M15-D04
Spitz ve erken yoksunluk
Spitz'in kurum bebekleri gözlemlerini ve sonraki yoksunluk araştırmalarını aktarır.
Psikanaliz Akademisi — M15, Ego psikolojisi ve gelişim · 3.030 kelime · 16 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 20 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
1945 raporu, beslenme ve temizlik yerindeyken de sürekli bir bakım ilişkisinden yoksun kalan bebeklerin gelişiminin gerilediğini öne sürdü; Spitz buna hospitalizm adını verdi.
Anaklitik depresyon, sevgi dolu bir ilişkiden ilk yılın ikinci yarısında ayrılan bebeklerdeki geri çekilmeyi anlatıyordu; anne döndüğünde tablo çoğunlukla geriledi.
Gülümseme, sekizinci ay kaygısı ve "hayır" Spitz'in ilk yılı düzenleyen örgütleyicileridir.
Pinneau verinin zayıflığını gösterdi; ERA ve BEIP sezgiyi destekledi, onarımın süreye ve alana göre değiştiğini de ortaya koydu.
Açılış sahnesi
Gemlik'te, zeytinliklere bakan yamaçta bir çocuk koruma kurumunun bebek bölümü; şubat, kuşluk vakti. Zeliha otuz yıl sebze halinde komisyonculuk yapmış, emekli olunca haftada iki sabah buraya gönüllü gelmeye başlamış. Bugün üçüncü haftası. Gökhan on bir yıldır bu bölümde bakım personeli; vardiya defterini kapatıp yanına geliyor.
"Şu köşedeki kız," diyor Zeliha, "geldiğim ilk gün beşiğinde tavana bakıyordu. Bir şey istemiyordu, ağlamıyordu da." "Geçen salı kucağıma aldım, yarım saat tuttum. Bugün beni görünce kollarını kaldırdı."
Gökhan gülümsüyor. "Burada mama saatinde aksamaz, bezler zamanında değişir. Eksik kalan başka bir şey." Biraz duruyor. "Eskiden her vardiyada başka biri vardı, bebek kimin yüzünü bekleyeceğini bilmiyordu. Şimdi her bebeğin kendi iki ablası, iki abisi var. Sen de onun gönüllüsü ol, başkasına geçme."
Gemlik'teki bebek bölümü de iki kişinin konuşması da bu ders için yazılmış bir kurmacadır; Gökhan'ın "eksik kalan başka bir şey" dediği yeri ise 1940'larda bir psikanalist ölçmeye çalıştı.
Bu derste ne olacak
Erikson ilk evreye temel güveni koymuştu (M15-D03); o güvenin bir muhatabı olduğunu da sessizce varsayıyordu. Bu ders o kişinin hiç sabit olmadığı koşula bakıyor. René Spitz'in hospitalizm ve anaklitik depresyon raporlarını, sonra ilk yılı düzenleyen örgütleyiciler fikrini açacağız. Usta katmanı Spitz'e yöneltilen yöntem eleştirisine ve onun sezgisini yarım yüzyıl sonra Romanya kurumlarından çıkan çocuklarla sınayan iki araştırmaya uzanıyor.
Sıfır noktası
René Árpád Spitz 29 Ocak 1887'de Viyana'da doğdu ve 1910'da tıp eğitimini bitirdi. Ferenczi'nin önerisiyle Freud'un yanında eğitim analizine giren ilk kişilerden biri oldu. 1920'lerde Berlin'de Alman Psikanaliz Derneği'nde çalıştı, 1932–1938 arasında Paris'te psikanaliz ve çocuk gelişimi öğretti, 1939'da New York'a göçtü. Ömrünün son yıllarını Denver'da geçirdi ve 14 Eylül 1974'te orada öldü.
Spitz'i dönemin öteki çocuk analistlerinden ayıran yöntemiydi. Kanepedeki yetişkinin çocukluğunu geriye doğru kurmak yerine, bebeği o yaşta, kendi ortamında gözledi; gözlemlerini test puanlarıyla ve kamera çekimleriyle kaydetti. Gelişim ölçümlerinde ona çocuk psikoloğu Katherine Wolf eşlik etti.
Çalışmaları buradan alıntılanmaz; aşağıda aktarılanlar özettir.
Yaygın yanlış"Kurumdaki bebekler bakımsızlıktan, yani açlık ve hijyen eksikliğinden geriledi."
Spitz'in incelediği kurumların ikisinde de beslenme, temizlik ve tıbbi bakım düzgün bildirildi. Spitz'in iddiası tam bu nedenle dikkat çekti: maddi bakım yerinde olduğu hâlde bebeklerin gelişimi geriliyordu.
Mekanizma
Bebek evi ile cezaevi kreşi: 1945 raporu
Spitz 1945'te yeni kurulan Psychoanalytic Study of the Child yıllığının ilk cildinde "Hospitalism" başlıklı bir rapor yayımladı. Bebeklerin kaldığı iki kuruma adlarını vermedi; birine "Kreş" (Nursery), ötekine "Bebek Evi" (Foundling Home) dedi. Yerlerini ve tarihlerini de yazmadı. Sonraki tarih çalışmaları bebek evinin Meksika'da, kreşin ise New York'ta bir cezaevinin içinde olduğunu ortaya koydu.
Kreşte bebekler annelerinin yanındaydı ve anneler bakıma doğrudan katılıyordu. Bebek evinde ise anneler bebeği bıraktıktan sonra ayrılmıştı; bakım kurumun personeli arasında paylaşılıyordu. Spitz'e göre iki kurumda beslenme, temizlik, sıcaklık ve tıbbi bakım karşılaştırılabilir düzeydeydi. Wolf iki gruptaki bebekleri Viyana bebek testleriyle düzenli aralıklarla ölçtü ve aileleri yanında büyüyen iki karşılaştırma grubunu da ekledi.
Kurum bebeklerinin hastalığını mikroplara bağlayan pediatri anlayışı bebekleri dokunmadan uzak tutmayı öneriyordu. Spitz ise gerilemeyi uyaran eksikliğiyle açıklamadı; kreşteki bebeklerin oyuncakları vardı ve asıl fark annelerin yanlarında olmasıydı. Ona göre belirleyici olan duygusal ve toplumsal yoksunluktu.
Altıncı aydan sonra gelen ayrılık
Spitz ve Wolf 1946'da aynı yıllıkta ikinci bir rapor yayımladı. Bu kez konu cezaevi kreşindeki bebeklerdi: ilk altı ayını annesiyle geçiren bazı bebekler, ilk yılın ikinci yarısında birkaç ay annelerinden ayrı kaldı. Ayrılığın ardından bu bebeklerin bir kısmında önce ağlama ve huzursuzluk, sonra geri çekilme, ilgisizlik ve gelişimde duraklama görüldü. Anne birkaç ay içinde döndüğünde tablo büyük ölçüde geriledi.
Kayıt yalnız yazıyla kalmadı. Spitz 1947'de Wolf'la birlikte "Grief: A Peril in Infancy" adlı sessiz bir görüntü kaydı hazırladı. Yaklaşık yirmi beş dakikalık çekimde, bebek evine yerleştirildikten sonra haftalar içinde içine kapanan bir bebek ve annesi döndükten sonra yeniden oynayan aynı bebek görülüyordu. Kayıt, ayrılığın bebekte nasıl göründüğünü yazıdan görüntüye taşıdı; Bowlby ile Robertson'un hastaneye yatırılan küçük çocuklar üzerine çalıştığı yıllarda (M15-D01) bu tür çekimler yeni anne bakımı fikirlerinin en etkili taşıyıcıları arasındaydı.
Spitz tabloyu yetişkin melankolisine benzetti; bebekteki geri çekilmenin yetişkin depresyonuyla aynı süreç olduğu ise hiç gösterilmedi. Ayrılığın bebekte nasıl bir sıkıntı doğurduğu ise bağlanma araştırmasının konusu oldu (Terapi S01-P03-D06; ayrılık sıkıntısı İlişki M17-D01'de).
Yaygın yanlış"Bebek ayrılığı unutur, çünkü o yaşta hatırlamaz."
Spitz'in kayıtları da sonraki bağlanma gözlemleri de ayrılığın bebekte o anda belirgin bir tepki doğurduğunu gösterdi. Ayrılığın kalıcı iz bırakıp bırakmaması süresine, yerine kimin geçtiğine ve sonrasında ne olduğuna bağlı; bunu sonraki araştırmalar Spitz'den çok daha ayrıntılı ölçtü.
Gülümseme, yabancı yüz ve hayır
Spitz ilk yılın gelişimini 1959'daki Ego Oluşumunun Genetik Alan Kuramı'nda ve 1965 tarihli The First Year of Life'ta bir şemaya bağladı. Ona göre gelişim düzgün bir eğriyle ilerlemiyordu: belirli anlarda dağınık parçalar yeni bir düzende toplanıyor ve bu anlar dışarıdan görülebiliyordu.
İlk örgütleyici üçüncü ay dolaylarında beliren gülümsemedir. Spitz'e göre bu dönemde bebek önüne çıkan herhangi bir yüze gülümser; gülümseme henüz belirli bir kişiye bağlanmamıştır. İkinci örgütleyici gülümsemenin seçici hâle geldiği andır.
Davranış bugün "yabancı kaygısı" adıyla gelişim psikolojisinin olağan bir konusu; başlangıç yaşı bebekten bebeğe, tepkinin şiddeti de yabancının yaklaşımına ve annenin orada olup olmadığına göre değişiyor. Spitz'in kesin ay şeması bu yüzden bir yön gösterici olarak okunuyor.
Usta katmanı
Pinneau'nun itirazı
Spitz'in raporları hızla yayıldı ve Bowlby'nin 1951'de Dünya Sağlık Örgütü için hazırladığı anne bakımı raporunun dayanaklarından biri oldu. Asıl sert eleştiri ise psikoloji içinden geldi.
Pinneau'nun itirazı Spitz'in kurumların yerini ve tarihini açıklamamasıyla başlıyordu: bu yüzden kimse gözlemleri yeniden yapamıyordu. Ardından raporlar arasındaki yanlışlıkları ve tutarsızlıkları tek tek gösterdi. Sonraki yöntem tartışmaları başka kaygılar da ekledi. Gruplar bebeklerin yaşı, sağlığı ve ailesinin durumu bakımından baştan farklı olabilirdi, testi uygulayan kişi bebeğin hangi gruptan geldiğini biliyordu, hastalıkların ve kurumda geçen sürenin etkisi annenin yokluğundan ayrılamıyordu.
Romanya'dan gelen cevap
Spitz'in iddiasını doğrudan sınamak etik olarak düşünülemezdi: kimse bebekleri bilerek ilişkisiz bırakamazdı. 1989'da Romanya'daki rejim çöktüğünde dünya, binlerce çocuğun ağır yoksunluk koşullarında büyüdüğü kurumları gördü. Bu çocukların bir kısmının yurt dışına evlat edinilmesi, araştırmacılara Spitz'in sorusunu kendiliğinden kurulmuş bir karşılaştırmayla sorma imkânı verdi. Erken yoksunluk kavramının kendisi Terapi akademisinde (S01-P03-D02) tanımlandı; burada iki büyük çalışmanın verisine bakıyoruz.
Michael Rutter'ın başlattığı İngiliz ve Romanyalı Evlat Edinilenler çalışması (English and Romanian Adoptees, ERA), Romanya kurumlarından İngiltere'deki ailelere evlat edinilen çocukları altı, on bir ve on beş yaşlarında, sonra yirmili yaşlarının başında izledi.
İkinci çalışma rastgele atamayı (Temel Psikoloji M02-D03) kullandı. Charles Nelson, Charles Zeanah ve Nathan Fox'un yürüttüğü Bükreş Erken Müdahale Projesi (Bucharest Early Intervention Project, BEIP), kurumdaki küçük çocukların bir kısmını kurayla koruyucu ailelere yerleştirdi, ötekiler kurumda kaldı. Yazarlara göre bu, koruyucu aileyi kurum bakımına bir seçenek olarak sınayan ilk rastgele kontrollü çalışmaydı.
Rastgele atama çalışmanın gücüydü; tartışmanın merkezi de oldu. Eleştirenler, aile ortamının daha iyi olacağı büyük ölçüde beklenirken bir grup çocuğu kurumda bırakmanın kabul edilebilir olup olmadığını sordu. Çalışmanın etiği Science dergisinde 2007'de ayrı bir yazıyla tartışıldı. Araştırmacıların kendisi de 2012'de bir vaka incelemesi yayımladı: kırılgan bir grubun başka bir ülkede, yabancı araştırmacılarca incelenmesini, çalışmanın toplumsal değerini, katılan çocuklar için riskleri ve yararları ve çalışma bittikten sonra araştırmacıların yükümlülüklerini tek tek ele aldılar (Zeanah, Fox ve Nelson, 2012). Aynı sayıdaki bir yorum, bir araştırmanın toplumsal değerinin hangi ölçüyle tartılacağını ayrıca sordu. Tartışma kapanmış değil; iki taraf da çocukların korunmasını savunuyor, farkları bu korumanın bir deneyle mi, deneysiz mi sağlanacağında.
Yaygın yanlış"Erken yoksunluğun zararı ya tamamen kalıcıdır ya da sevgi dolu bir aileyle tamamen silinir."
ERA verisinde bilişsel güçlük yetişkinlikte geriledi, bazı sosyal ve dikkat güçlükleri sürdü, duygusal belirtiler geç dönemde arttı ve uzun yoksunluk yaşayanların beşte biri hiç sorun göstermedi. Tablo alana, süreye ve kişiye göre değişiyor.
Bu iki çalışma Spitz'in temel sezgisini, yani sürekli bir bakım ilişkisinin yokluğunun maddi bakım yerinde olsa bile gelişimi zedelediğini, Spitz'in kendi verisinden çok daha sağlam bir zeminde destekledi. Ayrıntılar ise onun öngördüğünden karmaşık çıktı. Spitz'in "üç ay" sınırı yerine ERA'da altı ay civarında bir eşik belirdi; bazı etkiler onarıldı, bazıları sürdü, bazıları yıllar sonra ortaya çıktı. Mekanizma da tek bir annenin yokluğuna indirgenemedi.
Kanıtın sınırı
Spitz'in 1945 ve 1946 raporları bir sezginin tarihsel kaydı olarak değerli, ama kanıt olarak sınırlı: kurumların yeri gizli kaldı, değerlendirici kör değildi, gruplar baştan eşit olmayabilirdi ve gözlemler hiçbir zaman aynı kurumlarda tekrarlanamadı. Sonraki güçlü kanıt Romanya'nın özel ve aşırı koşullarından geliyor. Oradaki kurumlarda ilişkisizliğe beslenme ve uyaran yoksulluğu da eşlik ettiği için, bulguları bugünkü daha küçük, bakım personeli sabitlenmiş kurumlara genellemek dikkat ister. ERA rastgele atama içermeyen bir doğal deneydir ve izlemde kayıp yaşadı; BEIP rastgele atamalıdır ama tek bir şehirdeki tek bir çalışmadır ve etik tartışması sürüyor. Duyarlı dönemin tam olarak nerede başlayıp bittiği, geç başlayan duygusal belirtilerin hangi yollardan geliştiği ve hangi çocuğun neden sorunsuz kaldığı henüz bilinmiyor.
Kendin dene
Aklında kalsın
1945 raporu, beslenme ve temizlik yerindeyken de sürekli bir bakım ilişkisinden yoksun kalan bebeklerin gelişiminin gerilediğini öne sürdü; Spitz buna hospitalizm adını verdi.
Anaklitik depresyon, sevgi dolu bir ilişkiden ilk yılın ikinci yarısında ayrılan bebeklerdeki geri çekilmeyi anlatıyordu; anne döndüğünde tablo çoğunlukla geriledi.
Gülümseme, sekizinci ay kaygısı ve "hayır" Spitz'in ilk yılı düzenleyen örgütleyicileridir.
Pinneau verinin zayıflığını gösterdi; ERA ve BEIP sezgiyi destekledi, onarımın süreye ve alana göre değiştiğini de ortaya koydu.
Sonraki derse köprü
Spitz bakım veren yüz eksik olduğunda bebeğe ne olduğunu kaydetti. Margaret Mahler ise annesi yanında olan bebekleri izledi ve sorunun öbür yüzünü sordu: bebek bu yüzden nasıl yavaş yavaş ayrılıyor, kendi sınırlarını nasıl çiziyor? Mahler'in ayrışma-bireyleşme evreleri buna bir cevap verdi; sonraki kuşağın bebek araştırmacıları ise bu evrelerin ilkini, bebeğin anneyle kaynaşmış başladığı varsayımını sorguladı. M15-D05 o evreleri ve o itirazı ele alıyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.