M25-D10
Odak seçmek: bir vaka
Bir vaka için kısa süreli psikodinamik terapi odağı belirler ve gerekçelendirir.
Psikanaliz Akademisi — M25, Kısa süreli psikodinamik terapiler · 3.093 kelime · 16 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 21 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Odak, formülasyonun zenginliği içinden sınırlı bir sürede yürünecek tek yolu seçer ve bu seçim yazılı bir gerekçe ister.
Aynı malzeme Malan'ın üçgenlerinde, Mann'ın merkezi sorununda, CMP'de, CCRT'de ve IPAF'ta farklı bir kapı açar; bedensel belirti çoğu zaman bir izleme noktası olarak kalır.
Seçimde danışanın kendi sözcükleri, deneme yorumuna verdiği karşılık, zaman çerçevesi, ego gücü, risk ve terapistin eğitimi birlikte tartılır; seçilmeyen merceklerin gördükleri notlarda yaşamaya devam eder.
Odak bir hipotezdir: danışan onu kullanmıyorsa, fazla çabuk benimsiyorsa ya da dışarıda kalan bir duygu her hafta geri geliyorsa yeniden kurulur.
Açılış sahnesi
Edirne'nin Enez ilçesi, kaleye çıkan yokuşun dibinde eski bir taş ev; zemin katı üç yıldır küçük bir resim galerisi. Yarın akşam açılış var. Kırk altı tuval odanın ortasında yere yaslanmış duruyor; pencereye bakan uzun duvar en fazla dokuzunu alıyor.
Hüseyin otuz bir yıl bir hidroelektrik santralinde vardiya mühendisliği yapmış, resim hep hafta sonlarının işi olmuş. Bu onun ilk sergisi. Galerinin sahibi Nazan sabahtan beri tuvalleri sırayla duvarın önüne getiriyor.
"Flamingolar orta yere," diyor Hüseyin. "En büyüğü o. En çok uğraştığım da."
Nazan büyük tuvali bir süre tutuyor, sonra yere bırakıp küçüklerden dokuzunu yan yana diziyor. Biri 1994 tarihli, biri geçen kıştan. Hepsinin bir köşesinde aynı şey var: kıyıya çekilmiş, içi boş, mavi boyalı bir sandal.
"Bunu görmüş müydün?"
Hüseyin gözlüğünü takıyor. "Rastlantı. O sandal hep oradaydı."
"Otuz yılda dokuz kez rastlantı olmaz. Yarın gelenler bir akşam kalacak. Bir duvar boyunca tek bir şeyin peşinden gidebilirler; dokuz ayrı manzarada dağılırlar."
"Flamingolar en iyisi ama."
"Olabilir. Kapının karşısında tek başına dursun. Duvarı sandala verelim."
Hüseyin bir süre bakıyor, sonra sazlık manzaralarını arka odaya taşıyor. "Ya insanlar sazlıkları sorarsa?"
Nazan bir kâğıda not yazıp kasanın yanına iliştiriyor. "Sorarlarsa perşembe duvarı yeniden düşünürüz. Neden bunu seçtiğimizi de söyleriz."
Bu derste ne olacak
Modülü tek bir danışan kapatıyor. Önce Emre'yi ilk iki görüşmesinden seçilmiş parçalarla tanıyacağız: üç ilişki anlatısı, bir deneme yorumu ve ona verdiği karşılık, gücünü ve isteğini gösteren işaretler. Ardından aynı malzemeyi M25'in araçlarıyla tek tek okuyup her birinden bir odak önerisi çıkaracağız. Sonra birini gerekçesiyle seçecek, en sonda da bu odağın birkaç seans sonra nasıl sarsılıp yeniden kurulduğunu izleyeceğiz.
Sıfır noktası
Formülasyonun parçaları M22-D01'de, onu yazıya dökme zanaatı M22-D09'da işlendi. Bir formülasyon haritaya benzerse odak, sınırlı sayıda seans içinde o haritada yürünecek tek yoldur; harita zenginleştikçe yol seçmek zorlaşır. Seçerken başvurulan ölçütler modülün derslerine dağılmış durumda: Sifneos'un hasta seçerken baktıkları (M25-D01), deneme yorumunun sınadığı şey (M21-D03, M25-D02), ego gücü (M24-D01) ve psikolojik zihinlilik (M21-D04). Bu ders onları aynı masaya topluyor.
Yaygın yanlış"Her vakanın tek bir doğru odağı vardır; iyi klinisyen onu bulur."
Aynı malzemeden birden çok savunulabilir odak çıkar ve deneyimli klinisyenler farklı odaklarda karar kılabilir. Ölçülebilir olan, seçilen odağın danışanın malzemesine ne kadar dayandığı ve terapide sınanıp sınanamadığıdır; hangi odağın daha "derin" olduğu çoğu zaman bir tercih meselesidir.
Mekanizma
Emre: ilk iki görüşme
Emre otuz dört yaşında, evden çalışan bir yeminli tercüman; Almanca teknik belgeler ve noterlik evrakı çeviriyor. Altı yıldır Ece'yle birlikte yaşıyor ve kendi kararıyla başvurmuş. Terapisti Gülşen. Aşağıdaki altı vaka iki değerlendirme görüşmesinden seçildi.
Aynı malzeme, ayrı mercekler
Araçlar yeniden tanımlanmadan, yalnız bu malzemeye uygulanıyor.
Malan'ın çizgisinde (M25-D02; şemalar M24-D03) çatışma üçgeninin köşeleri kolayca doluyor. Savunma tarafında işi elden çıkarmamak, düzeltip durmak ve geciktirmek; kaygı tarafında görülecek bir eksiğin karşıdakini uzaklaştıracağı beklentisi; gizli duygu tarafında hem kabul görme isteği hem de kırmızı kalemi tutana karşı hiç söylenmemiş bir kırgınlık var. Kişi üçgeninin üç köşesinde de malzeme bulunuyor: proje yöneticisi ve Ece, baba, Gülşen. Önerilen odak: "Emeğinin görülmesini istediğinde, bir eksiği yakalanırsa karşısındakinin çekip gideceğinden korkup işi elinde tutuyor; bu dizi işte, evde, babayla ve ilk görüşmede görünüyor."
Mann'ın merkezi sorunu (M25-D03) aynı malzemeyi Emre'nin duyabileceği bir dille ve zamanın içinden kurar: "Ne kadar emek verirseniz verin, bir kusurunuz göründüğü an bırakılacağınızı bekliyorsunuz; bu yüzden işinizi elinizden bırakamıyorsunuz ve kimsenin sizi eksiğinizle görüp yine de kalmasına fırsat tanımıyorsunuz." Takvime bağlı bir bitiş, babanın erken gidişini terapinin son haftalarına taşıyacaktır.
CMP (M25-D03) döngünün kendi kendini nasıl doğruladığını gösterir. Emre gecikiyor ve aşırı düzeltiyor; başkalarının kusuru bulup uzaklaşmasını bekliyor; proje yöneticisi gerçekten sabırsızlanıyor, Ece gerçekten sormayı bırakıyor; Emre de geceleri kendine "rezil" diyor. Gülşen'in onu rahatlatma isteği döngünün odadaki hâlidir. Odak önerisi: korkulan sabırsızlığı bizzat üreten gecikme.
CCRT (M22-D06; SE içindeki kullanımı M25-D05) anlatıları bileşenlerine ayırır. İstek: yaptığının kabul görmesi; ötekinin tepkisi: kusur bulup uzaklaşması; kendinin tepkisi: saklamak, ertelemek, kendini suçlamak, göğsün sıkışması. Proje yöneticisi, Ece, baba, bitirme ödevi ve görüşme odası, yani beş epizodun beşinde istek ile beklenen tepki aynı. Odak önerisi bu istek-beklenti çiftidir.
DIT'in IPAF'ı (M25-D06) kendilik temsilini "kusuru yakalanacak biri", ötekini "kırmızı kalemle bakıp giden", aradaki duygulanımı utanç ve korku diye yazar; savunmanın işlevi utancı ve kırmızı kaleme duyulan öfkeyi görünmez kılmaktır. Depresyon için kurulmuş bu mercek Emre'ye kısmen oturuyor, ama utancı en açık o adlandırıyor.
Bedensel belirti (M25-D07, M25-D09) bu vakada bir odak olmaktan çok bir ölçüm noktası. Göğüs sıkışması gönderme anına bağlı, tıbbi değerlendirmesi yapılmış ve Emre panik nöbeti tarif etmiyor. Öneri: sıkışmanın başladığı anı her hafta izlemek ve odaktaki sahnelerle yan yana koymak.
Hangisini seçmeli?
Gülşen seçerken birkaç soruyu birlikte tartıyor. Hangi öneri Emre'nin kendi sözcüklerine en yakın? Deneme yorumuna verilen karşılık hangi bağlantıyı canlandırdı? Çalıştığı merkez kısa çalışmaları yirmi seansla sınırlıyor; bu çerçeve hangi odağı taşır? Emre'nin ego gücü ifade edici bir ağırlığa elveriyor mu, belirgin bir risk var mı? Bir de Gülşen'in kendi eğitimi: SE içinde yetişmiş ve CCRT'yi seansta izlemeye alışkın.
Gülşen CCRT'den çıkan odağı, Malan'ın terapist-ebeveyn bağlantısını izleyerek ve Emre'nin diliyle kuruyor: "Yaptığınızı birine gösterdiğinizde kabul görmek istiyorsunuz; bir eksik görülürse gideceğini bekleyip dosyayı elinizde tutuyorsunuz, sonra da kendinize yükleniyorsunuz." Gerekçesi şöyle: Emre'nin "gönderemiyorum" sözü tam kendinin tepkisinde oturuyor; deneme yorumu istek ile beklenen tepkiyi babaya bağladı ve Emre bunu duyguyla, yeni bir örnekle karşıladı; beklenti beş epizodun beşinde göründüğü için yirmi seansta haftadan haftaya izlenebilir; ego gücü ve düşük risk ifade edici bir çalışmaya yer açıyor. CCRT bileşenleri sayılabildiği için beklentinin değişip değişmediği de seanslar boyunca izlenebilir.
Yaygın yanlış"Danışanın en çok acı veren yaşantısı en iyi odaktır."
Kısa bir çerçevede odak, en ağır yaşantıdan çok danışanın bugün tanıyabildiği ve seansın içinde de görülen bir örüntüdür. Karne sabahı Emre için çok acı verici olabilir; odak onu dışarıda bırakmaz, ama içeri bugünkü teslimlerin kapısından girer.
Seçilmeyenlerin her biri bir şeyi daha erken görebilirdi. Merkezi sorun bitişi ve babanın gidişini en baştan merkeze alırdı; Gülşen bunu son altı seansa ayrılmış bir not olarak tutuyor. CMP onun rahatlatma isteğini ve döngünün korkulanı üretmesini daha açık adlandırırdı; o da notlarda duruyor. IPAF utancın adını koyardı. Aynı malzemeyle başka bir klinisyen merkezi sorunu seçip savunulabilir bir terapi kurabilirdi; seçimi ayıran, hangi odağın bu danışan, bu çerçeve ve bu terapistle sınanabileceğidir.
Yorumların vakaya özgü formülasyonla uyuşmasının sonuçla ilişkisi CCRT için M22-D01'de anıldı (Crits-Christoph ve arkadaşları, 1988). Kontrol-ustalık çizgisinden gelen küçük bir çalışma aynı soruyu plan kavramıyla sordu.
Odak tutmazsa
Seçilen odak bir hipotezdir; formülasyonu güncellemenin ilkeleri (M22-D10) ona da uygulanır. Sarsılmanın işaretleri genellikle küçüktür: cümlenin hiç kullanılmaması, fazla çabuk benimsenmesi, dışarıda kalan bir duygunun her hafta dönmesi.
Yaygın yanlış"Odak değişirse ilk seçim yanlış yapılmış demektir."
Odağı değiştiren şey çoğu zaman ilk görüşmelerde henüz görünmeyen malzemedir. Değişikliğin değeri, yeni malzemenin aynı istek-beklenti çekirdeğine bağlanıp bağlanmadığında ve danışanla açıkça konuşulmasındadır; her hafta değişen bir odak ise artık bir odak işlevi görmez.
Usta katmanı
Farklı odakları yalnız klinisyenler üretmez; yöntemin kendi bakışı da seçimi yönlendirir.
Kontrol-ustalık kuramının formülasyonu (plan uygunluğu M24-D03'te) Emre'ye başka bir soru sorar: bu danışan terapide neyi sınamak istiyor?
Emre için yazılacak bir plan formülasyonunun patojenik inancı şöyle olabilir: eksiğimi gösterirsem sevdiğim kişi gider ve bu benim suçum olur. Planı ise Gülşen'e yarım bir şey göstermek ve onun kalıp kalmadığına bakmaktır.
Bir odak cümlesini gerçek bir danışanın karşısında savunmak, kendi seçimlerini haftalarca bir süpervizörün sorularına açmış klinisyenlerde olgunlaşan bir yargıdır; bu ders o yargıya giden düşünme sırasını gösteriyor, yargının kendisini veremez.
Kanıtın sınırı
Odak seçimine dair bulguların çoğu, odağı kuran yöntemlerin kendi geliştiricilerinden geliyor; güvenirlik çoğunlukla eğitimli araştırma puanlayıcıları arasında ölçüldü, tek bir klinisyenin gündelik kararında değil. Odağa uyan müdahalelerin sonuçla ilişkisini gösteren çalışmalar ilişkiseldir ve birkaç vakaya dayanır; iyi giden bir terapinin isabetli yorumlara zemin hazırlaması da aynı tabloyu verebilir. Farklı formülasyon yöntemlerinden çıkan odakları doğrudan sonuç üzerinden karşılaştıran bir deneme bilinmiyor; bu yüzden "en iyi odak" sorusu kanıtla değil, gerekçeyle cevaplanıyor. Odağın kaç seansta revize edilmesi gerektiği de tartışmaya açık, sistemli olarak sınanmamış bir sorudur. Bu derste karşılaştırılan yöntemlerin hepsi Amerika ve İngiltere kliniklerinde geliştirildi; ailenin, işin ve utancın farklı örgütlendiği bağlamlarda aynı ölçütlerin aynı odağa götürüp götürmediği henüz sınanmadı.
Kendin dene
Aklında kalsın
Odak, formülasyonun zenginliği içinden sınırlı bir sürede yürünecek tek yolu seçer ve bu seçim yazılı bir gerekçe ister.
Aynı malzeme Malan'ın üçgenlerinde, Mann'ın merkezi sorununda, CMP'de, CCRT'de ve IPAF'ta farklı bir kapı açar; bedensel belirti çoğu zaman bir izleme noktası olarak kalır.
Seçimde danışanın kendi sözcükleri, deneme yorumuna verdiği karşılık, zaman çerçevesi, ego gücü, risk ve terapistin eğitimi birlikte tartılır; seçilmeyen merceklerin gördükleri notlarda yaşamaya devam eder.
Odak bir hipotezdir: danışan onu kullanmıyorsa, fazla çabuk benimsiyorsa ya da dışarıda kalan bir duygu her hafta geri geliyorsa yeniden kurulur.
Sonraki derse köprü
Batuhan'ın terapisinde odak yanlış kurulmamıştı; örüntü her ilişkiye ve terapinin çerçevesine yayıldığı için tek bir cümle onu taşıyamadı. Kısa terapinin gücü dar bir yola dayanıyordu ve bu yol, kimliğin, öfkenin ve bağlılığın her hafta yeniden sarsıldığı ağır kişilik sorunlarında sık sık kayboluyor. M26-D01 bu durumda psikodinamik terapinin çerçevesine ve tekniğine hangi değişikliklerin getirildiğini, yorumun, aktarımın ve terapistin dikkatinin hangi ilkelerinin yerinde bırakıldığını soruyor; Terapi akademisinin kişilik örüntüleri dersi (S04-P01-D10) aynı alana başka bir yerden bakıyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.