M23-D03
Erotik ve olumsuz aktarım
Erotik ve olumsuz aktarımla çalışmanın klinik ve etik yönlerini açıklar.
Psikanaliz Akademisi — M23, Aktarım, karşıaktarım ve ittifak · 3.026 kelime · 16 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 20 dk dinleme
Terapi Akademisi’nde: S02-P02-D12
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Freud 1915'te aktarım aşkını sahte saymadı; onu analitik durumun doğurduğu, direncin büyüttüğü ve gerçeği az hesaba katan bir sevgi olarak ayırdı.
Blum'un ayrımında erotik aktarım konuşulabilen bir yaşantıdır; erotize aktarım ise karşılık talep eden ve çalışma alanını daraltan biçimidir.
Aynı arzu bir bağlanma ihtiyacını, bir yası, bir güç girişimini ya da terapiden kaçışı taşıyabilir.
Terapistin çekim duyması sıradandır; onunla süpervizyonda yalnız kalmamak gerekir. Terapistle danışan arasındaki cinsel ya da romantik ilişki ise her koşulda ihlaldir ve sorumluluk terapistindir.
Olumsuz aktarımda tehlike, öfkenin fark edilmeden birikmesi ve terapistin savunmaya geçmesidir.
Açılış sahnesi
Hakkâri'nin Yüksekova ilçesinde, ovanın ortasındaki küçük havalimanı. Sis üçüncü gündür dağların eteğinden kalkmıyor ve sabah uçağı üçüncü kez iptal edildi.
Elçin yer hizmetlerinin şefi; check-in masasında yolculara yeni tarihler yazıyor. Burhan terminalin büfesini işletiyor, masayı karşıdan görüyor.
Eşinin ameliyatı için yola çıkmış kırçıl bıyıklı bir yolcu, ilk gün Elçin'e teşekkür etmişti. İkinci sabah elinde bir kutu cevizli sucukla gelmiş, "sizin gibi insanlar olmasa bu memleket yürümez" demişti. Bugün aynı adam masaya iki eliyle vuruyor: "Bilerek yapıyorsunuz! Sizin yüzünüzden kadın orada tek başına!"
Elçin sesini yükseltmiyor. Sisin raporunu gösteriyor, adamı yarınki ilk sefere yazıyor. Adam kâğıdı alıp çıkıyor.
Burhan iki çay getiriyor. "Dün sana sucuk getiren adam bu muydu?"
"O."
"Sana bir gün tapıyor, bir gün kızıyor."
Elçin çayı karıştırıyor. "Bana değil. Bu masaya. Uçağı ben kaldırıyormuşum gibi."
Burhan masaya bakıyor: mavi bir tezgâh, bir bilgisayar, bir yazıcı. Adamın minneti de öfkesi de üç gündür aynı tezgâha çarpıyor.
Bu derste ne olacak
M23-D01'de aktarımın renkleri kısaca ayrılmıştı; şimdi en yoğun iki rengi, sevgi ve arzu ile öfke ve küçümsemeyi, klinik ve etik yönleriyle açıyoruz. Önce Freud'un 1915'te sorduğu soruya döneceğiz: terapide doğan aşk gerçek mi? Ardından erotik ile erotize aktarımı, bu duyguların taşıyabileceği anlamları ve terapistin içinde olup biteni ele alacağız. İkinci yarıda olumsuz aktarım var: öfke, değersizleştirme, haset ve bırakma tehdidi. Bütün ders boyunca bir sınır sabit kalıyor ve o sınır tartışmaya açılmıyor.
Sıfır noktası
Olumsuz aktarım Terapi akademisinde (S02-P02-D06) tanımlandı: danışanın terapiste karşı taşıdığı kızgınlık, kuşku ve küçümseme. Erotik aktarım ise danışanın terapiste duyduğu sevgi, hayranlık ve arzunun aktarımdaki biçimidir. Freud 1912'de dirence dönüşen aktarımın iki kaynağını birlikte saymıştı: düşmanlık ve bilinç dışına itilmiş erotik istek (M23-D01). İkisi de terapistin sükûnetini ve çerçeveyi zorlar.
Açılıştaki adam gibi danışan da yoğun duygusunu çoğu zaman role yöneltir: yardım eden, karar veren, kapıyı açıp kapayan kişiye. Terapist bu rolün tam ortasında oturur.
Yaygın yanlış"Erotik aktarım yalnız kadın danışan ile erkek terapist arasında ortaya çıkar."
Freud 1915 yazısında bu tabloyu, kadın hasta ile erkek hekimi örnek alarak anlattı; dönemin klinik düzeni de buydu. Bugünkü klinik yazında erotik aktarım danışanın ve terapistin cinsiyetinden ve cinsel yöneliminden bağımsız olarak, her eşleşmede görülebilir. Terapistin varsayımı, örneğin hemcins bir danışanın duygusunu "yalnızca hayranlık" saymak, onu konuşulmaz kılabilir.
Mekanizma
Bu sevgi gerçek mi?
Freud 1915'te yayımladığı «Bemerkungen über die Übertragungsliebe» yazısında, hastanın hekime âşık olduğunu açıkça söylediği durumu ele alır. Yazının çerçeve kuralı M21-D07'de yoksunluk ilkesi olarak anlatıldı; burada ikinci sorusu, bu sevginin ne olduğu ilgilendiriyor. Freud'un betimlediği hasta artık belirtilerinden söz etmez, yalnız sevgisini konuşmak ister. Ona göre bu bir tiyatro gösterisinin ortasında yangın alarmı çalmasına benzer; hekimin ilk yanılgısı tedavinin bittiğini sanmaktır.
Hekimin iki gerekçesi vardır: bu sevgi direncin aracıdır ve çocukluk örüntülerinin yeni bir baskısıdır. Freud ikisinin de doğru ama eksik olduğunu yazar. Direnç sevgiyi kullanır ve büyütür, ama onu yaratmaz: «Die Echtheit des Phänomens wird auch durch den Widerstand nicht entkräftet», yani olgunun sahiciliği direnç yüzünden de çürümüş olmaz. Eski örüntülerin tekrarı ise her âşık oluşun ortak niteliğidir.
Aynı yazıda Freud hekimi de uyarır: hastanın âşık oluşunu kendi çekiciliğine bağlamamalı, onu bir "fetih" saymamalıdır, çünkü onu doğuran analitik durumdur.
Breuer'in Anna O. tedavisinin nasıl bittiğine dair yaygın anlatının sonradan belgelerle sarsıldığını M02-D03 gösterdi; Jung'un eski hastası Sabina Spielrein'la kurduğu yakınlığın ayrıntısı tarihçilerce tartışılsa da, bugünkü etik ölçütlerle bir terapistin hastasıyla kurmaması gereken bir yakınlık olarak okunuyor (M10-D05). Belgelenmiş olayların etik kurallara etkisi M29-D02'de.
Erotik mi, erotize mi?
Harold Blum 1973'te JAPA'da yayımladığı makalesinde bir süreklilik önerdi. Bir ucunda danışanın duyguyu düşünülebilecek bir yaşantı olarak tutabildiği erotik aktarım, öbür ucunda duygunun gerçekte karşılık talebine dönüştüğü erotize aktarım durur. Blum ikinci biçimi bile, danışanın gerçeği değerlendirme kapasitesine bağlı olarak çalışılabilir saydı.
Klinik yazında aynı duygunun farklı işler gördüğü sık anlatılır: karşılanmamış bir bağlanma ihtiyacı, sevilmeye değer olduğunu duyma isteği, bir yasın yerine geçen bir doluluk. Bazen öfkenin, rekabetin ya da kontrolün örtüsüdür; bazen de terapiyi bitirmenin ya da zor bir konudan kaçmanın kılığı. Hangisinin ağır bastığı, duygunun ne zaman belirdiğinden ve ardından ne geldiğinden okunur.
Terapistin içinde olan
Danışanın arzusu karşısında terapist utanç, gurur, kaygı ve kimi zaman gerçek bir çekim duyabilir; Freud'un "fetih" uyarısı bunun 1915'teki adıydı.
Bulgunun klinik okuması yalın: çekim duymak sıradandır; onu konuşacak bir yeri olmayan terapist ise tek başına kalır ve bu yalnızlık riskin kendisidir.
Yaygın yanlış"Danışan aşkını ilan ettiyse bu, terapistin çekici biri olduğunun kanıtıdır."
Duyguyu doğuran büyük ölçüde terapinin kendisidir: dikkatle dinlenmek, bütün saatin bir kişiye ayrılması, terapistin hayatının görünmez kalması. Duyguyu kişisel bir başarı sayan terapist onun anlamını kaçırır ve çerçeveyi korumakta zayıflar.
Yaygın yanlış"İki yetişkin istiyorsa, ya da terapi bittiyse, terapistle danışan arasındaki romantik ya da cinsel ilişki kişisel bir meseledir."
Terapist ile danışanı arasında cinsel ya da romantik bir ilişki her koşulda bir etik ihlaldir; danışanın rızası ya da ilk adımı onun atması bunu değiştirmez. Sorumluluk her zaman terapistindir, çünkü güç farkı ve aktarımın yükü onun elindedir. Bu ilişkilerin danışana ciddi zarar verdiği belgelendi: Pope ve Vetter'in 1991'de 1.320 psikologla yaptığı ankette yanıtlayanların yarısı, önceki terapistiyle cinsel ilişki yaşamış en az bir hasta gördüğünü bildirdi; bildirilen 958 vakanın çoğunda zarar vardı. Terapi bittikten sonra başlayan ilişkilerde de zarar, bildirilen durumların en az yüzde sekseninde vardı. Bu konunun ayrıntısı, danışanların başvurabileceği yollar ve güvenlik notu M29-D01'de.
Konunun psikanaliz içinden başlıca kaynaklarından biri Gabbard ile Lester'ın 1995 tarihli «Boundaries and Boundary Violations in Psychoanalysis» kitabıdır; sınırın küçük adımlarla aşınması S02-P02-D12'de (Terapi) işlendi.
Öfke, küçümseme, haset
Olumsuz aktarım daha kolay fark edilir, ama daha zor taşınır. Danışan terapisti küçümser, işe yaramadığını söyler, ücreti ya da odayı eleştirir; ya da hiçbir şey söylemez, geç gelir, iptal eder. Kernberg ağır kişilik sorunlarında olumsuz aktarımın erken ve düzenli biçimde ele alınmasını önerdi (M18-D03): fark edilmeyen düşmanlık, ilk ayların sakin görünümünün altında büyür ve terapiyi bir gün aniden bitirebilir. Hasetin, yani terapistin sahip olduğu sanılan iyiliğe dayanamamanın, değersizleştirmenin altında yatabileceğini de aynı gelenek savunur (M18-D04).
Terapistin savunmacı tepkileri bilinen bir tuzaktır: kendini haklı çıkarmak, yorumu karşı saldırıya çevirmek, soğuklaşmak ya da danışanı yatıştırmak için çerçeveyi gevşetmek. Bunlar danışanın beklediği ilişkiyi odada yeniden kurar. İttifakta açılan çatlakların onarımına M23-D08'de döneceğiz.
Tehdit somut bir şiddet riskine dönüştüğünde yorum bekletilir; terapist önce kendisinin ve başkalarının güvenliğini, kurumunun düzenini ve yasal yükümlülüklerini düşünür.
Usta katmanı
Ekoller olumsuz aktarımın kaynağını farklı yerlerde arar. Kernberg'in çizgisi düşmanlığı danışanın iç dünyasındaki bölünmüş imgelere bağlar ve onu adlandırmayı önceler. Kohut'un kendilik psikolojisi (M18-D01) öfkenin önemli bir kısmını terapistin empatik bir başarısızlığına verilen tepki sayar; ilişkisel okul da terapistin gerçek katkısını hesaba katar (M19-D01). Hill ve arkadaşlarının bulgusu bu son iki okumayla daha iyi uyuşuyor, ama küçük bir nitel çalışmadan ekoller arasında hüküm çıkmaz.
Yaygın yanlış"Danışan terapiste öfke duyuyorsa terapi kötü gidiyordur."
Öfkenin konuşulabildiği bir terapi, öfkenin hiç görünmediği bir terapiden daha sağlam olabilir; birçok danışan için terapist, kızdıktan sonra kopmadıkları ilk kişidir. Kaygı verici olan, öfkenin söylenemeden birikmesi ya da terapistin onu yalnız danışanın kusuru sayıp kendi payına bakmamasıdır.
Bu sayfadaki vakalar hiçbir danışan dosyasından alınmadı. Aşk ya da öfke karşısında kendi sesini bulmak, süpervizyonda kendi seans kayıtlarını yeniden dinledikçe gelişen bir beceridir; bu ders yalnızca o işin dilini kurar.
Kanıtın sınırı
Erotik aktarıma dair ampirik bilgi şaşırtıcı ölçüde az. Elimizde klinik yazı, Blum gibi yazarların kavram ayrımları ve terapistlerin kendi duygularını bildirdiği anketler var; hangi müdahalenin erotik aktarımı çalışmaya çevirdiğini karşılaştıran araştırma yok. Pope'un anketleri tek ülkeden, gönüllü yanıtlara dayanıyor; bugünkü terapist kuşağına ne ölçüde taşınabileceği tartışmalı. Olumsuz aktarımda ittifak kopmalarına dair süreç araştırmaları var, ama danışanın öfkesini doğrudan konu alan çalışmalar küçük ve çoğunlukla nitel. Bütün bu verinin cinsel yönelim çeşitliliğini ve farklı kültürlerde sevgi ile öfkenin terapiste nasıl dile geldiğini temsil edip etmediği de bilinmiyor; Türkiye'deki terapistlerin deneyimi bu çalışmalarda yer almıyor.
Kendin dene
Aklında kalsın
Freud 1915'te aktarım aşkını sahte saymadı; onu analitik durumun doğurduğu, direncin büyüttüğü ve gerçeği az hesaba katan bir sevgi olarak ayırdı.
Blum'un ayrımında erotik aktarım konuşulabilen bir yaşantıdır; erotize aktarım ise karşılık talep eden ve çalışma alanını daraltan biçimidir.
Aynı arzu bir bağlanma ihtiyacını, bir yası, bir güç girişimini ya da terapiden kaçışı taşıyabilir.
Terapistin çekim duyması sıradandır; onunla süpervizyonda yalnız kalmamak gerekir. Terapistle danışan arasındaki cinsel ya da romantik ilişki ise her koşulda ihlaldir ve sorumluluk terapistindir.
Olumsuz aktarımda tehlike, öfkenin fark edilmeden birikmesi ve terapistin savunmaya geçmesidir.
Sonraki derse köprü
Freud 1915 yazısında hekimi, kendi içinde hazır bekleyen bir karşı tepkiye karşı uyarmıştı; o cümlede terapistin duygusu ayıklanacak bir tehlike gibi duruyor. Bu derste ise utanç, gurur ve çekim, süpervizyonda konuşulduğunda danışan hakkında bilgi veren işaretlere dönüştü. Bu dönüşümün kendisinin bir tarihi var. M23-D04, karşıaktarımın tedaviye bulaşan bir engelden terapistin elindeki bir araca nasıl dönüştüğünü bu tarihin izinden anlatıyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.