M16-D02
Melanie Klein ve iç dünya
Klein'ın bilinçdışı fantezi kavramını ve oyun tekniğini açıklar.
Psikanaliz Akademisi — M16, Nesne ilişkileri · 3.089 kelime · 16 örnek durum · 5 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 21 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Klein çocuk analizine tıp kürsüsünden gelmedi; Budapeşte'de Ferenczi'yle başlayan analizi, Berlin'de Abraham'ın desteği ve 1926'da Jones'un daveti onu Londra'ya taşıdı.
Oyun tekniğinde küçük ve sade oyuncaklar, oyun sırasının serbest çağrışıma denk sayılması ve kaygının erken, doğrudan yorumlanması vardı; Anna Freud'un hazırlık evresi bu tutumun tam karşısında duruyordu.
Kleincı fantezi gündüz düşünden farklıdır: dürtünün zihindeki ilk ifadesi olarak doğumdan itibaren çalıştığı varsayılır ve Isaacs onu 1948'de sistemli bir tanıma kavuşturdu.
Klein süperegoyu ve Oidipal kaygıları Freud'un takviminden yıllarca öne çekti; bu iddialar geriye doğru çıkarımlardır ve bebek araştırması onları doğrudan sınayamaz.
Psikodinamik çocuk terapilerine dair kanıt büyüyor ama karışık; ergen depresyonundaki büyük deneyde üç tedavi benzer sonuç verdi.
Açılış sahnesi
Talas'ta, yokuşun ortasındaki dört katlı apartmanın bahçe katı, ekim sonu, ikindi. Sevgül çarşıdaki mantı atölyesinin ustası; cumartesileri torununa bakıyor. Üst kattaki komşusu Hakan bir nakliye firmasında sevkiyat sorumlusu, balkondan inip kapı önündeki tabureye ilişmiş, çayını bekliyor.
Halının üstünde plastik bir oyuncak ev duruyor. Dört buçuk yaşındaki oğlan küçük bebeği evin çatısına koyuyor, anne ile babayı mutfağa diziyor. Sonra hiçbir şey söylemeden evi iki eliyle itip deviriyor; baba figürünü koltuğun altına fırlatıyor, anneyi ise devrik evin içine geri sokuyor.
"Yaramazlık bu," diyor Hakan. "Biraz şımarttınız, Sevgül abla. Bir kere sert söyle, bir daha yapmaz."
Sevgül bardağı uzatıyor. "Her cumartesi aynı evi kuruyor, aynı yerden deviriyor. Annesi kardeşini doğuralı üç hafta oldu." Bir süre oğlana bakıyorlar. "Bana bir şey anlatıyor gibi. Neyi anlattığını bilmiyorum, ama hep aynı sırayla anlatıyor."
Talas'taki bu bahçe katı ve içindekiler uydurma; oyuncak evin her hafta aynı sırayla yıkılması ise 1920'lerin Berlin'inde bir analistin bütün kuramını üstüne kurduğu türden bir gözlemdir.
Bu derste ne olacak
M16-D01 nesne ilişkileri geleneğini bir aile olarak çizmiş ve Klein'ı dürtü dilini bırakmayan akraba diye anmıştı. Kapanışta oyunun bir dil olup olmadığını sormuştu.
Bu derste o soruyu Klein'ın kendi yolundan izleyeceğiz. Önce Viyana'dan Londra'ya uzanan hayatına ve ilk çocuk vakalarına bakacağız. Sonra oyun tekniğini, bilinçdışı fantezi kavramını ve Freud'un takviminden çok daha erkene yerleştirdiği süperegoyu açacağız.
Sıfır noktası
Melanie Reizes 30 Mart 1882'de Viyana'da doğdu; dört çocuklu bir ailenin en küçüğüydü. Yirmi bir yaşında Arthur Klein'la evlendi, üç çocuğu oldu: 1904'te Melitta, 1907'de Hans, 1914'te Erich. Psikanalize bir üniversite kürsüsünden gelmedi. 1914 civarında Freud'un rüyalar üzerine kısa kitabını okudu ve aynı yıl kendi sıkıntısı için bir analize başladı; yolu bu ikisinden açıldı.
Klein'ı okumanın ilk güçlüğü dilidir. Bebeklere ve küçük çocuklara yetişkin bir zihnin bile zor taşıyacağı yoğunlukta sevgi, öfke ve korku atfeder. Bu ders o dili ölçülü aktaracak.
Yaygın yanlış"Klein bir hekimdi ve çocuk analizine pediatriden geçti."
Klein'ın tıp eğitimi yoktu; psikanalize kendi analizi ve okumaları yoluyla geldi, çocuklarla çalışmayı da analistlerinin desteğiyle kurdu. Tıp dışından gelen analistlerin hareketteki yeri M14-D08'de tartışılmıştı.
Mekanizma
Budapeşte, Berlin, Londra
Klein'ların ailesi 1909 sonunda Budapeşte'ye taşındı. 1914 yazında üçüncü çocuğu Erich doğdu, birkaç ay sonra annesini kaybetti ve aynı yıl Sándor Ferenczi'yle analize başladı (Ferenczi'nin kendi yolu M14-D03'te). Ferenczi onu çocukları gözlemlemeye yöneltti. Klein'ın ilk psikanalitik çalışması 1919'da Macar Psikanaliz Derneği'nde okunan, beş yaşındaki oğlu Erich'in gelişimini anlatan bir bildiriydi; bildiri onu derneğe üye yaptı. Metnin genişletilmiş biçiminde çocuk "Fritz" adıyla gizlendi.
Kendi çocuklarını gözlemlemek ve analiz etmek o yıllarda tek örnek sayılmazdı: Küçük Hans'ın analizi de (M08-D04) çocuğun babası eliyle yürümüştü. Bugünkü meslek ahlakı bunu kabul etmez; burada yalnız tarihsel kayıt olarak anılıyor. Klein'ın 1921'de Berlin Derneği'nde okuduğu "Felix" vakasının da oğlu Hans olabileceği tarihçilerce düşünülür, ama bu kesin değildir.
1919'da Macaristan'daki antisemitik şiddet psikanaliz topluluğunu dağıttı. Klein 1921 başında Berlin'e geçti. Orada Karl Abraham'ın desteğini buldu, 1923'te dernekte tam üye oldu ve küçük çocuklarla düzenli analizlere başladı; notlarında "Rita" diye andığı kız iki buçuk yaşındaydı. 1924 başında Abraham'la analize girdi; Abraham 1925 Noel'inde öldüğünde analiz bir buçuk yıllıktı. Aynı yaz Klein Londra'da üç hafta boyunca dersler vermişti. Eylül 1926'da Ernest Jones'un davetiyle Londra'ya kalıcı olarak yerleşti.
Klein'ın kızı Melitta Schmideberg de analist oldu ve 1930'da Britanya Derneği'ne katıldı. Başta annesinin görüşlerini paylaşan Melitta 1930'ların ortasından itibaren onun kuramını ve tekniğini dernek toplantılarında sert biçimde eleştirmeye başladı ve Edward Glover'la birlikte Klein karşıtı kanatta yer aldı. Ana kız arasındaki bu kopuş, M16-D05'te anlatılacak büyük tartışmaların arka planlarından biridir.
Oyun tekniği
Klein'ın çözmek istediği sorun yalındı: kanepeye uzanıp aklına geleni söyleyemeyen bir çocukla serbest çağrışım (Temel Psikoloji M01-D05) nasıl kurulur? Cevabı, çocuğun zaten yaptığı şeyi kullanmaktı. Alçak bir masaya küçük ve sade oyuncaklar koydu: tahta kadın ve erkek figürleri, arabalar, trenler, hayvanlar, tuğlalar ve evler, bunların yanında kâğıt, makas ve kalem. Belirli bir hikâye dayatmayan sıradan oyuncaklar çocuğun kendi hikâyesini taşıyabilirdi.
Klein çocuğun yanında oturur, ona verilen rolleri üstlenir ve oyunun sırasını, kesildiği yeri, tekrarlanan sahneleri izlerdi. Oyunda bir figürün devrilmesini, bir arabanın ötekine çarpmasını, bir oyuncağın aniden bırakılmasını yetişkinin söze döktüğü bir çağrışım zincirine denk tuttu.
Tekniğin ikinci ayağı yorumdu. Klein, çocuğun kaygısını gördüğü anda ve doğrudan söze dökmeyi savundu. Anna Freud'un hazırlık evresi (M15-D01) önce güven kurmayı ve eğitsel bir öğeyi öneriyordu; Klein ise kaygının erkenden yorumlanmasının çocuğu rahatlattığını ve analizi mümkün kıldığını düşündü. Klein'a göre çocuk analiste karşı olumsuz duygular da dahil gerçek bir aktarım (S02-P02-D06, Terapi) kuruyordu ve bu aktarım yetişkininki gibi yorumlanabilirdi. 1927'de Anna Freud'un Berlin'deki konuşmasına karşılık Jones Londra'da bir çocuk analizi sempozyumu düzenledi.
Yaygın yanlış"Klein çocuğun her oyununa hazır bir sembol sözlüğü uyguladı."
Klein oyunu bağlamıyla okumaya çalıştı: aynı hareketin anlamını o çocuğun kaygısına, seansın akışına ve analiste yönelik tutumuna göre aradı. Eleştirmenler ise onun yorumlarının yine de kuramın önceden belirlediği içerikleri bulmaya eğilimli olduğunu söyledi; bu itiraz usta katmanında.
Bilinçdışı fantezi
Klein'ın oyunda okuduğunu sandığı şeyin adı bilinçdışı fantezidir. Freud da fanteziden söz etmişti: gündüz düşleri, çocukların cinsel kuramları, rüyalarda ve belirtilerde dolaylı ifade bulan istekler. Klein bu kavramı büyük ölçüde genişletti. Ona göre fantezi, dürtülerin zihindeki ilk ifadesiydi ve hayatın başından itibaren çalışıyordu. Aç bir bebek açlığı yalnızca bir beden durumu olarak yaşamaz; bu yaşantıyı kendisine iyi ya da kötü bir şey yapan biriyle ilişki olarak deneyimler.
Kleincı yazarlar bu geniş anlamı gündüz düşünden ayırmak için İngilizcede "ph" ile yazılan phantasy sözcüğünü kullandı. Kavramı sistemli bir yazıya döken Klein'ın yakın çalışma arkadaşı Susan Isaacs oldu. Isaacs, 1940'ların başında Britanya Derneği'nde süren tartışmalarda sunduğu ve 1948'de dergide basılan bir yazıda fanteziyi dürtünün zihinsel temsili olarak tanımladı.
Freud'da fantezi çoğu zaman sonradan gelen, gerçekliğin karşılamadığı bir isteği bir sahneyle doyuran bir yapımdı. Klein'da ise fantezi en baştan vardır ve gerçeklikle karşılaşmayı da biçimlendirir; bebek dış dünyayı fantezinin içinden algılar, yaşantıları da fanteziyi değiştirir.
Yaygın yanlış"Kleincı fantezi, bebeğin bilerek kurduğu bir hayal ya da gündüz düşüdür."
Kleincı yazarlar tam da bu karışıklığı önlemek için ayrı bir yazım seçti. Kavram bilinçdışı ve sözsüz bir süreci adlandırır; bebeğin aklından sahneler geçirdiği iddiası olarak okunması, Klein'ın kendi yazılarının da yer yer beslediği yaygın bir yanlış anlamadır.
Yaygın yanlış"Kleincı fantezi, bebeğin bilerek kurduğu bir hayal ya da gündüz düşüdür."
Kleincı yazarlar bu karışıklığı önlemek için ayrı bir yazım seçti. Kavram bilinçdışı ve sözsüz bir süreci adlandırır; onu bebeğin aklından sahneler geçirdiği iddiası diye okumak, Klein'ın kendi canlı dilinin de beslediği yaygın bir yanlış anlamadır.
İç nesne (M16-D01) bu yüzden Kleincı dilde bir yaşantı kaydı olmaktan çok fantezi ile yaşantının birlikte ördüğü bir figürdür.
Erken süperego ve erken Oidipus
Freud'un takviminde süperego Oidipus karmaşasının mirasıydı (M06-D02): çocuk üç ile beş yaş arasında ebeveynlere yönelik isteklerinden vazgeçerken onların yasaklarını içe alıyor, vicdan bu vazgeçişten doğuyordu (Oidipus kompleksi M05-D04). Klein'ın çocuk analizlerinden çıkardığı tablo bu takvime uymuyordu. İki üç yaşındaki çocuklarda yoğun suçluluk, cezalandırılma korkusu ve kendine karşı acımasız bir sesin izlerini gördüğünü yazdı. Bu sesin anne babanın gerçek sertliğiyle orantılı olmadığını da ekledi.
Klein bu gözlemleri iki adımda kurama taşıdı. İlki, süperegonun ilk yılda, bebeğin kendi saldırgan dürtülerinin dışarıya yansıtılıp geri alınmasıyla oluşmaya başladığı düşüncesiydi. Freud'un 1920'de önerdiği ölüm dürtüsünü (M07-D06; tartışması M07-D07) Klein bu sürecin kaynağı olarak benimsedi. İkincisi, Oidipal duygu ve kaygıların Freud'un yerleştirdiği yaştan çok önce, yaşamın ilk yılında başladığı iddiasıydı. Klein bunu 1927'de Innsbruck'taki uluslararası kongrede okuduğu, Oidipus çatışmasının erken evreleri üzerine bildiride ve 1932 kitabında geliştirdi.
Freud 1909'da beş yaşındaki bir oğlanın at korkusunu Oidipal bir çatışmanın ve kastrasyon kaygısının ifadesi olarak okumuştu (M08-D04). Klein'ın küçük hastaları ise çok daha erken yaşta, çok daha ilkel ve dağınık korkular taşıyordu: parçalanma, yutulma, içeriden saldırıya uğrama. Klein bunları Oidipus'tan önce gelen ve onu biçimlendiren kaygılar olarak düşündü.
Usta katmanı
Anna Freud ve Viyana çizgisi, bebeğe bu kadar erken ve tutarlı fanteziler atfedilmesine itiraz etti: Kleincıların analizde bulduğu fanteziler sonraki evrelerde kurulup geriye doğru yansıtılmış yapımlardı. Britanya Derneği'nde Edward Glover ve Melitta Schmideberg ise Klein'ın yorumlarının fazla doğrudan, fazla erken ve kuramın önceden belirlediği içeriklere yönelik olduğunu söyledi. İtirazların dernekte vardığı yer M16-D05'in konusu.
Sonraki gelişim psikolojisi de soru sordu. Piaget'nin bilişsel gelişim kuramı (Temel Psikoloji, M11-D04) temsil yeteneğinin ilk iki yıl boyunca adım adım kurulduğunu öne sürdü; bu çerçeveden bakınca birkaç aylık bir bebeğe karmaşık sahneli fanteziler atfetmek zordur. Piaget'nin takvimi sonradan aşağı çekildi (M11-D05) ve bebek daha yetkin göründü; ama bu bulgular algı ve beklentiyi ölçer, fantezinin içeriğini ölçemez. Karşılaşmanın devamı M19-D06'da.
Çağdaş çocuk psikoterapistleri Klein'ın oyun düzenini büyük ölçüde korur, yorumu ise onun çarpıcı dilinden çok daha ölçülü kurar. Etkiye dair araştırma görece yenidir.
Kanıtın sınırı
Klein'ın kuramındaki en belirgin sınır, bebeğe dair iddiaların bebekten gelmemesidir. Bilinçdışı fantezi, erken süperego ve erken Oidipus, iki üç yaşın üstündeki çocukların ve yetişkinlerin analizinden yola çıkarak sonradan yapılmış tahminlerdir; konuşamayan bir bebeğin iç yaşantısı bugün de doğrudan ölçülemiyor. Kavramlar bu yüzden sınanamadı. Oyunun çocuk için bir anlatım yolu olduğu fikri geniş kabul görür; oyunu analitik yorumla birleştiren yöntemin kendine özgü katkısı ise ayrıca sınanmadı, çünkü derlemelerdeki terapiler tek bir okulu temsil etmez. Ergen depresyonu deneyi küçük çocuklara genellenemez. Klein'ın vakaları iki savaş arası Avrupa şehirlerinden geliyordu; çocuk yetiştirme düzeni, bakımın birçok akrabaya dağıldığı aileler ve oyunun kültürel biçimleri farklı olan toplumlarda aynı yorumların aynı anlamı taşıyıp taşımadığı tartışmalı kalıyor.
Kendin dene
Aklında kalsın
Klein çocuk analizine tıp kürsüsünden gelmedi; Budapeşte'de Ferenczi'yle başlayan analizi, Berlin'de Abraham'ın desteği ve 1926'da Jones'un daveti onu Londra'ya taşıdı.
Oyun tekniğinde küçük ve sade oyuncaklar, oyun sırasının serbest çağrışıma denk sayılması ve kaygının erken, doğrudan yorumlanması vardı; Anna Freud'un hazırlık evresi bu tutumun tam karşısında duruyordu.
Kleincı fantezi gündüz düşünden farklıdır: dürtünün zihindeki ilk ifadesi olarak doğumdan itibaren çalıştığı varsayılır ve Isaacs onu 1948'de sistemli bir tanıma kavuşturdu.
Klein süperegoyu ve Oidipal kaygıları Freud'un takviminden yıllarca öne çekti; bu iddialar geriye doğru çıkarımlardır ve bebek araştırması onları doğrudan sınayamaz.
Psikodinamik çocuk terapilerine dair kanıt büyüyor ama karışık; ergen depresyonundaki büyük deneyde üç tedavi benzer sonuç verdi.
Sonraki derse köprü
Sevgül'ün torunu evi her hafta aynı sırayla yıkıyor, ama anne figürünü devrik evin içine geri koymayı da unutmuyordu. Klein 1930'ların ortasından 1940'lara uzanan yazılarında küçük hastalarının oyununda bu iki hareketin, yıkmanın ve geri koymanın, birbirini izlediğini gördü ve bunları gelişimin iki ayrı ruh hâline bağladı. Birinde sevilen ve korkulan figürler keskin biçimde ayrı tutulur; ötekinde aynı kişiye hem sevgi hem öfke duyulduğu fark edilir ve verilen zararı gidermek bir ihtiyaç hâline gelir. M16-D03 bu iki ruh hâlini paranoid-şizoid ve depresif konum adıyla, bölme ve onarım kavramlarıyla birlikte açacak.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.