İçeriğe geç

M19-D07

Nöropsikanaliz

Nöropsikanaliz girişimini, iddialarını ve ona yöneltilen eleştirileri değerlendirir.

Psikanaliz Akademisi — M19, İlişkisel dönüş, bağlanma ve zihinselleştirme · 2.891 kelime · 17 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 13 dk okuma · 19 dk dinleme

Temel Psikoloji Akademisi’nde: M06-D01

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Nöropsikanaliz, Freud'un nörolojik başlangıcına geri dönerek psikanalitik kavramları beyin araştırmasıyla konuşturmayı amaçlar; 1999'da bir dergi, 2000'de bir dernekle kurumsallaştı.

Beyin hasarı geçirmiş hastalarla yapılan gözlemler, konfabulasyonun istek yönlü bir içerik taşıyabileceğini düşündürdü; bu bulgu tek vakaya dayanıyor.

Rüyanın ön beyindeki bir istek ve arama sistemine bağlanması Hobson'un açıklamasına karşı bir dayanak oldu, ama sansür ve gizli anlam bu verinin ulaşmadığı yerde kalıyor.

Panksepp'in yedi duygu sistemi ve Solms'un bilinçli id önerisi, Freud'un dürtüleri ve yapısal modeliyle kurulmuş cesur eşleştirmelerdir; sınanmış eşleşmeler olmaktan çok araştırma önerileridir.

Eleştirmenler anlam ile beyin düzeyinin karıştırılmasına, tersine çıkarıma ve beyin dilinin bir kuramı meşrulaştırmak için kullanılmasına itiraz ediyor; tartışma iki tarafın yazılarıyla bugün de sürüyor.

Açılış sahnesi

Zile'de, çarşı camisinin arkasındaki dar sokakta küçük bir elektrikli ev aletleri tamir dükkânı, şubat sonunda bir çarşamba öğleden sonrası. Tezgâhta kapağı sökülmüş bir vakum paketleme makinesi duruyor. Feride dükkânı on iki yıldır işletiyor; Cem iki sokak aşağıda sucuk imalathanesi olan bir esnaf, makine onun.

"Öğleden sonra üçe doğru kendiliğinden kapanıyor," diyor Cem. "Sabah sipariş varken hiç sorun çıkarmıyor."

Feride ince bir kabloyu kaldırıp gösteriyor. "Isı sensörü bu. Rezistans fazla ısınınca kartı durduruyor. Sensör de yorulmuş, erken kesiyor."

"Yani bozukluk bu kablo."

"Bir açıdan öyle. Öbür açıdan makineyi sabah yedide açıp akşama kadar hiç dinlendirmiyorsun. Siparişler arttığından beri." Cem bir süre makineye bakıyor. "İkisi de doğru o zaman." Feride sensörü değiştiriyor, ama bir de kâğıda "her iki saatte bir on dakika kapalı" yazıp kapağın üstüne bantlıyor.

Zile'deki bu dükkân, sahibi ve müşterisi bu dersin örneği olarak yazıldı; aynı arızayı iki ayrı düzeyde açıklayan iki doğru ise ders boyunca bizimle kalacak.

Bu derste ne olacak

Bebek araştırması psikanalizin gelişim iddialarını gözlemle karşılaştırmıştı. Bu ders karşılaştırmayı başka bir alana taşıyan girişimi inceliyor: psikanalizin kavramlarını beyin araştırmasıyla konuşturmayı amaçlayan nöropsikanalizi.

Önce girişimin nasıl kurulduğuna bakacağız. Sonra dört iddia alanını sırayla açacağız: beyin hasarı geçirmiş kişilerle yapılan gözlemler, rüyanın beyindeki yolu, duygu sistemleri ile dürtüler ve bilincin kaynağına dair cesur bir öneri. Usta katmanında girişime psikanalizin içinden gelen itirazı ve beyin görüntülerinden zihin okumanın yöntem sorununu tartacağız.

Sıfır noktası

Freud mesleğe nörolog olarak başladı. Afazi üzerine 1891 kitabı ve 1895'te yazıp yayımlamadığı el yazması (M02-D01, M02-D08), zihni sinir sistemiyle açıklama isteğinin izlerini taşır; sonra Freud bu dili bıraktı ve ruhsal aygıtı anatomiden bağımsız bir model olarak kurdu. Yüzyılın sonunda bir grup psikanalist ve sinirbilimci bu kopukluğu kapatmayı önerdi. Neuropsychoanalysis dergisinin ilk cildi 1999'da Edward Nersessian ve Mark Solms editörlüğünde çıktı. Uluslararası Nöropsikanaliz Derneği Temmuz 2000'de Londra'da kuruldu; duygusal sinirbilimci Jaak Panksepp ilk eş başkanlarından biriydi.

Kuruluş kitapları da bu yıllarda geldi. Karen Kaplan-Solms ile Mark Solms 2000'de beyin hasarlı hastalarla yürüttükleri psikanalitik gözlemleri Clinical Studies in Neuro-Psychoanalysis adıyla yayımladılar. Solms ile Oliver Turnbull'un 2002 tarihli The Brain and the Inner World adlı kitabı ise alanı geniş okura tanıttı.

Yaygın yanlış"Nöropsikanaliz Freud'un beyinde yerini bulmaya çalışır: idin bir bölgesi, egonun bir bölgesi."
Doğrusu

Kaplan-Solms ile Solms, Freud'un ölümünden kısa süre sonra Rus nöropsikolog Aleksandr Luria'nın geliştirdiği dinamik yerelleştirme anlayışına dayandılar: karmaşık bir ruhsal işlev tek bir noktada oturmaz, birçok bölgenin ortak çalışmasından doğar. Bir kavramın beyinde tek bir adresi olduğu varsayımı, eleştirmenlerin de kurucuların da paylaşmadığı bir sadeleştirmedir.

Mekanizma

Hasarlı beyni psikanalitik kulakla dinlemek

Kaplan-Solms ile Solms'un yöntemi, nörolojik muayenenin yanına psikanalitik seansın uzun dinlemesini eklemekti. Belirli bir yeri hasar görmüş az sayıda hasta psikanalitik psikoterapiyle görüldü; ne söyledikleri, neyi inkâr ettikleri ve neyi yeniden düzenledikleri kaydedildi. Hasarın yeri değişince kişiliğin ve savunmaların değişip değişmediği soruldu. Lezyonun ve onu haritalama yöntemlerinin temeli başka bir akademide anlatıldı (Temel Psikoloji, M04-D06).

Bu yaklaşımın en iyi bilinen ürünü konfabulasyon üzerine çalışmalardı. Bellek boşluğunu kişinin farkında olmadan uydurmayla doldurması (Temel Psikoloji M08-D10) genellikle bellek ve yürütücü işlev kaybıyla açıklanır. Nöropsikanalitik soru şuydu: uydurulan içerik rastgele mi, yoksa bir istek mi taşıyor?

Rüya hangi yoldan geliyor

1977'de Allan Hobson ve Robert McCarley rüyayı uyku sırasında beyin sapından gelen ateşlemenin ön beyin tarafından sonradan anlamlandırılması olarak açıkladılar (Temel Psikoloji M06-D07). Bu açıklamada rüyanın tuhaflığı gizlemenin değil, dağınık girdinin sonucuydu. Hobson, uykunun yeni nöropsikolojisinin psikanaliz için ne anlama geldiğini yeni derginin ilk cildinde tartıştı; tartışma girişimin doğuşuna eşlik etti.

Solms'un 2000'deki karşı görüşü, ayrıntılarıyla M03-D10'da kart olarak verildi: belirli ön beyin yollarındaki hasar, hızlı göz hareketi uykusu sürerken rüyayı kaldırabiliyordu ve rüyanın son yolu dopaminle çalışan, isteme ve aramayla ilişkilendirilen bir sistemdi. Nöropsikanaliz için bu bulgu bir dayanak oldu. Ancak bir sistemin istemeyle ilişkili olması, rüyanın gizli bir isteği örttüğünü göstermez; Freud'un sansür ve bozulma fikri bu verinin dışında kalır (M03-D06).

Duygu sistemleri ve dürtüler

Panksepp memeli beyninde, kabuğun altındaki eski bölgelerde, ayrı ayrı uyarılabilen duygu devreleri tanımladı. Bunları sıradan duygu adlarından ayırmak için büyük harfle yazdı: ARAMA (SEEKING), ÖFKE (RAGE), KORKU (FEAR), ŞEHVET (LUST), BAKIM (CARE), PANİK/YAS (PANIC/GRIEF) ve OYUN (PLAY).

Nöropsikanaliz bu listeyi Freud'un dürtüleriyle eşleştirmeyi önerdi: ARAMA libidonun genel istek yönüne, ŞEHVET cinselliğe, PANİK/YAS ayrılık kaygısına yakın görüldü. Arayış sistemiyle libidonun eşleştirilmesi ve Solms'un dürtü kuramını gözden geçiren önerisi M05-D02'de anlatıldı; ikinci dürtü kuramı ve ölüm dürtüsü tartışması ise M07'de (M07-D06, M07-D07). Bu eşleştirmeler hâlâ öneri düzeyindedir: hiçbir deney ARAMA sistemindeki bir değişikliğin Freud'un anlattığı libido dağılımını değiştirdiğini sınamadı.

Yaygın yanlış"Panksepp'in sistemleri Freud'un dürtülerinin beyindeki adresidir."
Doğrusu

Panksepp'in sistemleri hayvan deneylerinden çıkarıldı; Freud'un dürtüleri yetişkin hastaların anlatılarından kuruldu. İkisinin aynı şeyi anlattığı bir varsayımdır ve sistem sayısı ile dürtü sayısı bile örtüşmez.

Bilinçli id ve serbest enerji

Girişimin en iddialı önerisi bilincin kaynağına dair. Solms 2013'te, Freud'un 1923 tablosunu tersine çeviren bir okuma önerdi: bilinç kabuktan değil beyin sapındaki duygulanımdan doğuyorsa, Freud'un bilinçdışı saydığı id bilincin kaynağıdır (M06-D01, kartıyla). Bu öneri bilincin zor problemini çözmez; o sorunun ne olduğunu başka bir akademi tanıtır (Temel Psikoloji M06-D01). Önerinin söylediği, en temel bilinç biçiminin bir duygu, yani "iyi mi kötü mü gidiyor" yaşantısı olduğudur.

Karl Friston'ın serbest enerji ilkesiyle yapılan bağlantı da bu çizgide durur. İlke, beynin dünyaya dair beklentilerle çalıştığını ve beklenti ile gelen bilgi arasındaki farkı küçültmeye yöneldiğini söyler. Carhart-Harris ile Friston'ın 2010'daki kuramsal makalesi, Freud'un iki düşünme kipini bu çerçeveye taşıdı (M02-D08). Bu öneriler biçimsel benzerliklerdir ve henüz Freud'a özgü bir öngörü sınanmış değil.

Bastırmanın deneysel incelenmesi de girişimin ilgi alanında: istenmeyen anıları bilerek bastırmaya çalışan katılımcılarla yapılan beyin görüntüleme çalışmaları M20-D06'da ayrıntılı ele alınacak.

Usta katmanı

Anlam düzeyi ve beyin düzeyi

Rachel Blass ile Zvi Carmeli 2007'de girişime karşı en sert itirazı yazdılar. Onlara göre tartışmanın altında psikanalizin ne olduğuna dair bir mücadele vardı.

Yanıt 2015'te geldi. Yoram Yovell, Solms ve Aikaterini Fotopoulou, sinirbilimle diyaloğun psikanaliz için gerekli ama yeterli olmadığını savundular ve bir vaka örneğiyle bulguların analistin çalışma biçimini nasıl etkileyebileceğini gösterdiler. Blass ve Carmeli aynı yıl, bu yanıtın kendi tezlerini doğruladığını söyleyen yeni bir makaleyle karşılık verdi. Tartışma, açılıştaki iki açıklamayı hatırlatır: sensör ile çalışma düzeni aynı arızanın iki doğru anlatımıydı ve biri ötekini gereksiz kılmıyordu. Sorulması gereken, beyin düzeyindeki bir bulgunun anlam düzeyindeki bir yorumu ne zaman değiştirdiğidir.

Görüntüden zihne geçmek

Beyin görüntülemesi psikanalitik bir süreci "gösterdiği" iddiasında sık rastlanan bir mantık sorunu var.

Bu uyarı nöropsikanalizin dışında da geçerli, ama orada özel bir ağırlık taşıyor: bastırma, istek ya da savunma gibi kavramlar tek bir bölgeye bağlanmaya en az uygun kavramlardır. Bir de meşruiyet sorunu var. Beyin dili, sınanmamış bir yorumu bilimsel gösterebilir; eleştirmenler bu dilin kuramı korumak için kullanılmasından kaygılanıyor.

Yaygın yanlış"Beyinde görünen bir şey, anlatılan bir şeyden daha gerçektir."
Doğrusu

Bir beyin görüntüsü bir ölçümdür ve kendi hata kaynaklarıyla gelir; bir anlatı da başka türden bir veridir. Hangisinin daha güvenilir olduğu, sorulan soruya bağlıdır.

Kanıtın sınırı

Nöropsikanalizin dayandığı kanıtın önemli kısmı tek vaka çalışmalarından, küçük hasta gruplarından ve kuramsal makalelerden geliyor. Fotopoulou ekibinin bulgusu yalnız bir hastadan geliyor; Solms'un rüya verileri büyük ölçüde hasta görüşmelerine dayanıyor ve bağımsız ekiplerce sistemli biçimde tekrarlanmış değil. Panksepp'in sistemleri sağlam hayvan deneylerine dayanır, ama insana genellemesi ve Freud'un dürtüleriyle eşleştirilmesi bir yorumdur. Bilinçli id ve serbest enerji bağlantısı, sınanabilir öngörü üretmeye yeni yeni çalışan bir çerçeve. Kurucuların önemli bir bölümü hem kuramın savunucusu hem verinin toplayıcısı; bu bağlılık bulguların okunuşunu etkileyebilir. Hastaların çoğu Avrupa, Güney Afrika ve Kuzey Amerika kliniklerinden geldi; farklı kültürlerden gelen hastalarda konfabulasyonun ya da rüya kaybının nasıl anlatıldığı bilinmiyor. Blass ve Carmeli'nin itirazına gelince, onu yeni bir deney yatıştırmaz: itiraz, seanstaki anlamın beyin ölçümüyle aynı terazide tartılıp tartılamayacağı sorusunda düğümleniyor.

Kendin dene

Aklında kalsın

Nöropsikanaliz, Freud'un nörolojik başlangıcına geri dönerek psikanalitik kavramları beyin araştırmasıyla konuşturmayı amaçlar; 1999'da bir dergi, 2000'de bir dernekle kurumsallaştı.

Beyin hasarı geçirmiş hastalarla yapılan gözlemler, konfabulasyonun istek yönlü bir içerik taşıyabileceğini düşündürdü; bu bulgu tek vakaya dayanıyor.

Rüyanın ön beyindeki bir istek ve arama sistemine bağlanması Hobson'un açıklamasına karşı bir dayanak oldu, ama sansür ve gizli anlam bu verinin ulaşmadığı yerde kalıyor.

Panksepp'in yedi duygu sistemi ve Solms'un bilinçli id önerisi, Freud'un dürtüleri ve yapısal modeliyle kurulmuş cesur eşleştirmelerdir; sınanmış eşleşmeler olmaktan çok araştırma önerileridir.

Eleştirmenler anlam ile beyin düzeyinin karıştırılmasına, tersine çıkarıma ve beyin dilinin bir kuramı meşrulaştırmak için kullanılmasına itiraz ediyor; tartışma iki tarafın yazılarıyla bugün de sürüyor.

Sonraki derse köprü

Nöropsikanaliz, psikanalizin bugün sinirbilimle konuşan kollarından yalnızca biri. Aynı yıllarda ilişkisel analistler, Kleincılar, Lacancılar, kendilik psikologları ve zihinselleştirme araştırmacıları kendi dergilerini, derneklerini ve yöntemlerini sürdürüyordu. Bu kadar çok yol aynı adı taşırken ortak bir zemin hâlâ duruyor mu? Modül 19'u kapatan M19-D08, psikanalizin bugünkü haritasını çizerek bu ekollerin nerede ayrıldığını ve hangi varsayımları hâlâ paylaştığını gösteriyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.