İçeriğe geç

Ders TK-09 · Tarih ve Kültür

Avrupa'nın çözemediği sır: Türk kırmızısı

TarihTarihsel kaynaklara dayanır

Temel · 1.358 kelime · yaklaşık 6 dakika okuma · seslendirme 10 dk

Bu dersin sonunda: kök boya ile yapılan "Türk kırmızısı" tekniğinin kökenini ve Avrupa'ya yayılışını anlatır.

  • Türk kırmızısı
  • kök boya
  • alizarin
  • örtük bilgi
  • teknoloji aktarımı
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Türk kırmızısı, kök boyayla pamuğa uygulanan, yağ, gübre, mazı, şap ve kan gibi maddelerin girdiği dokuz adımlı, haftalar süren bir işlemdi; Avrupa bu kırmızıyı uzun süre Anadolu'dan ve Yunanistan'dan satın aldı.
  2. Teknik Fransa'ya İzmirli Rum boyacılarla, İngiltere ve İskoçya'ya Rouen'li boyacılarla geçti; tarifler yayımlandı ama sonuç, bilgiyi taşıyan insanlara ve iklime bağlı kaldı.
  3. Taklidi zorlaştıran; gizlilik, yazıya geçmeyen örtük bilgi ile güneş, sıcak ve kalsiyumlu su gibi iklim farklarıydı. Sentetik alizarin 1869'da kök boyanın yerini aldı, işlemin kendisi 1936'ya kadar naftol kırmızılarına yenildi.

Kısa cevap

Türk kırmızısı, pamuğu kök boya bitkisiyle, yağ, gübre, mazı, şap ve kan gibi maddelerin girdiği, haftalar süren çok aşamalı bir işlemle, yıkamaya ve güneşe dayanıklı parlak bir kırmızıya boyama tekniğiydi; Avrupa bu kırmızıyı on yedinci ve on sekizinci yüzyıllarda büyük ölçüde Anadolu'dan ve Yunanistan'dan satın aldı. Avrupalı boyacılar onu uzun süre taklit edemedi, çünkü teknik gizli tutuluyordu, ustaların farkında olmadan yaptığı ince ayarlar hiçbir tarife geçmiyordu ve güneşi, sıcağı ve suyu farklı bir iklimde aynı adımlar aynı sonucu vermiyordu.

Bir rengin iki adı

Kök boya bitkisinin kırmızısının tarih boyunca ne kadar değerli olduğunu RH-01 anlattı. Bu ders, o kırmızıyı pamuğa kalıcı olarak işleyen tek bir tekniğe bakıyor.

Teknik Avrupa'da birkaç adla anıldı. Glasgow Üniversitesi'nden Julie Wertz'in derlediği tarihçeye göre Fransızca kaynaklar ona «rouge des Indes», yani Hint kırmızısı, «rouge turc» ve Edirne'nin eski adından gelen «rouge d'Andrinople» diyordu. 19. yüzyıl kimyagerleri Andrew Ure ve John James Hummel tekniğin muhtemelen Hindistan'da doğduğunu, oradan Türkiye'ye geçtiğini ve adını buradan aldığını yazdı; ama kökenine dair yazılı kayıt yoktur.

Dokuz adım, yirmi beş gün

Türk kırmızısının bir şişesi yoktu. Wertz'in vurguladığı gibi bu renk hazır bir boya olarak satılamazdı; yalnızca bir dizi işlemin sonunda lifin içinde oluşurdu. İşlemin ne kadar uzun olduğunu en iyi, onu İskoçya'ya taşıyan boyacının kendi tarifi gösterir.

Tarifin ayrıntıları, işin bir laboratuvardan çok bir mutfağa benzediğini gösterir. Kül suyunun doğru gücü, içine bırakılan bir yumurtanın yüzüp yüzmediğine bakılarak ölçülür. Kazanlar bakırdandır, fıçılar köknar ağacından yapılıp ahşap ya da bakır çemberle bağlanır; tarif demirin, bir çivi olarak bile kullanılmamasını ister. Şap adımı, boyayı life bağlayan metal tuzunu sağlar; bu bağın kimyasını MA-02 ve MT-03 ele alır.

Sır nasıl korundu?

Wertz'e göre 18. yüzyılın ortasında, 1746 dolaylarında, d'Haristoy ve Goudard adlı iki Fransız sanayici İzmirli Rum boyacıları Fransa'ya getirdi ve Rouen yakınında ve Languedoc'ta boyahaneler kuruldu. Fransız hükûmeti 1765'te işlemi anlatan bir kitapçık da yayımladı; ama tarifin basılması, onun uygulanabileceği anlamına gelmiyordu.

İngiltere'nin yolu da insanlardan geçti. Wertz'e göre Avam Kamarası Türk kırmızısını başarıyla boyayana 2.500 sterlinlik bir ödül önerdi ve bu ödülü Rouen'den gelen Borelle kardeşler aldı; komite ödülü 1786'da vermeden önce bütün işlemi başından sonuna izledi ve kardeşler olmadan kendisi de tekrarladı. Başka bir Rouen'li boyacı, Papillon, 1785'te Londra'da Glasgow'lu sanayici George Macintosh'la tanıştı; Macintosh onu Glasgow'a getirdi ve David Dale ile birlikte Clyde kıyısında İskoçya'nın ilk Türk kırmızısı boyahanesini kurdular.

Ortaklık iki yıl sürdü. Wertz'in aktardığı bir mektupta Macintosh, 1787'de oğluna Papillon'un ayrıldığını ve işlemi geliştirdiğini yazar: Papillon'un yirmi beş günde yaptığını kendisi yirmi günde ve daha iyi bir renkle yapıyordu.

Neden taklit edilemedi?

Kartın sorusu şudur: bu teknik neden Avrupa'da uzun süre başarıyla taklit edilemedi? Kaynaklar üç cevap verir.

İlki gizliliktir. Wertz, 20. yüzyılda Türk kırmızısı boyahanelerinde çalışmış Robert Peel'in, işlemlerin o kadar sıkı korunduğunu ki fabrikanın içindekilerin bile çoğunun yalnızca genel yöntemi bildiğini yazdığını aktarır. Papillon'un tarifi de yıllarca kilit altında tutuldu.

İkincisi, yazıya geçmeyen bilgidir.

Üçüncüsü iklim ve sudur. Wertz'in aktardığına göre boyacı J. N. Liles zorluğu, yağı kimyasal olarak dönüştürmek için gereken sıcak ve güneşin eksikliğine ve boya banyosundaki kalsiyum tuzlarının öneminin anlaşılmamasına bağlar. Britanya'nın yağmuru ve az güneşi yüzünden iş, 1830'larda kapalı kurutma odalarına geçilene kadar büyük ölçüde mevsimlikti. Sıcak ve güneşli bir iklimde kendiliğinden sağlanan koşullar, Avrupalı bir boyacının elindeki tarifte hiç yazmayan bileşenlerdi.

Kök boyadan fabrikaya

Tekniği öğrenen İskoçya, onu dünyanın en büyük üreticilerinden birine çevirdi. Wertz'e göre üretim Glasgow'un batısındaki Leven Vadisi'nde yoğunlaştı; İskoç baskılı mendilleri, bir zamanlar bu mendilleri yapan Hindistan'daki üretimi gerilemeye itti ve Türk kırmızısı sariler Hindistan'a ihraç edildi.

Sonra renk yeniden değişti. Kök boyanın kırmızısını veren molekül alizarindi.

Kimyager Henry Rzepa'nın aktardığına göre 1869'da iki grup alizarinin sentezi için patent başvurusu yaptı: William Perkin ve BASF'ta çalışan Carl Graebe ile Carl Liebermann; Almanlar bir gün farkla önde kaldı. Sentetik alizarin, boyacıların kök boya bitkisine olan ihtiyacını ortadan kaldırmaya başladı; ama Türk kırmızısı hemen yok olmadı. Wertz'e göre işlem sentetik alizarinle sürdü, üretim Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra geriledi ve 1936'ya gelindiğinde yeterince dayanıklı sentetik naftol kırmızılarıyla tamamen yer değiştirdi. Yani önce bitki, sonra teknik tarihe karıştı.

Örnek — her tende görünen bir kırmızı

Türk kırmızısı, Hindistan'daki sarilerden Kuzey Amerika'daki mendillere kadar çok farklı tenlerin üzerinde giyildi. RH-01'de Türk kırmızısını temsil etmek için kullanılan #A4161A kodunu, serinin dört ten örneğiyle CIELAB'de karşılaştırdık. Bu kod gerçek bir kumaşın ölçümü değil, ekranda bu kırmızıyı temsil eden bir yaklaşık değerdir.

F1C7A9 gibi açık bir tenin yanında kırmızı, tenden açıklıkça ayrılır: iki renk arasında 48 birimlik açıklık farkı ve yaklaşık 5'e 1'lik bir ışıklılık kontrastı vardır. Orta koyu 8D5524'te bu fark neredeyse kaybolur: açıklık farkı 7 birim, kontrast oranı 1,3'tür. Ama kırmızı yine de öne çıkar, çünkü tenin kromasının yaklaşık bir buçuk katı kromaya sahiptir ve tonu daha kırmızıdır; CIEDE2000 farkı 19'dur. En koyu 4A2C1D'de ise kırmızı tenden daha açıktır.

Aynı kırmızı, açık tende açıklığıyla, orta koyu tende doygunluğuyla, koyu tende hem açıklığıyla hem doygunluğuyla ayrışır. Bir kumaşın bir tende "canlı" görünüp görünmediğini tek bir kontrast sayısı söylemez; hangi boyutta ayrıştığına bakmak gerekir. Hangi ayrışmanın daha güzel olduğu ise bir tercih meselesidir.

Sık yapılan yanlış

Yaygın yanlış"Türk kırmızısı bir boyanın adıdır."
Doğrusu

Türk kırmızısı bir boya değil, bir işlemdir; aynı kök boya başka yöntemlerle çok daha soluk ve dayanıksız bir kırmızı verir. Rengin gücü, dokuz adımın birlikte yaptığı işten gelir.

Yaygın yanlış"Tarif yayımlanınca herkes Türk kırmızısı yapabildi."
Doğrusu

Fransa 1765'te, İskoçya 1804'te tarifi yayımladı; ama başarı, işlemi bilen boyacıların kendisini taşımayı ve iklime göre yıllarca uyarlamayı gerektirdi.

Özet

  1. Türk kırmızısı, kök boyayla pamuğa uygulanan, yağ, gübre, mazı, şap ve kan gibi maddelerin girdiği dokuz adımlı, haftalar süren bir işlemdi; Avrupa bu kırmızıyı uzun süre Anadolu'dan ve Yunanistan'dan satın aldı.
  2. Teknik Fransa'ya İzmirli Rum boyacılarla, İngiltere ve İskoçya'ya Rouen'li boyacılarla geçti; tarifler yayımlandı ama sonuç, bilgiyi taşıyan insanlara ve iklime bağlı kaldı.
  3. Taklidi zorlaştıran; gizlilik, yazıya geçmeyen örtük bilgi ile güneş, sıcak ve kalsiyumlu su gibi iklim farklarıydı. Sentetik alizarin 1869'da kök boyanın yerini aldı, işlemin kendisi 1936'ya kadar naftol kırmızılarına yenildi.

Kendini sına

  1. (Kolay) Türk kırmızısının Fransızcadaki adlarından biri hangi şehirden gelir?
  2. (Kolay) Papillon'un tarifinde kaç adım vardır?
  3. (Orta) Bu teknik neden Avrupa'da uzun süre başarıyla taklit edilemedi?
  4. (Orta) Türk kırmızısı Fransa'ya ve İskoçya'ya nasıl geçti?
  5. (Zor) Sentetik alizarin Türk kırmızısını neden hemen ortadan kaldırmadı?
  6. (Zor) Aynı kırmızı, açık ve orta koyu tende hangi boyutlarda ayrışır?

Cevaplar

  1. Edirne'den; Fransızca «rouge d'Andrinople» adı Edirne'nin eski adından gelir («Bir rengin iki adı»).
  2. Dokuz: kaynatma, gri banyo, beyaz banyo, mazı, iki şap banyosu, boyama, sabitleme ve parlatma («Dokuz adım, yirmi beş gün»).
  3. Teknik gizli tutuluyordu; ustaların farkında olmadan yaptığı ince ayarlar tariflere geçmiyordu; güneş, sıcak ve kalsiyumlu su gibi iklim koşulları Avrupa'da farklıydı («Neden taklit edilemedi?»).
  4. İnsanlarla: Fransa'ya İzmirli Rum boyacılar getirildi; İngiltere'de Rouen'li Borelle kardeşler ödül aldı, İskoçya'ya da Rouen'li Papillon Macintosh ve Dale'in boyahanesine getirildi («Sır nasıl korundu?»).
  5. Çünkü sentetik alizarin bitkinin yerini aldı ama işlemin yerini almadı; işlem sentetik alizarinle sürdü ve ancak 1936'ya gelindiğinde yeterince dayanıklı naftol kırmızılarıyla yer değiştirdi («Kök boyadan fabrikaya»).
  6. Açık tende büyük açıklık farkıyla, yaklaşık 5'e 1 kontrastla; orta koyu tende açıklık farkı neredeyse yoktur, kırmızı daha yüksek kroması ve daha kırmızı tonuyla ayrışır («Örnek — her tende görünen bir kırmızı»).

Kaynaklar

  • Wertz, J., «Turkey red textile dyeing in Glasgow: a cross-disciplinary investigation into Scotland's bygone industry», Scottish Business and Industrial History 29: 74–97, 2014.
  • «Account of the process followed by M. Pierre Jaques Papillon for dyeing Turkey red», The Philosophical Magazine 18(69): 43–47, 1804.
  • Mémoire contenant le procédé de la teinture du coton rouge-incarnat d'Andrinople sur le coton filé, Imprimerie Royale, Paris, 1765.
  • Rzepa, H., «The history of Alizarin (and madder)», Imperial College London, ch.ic.ac.uk.

Sonraki adım

MA-01, kök boyanın kırmızısını veren alizarin gibi moleküllerin neden renkli olduğunu soruyor: kromoforları, konjuge bağları ve elektronların soğurduğu enerjiyi, zincir uzadıkça soğurulan ışığın nasıl değiştiğini havuç ve domates örnekleriyle anlatıyor. MT-03 ise bu dersin tarihini kimyaya çeviriyor: reaktif, dispers, asit ve küp boyalarını, pamuk, polyester, yün ve naylonun boyayı nasıl tuttuğunu ve mordanlamanın bugünkü yerini ele alıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–0:30 Kanca: Güneşte asılı kırmızı bir pamuk yumağı; ekranda soru: bu kırmızıyı Avrupa neden yüz yıl boyunca yapamadı?
  • 0:30–2:00 Hikâye: Bir Anadolu boyahanesi; kök boya kökleri, zeytinyağı küpleri, güneşte kuruyan iplikler; ardından Avrupa'ya giden ip balyaları.
  • 2:00–4:30 Açıklama: Papillon'un dokuz adımı bir takvim şeridinde sırayla dolar; yumurtanın kül suyunda yüzmesi, ahşap kaplar ve bakır çemberler yakın planda.
  • 4:30–6:30 Sır nasıl korundu?: Harita üzerinde İzmir'den Rouen'e, Rouen'den Londra'ya ve Glasgow'a giden yollar; her yolun ucunda bir boyacı figürü.
  • 6:30–8:00 Aha anı: Aynı tarif iki ayrı iklimde uygulanır; güneşli avluda kırmızı parlar, yağmurlu İskoç avlusunda soluk kalır.
  • 8:00–9:30 Kök boyadan fabrikaya: Tarlalar solar, bir şişede sentetik alizarin belirir; 1936'da naftol kırmızısı ekrana girer.
  • 9:30–11:00 Gerçek dünya: Aynı kırmızı kumaş dört ten örneğinin yanında; açıklık ve kroma çubukları her tende farklı yüksekliklerde durur.
  • 11:00–11:30 Kapanış: MA-01 ve MT-03 kodları.

Görsel notları

  • Boyahaneler, boyacılar ve kumaşlar özgün illüstrasyondur; müze nesnesi ve arşiv fotoğrafı kullanılmaz.
  • #A4161A Türk kırmızısını temsil eden yaklaşık bir ekran rengidir; ölçülmüş bir kumaş değildir. Açıklık, kroma ve kontrast değerleri sRGB, D65 ve CIELAB ile hesaplanmıştır.
  • Ten örnekleri dört tondur ve hiçbiri "doğru" ten olarak sunulmaz; kırmızının hangi tende daha güzel durduğuna dair hüküm verilmez.