İçeriğe geç

M20-D02

Grünbaum ve telkin itirazı

Grünbaum'un klinik verinin telkinle kirlendiği itirazını açıklar.

Psikanaliz Akademisi — M20, Psikanaliz bilim mi? · 3.014 kelime · 16 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 20 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Grünbaum psikanalizi sınanabilir buldu ve Popper'ı kuramın zaafını yanlış yerde aramakla eleştirdi. Ona göre zaaf, kanıtın neredeyse tamamının seans odasından gelmesindeydi.

Seanstan çıkan çağrışım, anı ve onay, kuram yanlış olsa da ortaya çıkabileceği için bağımsız tanık sayılamaz.

Freud 1917'de bu tehlikeyi kabul edip yalnız hastanın içindeki gerçekle uyuşan yorumların kalıcı iyileştirdiğini söyledi. Grünbaum bu uyum argümanının iki öncülünü de kendiliğinden düzelme, başka terapilerin başarısı ve plasebo ihtimaliyle sarstı.

Ortak etkenler araştırması terapinin işe yaradığını desteklerken, iyileşmeyi yorumun doğruluğundan ayırarak itiraza beklenmedik bir güç kattı.

Yanıtlar çeşitli: tek vaka içinde dikkatli çıkarım, kayıt ve bağımsız puanlama, başka bir bilim anlayışı. Grünbaum'un kendi önerisi kontrollü, klinik dışı sınamaydı.

Açılış sahnesi

Koçarlı'da, zeytin üreticileri kooperatifinin üst katındaki tadım odası, kasım ortasında bir salı sabahı. Masada sıra sıra koyu mavi kadehler, her birinin altında üç haneli bir sayı. Sevda kooperatifin tadım panelini yönetiyor; bu sabah sekiz tadımcı gelecek. Ahmet ise ovanın öbür ucunda küçük bir yağhane işletiyor ve bu yılın ilk sızma yağını yarışmaya göndermiş.

"Bari kendi yağımı ben tadayım," diyor Ahmet gülerek. "Kokusunu bin kadehin içinden tanırım."

"Tanırsın, onun için olmaz," diyor Sevda. Kadehlerin neden koyu renkli olduğunu anlatıyor: yağın yeşilini gören tadımcı, yeşil yağdan acılık bekliyor ve çoğu zaman bulduğunu sanıyor. Numaraları da kendisi vermiyor, depodaki görevli veriyor; Sevda hangi kadehte kimin yağı olduğunu panel bitene kadar bilmiyor.

"Ama ben yalan söylemem ki."

"Söylemezsin. Kendi terazinle kendi malını tartınca terazi de yalan söylemez. Sadece ibre senin elinin olduğu yana biraz daha kolay döner."

Ahmet aşağı inip çay söylüyor. Yukarıda tadımcılar kadehleri avuçlarında ısıtmaya başlıyor.

Sevda, Ahmet ve kooperatifin tadım odası hiçbir kayıttan alınmadı; sahne, ölçenin beklentisinin ölçüme nasıl sızabileceğini göstermek için kuruldu.

Bu derste ne olacak

Yanlışlanabilirlik tartışması psikanalizin sınanıp sınanamayacağını sormuştu. Bu ders başka bir yerden itiraz eden bir filozofu dinliyor: psikanalizin iddialarını sınanabilir bulan, ama sınamanın yapıldığı yeri, yani seans odasını güvenilmez bir laboratuvar sayan Adolf Grünbaum'u.

Önce analistin beklentisi ile hastanın uyumunun klinik veriye nasıl karıştığına bakacağız. Sonra Freud'un 1917'deki cevabını özgün metinden okuyup Grünbaum'un ona neden güvenmediğini göreceğiz. Ortak etkenler araştırmasının tartışmaya katılışını tarttıktan sonra psikanalizin içinden gelen yanıtlara geçeceğiz.

Sıfır noktası

Adolf Grünbaum (1923–2018) felsefe profesörlüğünün yanında psikiyatride araştırma profesörlüğü de taşıyan bir bilim felsefecisiydi. The Foundations of Psychoanalysis: A Philosophical Critique 1984'te University of California Press'ten çıktı; iki yıl sonra Behavioral and Brain Sciences kitabın özetini kırk bir uzmanın yorumuyla birlikte yayımladı.

Kitabın şaşırtıcı yanı Popper'a karşı tutumudur. Popper psikanalizi yanlışlanamaz bulmuştu (M20-D01); Grünbaum ise Freud'un pek çok iddiasını sınanabilir, bazılarını sınanıp tutmamış saydı. Sorun ona göre verinin nereden geldiğindeydi. Freud'un neredeyse bütün kanıtı seanstan geliyordu ve seans, kuramı bilen bir analist ile ona bağlanmış bir hastanın karşılaşmasıydı.

Mekanizma

Seans odasındaki tanıklar

Grünbaum'un itirazı Freud'un yöntemini adım adım izler. Hasta serbest çağrışımla konuşur (Temel Psikoloji M01-D05), analist çağrışımlar arasında bağlantı kurar, bir yorum önerir ve hastanın tepkisini izler. Her adımda kuramı bilen biri seçim yapar: hangi çağrışımın üzerinde durulacağına, nerede susulacağına, hangi anıya dönüleceğine o karar verir. Hasta da boş bir levha olarak gelmez. Analistine bağlanmıştır, onun neyi önemli bulduğunu seanslar boyunca öğrenir ve onu memnun etmek ister.

Bu yüzden hastanın bir yoruma "evet" demesi bağımsız bir kanıt sayılamaz. Onay ölçütünün zayıflığı daha önce, Wittgenstein'ın itirazıyla birlikte anlatıldı (M01-D06). Grünbaum bir adım öteye geçer: analizde "ortaya çıkan" anılar ve çağrışım zincirleri de aynı etkileşimin ürünü olabilir. Sonuç uydurma olmak zorunda değildir; yalnız kanıt değerini yitirir, çünkü kuram doğru olsa da olmasa da ortaya çıkabilecek bir veridir.

Beklentinin veriye sızması deney psikolojisinin de eski derdidir. Deneyci beklentisi ve talep özellikleri plasebo ve çift kör dersinde tanımlandı (Temel Psikoloji, M02-D09); oradaki sınıf deneyi yerine burada daha geniş bir derlemeye bakalım.

Yaygın yanlış"Hasta yorumu kabul ediyorsa yorum doğru, reddediyorsa direnç gösteriyordur."
Doğrusu

Bu okuma iki ucu da kurama yazar ve hiçbir tepkiyi yorumun aleyhine saymaz. Kabulün nezaketten, bağlılıktan ya da yorgunluktan da gelebilmesi, onu tek başına bir sınama olmaktan çıkarır.

Freud'un cevabı: uyum argümanı

Freud bu itirazı biliyordu ve ona Giriş Dersleri'nin "Die analytische Therapie" başlıklı yirmi sekizinci dersinde, 1917'de cevap verdi. Soruyu kendisi kurar: analistin etkisi esasen aktarıma, yani telkine dayanıyorsa, bulguların nesnelliğine nasıl güvenilecek? Hastayı bir kuramın taraftarı yapmanın zor olmadığını kabul eder; ama böyle yalnız zekâsı etkilenir, hastalığı etkilenmez. Sonra kilit cümle gelir:

"Die Lösung seiner Konflikte und die Überwindung seiner Widerstände glückt doch nur, wenn man ihm solche Erwartungsvorstellungen gegeben hat, die mit der Wirklichkeit in ihm übereinstimmen."

Kendi çevirimizle: Çatışmalarının çözümü ve dirençlerinin aşılması ancak ona, kendi içindeki gerçekle uyuşan beklenti tasarımları verilmişse başarılır. Hekimin isabetsiz tahminleri ise analiz sürerken düşer. Aynı derste hipnozu kozmetiğe, analizi cerrahiye benzetir. Bu pasajın tarihsel kartı M01-D06'da; burada bakılan, cümlenin bir argüman olarak nasıl çalıştığı.

Grünbaum argümanı zekice buldu: telkini yasaklamaz, terapinin sonucuyla süzer. Öncüller doğru olsaydı iyileşen her hasta kuramın lehine bağımsız bir tanık olurdu. Bütün yük öncüllerdeydi.

İki öncül nasıl çözüldü

Grünbaum öncüllerin ikisini de dönemin klinik araştırmasıyla karşılaştırdı ve ikisinin de tutmadığını savundu. Birincisi, nevrotik sıkıntıların bir bölümü hiçbir özel tedavi olmadan zamanla hafifler (kendiliğinden düzelme, Temel Psikoloji M17-D03). İçgörü olmadan da kalıcı iyileşme mümkünse, içgörü zorunlu koşul olamaz. Freud aynı derste bu gücü tersinden tanır: dört çökkünlük ve taşkınlık dönemi geçirmiş bir hastası analizin üçüncü haftasında yeni bir taşkınlığa girince aile bunu analize yükler, Freud ise hastalığın kendi seyrini hatırlatır. Aynı seyrin iyileşmeleri de açıklayabileceği sonucunu çıkarmaz.

İkincisi, psikanalizden çok farklı yöntemler de hastaları iyileştiriyordu. Davranışçı terapiler ve başka ekollerin konuşma terapileri benzer başarılar bildirdi; farkların küçüklüğü tartışması Dodo kuşu adıyla M14-D08'de anlatıldı. Bu başarılar psikanalitik içgörü kazandırmadan geldiyse, Freud'un "yalnız doğru yorum iyileştirir" öncülü çözülür.

Grünbaum bunlara üçüncü bir ihtimal ekledi: analitik tedavinin iyileştiren yanı plasebo gibi işliyor olabilir. Burada plasebo, ilaç denemesindeki şeker hapın psikoterapideki karşılığıdır: hastanın inancı, umudu ve tedavinin törenselliği, yorumun içeriğinden bağımsız olarak iyileştirebilir (Temel Psikoloji M16-D04). Kuramın doğruluğu bu ihtimali dışlamaz; ama iyileşme artık kuramın lehine tanıklık edemez.

Grünbaum psikanalizi çürütülmüş ilan etmedi; sınamayı seans odasının dışına çağırdı. Bu kanıt türü M01-D07'de tanımlandı; deneylerin bilinçdışı süreçler ve bastırma hakkında gösterdikleri M20-D05 ile M20-D06'da açılacak.

Ortak etkenlerin beklenmedik desteği

Grünbaum'un ikinci öncüle karşı kullandığı gözlemin psikoterapi araştırmasında kendi geleneği vardı. Rosenzweig'ın 1936 önerisinden (M14-D08) sonra fikri en geniş biçimde Jerome Frank işledi.

Ortak etkenler kavramını ve bağlamsal modeli iki Terapi dersi kurdu (S00-P01-D03, S11-P01-D05); Wampold'un 2015 güncellemesi M14-D08'in kartıdır. Buradaki soru, bu bulguların telkin itirazına ne yaptığı.

Cevap iki yönlü. Ortak etkenler psikanalitik terapinin işe yaradığını kabul eder; ama nedeni yorumun içeriğinden alıp umuda, ilişkiye, açıklayıcı bir hikâyenin kendisine taşır. Grünbaum'un istediği tam da buydu: başarı gerçek olabilir, ama Freud'un yorumlarının doğru olduğuna tanıklık etmez. Doğru bir yorum ile inandırıcı ama yanlış bir yorum aynı rahatlamayı verebiliyorsa, rahatlama ikisini birbirinden ayıramaz.

Usta katmanı

Grünbaum'un kitabı psikanalizin içinden de cevaplar topladı. Marshall Edelson aynı yıl University of Chicago Press'ten Hypothesis and Evidence in Psychoanalysis'i yayımladı ve tek bir tedavinin içinde de rakip açıklamaları birbirine karşı sınayan dikkatli bir akıl yürütme kurulabileceğini savundu; kirlilik ona göre yöntemle hafifletilebilecek bir sorundu. Robert Wallerstein'ın 1986 tarihli Forty-two Lives in Treatment kitabı, kırk iki hastanın psikanaliz ve psikoterapi süreçlerini uzun yıllar izleyen bir araştırmayı raporladı.

Üçüncü bir cevap Grünbaum'un hedeflediği felsefeyi reddetti: psikanaliz nedensel bir doğa bilimi olmaktan çok bir anlam bilimiyse, telkin itirazı yanlış bir ölçüyle yapılmış bir tartıdır. Grünbaum bu yorumcuları psikanalize yabancı bir felsefe giydirmekle eleştirdi. Bu savunmanın gücü ve sınırları M20-D03'te ayrıntısıyla açılıyor.

Dördüncü cevap kirlenmeyi kabul edip onu ölçmeye girişti.

Dökümlerden ilişki temalarını bağımsız puanlayıcılarla çıkaran yöntem bunun bilinen örneğidir (M07-D05). Böyle çalışmalar veriyi analistin hafızasından kurtarır, ama kayda geçen konuşma yine aynı beklentiler içinde üretilmiştir.

Yaygın yanlış"Grünbaum psikanalizin sınanamaz olduğunu söyledi."
Doğrusu

Bu Popper'ın tezidir. Grünbaum tam tersini savundu: Freud'un iddiaları sınanabilir, bazıları sınandığında zayıf çıkar. Eleştirisi, sınamanın seans odasında yapılamayacağı üzerineydi.

Yaygın yanlış"Freud telkinin analizde hiçbir rol oynamadığını savundu."
Doğrusu

Yirmi sekizinci derste analistin etkisinin esasen aktarıma, onun deyişiyle telkine dayandığını açıkça kabul eder. Savunduğu, telkinin kalıcı iyileşmeyi tek başına üretemeyeceğiydi.

Yaygın yanlış"Telkin itirazı psikanalitik terapinin işe yaramadığını kanıtlar."
Doğrusu

İtiraz iyileşmenin nedenine ve klinik verinin kanıt değerine yöneliktir. Terapinin işe yarayıp yaramadığı ayrı yöntemlerle, kontrollü çalışmalarla sorulur; o kanıtın genel tablosu M20-D09'da.

Kanıtın sınırı

Grünbaum'un itirazı felsefi bir çözümlemedir ve tek başına bir ölçüm sunmaz. Analistin beklentisinin hastanın anılarını ve çağrışımlarını ne kadar şekillendirdiği doğrudan ölçülmüş değil. Rosenthal ve Rubin'in derlemesi laboratuvar deneylerine, sınıflara ve kısa görüşmelere dayanıyor; yıllarca süren, haftada birkaç seanslık bir ilişkiye bu bulguları taşımak bir çıkarım olarak kalıyor. Kendiliğinden düzelme oranları tanıya ve izlem süresine göre değişiyor. Uyum argümanının yeniden kurgusu da tartışılıyor; Michael gibi yazarlar Grünbaum'un Freud'u yanlış okuduğunu savunuyor. Bir de kültür boyutu var. Hekime ve öğretmene saygının, karşı çıkmayı kabalık saydığı ortamlarda hastanın onaylama eğilimi daha güçlü olabilir; ancak bunu analitik seanslarda sınayan karşılaştırmalı bir çalışma bilmiyoruz. İtirazın en sağlam kısmı yöntemseldir: kuramı bilen birinin topladığı veri, o kuramı bağımsız olarak doğrulayamaz.

Kendin dene

Aklında kalsın

Grünbaum psikanalizi sınanabilir buldu ve Popper'ı kuramın zaafını yanlış yerde aramakla eleştirdi. Ona göre zaaf, kanıtın neredeyse tamamının seans odasından gelmesindeydi.

Seanstan çıkan çağrışım, anı ve onay, kuram yanlış olsa da ortaya çıkabileceği için bağımsız tanık sayılamaz.

Freud 1917'de bu tehlikeyi kabul edip yalnız hastanın içindeki gerçekle uyuşan yorumların kalıcı iyileştirdiğini söyledi. Grünbaum bu uyum argümanının iki öncülünü de kendiliğinden düzelme, başka terapilerin başarısı ve plasebo ihtimaliyle sarstı.

Ortak etkenler araştırması terapinin işe yaradığını desteklerken, iyileşmeyi yorumun doğruluğundan ayırarak itiraza beklenmedik bir güç kattı.

Yanıtlar çeşitli: tek vaka içinde dikkatli çıkarım, kayıt ve bağımsız puanlama, başka bir bilim anlayışı. Grünbaum'un kendi önerisi kontrollü, klinik dışı sınamaydı.

Sonraki derse köprü

Grünbaum'un itirazı, psikanalizin nedenler hakkında konuşan bir bilim olduğunu varsayıyordu. Bazı filozoflar ve analistler bu varsayımı baştan reddetti: onlara göre seansta aranan şey bir neden zinciri değil, bir hayatın anlamıydı ve anlamın ölçütü başkaydı. Habermas ve Ricoeur gibi düşünürlerin çizgisindeki bu yorumbilgisel savunma M20-D03'te; anlam bilimine sığınmanın telkin itirazından ne kadar koruduğunu ve nerede yeni bir sorun açtığını tartıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.