İçeriğe geç

M30-D07

Vaka: bir rüya dizisi

Bir hastanın rüya dizisini Freudcu ve Jungcu yaklaşımlarla karşılaştırarak okur.

Psikanaliz Akademisi — M30, Vaka atölyesi · 3.124 kelime · 16 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 21 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Bir rüya dizisinde her rüya iki yönde okunabilir: onu doğuran günden ve eski isteklerden geriye doğru, ya da danışanın henüz varmadığı bir yere doğru ileriye.

Freudcu araçlar rüyanın hangi malzemeden örüldüğünü çözer; Jungcu araçlar rüyanın hangi yöne aktığını izler.

Türkan'ın vakasında danışan en çok geriye bakan okumada kendini buldu, pencere imgesini ise ileriye bakan okumadan aldı. Seçimi terapist tek başına yapmadı; okuma ikisinin ortak işi oldu.

Kurama fazla uyan, fazla düzgün rüyalar terapistin dilini ve umudunu da taşıyabilir; dışarıdan bir göz ve uymayan rüyaları da kaydeden bir harita bu riski azaltır.

Açılış sahnesi

Ardahan'ın Çıldır ilçesi, gölün kıyıdan kıyıya ilk kez buz tuttuğu hafta. Sabah yedide çarşıdaki tek fırının önünde altı kişilik bir sıra var. Saliha müftülüğün açtığı Kuran kursunda öğretici, on yıldır her sabah bu sırada bekliyor. Arkasındaki İsmet köyün yukarısındaki taş ocağında ateşçi; patlatma fitillerini o hazırlıyor.

İsmet ellerini cebinden çıkarmadan anlatıyor. "Yine o rüya. Babamın kahverengi paltosu askıda, ben giyiyorum, kollar parmaklarımı yutuyor. Bu ay üçüncü."

"Dün ne yaptın?" diye soruyor Saliha.

"Dolabı düzelttim. Paltoyu gördüm, atamadım. Ondandır."

Saliha başını sallıyor ama ikna olmamış. "Annem derdi ki rüyada büyüğünün elbisesini giyen onun yükünü alır. Usta başı emekli oluyor demiştin. Bu rüya sana bir şey söylüyor."

"Ne söyleyecek? Dün paltoyu gördüm, gece paltoyu gördüm."

"Peki kollar neden uzun?"

İsmet cevap vermiyor. Sıra ilerliyor, fırıncı iki somunu kâğıda sarıyor. İsmet ekmeği koltuğunun altına sıkıştırırken dönüp bakıyor: "Usta başına daha kimse beni önermedi."

"Önerecekler," diyor Saliha. "Sen de o zaman kollarını sıvarsın."

Bu derste ne olacak

Türkan elli sekizinde bir botanikçi; otuz bir yıldır çalıştığı üniversite herbaryumundan emekliye ayrılıyor ve aynı aylarda evini satıp daha küçük bir daireye taşınıyor. Uykusuzluk ve karar verememe şikâyetiyle psikolog Sadık'a başvuruyor ve beş ay içinde beş rüya getiriyor. Her birinde önce Türkan'ın çağrışımları ve rüyadan önceki gün, ardından aynı rüyanın Freudcu ve Jungcu okuması gelecek. Sonra dizinin bütününe bakacağız: iki okuma diziyi farklı yönlere çeviriyor ve Sadık bu yönlerden birini seçmek zorunda kalıyor. Son durak, terapistin kendi kuramının danışanın rüyalarına sızma ihtimali.

Sıfır noktası

Araç kutusu dolu. Gün artığı, açık içerik ve gizil düşünceler M03-D03'te; istek doyumu M03-D01'de; yoğunlaştırma, yer değiştirme ve aşırı belirlenim M03-D04'te; temsil ile ikincil düzenleme M03-D05'te; sansür ve bozulma M03-D06'da kuruldu. Jung tarafında öznel ve nesnel düzey, ereksel bakış, prospektif işlev ve rüya dizisi M13-D03'te; amplifikasyon ve dolanma M13-D04'te; yaşayan sembol M13-D06'da; rüyanın sahne kuruluşu M27-D03'te anlatıldı. İlk rüya ile aktarım rüyası M24-D07'nin terimleri.

Bu ders onları tek bir danışanın beş ayında yan yana çalıştırıyor. Okuma sırası her rüyada aynı kalacak: önce danışan konuşur, terapist sonra.

Mekanizma

Boyalı pencereler: ilk rüya

Türkan ilk görüşmeye emeklilik dilekçesinin kopyası ve yeni dairenin planıyla geliyor. Kendine zarar verme ya da ölme düşüncesi taşımadığını söylüyor; kriz izlemi gerektiren bir tablo yok (M26-D06). Sadık psikodinamik eğitim almış bir psikolog; yıllar önce Jungcu bir enstitünün seminerlerine de katılmış. Haftada bir seans kararlaştırıyorlar.

Sadık önce gün artığını arıyor. Türkan rüyadan önceki gün herbaryumun anahtarlarını yerine gelen genç meslektaşına teslim etmiş, yerini boşaltmış ve masasındaki son kutuyu eve taşımış. Çağrışımlar oradan dallanıyor: annesinin evde pencereleri yazın güneş girmesin diye gazeteyle kapattığı odalar, çocukken girmesi yasak olan misafir odası, kendisinden yirmi yıl genç meslektaşına anahtarları verirken duyduğu ve adını koyamadığı bir sıkışma.

Freudcu okuma bu malzemeyle bir istek doyumu (M03-D01) arar. Dolu çekmeceler ve yer bulamayan yaprak, açık içerikte bir kaybı anlatıyor; gizil düşüncelerde ise yerini bırakmak istemeyen ama bunu kendine söyleyemeyen birinin isteği görülebilir: bir yer bulunamıyorsa kimse onun yerine geçemez. Ev, herbaryum ve terapistin koridoru tek bir mekânda birleşmiş; bu yoğunlaştırmadır (M03-D04). Duygusal ağırlık da kaymış: rüyanın merkezinde emeklilik yerine küçük bir yaprak duruyor. İlk rüya olarak (M24-D07) bir şey daha söylüyor olabilir: Türkan terapiye de yerini bulamamış bir yaprakla geliyor.

Jungcu okuma aynı rüyaya öznel düzeyden (M13-D03) bakar: ev rüya görenin kendisidir, dolaplar ömür boyu biriktirilmiş ve sınıflanmış bir hayattır, içeriden boyanmış pencereler dışarıya bakamayan bir bilinçli tutumdur. Bu okumada rüya bir telafi (M11-D08) taşır: uyanıkken her şeyi yerli yerinde tutan Türkan'a, yerleşik düzenin artık nefes aldırmadığını gösterir. Sadık iki yorumu da defterine geçiriyor, seansta söylemiyor.

Dağılan yapraklar ve kilerdeki at

Freudcu okumada bu utanç önemli bir ipucu. Rüyada yaşanan duygu, sahnenin gerektirdiğiyle uyuşmuyor; kayıp bir sahnede hafiflik. Sansür (M03-D06) burada isteği tümüyle gizlememiş, duygunun bir kısmını geçirmiş: yükten kurtulma isteği rüyaya girmiş, onu suçlu bulan ses ise uyanınca konuşmuş. Bavul da aşırı belirlenmiş (M03-D04) görünüyor; Türkan bavulu hem taşınmaya, hem üniversiteye ilk geldiği yıl annesinin hazırladığı çantaya, hem de meslektaşlarının her şeyi ona bırakan alışkanlığına bağlıyor.

Jungcu okuma rüyanın sahne kuruluşuna (M27-D03) bakar. Yer ve kişi verilmiş, düğüm rüzgârla kurulmuş, ama yol ayrımında rüya kesiliyor: çözüm yok. Ereksel bakış (M13-D03) soruyu çevirir: rüya hafifliği bir hata diye mi gösteriyor, yoksa bilincin henüz kabul etmediği bir hazırlığı mı? Rüya egosunun (M11-D10) kâğıtların peşinden koşmaması, uyanık Türkan'ın her şeyi kontrol eden tutumunun tam tersi.

Sadık bu seansta Freudcu okumanın ağırlığını duyuyor. At, dedenin, çocukluğun ve terk edilmiş bir sorumluluğun yoğunlaştığı bir öğe; kilere kapatılmak istenmesi Türkan'ın ağabeyine duyduğu ve hiç söylemediği öfkeyi, bir de giden kişi olmanın suçluluğunu taşıyor olabilir. Gizil düşünce şöyle kurulabilir: ben gidersem bakılması gereken şey ölür. Emeklilik bu eski cümleyi uyandırmış görünüyor.

Burada sembol ile işaret ayrımı (M13-D06) iş görüyor. Freudcu okumada at bir şeyin yerini tutar ve çözülünce işi biter; Jungcu okumada at Türkan'ın henüz tam bilmediği bir yaşama gücünün en iyi ifadesi olarak açık kalır ve sonraki rüyalarda geri dönüp dönmeyeceği izlenir. Biri atın kökenini, öteki gidişatını soruyor.

Atkılı yaşlı adam

Freudcu okumada rüya bastırılmış bir rekabeti ve bir düzeltme isteğini doyuruyor: Türkan uyanıkken yapmadığını rüyada yapıyor, terapistin elinden kalemi alıyor. Adamın gülümseyip bırakması da istek doyumunun bir parçası; düzeltilen kişi kızmıyor. Türkan bunu duyunca kızarıyor ve ilk kez Sadık'ın bazı yorumlarının "fazla hazır" geldiğini söylüyor.

Jungcu okuma aynı figürde bir bilge yaşlı imgesini, bir arketipi (M11-D02) görebilir: kendi bilgisini sorgulayan, ama yerine yeni bir adlandırma öneren bir iç rehber. Sadık bu okumanın çekiciliğini fark ediyor ve tam da bu yüzden ondan kuşkulanıyor.

Kavram Freud'un doğrulayıcı rüyasıyla (M24-D07) akraba, ama yalnız bir yorumun tekrarını değil terapistin dilini ve heyecanlandığı anları da kapsıyor.

Rüyaya ne kadar yer açılacağını terapistin eğitimi ve kendi rüyalarıyla ilişkisi de belirliyor.

Açılan pencere ve dizinin iki yönü

Jungcu okumada bu rüya dizinin bir çözüme (M27-D03) vardığı yer: kapalı pencere açılmış, kilere kapatılan at dışarıda ve özgür, rüya egosu ilk kez kendi eliyle bir şey yapıyor. Prospektif işlev (M13-D03) açısından rüya, Türkan'ın bilincinin henüz varmadığı bir hayatın ilk taslağı. Boş pres de yaşayan bir sembol (M13-D06) gibi duruyor; anlamı henüz bitmemiş.

Freudcu okuma burada temkinli. Rüya fazla düzgün; dizinin bütün ipleri tek sahnede bağlanmış. İkincil düzenleme (M03-D05) uyanık zihnin rüyaya verdiği tutarlılığı adlandırıyordu; burada bu düzen terapiyi memnun etme isteğinden de gelebilir. Atkılı adamdan sonra gelen bu rüya, terapistin umduğu sonu taşıyor.

Dizinin bütününe bakınca iki okuma iki ayrı hikâye anlatıyor. Freudcu okumada beş rüya aynı eski isteğin değişen kılıklarıdır: yerini kaybetmemek, giden kişi olmanın bedelini ödememek, terapiste karşı bir rekabeti dile getirmek. Dizi geriye, çocukluk evine ve satılan ata doğru akar. Jungcu okumada aynı beş rüya bir yolculuğun aşamalarıdır: kapalı pencereden yol ayrımına, kilerden bozkıra. Dizi ileriye, emeklilik sonrası bir hayata doğru akar. Jung'un indirgeyici ve sentetik yorum ayrımı (M27-D01) bu iki yönü adlandırıyordu.

Sadık'ın kararı bu kullanımlara oturuyor. Süreç ve içgörü için çağrışıma dayalı Freudcu çalışmayı seansın ana aracı yapıyor, çünkü Türkan'ın şikâyeti olan karar verememe, suçluluk ve uykusuzluk en çok atın rüyasında açıldı. Jungcu dizi haritası ise değişimi izlemek için arka planda kalıyor; ikisinin arada bir birlikte baktığı bir kayıt bu, Türkan'a kehanet gibi sunulmuyor.

Usta katmanı

İki okuma da çağrışımı önce danışandan alıyor; ayrıldıkları yer, çağrışımın nereye bağlandığı. Serbest çağrışım rüyadan uzaklaşıp eski bir yaraya iner, dolanma imgenin çevresinde kalır.

Terapistin kuramı rüyaya sorduğu sorudan ve ilgiyle eğildiği rüyadan sızar. Sadık'ın ikinci aydaki bir cümlesi dördüncü ayda bir arketipe dönüştü; beşinci ayın çözümü de onun umduğu sondu. Bu, ileriye dönük okumayı geçersiz kılmıyor; ondan gelen her ilerleme bulgusunu tartıya koyuyor.

Bir rüya dizisini iki kuramın gözüyle birden tutmak, insanın kendi rüyalarını da yıllarca bir başkasına okutmasıyla incelen bir dikkat; bu beş rüya o dikkatin yalnız bir provası.

Yaygın yanlış"Aynı rüyaya iki farklı yorum geliyorsa yorumlardan biri yanlıştır."
Doğrusu

Freudcu ve Jungcu okuma rüyaya farklı sorular yönelttiği için farklı cevaplar verir. Birinin geçmişe, ötekinin geleceğe bakması çelişki sayılmaz; seçim, danışanın o dönemde neye ihtiyaç duyduğuna ve hangi okumada kendini bulduğuna göre yapılır.

Yaygın yanlış"Danışanın rüyaları terapistin kuramına uyuyorsa kuram doğrulanmış olur."
Doğrusu

Danışan terapistin dilini ve neye heyecanlandığını çabuk öğrenir; kurama uyan rüyalar bu ilişkinin izini de taşır.

Yaygın yanlış"Dizinin son rüyası olumlu bir çözüm taşıyorsa terapi amacına ulaşmıştır."
Doğrusu

Çözüm taşıyan bir rüya umut verici bir işarettir ama terapistin umudundan da beslenebilir ve sonraki rüyalar eski sahnelere geri dönebilir. Değişim, belirtiler, ilişkiler ve gündelik hayat birlikte izlenerek değerlendirilir.

Kanıtın sınırı

Kartlardaki çalışmaların hiçbiri Freudcu ve Jungcu rüya çalışmasını aynı danışanlarda karşılaştırmıyor; bu vakada iki okumanın yan yana konması bir klinik akıl yürütme alıştırmasıdır, birinin ötekine üstünlüğünü göstermez. Nörobilişsel rüya kuramı, gece terapisi hipotezi ve AIM modeli (M03-D10) rüyanın nasıl oluştuğunu açıklamaya çalışır; bir rüyanın geçmişe mi geleceğe mi bakan bir anlam taşıdığına karar vermez. Terapistlerin rüya kullanımı üzerine veriler öz bildirime dayanıyor; dizideki değişimi izleyen çalışmalar tek vakalık ve çoğunlukla yöntemin sahibi olan ekiplerden geliyor. Öğretiye uyma klinisyenlerin bildiği bir kaygı; ama buradaki kartların hiçbiri, terapistin kuramının danışanın rüya içeriğini ne kadar değiştirdiğini ölçmüyor. Rüyanın tabir edildiği, bir müjde ya da uyarı sayıldığı ailelerden gelen danışanlarda ileriye bakan okumanın başka bir çekim taşıyabileceği de Türkiye'deki örneklemlerle sınanmadı.

Kendin dene

Aklında kalsın

Bir rüya dizisinde her rüya iki yönde okunabilir: onu doğuran günden ve eski isteklerden geriye doğru, ya da danışanın henüz varmadığı bir yere doğru ileriye.

Freudcu araçlar rüyanın hangi malzemeden örüldüğünü çözer; Jungcu araçlar rüyanın hangi yöne aktığını izler.

Türkan'ın vakasında danışan en çok geriye bakan okumada kendini buldu, pencere imgesini ise ileriye bakan okumadan aldı. Seçimi terapist tek başına yapmadı; okuma ikisinin ortak işi oldu.

Kurama fazla uyan, fazla düzgün rüyalar terapistin dilini ve umudunu da taşıyabilir; dışarıdan bir göz ve uymayan rüyaları da kaydeden bir harita bu riski azaltır.

Sonraki derse köprü

Türkan dördüncü ayda Sadık'ın yorumlarını "fazla hazır" bulduğunu söylediğinde terapi küçük bir sarsıntı geçirdi; ikisi bunu konuşabildi ve iş sürdü. Her terapide bu kadar kolay olmaz. Bazen danışan seanslara geç kalmaya başlar, bazen terapistin bir cümlesinden sonra bir daha gelmez. Çalışma ittifakının nasıl kurulduğu M23-D07'de, kopmanın türleri ve onarım yolları M23-D08'de anlatıldı; M30-D08 «Vaka: ittifak kopması» bir kopuşun ardından terapistin onarımı nasıl planladığını, hangi adımı neden attığını tek bir vakada izliyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.