M20-D08
Psikanaliz ve bellek savaşları
Geri kazanılmış anı tartışmasını ve bu tartışmanın psikoterapiye bıraktığı dersleri aktarır.
Psikanaliz Akademisi — M20, Psikanaliz bilim mi? · 3.091 kelime · 16 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 21 dk dinleme
Temel Psikoloji Akademisi’nde: M08-D07 · M08-D09
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Bellek savaşları istismarın varlığı üzerine bir tartışma olmadı. Tartışılan, belirli terapi yöntemlerinin yaşanmamış olaylara ait anılar üretip üretemeyeceğiydi; iki tarafın da gerçek bir acıya dayandığı bir çatışmaydı.
Psikanaliz bu akımı kurmadı, ama bastırma kavramının kasa imgesine dönüşmüş popüler biçimi ona dil verdi. Freud'un 1897 dönüşü iki taraf için iki ayrı sembol oldu.
Psikoterapiye kalanlar: yönlendirmeyen sorular, anlamla olgunun ayrılması, dedektifliği bırakan terapist, bellek aracı olmaktan çıkan hipnoz ve bilinen yaşantıyı işleyen travma tedavileri.
Açılış sahnesi
Sorgun'da, kaplıca yolunun üstündeki düğün salonu, eylül sonunda bir cumartesi akşamı. Gelin yeni girmiş, davul henüz başlamamış. Hacer kaplıca otellerinden birinin çamaşırhanesini yönetiyor; masa örtülerinin ütüsüne bakmak için erkenden gelmiş. Yılmaz biçerdöverle hasattan yeni dönmüş, ellerindeki yağ izi hâlâ çıkmamış.
Bu geceki gelin, yirmi yıl önce aynı salonda evlenen bir çiftin kızı. Hacer o düğünü anlatmaya başlıyor: "Fırtına halayın ortasında koptu. Elektrikler gitti, gençler arabaların farlarını kapıya çevirdi, halay farların ışığında sürdü."
Yılmaz başını sallıyor. "Halaydan önceydi. Gelin karanlıkta girdi, ben kapıda fener tutuyordum."
"Sen fener tutmadın. Sen o yıl askerdeydin."
Yılmaz bir an duruyor. Askerlik tarihini sayıyor, sonra gülüyor: "Haklısın galiba. Ama feneri ben tuttum, onu görüyorum."
Salonun işletmecisi yazıhaneden çerçeveli bir fotoğraf getiriyor. Fotoğrafta gelin ışıklı bir kapıdan giriyor, arkada davulcu var. Karanlık yok, fener de yok. İkisi fotoğrafa uzun uzun bakıyor. Hacer'in farlar sahnesi belki başka bir düğündendi; Yılmaz'ın feneri belki kardeşinin anlattığı bir hikâyeden.
Sorgun'daki salon, o fırtına ve bu iki eski misafir bu sayfa için icat edildi. Belleğin bir kayıt cihazı gibi çalışmadığı ise bir icat sayılmaz; 1990'larda bu bilgi bir mahkeme salonundan bir terapi odasına kadar ağır sonuçlar doğurdu.
Bu derste ne olacak
Laboratuvardaki küçük unutmanın ağır yaşantılar için ne ifade ettiği sorusu (M20-D06) burada laboratuvarın dışına çıkıyor. 1980'lerin sonu ile 1990'larda ABD'de ve İngiltere'de bazı terapilerin çocukluk istismarı anılarını "geri getirmeyi" amaçlaması, bunun doğurduğu sert kamusal çatışma ve meslek kuruluşlarının ortak noktaları anlatılacak. Ardından psikanalizin bu tarihteki payına bakacağız: bastırma kavramının popüler yolculuğuna ve Freud'un 1897 dönüşünün iki ayrı okunuşuna. Dersin ağırlığı sonda, bu tartışmanın bugünkü psikoterapiye bıraktığı derslerde.
Bu ders çocukluk çağı istismarı üzerine bir tartışmayı ele alıyor ve bazı okurlar için ağır gelebilir. İstediğin yerde bırakıp sonra dönebilirsin. Anlatılan şey olayların ayrıntısı değil, belleğin ve terapi yöntemlerinin tarihi.
Sıfır noktası
Bu tartışmanın temel kavramları Temel Psikoloji'de kuruldu: bastırılmış anı, geri kazanılmış anı ve kesintili anı arasındaki ayrım orada yapıldı (M08-D09), telkinle yaşanmamış olaylara ait anıların nasıl üretilebildiği de M08-D07'de anlatıldı. Belleğin her hatırlayışta yeniden kurulması ise S01-P02-D07'nin (Terapi) konusuydu. Bu derste yeni olan, o kavramların bir terapi akımına dönüşmesi ve o akımın psikanaliz adına konuşur gibi görünmesidir.
Yaygın yanlış"Bellek savaşları, çocuk istismarının gerçekten olup olmadığı üzerine bir tartışmaydı."
Tartışmanın ciddi tarafları istismarın gerçek ve yaygın olduğunu kabul ediyordu; bunu ölçen araştırma M02-D06'da anlatıldı. Tartışılan şey, belirli terapi yöntemlerinin yaşanmamış olaylara ait anılar üretip üretemeyeceğiydi. Biri ötekini geçersiz kılmaz: istismarı anlatan kişi inanılmayı ve korunmayı hak eder, yıllarca düşünülmeyip sonradan hatırlanan bazı anılar gerçektir, telkinci yöntemler ise yanlış anı riski taşır.
Mekanizma
Bir akımın kuruluşu
1980'lerde ABD'de çocukluk istismarının uzun süre görmezden gelindiği anlaşıldı ve bu haklı uyanışın yanında daha dar bir uygulama büyüdü: hastanın şikâyetlerinden geçmişte unutulmuş bir istismar çıkarsamak ve o anıyı terapide ortaya çıkarmaya çalışmak. Kullanılan teknikler arasında hipnoz, rehberli imgeleme, rüyaları geçmiş olayların izi diye okumak ve tekrar tekrar aynı yöne giden sorular vardı. Ellen Bass ile Laura Davis'in 1988'de yayımlanan ve çok satan kendi kendine yardım kitabı The Courage to Heal, hiç anısı olmayan okurlara da istismar yaşamış olabileceklerini düşündüren önerileri yüzünden sonradan eleştirilerin hedefi oldu.
Eleştirmenlerin bu uygulamalara verdiği ad tarafsız sayılmaz; savunucuları onu kendi yöntemlerinin karikatürü olarak gördü.
Telkinin terapide neler üretebileceği sorusu bu modülde Grünbaum'un itirazıyla zaten açılmıştı (M20-D02). Bellek savaşları o itirazın en acı sınavı oldu.
Kurumlar ne dedi
1992'de, terapiden sonra suçlandıklarını söyleyen ailelerin kurduğu False Memory Syndrome Foundation Philadelphia'da çalışmaya başladı ve 2019'da dağıldı. Vakıf, terapide ortaya çıktığını düşündüğü yanlış inanç ve davranış örüntüsü için bir ad yaydı.
Meslek kuruluşları iki tarafın arasında bir zemin aramak zorunda kaldı. Amerikan Psikoloji Derneği bellek araştırmacıları ile travmayla çalışan klinisyenlerden oluşan bir çalışma grubu kurdu; grubun son raporu 1996'da çıktı ve iki tarafın literatür incelemelerini, birbirlerine cevaplarını ve ortak bir sonuç bölümünü yan yana bastı.
Atlantik'in öbür yakasında İngiltere Kraliyet Psikiyatristler Koleji de küçük bir çalışma grubu kurdu. Grup, önerilerini 1997'de meslek bültenine taşıdı, ayrıntılı raporunu ertesi yıl yayımladı.
İki kurum farklı tonlarla konuştu, ama ortak noktaları belirgindi: istismar gerçektir ve çocukların korunması tartışmanın gölgesinde kalmamalıdır; bir anının doğruluğu ne içeriğinden ne de taşıdığı kesinlik duygusundan okunabilir; terapistin işi anı aramak olamaz.
Psikanalizin payı
Bu akımı psikanalizin bir kolu saymak tarihsel olarak yanlış olur. Teknikleri çoğunlukla hipnozdan, kendi kendine yardım yazınından ve kısa süreli terapi atölyelerinden geliyordu; eğitimli psikanalistlerin büyük bölümü ondan uzak durdu. Yine de kavram dağarcığının önemli bir kısmı psikanalizden ödünç alınmıştı. "Bastırma" sözcüğü, Freud'un sürekli işleyen ve çarpıtılmış türevlerle geri dönen işleminden (M06-D04) koparılıp, ağır bir yaşantının bütünüyle bir yere kilitlendiği ve doğru anahtarla olduğu gibi çıkarılabileceği bir kasa imgesine dönüştü. Freud'un kendi metinlerinde bu imgeye karşılık gelen bir iddia yoktur; o, analistin yeniden kurduğu sahnenin bile hastaya hatırlanmış gibi gelmeyebileceğini yazmıştı (M08-D07).
Freud'un 1897 dönüşü (M02-D06) iki taraf için ayrı bir sembole dönüştü. Masson'ın 1984 kitabından beri bir okuma, Freud'un istismar anlatılarından geri adım atarak hastalarını yalnız bıraktığını savundu ve bu okuma hayatta kalanların hareketinde güçlü bir yankı buldu. Öteki okuma, Freud'un erken sahneleri büyük ölçüde kendi yorumuyla kurduğunu ve vazgeçişinin kendi telkininin payını fark etmesi olduğunu öne sürdü; bu okuma da bellek araştırmacılarının elinde bir uyarı örneğine dönüştü. İki okuma aynı mektuptan çıkıyor. Hangisinin Freud'un kararını gerçekten belirlediği metinlerden okunamıyor.
Yaygın yanlış"Bellek savaşlarını psikanalistler başlattı."
Akımın tekniklerinin çoğu psikanalitik eğitimin dışından geliyordu ve psikanalistlerin büyük kısmı bu terapilere mesafeli kaldı. Kavram mirasının sorumluluğu ise ortada: bastırma sözcüğünün dikkatsiz bir popüler kullanımı, akımın kendine bir kuram desteği bulmasını kolaylaştırdı.
Terapiye kalan dersler
Tartışmanın psikoterapiye bıraktığı ilk ders sorularla ilgili. Terapist, cevabını içinde taşıyan sorulardan (Terapi S02-P03-D02) ve aynı yöne giden tekrardan kaçınır; danışanın kendi kelimeleriyle anlatmasına alan açar. İkinci ders, hatırlananın tarihsel doğruluğu ile kişi için taşıdığı anlamı birbirinden ayırmak. Spence'in anlatı doğrusu ile tarihsel doğru arasında kurduğu ayrım (M20-D03) burada klinik bir ihtiyata dönüşüyor: terapi, bir anının kişinin bugünkü hayatında neyi taşıdığıyla çalışabilir, ama o anının bir olay olarak doğruluğuna hüküm veremez.
Üçüncü ders terapistin rolüyle ilgili. Terapist bir dedektif gibi saklı bir olayı ortaya çıkarmaya çalışmaz; bir şüpheyi doğrulamak ya da çürütmek onun görevi sayılmaz. Bir çocuğun bugün tehlikede olduğu durumlar ise yetkili kurumlar aracılığıyla yürür. Dördüncü ders hipnozla ilgili: hipnoz hatırlanan miktarı artırabilir ama doğru ile yanlış ayrıntıyı birlikte artırır ve kişinin güvenini yükseltir; bunun araştırması Temel Psikoloji'de, hipnotik sözde anı kavramıyla birlikte anlatıldı (M06-D08). Bu yüzden hipnoz, geçmişi geri getirme aracı olarak kullanılmaz.
Beşinci ders bugünkü travma tedavilerinin amacında görülüyor. Travma odaklı bilişsel davranışçı terapi ya da EMDR (göz hareketleriyle duyarsızlaştırma ve yeniden işleme) gibi yöntemler, kişinin zaten hatırladığı ve onu bugün rahatsız eden bir yaşantıyla çalışır; kayıp bir anı aramaya girişmez. İşleyişleri S05-P01-D09'da (Terapi) anlatıldı.
Yaygın yanlış"Hipnoz, unutulmuş anıları olduğu gibi geri getirmenin en güvenilir yoludur."
Hipnoz altında hatırlanan ayrıntı artabilir, ama bu artışa yanlış ayrıntılar da karışır ve kişi hatırladığından daha emin hâle gelir. Meslek kuruluşlarının yönergeleri bu yüzden hipnozu bellek geri getirme aracı olarak önermez.
Usta katmanı
Tartışma dindi mi? Bir yanda yanlış anı oranlarının abartıldığını savunanlar var.
Öteki yanda bastırma inancının yeniden yükseldiğini savunanlar.
İki kart birlikte okunduğunda, yanlış anı üretilebildiği konusunda anlaşma görünüyor; ne kadar kolay üretildiği konusunda ise görünmüyor. Travmanın bellekle ilişkisini toplu biçimde tartan kitaplardan biri, Richard McNally'nin 2003 tarihli Remembering Trauma'sı, bu ikinci tartışmanın hâlâ başvurulan kaynakları arasında.
Yaygın yanlış"Bir anı ne kadar canlı ve ayrıntılıysa o kadar doğrudur."
Canlılık ve güven doğruluğun güvenilir işaretleri olamaz; telkinle oluşan anılar da canlı ve ayrıntılı yaşanabilir, gerçek anılar da bulanık kalabilir.
Kanıtın sınırı
Bu alanda kanıtın en sert sınırı etiktir: hiçbir araştırmacı bir istismar anısı aşılamayı ya da bir travmayı unutturmayı deneyemez. Laboratuvardaki yanlış anılar kaybolmak ya da balona binmek gibi görece zararsız olaylarla üretildi ve bulgunun ağır yaşantılara taşınıp taşınamayacağı tartışmalı. Terapide ortaya çıkan anıların doğruluğunu sınayan çalışmalar küçük örneklemlere dayanıyor; doğrulanamayan bir anının yanlış olduğu da kanıtlanmış sayılmaz. Kurumların uzlaşma metinleri yeni veri getirmez, mevcut kanıtın uzmanlarca yorumudur. Bellek savaşlarının tarihi büyük ölçüde ABD ve İngiltere'den, hukuk sistemleri ve terapi piyasası belirli bir biçimde örgütlenmiş ülkelerden geliyor; aile yapısının, utancın ve bildirim yollarının farklı olduğu toplumlarda aynı tartışmanın nasıl biçimleneceği bilinmiyor. Tekniklerin riskini doğrudan karşılaştıran çalışma da çok az.
Güvenlik notu
Az önce okuduğun sayfalar istismar üzerine bir tartışmayı izledi; okurken içinde bir şeyler kıpırdamış olabilir. Ara vermek, yürüyüşe çıkmak ya da başka bir gün dönmek yerinde olur. Kendi geçmişinle ilgili zor bir anı ya da bir soru belirdiyse, bunu travma alanında eğitim görmüş bir psikolog ya da psikiyatristle veya aile hekiminle konuşabilirsin. İyi bir uygulayıcı seni bir anıyı bulmaya zorlamaz, yaşadığın sıkıntıyı ciddiye alır. Bugün tehlike altında olduğunu sezdiğin bir çocuk varsa, onu korumanın yolu kolluğa ya da devletin çocuk koruma birimlerine haber vermektir. Yaşanan istismarın sorumluluğu hiçbir koşulda onu yaşayan kişiye ait olamaz.
Kendin dene
Aklında kalsın
Bellek savaşları istismarın varlığı üzerine bir tartışma olmadı. Tartışılan, belirli terapi yöntemlerinin yaşanmamış olaylara ait anılar üretip üretemeyeceğiydi; iki tarafın da gerçek bir acıya dayandığı bir çatışmaydı.
Psikanaliz bu akımı kurmadı, ama bastırma kavramının kasa imgesine dönüşmüş popüler biçimi ona dil verdi. Freud'un 1897 dönüşü iki taraf için iki ayrı sembol oldu.
Psikoterapiye kalanlar: yönlendirmeyen sorular, anlamla olgunun ayrılması, dedektifliği bırakan terapist, bellek aracı olmaktan çıkan hipnoz ve bilinen yaşantıyı işleyen travma tedavileri.
Sonraki derse köprü
Bellek savaşları psikoterapiye ne yapmaması gerektiğini sert bir yoldan öğretti. Geriye daha olumlu bir soru kalıyor: psikodinamik terapi gerçekten işe yarıyor mu ve bunu hangi kanıt gösteriyor? Bu soruya kontrollü çalışmalar, meta-analizler ve karşılaştırma koşulları üzerinden bakılacak. M20-D09 (Terapinin kanıtına ilk bakış), bu kanıtın genel tablosunu çizip nerede güçlü, nerede ince olduğunu okura gösterecek.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.