İçeriğe geç

M23-D01

Aktarım klinikte

Aktarımın klinik görünümlerini ve aktarımı tanımanın yollarını açıklar.

Psikanaliz Akademisi — M23, Aktarım, karşıaktarım ve ittifak · 3.002 kelime · 16 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 20 dk dinleme

Terapi Akademisi’nde: S02-P02-D06

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Aktarım seansta çoğunlukla dolaylı konuşur: küçük sorularda, başkalarının hikâyelerinde, kaçan bakışta, iptal sonrası bir cümlede, bir rüyada. Gill bu imaların aranmasını önerdi; terapist onları sınanacak olasılıklar olarak tutar.

Freud 1912'de olumlu ile olumsuzu ayırdı ve dostça, bilince açık bölümü tedavinin taşıyıcısı saydı.

Aktarım bugün hem klinisyen derecelendirmeleriyle hem de sosyal bilişsel deneylerle inceleniyor; insanlar yeni kişilere eski ilişkilerinden kalan beklentilerle yaklaşıyor.

Terapistin gecikmesine verilen öfke önce gecikmenin hakkıdır; kültürel bir saygı dili de aktarım sayılmadan önce danışanın öteki ilişkileriyle karşılaştırılır.

Açılış sahnesi

Safranbolu'da, eski çarşıdan yukarı tırmanan yolun üstünde iki katlı bir huzurevi. Sobaların ilk kez yakıldığı hafta; koridorda ıhlamur kokusu, bahçede sökülmeyi bekleyen son domates sırıkları.

Kaya huzurevini yönetmeye on gün önce atandı; her sabah odaları tek tek dolaşıyor. Neval on beş yıldır bu bahçeye bakıyor; sakinlerin çoğunu adıyla, huyuyla, hangi çiçeği sevdiğiyle biliyor.

Öğleden sonra Kaya bahçeye çıkıyor, elinde bir liste. "Köşe odadaki teyze bugün de konuşmadı benimle," diyor. "Selam veriyorum, başını çeviriyor. Ben ona ne yaptım?"

Neval çapayı duvara dayıyor. "Sen bir şey yapmadın. Eski müdür bir cuma gitti, pazartesi yerinde sen vardın. Kimse kimseye haber vermedi. Teyze küs, ama sana değil."

"Peki kapıdaki amca? Her sabah kapıda beni bekliyor, ilaç saatini değil, oğlunun ne zaman geleceğini soruyor. Sanki ben biliyormuşum gibi."

"Oğlu da senin yaşında. Sesin de biraz benziyor."

Kaya bir süre listeye bakıyor. "Ama yemek saatini ben değiştirdim. Akşam yemeğini yarım saat öne aldım. Teyze buna da kızmış olabilir."

Neval gülümsüyor. "Olabilir. Onu da sor. Hepsini eski müdüre yükleme; senin yaptığın da var."

Bahçe kapısında sabahki yaşlı adam beliriyor, eliyle Kaya'yı çağırıyor. Kaya listeyi katlayıp cebine koyuyor.

Bu derste ne olacak

Önce aktarımın seanstaki örtük izlerine bakacağız: terapiste dair sorular, başkaları hakkındaki anlatılara gizlenmiş göndermeler, çerçeve olaylarına verilen tepkiler, rüyada beliren terapist. Sonra aktarımın renklerini kısaca ayıracak, ölçülmesine ve sosyal psikolojideki karşılığına geçeceğiz. Son bölüm en zor ayrıma ayrılıyor: odadaki bir tepkide eski ilişkiden taşınanla terapistin gerçekten yaptığı bir şeye verilen cevabı birbirinden seçmek.

Sıfır noktası

Aktarımın tanımı, gündelik karşılığı ve tanınmasına yarayan orantısızlık, tekrar ve özgüllük işaretleri S02-P02-D06'da (Terapi) kuruldu; Freud'un aktarımı Dora'da nasıl geç fark ettiği ise M08-D02'de anlatıldı. Klinik katmanın sorusu daha dar: terapist seansın akışı içinde, danışan konuşurken, aktarımın orada olduğunu neden anlar ve bu anlayışı nasıl sınar?

Aktarım çoğu zaman adıyla gelmez. Danışan "size kızgınım" demez; komşusunun ne kadar umursamaz olduğunu anlatır. Terapistin işi, söylenenin yanında söylenmeyen bir muhatabı da duymaktır.

Yaygın yanlış"Aktarım yalnız danışan terapistten açıkça söz ettiğinde konuşulur."
Doğrusu

Danışanın terapistle ilgili duyguları çoğu zaman başka kişiler, başka yerler ya da rüyalar aracılığıyla, dolaylı biçimde dile gelir. Açık söz yalnız buzdağının görünen ucudur; terapist dolaylı göndermeleri de dinler, ama onları kesin bilgi saymadan, sınanacak bir olasılık olarak tutar.

Mekanizma

Söylenenin içindeki muhatap

Merton Gill 1979'da yayımladığı ve yaygın biçimde okunan bir makalede, aktarımın terapide çoğu zaman tanınmadan geçtiğini, çünkü danışanın onu fark etmeye de direnç gösterdiğini savundu. Önerisi, danışanın açıkça terapistten söz etmeyen çağrışımlarında aktarıma yapılan dolaylı göndermeleri aramaktı. Gill'e göre her aktarım fikri odadaki gerçek durumda bir tutunma noktası bulur: terapistin bir sözü, bir sessizliği, bir değişikliği.

Çerçeve olayları

Aktarımın en okunaklı göründüğü anlardan biri çerçevenin oynadığı anlardır: iptal, tatil, saat değişikliği, ücret artışı, terapistin hastalığı. Bunların pratik yönü M21-D09'da işlendi. Klinik açıdan ilginç olan, aynı olayın farklı danışanlarda bambaşka anlamlar taşımasıdır; olay ortaktır, okuma kişiye özgüdür.

Olumlu, olumsuz, idealleştirici, erotik

Freud aktarımın tek bir renk taşımadığını 1912'de, aktarımın dinamiğine dair kısa yazısında açıkça söyledi. Ona göre hekime yönelen sevgi dolu ve dostça duyguların bilince açık bir kısmı tedavinin taşıyıcısıdır; dirence dönüşen ise düşmanca aktarım ile bastırılmış erotik dürtülerin uzantılarıdır.

Olumsuz aktarımın ve erotik aktarımın klinik ve etik yönleri M23-D03'ün konusu. İdealleştirme ise kendilik psikolojisinde bir gelişim ihtiyacının yeniden canlanması olarak okunur (M18-D02); klasik okumada aynı tablo öfkeye karşı bir savunma olarak da görülebilir. Terapist hangisinin ağır bastığını baştan bilemez.

Yaygın yanlış"Rüyasında terapistini gören danışan ona âşık olmuştur."
Doğrusu

Rüyadaki terapist çoğu zaman bir ilişkinin, bir beklentinin ya da odada yaşanmış bir anın taşıyıcısıdır; anlamı danışanın çağrışımlarından çıkar, rüyanın görünen içeriğinden okunmaz.

Ölçmek ve sınamak

Aktarım uzun süre yalnız klinik anlatılarda var oldu. Son otuz yılda iki ayrı yoldan ölçülmeye başlandı: klinisyenin danışanı derecelendirmesiyle ve laboratuvarda.

Sosyal psikoloji aynı olguya başka bir kapıdan girdi. Susan Andersen ve arkadaşları, insanların yakınlarını zihinde ayrıntılı kişi temsilleri olarak taşıdığını ve yeni biriyle karşılaşınca bu temsillerin kendiliğinden devreye girdiğini deneyle gösterdi. Andersen ve Chen 2002'de bu bulguları ilişkisel benlik kuramında topladı: bir önemli ötekiyi hatırlatan kişi, o ilişkideki benliği de uyandırır.

Gerçek ilişki ve aktarımın sınırı

Odada yaşanan her şey eskiden gelmez. Ralph Greenson 1960'larda, analiz ilişkisinin aktarımın yanında iki gerçek insan arasında yaşanan, gerçekçi algıya dayanan bir bölüm de taşıdığını vurguladı. Charles Gelso ve arkadaşları bu "gerçek ilişki"yi ölçülebilir bir kavram olarak ele aldı. Kavramın tanımı S02-P02-D06'da; burada sorun, iki payı seansın içinde ayırmak.

Yaygın yanlış"Danışanın terapiste duyduğu her duygu aktarımdır."
Doğrusu

Bu bakış terapisti eleştiriye kapatır ve danışanın doğru algısını geçersiz kılar. Terapist gerçekten geç kalabilir, gerçekten dalgın olabilir, gerçekten yardımcı olabilir; bunlara verilen tepkilerin önemli bir kısmı yerindedir. Taşınmış pay ancak gerçek pay görüldükten sonra konuşulabilir.

Usta katmanı

Aktarımın nerede aranacağı ekollere göre değişir. Klasik çizgi aktarımı zamanla yoğunlaşan, sonunda bir aktarım nevrozu kuran bir süreç olarak düşündü (M21-D01). Klein'dan gelen gelenek danışanın odaya getirdiği her şeyi aktarımın parçası sayar; "toplam durum" bakışı M16-D04'te anlatıldı. Gill burada-şimdiyi öne çıkardı, ilişkisel okul ise terapistin kendi katkısını hesaba kattı (M19-D01). Genişleme terapistin kulağını açtı; ama her şey aktarım sayılınca kavram ayırt etme gücünü yitirir.

Aktarımı seansın içinde duymak, kendi seans notlarını bir süpervizörle defalarca okuyarak kazanılan bir kulaktır; bu sayfa o kulağı kazandıramaz.

Kanıtın sınırı

Aktarımın varlığına ve tanınmasına dair kanıt çeşitli kaynaklardan geliyor ve hiçbiri klinik iddianın tamamını taşımıyor. Klinisyen derecelendirmeleri aktarım örüntülerinin ölçülebildiğini gösteriyor, ama bütün veri klinisyenin gözünden geçiyor. Andersen'in deneyleri önemli öteki temsillerinin yeni insanlara taşındığını güçlü biçimde gösteriyor; ancak bilinçdışı çatışma gibi psikanalitik varsayımları sınamıyor ve laboratuvardaki kısa karşılaşmalardan terapi ilişkisine genelleme ancak bir benzetmeyle yapılabiliyor. Gill'in dolaylı göndermeleri arama önerisi, terapistin fazla okuma riskini de taşıyor: dışarıdan bakan biri hangi imanın gerçekten terapiste yönelik olduğunu güvenilir biçimde ayırt edebiliyor mu, bu tartışmalı ve yeterince araştırılmış değil. Gerçek ilişkiye dair meta-analiz az sayıda çalışmaya dayanıyor ve korelasyonel. Hocaya ya da büyüğe duyulan saygının aktarımla nasıl karıştığına dair kültürlerarası veri neredeyse yok.

Kendin dene

Aklında kalsın

Aktarım seansta çoğunlukla dolaylı konuşur: küçük sorularda, başkalarının hikâyelerinde, kaçan bakışta, iptal sonrası bir cümlede, bir rüyada. Gill bu imaların aranmasını önerdi; terapist onları sınanacak olasılıklar olarak tutar.

Freud 1912'de olumlu ile olumsuzu ayırdı ve dostça, bilince açık bölümü tedavinin taşıyıcısı saydı.

Aktarım bugün hem klinisyen derecelendirmeleriyle hem de sosyal bilişsel deneylerle inceleniyor; insanlar yeni kişilere eski ilişkilerinden kalan beklentilerle yaklaşıyor.

Terapistin gecikmesine verilen öfke önce gecikmenin hakkıdır; kültürel bir saygı dili de aktarım sayılmadan önce danışanın öteki ilişkileriyle karşılaştırılır.

Sonraki derse köprü

Kaya bahçeden çıkarken iki şeyi birlikte taşıyordu: köşe odadaki teyzenin kırgınlığı eski müdüre aitti, ama yemek saatini değiştiren de kendisiydi. Terapistin elindeki malzeme de böyle karışıktır ve tanımak yalnız ilk adımdır. Bu malzemeyi danışana ne zaman, hangi sözcüklerle geri vermek gerekir, yorum odadaki ilişkiye mi yoksa geçmişe mi yaslanmalı, ve bu tür müdahalelerin sonuca etkisi araştırmada nasıl görünüyor? M23-D02, aktarımı yorumlamak üzerine bu soruların peşine düşüyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.