İçeriğe geç

M18-D02

Aynalama, idealleştirme, ikizlik

Kohut'un üç kendilik nesnesi ihtiyacını örneklerle açıklar.

Psikanaliz Akademisi — M18, Kendilik, narsisizm ve kişilik örgütlenmesi · 3.016 kelime · 16 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 20 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Kohut kendiliği hırslar ile ideallerin oluşturduğu iki kutuplu bir yapı olarak tarif etti; aradaki yetenekler bu iki kutbun gerilimiyle gelişir.

Aynalama görülmeye, idealleştirme güçlü ve sakin birine yaslanmaya, ikizlik benzer biriyle yan yana olmaya duyulan ihtiyaçtır. Analizde her biri kendi aktarım biçimiyle yeniden canlanır.

İkizlik 1971'de aynalamanın bir türüydü, 1984'te ayrı bir eksen oldu.

Aksama kaçınılmazdır, onarılan aksama yapı kurar. İhtiyaçlar yetişkinlikte iş yerinde, ortaklıkta ve toplulukta sürer.

Öz bildirim ölçeği üçlüyü ayrıştırabildi; çocuk araştırması sıcaklık ile abartılı övgünün farklı yerlere götürdüğünü düşündürüyor. Gelişimsel iddialar ise büyük ölçüde sınanmadı.

Açılış sahnesi

Silifke'de, Göksu'ya inen caddenin üstündeki gençlik merkezi, salı akşamı. Alt kattaki salonda dört masa tenisi masası kurulu; topların tok sesi koridora kadar geliyor. Murat merkezde gençlik lideri, haftada üç akşam bu salonu o açıyor. Ayten çilek üreticisi; seralardan dönerken oğlunu almaya uğramış, kapının yanındaki plastik sandalyeye oturmuş.

"Eylülde getirdiğimde raketi bile tutmak istemiyordu," diyor Ayten. "Kenarda durup başkalarını izliyordu."

"Hatırlıyorum," diyor Murat. "İlk hafta bir servisi masaya düşürdü, ben de 'işte bu' dedim, o kadar. Ertesi akşam erkenden gelmiş, kapıda bekliyordu."

Ayten gülüyor. "Evde de anlattı. 'Murat Abi gördü' diyordu. Ben o servisi görmedim ama sesinden anladım."

"Asıl değişiklik ekimde oldu," diyor Murat. "Kozan'dan taşınan bir çocuk geldi, o da sol elle oynuyor. İkisi aynı masaya düştü. Ondan sonra benim bakmama pek gerek kalmadı. Yan yana ısınıyorlar, aynı yerde hata yapıyorlar, birbirine gülüyorlar."

"Bir de seni taklit ediyor," diyor Ayten. "Maçtan önce havluyu omzuna senin gibi atıyor."

Murat omuz silkiyor. "Ben de hocamdan almıştım o huyu."

Salon da konuşan iki kişi de uydurma. Konuşmanın içinden ise üç ayrı deneyim geçiyor: görülmenin verdiği canlılık, sakin bir büyüğün havasını ödünç almak ve kendine benzeyen birini bulunca yerine oturmak.

Bu derste ne olacak

Kendilik nesnesinin tek bir işlev olarak tanıtılmasından (M18-D01) sonra burada o işlevi Kohut'un ayırdığı ihtiyaçlara bölüyoruz. Önce iki kutuplu kendilik modeline, ardından aynalamaya, idealleştirmeye ve ikizliğe, analizdeki aktarım biçimleriyle ve aksadıklarında olanlarla birlikte bakacağız. Son bölüm bugünkü araştırmanın bu şemadan neyi ölçebildiğini ve neyi hiç sınamadığını tartıyor.

Sıfır noktası

Bir çocuğun çevresindeki büyükler ona farklı işler görür: biri yaptığına sevinir, biri korktuğunda onu sakinleştirir, biri de yanında aynı işi yapar. Kohut bunları kendiliğin farklı bölgelerini besleyen ayrı karşılıklar olarak gördü. Gelişim bu karşılıkların yeterince bulunup zaman zaman aksamasıyla ilerler; aksamanın onarımıyla kurulan yapı dönüştürücü içselleştirme adıyla M18-D01'de anlatıldı.

Yaygın yanlış"Kohut'un üç ihtiyacı yalnız bebeklik ve küçük çocukluk için geçerlidir."
Doğrusu

Kohut ihtiyaçların biçiminin değiştiğini, kendilerinin ise ömür boyu sürdüğünü savundu. Çocukta bir ebeveynin yüzünden beklenen karşılık, yetişkinde bir meslektaşın takdirinde, saygı duyulan bir hocada ya da aynı dili konuşan bir toplulukta aranır.

Mekanizma

İki kutup ve aradaki yay

Kohut 1977 kitabında (M18-D01) kendiliği iki kutuplu bir yapı olarak tarif etti. Bir kutupta kişinin temel hırsları, güç ve başarı istekleri durur; öbür kutupta onu yönlendiren idealleri. İki kutup arasında bir gerilim yayı kurulur ve kişinin yetenekleriyle becerileri bu yayın etkinleştirdiği ara bölgede gelişir. Kohut ile Ernest Wolf'un ertesi yıl yayımladıkları özet makale bu şemayı açıkça kurar: hırslar kutbu aynalayan kendilik nesnelerinin, idealler kutbu ise idealleştirilen kendilik nesnesinin karşılığıyla güçlenir.

Modelin bir sonucu, kendiliğin tek bir kaynaktan beslenmek zorunda olmamasıdır. Bir kutup zayıf kaldığında öteki onu kısmen telafi edebilir: yeterince aynalanmamış biri, güçlü bir idealin yönlendirmesiyle yine de anlamlı bir hayat kurabilir.

Aynalama: görülmenin canlılığı

Aynalama ihtiyacı, çocuğun kendi gücünü, büyüklüğünü ve kusursuzluğunu yaşadığı erken kendilik hâlinin bir karşılık bulmasıdır. Kohut bu hâle büyüklenmeci-teşhirci kendilik adını verdi. Teşhir sözcüğü burada kınayıcı değildir: çocuk yeni yaptığı şeyi göstermek ister ve gösterdiği şeyin sevinçle karşılanmasına ihtiyaç duyar. Kohut 1966'daki narsisizm makalesinde bu karşılığı annenin gözündeki parıltı imgesiyle anlattı: ayrı bir kişi olmaya başlayan çocuk da o parıltıyı arar, çünkü yaptığının değeri önce bir başkasının yüzünde belirir. Winnicott'un annenin yüzünü bebeğin ilk aynası sayan yazısı (M16-D06) bu fikre yakındır; Lacan'ın aynasının ise karşılık vermeyen bir yüzey olduğunu M17-D02 göstermişti.

Kohut ile Wolf'un 1978 makalesi aynalamanın ölçüsüne de değinir. Uyumlu bir ebeveyn çocuğun gösterisine bir an paylaşılan bir sevinçle karşılık verir, çocuk aşırı uyarılıp kaygılanınca da onun sınırlarına gerçekçi bir tutumla dönebilir. Aynalama, çocuğun o anki hâline uyan karşılıktır; sınırsız övgüyle karıştırılmamalı.

Analizde bu ihtiyaç aynalama aktarımı olarak yeniden canlanır. Kişi analistin kendisini beğenmesini, söylediklerine sevinmesini bekler; analistin dalgın bir anı derin bir incinmeye yol açabilir. Kohut bunu gelişimde yarım kalmış bir ihtiyacın yeniden sahneye çıkışı saydı.

İdealleştirme: başkasının sakinliğini ödünç almak

İkinci ihtiyaç başka bir yöne bakar. Çocuk bu kez görülmek istemez, güçlü ve sakin bulduğu birine yaslanmak, onunla birleşmek ister. Kohut bu figüre idealleştirilmiş ebeveyn imgosu dedi. Çocuk korktuğunda ebeveynin sakin sesi, rahat bedeni ve kendinden emin hâli onun dağılan hâlini toparlar; çocuk bir süre için o sakinliğin bir parçası olur. Kohut ile Wolf'un makalesine göre bu ilk idealleştirilen figürlerin sınırları zamanla keşfedilir ve hayal kırıklığı kaçınılmazdır. Yine de o figürlerin taşıdığı güven, yetişkinin kendi ideallerinin gücüne ve hayatını iç hedeflerine göre yaşarken duyduğu sakinliğe dönüşür.

Sözcük seride başka anlamlarda da geçti: eşi olduğundan iyi görme eğilimi (İlişki, M05-D08) ve Horney'de kişinin kendisi için kurduğu ulaşılmaz imge (M14-D05). Kohut'ta idealleştirilen bir başkasıdır ve işlevi, kişinin henüz kendi başına sağlayamadığı yatışmayı ve yönü vermektir.

Analizde idealleştirme aktarımı, kişinin analisti bilgili ve sarsılmaz görmesiyle ortaya çıkar. Analistin bir hatası ya da tatile çıkması bu zemini sarsar; Kohut bu sarsıntıların anlaşılıp konuşulmasını yapının kurulduğu yer saydı.

İkizlik: benim gibi biri

Üçüncü ihtiyaç ne yukarı ne aynaya bakar; yana bakar. Kişi kendine benzeyen, aynı işi yapan, aynı dili konuşan birinin yanında olmak ister. Bu benzerlik ona insanlar arasında bir insan olduğunu, garip ya da tek başına olmadığını hissettirir. Kohut bu ihtiyaca ikizlik ya da alter ego ihtiyacı dedi.

Bu eksenin yeri zamanla değişti. 1971'deki ilk kitapta ikizlik aynalama aktarımının bir biçimiydi; 1984 tarihli How Does Analysis Cure? onu kendi gelişim çizgisi olan ayrı bir aktarım türü saydı. İki kutuplu modelde ikizlik, hırslar ile idealler arasındaki beceri alanına düşer: kişi becerilerini çoğu zaman kendisine benzeyen birinin yanında, aynı işi yaparak edinir.

İkizlik aktarımında kişi analisti kendisine benzer biri olarak yaşar ve onunla ortak bir yan arar; analistin aynı kitapları okuduğunu bilmek istemesi bir yakınlık zemini arayışıdır.

Aksama, onarım ve yetişkin hayatı

Kohut'un kuramında ihtiyaçların tamamen karşılandığı bir çocukluk yoktur. Bir ebeveyn yorgundur, bir öğretmen haksızlık eder, bir arkadaş taşınır. Belirleyici olan aksamanın onarılıp onarılmadığıdır. Onarılan aksamada karşılayan kişinin işlevi kişinin kendi yapısına geçer; kalıcı aksamada ihtiyaç ilkel biçimiyle kalır ve yetişkinlikte orantısız ölçülerde aranır. Kohut ile Wolf'un makalesi bu durumları aynaya, ideale ve benzere aç kişilikler diye anlatır. Bu tasvirler klinisyen için bir yön bulma aracıdır; okurun kendini ya da bir başkasını sınıflaması için yazılmadı.

Yetişkin hayatı bu ihtiyaçların en olağan sahnesidir. İş yerinde takdir aynalamanın, saygı duyulan bir yöneticinin sakinliği idealleştirmenin, aynı meslekten insanların dayanışması ikizliğin karşılığıdır. Ortaklıkta eşler birbirini görür, zor zamanda birbirine yaslanır, ortak bir dil kurar. Bir koro, bir mahalle derneği ya da bir sendika da kişiye görüldüğünü, yönlendirildiğini ve benzerleri arasında olduğunu hissettirebilir.

Yaygın yanlış"Aynalama ihtiyacı olan biri narsisisttir."
Doğrusu

Kohut'a göre aynalanma isteği herkeste bulunan ve ömür boyu süren bir ihtiyaçtır. Narsisizm kavramının kişilik özelliği ve bozukluk düzeyindeki kullanımları ayrı tartışmalardır (M07-D02, M18-D05). Takdir beklemek tek başına bir sorun sayılmaz; sorun, ihtiyacın ilkel biçimiyle ve gerçekçi olmayan ölçülerde sürmesidir.

Usta katmanı

Kohut'un üçlüsüne en doğrudan yaklaşan araştırma, Erez Banai, Mario Mikulincer ve Phillip Shaver'ın 2005'te yayımladığı ölçek çalışmasıdır. Yazarlar üç ihtiyacı ve bu ihtiyaçları kabul etmekten kaçınmayı ölçen bir öz bildirim aracı geliştirdi.

Kohut'un sezgisel ayrımı böylece en azından ölçümde bir karşılık buldu ve kendilik psikolojisi ile bağlanma kuramı (Terapi, S01-P03-D06) arasında bir geçit açıldı. Yine de bir ölçeğin ayrışan boyutlar üretmesi, bu ihtiyaçların kökeni ve gelişimi hakkındaki iddiaları sınamaz.

İkizliğin araştırmadaki uzak akrabası aidiyet ihtiyacıdır. Roy Baumeister ve Mark Leary 1995'teki geniş derlemelerinde, sürekli ve olumlu bir ilişki bağı kurma ihtiyacını temel bir güdü olarak savundu ve bağların yokluğunun sağlık, uyum ve iyi oluş üzerindeki olumsuz etkilerini topladı. İkizlik ise ayrıca benzerliği vurgular.

Aynalamanın ölçüsü sorusunda Eddie Brummelman ve arkadaşlarının 2015 çalışması öğreticidir. Yazarlar bulgularını sosyal öğrenme kuramının lehine, ebeveyn sıcaklığının eksikliğini öne çıkaran psikanalitik açıklamanın aleyhine yorumladı.

Sıcaklığın öz değeri beslemesi, sevinçle karşılık bulmanın sağlıklı bir kendiliğe katkısı fikriyle uyumludur. Abartılı değerlendirmenin narsisizmle ilişkisi ise aynalamanın fazlasının da sorun olabileceğini düşündürür; Kohut ile Wolf'un, gösteriye sevinçle karşılık verip gerektiğinde gerçekçi bir sınıra dönebilen ebeveyn tarifi bu ayrıma yakın durur. Çalışmanın sınadığı psikanalitik açıklama ise Kohut'un kendisinden çok narsisizmi sıcaklık eksikliğine bağlayan genel bir çizgidir; iki kuramın narsisizm tartışması M18-D04'te sürüyor.

Yaygın yanlış"İdealleştirdiğimiz birinin kusurunu görmek, ona duyduğumuz bağın bittiği anlamına gelir."
Doğrusu

Kohut'un kuramında ilk idealleştirilen figürlerin sınırlarının fark edilmesi kaçınılmaz ve gereklidir. Hayal kırıklığı katlanılabilir ölçüdeyse, o figürün sakinliği ve yön verme işlevi kişinin kendi ideallerine geçer; bağ da çoğu zaman daha gerçekçi bir biçimde sürer.

Kanıtın sınırı

Bu derste anlatılan çalışmaların hiçbiri Kohut'un kuramını bir bütün olarak sınamaz. Banai ve arkadaşlarının ölçeği üç ihtiyacın ayrışabildiğini gösterir, ama ölçülen şey kişinin kendi ihtiyaçları hakkındaki bildirimidir; kuramın bu ihtiyaçların erken ilişkilerde nasıl biçimlendiğine dair iddiası ölçülmez. Üç ihtiyacın farklı örneklerde ve kültürlerde aynı üç boyuta ayrışıp ayrışmadığı da bağımsız tekrarlarla yeterince sınanmış değil. Aidiyet ve ebeveyn sıcaklığı araştırmaları dolaylı akrabalardır; aidiyet ihtiyacının güçlü bir güdü olması ikizliğin Kohut'un tarif ettiği gelişimsel ihtiyaç olduğunu göstermez. Kavramlar gündelik dile kaydıkça da sulanır: her takdir isteğine aynalama, her hayranlığa idealleştirme denince açıklama gücü kaybolur. Terapide bu üçlünün aşırı onaylayıcı bir tutuma dönüşme riski M18-D01'de tartışıldı. Kohut'un örnekleri kendi analiz pratiğinden gelir; bu işlevlerin akrabalar, komşular ve büyüklerden oluşan kalabalık bir çevreye yayıldığı büyüme koşullarında kuramın ne kadar genellenebileceği tartışmaya açıktır.

Kendin dene

Aklında kalsın

Kohut kendiliği hırslar ile ideallerin oluşturduğu iki kutuplu bir yapı olarak tarif etti; aradaki yetenekler bu iki kutbun gerilimiyle gelişir.

Aynalama görülmeye, idealleştirme güçlü ve sakin birine yaslanmaya, ikizlik benzer biriyle yan yana olmaya duyulan ihtiyaçtır. Analizde her biri kendi aktarım biçimiyle yeniden canlanır.

İkizlik 1971'de aynalamanın bir türüydü, 1984'te ayrı bir eksen oldu.

Aksama kaçınılmazdır, onarılan aksama yapı kurar. İhtiyaçlar yetişkinlikte iş yerinde, ortaklıkta ve toplulukta sürer.

Öz bildirim ölçeği üçlüyü ayrıştırabildi; çocuk araştırması sıcaklık ile abartılı övgünün farklı yerlere götürdüğünü düşündürüyor. Gelişimsel iddialar ise büyük ölçüde sınanmadı.

Sonraki derse köprü

Kohut'un üçlüsü kişiye neyin eksik kaldığını sorar ve cevabı karşılanmamış ihtiyaçlarda arar. Aynı yıllarda başka bir analist, Otto Kernberg, soruyu başka bir yerden sordu: bir kişiliğin ne kadar bütünleşmiş olduğu ve iç dünyasını nasıl bir arada tuttuğu. Ondan gelen cevap, kişilik örgütlenmesini nevrotik, sınırda ve psikotik diye üç düzeyde düşünen bir harita oldu. Bu haritanın neye bakarak çizildiği M18-D03'ün sorusu.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.