İçeriğe geç

M20-D04

Freud karşıtı yazın

Freud'un tarihsel güvenilirliğini sorgulayan çalışmaları ve onlara verilen yanıtları değerlendirir.

Psikanaliz Akademisi — M20, Psikanaliz bilim mi? · 3.019 kelime · 17 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 20 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Psikanalizin uzun süre kabul gören tarihi, Freud'un 1914 ve 1925 metinlerinde kendisinin kurduğu, Jones'un biyografisiyle pekişen yalnız kâşif anlatısıydı.

Ellenberger'in öncüller tarihi, Sulloway'in kahraman miti çözümlemesi, Masson'ın baştan çıkarma tezi, Crews'un yazıları ve Borch-Jacobsen ile Shamdasani'nin efsane üretimi okuması bu anlatıyı farklı açılardan sorguladı.

Eleştiriler vaka raporlarının doğruluğuna, Freud'un önceliğine, kişiliğine ve kuramın tarihsel temeline yöneldi; bu türler aynı ağırlıkta değildir.

Tarihsel düzeltmelerin bir kısmı bugün geniş kabul görüyor. Kuramın bugünkü durumu ise deney ve klinik araştırmayla sorulur; bir fikrin kaynağının kusuru onu çürütmez.

Freud ne kahraman ne sahtekâr olarak okunmak zorunda: belgeleriyle, kusurlarıyla ve etkisiyle tarihsel bir figür olarak okunabilir.

Açılış sahnesi

Bor'da, ilçe meydanının köşesinde, kurnası kurumuş taş çeşmenin yanındaki bronz heykel, mart başında bir perşembe öğleden sonrası. Heykelin kaidesinde "Çeşmeci Halil Usta" yazıyor ve altında, ilçenin yerel tarih kitabından alınmış bir cümle var: kuraklık yılında, ağaların karşı çıkmasına rağmen, suyu dağdan tek başına getirmiş. Gülten bronz döküm atölyesi işletiyor; heykelin kaidesine yeni bir levha dökmesi istenmiş. Bora harman makinesi tamiri yapıyor ve kitabı çocukken ezberlemiş.

Gülten çantasından belediye meclisinin eski karar defterinin fotokopisini çıkarıyor. "Çeşme için beş kişilik bir heyet kurulmuş," diyor. "Parayı çarşı esnafı toplamış. Halil Usta heyette var, ama ustabaşı başka biri. Ağalardan biri de bağış listesinde."

Bora kâğıda uzun uzun bakıyor. "Peki çeşme yalan mı oldu şimdi? Su yine akmış."

"Akmış. Ben de levhaya 'su gelmedi' yazacak değilim. Yalnız 'tek başına' yazmak istemiyorum."

"Kitabı yazan öğretmen de Halil Usta'nın torunuyla konuşmuş ama."

"Torun dedesini anlatır," diyor Gülten. "Defter ise toplantıyı."

İkisi de bir süre heykelin yüzüne bakıyor. Bronz yağmurdan yeşillenmiş. Bora sonunda, levhayı yıkmak için değil, Halil Usta'yı daha iyi tanımak için okumak istediğini söylüyor; Gülten fotokopiyi ona bırakıyor.

Halil Usta, heykeli, karar defteri ve Bor meydanındaki bu konuşma gerçek bir kayıttan alınmadı; sahne, bir kurucu anlatıyı sorgulamanın onu yıkmak zorunda olmadığını göstermek için kurgulandı.

Bu derste ne olacak

Önceki ders Freud'u okumanın bir anlam işi olduğunu savunanların yanına oturmuştu. Bu ders tarihçilerin yanına geçiyor ve sorunun yönünü değiştiriyor: Freud'un kendi hayatını, buluşlarını ve hastalarını anlatışı ne kadar güvenilir, ve bu güvenilirlik kuramın değerine ne söyler?

Önce psikanalizin uzun süre kendine anlattığı yalnız kâşif hikâyesini, sonra 1970'lerden itibaren o hikâyeyi söken çalışmaları haritalayacağız. Ardından eleştirileri türlerine göre ayırıp her türe verilen cevabı tartacağız. Tek tek vakaların gerçek seyri önceki modüllerde anlatıldı; burada onları kodlarıyla anıp yazının bütününe bakıyoruz.

Sıfır noktası

Freud karşıtı yazın tek bir kitap ya da tek bir okul sayılmaz. Farklı mesleklerden gelen yazarların, yaklaşık yarım yüzyıl boyunca, Freud'un tarihsel anlatısını belgelerle karşılaştıran çalışmalarının toplamıdır: bilim tarihçileri, filozoflar, edebiyat eleştirmenleri, eski analistler. Bir kısmı Freud'a hayranlıkla başlayıp kuşkuyla bitti, bir kısmı baştan hasımdı. Bu akımın daha genel adı, Anna O. tartışmasıyla birlikte M02-D03'te tanımlanan Freud revizyonizmidir.

Bilim dallarının kendi başlangıçlarını süsleyerek anlatma eğilimi psikolojinin genel tarihinde de görülür; Temel Psikoloji bunu köken miti adıyla ele alır (M01-D10). Freud örneğinin özelliği, efsaneyi kurucunun bizzat yazmış olmasıdır.

Mekanizma

Yalnız kâşif anlatısı

Efsanenin ilk yazarı Freud'dur. 1914'te, Adler ve Jung'la ayrılık sürerken, hareketin tarihini kendi gözünden anlatan uzun bir polemik yazdı (M01-D08'de bu metnin ayrılıkları anlatan kısmı kart olarak okundu). Metnin bir yerinde 1890'ların ortasındaki yıllarına döner: bilim dünyasının kendisini görmezden geleceğini, birkaç on yıl sonra başka birinin aynı şeyleri bulup onu talihsiz bir öncül olarak onurlandıracağını düşündüğünü yazar. Kendini ıssız adasındaki bir Robinson'a benzetir.

On bir yıl sonraki otobiyografik metni de aynı çizgiyi sürdürür; orada Viyana hekimlerinin onu dışladığı anlatılır (M01-D03). Freud'un ölümünden sonra efsaneyi sistemli biçimde kuran eser ise Ernest Jones'un üç ciltlik biyografisi oldu; ilk cildi 1953'te çıktı (M02-D03). Jones Freud'un yakın çevresindendi ve aile arşivine erişimi vardı.

Arşiv açılınca

1970'te Henri Ellenberger'in bilinçdışının tarihini anlatan kalın kitabı çıktı; Freud'u manyetizmadan Janet'ye uzanan bir çizginin halkası olarak gösterdi (M01-D02). Bu, öncülsüz kâşif fikrine yöneltilen ilk büyük darbeydi. İki yıl sonra Ellenberger'in Anna O. üzerine bulduğu belgeler yayımlandı (M02-D03).

Dokuz yıl sonra bilim tarihçisi Frank Sulloway, efsanenin kendisini incelemenin konusu yaptı.

1984'te Jeffrey Masson'ın baştan çıkarma kuramından vazgeçiş üzerine kitabı geldi; tezini ve ona yöneltilen eleştiriyi M02-D06 anlatıyor. Aynı yıllarda Fliess mektuplarının kesintisiz baskısı çıktı (M02-D07), Freud'un hastalarının hayatları tek tek araştırıldı (M08-D08).

Edebiyat eleştirmeni Frederick Crews 1993'te New York Review of Books'ta "The Unknown Freud" başlıklı uzun bir yazı yayımladı. Yazı ve ardından gelen mektuplaşmalar kısa sürede "Freud Savaşları" diye anılmaya başlayan bir tartışmayı alevlendirdi.

Eleştirinin türleri

Freud karşıtı yazının içinde birbirine benzemeyen itirazlar yan yana durur. Birinci tür vaka raporlarının doğruluğunu sorar: Freud tedavilerin sonucunu yayımladığı biçimde mi yaşadı? Anna O.'nun iyileşmediği, Sıçan Adam'ın tedavi süresinin kısaltılarak anlatıldığı, Freud'un iyileşmiş saydığı Kurt Adam'ın sonraki yıllarda da analistlerden yardım aldığı bu türün bilinen örnekleridir (M02-D03, M08-D05, M08-D07). Tarihçi Allen Esterson 2001'de Freud'un baştan çıkarma dönemini sonraki yıllarda anlatışını 1890'ların ortasındaki özgün yazılarıyla ayrıntılı biçimde karşılaştırdı ve sonraki anlatıların özgün metinlerle tutarlı olmadığını, Freud'un o yıllarda hastalarıyla olanı gölgelediğini savundu.

İkinci tür önceliği ve özgünlüğü sorar. Bilinçdışı, cinselliğin nevrozdaki rolü, rüyanın anlamı gibi fikirlerin Freud'dan önce kimlerde bulunduğu Ellenberger'den bu yana incelenir.

Üçüncü tür kişinin karakterine yönelir. Genç Freud'un kokain üzerine yazdıkları ve hocası Fleischl-Marxow'a önerisi (M02-D01), Fliess'le ilişkisinde ve Emma Eckstein ameliyatında verdiği kararlar (M02-D07) bu türün malzemesidir. Bu tür eleştiri çoğu zaman en çok okunan, ama kuram için en az şey söyleyen türdür.

Dördüncü tür en iddialısıdır: tarihsel temeller çökünce kuramın da çöktüğünü ileri sürer. Crews'un 2017'de yayımlanan yedi yüz sayfayı aşan Freud biyografisi bu çizgidedir. Kitabı değerlendiren Katherine Arens'in aktarımına göre Crews, Freud'un nişanlısı Martha Bernays'a 1882–1886 arasında yazdığı yaklaşık bin beş yüz mektuba dayanarak, Freud'un kariyerinin başında bilimsel ve tedavi iddialarını bilerek şişirdiğini savunuyor ve Jones'un bu mektuplara erişimi olduğu hâlde bu yanı görmezden geldiğini söylüyor.

Eleştirilere verilen cevaplar

İlk cevap, birçok tarihsel düzeltmenin yerinde olduğunu kabul etmektir. Anna O.'nun seyri, Fliess yazışmasının kesintisiz metni, hastaların sonraki hayatları bugün psikanalitik tarihçilerin de kabul ettiği olgulardır. Ancak bir kuramın bugün geçerli olup olmadığı tarih arşivinde cevaplanmaz; bilinçdışı süreçleri, bastırmayı ve terapinin etkisini sınayan çalışmalara bakılır (M20-D05, M20-D06, M20-D09).

İkinci cevap mantıktan gelir. Bir fikri, kaynağının ya da savunucusunun kusuruna bakarak reddetmek bilinen bir akıl yürütme hatasıdır; Felsefe akademisi onu köken yanlışı adıyla anlatır (P00-D01-M02-04), kişiye yönelme ise aynı ailenin bir başka üyesidir (P00-D03-M04-04). Kokain ya da Fliess üzerine söylenen hiçbir şey, aktarımın seansta gözlenip gözlenmediğini değiştirmez. Aynı mantık ters yönde de çalışır: Freud'un dürüstlüğü kanıtlansaydı bile kuram bu yüzden doğru sayılamazdı.

Üçüncü cevap revizyonist yazının kendi seçiciliğine bakar.

Dördüncü cevap bugünkü psikanalizin bağımsızlığına dayanır. M19-D08'in çizdiği haritada nesne ilişkileri, ilişkisel ekol, zihinselleştirme ve bağlanma araştırması kendi kavramlarını ve kendi kanıtlarını taşır. Bunların hiçbiri Freud'un 1896'da hastalarıyla ne yaşadığına bağlı değildir.

Yaygın yanlış"Freud'un yalan söylediği gösterildiyse psikanalizin bütün kavramları çöker."
Doğrusu

Tarihsel güvenilirlik ile bir kavramın sınanması farklı yöntemlerle cevaplanır. Bastırma, aktarım ya da bilinçdışı süreçler hakkındaki iddialar kendi araştırmalarıyla değerlendirilir; bazıları desteklendi, bazıları desteklenmedi.

Yaygın yanlış"Freud karşıtı yazarlar psikanalizden habersiz dışarıdan saldıranlardır."
Doğrusu

Bu yazının önemli bir kısmı psikanalizi uzun süre içeriden incelemiş kişilerden geldi; Masson Fliess mektuplarının editörüydü ve bir süre Freud arşivinde görev almıştı, Ellenberger ise psikiyatrdı.

Yaygın yanlış"Revizyonist tarihçiler her konuda haklı çıktı."
Doğrusu

Masson'ın dışlanma anlatısını Freud'un kendisini de eleştiren bir tarihçi sorguladı (M02-D06), Sulloway'in biyoloji tezi tartışıldı. Revizyonist bir iddia da belgeyle sınanır.

Usta katmanı

Freud Savaşları'nın kamuoyuna en çok yansıyan anlarından biri Washington'da yaşandı. Kongre Kütüphanesi "Sigmund Freud: Conflict and Culture" adlı bir sergi hazırlıyordu. 1995'in sonunda, serginin farklı görüşleri yansıtmadığından kaygı duyan eleştirmenlerin imzaladığı bir dilekçenin ardından sergi ertelendi. Ekim 1998'de, Michael Roth'un küratörlüğünde açıldı ve Ocak 1999'a kadar sürdü. Kütüphanenin kendi sergi sayfası bugün de serginin açılmadan önce tartışma yarattığını not eder.

Bu tartışma, Freud yazınının bir kitap kavgası olmaktan çıkıp kurumsal bir soruya dönüştüğünü gösterdi: bir ulusal kütüphane tartışmalı bir figürü nasıl sergiler? Açılan sergi Freud'un hayatını, ana fikirlerini ve yirminci yüzyıl kültürüne etkisini anlattı.

Arşivin kendisi de tartışmanın parçasıdır. Freud'un kâğıtlarının önemli bir kısmı uzun süre kısıtlamalarla korundu; eleştirmenler bu kısıtlamayı efsanenin bir aracı saydı.

Kanıtın sınırı

Haritadaki eleştirilerin ve savunuların çoğu kitaplardan geliyor ve bu kitapların bir kısmı burada tanıtım metinlerinden, değerlendirmelerden okundu; tam metinlerin ayrıntılı tartışması burada yapılmadı. Arşivin sınırı da tartışmanın bir parçası: Freud'un kâğıtlarının bir kısmı uzun süre kapalı kaldı, nişanlısına mektupların yayımı sürüyor ve bazı hasta dosyaları hiç bulunmadı. Hem hayran hem hasım tarihçiler, ulaşabildikleri belgeye göre yazdı. Revizyonist ve savunmacı yazarların kendi bağlılıkları da biliniyor ve her iki taraf seçici alıntı yapmakla suçlandı. Bir de kültür sınırı var: bu tartışma neredeyse tamamen İngilizce ve Fransızca yayınlarda yürüdü; Türkçe okurun Freud imajı büyük ölçüde çevirilerle ve bu tartışmanın gecikmeli yankısıyla biçimlendi. Tarihsel bir düzeltmenin kuramın hangi önermesini etkilediği her durumda ayrıca gösterilmesi gerekir; bu bağlantı kendiliğinden kurulmaz.

Kendin dene

Aklında kalsın

Psikanalizin uzun süre kabul gören tarihi, Freud'un 1914 ve 1925 metinlerinde kendisinin kurduğu, Jones'un biyografisiyle pekişen yalnız kâşif anlatısıydı.

Ellenberger'in öncüller tarihi, Sulloway'in kahraman miti çözümlemesi, Masson'ın baştan çıkarma tezi, Crews'un yazıları ve Borch-Jacobsen ile Shamdasani'nin efsane üretimi okuması bu anlatıyı farklı açılardan sorguladı.

Eleştiriler vaka raporlarının doğruluğuna, Freud'un önceliğine, kişiliğine ve kuramın tarihsel temeline yöneldi; bu türler aynı ağırlıkta değildir.

Tarihsel düzeltmelerin bir kısmı bugün geniş kabul görüyor. Kuramın bugünkü durumu ise deney ve klinik araştırmayla sorulur; bir fikrin kaynağının kusuru onu çürütmez.

Freud ne kahraman ne sahtekâr olarak okunmak zorunda: belgeleriyle, kusurlarıyla ve etkisiyle tarihsel bir figür olarak okunabilir.

Sonraki derse köprü

Arşiv Freud'un neyi nasıl anlattığını sınayabilir, ama insan zihninde farkında olmadan işleyen bir şey olup olmadığını sınayamaz. Bunun için laboratuvara gitmek gerekir. Bilinçlenmeden algılanan uyaranlar, otomatik çağrışımlar ve örtük öğrenme üzerine on yıllardır deney yapılıyor; M20-D05 bu bilinçdışı süreçlerin deneyde gösterilen biçimiyle Freud'un çatışma ve istek taşıyan dinamik bilinçdışı arasındaki mesafeyi ölçecek.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.