M27-D04
Aktif imgelem klinikte
Aktif imgelemin klinik kullanımını ve kime uygun olmadığını açıklar.
Psikanaliz Akademisi — M27, Jungcu analiz klinikte · 3.045 kelime · 16 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 20 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Klinikte aktif imgelem beklemekten biçim vermeye, oradan egonun imgeyle kendi değerleriyle karşılaşmasına uzanır. Karşılaşma olmadan yöntem bir yaratıcı uğraş olarak kalır.
Analist imgeye yön vermez, tanıklık eder. İşin yerini ego gücü ve imgenin ağırlığı belirler; odaya gelen ürün güzelliğiyle değil, neyi değiştirdiğiyle okunur.
Psikoz öyküsü ya da yatkınlığı, ağır ayrışma, taze travma ve kriz döneminde kapı kapalı kalır. İmgelem sırasında gerçeklik bağı gevşerse analist imgeyi bırakır ve topraklamaya döner; imgedeki bir figür büyük bir görev verdiğinde şişmeye karşı dikkatli olur.
Katatim imgelem psikoterapisinde ve imgede yeniden yazmada yönü terapist ya da tedavi hedefi verir. Jungcu aktif imgelemin kendisi denetimli olarak sınanmadı.
Açılış sahnesi
Bucak'ta, Burdur yolunun çarşıya değdiği küçük meydan, fırınların ilk tepsileri çıkarken. Turgut otuz yıldır aynı ağacın altında lostra sandığını açıyor. Sandığın ön yüzünde, ustasının bir teneke levhaya boyadığı kır bir at var; bir bacağı neredeyse silinmiş.
Zehra iki yıl önce bu ilçeye tayin olmuş bir çarşı ve mahalle bekçisi. Gece nöbetinin sonunda meydandan geçip bir bardak çayı Turgut'un yanında içmek alışkanlığı olmuş.
Turgut fırçayı sürmeden önce levhaya dokunuyor. "Günaydın," diyor ata, sonra Zehra'ya dönüyor: "Bugün huysuz. Yorulmuşmuş, hep aynı yerde durmaktan."
Zehra gülmüyor, merak ediyor. "Sen ne dedin ona?"
"Ben de yoruldum dedim. Ustam derdi ki bu at bir gün sandıktan iner, dağa doğru koşar." Turgut'un sesi alçalıyor, gözü levhada kalıyor. "Bazen ben de arkasından gidecek gibi oluyorum."
Zehra çay bardağını onun eline koyuyor. "Saat yedi buçuk," diyor. "Kaymakamlığın memurları birazdan gelir. Kahverengi boyan bitmek üzereydi, aldın mı?"
Turgut başını kaldırıyor, sandığın gözünü açıp kutuyu sallıyor. "Almadım," diyor. "İyi ki söyledin." At levhada yerinde duruyor.
Bu derste ne olacak
Jung'un uyanıkken bir imgeyle konuşma yolu M13-D05'te okur gözüyle anlatıldı. Bu ders aynı yolu odanın içinden izliyor: yöntemin adımları, analistin yeri, işin seansta mı evde mi süreceği ve ortaya çıkan sayfanın, resmin ya da kil figürün odaya nasıl döndüğü. Ardından kapının kimin için kapalı tutulduğuna, çalışmanın hangi işaretlerle durdurulduğuna ve yönlendirilmiş imgelem yöntemlerinden farkına bakacağız. Son durak Jung'un kendi deneyimi: yöntemin kaynağı olan o yıllar bir örnek mi, bir uyarı mı?
Sıfır noktası
Aktif imgelem, aşkın işlev ve edilgen ile etkin fantezi ayrımı M13-D05'te; Liber Novus M10-D06'da; temenos M27-D01'de; ego gücü M24-D01'de kuruldu. Okur katmanındaki soru «Bu yöntem nedir?» idi. Klinikteki soru başka: bu danışan, bu dönemde, bu ilişkinin içinde bu kapıyı açabilir mi?
Jung 1916 denemesinde yöntemi, danışanın analiste bağımlılığını gevşeten bir araç olarak düşünür. Yani aktif imgelem çoğu kez analizin başında gündeme gelmez; aktarım ilişkisi bir zemin kazandıktan ve danışan kendi rüyalarıyla bir süre çalıştıktan sonra konuşulur.
Mekanizma
Bekleyiş, biçim, karşılaşma
Jung yöntemi adım adım bir protokol olarak bırakmadı; sonraki Jungcu eğitim yazını onu evrelere ayırdı ve en sık aktarılanı Marie-Louise von Franz'a dayandırılan dizidir. İkincil anlatımlara göre bu dizi egonun sürüp giden düşünce akışını durdurmasıyla başlar; ardından bir imgenin ya da duygunun belirmesi beklenir, imgeye yazı, resim, kil ya da hareketle bir biçim verilir ve en sonda ego bu malzemeyle karşı karşıya gelir. Bazı anlatımlar bir beşinci adım ekler: ulaşılan sonucu gündelik hayata taşımak. Evreler bir kılavuzdur; aynı oturumda hepsinden geçilmesi beklenmez.
Klinik açıdan belirleyici olan dördüncü adımdır. İmgeyi beklemek ve ona biçim vermek pek çok yaratıcı uğraşta da vardır. Jungcu yöntemi ayıran, egonun imgeye kendi gerçek değerleriyle, sanki karşısında gerçek bir kişi duruyormuş gibi cevap vermesidir.
Analist nerede durur?
İmge danışanındır; analist ona yön vermez, bir son yazmaz, beliren figürü kendi kuramının kalıbına hemen yerleştirmez. Yaptığı şey tanıklıktır: imgenin ve onunla konuşan egonun aynı odada görülmesi. Bazı analistler aktif imgelemi seans içinde, danışan gözlerini kapatıp anlatırken birlikte yürütür; daha yaygın uygulama danışanın çalışmayı evde yapması ve ürünü seansa getirmesidir. Seçimi danışanın ego gücü, yalnızken imgenin içinde ne kadar kaybolabildiği ve aktarımın o anki durumu belirler.
Ürün odaya geldiğinde iki soru birlikte sorulur. Jung 1916 denemesinde malzemeyle iki yolla ilgilenilebileceğini anlatır: biçim verme yolu ve anlama yolu. Ona göre biri ötekini dengelemelidir; anlama olmadan biçim estetik bir oyuna, biçim olmadan anlama kuru bir çözümlemeye dönüşür. 1958 önsözündeki estetik tehlike uyarısı (M13-D05) bu dengenin bozulduğu yeri adlandırır.
Kapının kapalı kaldığı yerler
Jung'un 1958 önsözündeki en ağır tehlike, yüzeye çıkan içeriğin bilinci ele geçirmesiydi (M13-D05). Klinik dilde bu, yöntemin ön koşulunun sağlam bir gerçeklik bağı ve yeterli ego gücü olduğu anlamına gelir. Psikoz öyküsü ya da yatkınlığı, belirgin dissosiyatif belirtiler, yakın zamanda yaşanmış ağır bir travma ve kriz dönemi bu yüzden aktif imgelemin önerilmediği durumlar sayılır. Kendine zarar ya da intihar riskinin öne çıktığı dönemde önce M26-D06'daki kriz çerçevesi gelir; imge bekleyebilir.
İkinci tehlike daha sessizdir. İmgedeki bir figür danışana olağanüstü bir görev, gizli bir bilgi ya da seçilmişlik duygusu verebilir. Ego imgenin büyüklüğüyle özdeşleşirse Jung'un şişme (M11-D04) dediği durum doğar: kişi imgeyle konuşmayı bırakıp imgenin kendisi gibi davranmaya başlar. Yükselen ses tonu, küçümsenen gündelik işler ve analiste bile tepeden bakış bunun işaretleri olabilir.
Çalışmanın konusu Leuner'in yöntemi, ama ölçütleri Jungcu odaya da uyar. Durdurmanın da bir dili var. İmgelem sırasında danışanın sesi uzaklaşıyor, odayı unutmuş görünüyor, imgeyle gerçek olay arasındaki farkı kaçırıyor ya da bedeninde bir uyuşma anlatıyorsa analist imgeyi bırakır ve dikkati şimdiye getirir.
Yakın yöntemler: kim yön veriyor?
Aktif imgelemin en yakın akrabası Almanca konuşulan ülkelerde yaygınlaşmış bir yöntemdir.
Farkın merkezinde yön vardır. KIP'te motifi terapist önerir ve imgelem sırasında danışanla konuşarak sahneyi birlikte keşfeder. İmgede yeniden yazmada (Terapi, S08-P01-D07) ve kâbuslar için imgelem provasında (M03-D09) imgenin nereye varacağı tedavi hedefine bağlıdır. Jungcu aktif imgelemde başlangıç imgesini danışanın kendi rüyası ya da duygusu verir ve imgenin gideceği yer önceden belirlenmez. Bu serbestlik yöntemin gücüdür ve onu yalnız yeterince sağlam bir ego için uygun kılar.
Hareket de bir taşıyıcıdır: Jungcu dans ve hareket terapisti Joan Chodorow'un 1991 tarihli kitabı bedenin kendiliğinden hareketini aktif imgelemin bir biçimi sayar.
Yaygın yanlış"Aktif imgelem güdümlü imgelemin Jungcu adıdır; terapist sahneyi kurar, danışan içinde dolaşır."
Güdümlü yöntemlerde motifi ya da hedefi terapist verir. Jungcu aktif imgelemde imge danışanın kendi rüyasından, duygusundan ya da bedeninden doğar, analist sahneye bir yön ya da son eklemez.
Yaygın yanlış"İmgedeki figür bilgedir; ne söylerse yapılmalıdır."
Etik karşılaşma evresinin varlık nedeni tam da budur: figürün sözü tartılır, ego kendi değerleriyle cevap verir. Figürün buyruğuna boyun eğmek, Jung'un şişme diye uyardığı duruma kapı açar.
Yaygın yanlış"Güzel bir resim ya da etkileyici bir yazı, çalışmanın iyi gittiğini gösterir."
Ürünün estetik değeri karşılaşmanın derinliğini göstermez. Jung'a göre biçim verme anlamayla dengelenmezse yöntem estetik bir oyuna dönüşür; klinikte bakılan, ürünün egoyla imge arasında neyi değiştirdiğidir.
Usta katmanı
Yöntemin kaynağı, Freud'la kopuşun ardından Jung'un yaşadığı iç deneyimdir: Kara Kitaplar ve Liber Novus (M10-D06). Bu yıllar Jungcu gelenekte iki türlü okunur. Bir okumada bir modeldir: kurucu yöntemi önce kendisinde denemiştir. Öteki okumada bir uyarıdır. Jung anı kitabında o yılları kendisi için de tehlikeli geçen bir dönem olarak anlatır ve ayakta kalmasını ailesine ve hekimlik işine, yani her sabah dönülecek bir gündelik gerçekliğe bağlar. Açılıştaki çay bardağı ile kahverengi boya kutusu o gündelik gerçekliğin küçük bir biçimidir.
Klinik sonuç ikisinin arasında bir yerde durur. Jung'un deneyimi bir analizin dışında, analistsiz yaşandı; bugünkü odada analist, ailenin ve işin Jung için gördüğü taşıyıcı işin bir kısmını üstlenir. Michael Fordham 1967'de bir makalesinin başlığına bu ikiliği taşıdı: aktif imgelem kişiliğin bir parçasının geçici olarak açılıp yeniden bütünleşmesi mi, yoksa bir dağılma mı? Cevap çoğunlukla yöntemi kimin, hangi zeminde kullandığına bağlıdır.
Aktif imgelemi odada açmak, kişinin önce kendi analizinde bu yoldan geçmesini ve başkasının imgesine tanıklık ederken süpervizyonla izlenmesini isteyen bir zanaattir; bu sayfalar o zanaatın haritasını çizer, yolculuğunu yaptırmaz.
Kanıtın sınırı
Jungcu aktif imgelemin klinik etkisini doğrudan sınayan denetimli bir çalışma yok. Malzeme vaka anlatıları, kuramsal makaleler ve eğitim deneyiminden oluşuyor; Schaverien'in ayrımları ve Bauckhage ile Sell'in karar modeli klinisyen bilgisini düzenler, sonucu ölçmez. Sell ve arkadaşlarının bulgusu akraba bir yönteme ait, kontrol grubu taşımıyor ve izlemde danışanların büyük bölümünü kaybediyor; KIP için bile erken bir işarettir ve aktif imgeleme genellenemez. Belgradlı bir ekibin orman ortamında yürüttüğü ve aktif imgelemi adıyla anan bir deneme katılımcıların ses ve konuşma niteliğinde iyileşme bildirdi, ama özeti örneklem büyüklüğü ya da karşılaştırma grubu vermiyor. Kime uygun olmadığına dair ölçütler de sınanmış eşiklerden çok klinik deneyime dayanıyor: yöntemin kaç kişide zarar doğurduğu bilinmiyor. Rüyanın tabir edildiği ya da manevi bir işaret sayıldığı ailelerde uyanıkken bir imgeyle konuşmanın nasıl yaşandığı da tartışmaya açık bir sorudur.
Kendin dene
Aklında kalsın
Klinikte aktif imgelem beklemekten biçim vermeye, oradan egonun imgeyle kendi değerleriyle karşılaşmasına uzanır. Karşılaşma olmadan yöntem bir yaratıcı uğraş olarak kalır.
Analist imgeye yön vermez, tanıklık eder. İşin yerini ego gücü ve imgenin ağırlığı belirler; odaya gelen ürün güzelliğiyle değil, neyi değiştirdiğiyle okunur.
Psikoz öyküsü ya da yatkınlığı, ağır ayrışma, taze travma ve kriz döneminde kapı kapalı kalır. İmgelem sırasında gerçeklik bağı gevşerse analist imgeyi bırakır ve topraklamaya döner; imgedeki bir figür büyük bir görev verdiğinde şişmeye karşı dikkatli olur.
Katatim imgelem psikoterapisinde ve imgede yeniden yazmada yönü terapist ya da tedavi hedefi verir. Jungcu aktif imgelemin kendisi denetimli olarak sınanmadı.
Sonraki derse köprü
Bir duvarın yanına bir ağaç, ağacın altına bir figür koymak isteyen danışana bir avuç kil dar gelebilir. İmgeyi bütün bir manzaraya taşımanın bir yolu, kum dolu sığ bir tepsi ve raflara dizilmiş küçük figürlerdir. Danışan sözcük kurmadan bir dünya kurar, analist yine tanıklık eder. Kum tepsisinin nereden doğduğunu, bugün odada nasıl kullanıldığını ve kanıtının neyi taşıyabildiğini M27-D05 soruyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.