Öğrenme hedefi
Bu dersin sonunda çizmenin tek parça bir yetenek değil, ayrı ayrı çalışılabilen alt becerilerden kurulu bir iş olduğunu kendi cümlelerinle açıklayabileceksin. Bugünkü çiziminde bu alt becerilerin hangisinin güçlü, hangisinin zayıf olduğunu da işaretleyip nereden başlayacağını belirleyebileceksin.
Kanca
Bir sofraya on kişi otursa ve herkese bir kalem uzatılsa, büyük ihtimalle birkaç kişi gülümseyip «Ben çöp adam bile çizemem» der. Cümle bir itiraf gibi söylenir ama aslında bir teşhistir: kişi, elinin bir şeyden yoksun doğduğuna inanmıştır. Peki bu teşhis doğru mu? Bazı insanlar gerçekten "çizemeyecek" mi doğar?
Bu soruyu cevaplamanın bir yolu, iyi çizen birinin başlangıcına bakmak. Bir başka yolu, «çizmek» dediğimiz işi sökmek ve parçalarının neler olduğunu görmek. Bu derste ikisini de yapacağız ve sonunda kendi çiziminde hangi parçanın eksik olduğunu bulacaksın.
Bağlam
Vincent van Gogh ressam olmaya 1880 yazında, yirmi yedi yaşındayken karar verdi. O güne kadar resim satan bir galeride çalışmış, öğretmenliği ve vaizliği denemiş, hiçbirinde tutunamamıştı. Belçika'nın maden bölgesinde yaptığı ilk çizimlerde oranlar kayıyor, figürler kaskatı duruyordu; bugün müzelerde gördüğümüz o kendinden emin çizginin izi yoktu.
Van Gogh bu noktada yeteneğini sorgulamak yerine bir kurs kitabı istedi. Fransız ressam Charles Bargue'ın hazırladığı kömür kalem alıştırmaları altmış levhalık bir diziydi: çıplak model çizimlerinin taş baskı kopyaları, sadeden karmaşığa doğru sıralanmış. Van Gogh bu levhaları sırayla, defalarca kopyaladı. Bir yıl sonra, 1881 Eylül'ünde Etten'den kardeşi Theo'ya şunu yazdı: «Bargue'ın kömür alıştırmalarını dikkatle incelemek, sürekli ve tekrar tekrar çizmek bana figür çiziminde daha fazla kavrayış kazandırdı. Ölçmeyi, görmeyi ve büyük hatları denemeyi öğrendim.»
Cümlenin fiillerine dikkat et. Van Gogh «yeteneğim açıldı» demiyor; ölçmeyi öğrendiğini, görmeyi öğrendiğini söylüyor. Kendi gelişimini birbirinden ayrı parçalar hâlinde tarif ediyor. Bugün dünyanın en tanınan ressamlarından biri sayılan bu adamın ilk adımı, o parçaları tek tek çalışmak oldu.
Ana anlatım
Çizmek dediğimiz iş hangi parçalardan oluşur?
Bir fincanı gözlemleyerek çizdiğini düşün. Kalem kâğıda değmeden önce gözün fincanın kenarlarını bulur: kulpun nerede bittiğini, ağzın elipsinin ne kadar yassı olduğunu. Sonra ölçersin: fincan eninden ne kadar uzun, kulp gövdenin hangi yüksekliğinde duruyor? Ardından ışığa bakarsın, hangi tarafın aydınlık olduğunu ve gölgenin nerede koyulaştığını ayırırsın. Bütün bunları kâğıda aktaran da elin, yani çizgi kontrolün.
Amerikalı resim eğitmeni Betty Edwards 1979'da yayımlanan kitabında bu işi beş algı becerisine ayırdı: kenarları görmek, boşlukları görmek, ilişkileri yani oran ve perspektifi görmek, ışık ile gölgeyi görmek ve bunların birleşiminden doğan bütünü kavramak. Edwards kitabını beynin iki yarısı arasındaki bir ayrım üzerine kurmuştu; o sinirbilimsel çerçeve bugün desteklenmiyor. Becerileri ayırma fikri ise çizim öğretiminin en sağlam dayanaklarından biri olarak kaldı.
Bu ayrımın sana söylediği şey şu: «çizemiyorum» cümlesi aslında birkaç ayrı cümlenin kısaltmasıdır. Belki oranları kaçırıyorsun, belki ışığı görmüyorsun, belki elin titriyor. Her biri ayrı bir sorundur ve ayrı bir alıştırmayla çalışılır. Tek bir büyük eksiklik gibi görünen şey, parçalarına ayrıldığında bir yapılacaklar listesine dönüşür.
«Yetenek» dediğimiz fark nereden geliyor?
İyi çizen biriyle zorlanan biri arasında gerçek bir fark olduğu açık; asıl soru bu farkın nerede durduğu. Psikolog Aaron Kozbelt 2001'de sanatçılarla sanatçı olmayanları iki tür görevde karşılaştırdı. Görevlerin bir kısmı çizimdi: verilen çizgi resimleri doğru kopyalamak. Öbür kısmında kalem hiç yoktu; parçalı ya da bulanık görüntülerde neyin gösterildiğini tanımak, karmaşık bir desenin içine saklanmış bir şekli bulmak gibi saf görme görevleriydi.
Sanatçılar yalnız çizimde değil, kalemin hiç kullanılmadığı görme görevlerinde de daha başarılıydı. Kozbelt bu farkı, sanatçıların yıllarca çizerek nesnelerin yapısını çözümlemeye alışmış olmasına bağladı. Yani «yetenek» diye gördüğümüz farkın önemli bir kısmı gözde, bakma biçiminde duruyor; ve o bakma biçimi çizdikçe gelişiyor.
Bu, herkesin aynı hızla ilerlediği anlamına gelmez. Bazıları çocuklukta binlerce saat çizmiş olarak gelir, bazılarının dikkati ayrıntıya daha yatkındır. Başlangıç noktaları ve ilerleme hızları farklıdır ve bunu inkâr etmek dürüst olmaz. Ama ölçmek, kenarı görmek, ışığı ayırmak doğuştan kilitli kapılar değildir; her biri çalışıldıkça açılan becerilerdir.
Başlangıç noktanı nasıl bulursun?
İlerlemeyi görebilmek için bir sıfır noktası gerekir. Bu yüzden ilk iş, bugünkü hâlini belgeleyen bir «önce» çizimi yapmaktır. Kuralı basit: kimse için değil, yalnızca kendin için çiziyorsun ve sonucu güzelleştirmeye çalışmıyorsun. Bu çizim bir sınav değil, bir haritadır.
Haritayı okumak için çizimine alt becerilerin gözüyle bak. Oranlar tutuyor mu, nesnenin eni ile boyu gerçeğe benziyor mu? Işıklı ve gölgeli taraflar birbirinden ayrılıyor mu, yoksa her yer aynı gri mi? Çizgilerin kendinden emin mi, yoksa aynı kenarın üzerinden defalarca mı geçmişsin? Nesne kâğıda nasıl yerleşmiş, bir köşeye mi sıkışmış? Her soru için kısa bir not düş.
Haritada bazı işaretler beceriden değil bedenden gelir. Solak olmak, bazı renkleri ayırt etmekte zorlanmak ya da elde hafif bir titreme çizimi imkânsız kılmaz; yalnız çalışma düzenini değiştirir. Kâğıdın açısı, kalemin kalınlığı, çizginin yönü bu durumlara göre ayarlanabilir ve bu uyarlamaların ayrıntısı 0.1.07 dersinde ele alınıyor. Önemli olan, bu işaretleri «yeteneksizim» hükmüyle karıştırmamak.
Bu notlar nereden başlayacağını gösterir. Oranları kaçıran biri önce ölçme alıştırmasına, çizgisi titreyen biri önce el kontrolüne yönelir. Birkaç ay sonra aynı nesneyi aynı sürede yeniden çizdiğinde, iki kâğıt neyin değiştiğini tartışmaya yer bırakmadan gösterecek.
Uygulama
Bu kısa denemenin amacı güzel bir çizim değil, bakmanın kendisini hissetmek. Çizerken gözünün ne kadar süre kâğıtta kaldığına dikkat edersen, nesneyi çoğu zaman önündeki hâliyle değil hafızandaki hâliyle çizdiğini fark edebilirsin. Beş dakikalık kör çizim dikkati kâğıttan nesneye taşır ve kenarları görme becerisinin nasıl hissettirdiğini ilk kez yaşatır. Ardından aynı nesneyi bu kez kâğıda bakmaya izin vererek yeniden çiz. Kör çizim sırasında fark ettiğin bir ayrıntı, örneğin kulpun gövdeye yaklaşırken kalınlaşması ya da elmanın sapının oturduğu çukur, ikinci çizime girdi mi? Girdiyse gözün bir şeyi yeni öğrenmiş demektir.
Sık yapılan hatalar
Yaygın yanlış«Ya vardır ya yoktur» diye düşünmek.
Çizimi tek parça bir yetenek sanan kişi ilk başarısızlıkta bırakır. Oysa zayıf olan çoğu zaman tek bir alt beceridir; onu ayırıp çalışmak bütünü de düzeltir.
Yaygın yanlışBaşlangıç çizimini güzelleştirmek.
Önce çizimini silgiyle saatlerce düzeltmek haritayı bozar. Kâğıt bugünkü hâlini göstermezse birkaç ay sonra neyin geliştiğini ölçemezsin.
Yaygın yanlışSorunu malzemede aramak.
Ucuz bir kurşun kalemle oranları tutturamayan biri, pahalı bir setle de tutturamaz. Malzeme bazı etkileri kolaylaştırır ama bakmayı ve ölçmeyi senin yerine yapmaz; başlangıç çizimi için elindeki herhangi bir kalem yeter.
Yaygın yanlışKendini ustaların son eserleriyle kıyaslamak.
Van Gogh'un olgunluk dönemi tablolarını kendi ilk çiziminin yanına koymak haksız bir kıyastır. Anlamlı kıyas, bugünkü çiziminle birkaç ay sonraki çizimin arasındadır.
Kapanış
Bazı insanlar gerçekten "çizemeyecek" mi doğar? Cevap hayır. İnsanlar farklı başlangıç noktalarından ve farklı hızlarla ilerler, ama çizmek doğuştan verilen ya da esirgenen tek bir yetenek değildir. Kenarları görmek, ölçmek, ışığı ayırmak ve çizgiyi kontrol etmek ayrı ayrı çalışılabilen becerilerdir ve iyi çizenlerin farkı büyük ölçüde bu becerileri uzun süre çalışmış olmalarından gelir. Van Gogh yirmi yedi yaşında, çarpık figürlerle başladı ve bir yıl sonra kendi gelişimini «ölçmeyi ve görmeyi öğrendim» diye anlattı.
Senin ilk adımın bugünkü hâlini belgelemek. Ödevdeki başlangıç çizimi bu yolculuğun ilk verisi olacak; onu sakla ve üzerine dokunma.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Beceri | Skill | Çalışmayla kazanılan ve geliştirilebilen yapabilme gücü |
| Alt beceri | Sub-skill | Büyük bir becerinin ayrı ayrı çalışılabilen parçalarından biri; çizimde kenarı görmek, ölçmek, ışığı ayırmak gibi |
| Algı | Perception | Gözün ve zihnin gördüğünü düzenleyip anlamlandırması; gözleme dayalı çizimin temeli |
| Ölçme | Measuring (sighting) | Nesnenin parçaları arasındaki oranları kalemle ya da gözle karşılaştırarak bulma |
| Başlangıç çizimi | Baseline drawing | İlerlemeyi ölçmek için bugünkü seviyeyi belgeleyen, düzeltilmeden saklanan çizim |
Ödev
Bugünkü seviyeni gösteren on dakikalık bir başlangıç çizimi yap ve sakla.
- Evinde kolayca yeniden kurabileceğin basit bir nesne seç: bir fincan, bir ayakkabı ya da bir meyve. Nesneyi ve ışığı fotoğrafla ki birkaç ay sonra aynı düzeni kurabilesin.
- Zamanlayıcıyı on dakikaya kur ve nesneyi bakarak çiz. Süre dolunca dur; silgiyle düzeltme yapma.
- Çizimin köşesine tarihi ve kullandığın malzemeyi yaz.
- Çizimi bir dosyaya ya da defterin ilk sayfasına koy ve üzerinde değişiklik yapma.
Kendini değerlendir
- Oran ve Çizim: Nesnenin eni ile boyu arasındaki ilişki gerçeğe benziyor mu? Bir cümleyle not et.
- Değer (Ton): Aydınlık ve gölgeli taraflar birbirinden ayrılıyor mu, yoksa çizim tek bir griye mi yayılmış?
- Teknik ve Malzeme: Çizgilerin tek seferde mi çekilmiş, yoksa aynı kenarın üzerinden defalarca mı geçmişsin?
- Bu üç nottan en zayıf göründüğünü seç; önümüzdeki haftalarda önce ona odaklanacaksın.
Kendini sına
1. Van Gogh 1881'de Theo'ya yazdığı mektupta gelişimini nasıl tarif ediyor?
- A) Yeteneğinin birden ortaya çıktığını söylüyor.
- B) Ölçmeyi ve görmeyi öğrendiğini söylüyor.
- C) Renkleri keşfettiğini söylüyor.
- D) Hocasının onu yeteneksiz bulduğunu söylüyor.
2. Betty Edwards'ın çizimi algı becerilerine ayırmasının öğrenciye asıl faydası nedir?
- A) Çizimin beynin sağ yarısında gerçekleştiğini kanıtlaması.
- B) Yalnızca yetenekli öğrencileri ayırt etmesi.
- C) «Çizemiyorum» sorununu ayrı ayrı çalışılabilecek parçalara bölmesi.
- D) Işık ve gölgenin gereksiz olduğunu göstermesi.
3. Kozbelt'in 2001 çalışmasında sanatçılar hangi görevlerde daha başarılıydı?
- A) Yalnızca çizgi resimleri kopyalama görevlerinde.
- B) Yalnızca renk ayırt etme görevlerinde.
- C) Hiçbir görevde fark çıkmadı.
- D) Hem çizim görevlerinde hem de kalem kullanılmayan görme görevlerinde.
4. Başlangıç çizimi için aşağıdakilerden hangisi doğru bir yaklaşımdır?
- A) On dakika dolunca durmak ve çizimi düzeltmeden saklamak.
- B) Çizimi en iyi hâline gelene kadar silgiyle düzeltmek.
- C) Her seferinde farklı ve karmaşık bir nesne seçmek.
- D) Çizimi bir ustanın eseriyle karşılaştırıp puanlamak.
5. Bir öğrencinin başlangıç çiziminde nesne eni boyuna göre çok geniş çıkmış, ışıklı ve gölgeli taraflar ise belirgin biçimde ayrılmış. Hangi alt beceriye öncelik vermesi mantıklıdır?
- A) Işık ve gölgeyi ayırma.
- B) Ölçme, yani oranları karşılaştırma.
- C) Renk karıştırma.
- D) Kompozisyon kurallarını ezberleme.
Cevaplar
- B — Mektupta Van Gogh «ölçmeyi, görmeyi ve büyük hatları denemeyi öğrendim» diyor; gelişimini ayrı becerilerle tarif ediyor, ani bir yetenek patlamasıyla değil.
- C — Beceri ayrımı tek bir büyük eksiklik gibi görünen sorunu çalışılabilir parçalara böler; beyin yarıları çerçevesi ise bugün desteklenmiyor, bu yüzden A yanlış.
- D — Sanatçılar kalemin kullanılmadığı görme görevlerinde de öndeydi; bu, farkın önemli bir kısmının bakma biçiminde olduğunu gösteriyor.
- A — Başlangıç çizimi bir haritadır; düzeltilirse bugünkü hâli göstermez ve birkaç ay sonraki ilerleme ölçülemez.
- B — Işık ve gölge zaten ayrılıyor, sorun en ile boy arasındaki ilişkide; bu da ölçme becerisinin işidir.
Referans görseller
- Özgün şema: «çizmek» sözcüğünün algı becerilerine ayrıldığı bir çark; her dilim bir simgeyle (kenar, boşluk, oran, ışık, bütün).
- Özgün fotoğraf dizisi: aynı fincanın on dakikalık bir başlangıç çizimi ve üzerine düşülmüş alt beceri notları.
Sonraki derse köprü
Bu derste çizmenin ayrı becerilerden oluştuğunu gördün; o becerilerin ilki, kenarları ve biçimleri gerçekten görmek. Sonraki ders tam oradan açılıyor: bir göz çizmemiz istendiğinde elimiz çoğu zaman bir badem biçimine gider, oysa önümüzde duran gözler o biçimde değildir. Hafızadaki sembol ile gözün gördüğü biçim arasındaki farkı, yani sembolik çizimden gözleme dayalı çizime geçişi orada inceleyeceğiz.