İçeriğe geç

M27-D05

Kum tepsisi

Kum tepsisi yönteminin kökenini, kullanımını ve kanıt durumunu açıklar.

Psikanaliz Akademisi — M27, Jungcu analiz klinikte · 3.107 kelime · 16 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 21 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Kalff, Lowenfeld'in Dünya tekniğini Jung'un kendilik ve sembol kuramıyla birleştirip Zürih'te bir analiz yöntemine dönüştürdü.

Klasik biçimde danışan sessizce kurar, analist tanıklık eder ve yorum çoğu zaman bekler. Tepsi danışan çıktıktan sonra kaldırılır, fotoğraflar dizinin bütünü içinde sonradan birlikte okunur.

Sözel anlatımın zor olduğu yerde yöntem bir kapı açar, ama aşırı uyarılma ve zayıf gerçeklik bağı karşısında analist sahneyi bırakır ve topraklamaya döner. Tepsi tanı ya da kanıt aracı sayılmaz.

Etkililik çalışmaları olumlu ama küçük ve heterojen; kontrol grupları çoğunlukla tedavi almıyor.

Açılış sahnesi

Antalya'nın Finike ilçesi, sezonun kapandığı hafta. Nur yirmi yıldır kumsalın doğu ucundaki kamp alanının bekçiliğini yapıyor. Bugün son çadır kazıklarını ve şemsiyeleri depoya taşıyacak.

Haluk kasabanın çatı ustası; bugün yağmurlardan önceki son boş günü. Öğleden sonra gelip suyun kumu ıslattığı çizginin hemen gerisine diz çöküyor. Yanında bir naylon poşet var: dalgaların yuvarladığı cam parçaları, birkaç çakıl, bir kola kapağı, kurumuş bir dal.

Önce parmağıyla kuma eğri bir yol açıyor. Sonra yolun iki yanını yükseltiyor, su sızınca bir dere oluyor. Derenin üstüne iki yassı taş koyup bir köprü kuruyor. Köprünün bir ucuna kola kapağını, öbür ucuna yeşil bir cam parçasını yerleştiriyor. Uzun süre dalla oynuyor; bir kez dikiyor, sökerek yere yatırıyor, sonunda köprünün yanına, kapağa yakın bir yere yeniden dikiyor.

Nur ters çevirdiği bir kovaya oturmuş. Ne yaptığını sormuyor. Bir ara iki çocuk koşarak gelince ayağa kalkıp onları kumsalın öbür ucundaki salıncaklara yönlendiriyor.

Haluk kalkıp dizlerindeki kumu silkiyor, uzun uzun bakıyor. Nur'a dönüp başını sallıyor, Nur da başını sallıyor. Haluk gidiyor.

Akşamüstü Nur son şemsiyeleri taşırken köprünün yanından geçmiyor. Kumsalın üst tarafından dolanıp uzun yoldan yürüyor. Gece dalga yükselecek.

Bu derste ne olacak

Kum tepsisinde zemin, su, yollar ve figürler aynı anda görünür. Ders yöntemin Londra'daki bir çocuk kliniğinden Zürih'e yolculuğunu izliyor, sonra odaya giriyor: tepsinin ölçüsü, raflar, analistin sessizliği, bekleyen yorum ve fotoğraflar. Son bölüm yöntemin kime uymadığına ve kanıtının neyi taşıyabildiğine ayrılıyor.

Sıfır noktası

Kendilik M11-D07'de, sembol M13-D06'da, rüya dizisi M13-D03'te tanımlandı; korunan oda düşüncesi temenos adıyla M27-D01'de, topraklama M27-D04'te geçti. Oyunla çalışmanın kökleri de kuruldu: Klein'ın oyun tekniği (M16-D02), Anna Freud'un hazırlık evresi (M15-D01) ve Winnicott'un geçiş alanı (M16-D07). Yönlendirici olmayan oyun terapisinin kanıtı da (Terapi, S05-P01-D10) okundu.

Kum tepsisi bu çizgilerin kesiştiği yerde duruyor: elle kurulan sahne, henüz cümleye dökülemeyeni gözle görülür kılar.

Mekanizma

Londra'dan Zürih'e

Yöntemin ilk adı Jungcu değildi. Çocuk doktoru Margaret Lowenfeld 1920'lerin sonunda Londra'daki çocuk kliniğinde, sözle anlatamadıkları korkuları ve öfkeleri dile getirmeleri için çocuklara kum ve su dolu bir tepsi ile geniş bir minyatür koleksiyonu sundu ve onlardan bir dünya kurmalarını istedi. Lowenfeld esin kaynağı olarak H. G. Wells'in 1911'de yayımladığı ve oğullarıyla yerde oyuncak askerler ve bloklarla kurdukları oyunları anlattığı kitabını, Floor Games'i anar. Kurulan dünyayı yorumlamadı; çocuğa, yetişkin yorumuna uğramadan sözden önceki deneyimini gösterebileceği bir dil vermek istedi.

Köprü Jung'dan geçti. Roesler'in aktardığına göre Lowenfeld yöntemi 1937'de Paris'te bir kongrede tanıttığında Jung dinleyiciler arasındaydı ve daha sonra İsviçreli Dora Kalff'ı bu tekniği geliştirmeye yöneltti. Jungcu eğitim almış olan Kalff (1904–1990), bu çevrede çocuklarla çalışan ilk isimdi. 1950'lerde Londra'da Lowenfeld'in yanında çalıştı ve aynı kaynağa göre Winnicott'tan da bir süre eğitim aldı. Dönüşünde tepsiyi Jung'un sembol ve kendilik kuramıyla birleştirdi; Yönteme Almanca Sandspiel adını verdi ve onu 1966'da yayımlanan kitabında anlattı. 13 Ağustos 1985'te Kalff ve on dört kurucu, Zollikon'daki evinde Uluslararası Kum Tepsisi Terapisi Derneği'ni (ISST) kurdu.

Tepsi, kum ve raflar

Kalff geleneğinin tepsisi küçük ve sığdır. Uzun kenarı yetmiş iki santim kadardır; kısa kenar için kaynaklar elli ile elli yedi santim arasında değişen ölçüler verir, derinlik yedi santim dolayındadır. Ölçü, bütün tepsi baş çevirmeden bir bakışta görülsün diye seçilmiştir. İç yüzey mavi boyanır: kum kenara itildiğinde dip su, kenarlar gökyüzü gibi görünür. Odada çoğunlukla iki tepsi bulunur, biri kuru, biri nemli kumla; nemli kum biçim tutar, kuru kum akar.

Raflar sahnenin sözlüğüdür: insanlar, hayvanlar, evler ve köprüler, taşıtlar, bitkiler, çitler, taşlar ve deniz kabukları, masal varlıkları, farklı inançlardan simgeler. Koleksiyon dar olursa danışan sahneyi analistin malzemesine göre kurar.

Tanıklık ve bekleyen yorum

Kalff'ın kendi adlandırmasıyla seans bir «özgür ve korunmuş alan» kurar. Özgürlük danışanın neyi, nasıl kuracağına kimsenin karışmamasıdır; korunma hem tepsinin sınırında hem analistin varlığında yaşanır. Roesler, Kalff'ın klasik yaklaşımında yorumun çok temkinli kullanıldığını, bazı süreçlerde hiç yapılmadığını aktarır. Seansta genellikle sahne kurulduktan sonra danışan isterse bir hikâye anlatır, analist bir figürün ya da yerin danışan için ne çağrıştırdığını sorabilir.

Kalff, Erich Neumann'ın gelişim evrelerinden yararlanarak bir tepsi dizisinde kendiliğin belirmesini bekledi; geleneğin yazınında bu an sık sık merkezli, dairesel, dengeli bir düzenle anlatılır. Bu kuramsal bir beklentidir; kendiliğin «göründüğüne» karar veren, okuyan analisttir.

Gelenekteki yaygın uygulamaya göre tepsi danışan odadan çıktıktan sonra fotoğraflanıp dağıtılır; danışan kurduğunu bütün hâliyle bırakıp gider. Fotoğraflar çoğu zaman süreç ya da uzun bir dönem kapanınca birlikte gözden geçirilir. Bu, rüya serisiyle çalışmanın (M27-D03) mantığına yakındır: tek sahneden çok sahnelerin dizisi okunur.

Kime, ne zaman?

Yöntem sözcüklerin dar geldiği yerde kapı açar: küçük çocuklarda, dili yeni öğrenen göçmenlerde, konuşmanın yorduğu yetişkinlerde. Roesler bu sözel olmayan niteliğin travma sonrası güçlüklerde dolaylı, yüzleştirmeyen bir yol sunabileceğini ileri sürer. Aynı nitelik bir risk de taşır: kum, su ve figürler hızla duyusal bir dünya açar. Travma sonrası aşırı uyarılmada sahne bir anda olayın kendisine dönebilir; gerçeklik bağı zayıf, psikoza yatkın danışanlarda imgenin içinde kaybolma tehlikesi aktif imgelemdekine (M27-D04) benzer. Amerikan kum tepsisi derneği de bazı danışanların henüz hazır olmadığını belirtir. Çocuk danışanın ebeveyniyle kurulan çerçeve bu işin parçasıdır; bir istismar şüphesi doğarsa yükümlülük kum tepsisinin içinde değil, çocuk koruma yükümlülüğü ve ilgili kurumlara bildirim düzleminde işler (M29).

Roesler'in derlediği çalışmalar yorumsuz Kalff biçimini inceler, ama çoğu on ile on iki haftalık seanslarla sınırlıdır; yıllara yayılan bir analiz sürecinden çok farklı bir doz.

Usta katmanı

Tepsinin görüntüsü güçlüdür ve bu yüzden danışandan çok analistin bildiklerini konuşmaya başlayabilir. Her figür bir sembol sözlüğünde yer bulur: yılan dönüşüm, köprü birleşme, daire kendilik. Bu karşılıklar amplifikasyonun (M13-D04) malzemesi olabilir; danışanın çağrışımından önce gelirlerse yorum dayatılmış olur. Jung'un yaşayan sembol ile işaret arasında yaptığı ayrım (M13-D06) burada klinik bir uyarıya dönüşür: sözlükteki karşılık bir işarettir, tepsideki sembolün anlamı ise henüz bilinmeyendir.

Bir başka risk tepsiyi tanı aracı gibi kullanmaktır. Roesler, belirli belirti gruplarındaki danışanların tepsilerinin kontrol gruplarından istatistiksel olarak ayrıştığını gösteren çalışmaları aktarır ve bunları değerlendirmede kullanım için umut verici bulur. Grup düzeyindeki bir fark tek bir çocuğun tepsisinden hüküm çıkarmaya izin vermez. Eğitim standartları da yeknesak değil: Kalff geleneğindeki dernekler kademeli sertifika düzenleri kurar, öte yandan birkaç günlük atölyeler de aynı adı taşıyabilir. Bu dersteki çerçeve, tepsinin başında yıllarca oturmuş birinin yanında öğrenilen bir işin yalnız krokisini veriyor.

Yaygın yanlış"Bir çocuğun tepsisinde ürkütücü figürler varsa bu istismarın kanıtıdır."
Doğrusu

Kum tepsisi bir tanı aracı ya da adli kanıt aracı değildir. Bir sahne çocuğun yaşadığı, duyduğu, izlediği ya da korktuğu sayısız şeyden doğabilir; grup düzeyindeki araştırma bulguları tek bir çocuk hakkında hüküm kurmaya izin vermez. Bir şüphe varsa yol, çocuk koruma yükümlülüğü ve ilgili kurumlara bildirimdir; tepsinin yorumu bu yükümlülüğün yerine konmaz.

Yaygın yanlış"Her figürün bir anlamı vardır; iyi bir sembol sözlüğüyle tepsi okunabilir."
Doğrusu

Sözlükler bir figürün kültürlerde ne çağrıştırdığını gösterir. Tepsideki anlamı danışanın kendi çağrışımı ve hayatı belirler; sözlüğü öne alan yorum, Kalff'ın korumaya çalıştığı özgür alanı daraltır.

Yaygın yanlış"Kum tepsisi çocuklar için bir oyundur, yetişkinlerde işe yaramaz."
Doğrusu

Lowenfeld ve Kalff çocuklarla başladı, ama gelenek yöntemi yetişkinlerle de kullanır ve bazı terapistler yalnız yetişkinlerle çalışır. Roesler'in derlemesi de yetişkinlerde kaygı, depresyon ve travma sonrası güçlüklerle yapılmış çalışmaları kapsar.

Kanıtın sınırı

Kum tepsisi üzerine yapılan çalışmaların sayısı son yirmi yılda belirgin biçimde arttı ve bu artışın büyük bölümü Çin ve Kore'deki ekiplerden geliyor. Randomize çalışmaların çoğunda kontrol grubu hiçbir tedavi almıyor; bu, kum tepsisinin başka bir terapiden ya da yalnız ilgili bir yetişkinin haftalık varlığından üstün olup olmadığını cevapsız bırakıyor. Etki büyüklükleri sık sık olağandışı yüksek ve çalışmalar arasındaki farklılık meta-analizlerde de çözülmüyor; bu tablo yayın yanlılığına ve yöntemsel zayıflığa işaret edebilir. Çalışmalardaki seans sayısı ve biçimi, bir Jungcu analizin uzun ve yorumsuz tepsi dizisiyle karşılaştırılamıyor; kısa, çoğu zaman grup biçimli uygulamalardan analiz odasına genelleme yapmak tartışmalıdır. Tepsi içeriğinin süreç içindeki değişimini ölçen araçlar var, ama birbirleriyle karşılaştırılamıyorlar ve bir tepsinin iyileşmeyi gösterdiğine karar vermek hâlâ büyük ölçüde değerlendirenin okumasına bağlı. Türkiye'deki ailelerin ve kurumların bu yöntemi nasıl karşıladığına dair sınanmış bir bilgi de elimizde yok.

Kendin dene

Aklında kalsın

Kalff, Lowenfeld'in Dünya tekniğini Jung'un kendilik ve sembol kuramıyla birleştirip Zürih'te bir analiz yöntemine dönüştürdü.

Klasik biçimde danışan sessizce kurar, analist tanıklık eder ve yorum çoğu zaman bekler. Tepsi danışan çıktıktan sonra kaldırılır, fotoğraflar dizinin bütünü içinde sonradan birlikte okunur.

Sözel anlatımın zor olduğu yerde yöntem bir kapı açar, ama aşırı uyarılma ve zayıf gerçeklik bağı karşısında analist sahneyi bırakır ve topraklamaya döner. Tepsi tanı ya da kanıt aracı sayılmaz.

Etkililik çalışmaları olumlu ama küçük ve heterojen; kontrol grupları çoğunlukla tedavi almıyor.

Sonraki derse köprü

Kalff'ın yolu iki şehrin arasında geçti: tepsiyi Londra'da öğrendi, ona Zürih'te Jungcu bir dil verdi. Jungcu analizin kendisi de zamanla bu iki şehrin adıyla anılan iki eğilime ayrıldı. Biri çocukluğu, aktarımı ve odadaki ilişkiyi öne alıyor, öteki sembolü, arketipi ve amplifikasyonu. Bir kum tepsisinin karşısında oturan analist hangi soruyla başlar: bu figür neyin sembolü, yoksa danışan bu sahneyi bana neden şimdi gösteriyor? Londra ve Zürih okullarını karşılaştıran M27-D06 bu sorunun iki cevabını yan yana koyuyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.