülebiliyor. Önsöz ile sonsöz birlikte metnin küçümsenmeyecek bir bölümünü kaplıyor, yani nesne kuralın kendisi kadar kuralı koyanla da ilgileniyor. Bu oran, metni bir teknik derleme olmaktan uzaklaştıran gözlemlerden biri.

Kamusallık sınavı

Bu nesne dikilmek üzere yapıldı ve bu, kursta ilk kez geniş bir izleyici ihtimalini gündeme getiriyor.

Şimdi geçen derslerin izleyici sayımı aracını buraya uygulayalım ve iddiayı sınayalım.

Birinci soru yer: stel nereye dikiliyordu?

Kaynaklar bu tür nesnelerin kentlerde, görülebilir alanlara dikildiğini gösteriyor. Yani mekân kısıtı bu kez geçen derslerdeki kadar sıkı değil.

İkinci soru boyut: nesne uzaktan fark edilecek kadar büyük mü?

Cevap evet ve bu, bir görünürlük sağlıyor. Bir kişi meydandan geçerken stelin varlığını fark ediyor.

Üçüncü soru okunabilirlik: metin gerçekten okunabiliyor mu?

Cevap büyük ölçüde hayır ve bu, dersin en ilginç noktası. İşaretler küçük, sütunlar sıkı ve okuma bilenlerin sayısı zaten çok az.

Dört gözlem birlikte tuhaf bir sonuç veriyor. Nesne görülüyor, varlığı fark ediliyor, ne var ki içeriği çoğu kişi tarafından okunamıyor.

Peki bu durumda nesne ne yapıyor? Üç işlev öne sürülebiliyor ve üçü de aynı gözleme uyuyor.

Birinci işlev bildirim: bir kural düzeninin var olduğunu duyuruyor, içeriği bilinmese bile.

İkinci işlev başvuru: okuyabilenler için bir kaynak metin sağlıyor ve tartışmalarda referans olabiliyor.

Üçüncü işlev iddia: yöneticinin adalet sağlayan taraf olduğunu görünür kılıyor.

Bu üçü arasında seçim yapmak gerekmiyor, çünkü hepsi aynı anda çalışıyor olabiliyor. Nesne farklı izleyicilere farklı biçimde sesleniyor.

Burada geçen kursun bir dersi de doğrulanıyor ve bu kursu bütünlüyor. Bir nesnenin izleyicisi tek bir grup olmak zorunda değil; aynı yüzey okuyabilen için bir metin, okuyamayan için bir varlık bildirimi olabiliyor. İki işlev çelişmiyor, çünkü nesne ikisini aynı anda yerine getirecek biçimde tasarlanmış görünüyor.

İlk yasa iddiasını sınamak

Bu nesne için sık kullanılan bir cümle var ve geçen kursun aracıyla sınanması gerekiyor.

Cümle şu: bu, tarihin ilk yasa metnidir.

Dört soruluk sökme yöntemini uygulayalım ve neyin sağlam olduğunu görelim.

Köken sorusu şunu gösteriyor: iddia, bu stelin erken bulunmuş ve iyi korunmuş olmasından besleniyor.

Dayanak sorusu ise zayıf bir zemin buluyor. Daha erken dönemlere ait yasa derlemeleri biliniyor ve bunların bir bölümü tabletler üzerinde korunmuş durumda.

Sessiz varsayım sorusu tanıdık bir kabulü ortaya çıkarıyor. En eski bulunan ile ilk yapılan aynı sayılıyor.

Sınav sorusu bugünkü tabloyu veriyor. Yeni buluntular bu iddiayı defalarca geriye taşıdı ve daha erken derlemeler bulundu.

Peki bu stelin özelliği ne? Özelliği ilk olması değil, kapsamlı ve neredeyse eksiksiz korunmuş olması.

Bir ikinci ayrım daha gerekiyor ve daha teknik. Bu metin bir yasa kitabı mı, yoksa bir bildiri mi?

Bu ayrım tartışılıyor, çünkü uygulama kayıtlarında bu maddelere doğrudan atıf yapıldığını gösteren kanıt sınırlı kalıyor.

İki okuma öne sürülüyor. Birincisi metni yürürlükte bir yasa derlemesi sayıyor; ikincisi ise bir yöneticinin adalet iddiasını sunan bir bildiri olarak okuyor.

Doğru cümle şu: tartışma sürüyor ve iki okuma da yayınlarda savunuluyor.

Tartışmanın nasıl ilerlediği de öğretici ve geçen kursun yöntemini yineliyor. İlerleme yeni bir kuramla değil, sayımla oluyor: mahkeme belgeleri taranıyor ve metne atıf yapılıp yapılmadığı sayılıyor. Sayı düşük çıktığı sürece bildiri okuması güçleniyor, yükselirse derleme okuması destek buluyor.

Karşılaştırma: dört nesne, dört denge

Bu kursta yazı ile imge arasındaki ilişkiyi dört kez farklı bulduk ve şimdi hepsini yan yana koyalım.

Birinci denge adak heykelinde: kısa yazıt kimliği taşıyor, biçim ortak eylemi gösteriyor.

İkinci denge zafer anıtında: yazıt olayı anlatıyor, sahne onu doğruluyor ve yüzeyin çoğunu kaplıyor.

Üçüncü denge yönetici heykelinde: uzun metin anlatının tamamını taşıyor, imge bir kişi ve bir görev sunuyor.

Dördüncü denge yasa stelinde: metin nesnenin gövdesi, sahne ise yetkiyi bildiren küçük bir başlık.

Dört dengeyi bir arada görmek şunu gösteriyor: yazı ile imge arasında sabit bir hiyerarşi yok.

Hangisinin baskın olduğu, nesnenin çözmeye çalıştığı soruna göre değişiyor. Kimlik gerekiyorsa yazı kısalıyor, anlatı gerekiyorsa uzuyor, kural gerekiyorsa gövde hâline geliyor.

Ve bir ortak nokta var, dördünde de aynı. Hiçbirinde yazı ile imge birbirinin tekrarı değil; her seferinde iş bölüşülüyor.

Usta katmanı: taşınma, kazıma ve kopyalar

Birinci konu taşınma ve bu kursun daha önce gördüğü bir olguyu tekrarlıyor.

Bu stel bulunduğu yerde dikilmemişti. Yüzyıllar sonra bir sefer sırasında ganimet olarak alınmış ve başka bir kente götürülmüş durumda.

Yani nesne bugün bulunduğu yere ait değil ve bulunma yeri özgün bağlam sayılmıyor. Bu, geçen derslerdeki ikinci yazıt tartışmasının aynısı.

Bunun bir sonucu var. Nesne taşındığı için özgün dikildiği meydan, çevresi ve yaklaşma yönü bilinmiyor; kamusallık tartışması bu yüzden kısmen kapalı kalıyor.

İkinci konu kazınmış bölüm ve dikkat çekici bir ayrıntı.

Yüzeyin bir bölümü sonradan kazınmış ve oradaki metin silinmiş durumda. Neyin silindiği ve neden silindiği kesin olarak bilinmiyor.

Bir öneri, taşıyan tarafın kendi yazıtını eklemek için yer açmış olabileceği yönünde. Bu öneri makul, ne var ki eklenen bir metin bulunmuyor.

Buradan bir yöntem dersi çıkıyor. Bir boşluk da bir buluntu; silinmiş bir alan, silme eyleminin kendisini belgeliyor.

Üçüncü konu kopyalar ve metnin taştan bağımsız hayatı.

Aynı metnin kil tabletler üzerine yazılmış kopyaları bulunuyor ve bunların bir bölümü çok daha geç dönemlere ait.

Bu kopyalar iki şey söylüyor. Metin uzun süre kullanılmayı sürdürmüş ve kâtip eğitiminde bir kaynak hâline gelmiş.

Buradan geçen derslerin bir kavramı doğrulanıyor. Nesne bir metinler ağının parçası ve o ağ, nesnenin kendisinden uzun ömürlü olabiliyor.

Kopyaların bir de karşılaştırma değeri var ve metin çalışmasında kullanılıyor. Farklı kopyalar arasındaki küçük ayrımlar, metnin zaman içinde nasıl aktarıldığını gösteriyor. Böylece taş üzerindeki hâl bir sabit nokta oluyor ve kopyalar ondan sapmalarıyla okunuyor.

Dördüncü konu bugünkü sunum. Stel bugün bir müzede, iyi aydınlatılmış ve yakından incelenebilir biçimde duruyor.

Bu koşulda metin okunabiliyor ve sahne ayrıntılarıyla görülebiliyor. Oysa özgün durumda ikisi de bu kadar erişilebilir değildi ve bu fark, nesneyi yanlış anlamaya yol açabiliyor.

Kalıcı araçlar

Oran ölçümü. Bir nesnede metnin ve imgenin kapladığı yüzeyi karşılaştır; hangisinin taşıyıcı olduğu buradan çıkıyor.

Okunabilirlik testi. Yazının boyutunu ve konumunu sor; okunamayan bir metin başka bir iş yapıyor olabilir.

Yetki zinciri okuması. Bir kuralın kaynağının nereye bağlandığını sor; kaynak insan dışına taşınıyorsa tartışma zemini değiştiriliyor.

Bölüm ayrımı. Uzun metinlerde önsöz, gövde ve sonsözü ayrı ayrı oku; üçü farklı iş yapıyor.

İlk olma sınavı. En eski bulunan ile ilk yapılan aynı değil; iddia yeni buluntularla geriye taşınabiliyor.

Uygulama karşılaştırması. Bir kural metnini gerçek uyuşmazlık kayıtlarıyla karşılaştır; atıf bulunmuyorsa metnin işlevi ayrıca sorulur.

Boşluk da buluntudur. Silinmiş ya da kazınmış bir alan, silme eyleminin kendisini belgeliyor.

Yaygın yanlışlar

Yaygın yanlış"Bu, tarihin ilk yasa metnidir."
Doğrusu

Daha erken dönemlere ait yasa derlemeleri biliniyor ve bir bölümü tabletlerde korunmuş durumda; iddia en eski bulunan ile ilk yapılanı aynı sayan bir kabulden besleniyor. Bu stelin özelliği ilk olması değil, kapsamlı ve neredeyse eksiksiz korunmuş olması.

Yaygın yanlış"Stel halkın okuması için dikildiği için herkes yasaları biliyordu."
Doğrusu

Metin çok küçük işaretlerle ve sıkı sütunlar hâlinde yazılmış, ayrıca okuma bilenlerin sayısı çok az. Nesne görülüyor ve varlığı fark ediliyor, ne var ki içeriği çoğu kişi tarafından okunamıyor ve bu, tek başına bir bildirim işlevi üretiyor.

Yaygın yanlış"Üstteki sahne metnin bir resmidir."
Doğrusu

Sahne metni özetlemiyor; kuralın kaynağını bildiriyor ve bir yetki devrini gösteriyor. İşlevi metni tanıtmak ve tartışılabilirliğini değiştirmeye çalışmak, yani bir başlık gibi çalışmak.

Yaygın yanlış"Metindeki maddeler o dönemde uygulanan yasalardı."
Doğrusu

Uygulama kayıtlarında bu maddelere doğrudan atıf yapıldığını gösteren kanıt sınırlı kalıyor ve iki okuma birden tartışılıyor. Bazı araştırmacılar metni yürürlükte bir derleme, bazıları ise bir adalet iddiası bildirisi olarak okuyor.

Yaygın yanlış"Stel bulunduğu yerde dikilmişti."
Doğrusu

Nesne yüzyıllar sonra bir sefer sırasında ganimet olarak alınmış ve başka bir kente götürülmüş durumda. Bu yüzden özgün dikildiği meydan, çevresi ve yaklaşma yönü bilinmiyor ve kamusallık tartışması kısmen kapalı kalıyor.

Uygulama ve kilit özet

Kilit özet: bu nesnede metin ile imge arasındaki oran tersine dönüyor; metin gövdeyi kaplıyor ve küçük sahne bir başlık gibi çalışıyor. Sahne metni özetlemiyor, kuralın kaynağını bildiriyor ve bir yetki devrini göstererek tartışma zeminini değiştirmeyi hedefliyor. Metnin üç bölümü üç ayrı iş yapıyor: önsöz yöneticiyi tanıtıyor, maddeler durum ve karşılık kalıbını yineliyor, sonsöz metnin korunmasını istiyor. Nesne dikilmek üzere yapıldığı için kursta ilk kez geniş izleyici ihtimali doğuyor, ne var ki işaretler küçük ve okuryazarlık dar olduğundan içerik çoğu kişiye kapalı kalıyor; bu durumda bildirim, başvuru ve iddia işlevleri birlikte çalışıyor. İlk yasa iddiası daha erken derlemeler bilindiği için savunulamıyor ve metnin yürürlükte mi yoksa bir bildiri mi olduğu tartışması sürüyor. Son olarak stel ganimet olarak taşınmış durumda, yüzeyinin bir bölümü sonradan kazınmış ve aynı metnin kil kopyaları çok sonraki dönemlerde de kullanılmayı sürdürmüş.

Sonraki derse köprü

Bu derste tek bir taş yüzeyle çalıştık ve iddia oraya sıkıştırılmıştı; metin gövdeyi, sahne başlığı kuruyordu. Şimdi ölçek yeniden büyüyor ve yüzey tek bir taş olmaktan çıkıyor. Peki bir yönetim kendi iddiasını bir sarayın bütün duvarlarına yayarsa ne oluyor; kapıda duran devasa figürler ne iş görüyor, av ve sefer sahneleri hangi sırayla dizilip ziyaretçiyi nasıl yönlendiriyor? Sıradaki derste Asur saraylarına ve duvar kabartmalarına geçiyoruz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu ders hangi kursun bölümü?

KRO-302 — Mezopotamya ve İlk Kent Kültürleri →

11 bölümden 7. bölüm · Katman 3 — Küresel Kronolojik Omurga