İçeriğe geç

M15-D01

Anna Freud ve çocuk analizi

Anna Freud'un çocuk analizine yaklaşımını ve Hampstead çalışmalarını anlatır.

Psikanaliz Akademisi — M15, Ego psikolojisi ve gelişim · 3.090 kelime · 16 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 21 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Anna Freud çocuk analizine bir sınıftan geldi; 1927 kitabı çocuğu kanepeye uyarlamak yerine tekniği çocuğa göre değiştirdi.

Hazırlık dönemi, eğitsel öğe ve ebeveynle düzenli görüşme, onun yaklaşımını Klein'ınkinden ayıran üç işaretti.

Kreş raporlarına göre küçük çocuğu bombadan çok ailesinden kopmak sarstı; yapay aileler sürekli bir bakımverenin neler değiştirebildiğini gösterdi.

Klinik, dizin ve gelişim çizgileri çocuğu birçok hatta birden okumanın araçlarıydı.

Kayıtların çoğu kuramı kuranların elinden çıktı; bugünkü derlemeler destek gösteriyor ama yöntemsel zaafları da sayıyor.

Açılış sahnesi

Tavşanlı'da, belediyenin çarşı arkasındaki gündüz bakımevi, öğle uykusundan sonraki yarım saat. Küçük odada yer minderleri toplanmış, pencerenin önünde süt bardakları sıraya dizilmiş. Reşide on bir yıldır burada bakıcı. Karşısında oturan Yalçın ilçedeki aile destek merkezinde çocuk gelişim uzmanı; üç haftadır salı ve perşembe sabahları bir köşeye oturup yeni gelen bir oğlanı izliyor.

Oğlanın annesi uzun bir tedavi için Ankara'da yatıyor. Babası işe giderken çocuğu kapıya bırakıyor, akşam babaannesi alıyor. "Eksiği yok aslında," diyor Reşide. "Yemeğini yiyor, oyuncak da var, arkadaş da. Ama ilk hafta hiçbirine dokunmadı."

Yalçın defterini açıyor. "Ben başka bir şey yazdım. Senin vardiyan bittiğinde kapıya yürüyor. Öbür ablalar çağırınca gitmiyor. Perşembe sen hastaydın, bütün sabah pencerenin önünde ayakkabılarını giyip çıkardı."

Reşide bir an susup bardakları düzeltiyor. "Ben herkese eşit davranayım diye ona fazla yüz vermemeye çalıştım."

"Belki tersini denemek lazım," diyor Yalçın. "Bir süre onu hep sen karşıla, sen yatır, sen kaldır. Öbür çocukları kıskandırır mı, göreceğiz."

Tavşanlı da bakımevi de bu iki meslektaş da kurmaca; sahnedeki gözlem ise 1940'ların Londra'sında, savaşın ortasında bir grup kreş çalışanının defterlerine geçmiş bir gözlemin akrabası.

Bu derste ne olacak

M14-D08 hareketten kopanların bıraktığı kurumları toplamıştı. Freud'un ölümünden sonra merkezde kalanların en yakını kızıydı; savunma kataloğu M06-D08'de okundu, çocuklarla çalışması ise bu derse kaldı.

Bir ilkokul öğretmeninin çocuk analistine dönüşmesinden başlayıp 1927 kitabının tekniğine, savaş yıllarındaki Hampstead kreşlerine ve savaş sonrası kliniğe geçeceğiz. Usta katmanı bağlanma araştırmasına ve Theresienstadt'tan gelen altı çocuğun kaydına uzanıyor; kanıt tarafında çocuk terapisinin bugünkü ölçümleri var.

Sıfır noktası

Anna Freud yetişkin hastalarla başlamadı. Yaşamının ilk meslek yılları bir sınıfta geçti: 1914'te öğretmenlik sınavını verdi ve Viyana'daki Cottage Lyceum adlı kız okulunda önce stajyer, sonra sınıf öğretmeni olarak çalıştı. 1920'de hastalık nedeniyle okuldan ayrıldı. 1922'de dövülme fantezileri ile gündüz düşleri üzerine bir bildiri sunarak Viyana Psikanaliz Derneği'ne üye oldu. Öğretmenlik geçmişi sonraki işinin her yerinde görünür: çocuğu bir sınıfın, bir ailenin, bir günlük düzenin içinde düşünmeye alışmıştı.

Çocuk analizi o yıllarda henüz ayrı bir alan sayılmıyordu; Freud Küçük Hans'ı (M08-D04) babası aracılığıyla, uzaktan izlemişti. Viyana'da Hermine Hug-Hellmuth, Berlin'de ve sonra Londra'da Melanie Klein çocuklarla doğrudan çalışıyordu. Anna Freud'un yolu ikisinden de ayrıldı.

Yaygın yanlış"Çocuk analizi, yetişkin analizinin küçültülmüş bir biçimidir."
Doğrusu

Anna Freud'un ilk teknik kitabı tam tersini savunur: çocuk hastalık bilincine, serbest çağrışıma ve kanepeye yetişkin gibi gelmez; teknik baştan çocuğun gelişim düzeyine göre kurulmalıdır.

Mekanizma

Bir tekniğin doğuşu: 1927

Anna Freud 1920'lerin ortasında Viyana Psikanaliz Derneği'nin eğitim enstitüsünde çocuk analizi üzerine dersler verdi. Bu derslerden doğan Einführung in die Technik der Kinderanalyse (Çocuk analizi tekniğine giriş) 1927'de basıldı. Kitabın cümleleri buradan alıntılanmaz; argümanı özetle aktarılıyor.

Kitabın ilk sorusu basittir: çocuk analize neden gelsin? Yetişkin hasta acı çektiği için kapıyı kendisi çalar. Çocuğu ise ebeveyni getirir; çoğu zaman bir sorunu olduğunu düşünmez, düşünse bile bunu analistle konuşmak için bir neden görmez. Anna Freud bu yüzden asıl analizden önce bir giriş dönemi önerdi. Bu dönemde analist çocuğun güvenini kazanmaya, kendini onun gözünde ilginç ve işe yarar biri yapmaya, çocukta bir tür hastalık bilinci uyandırmaya çalışır.

İkinci fark eğitimle ilgilidir. Anna Freud'a göre çocuğun beni (ego) ve süperegosu henüz biçimlenmektedir; analiz dürtüleri bastırmadan kurtardığında çocuk onları denetleyecek araçlara her zaman sahip değildir. Bu nedenle analist bir ölçüde eğitici de olmalıdır: bastırmayı gevşetirken çocuğun sınırlarını tutmasına da yardım eder. Bu öneri, analistin tarafsızlığını en temel ilke sayanlar için rahatsız ediciydi ve kitabın en çok tartışılan yeri oldu.

Üçüncü fark ebeveynlerdir. Çocuk aktarımı (Terapi Akademisi, S02-P02-D06) yetişkininki gibi kuramaz, çünkü ebeveyn henüz geçmişte kalmış bir figür olmayıp her akşam eve döndüğü gerçek bir insandır. Anna Freud'a göre bu yüzden analist ebeveynle düzenli görüşmeli, evde ve okulda olup biteni bilmelidir. Oyun da onun için çocuğu tanımanın bir yoluydu; ama oyundaki her hareketi bir serbest çağrışım gibi yorumlamaya karşı çıktı. Klein'ın oyun tekniği ve iki kadının ayrılığı M16-D02 ile M16-D05'e kalıyor.

Hampstead Savaş Kreşleri

Anna Freud 1938'de babasıyla birlikte Londra'ya geldi (Viyana'dan çıkışı hızlandıran sorgu M09-D06'da). Savaşın ikinci kışında, Ocak 1941'de, Amerikalı çocuk analisti Dorothy Burlingham'la birlikte Hampstead Savaş Kreşleri'ni (Hampstead War Nurseries) kurdu. İkisi Hampstead'de, biri Essex kırsalında olmak üzere üç ev açıldı; bombardımanda evini kaybeden ya da savaşın dağıttığı ailelerden gelen çocuklar gece gündüz burada kaldı. Kreşler 1945'e kadar sürdü; masrafların büyük kısmını Amerikan yardım kuruluşu Foster Parents' Plan for War Children karşıladı.

Kreş çalışanlarının gözlemleri her ay bağışçı kuruluşa giden raporlarda toplanıyordu. Raporlardan iki kitap çıktı: 1943'te War and Children (Savaş ve çocuklar) ve 1944'te Infants Without Families (Ailesiz bebekler). İkincisinin konusu adından da okunur: ailesinden ayrılmış küçük çocukta sürekli bir duygusal bağın yokluğunun gelişime ne yaptığı.

Yazarlar bombanın zararsız olduğunu söylemedi; enkaz altında kalan çocukları da anlattılar. Söyledikleri, küçük bir çocuk için tehlikenin anlamını yanındaki yetişkinin belirlediğiydi: annesinin yanındaki çocuk için bir baskın çocukluğun öteki kazaları gibi geçebiliyor, ailesinden koparılan çocuk için ise tahliye bir yıkıma dönüşebiliyordu.

Yapay aileler

Kreşte en çok anılan değişiklik bir düzenleme hatasından doğdu. Başlangıçta her çalışan yaş grubundaki her çocukla ilgileniyordu; kimse kayırılmasın diye özel bağlar engelleniyordu. Ekip iki şey fark etti: bazı çocuklar belirli bir çalışanın peşinden ayrılmıyor, ondan kişisel bir ilgi istiyor ve geri çevrildikçe hayal kırıklığına uğruyordu; bazı çocuklarda da gelişim adımları gecikiyordu. Raporlar bu gecikmeyi kalıcı bir anne ilişkisinin yokluğuna bağladı.

Çözüm, büyük grubu dörder çocuklu küçük "ailelere" bölmekti. Her çalışan kendi grubunu yıkadı, giydirdi, korudu; eşleştirmede çocukların ve çalışanların gösterdiği tercihler gözetildi. Raporun anlattığı ilk sonuç beklenmedikti: bağlar bir hafta içinde kuruldu, ama ilk haftalar fırtınalı geçti. Çocuklar yeni "annelerine" kaygıyla yapıştı, kapıya yöneldiği her an ağladı, grup içinde ve dışında kıskançlık arttı. İki üç hafta sonra fırtına dindi; ilişki sakinleşti ve birkaç çocukta takılıp kalmış gelişim adımları hızla ilerledi.

Reşide'nin "herkese eşit davranayım" kaygısı kreşin ilk kuralıdır; Yalçın'ın "kıskandırır mı" sorusu raporun gördüğü fırtınayı sezer. Bugün bazı kreşlerde her çocuğa sabit bir sorumlu yetişkin atanması aynı sezgiye yaslanır; bağlanmayı bir davranış sistemi olarak kuran ders ise S01-P03-D06 (Terapi).

Klinik, dizin ve gelişim çizgileri

Savaş bittiğinde ekip dağılmadı. Anna Freud 1947'de çocuk analizi eğitimi veren bir kurs başlattı. 1951'de Maresfield Gardens'ta bir bina alındı ve Hampstead Child Therapy Course and Clinic 1952'de hasta kabul etmeye başladı. Gözlemi, eğitimi ve tedaviyi bir çatı altında tutan ilk çocuk analizi merkezlerinden biriydi. Anna Freud 1982'de öldü; kurum 1984'te Anna Freud Centre adını aldı ve bugün Anna Freud National Centre for Children and Families olarak çalışıyor.

Kliniğin en özgün aracı bir dizindi. Tedavi eden analistlerin haftalık raporlarındaki malzeme ortak kavram başlıkları altında toplandı: aktarım, savunma, eyleme vurma gibi. Böylece farklı çocuklardaki benzer bir olay tek bir başlık altında yan yana okunabildi.

Dizin, Anna Freud'un 1965 kitabı Normality and Pathology in Childhood'a (Çocuklukta normallik ve patoloji) da malzeme verdi. Kitap bir çocuğu tek bir belirtiyle ya da tek bir psikoseksüel evreyle değerlendirmek yerine, birçok gelişim hattında birden nerede durduğuna bakmayı önerdi.

Anna Freud ergenliği de bu bakışla okudu. 1958'de yayımlanan ergenlik yazısında bu yaştaki çalkantının önemli bir kısmının gelişimin olağan bir parçası olabileceğini, dışarıdan bakan için hastalığa benzeyen dalgalanmaların zamanla kendiliğinden yatışabileceğini savundu. Çizgi Erikson'un kimlik sorusuna (M15-D03) uzanacak.

Yaygın yanlış"Gelişim çizgileri, her çocuğun uyması gereken bir takvim verir."
Doğrusu

Anna Freud çizgileri, aynı çocuğun farklı alanlardaki ilerleyişini birbiriyle kıyaslamak için önerdi; çocukları bir norma göre sıralamak amacı yoktu. Kitapta tek tek basamaklar için yaş sınırı konmadı; çizgiler arasındaki büyük açıklık dikkat isteyen bir işaret sayıldı.

Usta katmanı

Hampstead'in en uzun kolu bağlanma araştırmasına uzanır. Joyce ve James Robertson 1941'de kreşlerde çalışmaya başladı; James 1948'de Tavistock Kliniği'nde John Bowlby'nin yanına geçti ve hastaneye yatırılan küçük çocukların ailelerinden ayrıyken nasıl davrandığını gözlemledi. Bowlby'nin bağlanmayı psikanalizden ayırıp etoloji üzerine kurması M19-D03'ün konusu; ayrılığa verilen tepkilerin bugünkü tanımı İlişki Akademisi'nde (M17-D01) ayrılık sıkıntısı adıyla kuruldu.

İkinci kol savaş sonrası bir kayıttır. 1945 baharında Theresienstadt'ta kurtarılan ve ağustosta İngiltere'ye getirilen çocuklar arasında, bebekliklerinde ebeveynlerini yitirmiş altı küçük çocuk vardı. Karşılama kampını yönetenlerden biri eski kreş ekibindendi; altı çocuk kalabalıktan uzak tutulmak üzere bir yıllığına Sussex'te Bulldogs Bank adlı bir kır evine yerleştirildi. Anna Freud ile Sophie Dann'ın 1951'de yayımlanan raporu bu yılı anlatır. Çocuklar başta yetişkinlere karşı soğuk, huzursuz ve öfkeliydi. Birbirlerine ise olağanüstü bağlıydılar: yiyeceklerini paylaşıyor, herkesin payını gözetiyor, aralarından biri yokken onun için kaygılanıyorlardı. Yazarlar bu çocukların duygusal hayatında belirgin izler gördü; ama onların ne zihinsel bir geri kalmışlık, ne suça yönelme ne de psikoz tablosu gösterdiğini, sevgilerini birbirlerine yönelterek kaygılarının bir kısmıyla baş edebildiklerini yazdı. Rapor, erken anne yoksunluğunun her durumda kalıcı ve belirli bir hasar bıraktığı yolundaki genel kanıya bir sınır çizdi. Spitz'in kurumda büyüyen bebeklerle ilgili gözlemleri M15-D04'te bu tablonun öbür yüzünü gösterecek.

Yarım yüzyıl sonra geriye dönüp bakılabilmesini haftalık raporlara borçluyuz; kayıtları tedaviyi yürütenlerin tutması da çalışmanın sınırı.

Yaygın yanlış"Hampstead gözlemleri, kurumda büyümenin her zaman kalıcı bir hasar bıraktığını kanıtladı."
Doğrusu

Kreş raporları ayrılığın ağırlığını vurguladı; ama aynı ekibin yapay aile düzenlemesi ve Bulldogs Bank raporu, sürekli bir bağ kurulduğunda ya da akranlar birbirine tutunabildiğinde gelişimin yeniden yol bulabildiğini de kaydetti.

Kanıtın sınırı

Hampstead belgelerinin çoğu, kuramı da kuran bakım ekibinin gözlem notlarıdır; neyin kaydedilmeye değer görüldüğünü kuram belirledi. Kreşlerde de Bulldogs Bank'ta da karşılaştırma grubu yoktu, bu yüzden ayrılığın etkisi savaşın, yoksulluğun ve kaybın etkisinden ayrılamıyor. Altı çocuğun bir yılını anlatan bir rapordan genel bir yasa çıkarmak sınırı aşar. Gelişim çizgilerinin geçerliği de bugünkü anlamda ölçülmedi. Weisz ve arkadaşlarının 2017 meta-analizi elli yılda 447 çalışmayı ve 30.431 genci topladı: çocuk ve ergen terapilerinin ortalama etkisi ılımlıydı ve rapor edene göre değişiyordu (bilgi veren uyuşmazlığı, Terapi S01-P03-D03). Çocuk, ebeveyn ve öğretmen raporlarında tutarlı etki gösterenler yalnız gence odaklı davranışçı terapilerdi. Yazarlar daha çeşitli örneklemlere ihtiyaç olduğunu da not etti; Türkiye'deki çocuklar için ayrıca sınanmaları gerekiyor.

Kendin dene

Aklında kalsın

Anna Freud çocuk analizine bir sınıftan geldi; 1927 kitabı çocuğu kanepeye uyarlamak yerine tekniği çocuğa göre değiştirdi.

Hazırlık dönemi, eğitsel öğe ve ebeveynle düzenli görüşme, onun yaklaşımını Klein'ınkinden ayıran üç işaretti.

Kreş raporlarına göre küçük çocuğu bombadan çok ailesinden kopmak sarstı; yapay aileler sürekli bir bakımverenin neler değiştirebildiğini gösterdi.

Klinik, dizin ve gelişim çizgileri çocuğu birçok hatta birden okumanın araçlarıydı.

Kayıtların çoğu kuramı kuranların elinden çıktı; bugünkü derlemeler destek gösteriyor ama yöntemsel zaafları da sayıyor.

Sonraki derse köprü

Anna Freud benin savunmalarını kataloglamış, kreşlerde de çocuğun çevresine nasıl tutunduğunu izlemişti. Okyanusun öbür yakasında ona yakın çevreden gelen bir Viyanalı, Heinz Hartmann, soruyu başka bir yere taşıdı: ben yalnız çatışmalardan korunmak için mi vardır, yoksa algı, bellek ve hareket gibi işlevleri çatışmadan bağımsız olarak, çevreye uyum için mi gelişir? Hartmann ve uyum (M15-D02), çatışmasız bir ego alanı fikrinin Amerikan psikanalizini nasıl yeniden kurduğunu açacak.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.