İçeriğe geç

Ders 4F.04 · Seviye 4 — Konu Uzmanlıkları

Lirik ve jestüel soyut

Boyayı fırlatmak da bir teknik mi?

4F Soyut Resim

1.966 kelime · yaklaşık 9 dakika okuma · Hibrit, 10 dk video senaryosu · Orta-İleri

  • jestüel iz
  • doğaçlama
  • damlatma
  • aksiyon resmi
  • kontrollü kaza

Önce okunması önerilen: 4F.03 Geometrik soyut

Görseller hakkında: Koruma süresi dolmamış eserler içerir; görsel kullanımı için izin/lisans veya hukuki görüş alınmalı.

Öğrenme hedefi

Jestüel fırça ve hareketle ifade yaratabileceksin. Fırçanın hızının, baskısının ve boyanın yükünün yüzeyde nasıl farklı izler bıraktığını gözlemleyebilecek; doğaçlamayı bir yöntem olarak kullanabilecek; boyayı sürme, akıtma ve damlatma gibi farklı uygulama biçimlerini güvenli bir düzende deneyebilecek; kazayla ortaya çıkan izleri seçme ve düzenleme kararlarına dönüştürebilecek ve bedenin hareketini ve bir müziğin ritmini soyut bir çalışmaya aktarabileceksin.

Kanca

Boyayı fırlatmak da bir teknik mi?

Bir tuvalin üzerine boya damlatan, akıtan ya da fırçayı savuran bir ressamı görmek, pek çok izleyicide aynı tepkiyi uyandırır: bu bir teknik değil, bir dağınıklıktır. Oysa boyayı fırçayla dikkatle sürmek ile onu tuvale akıtmak arasındaki fark, bir yöntemin olup olmamasında değil, yöntemin ne olduğundadır. Bu ders, jestüel soyutlamada hareketin, hızın ve kazanın bir resmin dilini nasıl kurduğunu, ve bunların arkasında hangi kararların durduğunu ele alıyor.

Bağlam

Kandinsky'nin Doğaçlama 28 (ikinci versiyon) (Improvisation 28, second version) adlı resmi 1912 tarihlidir; tuvale yağlı boyayla yapılmış, 111,4 × 162,1 santimetrelik bu çalışma bugün Guggenheim koleksiyonundadır. Kandinsky bu dönemde resimlerini farklı gruplara ayırıyordu; «doğaçlama» adını verdiği resimler, onun için iç dünyanın büyük ölçüde kendiliğinden ve bilinçli bir planlama olmadan ortaya çıkan ifadeleriydi. Doğaçlama 28'de, renk lekeleri, siyah çizgiler ve kıvrımlar tuvalin yüzeyinde serbestçe dolaşır; bazı biçimler bir dağı, bir kayığı ya da bir figürü çağrıştırsa da, resim bir sahneyi anlatmaz, bir hareketi ve bir iç sesi kaydeder.

Yaklaşık otuz beş yıl sonra, Amerikalı ressam Jackson Pollock bu kendiliğindenliği başka bir yere taşıdı. Kaynaklara göre Pollock, özellikle 1947 ile 1950 arasında, tuvalini şövaleye koymak yerine yere serdi; sertleşmiş fırçalar, çubuklar ve hatta şırıngalarla, çoğu zaman ev tipi sentetik emaye boyaları tuvalin üzerine damlattı ve akıttı. Böylece resme her yönden ulaşabiliyordu. Eleştirmen Harold Rosenberg 1952'de, bu tür resimler için tuvalin bir resim değil, bir olay alanı hâline geldiğini yazdı. Pollock 1956'da öldüğü ve eserlerinin telif koruması sürdüğü için bu derste onun resimlerinin görüntüsüne yer verilmiyor; yöntemi ise jestüel soyutlamanın en tanınmış örneklerinden biri olarak anlatılıyor.

Ana anlatım

Jestüel iz nedir?

Jestüel iz (gestural mark), sanatçının elinin, kolunun ya da bedeninin hareketini yüzeyde okunur biçimde bırakan fırça, çubuk ya da boya izidir. Jest dersinde bir figürün hareket çizgisini birkaç saniyede kâğıda geçirmeyi çalıştın; jestüel soyutlamada bu hareket, bir figürü anlatmak için değil, kendisi için kaydedilir. İzin biçimi, onu bırakan hareketin hızını, yönünü ve gücünü taşır: hızlı bir darbe uzun, ince ve kuyruklu bir iz bırakır; yavaş ve bastırılarak sürülen bir fırça geniş, dolgun ve kenarları belirgin bir iz.

Bir izin karakterini belirleyen birkaç değişken vardır. Fırçanın yükü, yani fırçada ne kadar boya olduğu, izin ne kadar opak ve ne kadar uzun olacağını belirler; boya azaldıkça iz kırılır ve kuru fırça etkisi oluşur. Baskı, izin genişliğini ve dokusunu değiştirir. Açı ve dönüş, yassı bir fırçanın izini bir şeritten bir çizgiye çevirebilir. Boyanın kıvamı da önemlidir: akışkan bir boya yayılır ve kenarları yumuşar, koyu bir boya dokusunu ve fırça kıllarının izini korur. Fırça darbesi dağarcığı dersinde bu değişkenlerin bir kısmını gördün; burada onları bir nesneyi boyamak için değil, bir hareketi kaydetmek için kullanırsın.

Jestüel izin bir geleneği de vardır. Çin ve Japon fırça yazısında, hüsnühat geleneğinde ve pek çok kültürün yazı sanatında, bir fırça darbesinin hızı, basıncı ve ritmi yüzyıllardır bir ustalık alanı olarak görülür; tek bir darbe, onu atan elin yıllarca süren alıştırmasını taşır. Jestüel soyutlama, bu tür bir disiplinden ayrı ya da ona benzer yollardan gelebilir; ama her iki durumda da hareket, rastgele değil, çalışılmış bir eldir.

Doğaçlama nasıl bir yöntemdir?

Doğaçlama (improvisation), önceden ayrıntılı bir plan yapmadan, çalışmanın o anda verdiği tepkilere göre ilerleyen bir çalışma biçimidir. Kandinsky'nin doğaçlamalarında olduğu gibi, ressam önceden bir kompozisyon çizmez; bir renkle, bir çizgiyle ya da bir hareketle başlar ve tuvalin ona verdiği cevaba göre bir sonraki adıma karar verir. Doğaçlama, müzisyenlerin bir melodiyi çalarken o anda yeni cümleler kurmasına benzer; ama bir müzisyen gibi, doğaçlama yapan bir ressamın da elinde önceden çalışılmış bir dağarcık vardır.

Doğaçlamanın bir yöntem olması, onun sınırsız olmadığı anlamına gelir. Bir palet, bir fırça seçimi, bir boyut ve bir süre, doğaçlamanın çerçevesini kurar. Bu çerçeve, özgürlüğü azaltmaz; tersine, her şeyin mümkün olduğu bir yüzeyde ilk adımı atmayı kolaylaştırır. Örneğin yalnızca üç renkle, yalnızca geniş bir fırçayla ve on dakikalık bir süreyle başlamak, sonsuz seçenek karşısında donup kalmayı önler.

Müzik, doğaçlamanın en sık kullanılan tetikleyicilerinden biridir. Bir müziği dinlerken onun temposunu, vurgularını ve yoğunluk değişimlerini fırça hareketlerine çevirmek, bir ritmi görünür kılar: hızlı bir bölüm kısa, sık ve hızlı darbeler, yavaş bir bölüm uzun ve akışkan çizgiler, sessiz bir an boş bırakılmış bir alan olabilir. Kandinsky'nin renkleri ve biçimleri müziğe benzetmesi, bu tür bir çalışmanın düşünsel arka planlarından biridir.

Boya nasıl akıtılır ve damlatılır?

Damlatma (drip painting), boyanın fırçayla sürülmek yerine bir çubuktan, bir fırçadan ya da bir kaptan tuvalin üzerine akıtılması ve damlatılmasıdır. Pollock'un tuvali yere sererek çalışması, bu yöntemin temel bir özelliğini gösterir: yatay bir yüzeyde boya aşağı akmaz, damladığı yerde kalır ve onu bırakan hareketin izini taşır. Dik duran bir tuvalde ise akıtılan boya yerçekimiyle aşağı iner ve dikey akıntılar oluşturur; bu da ayrı bir anlatım aracı olabilir.

Boyanın akması için kıvamının akışkan olması gerekir. Akrilik ya da su bazlı boyalar suyla ya da akıcılık veren bir ortamla inceltilebilir; kıvam ne kadar ince olursa çizgi o kadar ince ve uzun, ne kadar koyu olursa o kadar kalın ve kısa olur. Boyayı bırakan aracın yüksekliği ve hızı da çizgiyi değiştirir: yüksekten ve hızla bırakılan boya sıçrar ve kırılır, alçaktan ve yavaşça akıtılan boya kesintisiz bir çizgi çizer. Bu değişkenleri küçük bir deneme kâğıdında sınamak, büyük bir yüzeye geçmeden önce aracın davranışını tanımanı sağlar.

Bu tür çalışmalar geniş bir alan ve güvenli bir düzen ister. Zemini ve çevreyi korumak için büyük bir örtü sermek, eski giysiler giymek, su bazlı ve kokusuz boyaları tercih etmek ve kapalı bir mekânda çalışılıyorsa odayı havalandırmak gerekir. Solvent bazlı ya da endüstriyel boyalarla, özellikle kapalı bir yerde çalışmak sağlığa zarar verebilir; güvenli boyalar dersinde gördüğün ilkeler burada da geçerlidir.

Kaza nasıl bir karara dönüşür?

Kontrollü kaza (controlled accident), sanatçının tamamen kontrol edemediği bir sürecin ortaya çıkardığı izleri seçerek, koruyarak ya da üzerine çalışarak bir kompozisyona dönüştürmesidir. Bir damlanın nereye düşeceğini tam olarak bilemezsin, ama hangi damlayı tutup hangisini örteceğine, hangi akıntının üzerine yeni bir renk koyacağına ve resmin ne zaman bittiğine sen karar verirsin. Jestüel soyutlamada kaza, kararın yerini almaz; ona malzeme sağlar.

Aksiyon resmi (action painting), Harold Rosenberg'in 1952'de önerdiği ve tuvali bir resmin değil, bir eylemin gerçekleştiği alan olarak gören yaklaşımın adıdır. Bu yaklaşımda resmin anlamı kısmen, onu üreten hareketin kendisindedir. Ama bu, sonucun önemsiz olduğu anlamına gelmez: bir aksiyon resmi de bitmiş bir yüzey olarak bakılır ve değerlendirilir. Hareket, yoğunluk, boşluk ve renk ilişkisi burada da kompozisyonun unsurlarıdır.

Jestüel bir çalışmanın bitip bitmediğine karar vermek, geometrik bir kompozisyondan daha zor olabilir, çünkü bir sonraki hareket her zaman mümkündür. Birkaç adım geri çekilip yüzeye bir bütün olarak bakmak, yoğun ve seyrek bölgelerin dengesini, izlerin ritmini ve boşlukların nefesini değerlendirmeni sağlar. Her yeni hareketin öncekileri örtme riski vardır; bir yüzeyi aşırı işlemek, jestüel izlerin canlılığını bulanık bir kütleye çevirebilir.

Jestüel yöntem figürle de çalışabilir. Bir figürü birkaç hızlı, geniş fırça darbesiyle, ten tonlarından oluşan bir palette kurmak, bir bedenin hareketini ve sıcaklığını ayrıntı olmadan aktarabilir. Farklı tenleri anlatan sıcak toprak renkleri, bakır ve zeytin tonları, jestüel izlerde yan yana ve üst üste bindiğinde, tek bir kalıp ten renginden çok daha canlı bir yüzey oluşturur.

Uygulama

  1. Hazırlık: 50 × 70 santimetre ya da daha büyük ağır bir kâğıt, su bazlı boyalar, geniş ve dar fırçalar, bir çubuk, küçük kaplar, zemin örtüsü ve dinlemek istediğin bir müzik; bir saat ayır.
  2. Küçük bir deneme kâğıdında fırçanın yükünü, baskısını, hızını ve açısını değiştirerek on farklı iz bırak; her birinin altına onu nasıl yaptığını yaz.
  3. Boyayı üç farklı kıvamda incelt ve bir çubukla deneme kâğıdına farklı yüksekliklerden damlat ve akıt; kâğıdı bir kez yatay, bir kez dik tutarak farkı gözle.
  4. Müziği aç, paleti üç renkle sınırla ve büyük kâğıtta on dakika boyunca müziğin temposuna ve vurgularına göre geniş hareketlerle çalış.
  5. Durup geri çekil; hangi izleri koruyacağına, hangilerinin üzerine çalışacağına karar ver ve çalışmayı birkaç bilinçli hareketle tamamla.

Sık yapılan hatalar

Yaygın yanlışJestüel çalışmayı plansız bir dağınıklık sanmak.
Doğrusu

Palet, araç, boyut ve süre çerçeveyi kurar. Doğaçlamaya bir çerçeveyle başla.

Yaygın yanlışAşırı işlemek.
Doğrusu

Her yeni hareket öncekileri örtebilir ve yüzey bulanıklaşır. Arada geri çekil ve durma anını seç.

Yaygın yanlışGüvenliği ihmal etmek.
Doğrusu

Akıtma ve damlatma çalışmaları geniş bir alana yayılır. Su bazlı boyalar kullan, zemini koru ve odayı havalandır.

Kapanış

Boyayı fırlatmak da bir teknik mi? Evet, ama arkasında bir yöntem vardır: bir jestüel iz, onu bırakan hareketin hızını, baskısını ve yükünü taşır; doğaçlama, bir palet, bir araç ve bir süreyle çerçevelenmiş bir karar zinciridir; damlatma ve akıtma, boyanın kıvamına, aracın yüksekliğine ve tuvalin konumuna göre farklı çizgiler üretir; kaza ise sanatçının seçme ve düzenleme kararlarıyla bir kompozisyona dönüşür. Kandinsky'nin Doğaçlama 28'i, bir iç sesin kendiliğinden renk ve çizgiye dönüştüğü bir yüzeyi, Pollock'un yere serilmiş tuvalleri ise bir resmin bir olay alanı olarak görülebileceğini gösterir. Ödevde müzik eşliğinde jestüel bir çalışma yapacaksın.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Jestüel izGestural markSanatçının hareketini yüzeyde okunur biçimde bırakan fırça ya da boya izi
DoğaçlamaImprovisationÖnceden ayrıntılı plan yapmadan, yüzeyin o anki cevabına göre ilerleyen çalışma biçimi
DamlatmaDrip paintingBoyanın sürülmek yerine bir araçtan yüzeye akıtılması ve damlatılması
Aksiyon resmiAction paintingTuvali bir resmin değil, bir eylemin gerçekleştiği alan olarak gören yaklaşım
Kontrollü kazaControlled accidentTam denetlenemeyen bir sürecin izlerini seçerek ve düzenleyerek kompozisyona dönüştürme

Ödev

Müzik eşliğinde jestüel bir çalışma yap.

  1. Tempo ve yoğunluk değişimleri belirgin bir müzik seç ve onu önce resim yapmadan dinleyerek bölümlerini not et.
  2. Paleti üç ya da dört renkle, araçları iki fırça ve bir çubukla sınırla; zemini koru ve su bazlı boyalar kullan.
  3. Müzik boyunca büyük bir kâğıtta ya da kartonda, bölümlerin temposuna göre izlerin hızını, yoğunluğunu ve boyutunu değiştirerek çalış.
  4. Müzik bittikten sonra çalışmaya geri çekilip bak; birkaç bilinçli hareketle tamamla ve yanına müziğin adını ve hangi bölümün hangi izlere dönüştüğünü yaz.

Kendini değerlendir

  • Kompozisyon: Yoğun ve seyrek bölgeler, izlerin ritmi ve boşluklar bir denge kuruyor mu?
  • Teknik ve Malzeme: Farklı iz türleri, fırça yükü, hız ve kıvam bilinçli kullanılmış mı?
  • Bitmişlik ve Sunum: Çalışma aşırı işlenmeden tamamlanmış ve müzikle ilişkisi açıklanmış mı?
  • Hangi izi bir kaza olarak başlatıp sonra bilinçli bir karar olarak tuttun?

Kendini sına

1. Jestüel iz neyi taşır?

  • A) Yalnızca boyanın rengini.
  • B) Onu bırakan hareketin hızını, yönünü ve gücünü.
  • C) Tuvalin boyutunu.
  • D) Müzenin adını.

2. Doğaçlama bir yöntem olarak nasıl çerçevelenebilir?

  • A) Hiçbir sınır koymadan.
  • B) Yalnızca bir fırçayla, sonsuz süreyle.
  • C) Bir palet, bir araç, bir boyut ve bir süre seçerek.
  • D) Önceden ayrıntılı bir plan çizerek.

3. Yatay bir yüzeye damlatılan boya nasıl davranır?

  • A) Aşağı doğru akar.
  • B) Buharlaşır.
  • C) Her zaman sıçrar.
  • D) Damladığı yerde kalır ve onu bırakan hareketin izini taşır.

4. Kontrollü kaza nedir?

  • A) Tam denetlenemeyen bir sürecin izlerini seçip düzenleyerek kompozisyona dönüştürmek.
  • B) Tamamen rastgele bir resim.
  • C) Bir hatayı silmek.
  • D) Bir fırçayı kırmak.

5. Akıtma ve damlatma çalışmalarında hangi önlem önemlidir?

  • A) Solvent bazlı boyaları kapalı alanda kullanmak.
  • B) Su bazlı boyalar kullanmak, zemini korumak ve odayı havalandırmak.
  • C) Tuvali tavana asmak.
  • D) Hiçbir önlem gerekmez.

Cevaplar

  1. B — İzin uzunluğu, genişliği ve kuyruğu, hareketin hızını ve gücünü kaydeder.
  2. C — Sınırlar, sonsuz seçenek karşısında donup kalmayı önler ve ilk adımı kolaylaştırır.
  3. D — Yatay yüzeyde yerçekimi boyayı akıtmaz; iz, bırakılan hareketi gösterir.
  4. A — Sanatçı damlanın yerini seçemese de hangisini tutacağına ve resmin ne zaman biteceğine karar verir.
  5. B — Geniş alana yayılan çalışmalarda güvenli boya, korunan zemin ve iyi havalandırma gerekir.

Referans görseller

  • Özgün şema: fırçanın yükü, baskısı, hızı ve açısıyla değişen on farklı jestüel iz.
  • Özgün şema: aynı boyanın üç kıvamda ve farklı yüksekliklerden damlatılması; yatay ve dik yüzeyde akış farkı.
  • Özgün çekim: müzik eşliğinde yapılan bir jestüel çalışmanın aşamaları; ten tonlarından oluşan bir palette jestüel bir figür.

Sonraki derse köprü

Jestüel soyutlamada resmin enerjisi hareketten ve izden geliyordu. Başka bir soyutlama biçiminde ise iz neredeyse kaybolur ve geriye büyük, sakin renk yüzeyleri kalır; bu yüzeylerin önünde duran bazı izleyiciler derinden etkilendiklerini anlatır. Sonraki derste renk alanı resmini ve rengin tek başına nasıl bir atmosfer yaratabildiğini ele alıyoruz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu dersi içeren rotalar

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–0:40 · Kanca (çekim). Yere serilmiş bir kâğıda bir çubuktan boya damlar; damlalar bir ritim oluşturur. Soru ekranda.
  • 0:40–2:00 · Kandinsky ve Pollock. Doğaçlama 28, müzenin izin verdiği görüntüyle; Pollock'un yöntemi, eser görüntüsü kullanılmadan, sade bir canlandırmayla.
  • 2:00–3:40 · Jestüel iz (çekim). Yük, baskı, hız ve açıyla değişen izler; fırça yazısı geleneğine kısa bir bakış.
  • 3:40–5:10 · Doğaçlama (çekim). Palet ve süreyle çerçevelenmiş bir başlangıç; müziğin temposunun izlere dönüşmesi.
  • 5:10–6:50 · Damlatma ve akıtma (çekim). Kıvam, yükseklik, yatay ve dik yüzey; güvenli çalışma düzeni.
  • 6:50–9:30 · Kaza ve karar (çekim, hızlandırılmış). İzlerin seçilmesi ve düzenlenmesi; geri çekilme ve durma anı; ten tonlarıyla jestüel bir figür.
  • 9:30–10:00 · Kapanış (çekim). Bitmiş jestüel çalışma ve yanındaki müzik notu.