İçeriğe geç

M29-D05

Eğitim analizi

Eğitim analizinin tarihini, gerekçesini ve tartışmalarını açıklar.

Psikanaliz Akademisi — M29, Etik, sınırlar ve analistin eğitimi · 3.009 kelime · 17 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 20 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Eğitim analizi analist adayının kendi kör noktalarını tanıması, karşıaktarımı kullanabilmesi ve analizi içeriden bilmesi için konmuş bir şarttır.

Şart 1918'de bir öneri olarak dile getirildi, 1920'de Berlin polikliniğinde bir kurala dönüştü ve 1920'ler boyunca derneklerin çoğuna yayıldı; ortak bir uluslararası yönetmelik ise o dönemde kurulamadı.

Eğitim analistinin aynı zamanda adayı değerlendirmesi analizi bozabilir; raporlamayan düzen bu sorunu çözmeye çalışır, ama kendi itirazlarını da taşır.

Terapistler kişisel terapiyi çoğunlukla yararlı bulur. Bunun danışana yansıdığına dair kanıt ise zayıftır.

Açılış sahnesi

Şanlıurfa'nın Hilvan ilçesinden baraj gölüne inen toprak yolun sonu, şubatın rüzgârlı bir perşembesi. Karşı kıyıdaki köylere giden tek motorlu kayık iskelede bekliyor. Mukaddes haftada bir karşıdaki köy bakkalına un ve şeker götürüyor; çuvallarını teknenin ortasına yerleştirirken pruvada sırılsıklam oturan genç çırağı görüyor. Çocuğun dudakları morarmış, iki eliyle küpeşteye tutunuyor.

"Dümene ne zaman geçecek bu oğlan?" diye soruyor Mukaddes.

İrfan motoru çalıştırırken gülümsüyor. Otuz yıldır bu suyu geçiyor. "Bütün kış önde oturacak. Dalga yüzüne vuracak, karşıya varana kadar midesi ağzına gelecek. Yolcunun neden korktuğunu kendi midesinde bilmeyen dümen tutamaz."

"Peki ne zaman tutacak?"

"Ben söyleyeceğim."

Kayık açığa çıkınca çırak öne eğiliyor, hemen doğruluyor ve İrfan'a dönüp el sallıyor: her şey yolunda. Mukaddes çocuğun yüzündeki solgunluğu görüyor. İskeleye vardıklarında çuvalları indirirken İrfan'a alçak sesle söylüyor: "Midesinin bulandığını sana söylemiyor. Sen hem onu karşıya taşıyorsun hem de dümene hazır olup olmadığına karar vereceksin. Ben onun yerinde olsam ben de söylemezdim."

İrfan bir şey demiyor. Dönüş yolunda motoru biraz yavaşlatıyor ve çırağın yanına bir naylon örtü atıyor.

Bu derste ne olacak

M29-D04 kararın arkasındaki karşıaktarımı görmenin terapistin kendini tanımasına dayandığını göstermişti. Psikanaliz bu tanımayı bir kişisel erdem olarak bırakmadı, eğitimin içine bir kural olarak yerleştirdi. Ders kuralın izini Freud'un kendi rüyalarından Berlin'deki ilk enstitüye kadar sürüyor, gerekçesini tartıyor, sonra İrfan'ın iki işine benzeyen sorunlara geçiyor: aynı analistin adayın hem tanığı hem değerlendiricisi olması, eğitim analisti unvanının kurduğu hiyerarşi ve hiç bitmeyen analiz. Son olarak terapistin kendi terapisinin danışana ne kazandırdığı konusunda araştırmanın ne söyleyebildiğine bakıyor.

Sıfır noktası

Eğitim analizi, analist adayının yetkili bir analistle yürüttüğü kişisel analizdir; kavram M01-D08'de tanıtıldı. Buradaki soru tanımdan çok işleyiştir. Aday hem bir hasta gibi divana uzanır hem de bir meslek kurumunun öğrencisidir; kendi analizinden geçmeden analist olamaz.

Bu şartın arkasında iki fikir yatar. Birincisi kör noktadır: terapistin kendinde görmediği bir şey danışanın malzemesini de bulanıklaştırır, karşıaktarım (Terapi S02-P02-D07) bu bulanıklığın odadaki biçimidir. İkincisi içeriden bilgidir: çağrışımı sürdürmenin, bir yoruma direnmenin, bir ayrılığa öfkelenmenin ne demek olduğunu yaşamamış biri bunu başkasında da tam tanıyamaz.

Yaygın yanlış"Eğitim analizi, adayın ruhsal açıdan sağlam olup olmadığını denetleyen bir sınavdır."
Doğrusu

Değerlendirme eğitimin başka adımlarında, kabul görüşmelerinde ve süpervizyonda yapılır. Eğitim analizi bir analizdir; amacı adayın kendi iç dünyasıyla tanışmasıdır. Bu iki işin aynı kişide birleştiği kurumlarda karışıklığın nasıl doğduğu, dersin ikinci yarısının konusu.

Mekanizma

Kural nasıl doğdu

Freud kimseden analiz almadı; kendi rüyalarını ve anılarını çözümleyerek hazırlandı ve 1912'de bunun herkese yetmediğini kabul etti (M02-D07). Aynı yazıda başkasıyla analiz şartını ilk koyanın Zürih okulu olduğunu belirtir. Jung da yıllar sonra, analistin analiz edilmesi talebini kendisinin öne sürdüğünü yazacaktı (M27-D01). Öncelik tartışması böylece kurucuların kendi anlatısında başlar.

Yaygın yanlış"Freud da analizini bir başka analistle yaptı."
Doğrusu

Freud kimsenin divanına uzanmadı; hazırlığı kendi rüyaları ve Fliess'e yazdığı mektuplardı. Başkasından analiz alma şartını kendisi için değil, sonraki kuşaklar için kabul etti.

Fikri bir eğitim kuralı olarak dile getiren kişi Viyanalı analist Hermann Nunberg oldu. 1918 Budapeşte kongresinde her analistin kendisinin de analiz edilmesi gerektiğini savundu. Bir önerinin kurala dönüşmesi için ise onu uygulayacak bir kurum gerekiyordu.

O kurum Berlin'de doğdu. Max Eitingon'un servetiyle desteklediği ve 1920'de çalışmaya başlayan psikanalitik poliklinik hem bir ayaktan tedavi merkezi hem bir eğitim enstitüsüydü. Polikliniğin hastalarını giderek yeni yetişen analistler görmeye başladı; onları korumak ve başlayanları yönlendirmek için deneyimli bir analistin denetimi getirildi.

Tarih bu yüzden düz bir çizgi izlemez. Eğitim analizi şartı 1920'ler boyunca derneklerin çoğunda benimsendi; ne kadar sürdüğü, kimin yapabileceği ve kimin karar vereceği ise ülkeden ülkeye ayrıldı. Bu ayrılık, M01-D08'de anlatılan kurumsal bölünmelerin de zeminidir.

Gerekçe: kör nokta ve içeriden bilgi

Kuralın klinik gerekçesi karşıaktarım kuramıyla birlikte değişti. Erken dönemde analistin kendi analizi bir temizlik gibi düşünülüyordu: kör noktaları kapatmak, analistin kendi kompleksleriyle hastayı karıştırmasını önlemek. Karşıaktarım bir bilgi kaynağı sayılmaya başlayınca (M23-D04) gerekçe genişledi. Kendi analizinden geçmiş biri, odada uyanan bir tepkinin kendisinden mi yoksa danışandan mı geldiğini ayırmakta daha donanımlıdır; ayırt edemediğinde de bunu süpervizyona taşıyabilecek kadar tanıdıktır.

Üçüncü gerekçe en az tartışılanıdır: analizin ne olduğunu içeriden bilmek. Bir yorumun yerine oturduğu anı, iki seans arasındaki boşluğu, analistin tatilinde duyulan terk edilmişliği yaşamış aday, danışanına bunları ders kitabından değil kendi hafızasından tanır.

Analist ve yargıç: raporlama sorunu

Eğitim analizinin en eski tartışması İrfan'ın iki işine benzer. Analistin adayı hakkında kurula görüş verdiği düzenin adı M29-D02'de konmuştu: raporlayan dernek. Aynı ders bu düzenin ağır bir sınır ihlali vakasında nasıl işlediğini de gösterdi. Sorun basittir: analiz, adayın en utandığı düşünceleri söylemesini ister; bu düşünceleri duyan kişi aynı zamanda onun mesleğe kabulüne karar veriyorsa aday, analizinde neyi söyleyeceğini tartmaya başlar.

Raporlamanın kaldırılması bir çözüm olarak sunuldu, ama itiraz da gördü. İtiraz edenlere göre adayı en iyi tanıyan kişinin sesi eğitimden çıkarılınca ağır sorunları olan bir adayın fark edilmeden mezun olma ihtimali artar. Savunanlara göre ise raporlama zaten analizi bozuyor, adayın sakladığı şeyleri kimse duymuyordu.

Unvan ve hiyerarşi

Raporlama sorununun yanında daha geniş bir sorun durur: eğitim analisti olmak bir unvandır ve unvan kurumsal güç taşır. Kernberg 1996 eleştirisinde adayların bağımsızlığını zayıflatan eğitim biçimlerini sıralamıştı (M14-D08). Kimin eğitim analisti olabileceğine kıdemli üyeler karar verdiğinde, adaylar analistlerini bir ölçüde kurumun haritasına göre seçer.

Usta katmanı

Eğitim analizi ne zaman biter? Freud 1937'de bu soruya bir yanıt yerine bir öneri koydu: analistin işi kendi bastırdıklarını yeniden kıpırdattığı için belli aralıklarla analize dönmesi gerekir (M23-D05). Kurumsal pratikte ise analizin bitişi çoğu zaman eğitimin takvimine bağlandı. Aday, gerekli seans sayısını tamamladığında analizini bitirebilir; ama bu, analizin kendi içinde bir sona vardığı anlamına gelmeyebilir. Eğitim analizinin bitişinden sonra yaşanan yasın kanıtı M24-D09'da okundu.

Eğitim analizine alternatif düzenler de kuruldu. Uluslararası derneğin tanıdığı üç modelden Fransız modelinde kişisel analiz, analist olma isteğinin araştırıldığı bir hazırlık evresi sayılır ve büyük ölçüde eğitime kabulden önce yürür; seans sıklığına iki taraf birlikte karar verir (M17-D07). Eitingon ve Uruguay modellerinde ise analiz eğitimle eş zamanlı sürer. Lacan'ın geçiş prosedürü analistin oluşumunu başka bir yoldan tanıklığa bağladı (M17-D07). Türkiye'deki iki bileşen derneğin bu statüye hangi aşamalardan geçerek ulaştığı M01-D09'da anlatıldı.

Sayfada okunan bir eğitim analizi, bir divanda geçirilen tek bir saatin karşılığı sayılmaz; klinik yargı da süpervizyonun ve kendi analizinin içinde olgunlaşır.

Kanıtın sınırı

Eğitim analizinin danışan sonucunu değiştirip değiştirmediği doğrudan sınanmış bir soru olmadı.

Yaygın yanlış"Kendi terapisinden geçmiş terapistin danışanları daha iyi sonuç alır."
Doğrusu

Kulağa makul gelen bu iddia sınanmış bir bulgu olarak elde yok. Terapistler kişisel terapiyi değerli bulur; danışan sonucuna yansıyıp yansımadığı ise henüz cevaplanmamış bir soru.

Eldeki kanıtın bir kısmı tarihsel, bir kısmı uzman görüşüdür. Schröter'in incelemesi Berlin modelinin nasıl yayıldığını anlatır, neden işe yaradığını değil. Kernberg'in eleştirisi güçlü bir klinik ve kurumsal deneyime dayanır, ama önerilerinin sınandığı bir çalışma bilinmiyor. Norcross'un toplu değerlendirmesi kişisel terapinin terapistler için anlamlı olduğunu gösterir; danışan sonucuna dair bir hüküm vermez. Raporlayan ve raporlamayan düzenleri adayların gelişimi ya da danışanları açısından karşılaştıran bir araştırma da yoktur. Bulguların çoğu İngilizce konuşulan ülkelerde toplandı; kişisel analizin anlamı ve maliyeti başka bir kurumsal kültürde değişebilir ve bu sınırın ötesine genelleme yapmak için veri yetersiz.

Kendin dene

Aklında kalsın

Eğitim analizi analist adayının kendi kör noktalarını tanıması, karşıaktarımı kullanabilmesi ve analizi içeriden bilmesi için konmuş bir şarttır.

Şart 1918'de bir öneri olarak dile getirildi, 1920'de Berlin polikliniğinde bir kurala dönüştü ve 1920'ler boyunca derneklerin çoğuna yayıldı; ortak bir uluslararası yönetmelik ise o dönemde kurulamadı.

Eğitim analistinin aynı zamanda adayı değerlendirmesi analizi bozabilir; raporlamayan düzen bu sorunu çözmeye çalışır, ama kendi itirazlarını da taşır.

Terapistler kişisel terapiyi çoğunlukla yararlı bulur. Bunun danışana yansıdığına dair kanıt ise zayıftır.

Sonraki derse köprü

Berlin polikliniğinde yeni analistlerin vakalarını deneyimli bir meslektaşla konuşması, eğitim analiziyle neredeyse aynı yıllarda başladı ve kendi tartışmalarını doğurdu: denetleyen kişi adayın analizine mi, vakasına mı bakmalıydı? M29-D06 bu ikinci sütuna, Süpervizyon adını alan işe dönüyor. Psikodinamik süpervizyonun hangi biçimlerde yürüdüğü ve danışanla terapist arasında yaşananın süpervizyon odasında nasıl yeniden sahnelendiği, paralel süreç kavramıyla (Terapi S10-P01-D07) birlikte o dersin sorusu.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.