İçeriğe geç

Ders TR.09 · Paralel Hatlar

Türk resminde kadın ressamlar

Mihri Müşfik'ten Fahrelnissa Zeid'e

TR Türk Resim Tarihi

2.420 kelime · yaklaşık 11 dakika okuma · Animasyon, 12 dk video senaryosu · Herkes

  • İnas Sanayi-i Nefise Mektebi
  • canlı model
  • psikolojik portre
  • gevşek fon
  • kaleydoskopik soyutlama

Görseller hakkında: Koruma süresi dolmamış eserler içerir; görsel kullanımı için izin/lisans veya hukuki görüş alınmalı.

Öğrenme hedefi

Osmanlı'nın son döneminden Cumhuriyet'in ilk kuşaklarına kadar kadın ressamların resim eğitimine, sergilere ve sanat çevrelerine hangi yollardan girdiğini açıklayabileceksin. Özel derslerle yetişen ilk kuşağı, 1914'te kızlar için açılan güzel sanatlar okulunu ve orada başlayan canlı modelden çalışma tartışmasını anlatabilecek; Mihri Müşfik, Müfide Kadri, Eren Eyüboğlu, Aliye Berger ve Fahrelnissa Zeid'in eserlerini ve yollarını birbirinden ayırabilecek; bu ressamların sanat tarihinde neden uzun süre kenarda kaldığını tartışabilecek ve bir portrede tenin sıcaklığının arka planla nasıl öne çıkarıldığını, bir müze eseri üzerinde gözlemleyerek değerlendirebileceksin.

Kanca

Mihri Müşfik'ten Fahrelnissa Zeid'e

1914'te İstanbul'da, yalnızca kız öğrencilere kapısını açan bir sanat okulu kuruldu. Okulun kuruluşunda belirleyici rol oynayan ve ilk kadın yöneticisi olan ressam, gençliğinde Roma'ya ve Paris'e gitmiş, Montparnasse'taki dairesinde şairlerin ve devlet adamlarının portrelerini yaparak geçimini sağlamıştı. Onun öğrencileri arasında, yıllar sonra Londra'da ve Paris'te dev soyut tuvaller sergileyecek olan genç bir kadın da vardı. Otuz yıllık bir aralıkta, kadınlar için resim yapmak, evde alınan özel derslerden uluslararası sergilere uzanan bir yola dönüştü. Bu yol nasıl açıldı, kimler yürüdü ve neden bu isimleri çoğu zaman erkek meslektaşlarından sonra, bir dipnot gibi öğreniyoruz?

Bağlam

Sakıp Sabancı Müzesi'nin İstanbul Emirgan'daki resim koleksiyonunda Mihri Müşfik Hanım'ın Genç Erkek Portresi yer alır; tuval 62,5 × 50,5 santimetredir. Müzenin kaydına göre resim tarihsizdir ve modelin kim olduğu bilinmemektedir. Gri-yeşil tonlarda, dikey fırça darbeleriyle işlenmiş bir fonun önünde, koyu saçlı, açık tenli ve yeşil gözlü bir genç adam, üst bedeniyle görünür. Gri bir ceket ve açık yakalı beyaz bir gömlek giymiştir; başı hafifçe dönmüş, bakışı doğrudan izleyiciye yönelmiştir.

Müzenin açıklaması, bu resmi sanatçının eserleri arasında ayrı bir yere koyar: Mihri Müşfik'in yapıtlarında kadın portreleri ve kendi portreleri ağırlıktadır, erkek portreleri görece azdır. Bu küçük tuvale yakından bakmak, bir kadın ressamın, yüzyılın başında bir erkek modeli nasıl bir dikkat ve özgüvenle karşısına aldığını görmemizi sağlar. Aynı zamanda, Türk resminin ilk kadın ustalarından birinin, portreyi yalnızca bir benzerlik olarak değil, bir iç dünyanın görüntüsü olarak nasıl kurduğunu gösterir.

Ana anlatım

İlk kuşak resme hangi kapılardan girdi?

İstanbul'un ilk güzel sanatlar okulu, Osman Hamdi Bey'in yönetiminde 1882'de açılan Sanayi-i Nefise Mektebi, açıldığı günden itibaren yalnızca erkek öğrencileri kabul ediyordu. Resim yapmak isteyen kadınlar, bu yüzden çoğu zaman evlerinde, aileleri aracılığıyla bulunan hocalardan özel ders alıyordu. Bu yol, ancak varlıklı ve Batılı eğitime açık ailelerin kızlarına açıktı; ilk kadın ressamların hemen hepsinin paşa ya da bürokrat ailelerinden gelmesi bir rastlantı değildir.

Müfide Kadri bu ilk kuşağın en parlak adlarından biridir. Ankara Resim ve Heykel Müzesi, sanatçı kaydında onun 1889'da İstanbul'da doğduğunu, Kadri Bey'in ailesi tarafından evlat edinildiğini ve Osman Hamdi Bey ile Sanayi-i Nefise'nin hocası Salvatore Valeri'den resim dersleri aldığını yazar. Aynı kayda göre bir kız lisesinde öğretmenlik yapan ilk kadın ressam oldu ve resim, müzik ve el işi öğretti. 1911'de Beyoğlu'ndaki bir salon sergisine üç yağlı boya ve bir pastel resimle katıldı; eserlerinden biri Münih'teki bir sergide madalya aldı. Osmanlı Ressamlar Cemiyeti'nin üyesiydi. Veremden, 1912'de, yirmi iki ya da yirmi üç yaşında öldü. Cemiyet, yaklaşık kırk eserini ölümünden sonra sergiledi ve Karacaahmet'teki mezarına bir palet kabartması taşıyan bir taş yaptırdı.

Müfide Kadri'nin kısa hayatı, ilk kuşağın hem olanaklarını hem sınırlarını gösterir. Usta bir hocadan ders alabilmek, bir sergiye katılabilmek ve bir cemiyete üye olmak mümkündü; ama bir akademinin sistemli eğitimi, düzenli sergi olanakları ve bir meslek olarak ressamlık, kadınlar için hâlâ kapalıydı. Bu ressamların eserlerinin bugün dağınık, çoğu zaman tarihsiz ve künyesi eksik olarak müzelerde durması da bu koşulların bir izidir.

Mihri Müşfik okulun kapısını nasıl açtı?

Mihri Müşfik Hanım 1886'da İstanbul'da, Askerî Tıbbiye'nin başında bulunan Dr. Ahmed Rasim Paşa'nın kızı olarak doğdu. Sakıp Sabancı Müzesi'nin açıklamasına göre ilk resim derslerini saray ressamı Fausto Zonaro'nun Beşiktaş'taki atölyesinde aldı; 1900'lerin başında önce Roma'ya, sonra Paris'e gitti. Paris'te Montparnasse'taki, hem atölye hem ev olarak kullandığı dairesinde, İstanbul'un Edebiyat-ı Cedide şairlerinin, Osmanlı devlet adamlarının ve uluslararası bir çevrenin portrelerini yaparak geçimini sağladı. Kaynaklara göre, sonradan Atatürk'ün portrelerini de yaptı. Ressam Hale Asaf, onun kız kardeşinin kızıydı.

İstanbul'a döndükten sonra 1913'te Darülmuallimat'ta, yani kız öğretmen okulunda resim öğretmeni oldu. 1914'te İnas Sanayi-i Nefise Mektebi'nin kuruluşunda belirleyici bir rol oynadı. İnas Sanayi-i Nefise Mektebi (Academy of Fine Arts for Women), 1914'te İstanbul'da kız öğrencilere resim ve sanat eğitimi vermek için açılan, Osmanlı'da türünün ilk örneği olan ayrı güzel sanatlar okuludur. Müzenin açıklamasına göre Mihri Müşfik bu okulun ilk kadın yöneticisi ve öğretmeni oldu.

Mihri Müşfik'in okulda getirdiği en önemli yeniliklerden biri, kaynaklara göre öğrencilerini doğadan ve canlı modelden çalışmaya yöneltmesiydi. Canlı model (live model), bir sanatçının ya da öğrencinin, alçı kalıplardan, gravürlerden ya da fotoğraflardan değil, karşısında poz veren gerçek bir insandan çizim ve resim yapmasıdır. Kız öğrencilerin canlı modelden, özellikle çıplak modelden çalışması, uzun süre tartışma yarattı; ama bu uygulama, kadınların figür resmini, yani akademik eğitimin temelini ciddi biçimde öğrenebilmesinin koşuluydu. Müzenin açıklamasına göre Mihri Müşfik, açık havada resim yapmayı da kadın öğrenciler için ilk kez uygulamaya soktu. Öğrencileri arasında Nazlı Ecevit, Fahrelnissa Zeid ve Aliye Berger gibi sonraki kuşağın önemli ressamları vardı. 1920'lerin sonunda Amerika'ya yerleşti, New York'ta portre yapmayı ve resim öğretmeyi sürdürdü ve 1954 dolaylarında orada öldü.

Psikolojik portre (psychological portrait), modeli yalnızca toplumsal konumunun, giyiminin ya da güzelliğinin bir göstergesi olarak değil, iç dünyasını, ruh hâlini ve kişiliğini görünür kılmaya çalışarak betimleyen portre anlayışıdır. Sakıp Sabancı Müzesi, Mihri Müşfik'in portrelerini bu anlayışla açıklar. Müzeye göre bunun başlıca aracı, dikkatle çalışılmış yüzün arkasına yerleştirdiği gevşek fonlardır. Gevşek fon (loosely worked background), bir portrede arka planın ayrıntısız, serbest, çoğu zaman görünür dikey ya da çapraz fırça darbeleriyle boyanması ve böylece figürü belirli bir mekândan soyutlayıp öne taşımasıdır.

Cumhuriyet kuşağı hangi sahnelere ulaştı?

Cumhuriyet'le birlikte kız liseleri çoğaldı, kadın öğretmenler ve memurlar kamusal hayatta daha görünür oldu. Mihri Müşfik'in yeğeni Hale Asaf, Cumhuriyet'in ilk bağımsız sanatçı birliğini kuranlar arasındaki tek kadındı. 1930'larda ve 1940'larda D Grubu'nun sergilerinde de kadın ressamlar yer aldı.

Bunlardan biri Eren Eyüboğlu'ydu. 1913'te Romanya'nın Yaş kentinde Ernestine Leibovici adıyla doğdu; kaynaklara göre Yaş'taki sanat akademisinden sonra Lhote'un Paris'teki atölyesinde ve Académie Julian'da çalıştı. Lhote'un atölyesinde tanıştığı Bedri Rahmi ile evlendi, Türkiye'ye yerleşti ve Eren adını aldı. 1936'dan itibaren D Grubu'nun sergilerine katıldı, ilk kişisel sergisini 1941'de açtı. Yağlı boyanın yanında seramik, suluboya, guaj ve mozaikle de çalıştı. Onun adı çoğu zaman eşinin adının yanında anılır; ama kendi başına, Türk modernizminin öncülerinden biri olarak da değerlendirilir.

Aliye Berger ise 1903'te Büyükada'da, Fahrelnissa Zeid'in kız kardeşi olarak doğdu. Kaynaklara göre ablasının peşinden Londra'ya gitti ve orada gravür öğrendi; 1951'de İstanbul'da yüzü aşkın eserle ilk sergisini açtı ve Türkiye'nin ilk gravür sanatçılarından biri oldu. 1954'te Güneşin Doğuşu adlı yağlı boya resmiyle bir resim yarışmasında birincilik kazandı.

En uzun yolu ise ablası yürüdü. Fahrelnissa Zeid 1901'de Büyükada'da doğdu. Kaynaklara göre 1919'da İnas Sanayi-i Nefise Mektebi'ne girdi; 1928'de Paris'te Académie Ranson'da ressam Roger Bissière'in öğrencisi oldu. İstanbul'a döndükten sonra akademiye de devam etti. 1934'te Irak Haşimi hanedanından Prens Zeid ile evlendi; eşinin diplomatik görevleri nedeniyle Berlin'de ve Bağdat'ta yaşadı. 1940'ların başında İstanbul'da resme yoğunlaştı ve 1944'ten itibaren kısa bir süre D Grubu ile birlikte sergiledi. 1945'te Maçka'daki evinin salonlarını boşaltarak ilk kişisel sergisini açtı.

1946'da eşi Londra büyükelçisi olunca Londra'ya taşındı ve büyükelçilikteki bir odayı atölyeye çevirdi. Kaynaklara göre 1947'den itibaren figürden soyutlamaya geçti. 1950'lerde Londra ile Paris arasında yaşadı ve savaş sonrası Paris'teki soyut ressamların çevresine katıldı. Kaleydoskopik soyutlama (kaleidoscopic abstraction), büyük tuvallerde, parlak renklerle bölünmüş çok sayıda küçük biçimin, bir kaleydoskoptaki gibi birbirine kenetlenerek yüzeyi baştan sona kapladığı soyut resim düzenidir. Fahrelnissa Zeid'in bu dönemdeki dev tuvalleri, genellikle bu adla anılır. Londra'daki Tate Modern, 2017'de ona büyük bir retrospektif sergi ayırdı ve müze, onun resimlerini İslam, Bizans, Arap ve İran etkilerinin Avrupa soyutlamasıyla birleştiği bir sentez olarak tanıttı.

Hayatının sonlarına doğru, Tate'in anlatımına göre, beklenmedik biçimde figüre döndü ve arkadaşlarının ve ailesinin üsluplaştırılmış portrelerini yaptı. 1970'lerde Ürdün'ün başkenti Amman'a yerleşti, orada bir resim okulu kurdu ve 1991'de orada öldü. Hayatı, Mihri Müşfik'in açtığı okulun kapısından geçen bir öğrencinin, bir kuşak sonra uluslararası bir sanat sahnesinin tanınmış bir adı olabildiğini gösterir.

Bu hikâyenin bütününe bakınca, kadın ressamların sanat tarihinde neden uzun süre kenarda kaldığı sorusu da daha açık görünür. Eserleri çoğu zaman özel koleksiyonlara dağıldı, künyeleri eksik kaldı; eleştirmenler onları çoğu zaman «bir ressamın eşi», «bir paşanın kızı» ya da «ilk kadın» etiketiyle andı ve resimlerine bakmaktan çok hayatlarını anlattı. Bu ressamları ciddiye almanın yolu, önce eserlerinin kendisine bakmaktır.

Portrede ten nasıl öne çıkar?

Genç Erkek Portresi'ne bu gözle yeniden bakalım. Modelin açık teni, yanaklarda, burun ucunda, kulakta ve dudaklarda sıcak turuncu ve kırmızı dokunuşlarla canlandırılmıştır; alnın ve boynun gölgeli yanlarında ise daha soğuk, zeytin yeşiline çalan tonlar vardır. Arka plandaki gri-yeşil fon, bu sıcak tenin karşısında soğuk bir alan yaratır ve yüzü izleyiciye doğru iter. Tamamlayıcı renk ilişkisi burada gizli bir işlev görür: yeşilimsi bir zemin, yüzdeki kırmızı ve turuncu tonları daha sıcak ve daha canlı gösterir.

Bu ilişki, farklı tenler için farklı kurulur. Zeytin ya da buğday tenli bir modelde, gri-yeşil bir fon yüzü soluk ve hasta gösterebilir; koyu kahverengi bir tende ise fonun değeri, yüzün kendisinden daha açık seçilirse yüzün biçimi netleşir, daha koyu seçilirse yüz fonun içinde erir. Mihri Müşfik'in yöntemi, yani dikkatle modellenmiş bir yüz ile serbest, gevşek bir fonun karşıtlığı, her tende çalışır; ama fonun rengi ve değeri, karşındaki kişinin tenine göre yeniden seçilmelidir.

Uygulama

Bu karşılaştırma, bir fonun aynı teni nasıl canlandırabildiğini ya da söndürebildiğini ve o fonun neden her modelin kendi tenine göre seçilmesi gerektiğini doğrudan göstermeyi amaçlar.

Sık yapılan hatalar

Yaygın yanlışKadın ressamları yalnızca «ilk kadın» etiketiyle anmak.
Doğrusu

Bu etiket, eserlerinin kendisine bakmayı çoğu zaman geciktirir. Önce resmin biçimini ve niteliğini tartış.

Yaygın yanlışEren Eyüboğlu'nu ya da Aliye Berger'i yalnızca bir yakınının adıyla tanıtmak.
Doğrusu

İkisinin de kendi eğitim yolu, sergileri ve üslubu vardı. Her ressamı kendi eserleri üzerinden anlat.

Yaygın yanlışCanlı model tartışmasını küçük bir ayrıntı saymak.
Doğrusu

Figür resmi akademik eğitimin temeliydi; canlı modelden uzak tutulmak, kadınları bu temelden uzak tutmak demekti.

Yaygın yanlışPortrede fonu her tende aynı renkte boyamak.
Doğrusu

Aynı gri-yeşil fon, bir tende yüzü canlandırırken bir başkasında soldurabilir. Fonu modelin tenine bakarak seç.

Kapanış

Bir hocanın açtığı okuldan öğrencisinin dev tuvallerine varan yol, evde alınan özel derslerle başladı. Müfide Kadri gibi ilk kuşağın ressamları usta hocalardan ders aldı, sergilere katıldı, bir cemiyete üye oldu; ama sistemli bir akademik eğitimden uzak kaldı. 1914'te Mihri Müşfik'in kuruluşunda belirleyici rol oynadığı İnas Sanayi-i Nefise Mektebi, kadınlara canlı modelden ve açık havada çalışma olanağını getirdi. Cumhuriyet yıllarında Hale Asaf, Eren Eyüboğlu ve Aliye Berger sanatçı gruplarında ve sergilerde kendi yerlerini aldı; o okulun öğrencilerinden Fahrelnissa Zeid ise Londra ve Paris'te dev, kaleydoskopik soyut tuvallerle uluslararası bir ün kazandı. Genç Erkek Portresi'nde sıcak bir tenin soğuk ve gevşek bir fonla öne itilmesi, bu kuşağın ilk ustasının portreye nasıl baktığını gösterir. Ödevde bu kadın ressamlardan birinin eserini, adının önüne konmuş etiketlerden değil, tuvalin kendisinden başlayarak okuyacaksın.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
İnas Sanayi-i Nefise MektebiAcademy of Fine Arts for Women1914'te İstanbul'da kız öğrencilere sanat eğitimi vermek için açılan ayrı güzel sanatlar okulu
Canlı modelLive modelKalıptan ya da fotoğraftan değil, poz veren gerçek bir insandan çalışma
Psikolojik portrePsychological portraitModelin iç dünyasını ve kişiliğini görünür kılmaya çalışan portre anlayışı
Gevşek fonLoosely worked backgroundFigürü mekândan soyutlayıp öne taşıyan serbest, ayrıntısız arka plan
Kaleydoskopik soyutlamaKaleidoscopic abstractionParlak renkli küçük biçimlerin kenetlenerek büyük bir yüzeyi kapladığı soyut düzen

Ödev

Bu dönemden bir eser seç ve 5 cümlelik biçimsel analiz yaz.

  1. Mihri Müşfik, Müfide Kadri, Hale Asaf, Eren Eyüboğlu, Aliye Berger, Nazlı Ecevit ya da Fahrelnissa Zeid'in bir eserini seç; müze kaydında tarihi, tekniği ya da boyutları eksikse bu eksikliği de not et.
  2. Eserin türünü, yani portre, manzara, figürlü sahne ya da soyut kompozisyon olduğunu ve varsa modelin kim olduğunu belirle.
  3. Beş cümlede sırasıyla ana biçimin tuvalin neresinde durduğunu, fırça izlerini, renk paletini, açık-koyu düzenini ve varsa yüzün ve ellerin teninin çevresindeki renklerle nasıl bir ilişki kurduğunu yaz.
  4. Sonunda, bu ressamın hayatından değil, yalnızca tuvalde gördüklerinden çıkardığın bir yargıyı bir cümleyle ekle.

Kendini değerlendir

  • Değer (Ton): Yüzün ya da ana biçimin çevresinden daha açık mı daha koyu mu olduğunu belirledin mi?
  • Kenar ve Ayrıntı: Dikkatle işlenmiş bölgelerle serbest bırakılmış bölgeleri birbirinden ayırdın mı?
  • Teknik ve Malzeme: Fırçanın yönünü ve boyanın kalınlığını yüzeyin farklı yerlerinde karşılaştırdın mı?
  • Bitmişlik ve Sunum: Künyedeki eksik bilgileri uydurmadan, eksik olarak açıkça belirttin mi?

Kendini sına

1. 1914'te İstanbul'da açılan İnas Sanayi-i Nefise Mektebi neydi?

  • A) Yalnızca erkek öğrencileri kabul eden bir akademi.
  • B) Kızlara resim ve sanat eğitimi veren, erkeklerin okulundan bağımsız bir okul.
  • C) Bir müzik konservatuvarı.
  • D) Bir mimarlık okulu.

2. Sakıp Sabancı Müzesi'ne göre Mihri Müşfik'in portrelerinde modeli öne taşıyan başlıca araç nedir?

  • A) Ayrıntılı bir iç mekân.
  • B) Altın yaldızlı bir zemin.
  • C) Dikkatle çalışılmış yüzün arkasındaki gevşek, dikey fırça darbeli fon.
  • D) Yüzün tamamen düz bir renkle boyanması.

3. Müfide Kadri hakkında hangisi doğrudur?

  • A) Paris'te soyut resim yaptı.
  • B) New York'a yerleşti.
  • C) D Grubu'nun kurucusuydu.
  • D) Osman Hamdi Bey'den ders aldı ve 1912'de genç yaşta öldü.

4. Kız öğrencilerin canlı modelden çalışması neden önemliydi?

  • A) Figür resmi akademik eğitimin temeliydi ve bu olanak olmadan kadınlar bu temelden uzak kalıyordu.
  • B) Yalnızca bir moda olduğu için.
  • C) Fotoğrafın icadını hızlandırdığı için.
  • D) Manzara resmini ortadan kaldırdığı için.

5. Fahrelnissa Zeid'in 1950'lerdeki dev tuvalleri hangi adla anılır?

  • A) Minyatür üslubu.
  • B) Kaleydoskopik soyutlama.
  • C) Akademik gerçekçilik.
  • D) Toplumsal gerçekçilik.

Cevaplar

  1. B — Okul, Osmanlı'da kadınlara sistemli bir güzel sanatlar eğitiminin kapısını açtı.
  2. C — Bu fon figürü mekândan soyutlar ve izleyiciyi portrenin iklimine çeker.
  3. D — Veremden öldükten sonra yaklaşık kırk eseri Osmanlı Ressamlar Cemiyeti tarafından sergilendi.
  4. A — Mihri Müşfik öğrencilerini bu nedenle doğadan ve canlı modelden çalışmaya yöneltti.
  5. B — Parlak renkli küçük biçimler bu tuvallerde yüzeyi baştan sona kaplar.

Referans görseller

  • Özgün animasyon: bir paşa konağında özel ders alan genç bir kızdan 1914'te açılan okulun atölyesine, oradan Londra'daki büyük bir soyut tuvale uzanan zaman çizgisi.
  • Özgün animasyon: canlı modelle çalışan kız öğrenciler; alçı kalıptan gerçek bir insana geçiş.
  • Özgün animasyon: aynı portrenin önce gri-yeşil, sonra sıcak bir fonla gösterilmesi; açık, zeytin ve koyu kahverengi tenlerde fonun etkisinin karşılaştırılması.

Sonraki derse köprü

Fahrelnissa Zeid, 1950'lerde Paris'te savaş sonrasının soyut ressamları arasında yer alırken yalnız değildi; oğlu Nejad Devrim de aynı yıllarda Paris'te soyut resim yapıyordu ve başka Türk ressamlar da o kente yerleşmişti. Bu ressamlar Paris'te Kübizmin geometrik düzeninden çok, rengin, lekenin ve jestin öne çıktığı yeni bir soyutlamayla karşılaştı. Sonraki derste, Türk ressamların Paris'te ne bulduğunu ve oradan Türk resmine taşınan soyut dönemi ele alıyoruz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu dersi içeren rotalar

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–0:50 · Kanca (animasyon). 1914'te İstanbul'da açılan okulun kapısı; hocadan öğrenciye uzanan çizgi.
  • 0:50–2:00 · Bağlam (görüntü). Sakıp Sabancı Müzesi; Genç Erkek Portresi; modelin bakışı ve gevşek fon.
  • 2:00–3:40 · İlk kuşak (animasyon). Evde özel ders; Müfide Kadri; 1911 sergisi, Münih madalyası ve erken ölüm.
  • 3:40–6:00 · Mihri Müşfik ve okul (animasyon). Zonaro, Roma, Paris; 1914 okulu; canlı model ve açık hava; psikolojik portre.
  • 6:00–7:40 · Cumhuriyet kuşağı (animasyon). Hale Asaf, Eren Eyüboğlu, Aliye Berger.
  • 7:40–10:10 · Fahrelnissa Zeid (animasyon). Büyükada'dan Paris'e, Maçka'daki sergiden Londra'ya; kaleydoskopik soyutlama; Amman.
  • 10:10–11:30 · Ten ve fon (animasyon). Sıcak ten, soğuk fon; farklı tenlerde fonun etkisi.
  • 11:30–12:00 · Kapanış (animasyon). Portrenin gevşek fonu renkli bir soyut yüzeye dönüşür.