M17-D01
Freud'a dönüş
Lacan'ın ego psikolojisine itirazını ve Freud'a dönüş çağrısını açıklar.
Psikanaliz Akademisi — M17, Lacan · 3.028 kelime · 16 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 20 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Psikiyatriden gelen Lacan, 1953'teki Roma raporu, dernek bölünmesi ve Sainte-Anne'da başlayan seminerle kendi programını ilan etti.
Freud'a dönüş, Freud sonrası kuramın, özellikle ego psikolojisinin, dilin ve sözün yerini unuttuğu iddiasıyla Freud'un rüya, sürçme ve espri kitaplarını yeniden merkeze aldı.
Lacan egoyu bir uyum aracı saymadı; onu özdeşleşmelerden kurulmuş, yanılgıya açık bir imge olarak gördü. Analizi egoyu güçlendirme ya da analistin egosuna benzetme işi olarak tanımlamayı reddetti.
Freud'un 1933'teki kısa cümlesi iki biçimde okundu: idin toprağını egonun fethi ve bilinçdışında konuşan öznenin oraya gelme ödevi.
Bu okumaların çoğu deneysel sınamaya kapalı bir yorum önerisidir; Lacancı terapinin etkililiğine dair kontrollü araştırma ise çok sınırlı.
Açılış sahnesi
Kumluca'da, ilçe halk kütüphanesinin iade masası, cumartesi öğlesi. Dışarıda seraların naylonu güneşte parlıyor. Melike'nin dört dönüm domates serası var; kızının ödev kitaplarını iade etmeye gelmiş. Aykut ilçenin girişinde bir emlak bürosu işletiyor, iade kutusuna kalın, parlak kapaklı bir kitap bırakmak üzere.
Melike kapağı okuyor: "Güçlü Ego, Güçlü Hayat." Gülümsüyor. "Bunu okudun mu gerçekten?"
"İki kere," diyor Aykut. "Müşteri karşısında titreyen adam ev satamaz. Kitap diyor ki egonu güçlendir, kimse seni ezemez."
"Peki güçlenen şey ne?" diye soruyor Melike. "Aynada görmek istediğin adam mı, yoksa sen mi? Ben serada yıllarca 'iyi çiftçi' olmaya çalıştım. Babamın beğeneceği çiftçi. Güçlendirdiğim oydu, ben kenarda kaldım galiba."
Aykut kitabı kutuya bırakmıyor, elinde çeviriyor. "Yani zayıf mı kalayım?"
"Bilmiyorum. Belki soru güçlü mü zayıf mı değildir."
Kütüphane, sera ve emlak bürosu yalnız bu dersin sahnesi için kuruldu; "egoyu güçlendirmek" fikri ise yirminci yüzyılın ortasında psikanalizin içinde gerçekten bir kavgaya dönüştü.
Bu derste ne olacak
Bion'la kapanan nesne ilişkileri modülü, Paris'ten gelen bir itirazı haber vermişti. Bu ders o itirazın sahibini, Jacques Lacan'ı tanıtıyor ve onun en bilinen sloganının içini açıyor: hangi Freud'a dönülecekti ve bu çağrı kimin Freud okumasına karşı yükseldi?
Lacan'ın yolunu ve 1953'te başlayan dönemi izledikten sonra çağrının iki ayağına geçeceğiz: Freud'u dilin içinden yeniden okumak ve egoyu güçlendirme hedefine itiraz etmek. Freud'un 1933'teki kısa bir cümlesinin iki okuması bu itirazın odağında. En sonda Lacan'ı okumanın güçlüğünü ve bu modülün ona nasıl yaklaşacağını konuşacağız.
Sıfır noktası
Jacques Lacan 13 Nisan 1901'de Paris'te doğdu, 9 Eylül 1981'de yine orada öldü. Hekimlik okudu, psikiyatri eğitimini Paris'teki Sainte-Anne Hastanesi'nde sürdürdü. 1932'de yayımlanan doktora tezi paranoyak psikozun kişilikle ilişkisini inceliyordu; tezin merkezinde, Lacan'ın Aimée adını verdiği bir kadın hastanın ayrıntılı aile ve hayat öyküsü vardı. Aynı yıllarda sürrealistlerle dostluk kurdu, Alexandre Kojève'in Hegel seminerlerine katıldı ve eğitim analizine girdi. Analisti, sonradan Amerika'ya göç edip ego psikolojisinin üç kurucu yazarından biri olacak Rudolph Loewenstein'dı (M15-D06). 1936'da Marienbad'daki uluslararası kongrede ayna evresi üzerine ilk bildirisini sundu; o kavram M17-D02'nin konusu.
Yaygın yanlış"Freud'a dönüş, Freud'un söylediklerini olduğu gibi korumak demektir."
Lacan Freud'u aktarmakla yetinmedi; Saussure'ün dilbilimini, Lévi-Strauss'un yapısal antropolojisini ve Kojève üzerinden Hegel'i Freud okumasına kattı. Dönüş bir koruma işi olmaktan çok bir yeniden okuma programıydı ve sonuçları Freud'un yazmadığı kavramlara uzandı.
Mekanizma
1953: bir rapor, bir bölünme, bir seminer
Lacan 1953'ün başında Paris Psikanaliz Derneği'nin başkanlığına seçildi. Aynı yıl dernek içinde eğitim ve seans süresi üzerine bir çatışma patladı; Lacan ve bir grup arkadaşı dernekten ayrılıp Fransız Psikanaliz Derneği'ni kurdu. Ana hatlar M01-D08'de çizildi, seans süresi tartışması M17-D07'ye kalıyor. Burada önemli olan, ayrılığın Lacan'ın programını ilan ettiği metinle aynı aylara düşmesi.
Raporla aynı yıl Lacan haftalık seminerine başladı. İlk on yılda seminer Sainte-Anne Hastanesi'nde verildi ve dinleyicilerin çoğu psikanalistti; ilk yılın konusu Freud'un teknik üzerine yazılarıydı. Seminer yirmi yedi yıl kesintisiz sürdü ve Lacan'ın etkisi büyük ölçüde bu sözlü öğretimden geldi; yayımlanmış metinler sonradan başkasının elinden geçen dökümlerdir.
Metne dönmek: Freud'un kendi malzemesi dildi
Lacan'ın Freud'a dönerken öne çıkardığı metinler rastgele seçilmedi. Rüyaların Yorumu (1900), Gündelik Hayatın Psikopatolojisi (1901) ve espri üzerine kitap (1905), Freud'un bilinçdışını en çok sözcükler üzerinden izlediği eserlerdi. Rüya çalışmasının yoğunlaştırma ve yer değiştirme işlemleri (M03-D04), sürçmelerde birbirine karışan sözcükler (M04-D01), espri tekniğinde tek sözcüğe sıkışan iki anlam (M04-D04): bunların hepsinde Freud bir sesin, bir hecenin, bir çift anlamın izini sürüyordu.
Lacan'ın okumasında bu kitaplar psikanalizin yan ürünleri sayılmadı; keşfin çekirdeği buradaydı. Bilinçdışı, söylenenin içinde, sözcüklerin birbirine bağlandığı yerlerde iş görüyordu. Bu iddia 1950'lerin ortasında Saussure'ün dilbilimiyle donatıldı ve "bilinçdışı bir dil gibi yapılanmıştır" formülüne vardı; formülün dilbilimsel aygıtı M17-D04'te açılacak, yapısalcılığın genel çerçevesi Felsefe akademisinde (P00-D06-M04-05) var. Rüya çalışmasının iki işlemini eğretileme ve düzdeğişmeceyle eşleştiren 1957 konuşmasına M03-D04 kısaca değinmişti.
Lacan'a göre ego psikolojisi ilgiyi sözden egonun işlevlerine kaydırmış, hastanın ne söylediğinden çok egosunun ne kadar sağlam işlediğini sorar olmuştu.
Yaygın yanlış"Lacan'ın dil vurgusu Freud'a dışarıdan eklenmiş bir moda."
Dilbilimsel aygıt dışarıdan geldi, ama malzeme Freud'undu: rüya, sürçme ve espri kitaplarının sayfaları sözcük köprüleri, ses benzerlikleri ve çift anlamlarla doludur. Tartışılan, bu malzemenin Freud'un kuramının merkezi mi yoksa bir kolu mu olduğudur.
Ego bir imge midir, bir organ mı?
Hartmann'ın çatışmasız ego alanı (M15-D02), egonun algı, bellek ve hareket gibi işlevlerinin çatışmadan bağımsız gelişebildiğini ve çevreye uyumun bu işlevlerle sağlandığını öne sürüyordu. Bu çerçevede tedavi, egonun sağlıklı ve çatışmasız kısmıyla ittifak kurmak, onu güçlendirmek demekti. Lacan bu tablonun temelini reddetti.
Ona göre ego özerk bir eylem merkezi değildi; bir nesneydi. Bebeklikten itibaren başkalarının imgeleriyle ve bakışlarıyla kurulan, üst üste binen özdeşleşmelerden (M09-D02) oluşan bir yapıydı. İnsan "ben buyum" dediği imgeyi kendisinin en sahici yanı sanırken, aslında başkalarından devraldığı bir resmi taşıyordu. Bu yüzden ego Lacan için bilginin değil yanılgının yeriydi: bilinçdışına karşı tutkuyla savunulan bir bilmezlik. Egonun bir imgeden nasıl kurulduğu, yani bu iddianın gelişimsel dayanağı, M17-D02'nin ayna evresinde ele alınacak.
Klinik sonucu açıktı: egoyu güçlendiren analiz, hastanın en çok yanıldığı yapıyı pekiştirir. Üstelik güçlendirilecek egonun ölçüsü kim olacaktır? Lacan 1950'lerdeki yazılarında ego psikolojisinin bu soruya fiilen analistin kendi egosuyla cevap verdiğini öne sürdü.
Tek cümle, iki okuma
Freud 1933'te yeni giriş derslerinin otuz birincisini ruhsal kişiliğin bölümlenmesine ayırmış ve tedavinin amacını kısa bir Almanca cümleyle bağlamıştı; cümle ve hemen ardından gelen kurutulan iç deniz benzetmesi M06-D01'de aktarıldı.
İngilizce standart çeviri cümleyi iki ruhsal yapı arasında bir toprak devri olarak verdi: idin bulunduğu yerde ego olacaktır. Bu okuma ego psikolojisinin hedefiyle kusursuz uyuşuyordu. Ego, bir zamanlar idin hüküm sürdüğü bölgeyi fethedecek, tıpkı Hollanda'nın denizden tarla kazanması gibi.
Lacan 7 Kasım 1955'te Viyana'da verdiği ve ertesi yıl yayımlanan konuşmasında bu okumaya karşı çıktı. Dikkat çektiği ayrıntı dilbilgiseldi: Freud'un cümlesinde Es ve Ich sözcükleri, Almancada ruhsal yapıları adlandırırken kullanılan belirli artikeli taşımaz. Lacan buradan cümlenin iki kurumu değil bir yeri ve bir oluşu anlattığı sonucunu çıkardı. Onun okumasında "o"nun olduğu yere gelmesi gereken şey güçlenmiş bir ego değildi; bilinçdışında konuşan öznenin, bir ödev olarak orada ortaya çıkmasıydı.
Fark bir çeviri zevkinden büyük: birinci okumada analizin sonunda iç dünyasına daha çok hâkim bir kişi durur, ikincisinde bilmediği bir yerden konuştuğunu kabul eden biri. Freud'un hangisini kastettiği ise tartışmalı kalır: aynı ders egoyu güçlendirmekten açıkça söz eder, Lacan'ın okuması bu cümleyi o bağlamdan bir ölçüde koparır.
Usta katmanı
Lacan'ın eleştirisi teknik olmakla kalmadı, kültürel bir suçlamaya dönüştü. Ona göre uyum hedefi, analizi hastayı içinde yaşadığı topluma, özellikle savaş sonrası Amerikan yaşam biçimine yerleştirme işine çeviriyordu. Benzer bir uyumculuk eleştirisini Marcuse farklı bir yerden yöneltmişti (M15-D02); Lacan'ın eleştirisi psikanalizin içinden geldiği için daha çok yankı buldu. M15-D06 bu itirazı okulu sarsan iç eleştirilerin arasında saymıştı.
Usta bir okur şunu sorar: Lacan gerçekten Freud'a mı döndü, yoksa Freud'un adı altında yeni bir kuram mı kurdu? Stanford maddesinin yazarı, 1960'ların ortasından sonra Freudculuktan açıkça ayrışan bir Lacancılığın belirdiğini, 1959–1960 etik seminerinden itibaren Lacan'ın 1950'lerdeki dil önceliğini kendisinin de sorgulamaya başladığını yazar. Eleştirmenlere göre "dönüş" sözcüğü rakipleri sapkın, Lacan'ı meşru mirasçı gösteren bir sahiplenme hamlesidir. Savunucular ise Freud'un metninde zaten var olan bir damarın, sürçme ve espri kitaplarının dil işçiliğinin, ilk kez ciddiye alındığını öne sürer. Bu tartışmanın bütünü M17-D08'e kalıyor.
Pratik soru da var: Lacan nasıl okunur? Kavramları otuz yıl içinde değişti; 1950'lerdeki bir terim 1970'lerde başka bir yere kaydı. Stanford maddesi seminerleri Écrits'ten görece erişilebilir bulur ve Lacan'ın "zor", hatta kasıtlı olarak kapalı bir düşünür sayılmasında Écrits'in payını kabul eder. İkincil kaynaklardan başlamak bu yüzden bir kaçamak sayılmaz. Dylan Evans'ın 1996 tarihli Lacancı psikanaliz sözlüğü, Bruce Fink'in 1997'de çıkan klinik girişi ve Élisabeth Roudinesco'nun 1993'te Fransızca yayımlanan biyografisi bu yolun yaygın durakları. Bu modül de o yolu izliyor: her kavramı anlaşılır bir dille kuracak, onun hangi soruya cevap verdiğini ve neyi açıklamaya çalıştığını gösterecek.
Yaygın yanlış"Lacan anlaşılmıyorsa derindir; ikincil kaynaktan okumak onu sulandırır."
Bir metnin güçlüğü derinliğinin kanıtı sayılmaz; Lacan'ın kapalı üslubu onun izleyicileri arasında da eleştirildi. Sözlükler ve girişler kavramı düzleştirebilir, ama okurun her kavramın ne iş gördüğünü görmesini sağlar; özgün metne sonra dönmek her zaman mümkündür.
Kanıtın sınırı
Bu dersin kurduğu tartışma deneysel sınamaya büyük ölçüde kapalı. "Ego bir nesnedir" ya da "Freud'un cümlesi bir yeri anlatır" gibi önermeler deneyle çürütülecek biçimde kurulmadı; birer okuma önerisidir ve metne ve kliniğe tuttukları ışıkla tartılır. Bu yüzden onlar için "kanıtlandı" ya da "çürütüldü" demek mümkün olmuyor.
Klinik tarafta da sınır belirgin. Lacancı terapinin etkililiğini kontrollü karşılaştırmayla sınayan araştırma çok az; mevcut çalışmaların önemli kısmı, kendi seçimiyle terapiye gelmiş kişilerle yapılan nitel görüşmelere dayanıyor. Psikodinamik terapilerin genel kanıtı (M20'de ele alınacak) Lacancı uygulamaya doğrudan aktarılamaz, çünkü seans süresi, yorum biçimi ve tedavinin hedefi farklı. Coğrafi bir sınır da var: Lacan'ın klinik etkisi Fransa'da ve Latin Amerika'nın bir kısmında güçlü, İngilizce konuşulan dünyada ise daha çok edebiyat ve beşerî bilimlerde kaldı. Lacan'ın Amerika'ya dair eleştirisinin bugünkü, ego psikolojisinin artık egemen olmadığı bir klinik ortama ne kadar uyduğu da tartışmaya açık.
Kendin dene
Aklında kalsın
Psikiyatriden gelen Lacan, 1953'teki Roma raporu, dernek bölünmesi ve Sainte-Anne'da başlayan seminerle kendi programını ilan etti.
Freud'a dönüş, Freud sonrası kuramın, özellikle ego psikolojisinin, dilin ve sözün yerini unuttuğu iddiasıyla Freud'un rüya, sürçme ve espri kitaplarını yeniden merkeze aldı.
Lacan egoyu bir uyum aracı saymadı; onu özdeşleşmelerden kurulmuş, yanılgıya açık bir imge olarak gördü. Analizi egoyu güçlendirme ya da analistin egosuna benzetme işi olarak tanımlamayı reddetti.
Freud'un 1933'teki kısa cümlesi iki biçimde okundu: idin toprağını egonun fethi ve bilinçdışında konuşan öznenin oraya gelme ödevi.
Bu okumaların çoğu deneysel sınamaya kapalı bir yorum önerisidir; Lacancı terapinin etkililiğine dair kontrollü araştırma ise çok sınırlı.
Sonraki derse köprü
Bu ders egonun Lacan için bir imge olduğunu söyledi ama o imgenin nereden geldiğini açık bıraktı. Lacan'ın cevabı, bebeğin kendi görüntüsüyle ilk karşılaşmasına dair 1936'da Marienbad'da sunduğu ve 1949'da yeniden yazdığı bir kurguda yatıyor. Bir bebek aynada bütünlüklü bir beden görürken neden kendine yabancı bir şeyle tanışmış olur? Ayna evresi, M17-D02'de bu sorunun içinden okunacak.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.