M21-D06
Dinleme tutumu
Eşit dağılımlı dikkat ve terapistin dinleme tutumunu açıklar.
Psikanaliz Akademisi — M21, Psikodinamik çerçeve · 2.954 kelime · 17 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 13 dk okuma · 20 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Freud 1912'de hekimden dikkatini hiçbir parçaya bilerek yoğunlaştırmamasını istedi ve bunu hastanın temel kuralının öbür yüzü saydı. Gerekçesi, kasıtlı dikkatin beklentiye göre seçmesi ve yeniyi kaçırmasıydı.
Psikodinamik dinleme içerikte durmaz; konuların sırasına, geçişlere, atlanan yerlere, sesin biçimine ve terapistin kendi tepkisine yayılır.
Reik iç dinlemeye, Casement deneme özdeşimine ve iç süpervizöre ad verdi. Akla gelen bir ninni ya da seanstaki sıkıntı, önce terapistin kendisine sorulduktan sonra malzeme olabilir.
Kuram, kaygı ve not defteri dinlemeyi daraltabilir; kısa terapide ise seçmek bilinçli bir karardır. Terapistin dikkatine dair doğrudan kanıt az ve dolaylı.
Açılış sahnesi
Pasinler'de, ovaya bakan yolun kenarında cirit atlarının kaldığı taş bir ahır. Sezon bitmiş, atlar kışlığa alınmış. Gece yarısını geçiyor; ahırın kapısı aralık, içeride ışık yanmıyor.
Şükran erişte kesip pazarda satıyor, evi ahırın hemen arkasında. Uyuyamamış, aralık kapıyı görüp gelmiş. Mesut ahırın seyisi; karanlıkta bir saman balyasının üstünde oturuyor.
"Bir şey mi oldu?"
"Yok. Dinliyorum."
"Neyi dinliyorsun?"
Mesut biraz düşünüyor. "Belli bir şeyi değil. Hepsini. Biri saman çiğniyor, biri ayağını değiştiriyor, biri burnundan üflüyor. Bir süre oturunca bunlar tek bir ses oluyor. Sonra o sesin içinde bir şey yerine oturmuyor."
"Hastalığı mı arıyorsun?"
"Ararsam bulurum," diyor Mesut. "Her öksürükte bir hastalık duyarım. Geçen kış boz kısrağın sancısını bir sesten anlamadım; bir sessizlikten anladım. Her gece yemliğini eşelerdi, o gece eşelemedi."
Şükran gülüyor. "Hamur açarken ben de oklavanın altına bakmam. Elim kalın yeri kendisi bulur. Baktığım yer hep inceliyor."
İçeride bir at derin bir nefes veriyor. Mesut başını o yana çevirmiyor; dinlemeyi sürdürüyor.
Pasinler'de Mesut'u, Şükran'ı ya da boz kısrağı soran bulamaz, üçü de yalnız bu sayfada yaşıyor; bir sesi aramayı bırakıp bütün sese kulak vermek ise ahırda da hamur tahtasında da bilinen bir iş.
Bu derste ne olacak
Sözleşme imzalandı, danışan karşıda oturuyor. Terapist şimdi ne yapacak? İlk cevap şaşırtıcı biçimde sade: dinleyecek. Bu ders Freud'un 1912'de hekimlere verdiği dinleme öğüdünü özgün metinden okuyacak, dinlemenin hangi katmanlara yayıldığını vakalarla gösterecek, terapistin kendi içinden gelen düşüncelerin nasıl bir bilgi kaynağına dönüştüğünü izleyecek. Son bölüm terapistin dikkatine dair araştırmanın neden bu kadar az şey söyleyebildiğini tartıyor.
Sıfır noktası
Gündelik konuşmada dinlerken çoğumuz aynı anda cevap kurarız. Söylenenin bir kısmı içeri girer, bir kısmı cevabın malzemesi olur, kalanı hiç duyulmaz. Terapide etkin dinlemenin teknikleri (Terapi, S02-P03-D01) ve yansıtma (aynı akademide S02-P02-D02) bu kayıpları azaltmanın yollarını öğretir. Psikanalitik gelenek bir adım öteye gider: terapistin neyi duyacağını önceden seçmemesini ister. Danışana verilen temel kural, yani akla geleni ayıklamadan söyleme çağrısı (M02-D05), dinleyen tarafta bir karşılık bekler.
Yaygın yanlış"Psikanalitik dinleme susup beklemekten ibarettir."
Dışarıdan bakan sessizliği görür. İçeride terapist sözcükleri, sırayı, sesin tonunu, kendi tepkisini izler ve bunları birbirine bağlamaya çalışır. Tutumun zor yanı, bu etkin işin bir sonuca erken atlamadan sürmesidir.
Mekanizma
Freud'un 1912 öğüdü: seçmeden dinlemek
Freud 1912'de analiz yapan hekimlere teknik öğütler veren kısa bir yazı yayımladı. Yazı, günde altı sekiz hastayı dinleyen birinin bu kadar ayrıntıyı nasıl aklında tuttuğu sorusuyla açılır. Freud'un cevabı bir hafıza tekniği içermez. Hekim hiçbir şeyi özellikle aklında tutmaya çalışmaz ve duyduğu her şeye aynı biçimde askıda kalan bir dikkat yöneltir; Freud bu adı daha önce de kullandığını not eder.
Gerekçe şudur: dikkat kasıtlı olarak gerildiğinde dinleyen seçmeye başlar. Bir parçayı keskinleştirir, ötekini atar ve bu seçimde beklentilerini ya da eğilimlerini izler. Beklentiyi izleyen, Freud'a göre, zaten bildiğinden başka bir şey bulamama tehlikesine girer. Ayrıca duyulan şeylerin anlamı çoğunlukla sonradan anlaşılır. Kuralı tek cümlede toplar: "Man höre zu und kümmere sich nicht darum, ob man sich etwas merke." Yani dinle ve bir şeyin aklında kalıp kalmayacağıyla uğraşma.
Freud bu tutumu açıkça hastanın kuralının karşılığı sayar: hasta aklına geleni seçmeden söyler, hekim de duyduğunu kendi sansürüyle ayıklamaz. Aynı yazıda bir benzetme kurar. Telefonun alıcısı hattaki elektrik dalgalanmalarını yeniden sese çevirir; hekimin bilinçdışı da hastadan gelen türevlerden onları belirleyen bilinçdışını yeniden kurabilir. Bunun bir koşulu vardır: hekim kendi dirençlerini tanımış olmalıdır. Freud burada Stekel'in "kör nokta" sözünü anar ve hekimin kendi analizinden geçmesini ister.
Yaygın yanlış"Eşit dağılımlı dikkat, seansta söylenen her şeyi aklında tutmak demektir."
Freud tam tersini önerir: hekim aklında tutmaya çalışmaz. Bağlantı kuran parçalar kendiliğinden bilince gelir, kopuk olanlar bir süre geride kalır ve danışan yeni bir şey getirdiğinde yeniden belirir.
Not almaya dair aynı yazıdaki uyarı bu derste ayrıca önem taşıyor: Freud, seans sırasında yazmanın malzemeden zararlı bir seçim yaptırdığını söyler (M08-D01). Bugün birçok kurum kayıt tutmayı zorunlu kılıyor; terapistlerin çoğu notunu seanstan sonra yazıyor, kimi yalnız tarihleri, adları, bir rüyanın ilk cümlesini seansta not ediyor.
Dinlemenin katmanları
Psikodinamik dinleme birkaç düzlemde aynı anda yürür. İlki içeriktir: anlatılan olay, kişiler, istek ve korku. İkincisi süreçtir: konuların hangi sırayla geldiği, bir konudan ötekine nerede geçildiği, neyin söylenmeden atlandığı. Üçüncüsü biçimdir: ses tonu, hız, duraklama, gülme, cümlenin yarıda kalması. Yetişkin Bağlanma Görüşmesi'nin bir anlatının içeriğinden çok tutarlılığını kodlaması (M19-D04) bu biçim katmanının araştırmaya taşınmış bir örneği. Lacan geleneği ise sözcüğün kendisine, sesin ve anlamın kaydığı yere kulak verir (M17-D04). Dördüncü düzlem terapistin kendi içinde olup bitendir; ona aşağıda geçiyoruz.
Terapistin kendi içinden gelen
Freud'un benzetmesinde alıcı bir aygıttı. Sonraki kuşaklar alıcının kendisine baktı. Freud'un Viyana'daki öğrencilerinden Theodor Reik, 1948'de New York'ta yayımlanan Listening with the Third Ear kitabında analistin kendi içinden yükselen sezgi, imge ve tuhaf düşüncelere kulak vermesini anlattı; kitabın adı, bu iç dinlemeye verilen ad olarak alana yerleşti. Terapistte uyanan tepki, karşıaktarım tartışmasının bütününe açılan bir kapı (M16-D04); onun klinik kullanımı ve riskleri M23-D04 ile M23-D05'in konusu.
İngiliz psikanalist Patrick Casement 1985 tarihli On Learning from the Patient kitabında bu iç dinlemeye bir denetim katmanı ekledi. Terapist bir şey söylemeden önce kendini kısa bir süre danışanın yerine koyar ve söyleyeceği şeyin oradan nasıl duyulacağını yoklar. Casement bunu seansın içinde süren bir iç süpervizyon olarak tarif etti.
Yaygın yanlış"Seansta terapistin aklına ilgisiz bir şey gelmesi dikkatsizliktir; hemen bastırılmalıdır."
Bu düşünce gerçekten yorgunluktan ya da terapistin kendi derdinden gelebilir. Ama seansın belirli bir anına bağlanıyorsa, terapist ona sormadan atmaz; önce kendine ait olanı ayıklar, kalanı malzeme olarak tutar.
Bion'un hafızadan ve arzudan arınmış dinleme önerisi (M16-D10) Freud'un öğüdünü uç bir noktaya taşır. Thomas Ogden ise terapistin dalıp gittiği anları, rêverie kavramını genişleterek, seansın ortak malzemesi olarak okudu (M16-D10). İki yaklaşım da terapistin dikkatini bir kayıt aracı olmaktan çıkarıp bir alıcı ve bir düşünme yeri olarak görür.
Seçmek ile seçmemek arasında
Eşit dağılımlı dikkat bir idealdir ve terapistler ona ancak yaklaşır. Kuram da bir kulaktır: yeni bir kavram öğrenen terapist bir süre her şeyde onu duyar. Sullivan'ın seçici dikkatsizliği (M14-D07) bu kez dinleyen tarafta işler; terapistin kendi kaygısına dokunan konu duyulmadan geçer. Kısa süreli terapilerde ise terapist bilerek seçer: odak üzerinde anlaşılmıştır ve dinleme ona geri döner (M25-D02). Burada gerilim, odağı korurken odak dışında kalan şeyleri tamamen sağır olmadan duyabilmektir.
Dinlemek kulakla öğrenilen bir iş: kayıtları dinleyen bir süpervizörün yanında, uzun bir sürede. Bu sayfanın yapabildiği, o kulağın nelere açılması gerektiğini adlandırmaktan ibaret.
Usta katmanı
Freud'un önerisine ilk itiraz algının kendisinden gelir. Dikkat araştırması insan algısının her zaman seçici olduğunu gösterir; hiçbir dinleyici gerçekten eşit dağılmış değildir. Bu yüzden bugün birçok yazar tutumu bir yöntemden çok bir yönelim sayar: terapist seçmeyi bırakamaz, ama seçimini erken kapatmamayı deneyebilir.
İkinci itiraz ilişkisel gelenekten geldi. Dinleyen tarafsız bir alıcı sayılmaz; terapistin varlığı, sorusu, sessizliği danışanın ne anlatacağını değiştirir (M19-D02). Freud'un telefon alıcısı tek yönlü bir hatta çalışıyordu, oda ise iki yönlü.
Psikoterapi araştırmacısı William Stiles bu iki yönlülüğe yanıtlayıcılık (responsiveness) adını verdi: terapist, karşısındakinin her an değişen hâlini okuyup kendi davranışını buna göre yeniden kurar. Stiles 2009'da bunun araştırmacı için bir sorun yarattığını yazdı; iyi bir terapist bir müdahaleyi ihtiyaç olduğu kadar kullandığı için, müdahalenin sıklığı ile sonuç arasındaki ilişki yanıltıcı çıkabilir. Dinleme de böyledir: en dikkatli dinleme en zor anlarda gerekir.
Kanıtın sınırı
Terapistin nasıl dinlediğini doğrudan ölçen araştırma çok az. Eşit dağılımlı dikkat seansın içinde gözlenebilen bir davranış olmadığı için onu sınamak güç; mevcut bulgular dolaylı yollardan geliyor. Terapist empatisi ile sonuç arasındaki ilişki meta-analizlerde tutarlı görünüyor (Terapi, S02-P02-D02), ama empati ile seçmeden dinleme aynı kavram sayılamaz.
Grepmair ve ekibinin çalışması tek bir merkezde yapıldı ve aynı tasarımla tekrarlanıp tekrarlanmadığı belirsiz. Ryan ve ekibinin bulgusu karışık: farkındalık bazı göstergelerle ilişkili, belirti azalmasıyla ilişkisiz. Seansta not almanın süreç ya da sonuç üzerindeki etkisi az çalışılmış bir soru; Freud'un uyarısı bu yüzden bir uzman gözlemi olarak duruyor. Stiles'ın yanıtlayıcılık eleştirisi bütün bu korelasyonların yorumunu daha da güçleştiriyor. Bulguların çoğu Almanca ve İngilizce konuşulan ülkelerin kliniklerinden geliyor; kısa görüşme süreli kamu kurumlarında dinlemenin nasıl işlediği, farklı dillerde ve kültürlerde biçim katmanının nasıl duyulduğu tartışmaya açık.
Kendin dene
Aklında kalsın
Freud 1912'de hekimden dikkatini hiçbir parçaya bilerek yoğunlaştırmamasını istedi ve bunu hastanın temel kuralının öbür yüzü saydı. Gerekçesi, kasıtlı dikkatin beklentiye göre seçmesi ve yeniyi kaçırmasıydı.
Psikodinamik dinleme içerikte durmaz; konuların sırasına, geçişlere, atlanan yerlere, sesin biçimine ve terapistin kendi tepkisine yayılır.
Reik iç dinlemeye, Casement deneme özdeşimine ve iç süpervizöre ad verdi. Akla gelen bir ninni ya da seanstaki sıkıntı, önce terapistin kendisine sorulduktan sonra malzeme olabilir.
Kuram, kaygı ve not defteri dinlemeyi daraltabilir; kısa terapide ise seçmek bilinçli bir karardır. Terapistin dikkatine dair doğrudan kanıt az ve dolaylı.
Sonraki derse köprü
Mesut belli bir sesi aramayı bıraktığında ahırı duyabiliyordu. Terapistin dinlerken bıraktığı bir şey daha var: taraf tutmak, öğüt vermek, danışanın istediğini hemen karşılamak. Freud bunun bir yanını yoksunluk ilkesi olarak yazdı; öteki yanına sonraki kuşaklar nötralite dedi. Bu kuralların ne istediği, neden bugün katı bir soğukluk diye okunmadığı ve hangi durumlarda esnetildiği M21-D07'nin konusu.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.