M24-D07
Rüya klinikte
Klinikte rüya ile çalışmanın Freudcu, Jungcu ve çağdaş yollarını karşılaştırır.
Psikanaliz Akademisi — M24, Müdahale yelpazesi · 2.988 kelime · 17 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 20 dk dinleme
Temel Psikoloji Akademisi’nde: M06-D07
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Klinikte rüya bir anlatıdır: kime, ne zaman, nasıl anlatıldığı içeriği kadar konuşur.
Freud 1911'de rüya yorumunu tedavinin kurallarına bağladı; bir seansta ne çıkıyorsa yeter, aynı istek başka bir rüyada döner, aşırı ilgi rüyaları kurutabilir.
Jungcu tutum figürü rüya görenin bir yanı olarak da okur ve tek rüyadan çok aylar içinde değişen diziyi izler.
Çağdaş okumalar rüyada terapiyle ilişkinin haberini arar; rüyayı anlatmak da bir canlandırma olabilir.
Travmatik tekrarlayan kâbusta, krizde ya da ego gücü düşükken önce güvenlik ve düzenleme gelir; anlam bekleyebilir.
Açılış sahnesi
İzmir'in Urla ilçesi, çarşının denize bakan ucundaki otobüs durağı. Saat altıyı yeni geçmiş, şehre giden ilk sefer daha gelmedi. Bankta her sabah aynı iki kişi oturuyor: Bornova'daki bir ilaç deposunda raf sayımı yapan Ferda ile Alsancak limanında yük puantörlüğü yapan Selçuk. Dört yıldır aynı otobüse biniyorlar; birbirlerinin evini bilmiyorlar, simitçinin hangi gün geç kaldığını biliyorlar.
Ferda bu sabah termosunu açmadan başlıyor. "Rüyamda eski evimizin balkonundaydım. Balkonun altında sokak yoktu, deniz vardı. Annem çamaşır asıyordu, mandallar elinden kayıp suya düşüyordu, o da gülüyordu."
Selçuk'un aklına teyzesinin rafındaki tabir kitabı geliyor; denizin ferahlık, çamaşırın dedikodu demek olduğunu söylemek üzere. Söylemiyor. "Mandal deyince aklına ne geliyor?" diye soruyor.
Ferda omuz silkiyor. "Mandal işte." Termosun kapağını çevirmeyi bırakıyor. "Geçen hafta annem gömlekleri ters asmış. Kırk yıldır çamaşır asan kadın." Selçuk bir şey eklemiyor. Ferda denize bakıyor: "Rüyada gülüyordu ama. Ben de gülüyordum."
Otobüsün farları yokuşun başında görünüyor. Ferda ayağa kalkarken ekliyor: "Bu akşam onu arayacağım."
Bu derste ne olacak
Freud'un rüya kuramı M03'te, Jung'unki M13'te işlendi. Bu ders kuramı yeniden kurmuyor; terapistin seansta önüne konan bir rüyayla ne yaptığını soruyor. Freud'un 1911'de yeni başlayanlara yazdığı kısa teknik öğütten Jungcu klinik tutuma, oradan rüyayı terapistle ilişkinin bir haberi sayan çağdaş okumalara geçiyoruz. Ardından rüya getirmenin kendisinin ne anlattığını, ilk rüyayı ve bir rüyayı yorumlamamanın daha doğru olduğu anları vakalarla izliyoruz.
Sıfır noktası
Bir rüya seansa iki ayrı şey olarak girer. Bir yanda gece görülmüş ve sabah hatırlanmış bir içerik vardır; açık içerik ile gizil düşünceler arasındaki ayrım ve gün artığı M03-D03'te kuruldu. Öbür yanda bu içeriği şu an, bu odada, bu kişiye anlatan biri vardır. Klinik soru ikincisinden başlar: danışan rüyayı ne zaman getirdi, anlatırken terapistin yüzüne mi baktı, saate mi?
Freud tedavideki rüyayı 1911'de "Die Handhabung der Traumdeutung in der Psychoanalyse" (Psikanalizde rüya yorumunun ele alınışı) adlı yazısında ayrıca ele aldı. Yazının sorusu yorum tekniği değil, yorumun tedavide nasıl kullanılacağıdır.
Yaygın yanlış"Psikodinamik terapist her rüyayı sonuna kadar yorumlar."
Freud 1911'de tersini öğütledi: bir seansta ne kadarı anlaşılabiliyorsa onunla yetinmek, yeni rüya geldiğinde eskisini bırakmak. Eksiksiz yorum M03-D03'teki fazla yorum ve rüyanın göbeği (M03-D02) nedeniyle zaten ulaşılamayan bir hedeftir.
Mekanizma
Freudcu yol: tedavinin yüzeyinden başlamak
Freud'un 1911 yazısı, rüya yorumundan analize gelen birinin her rüyayı eksiksiz çözmeye çalışıp tedavinin asıl işinden kopacağı uyarısıyla başlar. Ona göre terapist her an hastanın o anki ruhsal yüzeyini (psychische Oberfläche) bilmelidir: hangi komplekslerin ve dirençlerin şu an harekete geçtiğini. Rüya da bu yüzeyden dinlenir. Teknik serbest çağrışımın (Temel Psikoloji M01-D05) rüyaya uygulanmasıdır: rüya parçalara bölünür, danışana her parçanın aklına ne getirdiği sorulur ve terapist kendi çağrışımını öne sürmeden bekler. Freud yorumun bu biçimde "nicht als Kunst um ihrer selbst willen", yani kendi başına bir sanat olarak yürütülmemesini, tedaviyi yöneten kurallara bağlanmasını istedi.
Aynı yazı rüyanın uyanır uyanmaz yazılmasını gereksiz bulur: kurtarılan metne çağrışım gelmiyorsa hasta bir şey kazanmamıştır. Freud yalnızca tedavide görülen bir rüya türünü de adlandırır.
Yaygın yanlış"Danışan terapistin yorumunu rüyasında tekrar ediyorsa yorum kanıtlanmıştır."
Freud bu doğrulayıcı rüyaları hoş karşıladı, ama tedavinin etkisi altında doğduklarını da kaydetti. Terapistin sözünün rüyaya girmesi, o sözün doğruluğunu ondan bağımsız olarak göstermez; telkinin payı ayrılamaz.
Jungcu yol: rüya görenin kendisi ve dizi
Jungcu klinik tutum aynı rüyaya iki düzeyde bakabilir: nesnel düzeyde rüyadaki figür gerçek kişiyi, öznel düzeyde rüya görenin bir yanını temsil eder (M13-D03). Terapist danışanla birlikte bir figürün neden şu an bu biçimde göründüğünü sorar ve rüyanın bilinçli tutumun tek yanlılığını dengeleyip dengelemediğine (telafi işlevi, M11-D08) ya da ileriye dönük bir taslak sunup sunmadığına (M13-D03) bakar. Gerektiğinde imge amplifikasyonla (M13-D04) genişletilir.
Klinikte bu yolun en belirgin farkı zamandır. Tek bir rüya yerine aylar içinde görülen rüyalar birlikte okunur (rüya dizisi, M13-D03); bir imgenin seanslar boyunca nasıl değiştiği, rüya egosunun (M11-D10) edilgenlikten etkinliğe geçip geçmediği izlenir. Yüklü kalan bir imgeyle uyanıkken diyaloğa geçmek, yani aktif imgelem (M13-D05), yeterli ego gücü ister.
Çağdaş yollar: rüya ilişkiden haber verir
Sonraki akımlar rüyanın terapi ilişkisindeki yerine eğildi. Rüyada terapist, oda ya da bir randevu göründüğünde rüya aktarımın (Terapi S02-P02-D06) bir haberi olarak okunabilir; bir öğretmenin ya da doktorun davranışı da dolaylı bir bildirim olabilir.
Alan kuramcıları bir adım daha atar. Analitik alan (M19-D08) geleneğinde Antonino Ferro, danışanın anlattığı rüyayı o seansta ikisinin arasında olup bitenin bir resmi gibi dinlemeyi önerir; Thomas Ogden terapistin kendi dalgın düşüncelerini, rêverie'yi (M16-D10), hastanın rüyasıyla aynı malzemenin parçası sayar. Rüyayı anlatmanın kendisi de bir canlandırma (M23-D06) olabilir: danışan rüyayı terapisti etkilemek, şaşırtmak ya da oyalamak için anlatıyor olabilir ve bu ilişkide bir şeyi tekrar ediyordur.
Kendilik psikolojisi çizgisinde James Fosshage, Contemporary Psychoanalysis'te 1997'de yayımlanan «The Organizing Functions of Dream Mentation» makalesinde rüyanın düzenleyici (organizing) işlevlerini öne çıkardı: rüya, kişinin ruhsal yaşantısını düzenleme çabasının bir parçası olarak okunur; açık içerik gizlenmiş bir isteğin örtüsü sayılmaz, rüya görenin o sıradaki sorunlarını kendi imgeleriyle temsil eder. Clara Hill'in araştırmaya dayalı modeli (M13-D04) rüyayı keşif, içgörü ve eylem aşamalarında danışanla birlikte işler.
Rüyanın seanstaki işlevi ve yorumlamamak
Bir danışanın rüya getirmesi kendi başına bir mesajdır. Rüya terapiste bir hediye gibi uzatılabilir, bir sınav sorusu gibi konabilir, zor bir konudan önce oyalanma alanı olabilir. Rüya hiç getirmeyen danışan da bir şey anlatır, ama Freud'un 1911 uyarısı burada da geçerlidir: terapist rüyaya fazla ilgi gösterirse direnç rüyanın üzerine yerleşebilir.
Yazının bir başka gözlemi tedavinin ilk günlerinde gelen rüyalarla ilgilidir. Freud bunlar için "Diese initialen Träume sind sozusagen naiv" der, yani bu ilk rüyalar deyim yerindeyse saftır: hasta henüz yorum tekniğini öğrenmediği için dinleyene çok şey ele verir.
Kriz içindeki ya da kendine zarar riski taşıyan bir danışanda rüyayı açmak yerine güvenlik öne alınır (M26-D06). Ego gücü düşük danışanda (M24-D01) rüyayı derinleştirmek kaygıyı taşınamaz hâle getirebilir; terapist destekleyici tekniklere (M24-D05) yaslanır.
Yaygın yanlış"Rüyada terapistin görünmesi danışanın ona âşık olduğunu gösterir."
Rüyada terapist öfkenin, sınanmanın, hayal kırıklığının, bir ayrılığın ya da bir isteğin taşıyıcısı olabilir. Hangisi olduğu rüyanın içinden ve danışanın çağrışımından anlaşılır; tek bir imgeden çıkarılmaz.
Usta katmanı
Okulları ayıran çizgi uygulamada incelir. Asıl fark rüyanın nereden geldiğine dair varsayımda: yasak bir isteğin örtüsü mü (M03-D06), bilinçli tutuma bir denge mi, kendiliğin bir düzenleme girişimi mi, yoksa ikisinin arasında o an olup bitenin bir resmi mi? Varsayım, terapistin hangi soruyu soracağını belirler. Yorum yapılacaksa danışana kendi anlamını tamamlayacak yer bırakan doymamış biçim (M24-D03) bu belirsizliğe uygun düşer.
Terapistin ilgisi de bu kararın içindedir: rüyaya meraklı bir terapistin danışanı, rüyayı onu memnun etmek için getirmeye başlayabilir.
Bir rüyayı odada nasıl karşılayacağını en iyi, kendi danışanlarının rüyalarını süpervizörle yeniden dinlerken öğrenirsin.
Kanıtın sınırı
Rüyayla klinik çalışma üzerine kanıt dağınık ve büyük ölçüde iki türden geliyor: kurucuların ve klinisyenlerin vaka yazıları ile Hill modeline dayanan, çoğu kısa süreli ve az sayıda danışanla yürütülmüş çalışmalar. Freudcu, Jungcu ya da ilişkisel rüya çalışmasını birbiriyle ya da rüyayla hiç çalışmayan bir psikodinamik terapiyle karşılaştıran bir deneme bu dersin kaynaklarında yok; bir yaklaşımın ötekinden üstün olduğu söylenemez. Terapistlerin rüya çalışmasını yararlı bulması kendi ilgileriyle iç içe; danışanın kazancı ayrıca ölçülmeli. Rüya dizisinin terapi boyunca değişmesi gözleniyor, ama değişimi rüya üzerinde çalışmanın mı yoksa terapinin genel etkisinin mi getirdiği tartışmalı. Rüyaya kehanet ya da dinî anlam yükleyen çevrelerde bu tekniklerin nasıl işlediği de bilinmiyor; bu dersteki çalışmalar Almanya, Kanada ve ABD'den.
Kendin dene
Aklında kalsın
Klinikte rüya bir anlatıdır: kime, ne zaman, nasıl anlatıldığı içeriği kadar konuşur.
Freud 1911'de rüya yorumunu tedavinin kurallarına bağladı; bir seansta ne çıkıyorsa yeter, aynı istek başka bir rüyada döner, aşırı ilgi rüyaları kurutabilir.
Jungcu tutum figürü rüya görenin bir yanı olarak da okur ve tek rüyadan çok aylar içinde değişen diziyi izler.
Çağdaş okumalar rüyada terapiyle ilişkinin haberini arar; rüyayı anlatmak da bir canlandırma olabilir.
Travmatik tekrarlayan kâbusta, krizde ya da ego gücü düşükken önce güvenlik ve düzenleme gelir; anlam bekleyebilir.
Sonraki derse köprü
Freud 1911 yazısında anlaşılmamış bir isteğin rüyadan rüyaya dönüp geleceğini yazmıştı. Aynı dönüş rüyanın dışında da olur: danışan aynı kavgaya, aynı vazgeçişe tekrar tekrar varır ve adının bir kez konmuş olması döngüyü bitirmez. Adı konmuş bir örüntünün neden aylarca yeniden yaşandığını ve bu tekrarın içinde neyin yavaşça değiştiğini, çalışıp işlemeyi (M07-D05) bir klinik zaman meselesi olarak açan M24-D08 «Çalışıp geçmek» ele alıyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.