Öğrenme hedefi
Renk ilişkileriyle atmosfer yaratan bir çalışma yapabileceksin. Büyük ve sakin renk yüzeylerinin izleyici üzerinde nasıl bir etki yaratabildiğini açıklayabilecek; yüzeyin ölçeğini ve izleme mesafesini bir karar olarak düşünebilecek; renk alanlarının kenarlarını yumuşatarak ve birbirine yakın değerlerde renkler seçerek bir titreşim kurabilecek; ince katmanlarla derinlik veren bir renk yüzeyi boyayabilecek ve bu yüzeyin atmosferini renk ilişkileriyle yönetebileceksin.
Kanca
Büyük bir renk yüzeyi insanları neden ağlatabilir?
Bir müzede, üzerinde neredeyse hiçbir şey olmayan, yalnızca birkaç büyük ve yumuşak kenarlı renk dikdörtgeninden oluşan bir resmin önünde uzun süre duran insanlar görebilirsin. Bazıları bu resimlerin önünde derinden etkilendiklerini, hatta ağladıklarını anlatır. Bir figürün, bir yüzün ya da bir hikâyenin olmadığı bir yüzey, bu kadar güçlü bir tepkiyi nasıl uyandırabilir? Bu ders, rengin tek başına bir atmosfer ve bir duygu yaratabilmesinin koşullarını ele alıyor.
Bağlam
Renk alanı resmi denince çoğu zaman 1950'lerden itibaren New York'ta çalışan ressamlar akla gelir. Bunların en tanınmışlarından Mark Rothko, 1956'da yazar Selden Rodman'la yaptığı ve 1957'de yayımlanan bir konuşmada, yalnızca trajedi, coşku ve yıkım gibi temel insani duyguları ifade etmekle ilgilendiğini, resimlerinin karşısında birçok insanın ağlamasının bu duyguları iletebildiğini gösterdiğini söylemişti. Ona göre resimlerinin önünde ağlayanlar, onları boyarken kendisinin yaşadığı deneyimi yaşıyordu. Rothko'nun ve bu kuşaktan birçok ressamın eserleri henüz telif koruması altında olduğu için bu derste görüntülerine yer verilmiyor; yaklaşımları metinde anlatılıyor.
Renkle çevrelenme düşüncesinin daha eski bir örneği Paris'teki Musée de l'Orangerie'dedir. Claude Monet'nin son yıllarında boyadığı sekiz büyük Nilüferler (Nymphéas) panosu, özel olarak tasarlanmış iki oval salonun duvarlarını kaplar. Kaynaklara göre salonlar, Monet'nin 1926'daki ölümünden birkaç ay sonra, 16 Mayıs 1927'de ziyaretçilere açıldı ve bu resimlerin birçoğu Monet kataraktla boğuşurken yapıldı. Panolar bir su yüzeyini, yansımaları ve nilüferleri gösterse de, izleyici salonun ortasında durduğunda resmin kenarını göremez; su, ışık ve renk onu her yönden sarar. Nilüferler, bir renk yüzeyinin ölçeğiyle izleyiciyi içine alabildiğini gösteren erken ve etkileyici bir örnektir.
Ana anlatım
Renk alanı nedir?
Renk alanı (color field), bir resmin büyük bir bölümünü kaplayan, tek düze ya da içinden hafif dalgalar geçen, içinde belirgin bir figür ya da ayrıntı taşımayan geniş renk yüzeyidir. Renk alanı resminde bu yüzeyler resmin kendisidir: izleyici bir nesneye bakmaz, bir rengin içine bakar. Geometrik soyutta şekiller birbirleriyle konuşuyordu; jestüel soyutta hareket ve iz öne çıkıyordu. Renk alanı resminde fırçanın izi geri çekilir; öne çıkan, rengin kendisi, büyüklüğü ve komşu renklerle ilişkisi kalır.
Bu sadelik bir boşluk değil, bir yoğunlaşmadır. Bir renk yüzeyinde dikkati dağıtacak ayrıntı olmadığında, izleyicinin gözü rengin küçük değişimlerine, kenarlardaki yumuşak geçişlere, ince katmanların arasından sızan ışığa yönelir. Bu yüzden renk alanı resimleri, hızlı bir bakışla değil, uzun bir süre karşısında durarak deneyimlenir. Bir müzede birkaç saniyede geçilen bir renk alanı resmi boş görünebilir; birkaç dakika karşısında duran izleyici ise rengin yavaş yavaş değiştiğini ve yüzeyin derinleştiğini fark edebilir.
Ölçek ve mesafe neden önemlidir?
Çevreleyen ölçek (enveloping scale), bir resmin izleyicinin görüş alanının büyük bir bölümünü kaplayacak kadar büyük olmasıdır. Küçük bir renk yüzeyi bir nesne gibi karşımızda durur; ama izleyiciyi kendi boyunu aşan, kollarını açtığında bile kenarlarına ulaşamayacağı bir renk yüzeyi sarar. Orangerie'deki Nilüferler bunu bir salon ölçeğinde yapar: izleyici resmin karşısında değil, içinde durur.
İzleme mesafesi (viewing distance), izleyicinin bir resme bakarken durduğu uzaklıktır ve renk alanı resminde bir karar olarak düşünülebilir. Büyük bir renk yüzeyine yakından bakıldığında kenarlar görüş alanının dışına çıkar ve renk bütün görüşü doldurur; uzaktan bakıldığında ise resim bir bütün olarak, çevresindeki duvarla birlikte görülür. Rothko'nun yaklaşımıyla ilişkilendirilen fikirlerden biri, izleyicinin büyük resimlere yakından bakmasının, onların içine girmesini sağladığıdır. Kendi çalışmanın boyutunu seçerken, onun hangi mesafeden görüleceğini de düşünmek gerekir.
Ölçek her zaman büyük bir tuval gerektirmez. Küçük bir kâğıda yapılmış bir renk alanı çalışmasına da çok yakından bakıldığında, görüş alanı dolar ve aynı çevrelenme duygusu kısmen ortaya çıkabilir. Ama ölçek büyüdükçe, bedenin resme göre konumu da değişir; bu yüzden renk alanı resminde boyut, rengin kendisi kadar önemli bir karardır.
Kenar ve değer nasıl titreşim yaratır?
Bulutlu kenar (soft edge), iki renk alanı arasındaki sınırın keskin bir çizgi yerine yumuşak, dağınık ve belirsiz bir geçiş olarak boyanmasıdır. Keskin bir kenar iki alanı birbirinden ayırır ve onları şekiller olarak okutur; bulutlu bir kenar ise alanların birbirine karıştığını, birinin öbürünün arkasından sızdığını ya da havada asılı durduğunu hissettirir. Renk alanı resimlerinde bu kenarlar, yüzeyin nefes aldığı yerlerdir.
Yakın değer (close value), yan yana duran renklerin açıklık ya da koyuluk bakımından birbirine çok yakın olmasıdır. Değerleri birbirine yakın iki renk, özellikle tonları farklıysa, sınırlarında göze bir titreşim verebilir; yan yana konan renklerin birbirinin görünüşünü değiştirdiğini daha önce görmüştün; bu etki değerler yakın olduğunda daha çok renk üzerinden okunur. Rengin değeri dersinde gördüğün gibi, değer farkı büyüdükçe göz şekilleri ve kenarları görür; değer farkı küçüldükçe renk öne çıkar. Bir renk alanı resminde yakın değerlerle çalışmak, yüzeyin sakin ama titreşen bir atmosfer kazanmasını sağlar.
Sıcaklık ilişkileri de atmosferi belirler. Sıcak kırmızı, turuncu ve bordo tonlarından oluşan bir yüzey yoğun, yakın ve bazen boğucu bir etki verebilir; serin mavi, mor ve yeşil tonlarından oluşan bir yüzey ise uzaklık, derinlik ve sessizlik çağrıştırabilir. Koyu ve kapalı renklerle kurulmuş bir yüzey ağırlık ve yas, açık ve parlak renklerle kurulmuş bir yüzey hafiflik ve ferahlık hissettirebilir. Bunlar kural değil, deneyle sınanacak eğilimlerdir.
Renk yüzeyi nasıl kurulur?
Derinlikli bir renk yüzeyi çoğu zaman tek ve kalın bir katla değil, birçok ince katla kurulur. Sırlama dersinde gördüğün gibi, ince ve yarı saydam katlar üst üste bindiğinde, alttaki renkler üstteki katın arasından görünür ve yüzey düz bir boya tabakasından çok, içinden ışık sızan bir derinlik kazanır. Akrilikte su ya da bir sırlama jeliyle açılmış boya, yağlı boyada ise bir sır ortamıyla inceltilmiş boya bu katları kurmak için kullanılabilir.
Bir renk alanı çalışmasına başlarken önce bir zemin rengi seçilir; bu zemin, üstteki katların altından sızacak ve bütün yüzeye bir alt ton verecektir. Sonra büyük alanlar geniş bir fırçayla, kenarları yumuşak bırakılarak konur. Her kat kuruduktan sonra, aynı rengin biraz farklı bir tonu ya da komşu bir renk ince bir katla üzerine sürülür; kenarlar her katta biraz farklı yere taşınarak bulutlu bir geçiş oluşturulur. Fırça izleri tamamen yok edilmek zorunda değildir, ama yüzeyin dikkati izden çok renge çekmesi istenir.
Renk alanı resmi, ten tonlarıyla da kurulabilir. Açık bir bej ile derin bir kahverengi, bakır bir kızıl ile zeytinimsi bir altın gibi ten tonlarından oluşan iki üç alan, yakın değerlerle ve bulutlu kenarlarla yan yana konduğunda, sıcak, insani ve dokunulabilir bir atmosfer yaratabilir. Bu tür bir renk yüzeyi, ten dersinde gördüğün renk çeşitliliğini figür olmadan, yalnızca renk olarak deneyimlemeyi sağlar.
Bir renk alanı resmi bittiğinde, onun asıl sınavı izleyicinin süresidir. Çalışmanı duvara asıp birkaç dakika karşısında durmak, kenarlarda ve katmanlarda gözünün neyi fark ettiğini, rengin zamanla nasıl değiştiğini ve yüzeyin sende nasıl bir duygu uyandırdığını gözlemlemek, onun bitip bitmediğine karar vermeni sağlar.
Uygulama
- Malzeme: en az 50 × 70 santimetrelik bir kâğıt, karton ya da tuval, akrilik ya da yağlı boya, geniş yassı fırçalar ve inceltme ortamı; iki oturum ayır.
- Anlatmak istediğin atmosferi bir kelimeyle belirle ve ona uygun iki ya da üç rengi, biri zemin olacak biçimde seç.
- Zemini ince ve eşit bir katla sür ve kurumaya bırak; sonra iki büyük alanı geniş bir fırçayla, kenarlarını yumuşak bırakarak yerleştir.
- Her kat kuruduktan sonra aynı renklerin yakın değerdeki tonlarını ince katlar hâlinde sür; kenarları her katta biraz kaydırarak bulutlu bir geçiş kur.
- Çalışmayı duvara asıp önce yakından, sonra uzaktan birkaç dakika izle; rengin ve kenarların nasıl değiştiğini not et.
Sık yapılan hatalar
Yaygın yanlışRenk alanını tek ve kalın bir katla boyamak.
Tek kat düz ve donuk görünebilir. İnce, yarı saydam katlarla derinlik kur.
Yaygın yanlışKenarları keskin bırakmak.
Keskin kenarlar alanları şekiller olarak okutur. Atmosfer için kenarları yumuşak ve bulutlu tut.
Yaygın yanlışDeğer farklarını çok büyük tutmak.
Büyük değer farkı gözü kenarlara ve şekillere çeker. Yakın değerlerle rengi öne çıkar.
Kapanış
Büyük bir renk yüzeyi insanları neden ağlatabilir? Çünkü dikkati dağıtacak ayrıntı olmadığında göz rengin kendisine, onun büyüklüğüne, yumuşak kenarlarına ve ince katmanlarının arasından sızan ışığa yönelir; izleyiciyi saran bir ölçek, yakın bir izleme mesafesi, yakın değerlerin yarattığı titreşim ve sıcaklık ilişkileri bir araya geldiğinde, bir renk yüzeyi bir atmosfere ve bir duyguya dönüşebilir. Rothko, bu tepkiyi temel insani duyguları iletebildiğinin kanıtı olarak görmüştü. Monet'nin Orangerie'deki Nilüferler'i ise renkle çevrelenmenin daha eski ve etkileyici bir örneğidir. Ödevde bir renk alanı çalışması boyayacaksın.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Renk alanı | Color field | Bir resmin büyük bölümünü kaplayan, figür ya da ayrıntı taşımayan geniş renk yüzeyi |
| Bulutlu kenar | Soft edge | İki renk alanı arasındaki yumuşak, dağınık ve belirsiz geçiş |
| Yakın değer | Close value | Yan yana duran renklerin açıklık ya da koyuluk bakımından birbirine çok yakın olması |
| İzleme mesafesi | Viewing distance | İzleyicinin bir resme bakarken durduğu ve deneyimi değiştiren uzaklık |
| Çevreleyen ölçek | Enveloping scale | Bir resmin izleyicinin görüş alanının büyük bölümünü kaplayacak kadar büyük olması |
Ödev
Bir renk alanı çalışması boya.
- Bir atmosfer ya da duygu seç ve onu bir sözcükle adlandır; «sabah», «yas», «uzaklık» ya da «sıcaklık» gibi.
- Bu kelimeye uygun iki ya da üç renk seç; en az bir çiftin değerlerinin birbirine yakın olmasına dikkat et.
- En az 50 × 70 santimetrelik bir yüzeyde, zemin ve ince katlarla, kenarları bulutlu bir renk alanı çalışması boya.
- Çalışmayı iki üç kişiye göster, ama seçtiğin sözcüğü onlara söyleme; karşısında en az bir dakika durmalarını iste ve hissettiklerini not et.
Kendini değerlendir
- Teknik ve Malzeme: Katlar ince ve yarı saydam mı; kenarlar bulutlu mu?
- Değer (Ton): Yakın değerler bir titreşim yaratıyor mu, yoksa büyük değer farkları şekilleri mi öne çıkarıyor?
- Kompozisyon: Renk alanlarının büyüklükleri ve konumları seçtiğin atmosfere uygun mu?
- İzleyicilerin hissettikleri seçtiğin kelimeye ne ölçüde yaklaştı?
Kendini sına
1. Renk alanı resminde izleyicinin dikkati neye yönelir?
- A) Figürlerin hikâyesine.
- B) Rengin kendisine, büyüklüğüne, kenarlarına ve katmanlarına.
- C) Yalnızca çerçeveye.
- D) Resmin adına.
2. Çevreleyen ölçek ne demektir?
- A) Resmin çok küçük olması.
- B) Resmin yalnızca yatay olması.
- C) Resmin izleyicinin görüş alanının büyük bölümünü kaplayacak kadar büyük olması.
- D) Resmin çerçeveli olması.
3. Bulutlu kenar ne etki yaratır?
- A) Renk alanlarının birbirine karıştığını ya da havada asılı durduğunu hissettirir.
- B) Alanları keskin şekiller olarak okutur.
- C) Resmi daha küçük gösterir.
- D) Hiçbir etki yaratmaz.
4. Yakın değerde renkler neden titreşim yaratabilir?
- A) Çünkü göz şekilleri ve kenarları daha kolay görür.
- B) Çünkü yakın değerler rengi yok eder.
- C) Çünkü resim daha karanlık olur.
- D) Çünkü değer farkı küçüldükçe renk öne çıkar ve sınırda bir titreşim oluşur.
5. Monet'nin Orangerie'deki Nilüferler'i renk alanı düşüncesi açısından neyi gösterir?
- A) Bir renk yüzeyinin ölçeğiyle izleyiciyi sarabileceğini.
- B) Resmin küçük olması gerektiğini.
- C) Yalnızca geometrik şekillerin önemini.
- D) Resmin hiç renk taşımaması gerektiğini.
Cevaplar
- B — Ayrıntı olmadığında göz rengin büyüklüğüne, kenarlarına ve katmanlarına yönelir.
- C — İzleyiciyi saran bir yüzey, onun resmin karşısında değil içinde durmasını sağlar.
- A — Yumuşak sınır, alanların birbirinden sızdığı bir derinlik ve hava yaratır.
- D — Değerler yakın olduğunda göz farkı renk üzerinden okur ve sınırda bir titreşim hisseder.
- A — İki oval salonun duvarlarını kaplayan panolar, izleyiciyi her yönden renkle sarar.
Referans görseller
- Özgün şema: aynı renk alanının keskin ve bulutlu kenarlarla iki hâli; yakın ve uzak değerli renk çiftleri.
- Özgün şema: izleme mesafesiyle değişen görüş alanı; küçük ve büyük bir renk yüzeyinin karşısında duran izleyici.
- Özgün çekim: ince katlarla kurulan bir renk alanının aşamaları; ten tonlarından oluşan bir renk alanı çalışması.
Sonraki derse köprü
Renk alanı resminde yüzey pürüzsüz ve sessizdi. Başka soyut resimlerde ise yüzeyin kendisi konuşur: kum, kâğıt, kumaş ve kalın boya katmanları tuvalin üzerinde bir doku ve bir malzeme hikâyesi oluşturur. Sonraki derste doku ve karışık teknikle soyut bir yüzey kurmayı ele alıyoruz.