Öğrenme hedefi
Güçlü güneş ışığını hızlı ve doğru boyayabileceksin. Güneşin vurduğu düzlemlerle gölgeye kalan düzlemler arasında açılan büyük değer ve sıcaklık uçurumunu açıklayabilecek; gölgeleri gökyüzünden ve yerden gelen ışıkla doldurmanın, onları nasıl renkli ve canlı tuttuğunu gösterebilecek; ıslak ve parlak yüzeylerdeki güneş yansımalarını birkaç kararlı darbeyle boyayabilecek; güneş altındaki farklı tenlerde bu ışık düzenini gözeterek güneşli bir sahneyi alla prima boyayabileceksin.
Kanca
Güneş ışığı nasıl boyanır?
Bir önceki derste ressamlar gözlerini içe, bir duyguya çevirmişti. Aynı yıllarda iki ressam, Amerikalı John Singer Sargent ile İspanyol Joaquín Sorolla, gözlerini dışarıya, güneşin kendisine çevirdi. Beyaz bir elbisenin üzerinde kıvrılan ışık, deniz kıyısında ıslak bir omzun parıltısı, kumun üzerine düşen mavi gölge: bu etkiler birkaç dakika içinde değişir ve boyada yakalanması en zor şeyler arasındadır. Güneşli bir sahneyi boyarken en parlak ışığı nasıl parlak, gölgeyi nasıl hem koyu hem de ışıklı tutabiliriz? Bu ders o soruyu yanıtlamaya çalışıyor.
Bağlam
Sorolla'nın Sahilde Çocuklar adlı resmi bugün Prado'nun koleksiyonundadır; yağlı boya tuval 118 × 185 santimetredir. Sağ alt köşesinde «J. Sorolla B. / 1910» imzası ve tarihi vardır; müzeye göre ressam resmi büyük olasılıkla 1909 yazında boyamıştır. Sorolla resmi 1919'da, bugün artık bulunmayan Ulusal Modern Sanat Müzesi'ne bağışlamış, resim oradan Prado'nun koleksiyonuna geçmiştir.
Resimde, Akdeniz'in duru sularında, kıyıda yüzüstü yatan üç çıplak çocuk görülür. Su, çocukların bedenlerinin çevresinde saydam ve kıpırtılı bir yüzey oluşturur; ıslak kumun ve suyun üzerinde güneş parıltıları dağılır. Prado'nun anlatımına göre Sorolla her zaman güneş ışığının etkilerini aktarmaya çalışmıştır; bu resimde parlak renklerle yüklü geniş darbeler ve büyük bir serbestlik ve enerjiyle, güneşin çocukların ıslak tenine çarpmasının etkilerini tuvale taşıyor gibidir. Resim, Sorolla'nın suda oynayan çocukları gösteren bir dizi resminin doruk noktası sayılır.
Ana anlatım
Doğrudan güneşte ışık ve gölge nasıl ayrılır?
Doğrudan güneş (direct sunlight), bulutsuz bir havada güneşin engelsiz olarak bir yüzeye vurduğu, çok güçlü, küçük ve uzak bir kaynaktan gelen, keskin kenarlı gölgeler bırakan ışıktır. Vermeer dersinde gördüğün yumuşak gök ışığının tersine, doğrudan güneş sert bir ışık verir: ışıklı yüzeyler çok parlaktır, gölgeler belirgin biçimde koyudur ve aralarındaki sınır çoğu zaman keskindir.
Işık-gölge aralığı (light–shadow gap), bir sahnede ışığın doğrudan vurduğu yüzeylerle gölgede kalan yüzeyler arasındaki değer farkıdır. Güneşli bir öğle vaktinde bu aralık çok geniştir; gözümüz bunu kolayca uyarlar, ama boyada kâğıdın ya da tuvalin beyazından boyanın en koyusuna kadar olan aralık gerçek sahneninkinden çok daha dardır. Bu yüzden güneşli bir sahneyi boyamanın ilk kararı, bu dar aralığı nasıl paylaşacağındır. Sık kullanılan bir yol, ışıklı yüzeylerin hepsini açık değerlerin üst bölümüne, gölgeli yüzeylerin hepsini ise orta değerlere yerleştirmek ve bu iki aile arasında belirgin bir boşluk bırakmaktır. Birinci seviyede notan ve ışık ailesi ile gölge ailesi düşüncesini görmüştün; güneşli bir sahnede bu iki aile özellikle net ayrılmalıdır.
Bu ayrımın ardından her aileyi kendi içinde sade tutmak gerekir. Işık ailesinin içindeki değer farkları küçük tutulursa ışık bir bütün olarak parlar; gölge ailesinin içinde ayrıntıya fazla girilirse gölgeler ışığa yaklaşır ve güneşin gücü kaybolur. Bu, Caravaggio dersinde gördüğün ton sıkıştırmanın aydınlık bir akrabasıdır: burada karanlık değil, aydınlık ön plandadır.
Kenarlar da güneşin sertliğini taşır. Güneşin düşürdüğü gölgenin, gölgeyi düşüren nesneye yakın yerde keskin, uzaklaştıkça hafifçe yumuşak bir kenarı vardır. Işıktan gölgeye dönen yüzeylerde, örneğin bir kumaş kıvrımında ya da güneşe yarı dönük bir omuzda, geçiş kısadır. Bu keskin ve kısa geçişleri koruyan birkaç kararlı darbe, güneşin varlığını birçok yumuşak geçişten daha açık anlatır.
Gölgeler neden renkli ve ışıklıdır?
Güneşli bir sahnede gölgeler karanlık değil, başka ışıklarla aydınlanmış yüzeylerdir. Doğrudan güneşi görmeyen bir yüzey, iki başka kaynaktan ışık alır: gökyüzünden ve çevredeki aydınlık yüzeylerden.
Gök dolgusu (sky fill), doğrudan güneşi görmeyen ama gökyüzünü gören bir yüzeyi aydınlatan, gökyüzünden gelen yaygın ve serin ışıktır. Açık bir günde gökyüzü mavidir ve gölgeye düşen bu ışık, gölgeleri göğün rengine, maviye ve leylağa doğru çeker. Sıcak güneşin gölgesinin serin görünmesinin nedenlerinden biri budur; dördüncü seviyede işlediğin tamamlayıcı gölge bunun renk düzeyindeki karşılığıydı. Kumun üzerine düşen bir gölge, beyaz bir elbisenin gölgeli kıvrımları ya da bir duvarın gölgeli yüzü, bu gök ışığıyla serin bir renk alır.
Yer yansıması (ground bounce), güneşin aydınlattığı zeminden, örneğin kumdan, taştan ya da çimenden geri yansıyıp gölgedeki yüzeylerin, özellikle aşağıya bakan bölümlerini aydınlatan ışıktır. Sıcak renkli bir kum ya da bir toprak yol, gölgeli bir kolun alt yüzüne, bir çenenin altına ya da bir şapkanın iç kenarına sıcak bir ışık taşır. Böylece bir gölgenin üst yarısı gökyüzünden gelen ışıkla serinken, alt yarısı yerden gelen ışıkla ısınabilir. Bu çift ışık, güneşli gölgelerin canlılığının kaynağıdır.
Sargent'ın ve Sorolla'nın beyaz kumaşları bu düzeni izlemek için iyi bir yerdir. Güneşteki beyaz bir kumaş çok açık ve hafifçe sıcak görünür; gölgesindeki bölümler ise gri değil, gökyüzünün mavisi, yerin sıcak rengi ve çevredeki nesnelerin renkleriyle dolar. Sargent'ın serin akşam ışığını ve sıcak fener ışığını birlikte kurduğu Karanfil, Zambak, Zambak, Gül'ü üçüncü seviyede, renk sıcaklığını işlerken incelemiştin; güneşli bir sahnede aynı düşünce, güneşin sıcaklığı ile gökyüzünün serinliği arasında kurulur.
Güneş altında parlayan yüzeyler nasıl boyanır?
Islak yüzey parlaması (wet-surface glint), güneşin ıslak ya da parlak bir yüzeyde, örneğin ıslak bir tende, suyun yüzünde ya da cilalı bir nesnede, bir ayna gibi yansıyarak oluşturduğu küçük, çok parlak ve keskin ışık noktalarıdır. Bu parlamalar resmin en açık değerleridir ve ışıklı yüzeyin geri kalanından belirgin biçimde açık olmalıdır.
Bu parlamaları boyamanın en etkili yolu, onları en sona bırakmak ve kalın, temiz boyayla tek dokunuşta koymaktır. Alla prima dersinde tek darbe düşüncesini görmüştün; bir parlama, bu düşüncenin en saf uygulamasıdır. Üstünden bir kez daha geçmek onu çevresine karıştırır ve parlaklığını düşürür. Parlamanın biçimi de önemlidir: suyun yüzünde yatay ve kırık, ıslak bir kolda biçimi izleyen ince ve uzun, yuvarlak bir omuzda küçük ve yoğun olur.
Hız, güneşli bir sahnede bir üslup değil bir zorunluluktur. Işık birkaç dakika içinde yer değiştirir; gölgeler uzar, parlamalar kayar. Sorolla'ya atfedilen ve sık aktarılan bir söze göre, yavaş boyamak zorunda olsaydı hiç boyayamazdı, çünkü her etki geçicidir ve hızla boyanmalıdır. Bu hızı kazanmanın yolu, oturmadan önce kararları vermektir: ışık ve gölge ailelerini, ana renkleri ve parlamaların yerini, küçük bir eskizle önceden belirlemek. Böylece fırça tuvale değdiğinde her darbe bir karar olarak konur.
Sahnede ışık değişmeye başladığında ilk kurduğun ışık düzenine sadık kalmak da bir beceridir. Gölgelerin yönünü ve parlamaların yerini ilk yarım saatteki hâliyle sabitlemek, resmin tutarlı kalmasını sağlar; sonradan değişen ışığı kovalamak, çoğu zaman birbirine uymayan ışıklarla dolu bir yüzey üretir.
Güneş farklı tenlerde nasıl parlar?
Sorolla'nın sahillerinde tenler, güneşin, gökyüzünün, suyun ve kumun birlikte aydınlattığı yüzeylerdir; bu düzen her tende farklı bir dengeyle görünür.
Açık bir tende doğrudan güneşin vurduğu yüzeyler çok açık ve sıcak görünür; beyaza yaklaşma eğilimleri vardır. Bu yüzeyleri saf beyazla değil, açık ve sıcak ten renkleriyle kurmak, onları kireç gibi olmaktan korur. Gölgede, gök dolgusu teni serin ve morumsu, yer yansıması ise aşağı bakan yüzeyleri sıcak ve turuncumsu gösterir. Işıktan gölgeye geçişte ince ve doygun, kızıla çalan bir kuşak, güneşin derinin içinden geçtiği izlenimini verir.
Koyu ya da güneşten yanmış bir tende doğrudan güneş, ışıklı yüzeylerde zengin bir bakır, altın ya da kızıl kahverengi verir; ıslak olduğunda ise yüzey, gökyüzünü ve güneşi yansıtan serin ve çok parlak parlamalarla kaplanır. Sahilde Çocuklar'daki güneşte yanmış ıslak tenler, sıcak derin renkler ile bu serin, beyaza yakın parlamalar arasındaki karşıtlıkla canlanır. Koyu tenlerde gölge ailesinin değeri doğal olarak koyudur; bu gölgeleri siyahla değil, derin morlar, lacivertler ve yer yansımasının sıcak kahverengileriyle kurmak, tenin renk zenginliğini korur. Işık ailesini beyazla açmak yerine sıcak ve doygun renklerle yükseltmek, teni güneşli ama doğal gösterir.
Orta tonlu tenlerde güneş, altın ve zeytin tonlarını belirginleştirir; gölgede gök dolgusu bu tonları yeşilimsi ya da gri-mavi bir yöne çekebilir. Burada gölgeye, yer yansımasından gelen birkaç sıcak dokunuş eklemek, teni griye düşmekten korur. Hangi tende çalışırsan çalış, ışık ailesi ile gölge ailesi arasındaki boşluğu koru, gölgeleri renkli tut ve en parlak parlamaları en sona bırak.
Uygulama
- Malzeme: küçük, taşınabilir bir pano; krem rengi ya da açık okr bir zemin; çabuk kuruyan bir akrilik takımı ya da yağlı boyalar; beyaz, iki sarı, iki kırmızı, ultramarin, bir yeşil; birkaç yassı fırça, bez; bir şapka ve gölgede kurulacak bir şövale.
- Güneşli bir öğle ya da öğleden sonra saatinde, beyaz bir kumaş, bir kova su, bir meyve ya da bir kişinin bulunduğu sade bir sahne seç; ışığın yönünü not et.
- Küçük bir eskizde ışık ailesini ve gölge ailesini iki değer grubu olarak ayır; parlamaların yerlerini işaretle.
- Önce gölge ailesini orta değerlerde, gökyüzünden gelen serin renk ve yerden gelen sıcak renkle birlikte, ince bir katmanda kur.
- Işık ailesini açık, sıcak ve biraz daha kalın boyayla, gölgelerle arasında belirgin bir değer boşluğu bırakarak koy; ışıktan gölgeye dönen kenarları keskin tut.
- En son ıslak ya da parlak yüzeylerdeki parlamaları kalın ve temiz tek dokunuşlarla ekle; toplam süreyi bir saatin altında tutmayı hedefle ve ışık değişse bile ilk kurduğun düzene sadık kal.
Sık yapılan hatalar
Yaygın yanlışGölgeleri gri ya da siyahla koyulaştırmak.
Güneşli bir sahne ölü ve kasvetli görünür. Gölgeleri gökyüzünün serin rengi ve yerin sıcak yansımasıyla doldur.
Yaygın yanlışIşık ile gölge arasında değer boşluğu bırakmamak.
Güneşin gücü kaybolur ve sahne bulutlu bir güne döner. Işık ailesini açık, gölge ailesini orta değerlerde tut.
Yaygın yanlışDeğişen ışığı kovalamak.
Yüzey birbirine uymayan gölgelerle dolar. İlk yarım saatte kurduğun ışık düzenine sadık kal.
Kapanış
Güneş ışığı nasıl boyanır? Işık ve gölge ailelerini net ayırarak, gölgeleri karanlık değil gökyüzünün ve yerin ışığıyla dolu yüzeyler olarak kurarak ve en parlak parlamaları en sona, kalın ve tek dokunuşlarla bırakarak. Doğrudan güneşin sertliği, keskin kenarlarda ve kısa geçişlerde okunur; gök dolgusu gölgeleri serinletir, yer yansıması aşağı bakan yüzeyleri ısıtır. Sorolla'nın Sahilde Çocuklar'ında güneşte yanmış ıslak tenler, sıcak derin renklerle serin ve parlak yansımalar arasındaki karşıtlıkla ışır. Bu işi hızlı yapmak, kararları önceden vermekle mümkündür. Ödevde güneşli bir sahneyi alla prima boyayacaksın.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Doğrudan güneş | Direct sunlight | Güneşin engelsiz vurduğu, keskin gölgeler bırakan güçlü ve sert ışık |
| Işık-gölge aralığı | Light–shadow gap | Işıklı yüzeylerle gölgedeki yüzeyler arasındaki değer farkı |
| Gök dolgusu | Sky fill | Gölgedeki yüzeyleri aydınlatan, gökyüzünden gelen yaygın ve serin ışık |
| Yer yansıması | Ground bounce | Güneşli zeminden geri yansıyıp gölgedeki yüzeylerin alt bölümlerini ısıtan ışık |
| Islak yüzey parlaması | Wet-surface glint | Güneşin ıslak ya da parlak bir yüzeyde ayna gibi yansımasıyla oluşan küçük, keskin ışık noktaları |
Ödev
Güneşli bir sahneyi alla prima boya.
- Güneşli bir saatte, içinde beyaz bir kumaş, su ya da bir figür bulunan sade bir sahne seç.
- Küçük bir eskizde ışık ve gölge ailelerini ayır, parlamaların yerlerini işaretle.
- Sahneyi bir oturumda boya: önce renkli gölgeler, sonra açık ve sıcak ışıklar, en son parlamalar.
- Çalışmanın yanına kaç dakikada bitirdiğini, gölgelerde hangi serin ve sıcak renkleri kullandığını ve ışık değiştiğinde nasıl davrandığını anlatan birkaç cümle yaz.
Kendini değerlendir
- Değer (Ton): Işık ailesi ile gölge ailesi arasında belirgin bir değer boşluğu var mı?
- Teknik ve Malzeme: Parlamalar en sonda, kalın ve temiz tek dokunuşlarla mı konmuş?
- Kenar ve Ayrıntı: Düşen gölgeler, nesneye değdikleri yerde keskin mi başlıyor?
- Gölgeleri gökyüzü ve yer yansımasıyla doldurduğunda sahnenin sıcaklığı nasıl değişti?
Kendini sına
1. Doğrudan güneşte gölge kenarları genellikle nasıldır?
- A) Keskin; güneş küçük ve güçlü bir kaynaktır.
- B) Her zaman çok yumuşak.
- C) Hiç görünmez.
- D) Yalnızca gece görünür.
2. Gök dolgusu gölgelere hangi rengi verir?
- A) Sıcak turuncu.
- B) Siyah.
- C) Göğün serin rengi, mavi ya da leylak.
- D) Hiçbir renk.
3. Yer yansıması hangi yüzeyleri ısıtır?
- A) Yalnızca gökyüzünü.
- B) Resmin çerçevesini.
- C) Güneşe doğrudan dönen yüzeyleri.
- D) Gölgedeki yüzeylerin özellikle aşağıya bakan bölümlerini.
4. Islak yüzey parlamaları neden en sona bırakılır?
- A) Kuruması en uzun süren renk oldukları için.
- B) Kalın ve temiz tek dokunuşla konup çevreyle karışmadan en parlak değer olarak kalsınlar diye.
- C) Önemsiz oldukları için.
- D) Her zaman siyah oldukları için.
5. Güneşte ıslak koyu bir teni boyarken gölgeler nasıl kurulmalıdır?
- A) Siyahla.
- B) Beyazla açarak.
- C) Derin morlar, lacivertler ve yer yansımasının sıcak kahverengileriyle.
- D) Hiç gölge koymadan.
Cevaplar
- A — Küçük ve güçlü bir kaynak, özellikle nesneye yakın yerlerde keskin gölge kenarları bırakır.
- C — Gölge güneşi görmez ama gökyüzünü görür ve onun serin rengini alır.
- D — Kum ya da taş gibi aydınlık zeminler, üstlerindeki gölgeli yüzeylere sıcak ışık yansıtır.
- B — Üstünden geçilen bir parlama çevresine karışır ve parlaklığını yitirir.
- C — Renkli gölgeler, koyu tenin derinliğini ve zenginliğini siyah kullanmadan korur.
Referans görseller
- Özgün şema: güneşli bir sahnede ışık ailesi ve gölge ailesi; gölgedeki gök dolgusu ve yer yansımasının yönleri.
- Özgün çekim: beyaz bir kumaşın güneşteki ve gölgedeki renklerinin karton delikle karşılaştırılması.
- Özgün çekim: farklı tenlerde güneş ışığı, renkli gölgeler ve en son konan ıslak yüzey parlamaları.
Sonraki derse köprü
Sorolla'nın sahilleri, resmin neredeyse tamamının açık ve parlak değerlerde durduğu bir dünyadır. Sonraki derste bu gözlemi bir kavrama dönüştüren renk anahtarını ele alıyoruz: bir tablonun bütün değerleri açık ya da koyu bir bölgede toplandığında ne olduğunu ve bu seçimin resmin havasını nasıl belirlediğini.