İçeriğe geç

M19-D05

Zihinselleştirme

Zihinselleştirme kavramını ve yansıtıcı işlev ölçümünü açıklar.

Psikanaliz Akademisi — M19, İlişkisel dönüş, bağlanma ve zihinselleştirme · 3.019 kelime · 16 örnek durum · 5 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 20 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Zihinselleştirme sözcüğü Paris psikosomatik okulunda bir sınıflama aracı olarak yerleşti; Fonagy onu sınırda işleyişi anlamaya ve bağlanma araştırmasına taşıdı.

İşaretli aynalama, ebeveynin abartılı yansıtmasının bebeğe kendi duygusunu tanıttığını öne süren kuramsal bir modeldir.

Yansıtıcı işlev ölçeği dökümleri eksi birden dokuza puanlar; güvenilir ama emek yoğundur.

Hızlı anketlerin geçerliği tartışmalı; öz-bildirim görüşme puanının yerini tutmuyor.

Genişlik ve kültürel varsayımlar kavramı her kapıyı açan bir anahtara çevirme riski taşıyor.

Açılış sahnesi

Siverek'te, Viranşehir yoluna çıkan caddenin üstünde bir kargo şubesi, salı akşamüstü, kapanışa yirmi dakika var. Seda şubenin sorumlusu; tezgâhın arkasında günün teslim fişlerini tarıyor. Kerim dağıtım kuryesi, son turdan yeni dönmüş, el terminalini şarja takıyor.

Kapı sertçe açılıyor. Orta yaşlı bir adam, üç gündür beklediği paketin sistemde "teslim edildi" göründüğünü, kimsenin kapısını çalmadığını söylüyor; sesi yükseliyor, tezgâha vuruyor. Seda paketin yanlış mahalleye düştüğünü buluyor, yarın sabah getirileceğini yazıyor. Adam fişi alıp çıkıyor, kapıyı kapatmadan.

Kerim terminalden başını kaldırıyor. "Bağırdı, masaya vurdu. Kaba adam, o kadar."

Seda tarayıcıyı bırakıyor. "Belki. Belki de o paketi birine söz vermiştir, şimdi ona ne diyeceğini düşünüyordur. Belki bizim yalan söylediğimizi sandı. Belki de bugün başka bir yerde de aynı kapıdan dönmüştür."

"Hangisi?"

"Bilmiyorum. Yarın paketi götürünce belki anlarız."

Kerim omuz silkiyor, ama terminale "sabah ilk adres" diye not düşüyor.

Siverek'teki bu şube de iki çalışanı da yalnız bu derste var.

Bu derste ne olacak

Bağlanma görüşmesinin dökümünde tutarlılıktan başka neye bakılabileceği sorusu M19-D04'ten devralındı. Zihinselleştirme sözcüğü iki kez doğdu: önce Paris'te bedensel hastalıkları anlamaya çalışan psikanalistlerin sözlüğünde, sonra Londra'da bir bağlanma projesinin ölçüm defterinde. Ders bu iki doğumu, ardından bebeğin duygusunu ebeveynin yüzünde gördüğü gelişim modelini izliyor. Asıl ağırlık ölçümde: dökümleri saatlerce puanlayan ölçek, onun yerine geçmek isteyen kısa anket ve ikisinin birbirini ne kadar tuttuğu.

Sıfır noktası

Kavramın tanımı başka iki akademide kuruldu: S05-P01-D08 (Terapi) onu davranışı iç durumlarla anlama becerisi olarak verdi, M20-D08 (İlişki) çift odasına taşıyıp boyutlarını ve çöktüğünde geri dönen düşünme biçimlerini anlattı. Akrabası zihin kuramı S01-P03-D03'te, yanlış inanç görevi ise M11-D07'de (Temel Psikoloji) işlendi. Buradaki soru başka: kavram psikanalizin içinden nasıl çıktı ve bir insanın onu ne kadar iyi kullandığı nasıl sayıya döküldü?

Baştan bir ayrım: zihinselleştirme sürecin adıdır, yansıtıcı işlev aynı kapasitenin araştırmada ölçülen yüzü.

Yaygın yanlış"Zihinselleştirme, insanların aklını okuyabilmek demektir."
Doğrusu

Kavram doğru tahmini ödüllendirmez. Açılıştaki şube sorumlusunun yaptığı gibi, birden çok olasılığı açık tutmayı ve hangisinin doğru olduğunu bilmediğini kabul etmeyi içerir; aşırı emin bir okuma, araştırmacıların gözünde çoğu zaman bir zayıflık işaretidir.

Mekanizma

Bir sözcüğün iki doğumu

Fransızca "mentalisation" sözcüğü bir sınıflama sorununa yanıt olarak yerleşti. Uluslararası Psikanaliz Sözlüğü'nün Alain Fine imzalı maddesine göre terim Édouard Claparède'de 1928'de görülür, ama onu psikanalitik sözlüğe sokan Pierre Marty'dir, 1970'lere doğru. Paris psikosomatik okulu bedensel hastalığı olan kişileri ruhsal işleyişlerine göre sınıflamak istiyordu. Marty'nin zihinselleştirmesi, kişinin iç uyarılarını temsillere, düşüncelere ve duygu yüklü imgelere çevirebilme kapasitesinin miktarını ve niteliğini anlatıyordu.

Peter Fonagy sözcüğü İngilizceye ve başka bir soruya taşıdı. 1991 tarihli «Thinking about thinking» makalesi, sınırda işleyiş gösteren bir adamla yürüttüğü analizi anlatır. Yazının özetine göre Fonagy, bu hastalarda kişinin kendi zihnini ve ötekinin zihnini düşünmekten kaçınmasının ve buna karşı savunma kurmasının direncin belirleyici bir biçimi olabileceğini savundu. Yazı zihin felsefesinden ve çocuk gelişimi çalışmalarından aldığı fikirleri iç nesne ilişkileri diliyle birleştiriyordu; sınırda kişiliğin M18-D06'da anlatılan tarihine bir gelişim açıklaması ekledi.

Bebeğin aynası

Bir çocuk duygularını nereden tanımayı öğrenir? Fonagy ve çalışma arkadaşlarının gelişim modelinde en çok tartışılan parçası Macar gelişim psikoloğu György Gergely ile John Watson'ın 1996'da aynı dergide yayımladıkları kuramdır. Fonagy, Gergely, Elliot Jurist ve Mary Target 2002'de çıkan Affect Regulation, Mentalization, and the Development of the Self kitabında bu modeli bağlanma kuramıyla birlikte bütünlüklü bir çerçeveye yerleştirdi.

Kurama göre bebek kendi iç durumunu ebeveynin onu yansıtmasından tanımayı öğrenir. Ağlayan bebeğe ebeveyn hüzünlü bir yüz yapar; bu yüz abartılmış, biraz oyunlu, ebeveynin gerçek hüznünden ayırt edilebilir. Bebek farkı yakalar ve gördüğü duyguyu kendine ait sayar.

Yazarların tartıştığı sapmalardan ikisi öğreticidir. Ebeveyn bebeğin korkusuna gerçekten korkarak yanıt verirse yansıtma işaretsiz kalır ve duygu büyür, çünkü bebek kendi korkusunu dünyada gerçekleşmiş görür. Ebeveyn bebeğin öfkesini hüzün diye gösterirse bebek kendi durumuna yanlış bir ad alır.

Bakım verenin yüzünü ayna gibi düşünen Winnicott'u M16-D06'da görmüştük; Kohut'un aynalama ihtiyacı M18-D02'de kendiliğin onaylanmasıyla ilgiliydi. Bion'un kapsaması (M16-D10) bebeğin taşıyamadığı yaşantının ebeveynin zihninde işlenip geri verilmesini anlatıyordu; işaretli aynalama aynı dönüşü yüzde görülebilen bir işaret düzeyine indirip deneysel dile çevirir.

Döküm üzerinde bir ölçek

Kuramın ilk görgül sınaması bir bağlanma projesinden geldi. Londra'daki Anna Freud Merkezi ile University College London'ın ortak yürüttüğü Ebeveyn-Çocuk Projesi, ilk çocuklarını bekleyen anne babalara doğumdan önce Yetişkin Bağlanma Görüşmesi uyguladı (görüşmenin kendisi M19-D04'te anlatıldı). Bebekler bir yaşına ve on sekiz aylığa geldiğinde yabancı durumda gözlendi. Ebeveynin güvenliği bebeğinkiyle anlamlı biçimde örtüşüyordu; Fonagy, Miriam ve Howard Steele, George Moran ve Anna Higgitt aynı dökümlerde bir şeye daha baktı.

Ölçeğin 1998 tarihli el kitabı Fonagy, Target ve Steele'lerin adını taşır; bugünkü çalışmalar onu kaynak gösteriyor. Puanlayıcı görüşmenin özellikle kişinin kendi ve anne babasının davranışını açıklamaya çağrıldığı bölümlerini okur ve pasajları on bir basamakta derecelendirir. En altta eksi bir durur: zihinsel durumlardan söz etmeyi reddeden karşı-yansıtıcı yanıtlar. En üstte dokuz: başkasının zihnini bilinemezliğiyle birlikte düşünen, olağanüstü incelikli yanıtlar.

Bedeli emektir. Kanadalı bir ekibin 2020 tarihli çalışmasına göre görüşme bir ila üç saat sürebiliyor, ardından eğitimli kişilerin saatlerce kodlaması geliyor. Hannah Katznelson'ın 2014 derlemesi ölçeğin bağlanma, ruh sağlığı ve terapi araştırmasındaki değerini desteklerken kapsamlılığından doğan sınırlara dikkat çeker. M19-D04'teki aktarım odaklı psikoterapi denemesi de bu yöntemi kullanmıştı.

Kısa anket, uzun tartışma

Bu yük daha hızlı bir aracı çekici kıldı. Fonagy ve arkadaşlarının 2016'da PLoS One dergisinde yayımladığı Yansıtıcı İşlev Anketi (Reflective Functioning Questionnaire, RFQ), kişinin kendi ve başkalarının zihinsel durumlarına dair kesinliğini öz-bildirimle ölçmeyi amaçlıyordu. Mantığında iki uç da sorun sayılır: zihinler hakkında hiçbir şey bilemeyeceğini söyleyen de, ötekinin ne düşündüğünü hep kesin bildiğini söyleyen de güçlük işareti taşır.

Anket hızla yayıldı, eleştirisi de gecikmedi. Almanya'dan bir ekip sekiz maddelik biçimi büyük örneklemlerde yeniden sınadı.

Usta katmanı

Çizgi son on yılda bir tedavi kavramından bir öğrenme kuramına doğru genişledi. Fonagy ve Elizabeth Allison 2014'te Psychotherapy dergisinde, zihinselleştirme temelli tedavi özgül bir uygulama olsa da zihinselleştiren terapistin etkili psikoterapilerin evrensel bir bileşeni olduğunu öne sürdü. Genişlemenin taşıyıcısı epistemik güvendir (tanımı Terapi, S02-P02-D05). Öneriye göre kendini zihinsel olarak anlaşılmış hisseden kişi, başkasından gelen bilgiyi kendi hayatına uygulanabilir saymaya daha açık olur. Bu bir kuramsal görüş; deneyle sınanmış bir mekanizma sayılamaz.

Yaygın yanlış"Zihinselleştirme bir kez kazanılan, sonra hep aynı düzeyde kalan bir beceridir."
Doğrusu

Kuramı geliştirenler de eleştirenler de kapasitenin bağlama, ilişkiye ve uyarılmaya göre dalgalandığını kabul eder; tek bir ölçüm anı kapasitenin bütününü vermez.

Yaygın yanlış"Kısa anketle görüşme aynı şeyi ölçer; biri yalnız daha hızlıdır."
Doğrusu

Anket kişinin kendi becerisine dair yargısını alır, görüşme puanı o becerinin bir anlatıda nasıl göründüğünü değerlendirir. Müller ve Anis ekiplerinin bulguları iki düzeyin kolayca örtüşmediğini düşündürüyor.

Kanıtın sınırı

Kavramın gücü de sınırı da genişliğinden geliyor. Bebek gelişimini, sınırda kişiliği, terapi ilişkisini ve ebeveynliği aynı dille anlatması, hangi bulgunun onu yanlışlayabileceğini bulanıklaştırıyor. Görüşme temelli ölçek iyi doğrulanmış sayılıyor, ama pahalı olduğu için örneklemler küçük kalıyor ve çalışmaların önemli bir kısmı kavramı geliştiren çevreden çıkıyor. Kısa anketler büyük örneklemleri mümkün kılıyor, ama neyi ölçtükleri tartışmalı. Gelişim modelinin merkezindeki işaretli aynalama ise bir kuramsal öneri olarak duruyor; ebeveyn yansıtıcı işleviyle bağlanma arasındaki ilişki gösterildi (Zeegers ve arkadaşlarının meta-analizi M16-D10'da kart), ama bu ilişkinin işaretli aynalama yoluyla kurulduğu ayrıca sınanmadı. Kültür sorusu da açık: hangi zihinsel durumların söze dökülmesinin beklendiği topluluktan topluluğa değişiyor ve sözel bir görüşmede düşük puan alan bir kişinin bunu gündelik etkileşimde zengin bir zihin okumasıyla dengeleyip dengelemediği büyük ölçüde bilinmiyor. Bulguların çoğu Batı Avrupa'dan ve ABD'den geliyor; başka dillere ve aile düzenlerine genellenmeleri ayrı doğrulama ister.

Kendin dene

Aklında kalsın

Zihinselleştirme sözcüğü Paris psikosomatik okulunda bir sınıflama aracı olarak yerleşti; Fonagy onu sınırda işleyişi anlamaya ve bağlanma araştırmasına taşıdı.

İşaretli aynalama, ebeveynin abartılı yansıtmasının bebeğe kendi duygusunu tanıttığını öne süren kuramsal bir modeldir.

Yansıtıcı işlev ölçeği dökümleri eksi birden dokuza puanlar; güvenilir ama emek yoğundur.

Hızlı anketlerin geçerliği tartışmalı; öz-bildirim görüşme puanının yerini tutmuyor.

Genişlik ve kültürel varsayımlar kavramı her kapıyı açan bir anahtara çevirme riski taşıyor.

Sonraki derse köprü

Gergely ve Watson'ın bebeği, ebeveyninin yüzünde koşullu ilişkileri yakalayan, kendi ifadesiyle dışarıdaki yanıt arasında bağ kuran etkin bir bebektir. Psikanalizin daha eski bebeği ise çoğunlukla divandaki yetişkinin anlattıklarından geriye doğru kurulmuştu. Doğrudan gözlenen bebek, kuramların varsaydığı bebekle ne kadar uyuşuyor? Bebek araştırması bu karşılaştırmayı yaptığında psikanalitik gelişim şemalarının hangi basamakları yerinde kaldı, hangileri yeniden yazıldı? M19-D06 bu yüzleşmeyi izliyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.