Jungcu analizin gelişimsel ve klasik okullarını karşılaştırır.
Psikanaliz Akademisi — M27, Jungcu analiz klinikte · 2.983 kelime · 16 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 20 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Samuels'in 1985 sınıflaması Jung sonrası analitik psikolojiyi klasik, gelişimsel ve arketipsel eğilimlere ayırır; bu bir haritadır, kurum listesi sayılmaz.
Zürih çizgisi sembolü, amplifikasyonu ve bireyleşmeyi öne alır. Londra çizgisi Fordham'ın birincil kendilik ve açılma modeliyle bebekliğe, aktarıma ve daha sık seansa yöneldi.
Hillman'ın arketipsel psikolojisi imgeyi bir hedefe ya da bir çocukluk öyküsüne çevirmeden ayrıntısıyla yaşatmayı önerir.
Okullar bugün birbirine yaklaşıyor ve aralarındaki farkın sonuca etkisi ölçülmüş değil.
Açılış
Açılış sahnesi
Uşak'ın Ulubey ilçesi, ilk sonbahar yağmurunun ertesi günü. Kanyona bakan bir köyde yaşlı bir kadın, iki halk bilimciyi tavan arasına çıkarıyor. Sevilay ile Ergün aynı hocadan ders almışlar; sonra biri batıda bir üniversitede, öteki başkentte çalışmaya başlamış. Yıllar sonra aynı derlemeye çıkmışlar.
Tavan arasında dut ağacından oyulmuş bir beşik duruyor. Baş tahtasında dalları kıvrılan bir ağaç, dallarda üç kuş.
Sevilay fotoğraf makinesini çıkarıyor, oymanın ölçüsünü alıyor. Defterine aynı ağacı daha önce nerelerde gördüğünü yazıyor: bir kilimin ortasında, bir mezar taşında, bir masal kitabının kapağında.
Ergün beşiğin önüne diz çökmüş, ayaklarına bakıyor. Sol kızak sağdakinden daha aşınmış. Kenarda çivi çakılarak onarılmış bir çatlak var, kulpa da solmuş bir bez parçası bağlı. Kadına beşiği kimin salladığını soruyor.
Kadın kaynanasını anlatıyor: yün eğirirken beşiği sol ayağıyla sallarmış. Bez parçasını ilk torun ateşlenince bağlamışlar, sonra kimse çözmemiş.
Dönüş yolunda iki halk bilimci defterlerine aynı beşiği yazıyor, ama ilk cümleleri farklı.
Yol haritası
Bu derste ne olacak
Aynı rüyanın ya da tepsinin karşısında bir Jungcu analistin ağzından çıkan ilk soru, büyük ölçüde onun nerede yetiştiğine bağlı. Önce bölünmeye ad veren sınıflama ve kurumların tarihi, sonra Zürih'in sembol odaklı klasik çizgisine, Londra'nın bebeklik ve aktarım odaklı gelişimsel çizgisine, ve imgede kalmayı öneren arketipsel çizgi geliyor. Son bölüm üçünün aynı malzeme karşısında nasıl ayrıldığını ve bugün nasıl yakınlaştığını tartışıyor.
Sıfır noktası
Okulların üçü de Jung'un temel kavramlarını kullanır: arketip (M11-D02), kendilik (M11-D07), bireyleşme (M13-D01), amplifikasyon (M13-D04). Ayrılık bu kavramların hangisine ağırlık verildiğinde ve analistin seansta neye önce baktığındadır. Bilim tarihinde bir hocanın çevresinde biçimlenen topluluklar için kullanılan araştırma okulu kavramı (M14-D08) burada işe yarar: Londra ve Zürih, kurumları, eğitim analizleri ve süpervizyon zincirleriyle iki ayrı okul gibi işledi.
Mekanizma
Bir sınıflamanın doğuşu
Anima tartışmasından (M11-D06) tanıdığın Andrew Samuels, Jung and the Post-Jungians adlı 1985 kitabında Jung'un mirasçılarını üç eğilime ayırdı. Üç çizgi Jung'un son yıllarını anlatan derste yalnız adlarıyla geçmişti; Samuels'in haritası kısa sürede geleneğin ortak dili oldu.
Kurumların tarihi bu haritaya et ve kemik verir. Londra'da 1922'de kurulan Analitik Psikoloji Kulübü meraklıları bir araya getiriyordu; mesleki eğitim için 1946'da Analitik Psikoloji Derneği (Society of Analytical Psychology, SAP) kuruldu. Zürih'te ise C. G. Jung Enstitüsü, 24 Nisan 1948'de kâr amacı gütmeyen bir vakıf olarak kuruldu; yönetim kurulunu Jung ile birlikte C. A. Meier, Kurt Binswanger, Jolande Jacobi ve Liliane Frey-Rohn oluşturdu. Londra'daki gerilim 1970'lerin ortasında bir ayrılığa vardı: Gerhard Adler ve bazı meslektaşları SAP'tan ayrılarak Jungcu Analistler Derneği'ni (Association of Jungian Analysts, AJA) kurdu. Derneğin kendi tarih sayfası Adler'in kaygısını, gelişimsel temaların öne çıkarılıp ruhun aşkın yanının değersizleştirilmesi diye anlatır.
Zürih: sembolün izinde
Samuels'in klasik dediği çizgi Jung'un kendi çalışma biçimine en yakın olanıdır. Merkezde bireyleşme süreci ve kendilik durur; rüya ve imge, kişisel geçmişin ötesinde kolektif bir anlam katmanına açılan malzeme olarak okunur. Marie-Louise von Franz'ın masal yorumları ve Jolande Jacobi'nin Jung'u sistemleştiren kitapları bu çizginin el kitapları oldu. Analist danışanın çağrışımını aldıktan sonra imgeyi mitlerdeki, masallardaki ve dinî metinlerdeki benzerleriyle genişletir. Çerçeve daha esnektir: seanslar seyrek olabilir, karşılıklı oturulur, analistin kişiliği ve diyalektik katılımı (M27-D01) yöntemin parçası sayılır.
Analistin odasında benzerlikler imgeye yer açar; yalnız başına yapılan amplifikasyon ise insanı kendi hayatından uzaklaştırabilir.
Londra: bebeğin izinde
Londra'daki SAP, Michael Fordham'ın çevresinde başka bir yöne gitti. Fordham çocuk psikiyatrisiydi ve Jung'un yetişkinin ikinci yarısına ait gördüğü bireyleşmenin bebeklikte başladığını savundu. Bu iddia Jung'un az yazdığı bir alanı, çocukluğu, kuramın merkezine taşıyordu.
Fordham 1967'de aynı kavramı aktif imgelem tartışmasına da taşımıştı (M27-D04). Londra okulu Klein'ın iç nesneler kuramından (M16-D02) ve Winnicott'un anne-bebek ikilisinden (M16-D06) çok şey aldı. Seansın merkezine aktarım ve karşıaktarım geçti; seans sayısı haftada üç dörde çıktı ve divan odaya döndü (Wiener'in M27-D01'de okunan yazısı). Eğitimde bebek gözlemi önemli bir yer edindi.
Üçüncü yol: imgede kalmak
Zürih'te yetişmiş James Hillman 1970'te Spring dergisinde «arketipsel» sıfatını neden seçtiğini anlatan bir yazı yayımladı; 1972'de Yale'deki Terry derslerine dayanan Re-Visioning Psychology 1975'te çıktı. Hillman hem klasik çizginin imgeyi kendilik ve bireyleşme gibi büyük bir hedefe bağlamasına hem de gelişimsel çizginin imgeyi çocukluk öyküsüne indirmesine itiraz etti. Onun çizgisinde sık tekrarlanan ilke, kendi deyişinin özetiyle, imgeye bağlı kalmaktır: imgeyi başka bir şeye çevirmeden betimlemek, ayrıntısıyla yaşatmak.
İleri katman
Usta katmanı
Okullar arasındaki çizgi bugün kâğıt üzerinde olduğundan daha ince. Uluslararası çatı kuruluşu IAAP farklı eğilimlerden gelen dernekleri bir arada barındırıyor; birçok enstitünün eğitiminde amplifikasyon da aktarım çalışması da yer alıyor. Aktarımın Jung'daki yeri ile Freudçu okumayla karşılaştırması (Colman ve Astor üzerinden M27-D02) zaten okullar arasındaki sınırın düşünüldüğünden dar olabileceğini gösteriyordu. Bir okulun dili kitaptan çok yıllara yayılan eğitim analizinden ve süpervizyondan öğrenilir; bu ders yalnız haritasını çiziyor.
Yaygın yanlış"Zürih okulu aktarımı önemsemez."
Doğrusu
Jung aktarıma uzun bir metin ayırdı (M27-D02) ve klasik çizgi de aktarımla çalışır. Ayrım aktarımın varlığında değil ağırlığında ve biçimindedir: klasik çizgi aktarımı daha çok arketipsel imgelerin taşıyıcısı olarak, gelişimsel çizgi ise erken ilişkinin seanstaki tekrarı olarak okur.
Yaygın yanlış"Londra okulu Jung'u bırakıp Klein'cı oldu."
Doğrusu
Fordham Klein'dan ve Winnicott'tan beslendi, ama kuramının merkezine Jung'un kendilik kavramını koydu ve onu bebekliğe taşıdı. Gelişimsel çizgi kendini Jungcu olarak tanımlamayı sürdürdü.
Yaygın yanlış"Bir analistin hangi okuldan geldiğini bilirsen seansın nasıl geçeceğini bilirsin."
Doğrusu
Okul etiketleri eğilim gösterir. Aynı enstitüden çıkan analistler arasında çerçeve, seans sıklığı ve yorum biçimi geniş ölçüde değişir; birçok analist kariyeri boyunca başka eğilimlerden de yararlanır.
Kanıtın sınırı
Bu dersteki ayrımların hemen tamamı kuramsal yazılara, kurumsal tarihlere ve analistlerin kendi vaka anlatılarına dayanıyor. Samuels'in haritası betimleyicidir; bir analistin hangi okula yakın olduğunu güvenilir biçimde ölçen bir araç, okulları sonuç bakımından karşılaştıran kontrollü bir çalışma da yayımlanmış yazında görünmüyor. Farkın iyileşmeye etkisi bu yüzden bilinmiyor. Fordham'ın birincil kendilik ve açılma kavramları bebek gözlemine yaslanır, ama bebek araştırmasının (M19-D06) bulgularıyla sistemli bir sınaması yapılmadı. Hillman'ın yaklaşımı ölçüm iddiası taşımaz ve bu bakımdan başka bir ölçütle değerlendirilmesi gerekir. Kurumsal tarih de büyük ölçüde iki Avrupa şehrinden yazıldı; Brezilya'daki, Japonya'daki ya da Türkiye'deki Jungcu analistlerin pratiği bu üçlü haritaya sığıyor mu, bu da sınanmış bir soru sayılmaz.
Uygulama
Kendin dene
Özet
Aklında kalsın
Samuels'in 1985 sınıflaması Jung sonrası analitik psikolojiyi klasik, gelişimsel ve arketipsel eğilimlere ayırır; bu bir haritadır, kurum listesi sayılmaz.
Zürih çizgisi sembolü, amplifikasyonu ve bireyleşmeyi öne alır. Londra çizgisi Fordham'ın birincil kendilik ve açılma modeliyle bebekliğe, aktarıma ve daha sık seansa yöneldi.
Hillman'ın arketipsel psikolojisi imgeyi bir hedefe ya da bir çocukluk öyküsüne çevirmeden ayrıntısıyla yaşatmayı önerir.
Okullar bugün birbirine yaklaşıyor ve aralarındaki farkın sonuca etkisi ölçülmüş değil.
Sıradaki ders
Sonraki derse köprü
Okulların kavgası çoğunlukla analistlerin kendi gözlemleriyle yürüdü. Sorulmadan kalan soru basit: Jungcu terapi, hangi okulun elinde olursa olsun, danışana gerçekten yardım ediyor mu ve bunu kim, hangi ölçüyle gösterdi? Bollingen ve Eranos dersindeki (M10-D08) Roesler derlemesi bu soruya bir kapı aralamıştı. M27-D07, Jungcu terapinin kanıtını sonuç araştırmalarının kendisinden okuyacak ve bu araştırmaların neyi ölçemediğini de tartacak.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.