M17-D06
Babanın adı ve psikoz
Lacan'ın psikoz açıklamasını ve dışlama kavramını aktarır.
Psikanaliz Akademisi — M17, Lacan · 3.036 kelime · 16 örnek durum · 5 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 20 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Lacancı klinik nevroz, psikoz ve sapkınlığı, kişinin simgesel düzenle kurduğu ilişkinin biçimine bakarak ayırır.
Bastırılan simgeselde kayıtlıdır ve içeriden geri gelir; Lacan'a göre dışlanan hiç kayda girmemiştir ve gerçekte döner.
Babanın-adı, anne ile çocuk arasına yasayı ve dili sokan işlevin adıdır. Bir babanın yokluğu ya da ailenin biçimi psikoza yol açmaz.
Psikoz bugün çok etkenli bir durum olarak anlaşılır; aileleri suçlayan eski açıklamalar reddedildi.
Açılış sahnesi
Elbistan'da, bir ortaokulun öğretmenler odası, veli toplantısının bitişinden yarım saat sonra. Masada boş çay bardakları, kenarında bir yığın imza föyü. Nazım müdür yardımcısı; föyleri sayıyor. Gönül okul aile birliğinin başkanı, gündüzleri bir mandırada gıda mühendisi. Toplantıda velilerden biri yeni telefon kuralına itiraz etmişti: ders saatinde telefonlar kapıdaki kutuya bırakılacak.
"Adam haklı bir şey sordu," diyor Gönül. "Bu kuralı kim koydu?"
"Okul yönetmeliği. Müdür imzaladı."
"Müdür neye dayanarak imzaladı?"
Nazım föyleri bırakıyor. "Bakanlığın yönetmeliğine. O da kanuna. Kanun da Meclis'ten çıktı." Gülüyor. "Daha yukarı çıkarsan anayasaya varırız, oradan sonrasını ben de bilmiyorum."
"Yani bir yerde soru bitiyor."
"Bitmesi gerekiyor. Yoksa kutuya tek telefon girmez." Nazım föylerden birini kaldırıyor; altında müdürün mavi imzası var. "Çocuklar kuralı benden duyuyor ama bana uymuyorlar. Bu imzaya, bu imzanın arkasındakine uyuyorlar. Ben izinliyken de kural yerinde duruyor."
Gönül bir süre imzaya bakıyor. "Bizim evde de öyleydi. Babam şehir dışındayken annem 'baban ne derdi' diye sorardı. Babam evde yokken de cümle evdeydi."
Elbistan'daki bu okul, Gönül ve Nazım bu ders için tasarlandı; kuralın bir kişide değil bir ada dayanması fikri ise Lacan'ın psikoz kuramının tam ortasında duruyor.
Bu derste ne olacak
Büyük Öteki'yi (M17-D05) bir yer olarak düşünmeye alıştık. Burada o yerin bir kişide neyle tutturulduğu ve tutturulamadığında Lacan'ın neyi beklediği soruluyor.
Yapı fikrinden başlayıp Freud'un Verwerfung sözcüğünün Lacan'ın elinde dışlama kavramına dönüşmesine, Babanın-adı işlevine ve Schreber üzerinden tetiklenmeye geçeceğiz. Ardından eleştirileri, aileleri suçlayan eski kuramların zararını ve psikoz için bugünkü kanıtı tartacağız.
Sıfır noktası
Lacan'ın bu derste kullandığı sözcük, forclusion, Fransızcada önce bir hukuk terimidir: süresi içinde kullanılmayan bir hakkın düşmesi. Psikolojiye 1928'de Édouard Pichon'un olumsuzlama üzerine bir makalesiyle girdi; Lacan onu 1950'lerin ortasında Verwerfung'un karşılığı yaptı. Hukuktaki anlam sezgiyi taşır: düşmüş bir hak reddedilmez, hiç görüşülmez.
Sanrının tanımı M08-D06'da, varsanınınki Terapi akademisinde (S01-P02-D01), şizofreni adının tarihi M10-D01'de verildi; burada Lacan'ın bu deneyimleri nasıl açıklamaya çalıştığı okunuyor.
Yaygın yanlış"Lacan'ın psikoz kuramı psikiyatrinin bugün kullandığı tanıları açıklar."
Lacan'ın "psikoz"u bir tanı ölçütleri listesi olarak kurulmadı, bir yapı kavramı olarak kuruldu. Kuram 1950'lerin Fransız psikiyatrisinin paranoya ve şizofreni tartışmalarıyla konuşur; bugünkü sınıflama sistemlerinin kategorileriyle birebir örtüşmez ve onların yerine geçmez.
Mekanizma
Yapı fikri
Lacancı klinikte kişileri ayıran ölçüt, simgesel düzenle kurdukları ilişkinin biçimidir ve buna göre üç büyük yapı tanınır: nevroz, psikoz ve sapkınlık. Yapı burada bir kişilik tipi ya da hastalık derecesi anlamına gelmez. Bir dilin dilbilgisine benzer: aynı sözcükler kullanılsa da cümleleri hangi kuralın bağladığını söyler. Bu çerçevede biri yıllarca hiçbir belirti göstermeden de psikotik yapıda sayılabilir, çok gürültülü belirtileri olan biri de nevrotik yapıda.
Yapının neye bakılarak belirleneceği sorusu ise açıkta kalır: Lacancı klinisyenler kişinin konuşmasında anlamın nerede sabitlendiğine bakar ve bunu bir ölçekle yapmaz, klinik yargıyla yapar.
Bastırılan geri döner, dışlanan dışarıdan gelir
Bastırma M06-D04'te ayrıntısıyla işlendi: kabul edilemeyen bir tasarım bilinçten uzak tutulur, ama ortadan kalkmaz ve semptomda, sürçmede, rüyada kılık değiştirerek geri gelir. Lacan'ın okumasında bu geri dönüş simgeselin içinde gerçekleşir. Bastırılan bir kez kaydedilmiştir; yalnız başka bir gösterenin kılığında okunur.
Freud bu mekanizmanın yanında başka bir reddetme biçimine de işaret etmişti. Kurt Adam vakasında (M08-D07), hastanın çocukken iğdiş edilme fikrini nasıl karşıladığını anlatırken kısa bir cümle yazar: "Eine Verdrängung ist etwas anderes als eine Verwerfung", bir bastırma bir reddetmeyle aynı şey sayılmaz (çeviri bizim). Aynı metin, hastanın beş yaşında parmağını kestiğini görüp sonra parmağın sapasağlam olduğunu anladığı bir varsanıyı da aktarır. Lacan bu sahneyi simgeleştirilmemiş bir şeyin algıda beliren dönüşü diye okudu.
Schreber incelemesinin son bölümünde Freud daha da yakın bir formül kurmuştu: "daß das innerlich Aufgehobene von außen wiederkehrt", içeride ortadan kaldırılan dışarıdan geri döner (çeviri bizim). Lacan bu iki parçayı birleştirdi. Ona göre simgesel düzene hiç girmemiş bir gösteren bastırılamaz, çünkü bastırılacak bir kaydı yoktur. Simgeselde yeri olmayan şey gerçek kaydında, M17-D03'te anlatılan simgeleştirmeye direnen boyutta geri döner: kişiye dışarıdan gelen bir ses, sarsılmaz bir kesinlik, dünyanın kendisine işaret ettiği duygusu olarak.
Yaygın yanlış"Dışlama, bastırmanın çok güçlü bir biçimidir."
Lacan için aradaki fark derece farkı sayılmaz. Bastırılan bir kez simgeselde kayıt bulmuştur ve orada yer değiştirir; dışlanan hiç kayda girmemiştir. Kuramın psikozu nevrozdan ayrı bir yapı sayması bu ayrıma dayanır.
Babanın-adı: üçüncü bir ilke
Lacan'a göre dışlanan herhangi bir gösteren değildir. 1955–56 ders yılının psikozlar semineri ve 1958'de tamamladığı psikoz tedavisine ön soru metni, dışlananın Babanın-adı olduğunu öne sürer. Kavramın kökü Oidipus kompleksidir (M05-D04): bebek ile anne arasındaki ikili, ayna evresindeki gibi imgesel ilişkiyi üçüncü bir terim keser. Lacan bu terimi bir kişi olarak değil, yasayı ve dili temsil eden bir gösteren olarak düşündü.
Lacan Fransızcada "nom du père", babanın adı ile "non du père", babanın hayırı arasındaki ses benzerliğinden de yararlandı: aynı işlev hem bir ad verir hem bir yasak koyar. Bu işlev M17-D04'te anlatılan metafor işlemiyle çalışır; Lacan buna baba metaforu dedi. Annenin gidip gelişine bağlı belirsiz anlamın yerine bir yasa ve bir ad geçer ve anlam zincirinde bir sabitleme noktası oluşur. Lacan'a göre bu nokta yoksa gösterilen gösterenin altında tutunacak yer bulamaz.
Yaygın yanlış"Babanın-adı kuramı, babası olmayan ya da tek ebeveynle büyüyen çocukların psikoza yatkın olduğunu söyler."
Babanın-adı bir simgesel işlevdir, gerçek bir babanın varlığı ya da evde bulunması anlamına gelmez. Lacan babanın kişisel ilişkilerini bu işlevden açıkça ayırdı. Tek ebeveynli, büyükanne yanında büyüyen ya da iki anneli, iki babalı ailelerde de yasa ve dil çocuğa ulaşır. Psikoza bir babanın yokluğunun ya da aile biçiminin yol açtığını gösteren bir bulgu yoktur.
Tetiklenme ve Schreber
Lacancı kuram dışlamanın kendisini sessiz sayar. Kişi yıllarca imgesel özdeşleşmelere ve bir mesleğin kurallarına yaslanarak düzenli bir hayat sürebilir. Kuramın beklediği kırılma, kişi Babanın-adı ile karşılanması gereken bir çağrıyla yüz yüze geldiğinde gelir: baba olmak, bir otorite yerine geçmek, kendi adıyla bir yasa koymak. Cevap verecek gösteren olmadığı için simgeselde bir delik açılır ve anlam onun çevresinde çözülür.
Daniel Paul Schreber tarihsel bir kişidir; hastalığını onun 1903'te yayımladığı kendi kitabından ve ekindeki belgelerden biliyoruz. M08-D06'da anlatıldığı gibi ikinci hastalık dönemi, 1893'te Dresden'deki yüksek mahkemede daire başkanlığına atanmasından kısa süre sonra başladı. Lacan bu atamayı bir tetiklenme anı olarak okudu: kendisinden yaşça büyük yargıçlara başkanlık edecek, kararları kendi adıyla bağlayacak bir konum. Freud'un 1911'deki eşcinsel istek öngörüsünün sınanması M08-D06'nın kartlarındadır.
Bu üç sahne olağan geçişlerdir ve psikozla ilgileri yoktur; bir unvanın ve imzanın kişiye neyi çağırdığını göstermek için buradalar. Kuram bu çağrının yalnız belirli bir yapıda bir delikle karşılaştığını söyler.
Usta katmanı
Lacan'dan sonra kuram iki yönde genişledi. Lacan 1975–76 seminerinde James Joyce'un yazısı üzerinden, Babanın-adı'nın yerine geçebilecek kişisel bir bağlayıcıdan söz etti ve buna sinthome dedi. Jacques-Alain Miller 1998'de Antibes'te düzenlenen bir toplantıda sıradan psikoz (ordinary psychosis) adını önerdi: açık sanrı ya da varsanı göstermeden, kendi buldukları çözümlerle hayatını sürdüren kişileri anlatmak için. Redmond 2013'te kavramın psikozu genişlettiğini ama henüz olgunlaşmadığını yazdı.
Klinik sonuç Lacan'ın kendi tavsiyesinden gelir. Psikozlar seminerinde analistin, psikozu yaşayan kişinin söylediğini hemen yorumlamak yerine bir sekreter gibi kaydetmesini ve sözünü ciddiye almasını önerdi. Lacancı klinisyenler bu yüzden psikozda yorumdan çok, kişinin kendi kurduğu dengeyi destekleyen ölçülü bir tavrı savunur.
Bu tartışmanın tarihsel bir gölgesi var. "Şizofrenojenik anne" terimi genellikle Frieda Fromm-Reichmann'ın 1948'de Psychiatry dergisinde yayımlanan, şizofreninin psikanalitik psikoterapiyle tedavisi üzerine notlarına bağlanır. Aile iletişiminin hastalığı yarattığı iddiasının desteklenmediği ve aileleri haksız yere suçladığı Terapi akademisinin sistemik terapiler dersinde (S05-P01-D06) bir kartın konusu oldu. Lacan'ın kuramı bu terim değildir. Yine de 1958 metninde annenin babanın sözüne tanıdığı yerden de söz edilir ve bu satırlar kolayca bir aile suçlamasına çevrilebilir; Lacancı yazarların çoğu işlevin bir kişinin davranışına indirgenemeyeceğini vurgular.
Kanıtın sınırı
Lacan'ın psikoz açıklaması bir yapı açıklamasıdır ve bu biçimiyle sınanması çok güçtür. Dışlamanın bir kişide olup olmadığı yalnız klinik yorumla belirlenir; hiçbir gözlemin kuramı yanlışlayacağı söylenmez. Açıklama tek bir mekanizma önerir ve psikozun biyolojik, gelişimsel ve toplumsal boyutlarını büyük ölçüde dışarıda bırakır. Lacancı psikoz yazınının çoğu vaka tartışması ve kuramsal makaledir; Ribolsi, Feyaerts ve Vanheule 2015'te Lacan'ın metafor fikri ile şizofrenide mecaz anlama araştırmaları arasında yalnız olası bir yakınlaşma önerdi. Lacancı psikoz tedavisini kontrollü bir denemeyle sınayan bir çalışma bilmiyoruz.
Bugünkü psikiyatrik anlayış psikozu çok etkenli görür. Owen, Sawa ve Mortensen 2016'daki derlemelerinde şizofreniyi, genetik ya da çevresel etkenlerin, çoğu zaman ikisinin birlikte, beyin gelişimini bozmasından doğduğu düşünülen karmaşık ve türdeş olmayan bir sendrom olarak tarif eder. Tedavi ilaçla birlikte psikolojik terapileri, toplumsal desteği ve rehabilitasyonu kapsar; Millan ve arkadaşlarının 2016 derlemesine göre ilk psikoz dönemi çevresinde başlanan müdahalelerin seyri değiştirip değiştiremeyeceği yoğun biçimde araştırılıyor.
Bu kanıtların hiçbiri Lacan'ı doğrudan sınamaz; psikanalitik ve psikodinamik yaklaşımların genel durumunu gösterir. Yapı kavramının Paris dışındaki aile düzenlerine, Lacan'ın hiç incelemediği dil ve kültürlere ne kadar taşınabildiği de tartışmalı kalır. Kendinde ya da bir yakınında başkalarının duymadığı sesler, kimsenin paylaşmadığı sarsılmaz kuşkular ya da gerçeklikle bağın gevşediği duygusu belirdiyse, bir hekime ya da psikiyatriste erken başvurmak önemlidir; bu deneyimler için etkili yardım vardır ve erken değerlendirme yolun geri kalanını kolaylaştırır.
Yaygın yanlış"Psikozun nedeni ailenin, özellikle annenin tutumudur."
Bu görüş 20. yüzyılın ortasındaki bazı psikanalitik kuramlarda yer aldı ve bugün reddediliyor. Psikoz çok etkenlidir; kişinin bir zayıflığı ya da ailenin bir kusuru olarak açıklanamaz. Aile ortamı hastalığın seyrini etkileyebilir, ama bu, ailenin onu yarattığı anlamına gelmez.
Kendin dene
Aklında kalsın
Lacancı klinik nevroz, psikoz ve sapkınlığı, kişinin simgesel düzenle kurduğu ilişkinin biçimine bakarak ayırır.
Bastırılan simgeselde kayıtlıdır ve içeriden geri gelir; Lacan'a göre dışlanan hiç kayda girmemiştir ve gerçekte döner.
Babanın-adı, anne ile çocuk arasına yasayı ve dili sokan işlevin adıdır. Bir babanın yokluğu ya da ailenin biçimi psikoza yol açmaz.
Psikoz bugün çok etkenli bir durum olarak anlaşılır; aileleri suçlayan eski açıklamalar reddedildi.
Sonraki derse köprü
Bu derste Lacan'ı Sainte-Anne'deki seminerinde, psikozu yaşayan kişinin sözünü kaydeden bir dinleyici olarak gördük. Lacan 1950'lerin başından beri kendi muayenehanesinde seansın saatiyle de oynuyordu: sabit süre yerine, konuşmanın anlamlı bir yerinde kesilen ve kimi zaman çok kısalan görüşmeler. Bu uygulama onu Uluslararası Psikanaliz Derneği'yle karşı karşıya getirdi ve bir ayrılığın başlangıcı oldu. Değişken süreli seans (M17-D07), bu tekniğin gerekçesini ve bir kurumdan kopuşun tarihini birlikte izliyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.