İçeriğe geç

M19-D04

Yetişkin Bağlanma Görüşmesi

Yetişkin Bağlanma Görüşmesi'nin neyi ölçtüğünü ve psikodinamik araştırmaya katkısını açıklar.

Psikanaliz Akademisi — M19, İlişkisel dönüş, bağlanma ve zihinselleştirme · 2.953 kelime · 16 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 13 dk okuma · 20 dk dinleme

Terapi Akademisi’nde: S01-P03-D07

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Görüşme kişinin çocukluğunu ölçmez; o çocukluğu bugün nasıl düzenlediğini, dökümün biçiminden okur.

Main ve arkadaşlarının 1985'teki adımı, bağlanmayı bebeğin davranışından yetişkinin diline taşıdı ve iç çalışan modeli başkalarının da puanlayabileceği bir nesneye çevirdi.

Puanlama Grice'ın dört konuşma ilkesine dayanır, ama bağlanma uzmanları bu ilkeleri dilbilimcilerden farklı tartar.

Kayıtsız anlatıdaki idealleştirme, saplantılı anlatıdaki öfkeli dolaşma ve kayıp karşısındaki kısa kopuşlar, savunmaların konuşma içinde gözlenebilen izleri olarak okunur.

Ebeveynden bebeğe aktarım güçlü biçimde tekrarlandı, ama etkisi zamanla küçüldü ve duyarlılık onu tam açıklamıyor.

Açılış sahnesi

Lüleburgaz, belediye kütüphanesinin okuma salonunun arkasındaki küçük kayıt odası, kasım başında bir çarşamba, öğleden sonra dört. Masada bir ses kayıt cihazı, iki boş çay bardağı ve göç yıllarından kalma bir aile fotoğrafı duruyor. Deniz belediyenin sözlü tarih projesini yürüten sosyolog. Hilmi Alpullu şeker fabrikasından emekli pancar alım şefi; projeye gönüllü olarak görüşmeci yazılmış, kasabadaki yaşlıların çoğunu tanıyor.

Bugün iki kişiyle konuştular. İkisi de çocukken, Bulgaristan'dan gelen göçün ilk kışında aylarca annelerinden ayrı, bir akrabanın yanında kalmış.

Sabahki kadın bir saat anlattı. Teyzesinin evindeki soğuk odayı, annesinin geleceği gün pencereye diktiği gözlerini, dönüşünde ona neden kızdığını, yıllar sonra bu kızgınlığı nasıl anladığını. Arada durdu, "yok, öyle değildi, şöyleydi" diye kendini düzeltti, sonra güldü.

Öğleden sonraki adam on dakikada bitirdi. "İyiydi," dedi. "Çocuktuk, ne olacak. Annem çok iyi bir kadındı." Hilmi o kıştan bir şey hatırlayıp hatırlamadığını sordu. Adam düşündü, "Hatırlamıyorum," dedi, "ama iyiydi."

Hilmi kaydı kapatıyor. "Adam şanslıymış demek. Kadın ne çekmiş."

Deniz notlarına bakıyor. "Annesinin iyi bir kadın olduğunu üç kez söyledi, bir kere bile ne yaptığını anlatmadı. Kadın da zor bir kış anlattı ama her cümlesini bir yere bağladı. Hangisinin daha ağır geçtiğini bilmiyorum. Ama ikisinin bize aynı şekilde konuşmadığını biliyorum."

Lüleburgaz'daki bu kayıt odası da iki anlatıcı da dersin hayal ürünüdür; göçün kendisi tarihte yaşandı.

Bu derste ne olacak

Deniz'in fark ettiği şey, yani bir anlatının neyi söylediği kadar nasıl söylendiğinin de bilgi taşıması, 1980'lerde Berkeley'de bir ölçüm yöntemine dönüştü. Bu ders o yöntemin nasıl doğduğunu, görüşmenin nasıl kurulduğunu ve dökümlerin hangi ölçütlerle okunduğunu anlatıyor. Sonra psikanalizin ilgisini çeken asıl soruya geçiyoruz: savunmalar bir konuşmanın dökümünde görülebilir mi? Ardından ebeveynden bebeğe uzanan bağlantıya, terapi araştırmasındaki kullanımına ve yöntemin sınırlarına bakıyoruz.

Sıfır noktası

Görüşmenin kendisi başka iki akademide tanımlandı: İlişki akademisi onu anlatının tutarlılığına bakan yarı yapılandırılmış bir araç olarak kurdu (M04-D03), Terapi tarafı da öz bildirim ölçekleriyle neden örtüşmediğini tartıştı (S01-P03-D07). Bu ders aynı aracı psikanalizin gözüyle okuyor. Görüşme bir kişinin çocukluğunda ne yaşadığını ölçmeye çalışmaz; ölçtüğü şey kişinin bugün o geçmişle nasıl bir ilişki içinde olduğudur.

Yaygın yanlış"Görüşme bir insanın çocukluğunun iyi mi kötü mü geçtiğini ortaya çıkarır."
Doğrusu

Görüşme olayları doğrulamaz ve bir tanıklık kaydı sayılmaz. Zor bir çocukluk tutarlı anlatılabilir, iyi anılan bir çocukluk hiçbir anıyla desteklenemeyebilir; puanlanan şey bugünkü anlatımdır.

Mekanizma

Bebekten anlatıya: 1985'teki dönüş

Mary Main, Mary Ainsworth'ün öğrencisiydi ve Berkeley'de yürüttüğü uzun süreli çalışmada bebekleri yabancı durum düzeneğinde (Terapi S01-P03-D06) gözlemişti. Çocuklar altı yaşına geldiğinde ekip aileleri yeniden çağırdı. Bu izlemde anne babalarla kendi çocukluklarını konu alan bir görüşme yapıldı. Görüşmenin protokolünü Carol George, Nancy Kaplan ve Main yazdı; protokol 1984 ve 1985 tarihli, yayımlanmamış bir Berkeley elyazması olarak dolaştı ve hâlâ öyle anılır.

Dökümler okundukça beklenmedik bir şey göründü. Ebeveynlerin konuşma biçimi üç kümeye ayrılıyordu ve bu kümeler, yıllar önce çocuklarının o ebeveynle yabancı durumda gösterdiği davranışla örtüşüyordu. Bulgu, Bretherton ve Waters'ın derlediği bağlanma monografisinde Main, Kaplan ve Cassidy imzasıyla 1985'te yayımlandı.

Bu bulgunun psikanaliz için önemi şuradaydı: iç dünya artık yalnız analistin odasında, yorum yoluyla kurulan bir varsayım olarak kalmıyordu. Başka bir araştırmacının okuyabileceği bir dökümde, sayılabilir işaretlerle iz bırakıyordu.

Görüşmenin kuruluşu

Görüşme yaklaşık bir saat sürer ve yirmi kadar sorudan oluşur. Önce kişiden çocukluğundaki aile düzenini genel olarak anlatması istenir. Sonra her ebeveynle ilişkisini betimleyen beşer sıfat seçmesi ve her sıfatı destekleyen somut bir olay hatırlaması beklenir. Ardından sorular giderek ağırlaşır ve türleri değişir: ilk ayrılıklar, reddedilmiş hissedilen zamanlar, ebeveynlerden gelen tehdit, aile içindeki istismar, önemli kişilerin kaybı. Sonunda kişiden bu deneyimlerin gelişimini nasıl etkilediğini değerlendirmesi istenir.

Soruların sırası rastlantı değildir. Tempo görece hızlıdır, karmaşık sorular art arda gelir ve kişiyi çoğu zaman üzerine pek konuşmadığı anılara götürür. Genel bir sıfat söylemek kolaydır; o sıfata bir anı bulmak zordur. Görüşme bu iki istek arasındaki açıklıkta çalışır.

Puanlama: söylemin biçimi

Dökümün okunması görüşmenin kendisinden daha uzun bir iştir. Main ile Ruth Goldwyn'in geliştirdiği ve sonra Erik Hesse'nin katılımıyla genişleyen puanlama sistemi, kişinin anlattığı olaylara değil, anlatımın düzenine bakar. Erik Hesse 1999'da bu yaklaşımın dil felsefecisi Paul Grice'ın 1975'te önerdiği konuşma ilkeleriyle örtüştüğünü yazdı. Grice'ın işbirliği ilkesi Diyalog akademisinde (7.06) ve nicelik ile nitelik ilkeleri Felsefe tarafında (P01-D01-M01-02) anlatıldı. Görüşmeye uygulandığında dört ilke dört soruya dönüşür: söylenen doğru ve kanıtlı mı, yeterince ama fazla uzun olmadan mı anlatılıyor, soruyla ilgili mi, açık ve düzenli mi?

Güvenli-özerk dökümler bu ilkeleri yalnız ara sıra çiğner. Güvensiz dökümlerde ihlal düzenlidir ve konuşan kişi bunu fark etmez. Söylem tutarlılığı (İlişki M04-D03) bu ihlallerin toplam görüntüsüdür.

Savunmanın dilde izi

Görüşmenin psikanalizle buluştuğu yer, sınıfların her birinin bir savunma örgütlenmesi gibi okunabilmesidir. Kayıtsız (dismissing) bir dökümde kişi ebeveynini övücü sıfatlarla anlatır ama o sıfatlara anı bulamaz, ya da olumsuz deneyimleri kabul edip onların kendisini hiç etkilemediğini söyler. Bu tablo M16-D03'te anlatılan idealleştirmeye ve M06-D05'teki yadsımaya akrabadır; anlatıyı kısa tutmak, acı veren malzemeyle temas yüzeyini daraltır. Saplantılı (preoccupied) dökümde ise kişi geçmişten kopamaz: anı fazladır, cümleler uzar, ebeveyne öfke şimdiki zamanda süregider, konuşma sorudan uzaklaşıp aynı yaraya döner. Bu iki sınıf İlişki akademisinde boyut olarak tanımlandı (M04-D02).

Dördüncü sınıf kayıp ve travma bağlamında ortaya çıkar. Main, Hesse ve DeMoss, bebeği düzensiz davranan ebeveynlerin dökümlerinde kayıptan ya da istismardan söz edilirken kısa kopuşlar buldu: ölmüş birinden yaşıyormuş gibi söz etmek, olanaksız bir nedensellik kurmak, birden övgü diline ya da uzun bir sessizliğe geçmek. Bu çözümlenmemiş temsil İlişki M04-D03'te örneklendi. Lianne Bakkum ve arkadaşları 2023'te Main ile Hesse'nin kişisel arşivindeki yayımlanmamış kılavuzları inceledi ve kategorinin Bowlby'nin savunmacı dışlama fikrine, acı veren bilginin bilinçten uzun süre süzülüp birbirinden ayrı sistemlerde tutulabileceği düşüncesine dayandığını gösterdi.

Yaygın yanlış"Kayıtsız sınıfına girenler duygusuz insanlardır."
Doğrusu

Kayıtsızlık bir kişilik özelliğinin adı olarak kullanılmaz; bağlanma malzemesinin konuşmada nasıl işlendiğini anlatır. Kısa ve serin bir anlatı, duyguyla temasın sınırlandığını gösteriyor olabilir; duygunun kendisi yerinde durabilir.

Usta katmanı

Görüşmenin en çok tekrarlanan bulgusu kuşaklar arasındaki bağlantıdır. Marinus van IJzendoorn 1995'te on sekiz örneklemi bir araya getirdi ve ebeveynin görüşme sınıfının bebeğin bağlanma güvenliğini büyük bir etkiyle yordadığını buldu; Ebeveynlik akademisi bu bulguyu anne babanın kendi geçmişine bakması bağlamında anar (3.3). Aynı makale ebeveyn duyarlılığının bağlantının yalnız bir kısmını açıkladığını gösterdi ve açıklanamayan kısma aktarım boşluğu adını verdi (Terapi, S01-P03-D07).

Aynı yöntem kazanılmış güvenlik kavramını da doğurdu: zor bir geçmişi tutarlı anlatan kişi güvenli-özerk sınıflanabiliyordu. Kavram ve onu ileriye dönük sınayan izlem İlişki akademisinde ele alındı (M04-D09). Glenn Roisman, Chris Fraley ve Jay Belsky 2007'de 504 dökümde taksometrik çözümleme (İlişki M04-D02) uyguladı. Güvenli ve kayıtsız durum zihinleri arasındaki farklar ayrı türlerden çok sürekli bir boyuta uydu; saplantılılık için sonuç belirsiz kaldı. Güvenli kişilerin anlattığı erken deneyimler de kazanılmış ve sürekli güvenli diye iki ayrı küme oluşturmadı.

Psikodinamik terapi araştırması görüşmeyi bir değişim ölçüsü olarak kullandı. Kernberg'in aktarım odaklı psikoterapisi (M18-D03) bunun en bilinen örneği oldu.

Yaygın yanlış"Güvensiz sınıflanan bir anne babanın çocuğu da kaçınılmaz olarak güvensiz bağlanır."
Doğrusu

Aktarım bir olasılık artışıdır, kader sayılmaz. Güncel meta-analizdeki 0,31'lik ilişki pek çok çocuğun ebeveyninden farklı bir örüntü geliştirdiğini de gösterir; duyarlılık, öbür bakım verenler ve sonraki ilişkiler araya girer.

Bu denemede yansıtıcı işlev, görüşme dökümleri üzerinde ayrı bir ölçekle puanlandı. Ölçeğin kendisi ve dayandığı kavram M19-D05'e kalıyor.

Kanıtın sınırı

Görüşmenin gücü ile zayıflığı aynı yerden doğar: dökümü okumak uzun bir eğitim ister. Puanlama kılavuzu hiç yayımlanmadı ve yalnız onaylı eğitim kurslarına katılanlara verildi. Bakkum ve arkadaşları bu pahalı ve zahmetli dolaşımın, yöntemin daha geniş gelişim bilimiyle tartışılmasını sınırladığını yazar. Bakermans-Kranenburg ve arkadaşlarının 2024 derlemesi 26.000'i aşan görüşmenin toplanıp puanlanmasının yüz yetmiş insan-yılı iş tuttuğunu hesaplar. Bu yük örneklemleri küçültür ve bağımsız tekrarları geciktirir.

İkinci sınır kültürle ilgilidir. Grice'ın ilkeleri İngilizce konuşan bir felsefecinin akılcı konuşma modelidir; dolaylı anlatımı, uzun girizgâhı ya da ebeveyni övmeyi saygı sayan dillerde aynı ihlallerin aynı anlama gelip gelmediği yeterince sınanmadı. Ebeveynden çocuğa aktarımın son yıllarda küçülmesi de yöntemin ilk bulgularının ne kadar genellenebileceğini sorgulatıyor. Sınıfların kategorik yapısı da tartışmalıdır; taksometrik bulgular sürekli boyutlara işaret ederken eğitim ve raporlama hâlâ sınıf üzerinden yürüyor. Son olarak, bir anlatının savunma taşıdığı çıkarımı yorumdur: döküm bir iz verir, o izin altındaki bilinçdışı süreci doğrudan göstermez.

Kendin dene

Aklında kalsın

Görüşme kişinin çocukluğunu ölçmez; o çocukluğu bugün nasıl düzenlediğini, dökümün biçiminden okur.

Main ve arkadaşlarının 1985'teki adımı, bağlanmayı bebeğin davranışından yetişkinin diline taşıdı ve iç çalışan modeli başkalarının da puanlayabileceği bir nesneye çevirdi.

Puanlama Grice'ın dört konuşma ilkesine dayanır, ama bağlanma uzmanları bu ilkeleri dilbilimcilerden farklı tartar.

Kayıtsız anlatıdaki idealleştirme, saplantılı anlatıdaki öfkeli dolaşma ve kayıp karşısındaki kısa kopuşlar, savunmaların konuşma içinde gözlenebilen izleri olarak okunur.

Ebeveynden bebeğe aktarım güçlü biçimde tekrarlandı, ama etkisi zamanla küçüldü ve duyarlılık onu tam açıklamıyor.

Sonraki derse köprü

Levy'nin denemesinde hastaların anlatısı tutarlılaşırken bir şey daha yükseldi: kendi ve başkalarının davranışını düşünceler, duygular ve niyetler üzerinden düşünebilme yetisi. Peter Fonagy ve arkadaşları bu yetiyi aynı görüşme dökümlerinde ayrı bir ölçekle puanlamayı önerdi. Psikanalizin bağlanma araştırmasından aldığı en verimli kavramlardan biri olan zihinselleştirmeyi ve yansıtıcı işlevin nasıl ölçüldüğünü M19-D05 ele alıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.