İçeriğe geç

M01-D01

Psikosomatik ne demek, ne demek değil

Psikosomatik kavramının ruh ile beden arasındaki karşılıklı etkiyi anlattığını, belirtinin hayali olduğunu söylemediğini iki örnekle açıklar.

Psikosomatik Akademisi — M01, Bu akademi nasıl okunur · 2.800 kelime · 16 örnek durum · 5 kanıt kartı · ≈ 13 dk okuma · 19 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Psikosomatik kelimesi tıp tarihinde iki fikri taşıdı: ruh ile bedenin bir bütün olduğu ve bazı hastalıkların ruhsal bir kaynaktan doğduğu. Bu akademi yalnız birincisini kullanıyor. Gündelik dilde kelimeye eklenen «gerçek değil» anlamı ise bu iki fikrin hiçbirinde yoktu.

Ruh hâli bedeni etkileyebilir; deneysel bir çalışmada stres düzeyi arttıkça aynı virüse yakalanma da arttı. Beden de ruh hâlini etkiler; bir hastalık kaygı ve çökkünlük doğurabilir. Bir ilişkiyi anlatırken okun hangi yöne gittiğini sormak bu akademinin ilk alışkanlığı olacak.

Nedeni o an bulunamayan belirti polikliniklerin gündelik işidir, ve bu belirtilerle yaşayanlar gerçek bir yük taşır. Bulunamayan bir neden, ruhsal bir neden demek değildir. Hekimin seçtiği kelime de hastada beklenenden farklı bir yere ulaşabilir: «psikosomatik» kelimesi birçok hastaya bir sahtelik suçlaması gibi geliyor.

Açılış sahnesi

Eskişehir'de bir mahalle eczanesi, akşam yedi. Otobüs şoförü Kemal Bey tezgâha bir kutu mide ilacı bırakıyor; bu ay üçüncü kutu. Eczacı Serap Hanım kutuyu okuturken soruyor: «Son zamanlarda işte bir sıkıntı var mı? Bazen mide stresle de alevlenir.» Kemal Bey'in yüzü değişiyor. «Yani bunu ben mi uyduruyorum? Gece ikide yanan midem hayal mi?»

Serap Hanım böyle bir şey söylemedi. Söylediği şey, sıkıntının mideyi gerçekten etkileyebileceğiydi. Kemal Bey'in duyduğu ise ağrısının sahte sayıldığıydı. Aynı cümle tezgâhın iki yanında iki ayrı anlama geldi, ve bu fark Kemal Bey'in bir dahaki sefere midesinden hiç söz etmemesine yetebilir. Kemal Bey ile Serap Hanım bu dersin kurgusal kişileri; ama tezgâhtaki yanlış anlaşılma, bu dersin ölçeceği kadar gerçek.

Bu derste ne olacak

Bu akademinin adındaki kelime, «psikosomatik», gündelik dilde çoğu zaman «gerçek değil» anlamında kullanılıyor. Tıp tarihindeki asıl anlamı ise bunun neredeyse tersi: ruh ile bedenin birbirini etkilediği. Bu ders o iki anlamı ayırıyor.

Önce kelimenin tarihine bakacağız ve bir anlamın ötekini nasıl gölgede bıraktığını göreceğiz. Sonra ruhtan bedene giden yolu gösteren bir deneyi okuyacağız, ardından bedenden ruha dönen yolu. Bulunamamış bir nedenin ne kadar yaygın olduğunu ve bu belirtilerin insanların hayatına neye mal olduğunu gösteren iki çalışmaya geçeceğiz. En sonda, bir hekimin seçtiği kelimenin hastaya nasıl ulaştığını ölçen küçük ama keskin bir araştırmayla bitireceğiz.

Sıfır noktası

Bu derste dört kelime sık geçecek. Hepsi birbirine yakın duruyor ve günlük konuşmada birbirinin yerine kullanılıyor; akademi boyunca ise ayrı tutulacaklar.

Yaygın yanlış"Psikosomatik demek, hastanın belirtiyi uydurduğu demektir."
Doğrusu

Psikosomatik bir açıklama belirtinin varlığını sorgulamaz; belirtinin hangi yollardan beslendiğini sorar. Ağrı, yorgunluk ya da nefes darlığı ruh hâliyle değişse de kişinin bedeninde gerçekten yaşanır. Uydurma ayrı bir şeydir ve tıpta oldukça nadirdir; akademi ona M49'da, tanı dilinin bir köşesinde döner.

Mekanizma

Bir kelimenin iki anlamı

Psikosomatik tıbbın kendi tarihçileri, bu kelimenin en başından iki farklı fikri birlikte taşıdığını yazdı. Biri bütüncül fikirdi: insan ruh ve beden diye ikiye bölünemez, her hastalıkta ikisi birden rol oynar. Öteki ruhsal köken fikriydi: bazı hastalıkların kaynağı bir çatışma, bastırılmış bir duygu ya da belirli bir kişiliktir. Yirminci yüzyılın ortasında ikinci fikir öne çıktı ve «psikosomatik hastalık» denince belirli bir hastalık listesi anlaşılır oldu (bu listenin hikâyesi M08'de).

Gündelik dilde kelimeye üçüncü bir anlam eklendi: «gerçek değil». Bu anlam ne bütüncül fikirde ne ruhsal köken fikrinde vardı. Ruhsal köken fikri bir neden iddiasıydı, bir sahtelik iddiası değil; ama bir belirtiye «ruhsal» demekle «yok» demek arasındaki mesafe konuşma dilinde kolayca kapandı.

Ruhtan bedene: bir deney

Ruh hâlinin bedeni etkilediği fikrini gözlemle göstermek zordur: stresli insanlar daha kötü uyur, daha çok sigara içer, hekime daha geç gider ve bunlardan hangisinin sonucu değiştirdiği karışır. Bu yüzden alanın en çok anılan çalışmalarından biri, stresi ölçüp sonra herkese aynı virüsü veren bir deneydir.

Bu deneyin gücü tasarımında. Gönüllüler stresi deneyde almadı, deneye stresleriyle geldi; ama virüs herkese aynı biçimde verildi ve herkes aynı odalarda, aynı yemekle izlendi. Stresli bir insanın daha çok virüsle karşılaştığı açıklaması böylece ortadan kalktı. Geriye kalan bulgu, bedenin aynı virüse ruh hâline göre farklı yanıt verebildiğiydi.

Bedenden ruha: ters yön

Psikosomatik kelimesinin bütüncül anlamı, okun tek yönlü olmadığını da içerir. Bedensel bir hastalık kaygıya, çökkünlüğe ve uykusuzluğa yol açabilir; bu da bir zayıflık değil, hastalığın kendisinin bir parçasıdır. Ruh hâli ile hastalık arasındaki birçok ilişkide okun hangi yöne gittiği bu yüzden ayrıca sorulur (M02-D05).

Bulunamayan neden: ne kadar yaygın, neye mal oluyor

Psikosomatik kelimesinin gündelik anlamı en çok, bir belirtinin nedeni bulunamadığında devreye girer. Bu durum sanıldığı gibi istisnai değildir.

Bu çalışmadaki son bulgu önemli: açıklanamayan belirtisi olan hastaların ruhsal bir hastalığı olma olasılığı, belirtisi açıklananlardan farklı bulunmadı. Bulunamayan bir neden, kişide bir ruhsal bozukluk olduğunu göstermiyor. Yalnız birçok belirtiyle başvuranlarda ruhsal sıkıntı daha sık görüldü.

İki çalışmayı birlikte okuyunca tablo şu: nedeni o an bulunamayan belirti, bir hastane polikliniğinin gündelik işidir, ve bu belirtilerle yaşayan insanlar «bir şeyi olmayan» insanlar değildir. İşine, uykusuna ve ruh hâline belirtisi açıklanan hastalar kadar, bazen daha çok yük biniyor.

Hekimin kelimesi hastaya nasıl ulaşıyor

Eczanedeki yanlış anlaşılma, bir araştırmada sayıya da döküldü. Edinburgh'da bir ekip, aynı belirti için kullanılan on farklı adın hastalar için ne anlama geldiğini sordu.

Bu bulgu bir hekime hangi kelimeyi seçmesi gerektiğini söylemiyor; kelimelerin hastada ne uyandırdığını gösteriyor. Psikosomatik kelimesi bütüncül anlamda kullanılsa bile, hastaların büyük bir kısmı onu bir sahtelik suçlaması olarak duyuyor. Akademinin bu kelimeyi adında taşıyıp her derste tanımlamasının nedeni bu.

Usta katmanı

Bu dersteki ayrımın en ince yeri, «psikolojik» ile «bedensel» kelimelerinin birbirinin karşıtı gibi kullanılmasıdır. Bir belirti ya psikolojik ya bedensel olmak zorunda değil. Ağrı sinir sisteminde üretilir; stres hormonlarla ve sinirlerle bedene ulaşır; kaygı kalp atışını değiştirir. Bir açıklamanın psikolojik bir parçası olması onu bedensel olmaktan çıkarmaz, ve bedensel bir açıklama bulunması psikolojik bir parçayı dışlamaz. Edinburgh çalışmasının yazarlarının «işlevsel» kelimesini önermesinin bir nedeni de buydu: kelime psikolojik ile bedensel arasında bir seçim yapmayı gerektirmiyor.

Yaygın yanlış"Tahliller temizse belirti psikolojiktir."
Doğrusu

Bir tahlilin normal çıkması, o tahlilin aradığı şeyin bulunmadığını söyler. Belirtinin ruhsal bir kaynağı olduğunu söylemez. Nedeni o an bulunamayan bazı belirtiler sonradan bir hastalığa bağlanır; bazıları işlevsel bir bozukluk olarak kendi olumlu bulgularıyla tanınır; bazıları kendiliğinden geçer. «Temiz» bir sonuç bir tanının sonu değil, bir sonraki sorunun başıdır (M04-D03).

İkinci ince yer, «psikosomatik» bir açıklamanın bir suçlama gibi işlemesi. Bir belirtinin stresle arttığını söylemek kişiye bir şey yüklemez; ama «stresini yönetemiyorsun, o yüzden hastasın» cümlesi yükler. Akademinin bütün derslerinde ruh hâlinin payı konuşulurken özne kişi değil yol olacak: uykusuzluğun, gerilimin, yalnızlığın bedene hangi yoldan ulaştığı. Bu ayrımın kendine ait bir modülü var (M04).

Yaygın yanlış"Psikosomatik bir belirti psikiyatriste, bedensel bir belirti hekime gider."
Doğrusu

Bu ayrım bakımı ikiye böler. İşlevsel bir bağırsak sorunu olan bir hasta hem bir gastroenteroloğun izlemine hem psikolojik bir yaklaşımın desteğine ihtiyaç duyabilir; kalp krizi geçirmiş bir hasta hem bir kardiyoloğa hem çökkünlüğü için bir uzmana. Hangi uzmanın işe katılacağı belirtinin «türüne» göre değil, kişinin neye ihtiyaç duyduğuna göre belirlenir.

Yaygın yanlış"Ruh hâlinin payı varsa, düzelmek kişinin elindedir."
Doğrusu

Bir belirtinin ruh hâliyle değişmesi, onun irade gücüyle değiştirilebileceği anlamına gelmez. Ruh hâli de çoğu zaman kişinin seçmediği koşulların, uykunun, işin, yoksulluğun, bir kaybın ürünüdür. Psikolojik yaklaşımlar bazı belirtilerde gerçekten yardımcı olur, ama bu bir sorumluluk değil bir seçenektir; kanıtları ve sınırları M42'de ayrı ayrı okunacak.

Kanıtın sınırı

Bu dersteki bulguların her biri belirli bir yerden ve belirli bir zamandan geliyor. Kelimenin hastalarda uyandırdığı çağrışımı ölçen çalışma Edinburgh'da, 86 kişiyle ve varsayımsal bir soruyla yapıldı; aynı soru Türkçede, Türkiye'deki bir poliklinikte, «psikolojik», «sinirsel» ya da «stresten» kelimeleriyle sorulsaydı ne sonuç çıkacağını bilmiyoruz. Açıklanamayan belirtinin yaygınlığını gösteren çalışmalar İngiltere ve İskoçya'dan geliyor ve sağlık sisteminin sevk düzenine bağlı; başka bir sistemde oranların farklı olması beklenir. Soğuk algınlığı deneyi güçlü bir tasarıma sahip, ama deneysel bir virüs ve kısa bir izlem içeriyor; stresin uzun vadeli hastalıklar üzerindeki etkisi ayrı bir sorudur ve her organ için ayrıca sınanması gerekir (Bölüm IV). Lipowski'nin önerisi bir tarihçinin görüşü; kelimenin gelecekte hangi anlamda kullanılacağını bir makale belirlemiyor. Son olarak, bu derste sözü edilen kelime farklarının hastanın sonraki bakımını, örneğin tedaviye devam etmesini, gerçekten değiştirip değiştirmediği bu çalışmalarda sınanmadı; o soru açıklama dersinde (M50) yeniden açılacak.

Kendin dene

Aklında kalsın

Psikosomatik kelimesi tıp tarihinde iki fikri taşıdı: ruh ile bedenin bir bütün olduğu ve bazı hastalıkların ruhsal bir kaynaktan doğduğu. Bu akademi yalnız birincisini kullanıyor. Gündelik dilde kelimeye eklenen «gerçek değil» anlamı ise bu iki fikrin hiçbirinde yoktu.

Ruh hâli bedeni etkileyebilir; deneysel bir çalışmada stres düzeyi arttıkça aynı virüse yakalanma da arttı. Beden de ruh hâlini etkiler; bir hastalık kaygı ve çökkünlük doğurabilir. Bir ilişkiyi anlatırken okun hangi yöne gittiğini sormak bu akademinin ilk alışkanlığı olacak.

Nedeni o an bulunamayan belirti polikliniklerin gündelik işidir, ve bu belirtilerle yaşayanlar gerçek bir yük taşır. Bulunamayan bir neden, ruhsal bir neden demek değildir. Hekimin seçtiği kelime de hastada beklenenden farklı bir yere ulaşabilir: «psikosomatik» kelimesi birçok hastaya bir sahtelik suçlaması gibi geliyor.

Sonraki derse köprü

Bu ders bir kelimenin neyi söyleyip neyi söylemediğini ayırdı. Bir sonraki ders aynı ayrımı akademinin kendisine uyguluyor: bu akademi ne verir, ne vermez? Kanıtı okumayı öğreten bir dersler dizisi ile tanı koymak,, tedavi önermek ve bir hastalığı kişinin duygusuna bağlamak arasındaki sınırı orada çizeceğiz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu sayfa hakkında ne düşünüyorsun?