M27-D01
Jungcu analizin çerçevesi
Jungcu analizin oturum düzenini ve analistin tutumunu açıklar.
Psikanaliz Akademisi — M27, Jungcu analiz klinikte · 3.067 kelime · 17 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 20 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Jung karşılıklı oturmayı seçti; bakış sürecin malzemesine girdi. Londra'daki okul divanı yeniden odaya aldı.
Ritim esnekti: zor dönemde sık, süreç yol aldıkça seyrek; aradaki günler danışanın kendi çalışmasına aitti.
Diyalektik yöntemde analist sürece katılan biridir ve kendi tepkisi işin malzemesidir. Sentetik okuma, indirgeyici okumanın yanına bir yön sorusu ekler.
Yaralı şifacı imgesi analistin gücünü tanınmış yarasına bağlar; Guggenbühl-Craig bu imgenin bölünmesinin bir güç ilişkisine dönüşebileceğini gösterdi. Eğitim analizi bu imgenin kurumsal karşılığıdır.
Temenos, odanın kesintilerden korunan bir alan olarak yaşanmasını adlandırır.
Açılış sahnesi
Tekirdağ'ın Şarköy ilçesi, yazlıkçıların gidişinden sonraki ilk hafta. İki müstakil evin arasındaki alçak duvarın dibinde plastik bir masa, üstünde katlanmış bir kâğıt. Necati otuz bir yılın sonunda kaymakamlıktaki yazı işleri müdürlüğünden emekli oluyor; yarın öğleden sonra küçük bir veda toplantısı var ve kendisinden konuşma bekleniyor.
Kâğıdı komşusu Şule'ye okuyor. "Bu ilçede ben..." diyor ve "b"de takılıyor. Dudakları kapanıyor, açılmıyor. Şule cümleyi tamamlamıyor. Gözünü kâğıttan kaldırmadan bekliyor, sonra çayını yudumluyor. Necati üçüncü denemede cümleyi bitiriyor.
"Herkes benim yerime söyler," diyor. "Sen niye söylemedin?"
Şule bir süre asmaya bakıyor. "Babam söylerdi," diyor. "On iki yaşıma kadar her cümlemi o bitirdi. Sonra ben de konuşmayı bıraktım." Bunu mahallede kimseye anlatmamıştı.
Necati kâğıda dönüyor. Takıldığı kelimeyi atlatmak için yazdığı dolambaçlı açılışı çiziyor, yerine "Bu ilçede" diye yeniden yazıyor. "Takılırsam takılırım," diyor.
Kalkarken Şule'ye yarın gelip gelmeyeceğini soruyor. Şule kalabalık salonlara yıllardır girmiyor. "Ön sıraya otururum," diyor, "beni görebileceğin yere."
Bu derste ne olacak
Bu modül Jung'un düşüncesini odaya taşıyor. M10–M13 kuramı anlattı; burada sorulan, o kuramın bir analizde neye benzediği. Önce oturma düzenine, seans ritmine ve aradaki günlere bakacağız. Ardından analistin tutumuna geçeceğiz: Jung'un diyalektik dediği yöntem, analistin kişiliği ve kendi yarası. Eğitim analizi, korunan oda ve psikodinamik çerçeveyle benzerlik ve farklar dersi tamamlıyor.
Sıfır noktası
Terapötik çerçeveyi bir okul gözetmeksizin Terapi Akademisi kurmuştu (S00-P01-D03, S02-P01-D06); Bleger'in dilsiz çerçevesi ve Langs'ın güvenceye alınmış çerçevesi ise M21-D02'de geçti. Freud'un divanı hipnoz döneminden miras bir alışkanlık sayması M02-D05'te, analistin kendi analizinden geçmesi şartının kurumsallaşması M01-D08'de anlatıldı. Kuram tarafında bireyleşme (M13-D01), rüya dizisi ve ereksel bakış (M13-D03), aktif imgelem (M13-D05) bu dersin üzerine oturduğu zemin.
Burada eklenen, bu fikirlerin saatte, sandalyede ve analistin duruşunda neye dönüştüğü. Jung bir teknik el kitabı yazmadı. Klinik tutumu, 1920'lerden 1950'lere uzanan ve sonradan pratik psikoterapiye ayrılan tek bir ciltte toplanan konuşma ve yazılardan okunuyor.
Mekanizma
Karşılıklı iki sandalye
Jung divan yerine danışanla karşılıklı oturmayı tercih etti. Gerekçesi tutumuna bağlıydı: iki kişi bir sürece katılıyorsa birbirini görmeleri de katılıma dahildir. Analist danışanın yüzünü, danışan analistin tepkisini görür; bakışın kendisi malzemeye girer. Bu düzen analistin anonimliğini (M21-D08) azaltır, analistin yüzünde ne belirdiğini düşünmesini zorunlu kılar.
Jungcu gelenek bu konuda tek sesli kalmadı. Londra'da kurulan Analitik Psikoloji Derneği zamanla divanı yeniden odaya aldı.
Ritim ve aradaki günler
Jung 1935'te verdiği iki konuşmada ritmi anlatır. Freud'un analistlerinin hastayı aylarca her gün gördüğünü hatırlatır; kendisi zor vakalarda haftada üç dört, çoğu zaman iki seansla yetinir, danışan yol aldıkça bire iner ve tedaviyi aşağı yukarı on haftada bir keserek danışanı olağan çevresine geri gönderir. Gerekçesi ekonomik olduğu kadar kuramsaldır: danışan rüyalarını kendisi anlamaya çalışmalı, analiste yaslanmak yerine kendi ayağı üstünde durmayı öğrenmelidir. Aradaki günler bu yüzden boş sayılmaz. Danışan rüyalarını yazar, kimi zaman bir imgeyi çizer ya da boyar (M13-D05), bunları seansa getirir.
Süre ise açık uçludur. İkinci yarının sorularıyla (M13-D02) gelen bir danışanla analiz yıllar sürebilir. Bitişi belirleyen, belirti listesinin boşalmasından çok sürecin bir yere varmasıdır.
Diyalektik yöntem ve analistin kişiliği
Jung'un klinik tutumu en açık 1935'te Zürih Tabipler Derneği'ne verdiği konuşmada görünür.
Aynı konuşmada Jung sembolik bir içeriği iki yönden okumanın mümkün olduğunu yazar ve seçimin pratikte büyük fark yarattığını ekler.
Sentetik okuma, ereksel bakışın (M13-D03) seansa çevrilmiş hâlidir. Jung tekrarın başladığı, sürecin durduğu ya da mitolojik imgelerin belirdiği yerde indirgeyici çalışmayı bırakıp sentetik okumaya geçmeyi önerir.
Kişilik konusunda Jung daha da ileri gider. 1951 tarihli bir yazısında Freud ile Adler'in kuramlarındaki tek yanlılığı, gökbilimden psikolojiye geçmiş kişisel denklem (Temel Psikoloji M01-D02) kavramıyla açıklar: her kuramcının bakışına eleştiriden geçmemiş bir öznel eğilim karışır. Klinik uyarısı açıktır: danışan bir kuramı doğrulamak için orada bulunmaz ve direnci kimi zaman tedavinin yanlış bir varsayıma dayandığını gösterir.
Yaralı şifacı, eğitim analizi ve korunan oda
Aynı 1951 yazısında Jung zor vakaların hem hasta hem hekim için bir sınav olduğunu, analistin buna kapsamlı bir eğitim analiziyle hazırlanması gerektiğini yazar. Freud'un bu öneriyi kendisinden aldığını söyler; ama hiçbir analizin bilinçdışını kalıcı olarak boşaltmadığını, her yeni vakanın analistte daha önce kümelenmemiş varsayımları uyandırdığını da ekler. Analizin derinleşen her aşamasında analist biraz da kendini inceler. Jung bu düşünceyi Yunan mitindeki yaralı hekim imgesiyle bağlar: analistin kendi incinmişliği, onun iyileştirme gücünün ölçüsünü verir.
Bulgu yaralı şifacı imgesini doğrulamaz; bu alanda çalışanların önemli bir kısmının kendi zor dönemlerini bildiğini gösterir. Jungcu eğitim bu yüzden uzun bir kişisel analizi şart koşar; kendi terapisinin bugünkü yaygınlığına M23-D05 bakmıştı.
Jungcu yazında bu korunmanın bir adı da vardır. Abramovitch 2002'de Jung'un danışma odasını Yunan tapınağının dokunulmaz iç alanına benzettiğini aktarır; 1997'deki makalesiyle birlikte, taşınma ya da analistin yokluğu gibi durumlarda danışanların bu alanın kaybını yaşayabildiğini vakalarla anlatır.
Usta katmanı
Jungcu analiz ile psikodinamik terapi aynı zeminde durur: düzenli saat, ücret, gizlilik ve bir çerçeve; aktarımın (Terapi, S02-P02-D06) ve karşıaktarımın (M23-D04) işin merkezinde sayılması. Ayrıldıkları yer yöndedir. Jungcu analist belirtinin kaynağının yanında nereye gitmek istediğini de sorar, bilinçdışına yalnız bastırılmış bir depo olarak değil yaratıcı bir kaynak olarak da bakar ve sembolü (M13-D06) kapatılacak bir şifre olmaktan çok taşınacak bir imge sayar. Roesler 2024'te tersi yönden bir eleştiri getirir: psikodinamik yaklaşımlar terapötik ilişkiyi bağlanma araştırmasına ve duygu düzenlemesine dayanarak yeniden kurmuşken analitik psikolojide benzer bir gelişmenin eksik kaldığını, bunun iki gelenek arasında ilişkiye verilen rol bakımından ciddi bir fark doğurduğunu yazar.
Çerçevenin sıkılığı da gelenek içinde değişir. Jung'un kendi pratiğinde esnek tuttuğu ritim, Londra'da psikanalizle yakınlaşan okulda daha sıkı bir düzene döndü; iki okulun ayrımı M27-D06'nın konusu. Ücret ve iptal kuralları üzerine ortak zemin M21-D09'da.
Jungcu analist olmak, yetkilendirilmiş bir enstitüde yıllar süren kişisel analiz, seminer ve süpervizyonlu vakalarla kazanılan bir ustalıktır; bu sayfalar o yolun mantığını açar, ama yolu yürümüş olmayı sağlamaz.
Yaygın yanlış"Jungcu analistlerin hepsi danışanla karşılıklı oturur."
Jung'un tercihi karşılıklı iki sandalyeydi, ama Londra'daki dernekte divan yeniden kullanılmaya başlandı. Oturma düzeni gelenek içinde de bir karar konusudur.
Yaygın yanlış"Diyalektik yöntem, analistin kendi duygularını ve hayatını danışana anlatması demektir."
Jung'un katılımdan kastettiği, analistin tepkisinin sürecin bir parçası olarak düşünülmesidir. Analist bu tepkiyi çoğu zaman danışana açmadan, kendi içinde ve süpervizyonda işler (M21-D08).
Yaygın yanlış"Yarası olan iyi bir analist olur."
İmge yaranın tanınmasından ve işlenmesinden söz eder. Tanınmamış bir yara danışanın malzemesini kendi geçmişine göre biçimler; eğitim analizinin varlık nedeni budur.
Yaygın yanlış"Seans ne kadar sıksa analiz o kadar derinleşir."
Jung sürecin belli bir noktasında seansları bilerek seyrekleştirdi ve aradaki zamanı danışanın kendi çalışmasına bıraktı. Sıklık ile iyileşme arasındaki bağı gösteren araştırmalar ilişkiseldir.
Kanıtın sınırı
Tarihsel kayıt bu derste sağlam: Jung'un 1935 ve 1951 yazıları basılı ve yıllarıyla belli. Klinik tutumun etkisine dair kanıt ise zayıf. Jungcu analistlerin oturma düzenini, seans sıklığını ya da çerçeve sıkılığını sistemli biçimde sayan bir çalışma bu dersin dayandığı literatürde yer almıyor; Wiener'in ve Abramovitch'in yazıları klinisyen deneyimidir. Freedman ekibinin sıklık bulgusu tek bir klinikten, rastgele atama yapılmamış ve danışanın kendi değerlendirmesine dayanan bir çalışmadan geliyor; Jungcu analize genellemek tartışmaya açık. Victor ekibinin anketi meslekteki deneyimin yaygınlığını gösteriyor, yaranın terapötik bir güce dönüşüp dönüşmediğini sınamıyor. Diyalektik yöntemin ya da sentetik yorumun indirgeyici çalışmaya göre ne zaman daha yararlı olduğu bilinmiyor. Jungcu terapinin sonuçlarını sınayan çalışmalar M27-D07'ye kaldı.
Kendin dene
Aklında kalsın
Jung karşılıklı oturmayı seçti; bakış sürecin malzemesine girdi. Londra'daki okul divanı yeniden odaya aldı.
Ritim esnekti: zor dönemde sık, süreç yol aldıkça seyrek; aradaki günler danışanın kendi çalışmasına aitti.
Diyalektik yöntemde analist sürece katılan biridir ve kendi tepkisi işin malzemesidir. Sentetik okuma, indirgeyici okumanın yanına bir yön sorusu ekler.
Yaralı şifacı imgesi analistin gücünü tanınmış yarasına bağlar; Guggenbühl-Craig bu imgenin bölünmesinin bir güç ilişkisine dönüşebileceğini gösterdi. Eğitim analizi bu imgenin kurumsal karşılığıdır.
Temenos, odanın kesintilerden korunan bir alan olarak yaşanmasını adlandırır.
Sonraki derse köprü
İki kişinin birbirine etki ettiği bir süreçte danışanın analiste yönelttiği duygular da bu karşılıklılığın içinde okunur. Jung aktarımı Freud'dan farklı bir yere koydu ve 1946'da yayımladığı Aktarımın Psikolojisi'nde bu ilişkiyi simyacı bir gravür dizisinin yardımıyla düşündü. M27-D02, Jung'un aktarımı nasıl anladığını ve bu kitabın klinikte neye karşılık geldiğini soruyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.