M15-D05
Mahler ve ayrışma-bireyleşme
Mahler'in ayrışma-bireyleşme evrelerini ve bebek araştırmasının bu modele itirazlarını açıklar.
Psikanaliz Akademisi — M15, Ego psikolojisi ve gelişim · 3.003 kelime · 16 örnek durum · 5 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 20 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Mahler sıradan bebeklerin anneleriyle ayrışmasını Manhattan'daki bir gözlem merkezinde izledi ve 1975'te Pine ve Bergman'la bir evre dizisi önerdi.
Kuramda ilk aylar "otistik" ve "simbiyotik" diye adlandırıldı; bu tarihsel adın bugünkü otizm tanısıyla bağı yoktur.
Ayrışma-bireyleşme farklılaşma, pratik yapma, yeniden yakınlaşma ve nesne sürekliliğine doğru ilerleyen bir süreçtir; ikinci yılın ortasındaki kriz, uzaklaşma isteğiyle yakınlık ihtiyacının çatışmasıdır.
Stern ve bebek araştırmacıları, yenidoğanın dünyaya kapalı ve ötekiyle kaynaşmış olmadığını gösterdi; yüze yönelim sağlam bir bulgu, doğuştan taklit ise tartışmalı.
Erken evre kuramı büyük ölçüde değişti, iki yaşındaki çocuğun gidip gelişine dair betimleme ise kliniğin ve gözlemin dilinde kaldı.
Açılış sahnesi
Köyceğiz'de, göl kıyısındaki parkın çocuk oyun alanı, ekim sonu, öğleden sonra. Barış kırk yıl gölde kayıkla yolcu taşımış, şimdi her gün aynı bankta oturuyor. Yanına belediyenin budama ekibinden Yeşim çöküyor; makas çantası ayağının dibinde.
Kumluğun kenarında genç bir anne oturuyor, iki yaşına yeni basmış oğlu ondan uzaklaşıp iskeleye doğru koşuyor. Yarı yolda duruyor, dönüp bakıyor, sonra hızla geri gelip annesinin kucağına tırmanıyor. Bir dakika geçmeden annesini iki eliyle itip yeniden yere iniyor. Anne kalkıp peşinden gidince çocuk bağırıyor; oturunca bu kez yanına gelip ayakkabısını çözmeye uğraşıyor.
"Bizimki de böyleydi," diyor Barış. "Gitmek istiyor, gittiğini de görmeni istiyor."
Yeşim makasın yayını yokluyor. "Benim kız bu yaşta 'ben yaparım' der, yapamayınca da bana kızardı. Sanki elini tutmak yasakmış gibi, bırakınca da ağlardı."
Barış gölde bir kayığı gösteriyor: "Kıyıdan açılırken hep dümenciye bakarsın. Açıldıktan sonra bakmazsın."
Parktaki bu ikiliyi ve konuşmalarını biz uydurduk; kumluktaki itip çekme ise bir psikanalistin 1960'larda Manhattan'daki bir gözlem odasında izleyip ad koyduğu bir dönemin gündelik görüntüsü.
Bu derste ne olacak
Spitz'in kurum bebekleri (M15-D04) bakım veren yüzün yokluğunu gösteriyordu. Margaret Mahler'in izlediği bebeklerin anneleri ise odadaydı; onu ilgilendiren, böyle bir bebeğin ayrı bir kişi olduğunu hangi adımlarla öğrendiğiydi.
Önce Mahler'in yolunu ve önerdiği evreleri, en çok bilinen yeniden yakınlaşma krizine kadar açacağız. Dersin ikinci yarısı Daniel Stern'in ve bebek araştırmacılarının itirazlarına ayrılıyor.
Sıfır noktası
Margaret Schönberger 1897'de, o zaman Macaristan'a bağlı Sopron'da doğdu. Tıp okudu, öğrenimini 1922'de Almanya'da Jena Üniversitesi'nde tamamladı ve Viyana'ya yerleşti. Orada çocuk hekimliğinden psikiyatriye geçti, 1926'da Viyana Psikanaliz Enstitüsü'nde eğitime başladı. Nazi iktidarı yayılınca eşi Paul Mahler'le kısa bir süre İngiltere'de kaldı ve 1938'de Amerika Birleşik Devletleri'ne göçtü; New York'a yerleşti. 1985'te New York'ta öldü.
New York'ta önce ağır sorunlu küçük çocuklarla çalıştı; olağan ayrışmayı izleme fikri bu klinik işten doğdu.
Bu dersin bir terim sorunu var. Mahler hayatın ilk haftalarına "normal otistik evre" (normal autistic phase) dedi. Sözcüğü kendi içine kapanma anlamında kullandı. Bugünkü otizm spektrum bozukluğuyla (autism spectrum disorder) bu terimin hiçbir ilgisi yoktur. Otizmli birini "bir evrede takılı kalmış" diye okumak hem yanlıştır hem damgalar. Derste terimi yalnız tarihsel bir ad olarak, tırnak içinde kullanacağız.
Yaygın yanlış"Mahler'in 'normal otizm'i, otizmin bebeklikteki hafif biçimidir."
Mahler'in terimi, kendi kuramında bütün bebeklere atfettiği varsayımsal bir başlangıç durumunun adıdır. Bugünkü otizm tanısıyla ne kavram ne gözlem düzeyinde bağı vardır; üstelik bu evrenin kendisi, aşağıda göreceğimiz gibi, bebek araştırmasıyla desteklenmedi.
Mekanizma
Gözlem odası
Mahler ve Manuel Furer, Manhattan'daki Masters Children's Center'ı 1950'lerde bir çocuk tedavi ve araştırma yeri olarak işletiyordu. Sıradan bebeklerle anneleri üzerine yürütülen gözlem çalışması 1960'larda başladı. Anneler bebekleriyle düzenli olarak bir oyun odasına geliyor, gözlemciler çocuğun ne zaman uzaklaşıp neye bakarak döndüğünü kaydediyordu. Rapor, Fred Pine ve Anni Bergman'la yazılan 1975 tarihli The Psychological Birth of the Human Infant oldu; başlık, biyolojik ve psikolojik doğumun aynı anda olmadığı tezini taşıyordu.
Ortak yörüngeden ayrışmaya
Mahler'in kurduğu sırada ilk haftalar "otistik" dönemdi: bebek uykuya yakın hâllerde, dış dünyaya büyük ölçüde kapalı varsayılıyordu. Ardından yaklaşık beşinci aya kadar süren simbiyotik evre geliyordu. Mahler'in betimlemesinde bu dönemdeki bebek, anneyle birlikte tek bir sistem içindeymiş gibi işler; benlik ile öteki arasındaki sınırı henüz deneyimlemez. Simbiyoz sözcüğünü biyolojiden, iki canlının birbirine dayanarak yaşaması anlamında ödünç aldı ve tırnak içinde kullandı.
Jung'un bireyleşmesi (M13-D01) başka bir şeydir. Mahler'in sürecinin ilk alt evresi farklılaşmadır (differentiation). Beşinci aydan sonra bebek kucakta geriye yaslanıp annenin yüzünü inceler, saçını, gözlüğünü çeker, yabancı bir yüzü annenin yüzüyle karşılaştırır. Mahler bu evreye "kabuktan çıkma" (hatching) da dedi. İkinci alt evre pratik yapma (practicing) dönemidir. Kabaca dokuz-on aylıktan on altı-on sekiz aylık olana dek sürer; çocuk önce emekleyerek, sonra yürüyerek uzaklaşır ve dünyayla âdeta bir aşk yaşar. Düşmeye aldırmaz, arada anneye dönüp kısa bir temasla "yakıt alır" ve yeniden gider.
Yeniden yakınlaşma
Mahler'in en çok anılan betimlemesi üçüncü alt evre olan yeniden yakınlaşmadır (rapprochement). Yaklaşık on beşinci aydan yirmi dördüncü aya uzanan bu dönemde çocuk yürüyebilir, istediğine gidebilir, ama tam da bu yüzden ayrı olduğunu daha keskin duyar. Pratik yapma evresinin coşkusu söner. Çocuk anneyi yeniden arar, peşinden ayrılmaz, her bulduğu şeyi getirip gösterir; bir yandan da yardım edilmesine öfkelenir. Mahler gölgeleme (shadowing) ile kaçıp kovalanmayı bekleme (darting away) davranışlarını bu evrenin işaretleri saydı: kumluktaki çocuğun iskeleye koşup dönmesi ve annesini itip yeniden yanına gelmesi tam bu gidip gelmedir.
Mahler bu krizin nasıl geçeceğinde annenin tutumuna büyük ağırlık verdi. Çocuğu kendinden uzaklaştıran ya da tersine bırakmayan bir tavır, kuramda krizi uzatan etken olarak görülür. Sonraki eleştiriler, bu vurgunun babayı, kardeşleri, mizacı ve evin koşullarını geri plana ittiğini söyledi.
Yaygın yanlış"Yeniden yakınlaşma krizi yaşayan çocuğun ebeveyni bir şeyi yanlış yapıyordur."
Mahler krizi olağan gelişimin parçası olarak betimledi; krizin varlığı tek başına bir sorun işareti sayılmaz. Kuramın annenin tutumuna verdiği ağırlık da sonradan, mizaç ve aile koşullarını hesaba katan araştırmalar karşısında tartışmaya açıldı.
Nesne sürekliliğine doğru
Dördüncü alt evre üçüncü yılı kapsar ve Mahler bunun ucunu açık bıraktı. Çocuk annenin yokluğunda da onun iyi bir imgesini içinde taşıyabilmeye başlar; anne kızgın olduğunda da aynı anne olarak kalır. Piaget'nin nesne kalıcılığı (Temel Psikoloji M11-D04) görünmeyen bir eşyanın var olmayı sürdürdüğünü bilmekle ilgiliydi; Mahler'in aradığı ise bundan daha fazlasıydı, duygusal bir güvence.
Usta katmanı
Stern'in itirazı: benlik baştan var
Mahler'in kitabından on yıl sonra, 1985'te, psikiyatr ve psikanalist Daniel Stern The Interpersonal World of the Infant adlı kitabını yayımladı. Ona göre bebek ilk haftalardan itibaren düzenli bir dış dünyayı ve kendi bedenini fark eden bir deneyim içindeydi; ötekinden ayrışmamış bir başlangıç evresi yoktu. Stern gelişimi birbirini izleyen evreler yerine üst üste eklenen benlik duygularıyla anlattı: doğumdan itibaren ortaya çıkan, iki ile altı ay arasında belirginleşen çekirdek, yedinci aydan sonra öznel ve ikinci yılda sözel benlik duygusu.
Yenidoğan ne kadar sosyal?
Stern'in dayandığı laboratuvar birikimi sonraki yıllarda büyüdü; yenidoğanın yüze yönelimi en çok tekrarlanan bulgulardan biri oldu.
Yenidoğanın taklidi ise daha çetin bir tartışmaya dönüştü. Andrew Meltzoff ile Moore 1977'de, 12 ile 21 günlük bebeklerin yüz ve el hareketlerini taklit ettiğini, bunun öteki insanın hareketini kendi görmediği hareketiyle eşleştirme yeteneği gösterdiğini bildirdi.
Taklit doğuştan olsun ya da olmasın, yenidoğanın yüzlere ve seslere yöneldiği başka bulgularla destekleniyor; dışarıya kapalı bir "otistik" başlangıç bu tabloya uymuyor.
Model bugün nerede duruyor
Erken evreler bebeğin iç yaşantısına dair bir çıkarımdı ve bebek araştırması onunla çelişti. Yeniden yakınlaşma ise iki yaşındaki çocuğun gözlenebilir davranışına dayanan bir betimlemeydi; aynı davranışları bağlanma kuramının güvenli üs kavramı (Terapi S01-P03-D06) başka bir dille anlatıyordu. Bowlby'nin çizgisi M19-D03'te, bebek araştırmasının psikanalize etkisi M19-D06'da ayrıca ele alınacak.
Mahler'in kavramları kliniğe de taşındı. Otto Kernberg ve James Masterson gibi yazarlar, sınırda kişilik sorunlarının gelişimsel kökenini tartışırken yeniden yakınlaşma dönemine başvurdu (M18-D03, M18-D06). Bu, yetişkin hastadan bebekliğe geriye doğru kurulan ve bebek gözlemiyle sınanmamış bir açıklamadır.
Yaygın yanlış"Bebek araştırması Mahler'i bütünüyle çürüttü."
Araştırma, kuramın en çok erken evrelerini, yani yenidoğanın kapalı ve anneyle ayrışmamış olduğu varsayımını sarstı. Çocuğun ikinci yılda uzaklaşıp geri dönmesine, ayrılığa karşı artan duyarlılığına dair betimlemeler gözlemsel değerini korudu; tartışma bu davranışlara hangi iç süreci atfedeceğimiz üzerine sürüyor.
Kanıtın sınırı
Mahler'in modeli bir gözlem merkezinin notlarından kuruldu ve evreleri test etmek için tasarlanmış ölçümlere dayanmadı; gözlemciler neye bakacaklarını kuramdan biliyordu. Bu yüzden betimlemeler canlı, sınanabilirlikleri sınırlı kaldı. Erken evrelerin içeriği bebeğin öznel deneyimine dair bir çıkarımdır ve bebek araştırması da o deneyimi doğrudan ölçemez; yalnız bakış süresi, izleme, emme hızı, yüz ifadesi gibi davranışlardan yorum yapar. Stern'in benlik duyguları da bu anlamda bir yorumdur. Taklit tartışması, yenidoğan bulgularının bile yöntem seçimlerine ne kadar duyarlı olduğunu ve tekrarlama denemelerinin sonucu nasıl değiştirebildiğini gösteriyor. Modelin genellenmesi de tartışmalı: Mahler tek bir bakım veren anneyi merkeze aldı ve gözlemlerini 1960'ların New York'unda yaptı. Bakımın büyükanneye, ablaya, komşuya dağıldığı toplumlarda ayrışmanın nasıl seyrettiği, yeniden yakınlaşma krizinin aynı yaşta ve aynı yoğunlukta görülüp görülmediği büyük ölçüde bilinmiyor.
Kendin dene
Aklında kalsın
Mahler sıradan bebeklerin anneleriyle ayrışmasını Manhattan'daki bir gözlem merkezinde izledi ve 1975'te Pine ve Bergman'la bir evre dizisi önerdi.
Kuramda ilk aylar "otistik" ve "simbiyotik" diye adlandırıldı; bu tarihsel adın bugünkü otizm tanısıyla bağı yoktur.
Ayrışma-bireyleşme farklılaşma, pratik yapma, yeniden yakınlaşma ve nesne sürekliliğine doğru ilerleyen bir süreçtir; ikinci yılın ortasındaki kriz, uzaklaşma isteğiyle yakınlık ihtiyacının çatışmasıdır.
Stern ve bebek araştırmacıları, yenidoğanın dünyaya kapalı ve ötekiyle kaynaşmış olmadığını gösterdi; yüze yönelim sağlam bir bulgu, doğuştan taklit ise tartışmalı.
Erken evre kuramı büyük ölçüde değişti, iki yaşındaki çocuğun gidip gelişine dair betimleme ise kliniğin ve gözlemin dilinde kaldı.
Sonraki derse köprü
Mahler'in kitabı çıktığında Amerika'daki psikanaliz kurumlarının ortak dili hâlâ Hartmann'dan beri kurulan ego kavramlarıydı; birkaç on yıl içinde aynı okul kliniklerdeki ve üniversitelerdeki ağırlığını yitirdi. Bu yükselişin ve düşüşün tarihi, modülün son dersi M15-D06'nın konusu: bir ekol nasıl merkeze gelir, sonra hangi itirazlar, hangi rakipler ve hangi kurumsal değişimler onu kenara iter?
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.