İçeriğe geç

M27-D03

Rüya serisiyle çalışmak

Jungcu analizde rüya serisiyle çalışmanın yöntemini açıklar.

Psikanaliz Akademisi — M27, Jungcu analiz klinikte · 3.067 kelime · 16 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 20 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Tek bir rüya birkaç okumaya açıktır; birbirini izleyen rüyalar birbirine bağlam olur ve dizi tekrarı da değişimi de görünür kılar.

Klinikte dizi kayıtla yürür: danışanın tarihli defteri ve analistin motifleri, figürleri ve rüya egosunun yerini izleyen haritası, birkaç ayda bir birlikte yeniden okunur.

Jung rüyanın sergi, gelişme, doruk ve çözümden oluşan bir sahne yapısı taşıdığını yazdı; dizide çözümsüz rüyaların bir gün çözüme ulaşması dikkat çekici bir değişimdir.

Yapısal rüya çözümlemesi rüya egosunun etkinliğini ölçmeyi dener ve dizilerdeki örüntü değişimini terapideki değişimle ilişkilendirir; bulgular erken ve büyük ölçüde geliştiricilerinden.

Dizinin en büyük riski okuyanın kendisidir: fazla düzgün bir öykü, analistin umudu ve telkin. Uymayan rüyalar da haritaya yazılır.

Açılış sahnesi

Sivas'ın Hafik ilçesi, ilçeyle aynı adı taşıyan gölün sazlıklı kıyısı. Kış ortası su kuşu sayımının sabahı; kenarlardaki su ince bir buzla kaplanmış. Ayşegül evinde sipariş üzerine masa örtüsü işleyen bir nakışçı. Üç kıştır bir doğa derneği adına sayım yapıyor ve gördüğünü mavi kapaklı bir deftere yazıyor.

Rıza emekli bir müezzin. Sabah namazından sonra gölün çevresini dolaşmak onun da üç kışlık alışkanlığı. Bu sabah Ayşegül'ün yanında durup defteri istiyor.

Ayşegül ilk kışın sayfasını açıp okuyor: "Gri balıkçıl, sazlığın ucunda. Yaklaşınca kalktı." İkinci kış: "Aynı yerde. Otuz adımda kalkmadı." Bu kışın sayfası daha dün yazılmış: "Aynı yerde. Beni bekliyordu."

Rıza gülüyor. "Kuş kimseyi beklemez," diyor. "Üç kıştır sen ona yaklaşmayı öğrenmişsin."

Ayşegül sayfaları geri çeviriyor. İlk kışın satırları sıkışık, yalnız sayılar var. İkinci kışta kenara rüzgârın yönünü yazmaya başlamış. Bu kış sayfaların kenarı küçük çizimlerle dolu: bir sazın eğimi, buzun çatladığı yer. Değişen yalnız balıkçıl değil.

Kalemi çıkarıp dünkü satırın yanına bir not düşüyor: "Belki de bekleyen bendim."

Bu derste ne olacak

İş artık zamanla ve kayıtla yürüyor. Önce dizinin tek rüyanın veremediği bağlamı nasıl sağladığına, sonra defterin ve analistin haritasının nasıl kurulduğuna bakacağız. Jung'un rüyayı bir sahne oyunu gibi okuma önerisini, rüya egosunun aylar boyunca izlenmesini ve bu izlemeyi ölçmeye çalışan araştırmaları göreceğiz. Son durak tehlike: dizi, okuyanın kurduğu fazla düzenli bir öyküye dönüşebilir.

Sıfır noktası

Malzemenin çoğu hazır. Rüya dizisinin adı ve Jung'daki yeri M13-D03'te, imgeyi kültürel paralellerle genişletme M13-D04'te, rüya egosu M11-D10'da tanıtıldı. Seansa gelen rüyanın kime ve ne zaman anlatıldığı, ilk rüya ve aktarım rüyası M24-D07'de klinik açıdan ele alındı. Bu ders aynı soruyu takvime yayıyor: aylar boyunca biriken rüyalarla analist ne yapar?

Klinikteki fark şu: yayımlanmış bir diziyi okur geriye dönük okur, analist ise diziyi yazılırken, sonunu bilmeden ve danışanla birlikte okur.

Mekanizma

Tek rüyanın belirsizliği, dizinin bağlamı

Tek bir rüyanın yorumu geniş bir boşluk taşır: aynı imge birkaç okumaya açıktır. Jung 1944'te Psikoloji ve Simya'da uzun bir dizi üzerinde çalışırken bu boşluğa diziyle cevap verdi. Ona göre rüya görenin çağrışımları tek bir rüyanın bağlamını kurar, ama birbirini izleyen rüyalar da birbirinin bağlamı olur: dizinin kendisi, rüya görenin kendi sağladığı bir bağlamdır. Roesler'in derlemesi (M11-D10) sonraki psikanalitik rüya araştırmasının da aynı kişinin rüyalarını birbirine bağlı bir bütün olarak okumaya yöneldiğini aktarır.

Klinikte bu iki şeyi görünür kılar. Birincisi tekrar eden imgedir: bir ev, bir yol, bir figür, bir duygu aylar boyunca geri döner. İkincisi değişen imgedir: dönen şey her seferinde aynı biçimde gelmez. Analistin dikkatini çeken çoğu zaman tekrar ile değişimin buluştuğu yerdir; aynı balıkçıl, bu kez kalkmadan duruyor.

Defter, tarih ve analistin haritası

Diziyle çalışmanın ilk koşulu kayıttır. Jungcu analizde danışan rüyalarını kendi defterine yazar (M27-D01) ve analist çoğu zaman yalnız metni değil, tarihi ve o günlerde yaşananı da ister: bir kayıp, bir taşınma, bir sınav, analizdeki bir ara. Uyanırken hissedilen duygu da kayda girer, çünkü bir imge aylar sonra değişse bile duygusu aynı kalabilir.

Analistin elinde ikinci bir kayıt birikir: dizinin haritası. Haritada dönen motifler, figürlerin dönüşümü ve rüya egosunun konumu tutulur; rüya görenin seyirci mi, kaçan mı, karşılık veren mi olduğu. Birkaç ayda bir bu harita danışanla birlikte yeniden okunur. Amaç, danışanın kendi rüyalarına zamanın içinden bakabilmesidir.

Tek bir rüyanın içinde de bir yapı aranır. Jung 1945'te rüyaların çoğunun bir sahne oyununa benzer biçimde kurulduğunu yazdı.

Dizide dramatik yapı ikinci bir anlam kazanır. Aylar boyunca hep sergide ya da gelişmede kesilen rüyalar, bir gün ilk kez bir çözüme ulaşabilir. Analist bu kaymayı tek bir yorumdan daha çok önemser.

Rüya egosunu izlemek: yapısal çözümleme

Dizide en çok izlenen değişken rüya egosunun tutumudur. Rüyayı gören kişi rüyada ne yapıyor: kaçıyor mu, saklanıyor mu, donup kalıyor mu, yoksa bakıyor, cevap veriyor, bir şey deniyor mu? Tehdit karşısındaki bu tutum aylar içinde değişebilir. Christian Roesler bu klinik gözlemi araştırmaya taşımak için bir yöntem geliştirdi.

Aynı programın sonraki derlemesi (M11-D10) örüntüleri altıya çıkardı ve terapi boyunca tipik bir rota tarif etti: ilişki güvenli hâle geldikçe rüya egosunun önce tehdit eden figürlerle karşılaştığı, sonra daha bağımsız seçimler yaptığı, tehdit eden figürlerin kimi zaman yardımcıya dönüştüğü bir seyir. Analist için bu, haritada izlenecek somut bir eksen demek: rüya egosu ne kadar yer kaplıyor ve ne kadar şey yapabiliyor?

Psikanalitik gelenekte benzer bir izleme Ulrich Moser'in rüya kodlama yöntemiyle yürütüldü.

Usta katmanı

Dizi, okuyanın elinde fazla düzgün bir öyküye dönüşebilir. Freud uyanık zihnin rüyaya anlaşılır bir görünüm kazandırdığını ikincil düzenleme (M03-D05) diye adlandırmıştı. Dizide aynı iş bir kat yukarıda, analistin masasında yapılabilir: boşluklar doldurulur, uymayan rüyalar unutulur, aylar bir gelişim çizgisine dizilir.

İkinci tehlike analistin beklentisidir. Rüyaya ileriye dönük bir yön arayan sentetik yorum (M27-D01) aşırıya kaçtığında analist diziyi istediği yöne doğru okur; danışan da bunu sezip o yönde rüyalar getirebilir. Tedavinin etkisiyle doğan rüyaları Freud doğrulayıcı rüya diye ayırmıştı (M24-D07); dizide telkinin payı tek rüyadakinden de zor ayrılır, çünkü yön aylar içinde birikir.

Diziyi rüya araştırmasının öbür ucuyla karşılaştırmak yararlı. Süreklilik hipotezi (Temel Psikoloji, M06-D07) rüyanın uyanık hayatın ilgi ve kaygılarını taşıdığını söyler ve uzun dizileri sayarak çalışır. Bu çizginin en yaygın aracı bir kodlama sistemidir.

Sayan araştırmacı dizide uyanık hayatın düzenliliğini arar; Jungcu analist imgelerin birbirine verdiği cevaplara ve rüya egosunun yoluna bakar. Roesler 2020'de kendi bulgularının süreklilik hipotezi için de sonuçları olduğunu tartışır; onun bulgularında dizi, danışanın ruhsal sorunlarını da taşıyor.

Bir diziyi aylarca taşımak, kendi rüyaları da bir zamanlar başkasının masasında okunmuş birinin öğrendiği bir iştir; buradaki sayfalar o masaya hazırlık olabilir, masanın kendisi olamaz.

Yaygın yanlış"Rüya dizisiyle çalışmak, rüyaları sırayla yorumlayıp yorumları üst üste koymaktır."
Doğrusu

Diziyle çalışan analist çoğu rüyayı tek başına yorumlamaz; tekrar eden ve değişen öğeleri, rüya egosunun konumunu ve rüyaların bir çözüme ulaşıp ulaşmadığını izler. Bağlamı dizinin kendisi sağlar.

Yaygın yanlış"Rüyalar iyiye gidiyorsa terapi de iyiye gidiyordur; dizi terapinin kanıtıdır."
Doğrusu

Rüya dizisindeki değişim terapideki değişimle örtüşebilir, ama zamanın geçmesi, hayattaki olaylar ve analistin telkini aynı değişimi doğurabilir. Bir yıl boyunca değişmeyen dizi de iyileşen bir hayatla birlikte bulunabilir.

Yaygın yanlış"Danışan rüya getirmeyi bırakırsa analiz tıkanmıştır."
Doğrusu

Rüyasız dönemler dizinin bir parçasıdır ve bazen danışanın enerjisinin uyanık hayata, konuşulacak bir konuya kaydığını gösterir. Rüyayı ısrarla istemek, onları bir sınav ödevine çevirebilir.

Yaygın yanlış"Jung'a göre her rüya dört perdeli bir oyundur."
Doğrusu

Jung dramatik yapının uygulamada karşılaşılan rüyaların çoğuna uygulanabildiğini yazdı, hepsine değil; klinikte yarıda kesilen, çözüme varmayan rüyalar da sık görülür. Yapı bir okuma kılavuzudur, her rüyaya giydirilecek bir kalıp sayılmaz.

Kanıtın sınırı

Rüya dizisinin terapi boyunca değiştiğini gösteren çalışmalar var, ama hepsi aynı sınırları taşıyor. Roesler'in yapısal çözümlemesi yöntemin geliştiricisinin programından geliyor ve bağımsız ekiplerin tekrarı henüz azdır. Kramer ile Glucksman 2006'da psikanalitik tedaviyi tamamlamış 24 danışanın ilk ve son rüya raporlarında olumlu duygu oranının yüzde 19,2'den 53,3'e çıktığını bildirdi; yazarlar değişimi büyük olasılıkla tedaviye bağladı, ama danışanların yüzde 46'sının son rüya sırasında psikiyatrik ilaç kullandığını ve zamanın geçişinin de etkili olabileceğini kendileri not etti. Aynı ekibin 2012 çalışmasında danışanları tedaviyi yürüten terapistin kendisi, iyi giden vakalar arasından seçmişti. Moser kodlamasıyla yapılan çalışma tek vakalık. Hiçbiri diziyle çalışan bir terapiyi diziyle çalışmayan bir terapiyle karşılaştırmıyor; dizi değişimi terapinin bir aynası olabilir, nedeni olduğu bilinmiyor. Çalışmalar Almanya, Avusturya ve ABD'deki danışanlardan geliyor; rüyanın tabir edilip kehanet olarak okunduğu ailelerde danışanların deftere ne yazdığı ve ne yazmadığı tartışmaya açık bir genelleme sorusu.

Kendin dene

Aklında kalsın

Tek bir rüya birkaç okumaya açıktır; birbirini izleyen rüyalar birbirine bağlam olur ve dizi tekrarı da değişimi de görünür kılar.

Klinikte dizi kayıtla yürür: danışanın tarihli defteri ve analistin motifleri, figürleri ve rüya egosunun yerini izleyen haritası, birkaç ayda bir birlikte yeniden okunur.

Jung rüyanın sergi, gelişme, doruk ve çözümden oluşan bir sahne yapısı taşıdığını yazdı; dizide çözümsüz rüyaların bir gün çözüme ulaşması dikkat çekici bir değişimdir.

Yapısal rüya çözümlemesi rüya egosunun etkinliğini ölçmeyi dener ve dizilerdeki örüntü değişimini terapideki değişimle ilişkilendirir; bulgular erken ve büyük ölçüde geliştiricilerinden.

Dizinin en büyük riski okuyanın kendisidir: fazla düzgün bir öykü, analistin umudu ve telkin. Uymayan rüyalar da haritaya yazılır.

Sonraki derse köprü

Bazı imgeler dizide söner, bazıları ise aylarca aynı yükle geri döner: kaçılan tilki, sırtı dönük kadın, kapanmayan ağ. Danışan bir gün böyle bir imgeyle uyanıkken konuşmayı, sahneyi gözleri açıkken sürdürmeyi isteyebilir. Jung'un bu yola verdiği ad aktif imgelemdi (M13-D05). Bu yolun klinikte nasıl açıldığını ve ego gücü zayıf ya da imgelerin içinde boğulma tehlikesi taşıyan kimse için neden kapalı tutulduğunu M27-D04, «Aktif imgelem klinikte», ele alıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.