M16-D07
Geçiş nesnesi ve oyun
Geçiş nesnesi, geçiş alanı ve oyun kavramlarını açıklar.
Psikanaliz Akademisi — M16, Nesne ilişkileri · 3.006 kelime · 16 örnek durum · 5 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 20 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Winnicott'un 1951'de okuyup 1953'te yayımladığı bildiri, bebeğin sahiplendiği ilk nesneyi iç ile dış arasında duran bir şey olarak tanımladı: çocuk onu seçer, yetişkin kökenini sormaz, nesne sevgiye de hırpalanmaya da dayanır ve bir gün yası tutulmadan anlamını yitirir.
Geçiş alanı iç gerçeklik ile dış dünya arasındaki üçüncü yaşantı alanıdır; Winnicott sanatı, dini ve kültürel yaşamı bu alanın yetişkinlikteki sürüşü saydı.
1971 kitabında oyun terapinin merkezine geçti: terapi iki oyun alanının kesiştiği yerdir. Karalama oyunu bu fikrin çocuklarla kurulan pratik biçimiydi; Klein'ın oyunu yorumlanacak malzeme sayan tekniğinden burada ayrılır.
Araştırma battaniyenin yeni bir ortamda çocuğa güven verebildiğini, bağlanılan nesnenin kopyasının kolay kabul edilmediğini ve oranın kültürle değiştiğini gösterdi. Geçiş nesnesi olmayan bir çocuk eksik değildir; güvenli bağlanmayla ilişkisi de belirsizdir.
Açılış sahnesi
Tosya'da, belediye otobüs garajının kapısı, gece on bire doğru. Tülin kaymakamlığın santral memuru; akşam köyden dönen son minibüste kızının tavşanını unuttuklarını evde, yatak saatinde anlamış. Garajın gece nöbetçisi Recep elinde fenerle kulübesinden çıkıyor, Tülin'i park etmiş minibüslerin arasına götürüyor.
Tavşanı üçüncü minibüsün arka koltuğunun altında buluyorlar. Bir kulağı yarı yarıya kopuk, burnunun dikişi açılmış, rengi bir zamanlar beyazmış.
"Bunun için mi geldin bu saatte?" diyor Recep, tavşanı fenerin ışığına tutarak. "Çarşıda aynısı vardır. Yenisini alırsın."
"Aldık bir kere," diyor Tülin. "Aynı tavşan, aynı mağazadan. Kokladı, yatağın dibine attı, sabaha kadar ağladı."
Recep tavşanı uzatıyor, sonra elini geri çekiyor. "Bari bir yıkasaydın, garajın yağı bulaştı."
Tülin gülüyor. "Yıkarsam başka tavşan olur. Onu da denedik." Tavşanı çantasına değil montunun cebine koyuyor. "Ne tuhaf, değil mi? Kimse almadı bunu ona. Teyzesinin sepetinden çıktı, kendisi seçti. Ben de sormadım hiç, nereden buldun diye."
Recep kapıyı kilitlerken omuz silkiyor. "Benim oğlanın bir yastık kılıfı vardı. Kenarını emerdi. Okula başlayınca bir gün ortadan kalktı, kimse fark etmedi bile."
Tosya'daki garaj ve bu iki kişi uydurmadır; yenisiyle değiştirilemeyen, yıkanınca bozulan ve bir gün sessizce unutulan oyuncak ise 1951'de Londra'da bir çocuk doktorunun bildirisine konu olmuş türden bir nesnedir.
Bu derste ne olacak
M16-D06 Winnicott'u bebeği taşıyan ortamın kuramcısı olarak tanıttı; yeterince iyi anne ve tutma ortamı orada kuruldu. Bu ders o ortamın içinde bebeğin eline aldığı ilk nesneye, oradan da çocuğun ve yetişkinin oyununa geçiyor.
Önce 1951 bildirisinin anlattığı nesneye, sonra iç ile dış arasındaki üçüncü alana, oyunu terapinin kendisi sayan geç yazılara ve karalama oyununa bakacağız. Son bölüm araştırmaya ayrıldı: battaniyeli deneyler, binlerce ikizi kapsayan bir anket, bir sihirbaz numarası ve kültürden kültüre değişen oranlar.
Sıfır noktası
Hemen her ailenin bir hikâyesi vardır: hiçbir yere bırakılmayan bir battaniye, ağzına alınan bir yorgan köşesi, kokusu değişince reddedilen bir oyuncak. Onları ayrı bir kavramın merkezine koyan Winnicott oldu. Winnicott'un sorusu bir eşyanın neden bu kadar önemli olduğuydu; cevabı, bu eşyanın bebek için ne tamamen kendisi ne tamamen dünyası olduğuydu.
Yaygın yanlış"Geçiş nesnesi olmayan bir çocukta bir eksik vardır."
Birçok çocuk hiçbir nesneye böyle bağlanmaz ve bu bir sorun belirtisi sayılmaz. Oran ailenin uyku düzenine, bakım pratiklerine ve kültüre göre büyük ölçüde değişir; araştırmalar aşağıda.
Mekanizma
İlk benim-olmayan sahiplik
Winnicott bildirisini 1951'de okudu; metin 1953'te Uluslararası Psikanaliz Dergisi'nin 34. cildinde "Transitional Objects and Transitional Phenomena" başlığıyla basıldı. Alt başlığı konuyu açıkça söylüyordu: ilk benim-olmayan sahiplik üzerine bir çalışma. Winnicott yenidoğanın yumruğunu ağzına götürmesinden yola çıkar. Aylar içinde bu davranış dışarıdan bir şeye kayar: çarşafın bir ucuna, bir yün parçasına, bir oyuncağa. Kimi bebekte nesnenin yerini bir mırıltı, uykudan önce tekrarlanan bir ses ya da bir sözcük alır. Winnicott bunlara geçiş olguları adını verir.
Nesnenin kendine özgü kuralları vardır ve Winnicott onları gözlemci gözüyle sıralar. Bebek nesne üzerinde bir hak iddia eder, yetişkinler de bu hakkı tanır. Nesne bir yandan sevgiyle kucaklanır, öbür yandan heyecanla hırpalanır ve parçalanacak gibi olur. Bebek kendisi değiştirmedikçe değişmemelidir; açılıştaki tavşanın yıkanınca başka bir tavşana dönüşmesi buna denk düşer. Sevgiye, nefrete ve saldırganlığa dayanıp ayakta kalmalıdır. Bebeğe sıcaklık veriyor, kendi dokusu ve canlılığı varmış gibi gelmelidir.
Kavramın merkezinde bir paradoks durur. Dışarıdan bakan için nesne dış dünyadan gelmiştir; bebek için ise ne dışarıdan gelmiş ne içeriden doğmuştur. Winnicott'a göre yetişkinin yapması gereken, bu belirsizliği bozmamaktır. Kimse bebeğe bu nesneyi kendisinin mi yarattığını, yoksa dışarıda mı bulduğunu sormaz; bu soru sorulmadığı sürece nesne ikisinin arasında yaşar.
Nesnenin sonu da kurala bağlıdır. Winnicott'a göre geçiş nesnesinin kaderi yavaş yavaş anlamını kaybetmektir. Unutulmaz, yası da tutulmaz; bir kenara, ne içeride ne dışarıda duran bir arafa çekilir. Recep'in oğlunun yastık kılıfı da böyle kaybolmuştu.
Ne içeride ne dışarıda
Winnicott nesneden daha büyük bir şeye geçer. Ona göre insan yaşantısının iki değil üç alanı vardır: iç gerçeklik, dış dünya ve ikisinin arasında duran bir ara alan. Bu ara alana kimse "Doğru mu, değil mi?" sorusunu yöneltmez. Bebek orada dinlenir; iç ile dışı ayrı ama birbirine bağlı tutmanın yorgunluğundan bir süre kurtulur.
Alanın kaynağı, M16-D06'da anlatılan yanılsama (illusion) ile onu izleyen kademeli düş kırıklığıdır: dünyayı kendi eseri sayan bebek ile dünyanın kendi düzeninde döndüğünü öğrenen bebek arasında bir boşluk kalır. Freud yanılsamayı dinin, büyüyünce aşılması gereken bir teselli biçimi olarak okumuştu (M09-D03). Winnicott aynı sözcüğe olumlu bir iş yükler: yanılsama alanı yetişkinlikte de kapanmaz, sanatta, dinde, hayal gücüyle yaşamada ve yaratıcı bilimsel çalışmada sürer.
Winnicott bu alanı sağlıklı gelişimin bir parçası saydı. Alan kapanırsa kişi ya kendi iç dünyasına çekilir ya da yalnız dış taleplere göre yaşar; ikinci ihtimal sahte kendilik tartışmasına (M16-D08) uzanır.
Oyun, terapi ve karalama oyunu
Winnicott'un 1971'de yayımlanan Playing and Reality (Oyun ve Gerçeklik) kitabı, ara alan fikrini oyuna ve kültüre taşıdığı yazıları bir araya getirdi. Kitapta oyun, çocuk analizinin bir aracından çıkıp sağlığın kendisine yakın bir yere taşınır. Winnicott'a göre psikoterapi iki oyun alanının, hastanınkiyle terapistinkinin, üst üste geldiği yerde olur. Hasta oynayamıyorsa terapistin ilk işi onu oynayabileceği bir duruma getirmektir; yorum ancak bu alanın içinden işe yarar.
Bu, Klein'ın oyun tekniğinden (M16-D02) ayrıldığı yerdir. Klein oyunu yetişkinin serbest çağrışımına denk bir malzeme saydı ve içindeki kaygıyı yorumlamaya yöneldi. Winnicott'un ilgisi oyunun içeriğinden çok oynayabilmenin kendisindeydi. Ona göre çocuk ve yetişkin yaratıcı olabildiği, bütün kişiliğini kullanabildiği yeri oyunda bulur. Oyunu çocuğun anlatım dili sayan bugünkü yaklaşımlar için S05-P01-D10 (Terapi) okunabilir.
Winnicott'un çocuklarla en çok anılan tekniği aynı yıl yayımlanan Therapeutic Consultations in Child Psychiatry kitabında yer aldı. Bir kâğıda gelişigüzel bir çizgi çiziyor, çocuktan onu bir şeye çevirmesini istiyordu; sonra sıra çocuğa geçiyor, çocuğun karalamasını Winnicott tamamlıyordu. Çizimler birikirken konuşma da açılıyordu.
Yaygın yanlış"Winnicott oyunu yalnız çocukluğa ait bir şey olarak gördü."
Winnicott oyunu bütün yaşam boyunca süren bir kapasite olarak düşündü. Yetişkinin sanatı, mizahı, sohbeti ve dinî yaşantısı da ona göre aynı ara alanın ürünleriydi.
Battaniyeyle yalnız bir odada
Winnicott'un gözlemleri sayıya dökülmemişti. Sonraki araştırmacılar nesneyi laboratuvara taşıdı. Fortuna ve arkadaşlarının 2014'teki derlemesi, Passman ve Weisberg'in 1975 deneylerini şöyle özetler: yabancı bir oyun odasında battaniyesine bağlı çocuklar battaniyeleri yanlarındayken, anneleri odadayken oynadıkları kadar uzun süre sıkıntı göstermeden oynayıp keşfetti. Yanlarındaki nesneye bağlı olmayan çocuklardan da daha uzun süre oynadılar. Passman ve Adams'ın 1982'deki çalışmasında ise okul öncesi çocuklar seçim yaparken annelerini battaniyeye tercih etti; battaniyenin görüntüsü ise ona bağlı çocuklar için bağlı olmayanlara göre daha güçlü bir ödül işlevi gördü.
Kreşe alışırken yanında evden bir eşya bulunması bugün ebeveynlere verilen olağan bir öneridir (Ebeveynlik 4.4); bu bağlamı ölçen büyük bir örneklem İsrail'den geldi. İkizleri izleyen ulusal bir çalışmada anneler üç yaşındaki 1.122 ikiz çiftini anlattı.
Aynı derleme, nesneye bağlanma ile güvenli bağlanma (Terapi, S01-P03-D06) arasındaki ilişkiyi tutarsız bulur. Kimi çalışmalar yumuşak bir nesneye bağlanmayı anneye güvenli bağlanmayla olumlu yönde ilişkili bulmuş, kimisi hiçbir ilişki bulmamıştı; çoğu çalışma da nesneye bağlanma ile davranış sorunları arasında bir bağ göstermemişti.
Bir sihirbaz numarası nesnenin neden yenisiyle değiştirilemediğine ışık tutar. Hood ve Bloom, gerçek nesnelerin birebir kopyası üretiliyormuş gibi görünen bir sihirbaz yanılsaması kurdu ve çocuklara kopyayı aslının yerine kabul edip etmeyeceklerini sordu.
Usta katmanı
Winnicott geçiş nesnesini normal ve sağlıklı gelişimin olağan bir parçası saydı. Araştırma bu genellemeyi kültüre göre sınırladı. Batı ülkelerinde oran yüksek bulunmuş, kimi araştırmalarda yüzde 60'a ulaşmıştı. Çocukların gece de gündüz de annelerine yakın geçirdiği toplumlarda ise oran belirgin biçimde düşüktü.
Bu bulgu kuramı geçersiz kılmaz, ama yerini değiştirir. Bebeğin ayrılığa dayanmak için bir aracı olduğu fikri yaşayabilir; o aracın bir battaniye mi, bir ses mi, yoksa sürekli yakında duran bir yetişkinin bedeni mi olacağında kültürün payı büyüktür. Bowlby (M19-D03) nesneyi bağlanma figürünün bulunmadığı anlarda devreye giren bir yedek gibi okudu; Winnicott ise onu kendinden ve anneden ayrı bir yaşantı alanının ilk işareti saydı.
Yaygın yanlış"Battaniyesine bağlı çocuk güvensiz bağlanmıştır."
Bu iddia araştırmada desteklenmedi. Bulgular karışıktır: kimi çalışmalar güvenli bağlanmayla olumlu bir ilişki, kimi hiçbir ilişki bulmuştur; bir battaniyenin varlığından ya da yokluğundan çocuğun bağlanması hakkında sonuç çıkarılamaz.
Kavramın verimli kaldığı alan araştırma laboratuvarından çok düşünce dünyası oldu. Ara alan fikri sanat kuramında, sanat terapisinde, oyun terapisinde ve eğitim düşüncesinde yeniden kullanıldı. Bu kullanımlar ölçülmüş bir etkiden çok bir bakış açısı sunar.
Kanıtın sınırı
Winnicott'un geçiş nesnesi tarifi, kendi klinik gözlemine ve ailelerin anlatılarına dayanan sayılmamış bir betimlemeydi; geçiş alanı ise sınanabilir bir önermeden çok bir yorum çerçevesidir. Sonraki araştırma nesneye bağlanmanın sıklığını, yaşını ve bazı koşullarını ölçtü, ama Winnicott'un asıl iddiası olan iç ile dış arasındaki üçüncü alanı ölçebilecek bir yol bulmadı. Ölçülen şeylerin çoğu da annelerin bildirimidir. Kültür bulguları ise genellemenin sınırını açıkça gösterir: kavram Londra'da çalışan bir çocuk doktorunun gözlemlerinden çıktı, ama nesneye bağlanma çocukların gece gündüz anneye yakın büyüdüğü toplumlarda aynı sıklıkta görülmüyor. Güvenli bağlanmayla ilişkisi tartışmalı kalıyor. Oyunun terapideki yerine dair fikirler de klinik deneyimden gelir; karalama oyunu gibi tekniklerin kendine özgü bir etkisi olup olmadığını gösteren bir çalışma bilinmiyor.
Kendin dene
Aklında kalsın
Winnicott'un 1951'de okuyup 1953'te yayımladığı bildiri, bebeğin sahiplendiği ilk nesneyi iç ile dış arasında duran bir şey olarak tanımladı: çocuk onu seçer, yetişkin kökenini sormaz, nesne sevgiye de hırpalanmaya da dayanır ve bir gün yası tutulmadan anlamını yitirir.
Geçiş alanı iç gerçeklik ile dış dünya arasındaki üçüncü yaşantı alanıdır; Winnicott sanatı, dini ve kültürel yaşamı bu alanın yetişkinlikteki sürüşü saydı.
1971 kitabında oyun terapinin merkezine geçti: terapi iki oyun alanının kesiştiği yerdir. Karalama oyunu bu fikrin çocuklarla kurulan pratik biçimiydi; Klein'ın oyunu yorumlanacak malzeme sayan tekniğinden burada ayrılır.
Araştırma battaniyenin yeni bir ortamda çocuğa güven verebildiğini, bağlanılan nesnenin kopyasının kolay kabul edilmediğini ve oranın kültürle değiştiğini gösterdi. Geçiş nesnesi olmayan bir çocuk eksik değildir; güvenli bağlanmayla ilişkisi de belirsizdir.
Sonraki derse köprü
Winnicott oynayabilen çocuğu kendini canlı hisseden çocuk olarak düşündü. Oynayamayanın ne yaptığını da sordu: çevresinin beklentilerine erkenden uyan, uyumlu ama içi boş görünen bir çocuğu tarif etti. Bu çocukta ara alan kapanmış, yerine dış taleplere göre kurulmuş bir yüz geçmiştir. Gerçek ve sahte kendilik ayrımı bu gözlemden çıktı; M16-D08 Winnicott'un iki kendiliği nasıl ayırdığını ve sahte olanın neden bir koruma da sayılabileceğini soracak.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.