M15-D06
Ego psikolojisinin yükselişi ve düşüşü
Ego psikolojisinin Amerika'daki egemenliğini ve sonraki gerilemesini tarihsel olarak açıklar.
Psikanaliz Akademisi — M15, Ego psikolojisi ve gelişim · 3.015 kelime · 16 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 20 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Ego psikolojisi Orta Avrupa'dan gelen göçmen analistlerin Amerika'da kurduğu bir okul olarak savaş sonrası yirmi yılı aşkın bir süre kurumsal psikanalizin ortak dili oldu.
Psikanalizin tıbbın içine yerleşmesi, okulu psikiyatri eğitimine ve 1952 ile 1968 el kitaplarının diline taşıdı.
1980 el kitabı tanıyı belirtiye dayandırdı ve kökene dair açıklamayı tanının dışına çıkardı; bu dönüşü bilimsel kaygıların yanında kurumsal ve ekonomik baskılar da üretti.
Sigorta ve maliyet baskısı, ilaç tedavilerinin yayılması, süreli ve sınanmış terapilerin yükselişi ile Kohut'tan ilişkisel ekole ve Lacan'a uzanan iç eleştiriler okulun gerilemesinde birlikte rol oynadı.
Savunma, uyum ve ego işlevleri gibi kavramlar başka adlarla çağdaş psikolojiye geçti; okul olarak egemenlik ise geri gelmedi.
Açılış sahnesi
Tavas'ta, ilçe devlet hastanesinin yeni binaya taşınmasından iki hafta önce, eski binanın bodrumundaki kütüphane. Nevra hastanenin idari işler şefi; taşınacak ile atılacak arasındaki listeyi o imzalayacak. Tuncay ilçenin geri dönüşüm deposunu işletiyor, kâğıdı kiloyla almaya gelmiş, kolilerin ağzını bantlamadan önce içine bakmayı alışkanlık edinmiş.
Tuncay bir koliden kalın, sırtı dökülmüş bir kitap çıkarıyor: 1960'ların sonunda basılmış bir psikiyatri ders kitabı. Sayfaları karıştırıyor. "Bak," diyor, "her hastalığın adının sonunda 'reaksiyon' yazıyor. Şizofrenik reaksiyon, depresif reaksiyon. Sanki hepsi bir şeye verilmiş cevapmış."
Nevra öteki koliden ince, mavi kapaklı bir cep kitabı uzatıyor. "Bu da doksanlardan. Burada reaksiyon yok. Her başlığın altında bir liste var: şu belirtilerden en az beşi, en az iki hafta."
Tuncay ikisini tartar gibi elinde tutuyor. "Arada ne oldu? Hastalıklar mı değişti, doktorlar mı?"
"Bilmem," diyor Nevra. "Ama kalın olanı kimse istemez. Mavisini poliklinikte hâlâ soran olur."
Bodrumdaki iki koli de bu iki kişi de yalnız bu ders için kuruldu; iki kitap arasındaki dil farkı ise Amerikan psikiyatrisinin yirminci yüzyılda gerçekten geçirdiği bir değişimin izini taşıyor.
Bu derste ne olacak
Mahler'in dersi (M15-D05), bir okulun ortak dil hâline gelişini ve sonra bu konumu yitirişini sorarak kapanmıştı. Bu ders o soruyu tarihin içinden cevaplamaya çalışıyor; cevabın tek bir nedene sığmadığını baştan söyleyelim.
Önce Orta Avrupa'dan gelen göçmen analistlerin Amerika'da kurduğu okulu ve onun en iddialı sistem girişimini göreceğiz. Sonra psikanalizin tıbbın içine yerleşmesini, tanı el kitaplarının dilini ve 1980'deki dönüşü izleyeceğiz. Ardından gerilemenin klinik, ekonomik ve kuramsal yollarına bakacak, en sonda okulun kavramlarından bugüne neyin kaldığını tartacağız.
Sıfır noktası
Bu modülün bütün dersleri aynı adın çevresinde döndü, ama ad henüz tanımlanmadı. Hartmann'ın uyum kavramları (M15-D02), Anna Freud'un savunmaları sıraladığı kitabı (M06-D08) ve Mahler'in bebek gözlemleri bu çatının altına girer.
"Egemenlik" sözcüğü bu derste dar bir anlam taşıyor: bir okulun eğitim enstitülerinde, derslerde, dergilerde ve psikiyatri kliniklerinde varsayılan dil olması. Ego psikolojisi hiçbir zaman Amerika'daki bütün psikologların ya da bütün hekimlerin görüşü olmadı. Davranışçılık aynı yıllarda üniversite psikoloji bölümlerinde güçlüydü; Horney, Fromm ve Sullivan'ın kişilerarası çizgisi de (M14-D05–D07) ayrı kurumlarda sürüyordu.
Yaygın yanlış"Ego psikolojisi Freud'un ölümünden sonra ortaya çıkan, ona karşı bir okuldu."
Okulun kurucuları kendilerini Freud'un yapısal modelinin sürdürücüleri saydı; Anna Freud'un savunma kitabı da Hartmann'ın monografisi de Freud hayattayken yayımlandı. Tartışma, bu sürdürmenin Freud'un düşüncesindeki hangi vurguları öne çıkarıp hangilerini geri plana ittiği üzerine.
Mekanizma
Göç ve bir okulun kuruluşu
1930'larda Nazi iktidarı Berlin, Viyana ve Budapeşte'deki psikanaliz topluluklarını dağıttı ve göçün ana hatları M01-D08'de çizilmişti. Amerika'ya gelenler, orada zaten kurulu ve tıbba bağlı bir psikanaliz örgütü buldu. Göçmenler bu örgüte hem bir eğitim geleneği hem de Freud'un çevresinden gelmenin saygınlığını taşıdı.
New York'ta üç kişi uzun yıllar birlikte yazdı: Hartmann'ın yanında Viyana'dan Ernst Kris, Paris'ten Rudolph Loewenstein vardı. Kris Viyana'da sanat tarihçisi olarak yetişmişti, hekimlikle bir bağı yoktu. Loewenstein Paris'ten geldi; orada analist yetiştirmişti ve analiz ettiği adaylardan biri genç Jacques Lacan'dı. Üçlü egonun oluşumu, saldırganlık ve psikanalitik kuramın kavram yapısı üzerine ortak makaleler yayımladı (saldırganlık yazısı M07-D07'de anılmıştı). Bu modülde gördüğümüz Spitz ve Mahler gibi gelişim gözlemcileri de okulun kavramlarıyla çalıştı ve ona bir gözlem kolu kazandırdı.
Okulun en iddialı adımı, kuramı bir sisteme bağlama girişimiydi. Budapeşte'de doğan psikolog David Rapaport, Kansas'taki Menninger Kliniği'nde ve ardından Massachusetts'teki Austen Riggs Center'da çalıştı; hekim olmadığı hâlde okulun en sistemli kuramcısı sayıldı. Ölümüyle aynı yıl, 1960'ta yayımlanan The Structure of Psychoanalytic Theory monografisinde ego psikolojisini bir hiyerarşi içinde düzenledi ve onu bellekten algıya, güdülenmeden düşünmeye bütün ruhsal işleyişi açıklayabilecek genel bir psikoloji olarak sundu. Rapaport'a göre bu düzenleme sınanabilir önermeler üretebilmeliydi.
Tıbbın içinde bir psikanaliz
Amerika'da psikanaliz eğitimi uzun süre hekimlere ayrıldı; bu kapının 1938'de nasıl kapandığı ve 1988'deki uzlaşmayla nasıl açıldığı M14-D08'de anlatıldı. Bu düzenin bir sonucu, analistlerin tıp fakültelerinin içinde yer almasıydı. 1950'ler ve 1960'larda önde gelen psikiyatri bölümlerinin bir kısmının başında analistler bulunuyordu; uzmanlık eğitimi psikodinamik kavramlarla verildi, asistanların çoğu eğitim analizine girmeyi kariyerin olağan bir adımı saydı.
Tanı el kitapları da bu dili taşıdı. Amerikan Psikiyatri Birliği'nin ilk el kitabı DSM-I (1952), bozuklukların pek çoğunu bir "reaksiyon" olarak adlandırdı; açılıştaki kalın kitabın dili buradan gelir. 1968'de çıkan DSM-II "reaksiyon" sözcüğünü bıraktı, ama "nevroz" kavramını korudu. İki baskıda da bozukluklar kısa paragraflarla, kökenine dair varsayımlar içeren bir dille betimlendi. El kitaplarının genel tarihi Temel Psikoloji'nin sınıflama dersinde (M17-D02) var; burada yalnız psikanalizle ilişkisi bizi ilgilendiriyor.
Biyopsikososyal modelin genel tanımı Temel Psikoloji'de (M01-D09) yapıldı. Wilson'ın vurgusu, bu modelin o yıllarda büyük ölçüde psikanalitik bir içerikle doldurulmuş olmasıdır.
1980 ve betimsel dönüş
1974'te Amerikan Psikiyatri Birliği el kitabını yenilemeye karar verdi ve çalışma grubunun başına Robert Spitzer getirildi. Grup, Washington Üniversitesi'nde geliştirilmiş işlemsel ölçütlerden (Temel Psikoloji M17-D02; Feighner çizgisi M01-D08) yararlandı. 1980'de yayımlanan DSM-III bozuklukları belirti listeleri, süre koşulları ve dışlama kurallarıyla tanımladı. Açılıştaki mavi cep kitabının diliyle psikiyatrinin gündelik dili de böyle kuruldu.
Geçiş sessiz olmadı. Çalışma grubu, belirsiz ve bilimsel olmadığı gerekçesiyle "nevroz" kavramını çıkarmak istedi; psikanalitik kanattan gelen yoğun itiraz el kitabının onayını tehlikeye soktu. Sonunda siyasal bir uzlaşmayla sözcük bazı tanıların adına, "bozukluk" sözcüğünün ardından parantez içinde geri kondu. Bu parantez, iki dönemin aynı sayfada karşılaştığı yer gibi okunabilir.
Yaygın yanlış"1980'de psikanaliz tanı el kitabından tek bir kararla atıldı."
Süreç yıllara yayıldı ve pazarlıkla ilerledi: psikanalitik kanat çalışma grubunda ve birlik içinde etkisini sürdürdü, "nevroz" sözcüğü parantez içinde korundu. Değişen, tanının kökene dair bir açıklama taşıması gerekliliğiydi.
Gerilemenin öteki yolları
El kitabı tek başına bir okulu geriletmeye yetmezdi. Aynı on yıllarda kliniğin ekonomisi de değişti. Sigorta şirketleri ve yönetimli bakım düzenleri tedavinin süresini, maliyetini ve beklenen sonucunu sormaya başladı. Haftada birkaç seanslı, yıllara yayılan bir analiz bu sorulara kısa cevap veremiyordu. İlaç tedavilerinin yaygınlaşması psikiyatristin gününü yeniden böldü; bilişsel ve davranışçı yaklaşımlar ile süreli terapiler kontrollü deneylerle sınanabilir protokoller sundu.
Kart, sürecin geç bir aşamasını gösteriyor: psikanalizin kliniğinden çekildiği alanı psikoterapinin kendisi de psikiyatride kaybediyordu.
Okul içeriden de sarsıldı. 1970'lerde Rapaport'un yakın çevresinden gelen bazı kuramcılar, ustalarının sistemleştirdiği enerji ve yapı dilinin (metapsikoloji, M01-D01) gözlenebilir hiçbir şeye bağlanamadığını yazdı ve klinik kuramı ondan ayırmayı önerdi. Heinz Kohut 1971'de narsisizm üzerine kitabıyla bir kendilik psikolojisi başlattı (M18-D01). Britanya'dan gelen nesne ilişkileri görüşleri ve ardından ilişkisel ekol (M19-D01) analistin konumunu ve tedavinin dilini değiştirdi. Fransa'da Lacan çok daha sert bir itiraz yükseltmişti: ona göre egonun özerkliğini öne çıkarmak Freud'un keşfinden bir sapmaydı; bu eleştiri M17-D01'de açılacak.
Yaygın yanlış"Ego psikolojisi bilimsel olarak çürütüldüğü için çöktü."
Okulun gerilemesinde kanıt talebi önemli bir yer tuttu, ama tarihçilerin anlattığı tablo kurumsal, ekonomik ve kuramsal etkenlerin iç içe geçtiği bir tablodur. Okulun birçok önermesi doğrudan sınanıp reddedilmedi; çoğu hiç sınanmadı, bir kısmı başka adlar altında sınandı.
Usta katmanı
Bir okulun düşüşünü anlatmanın iki kolay yolu var ve ikisi de bu tarihe uymuyor. Kahramanlık anlatısında psikanaliz kısa görüşlü bürokratlara ve ilaç şirketlerine yenik düşer; yıkım anlatısında boş bir kuram sonunda gerçeğe çarpar. Elimizdeki tarih çalışmaları ikisinden de karmaşık bir tablo çiziyor. Tarihçi Nathan Hale'in 1971'de başlattığı iki ciltlik çalışmanın 1995'te çıkan ikinci cildi, yükselişi ve krizi 1917'den 1985'e uzanan bir dönem içinde, Amerikan kültürünün parçası olarak ele alır.
Okulun kavramları ise kurumundan daha uzun yaşadı. Savunma kavramı başa çıkma araştırmasıyla akraba bir yere taşındı ve savunmaların olgunluğu uzun izlem çalışmalarında ölçüldü (M06-D10). Ego işlevlerinin listesi, bilişsel psikolojinin yürütücü işlevleriyle örtüşen bir yer buldu (M15-D02). Hartmann'ın uyum sorusu, olumsuz koşullar karşısında iyi işleyişi inceleyen dayanıklılık araştırmalarında yankılanır; Erikson'un kimlik evreleri de gelişim psikolojisinde ayrı bir araştırma alanına dönüştü (M15-D03). Bu geçişlerin hiçbirinde okulun enerji dili ya da yapısal modeli yanında taşınmadı. Kavramlar yolculuğa çıktı, sistem evde kaldı.
Kanıtın sınırı
Bu dersin büyük kısmı tarih yazımına dayanıyor ve tarih yazımı kanıt kartlarının alıştığımız biçimine tam oturmuyor. Wallerstein okulun içinden konuştu; Wilson'ın görüşmeleri değişimi yönetenlerle yapıldı; Mayes ve Horwitz ise etkenleri saydı ama ağırlıklarını ölçmedi. Psikiyatri bölümlerinin başındaki analistlerin oranı, psikanaliz eğitimine giren asistanların sayısı gibi sorular için sayı vermekten kaçındık: elimizdeki tarih çalışmaları bu soruları oranla cevaplamıyor. Gerilemenin nedenleri de iç içe: sigorta baskısı ile kanıt talebi aynı dönemde yükseldi ve hangisinin ne kadar etkili olduğu tartışmalı kalıyor. Anlatının coğrafi sınırı da açık. Ego psikolojisinin egemenliği bir Amerikan olgusuydu; Londra'da, Paris'te ya da Buenos Aires'te psikanaliz başka bir yol izledi ve Türkiye'de Amerikan psikodinamik etkisi kliniğe sınırlı ölçüde yerleşti (M01-D09). Buradaki tarihi başka ülkelerin psikiyatrisine genellemek ayrı bir arşiv işi gerektirir.
Kendin dene
Aklında kalsın
Ego psikolojisi Orta Avrupa'dan gelen göçmen analistlerin Amerika'da kurduğu bir okul olarak savaş sonrası yirmi yılı aşkın bir süre kurumsal psikanalizin ortak dili oldu.
Psikanalizin tıbbın içine yerleşmesi, okulu psikiyatri eğitimine ve 1952 ile 1968 el kitaplarının diline taşıdı.
1980 el kitabı tanıyı belirtiye dayandırdı ve kökene dair açıklamayı tanının dışına çıkardı; bu dönüşü bilimsel kaygıların yanında kurumsal ve ekonomik baskılar da üretti.
Sigorta ve maliyet baskısı, ilaç tedavilerinin yayılması, süreli ve sınanmış terapilerin yükselişi ile Kohut'tan ilişkisel ekole ve Lacan'a uzanan iç eleştiriler okulun gerilemesinde birlikte rol oynadı.
Savunma, uyum ve ego işlevleri gibi kavramlar başka adlarla çağdaş psikolojiye geçti; okul olarak egemenlik ise geri gelmedi.
Sonraki derse köprü
Ego psikolojisi Amerika'da egonun uyum işlerini incelerken, Atlantik'in öbür yakasında başka bir yol çoktan açılmıştı. Londra'da Melanie Klein, Donald Winnicott, Ronald Fairbairn ve Wilfred Bion, insanı dürtülerini boşaltmak isteyen bir varlıktan çok başkalarıyla bağ kurmaya yönelmiş bir varlık olarak düşünmeye başladılar. Bu yönelimin adı nesne ilişkileri; dürtü kuramından nerede ayrıldığı sorusunu M16-D01 açacak: nesne ilişkileri nedir ve bebeğin iç dünyasına kimler yerleşir?
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.