İçeriğe geç

M21-D08

Kendini açma

Psikodinamik terapide terapistin kendini açmasının kullanımlarını ve risklerini açıklar.

Psikanaliz Akademisi — M21, Psikodinamik çerçeve · 3.094 kelime · 16 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 21 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Freud 1912'de analisti bir ayna yüzeyine benzetti ve mahrem açılmayı ilişkiyi tersine çevireceği, aktarımın çözülmesini zorlaştıracağı için reddetti. Muayenehanesi ise bu idealden çok daha doluydu.

Renik ve Aron aynanın ulaşılamaz olduğunu, analistin akıl yürütmesini gösterebileceğini ve ilişkinin karşılıklı ama simetrik olmadığını savundu.

Kişisel bilgi, burada-şimdi tepkisi, kaçınılmaz ve kazara açılma ayrı kararlar ister. Terapist kimin ihtiyacına hizmet ettiğini, zamanlamayı ve kısalığı tartar, sonra odağı danışana geri verir ve açılmanın danışanda ne bıraktığını sorar.

Deneysel çalışmalar açılmanın ilk izlenimi olumlu etkilediğini gösteriyor; aktarım üzerindeki uzun vadeli etkisi ise hâlâ klinik gözleme dayanıyor.

Açılış sahnesi

Keskin'de, çarşının ortasındaki eski bir pasajın alt katında bir cep telefonu tamir dükkânı. Salı pazarının kurulduğu gün; dışarıda kamyonetler, içeride tezgâhın üstünde sökülmüş üç telefon.

Bahar bu dükkânı on dört yıldır işletiyor. Recai ilçe girişindeki akaryakıt istasyonunda gece pompacısı; ekranı kırılan telefonunu sabah vardiyadan çıkınca getirmiş. Bahar'a tek bir şey soruyor: içindeki sesli mesajlar kurtulur mu?

"Kızımın mesajları," diyor. "Kocaeli'ye gideli iki yıl oldu. Gece pompanın başında onları dinliyorum."

Bahar telefonu bilgisayara bağlıyor, dosyaların aktarılmasını bekliyorlar. Recai tezgâhın kenarındaki taburede oturuyor ve bir süre sonra soruyor: "Senin de gurbette kimin var?"

Bahar'ın aklından bir anda çok şey geçiyor: askerdeki oğlu, geçen ay hastaneye kaldırılması, otobüste geçen gece.

"Oğlan uzakta," diyor yalnızca. "Sesini duymadan uyuyamadığım geceler oluyor."

Recai başını sallıyor, omuzları biraz iniyor. "Demek bilirsin."

Ekranda bir çubuk doluyor. Bahar gözünü ondan ayırmadan soruyor: "Kızının mesajlarından hangisini en çok dinliyorsun?" Recai düşünüyor, sonra kızının otobüse binerken gönderdiği on saniyelik kaydı anlatıyor; arkada anons sesi, kızın gülüşü. Bahar dinliyor. Otobüsteki geceyi anlatmıyor.

Recai çıktıktan sonra Bahar tezgâhta düşünüyor: anlatsa Recai belki biraz daha yakın hissederdi, belki de kalan yarım saati onun oğlunu dinleyerek geçirirdi.

Bahar'la Recai'yi Keskin çarşısında aramak boşuna, ikisini bu ders için tezgâha oturttuk; tamircinin kısa cümlesi ise gerçek dükkânlarda her gün kuruluyor.

Bu derste ne olacak

Bahar tek cümle söyledi ve sözü geri verdi. Terapist de her seansta kendinden bir şey söyleyip söylemeyeceğine, ne kadarını ve kimin için söyleyeceğine karar verir. Önce Freud'un ayna benzetmesine (1912) özgün metinden bakacağız; ardından ilişkisel dönüşün itirazını izleyecek, açılmanın türlerini vakalarla ayıracak ve terapistin karar ölçütlerini göreceğiz. Son bölüm araştırmanın bu konuda neyi söyleyebildiğini tartıyor.

Sıfır noktası

Terapistin kendini açması (therapist self-disclosure) İlişki Akademisi'nde, M22-D12'de tanımlandı; Terapi tarafı da uygulayıcının kendini açmasını iki türüyle ayırdı (S02-P02-D12) ve ittifak sorunlarının içinde tarttı (S10-P01-D03). Psikodinamik bakış bu tanıma bir katman ekler: terapistin her açılması aktarımın üstüne düşer. Danışan terapist hakkında bir şey öğrendiğinde, o bilgi danışanın terapiste dair hayallerinin, beklentilerinin, korkularının içine yerleşir. Soru yalnız bilginin zararsız olup olmadığı olmaktan çıkar; bu bilgi danışanın iç dünyasında ne iş görecek?

Yaygın yanlış"Psikodinamik terapist kendinden hiçbir şey göstermez."
Doğrusu

Terapistin yüzü, sesi, yaşı, kıyafeti ve odası zaten bir şey söyler. Gerçek karar neyin bilerek söyleneceği ve kaçınılmaz olarak görünenin nasıl konuşulacağıdır.

Mekanizma

Ayna ve onun çatlakları

Freud 1912'de hekimlere yönelik teknik öğütlerinin sonuna doğru genç ve hevesli analistin karşılaştığı bir çekime değinir. Hastanın dirençlerini aşmak için kendi ruhsal kusurlarını ve çatışmalarını ona açmak, hayatından mahrem şeyler anlatıp hastayla eşitlenmek makul görünebilir. Freud bu görüşü önce kendi sesiyle kurar: güven güvene değer, mahremiyet isteyen mahremiyet sunmalıdır. Sonra reddeder. Deneyimin bu duygusal tekniği desteklemediğini yazar; hasta bildiği şeyi daha kolay söyler ama bilinçdışına bir adım yaklaşmaz, ilişkiyi tersine çevirip analistin analizini kendi analizinden daha ilginç bulmaya başlayabilir, aktarımın çözülmesi de zorlaşır. Ardından ünlü cümle gelir: "Der Arzt soll undurchsichtig für den Analysierten sein und wie eine Spiegelplatte nichts anderes zeigen, als was ihm gezeigt wird." Hekim analiz edilene karşı saydam olmamalı ve bir ayna yüzeyi gibi ona yalnız kendisine gösterileni göstermelidir.

Ayna benzetmesi uzun süre analitik anonimliğin simgesi olarak okundu. Freud'un kendi çalışma odası ise antika heykellerle ve kitaplarla doluydu; Sıçan Adam'ın tutanak notlarında aç gelen hastaya yemek verildiği yazılıdır. Ayna bir ideal olarak kaldı, oda hiçbir zaman boş olmadı.

İlişkisel dönüş (M19-D01) bu ideali iki yerden sarstı. Owen Renik 1995'te anonimlik ilkesini eleştirel bir gözle inceledi ve açılmama tutumunu analistin idealleştirilmesine bağladı; 1999'da bir adım ilerleyip analistin kendi görüşlerini hastaya açıkça sunmasını, kartları açık oynamayı önerdi. Lewis Aron'un 1996 tarihli A Meeting of Minds kitabı analiz ilişkisini karşılıklı (mutual) ama simetrik olmayan bir ilişki olarak tarif etti: iki taraf birbirini etkiler, sorumluluk ve rol ise farklı kalır.

Açılmanın türleri

Terapistin kendinden verdiği bilgiler aynı türden değildir. Kişisel bilgi terapistin dışarıdaki hayatına aittir: medeni durumu, çocukları, geçmişi, kayıpları. Burada-şimdi açılması (immediacy) terapistin o an odada yaşadığı bir tepkiyi söylemesidir; Terapi tarafı bunu ilişkiye dair açılma diye ayırmıştı. Üçüncü grup terapistin seçmediği açılmalardır: gebelik, görünür bir hastalık, yas, bir yüzük, ofisteki bir fotoğraf ya da internette bulunan bir bilgi. Dördüncüsü kazara olanlardır: markette karşılaşma (M21-D02), telefonun yanlış anda çalması, ağzından kaçan bir cümle.

Kimin ihtiyacı için?

Klinik yazındaki öneriler önce bilginin kime hizmet ettiğini sorar: danışanın bir ihtiyacına mı, terapistin yalnızlığına, merakına ya da beğenilme isteğine mi? Zamanlama da önemlidir; ittifak kurulmadan yapılan kişisel açılma danışanı ürkütebilir. Açılma kısa tutulur, odak hemen danışana döner ve terapist açılmanın danışanda ne bıraktığını sonradan sorar. Psikodinamik terapist buna bir şey ekler: açılmayı istemenin kendisi bir karşıaktarım işareti olabilir (Terapi, S02-P02-D07). Söyleme isteği güçlüyse, önce bu isteğin seansın hangi anında doğduğu düşünülür.

Riskler de aynı soruların tersidir. Roller tersine dönebilir; Freud'un 1912'de korktuğu şey buydu. Danışan terapisti korumaya başlayabilir ve ağır malzemeyi getirmekten kaçınabilir. Sınırlar adım adım kayabilir; ciddi sınır aşımları M29-D01'in konusu. Kültürel beklenti başka bir katman ekler; yardım ilişkisinden sıcaklık beklenen odalarda mesafeli bir cevabın nasıl duyulabileceği M21-D07'de tartışıldı. "Hocam, evli misiniz?" sorusu çoğu zaman bir güven yoklamasıdır: aile düzeni konuşulacaksa danışan karşıdakinin bunu anlayıp anlamayacağını bilmek ister. Soruyu kabalık saymak da, sorgusuz cevaplamak da bu anlamı kaçırabilir.

Ekran ve küçük yer

Danışanın terapistini internette araması bugün kaçınılmaz açılmanın en yaygın biçimlerinden biri. Terapist kendi hesaplarını ne kadar kapatsa da bir mahkeme kaydı, bir düğün fotoğrafı, eski bir yorum bulunabilir. Çevrim içi çalışmanın çerçeveyi nasıl zorladığı M21-D10'un konusu; burada önemli olan, bulunan bilginin de diğer açılmalar gibi seansa getirilebilir olmasıdır. Küçük yerlerde ise terapistin hayatı zaten görünürdür: aynı pazar, aynı okul, aynı cenaze.

Yaygın yanlış"Danışan terapisti internette aradıysa sınırı çiğnemiştir; konu kapatılmalıdır."
Doğrusu

Arama çoğu zaman merakın, kaygının ya da yakınlık isteğinin bir ifadesidir ve seansa getirildiğinde malzeme olur. Terapistin işi aramayı yasaklamaktan çok, danışanın ne aradığını ve bulduğu şeyle ne yaptığını anlamaktır.

Ne zaman, ne kadar ve nasıl açılacağına dair yargı, kayıtları süpervizörle birlikte dinleyip kendi tepkileri üzerine düşünen terapistte yıllar içinde olgunlaşır; bir ders ancak soruları adlandırabilir.

Usta katmanı

Bugün iki uç da büyük ölçüde terk edildi. Klasik çizgide yetişmiş pek çok analist aynanın tam olarak mümkün olmadığını kabul eder; ilişkisel yazarların çoğu da açılmanın seyrek, kısa ve danışan yararına olmasını şart koşar. Ayrılık vurgudadır. Klasik görüş açılmayı açıklanması gereken bir sapma sayar; ilişkisel görüş, açılmamayı da bir tercih ve bir etki sayar ve onun da incelenmesini ister.

Deneysel araştırma bu tartışmaya kendi açısından bir şey ekledi. Henretty ve meslektaşlarının meta-analizi, açılmanın danışanların terapisti algılayışını genel olarak olumlu etkilediğini buldu. Bu çalışmaların çoğu gerçek terapilerden değil, yazılı dökümlerden ve kısa görüşmelerden geliyordu; Freud'un endişe ettiği uzun süreli aktarım etkileri bu tasarımlarla görülemez.

Yaygın yanlış"Açılma danışanı rahatlattıysa doğru bir hamleydi."
Doğrusu

O anki rahatlama bir şey söyler ama sonucu göstermez. Danışan bir sonraki seansta terapisti sormaya, onu korumaya ya da kendi konusunu geri çekmeye başlayabilir; açılmanın değeri ancak sonraki seanslarda ne olduğuna bakılarak değerlendirilir.

Kanıtın sınırı

Bu alandaki kanıt üç ayrı kaynaktan gelir ve hiçbiri tek başına yeterli sayılmaz. Deneysel çalışmalar açılmanın ilk izlenime etkisini ölçer, ama katılımcılar çoğunlukla gerçek danışan değildir ve tek bir görüşmeden sonra yanıt verirler. Nitel çalışmalar gerçek terapilerin içine bakar, ama az sayıda vakaya dayanır ve neden-sonuç ilişkisini gösteremez. Terapist anketleri de neyin hatırlandığına bağlıdır.

İlişki M22-D12'deki 2018 tarihli nitel meta-analiz de olumlu süreçlerin açılmanın ardından geldiğini kaydediyordu, nedenini değil. Psikodinamik geleneğin asıl iddiası, açılmanın aktarımı uzun vadede nasıl biçimlendirdiğidir ve bu iddia neredeyse hiç sınanmadı. Bulgular büyük ölçüde İngilizce konuşulan ülkelerden geliyor. Terapistten kişisel bilgi beklemenin olağan olduğu kültürlerde açılmamanın nasıl duyulduğu, küçük yerleşimlerde çalışmanın ve internette bulunan bilginin seyre etkisi az çalışıldı ve bulguların bu bağlamlara taşınıp taşınamayacağı tartışmalı; ölçütler bu yüzden büyük ölçüde klinik yargıya dayanıyor.

Kendin dene

Aklında kalsın

Freud 1912'de analisti bir ayna yüzeyine benzetti ve mahrem açılmayı ilişkiyi tersine çevireceği, aktarımın çözülmesini zorlaştıracağı için reddetti. Muayenehanesi ise bu idealden çok daha doluydu.

Renik ve Aron aynanın ulaşılamaz olduğunu, analistin akıl yürütmesini gösterebileceğini ve ilişkinin karşılıklı ama simetrik olmadığını savundu.

Kişisel bilgi, burada-şimdi tepkisi, kaçınılmaz ve kazara açılma ayrı kararlar ister. Terapist kimin ihtiyacına hizmet ettiğini, zamanlamayı ve kısalığı tartar, sonra odağı danışana geri verir ve açılmanın danışanda ne bıraktığını sorar.

Deneysel çalışmalar açılmanın ilk izlenimi olumlu etkilediğini gösteriyor; aktarım üzerindeki uzun vadeli etkisi ise hâlâ klinik gözleme dayanıyor.

Sonraki derse köprü

Bahar tezgâhın başında bir şeyi kendine saklarken bir şeyi de saklayamıyordu: dükkân onundu ve Recai tamir için para ödeyecekti. Terapistin kendi ihtiyacı odaya en somut biçimde ücretle girer; seans ücreti, son dakika iptali, geciken bir ödeme ya da seansa düzenli olarak gecikerek giren biri, çerçevenin terapiste de dokunduğu yerlerdir. Bu olayların yalnız idari bir aksaklık mı, yoksa danışanın ilişkiye dair bir şey söylediği bir an mı olduğunu M21-D09 tartışacak.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.