İçeriğe geç

M19-D08

Psikanalizin bugünkü haritası

Bugün yaşayan başlıca psikanalitik ekolleri ve aralarındaki ortaklıkları bir harita üzerinde gösterir.

Psikanaliz Akademisi — M19, İlişkisel dönüş, bağlanma ve zihinselleştirme · 3.025 kelime · 17 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 20 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Bugünkü harita bölgelerden oluşuyor: Londra'da Çağdaş Freudcular, Kleincılar ve Bağımsızlar; Amerika'da çatışma kuramı, ego psikolojisinin Kernberg'deki mirası, kendilik psikolojisi ve ilişkisel çizgi; Arjantin'den İtalya'ya uzanan alan kuramı; IPA dışında Lacancı birlikler ve IAAP çatısındaki Jungcu analiz.

Ekoller bilinçdışı süreç, aktarım ve karşıaktarım, savunma, gelişimsel geçmiş ve ilişkinin değiştirici gücü fikrinde buluşuyor. Seans araştırmaları terapilerin marka adlarından daha benzer olabildiğini, vaka atölyeleri ise farkların analistin neyi duyup yorumladığında yattığını düşündürüyor.

Çoğulculuk kör noktaları görünür kılıyor, ama ekolleri aynı ölçütle tartacak ortak bir kanıt temeli henüz yok.

M19, ilişkiyi merkeze alan ilişkisel dönüşten öznelerarası sistemlere, Bowlby'nin bağlanma kuramından Yetişkin Bağlanma Görüşmesi'ne, oradan zihinselleştirmeye, bebek araştırmasına ve nöropsikanalize uzanıp bugünkü haritayla kapandı. Adler'in ilk ayrılığından başlayan yol da ego psikolojisi, nesne ilişkileri, Lacan ve kendilik psikolojisi üzerinden bu çoğul tabloya vardı; Bölüm IV'ün son durağı bu tablonun bilim karşısındaki sınavı olacak.

Açılış sahnesi

Göynük çarşısının yokuşunda, iskeleye sarılmış iki katlı eski bir han, eylül ortasında bir sabah. Nesrin kireç sıvası yapan bir usta; üç haftadır üst kattaki odaların duvarlarını açıyor. Haluk hanın zemin katında kırk yıldır kalaycı dükkânı tutuyor ve her sabah ilk çayını iskelenin dibinde içiyor.

Nesrin spatulayla bir avuç büyüklüğünde alanı kazımış. En üstte açık yeşil bir yağlı boya, altında gri bir çimento yaması, onun da altında kırmızımsı, tuğla tozlu eski bir harç. Bir köşede taşın kendisi görünüyor.

"Hangisi asıl duvar?" diye soruyor Haluk. "Babam bu yeşili hatırlardı."

"Hepsi duvar," diyor Nesrin. "Çimentoyu atarız, nefes almıyor. Ama yeşili belgeleyeceğiz. Bu han kırk yıl o renkle yaşadı."

Haluk kazınmış yere elini koyuyor. "Peki taşı kim koydu, onu bilen var mı?"

Göynük'teki han da Nesrin'in spatulası da Haluk'un çayı da yalnız bu sayfada var; tek bir duvarda farklı kuşakların ellerinin üst üste durması ise onarım yapılan her eski yapıda karşılaşılan bir manzara.

Bu derste ne olacak

Akademinin başında (M01-D08) bir harita çizmiştik; o gün ekollerin çoğu yalnız birer addı. Aradan geçen altı modülde (M14–M19) her birinin içine girdik. Bu ders o dalların sonuncusunu kapatıyor ve haritayı bu kez bugünden bakarak yeniden çiziyor; bölümün son modülü (M20) ise haritanın bilim karşısındaki yerini soracak.

Önce bugün yaşayan ekolleri bölge bölge yerleştireceğiz; her birini tek paragrafla ve işlendiği dersin koduyla anacağız. Sonra ortak olanı arayacağız: ekollerin paylaştığı kavramlar, seans odasında benzer davranıp davranmadıkları ve bunu ölçmeye çalışan araştırmalar. En sonda farkların asıl nerede durduğuna ve çoğulculuğun bedeline bakacağız.

Sıfır noktası

Bir haritada iki tür bilgi vardır: sınırlar ve yollar. Psikanalizin bugünkü haritasında sınırları çoğunlukla kurumlar çizer; hangi derneğe bağlı olduğun, kimden eğitim analizi aldığın, hangi dergide yazdığın. Yollar ise kavramlardan geçer ve sınırları sık sık deler. Bir Kleincı ile bir ilişkisel analist ayrı derneklerde olabilir, ama ikisi de karşıaktarımı (Terapi S02-P02-D07) seansın bir bilgi kaynağı sayar.

Wallerstein'ın 1988'de sorduğu "bir psikanaliz mi, çok mu?" sorusunu M01-D08'de görmüştük. O soruya verilen cevap bir kavramla anılır hâle geldi.

Yaygın yanlış"Bugün psikanaliz, Freud'un kuramının tek ve güncellenmiş bir sürümüdür."
Doğrusu

Bugün psikanaliz adı altında birbirine kısmen çevrilebilen ama tek bir kurama indirgenemeyen birkaç gelenek yaşıyor. Bazıları Freud'un dürtü ve çatışma dilini sürdürüyor, bazıları onun yerine ilişkiyi, kendiliği ya da dili koyuyor. "Psikanaliz bugün şunu söylüyor" diyen bir cümlenin hangi ekolden konuştuğu sorulmalı.

Mekanizma

Londra'nın ve New York'un mirasçıları

Freud'un dürtü ve çatışma kuramına en yakın kalanlar bugün iki adla anılıyor. Londra'da Anna Freud çizgisinden gelenler kendilerine Çağdaş Freudcular diyor (M16-D05). Amerika'da ego psikolojisinin egemenliği dağıldıktan sonra (M15-D06), Charles Brenner ve Jacob Arlow'un çevresinde zihni dürtü, savunma ve vicdan arasındaki uzlaşmalardan kurulu gören çağdaş çatışma kuramı gelişti. Ego psikolojisinin mirası ayrıca Kernberg'in nesne ilişkileriyle birleştirdiği kişilik örgütlenmesi modelinde ve ondan doğan tedavi programlarında sürüyor (M18-D03).

Kleincılar Londra'da ayrı bir grup olarak yaşamayı sürdürdü. Çağdaş Kleincılar seansın o anki aktarım içeriğine, hastanın analistle kurduğu ilişkide konumlar arasında nasıl gidip geldiğine odaklanıyor (M16-D02, M16-D03). Bağımsızlar ise iki tarafın arasında, Winnicott ve Fairbairn'in mirasıyla, oyunu, sahte kendiliği ve dış gerçekliğin payını vurgulayan bir gelenek kurdu (M16-D06, M16-D08, M16-D09).

Bion'un kapsama ve düşünme üzerine çalışması (M16-D10) bu Londra merkezinin dışında yeni bir dala kök oldu. Arjantin'de Willy ve Madeleine Baranger, karşıaktarımı aktarımla eşit ağırlıkta ele alınca seansın neye dönüştüğünü sordular.

Kendilik, ilişki ve bağlanma hattı

Kohut'un kendilik psikolojisi bugün kendi dernekleri ve dergileriyle yaşıyor; aynalama ve idealleştirme ihtiyacı kavramları (M18-D01, M18-D02) başka ekollere de sızdı. İlişkisel psikanaliz (M19-D01) ve öznelerarası sistemler kuramı (M19-D02) özellikle Kuzey Amerika'da, dürtü yerine ilişkiyi, tek kişilik zihin yerine iki kişinin karşılıklı etkisini merkeze aldı.

Bağlanma hattı ise psikanalizin araştırmaya en açık kolu oldu. Bowlby'nin kopuşu (M19-D03), Yetişkin Bağlanma Görüşmesi (M19-D04) ve zihinselleştirme kavramı (M19-D05) ölçülebilir araçlar üretti; zihinselleştirme temelli tedavi bugün sınırda kişilik örgütlenmesinde sınanan programlar arasında. Bebek araştırması (M19-D06) bu hatta gelişimsel bir dayanak verdi. Zihinselleştirme sözcüğünün Paris'teki psikosomatik okuldan geldiğini de M19-D05'te görmüştük; o okul bugün Fransız psikanalizinin içinde ayrı bir klinik gelenek olarak sürüyor. Nöropsikanaliz (M19-D07) ise kavramlara beyin düzeyinde karşılık arayan, kendi derneği olan bir araştırma programı.

Ayrı çatılar: Lacancılar ve Jungcular

Lacan'ın izinden gidenler (M17-D01, M17-D08) büyük ölçüde IPA'nın dışında örgütlendi. 1980'de Lacan'ın kendi okulunu dağıtmasından sonra çok sayıda Lacancı dernek kuruldu; bunların en büyük çatılarından biri, Jacques-Alain Miller'ın öncülüğünde 1992'de kurulan Dünya Psikanaliz Birliği (World Association of Psychoanalysis). Değişken süreli seans gibi teknik farklar (M17-D07) bugün de bu derneklerle IPA arasındaki sınırı belirliyor. Lacancı psikanaliz Fransa'da, Latin Amerika'da ve üniversitelerin felsefe ve edebiyat bölümlerinde güçlü.

Jungcu analiz ise kendini en başından psikanalizden ayrı bir adla, analitik psikoloji adıyla tanımladı (M10–M13). Uluslararası çatısı, Uluslararası Analitik Psikoloji Birliği (International Association for Analytical Psychology, IAAP), kurumun kendi tanıtımına göre 1955'te Jung'a yakın bir grup analist tarafından kuruldu ve ilk kongresini 1958'de Zürih'te yaptı; eğitim standartlarını ve etik kuralları kendi üye dernekleri üzerinden yürütüyor. Bu çizginin içindeki klasik, gelişimsel ve arketipsel yönelimler M13-D10'da anlatıldı.

Türkiye'deki dernekler ve bunların uluslararası bağları M01-D09'da işlendi; harita orada yerel ölçekte çizildi.

Yaygın yanlış"IPA dışındaki dernekler psikanaliz yapmıyor."
Doğrusu

IPA en büyük ve en eski uluslararası çatı, ama psikanaliz adını kullanma hakkını tek başına belirlemiyor. Lacancı birlikler kendi eğitim ve onay yollarını kurdu, Jungcular başından beri ayrı bir adla örgütlendi, bazı ülkelerde bağımsız enstitüler de var. Bir derneğin hangi çatıya bağlı olduğu, orada yapılan işin niteliği hakkında tek başına bir şey söylemez.

Ortaklıklar: kavramlar ve seans odası

Haritanın parçalı görüntüsüne rağmen paylaşılan bir çekirdek sayılabilir. Bilinçdışı süreçlerin davranışı etkilediği, aktarım ve karşıaktarımın (Terapi S02-P02-D06, S02-P02-D07) bilgi taşıdığı, insanların acıdan kaçınmak için savunmalara başvurduğu, geçmiş ilişkilerin iç dünyada temsil edilip bugüne taşındığı ve terapötik ilişkinin değişimin bir aracı olduğu fikri; Lacancılar ve Jungcular dahil hemen hepsinde bir biçimde bulunur. Ama ortak sözcük ortak uygulama anlamına gelir mi?

Shedler'in 2010 derlemesi (M01-D01) bu soruya araştırmadan gelen bir liste aktarır. Liste daha eski bir derlemeye dayanır.

Bu yedi özellik ekoller arası bir ortaklığın kaba bir ölçütü sayılabilir: Kleincı bir analist de kendilik psikolojisi çizgisinden biri de çoğunu kendi işinde tanır. Daha şaşırtıcı bulgu başka bir yöntemden geldi.

Aynı yazarlar 2002'de büyük bir depresyon araştırmasının kayıtlarına baktılar ve iki ayrı kılavuzla yürütülen terapilerin seans içinde ikisinin de daha çok bilişsel davranışçı prototipe benzediğini buldular. Onlara göre terapilerin marka adına güvenmek yanıltıcı olabilir. Ders burada iki yönlü: farklı adlar taşıyan terapiler beklenenden benzer, aynı adı taşıyan terapiler de beklenenden farklı olabilir.

Yaygın yanlış"Ekoller arasındaki farklar seans odasında da kuramdaki kadar büyüktür."
Doğrusu

Kuramlar arasındaki farklar keskin olabilir, ama uygulamaya bakan araştırmalar daha karışık bir tablo çiziyor. Süreç ölçümlerinde farklı adlar taşıyan terapilerin önemli ölçüde örtüştüğü, aynı adı taşıyanların da farklılaşabildiği görüldü. Fark kuramdan çok vurguda, sırada ve sıklıkta olabilir.

Usta katmanı

Farklar nerede duruyor

Ortaklık seans odasında aranınca bulunuyorsa, farklar nerede? Avrupa Psikanaliz Federasyonu (European Psychoanalytic Federation) bu soruyu ölçme araçlarıyla değil, analistlerin kendi vakalarını birbirine anlattığı atölyelerle sordu.

Bu bulgu Ablon ve Jones'un sonucuyla çelişmiyor, onu tamamlıyor. Seansın yüzeyinde ortak davranışlar çok; ayrılık, analistin neyi duyduğunda ve neyi yorumlamaya değer bulduğunda başlıyor. Bir Kleincı aynı sözü saldırganlığın ve onarımın diliyle, bir kendilik psikoloğu bir ihtiyacın karşılanmamasının diliyle, bir Lacancı arzunun dildeki izleriyle dinler. Gelişim kuramı, hastalığın nereden geldiği ve iyileşmenin ne olduğu sorularında ekoller hâlâ ayrı yerde duruyor.

Çoğulculuğun iki yüzü var. Avantajı, tek bir kuramın kör noktalarının ötekilerce görülebilmesi ve kavramların ekoller arasında dolaşıp zenginleşmesi. Dezavantajı, ekollerin iddialarını aynı terazide tartacak ortak bir kanıt temelinin olmaması: her gelenek kendi vakalarıyla, kendi dergisinde, kendi okuruna yazar. Wallerstein'ın ortak zemin önerisi bu yüzden hem bir barış teklifi hem de cevapsız bir soru olarak kaldı.

Kanıtın sınırı

Bu dersteki ortaklık kanıtı dolaylı. Blagys ve Hilsenroth ile Ablon ve Jones psikodinamik terapiyi bilişsel davranışçı terapiyle karşılaştırdı; psikanalitik ekollerin kendi aralarında seans içinde ne kadar benzeştiğini sistematik olarak ölçen çalışmalar az ve küçük. Q-seti çalışmalarının örneklemleri sınırlı, kayıtlar eski ve kısa terapilerden; haftada birkaç seanslık uzun analize genellenip genellenemeyeceği tartışmalı. Avrupa Psikanaliz Federasyonu'nun atölyeleri ise klinisyenlerin tartışmasına dayanıyor ve bir ölçüm yapmıyor. Kurumsal tablo da sınırlı bir yerden çizildi: Avrupa ve Amerika merkezli kurumların kendi tanıtımlarından ve İngilizce kaynaklardan. Asya'da, Afrika'da ve Orta Doğu'da psikanalizin hangi biçimlerde yaşadığı bu haritada görünmüyor. Ekollerin iddialarının bilimsel olarak sınanıp sınanamayacağı sorusunu M20 açıyor; terapinin etkililiğine dair genel tablo M20-D09'da.

Kendin dene

Aklında kalsın

Bugünkü harita bölgelerden oluşuyor: Londra'da Çağdaş Freudcular, Kleincılar ve Bağımsızlar; Amerika'da çatışma kuramı, ego psikolojisinin Kernberg'deki mirası, kendilik psikolojisi ve ilişkisel çizgi; Arjantin'den İtalya'ya uzanan alan kuramı; IPA dışında Lacancı birlikler ve IAAP çatısındaki Jungcu analiz.

Ekoller bilinçdışı süreç, aktarım ve karşıaktarım, savunma, gelişimsel geçmiş ve ilişkinin değiştirici gücü fikrinde buluşuyor. Seans araştırmaları terapilerin marka adlarından daha benzer olabildiğini, vaka atölyeleri ise farkların analistin neyi duyup yorumladığında yattığını düşündürüyor.

Çoğulculuk kör noktaları görünür kılıyor, ama ekolleri aynı ölçütle tartacak ortak bir kanıt temeli henüz yok.

M19, ilişkiyi merkeze alan ilişkisel dönüşten öznelerarası sistemlere, Bowlby'nin bağlanma kuramından Yetişkin Bağlanma Görüşmesi'ne, oradan zihinselleştirmeye, bebek araştırmasına ve nöropsikanalize uzanıp bugünkü haritayla kapandı. Adler'in ilk ayrılığından başlayan yol da ego psikolojisi, nesne ilişkileri, Lacan ve kendilik psikolojisi üzerinden bu çoğul tabloya vardı; Bölüm IV'ün son durağı bu tablonun bilim karşısındaki sınavı olacak.

Sonraki derse köprü

Haritada bazı yollar ölçme araçlarından geçiyor, bazıları yalnız vaka anlatısından ve kuramsal metinden. Bu yollardan hangisi bir gün yanlış çıkabilecek bir öngörüde bulunuyor, hangisi her sonucu kendine göre açıklayabiliyor? Bir felsefeci bu soruyu yirminci yüzyılın ortasında psikanalizin tamamına yöneltti ve bilimi bilim olmayandan ayırmak için yanlışlanabilirlik ölçütünü önerdi. Modül 20 o eleştiriyle, Popper'in itirazıyla ve psikanalistlerin ona verdiği cevaplarla açılıyor: M20-D01.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.