M14-D07
Harry Stack Sullivan
Sullivan'ın kişilerarası psikiyatrisini ve katılımcı gözlemci kavramını açıklar.
Psikanaliz Akademisi — M14, İlk ayrılıklar ve kültürcüler · 2.954 kelime · 17 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 13 dk okuma · 20 dk dinleme
Terapi Akademisi’nde: S05-P01-D08
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Sullivan psikozu yaşayan genç erkeklerle Baltimore'da çalıştı, sonra Washington'da bir psikiyatri okulunun ve bir derginin kuruluşunda yer aldı.
Onun kuramında kaygı bir insandan ötekine geçer; benlik sistemi kişiyi bu kaygıdan korumak için kurulur ve seçici dikkatsizlikle kendini korur.
Paratatsik çarpıtma, eski ilişkilerin kalıbıyla yeni insanı görmektir; terapist de bu çarpıtmanın dışında kalmaz.
Katılımcı gözlemci fikri, görüşmeyi yapanın da görüşmenin malzemesi olduğunu söyler.
Ahbaplık fikri bir izlem çalışmasında kısmen desteklendi; kişilerarası terapinin kanıtı güçlü, ama o kanıt bir tekniğe ait.
Açılış sahnesi
Divriği'de, yatılı bölge ortaokulunun eski erkek yatakhanesi, haziran sonu. Okulun kırkıncı yılı için mezunlar çağrılmış; ranzalar sökülmüş, yerine sergi panoları dizilmiş. Suzan yirmi altı yıl bu yatakhanenin belletmeniydi. Akşam etütten sonra ışıkları o söndürür, gece yarısına kadar elinde bir fenerle koridoru dolaşırdı.
Ertuğrul şimdi Sivas'ta fizyoterapist. Bir panoda kendi sınıfının fotoğrafını buluyor ve yanındaki çocuğu gösteriyor: başka bir köyden gelmiş, ilk gece ikisi de ağlamış, sonra iki yıl boyunca her şeyi birbirine anlatmışlar. "Kendi kardeşime anlatmadıklarımı ona anlatırdım," diyor.
Suzan gülümsüyor. "Ben sizi kapıdan izlerdim. Hiç karışmadım ama, bilirsin."
Ertuğrul başını sallamıyor. "Karışırdınız hocam. Feneri bizim ranzanın önünde bir iki saniye fazla tutardınız. O saniyelerde susardık, siz geçince fısıltı yeniden başlardı. Konuştuklarımızın yarısı sizin fenerinizden saklanmak için sırdı."
Suzan bir an panoya bakıyor. Yirmi altı yıl dışarıdan baktığını sandığı gecelerin içinde olduğunu ilk kez duyuyor.
Yatakhane de belletmen de fener de bu derse sahne kurmak için yazıldı. Ertuğrul'un iki cümlesi ise bir Amerikan psikiyatrının iki fikrini taşıyor: ergenliğe girerken kurulan o ilk derin arkadaşlık ve gözlemcinin hiçbir zaman sahnenin dışında durmadığı.
Bu derste ne olacak
Horney kaygının kökünü ilişkide aradı, Fromm bakışı toplumun bütününe çevirdi (M14-D05, M14-D06). Harry Stack Sullivan bu kuşağın içinde psikanalizi en çok psikiyatri servisinin içinden düşünen addı; Fromm dersinin sonunda adı geçen enstitüyü birlikte kurdukları isim de oydu.
Önce Sullivan'ın Baltimore'daki hastaneden Washington'daki okula uzanan yolunu izleyeceğiz. Sonra kuramını kuracağız: kaygının bir bakımverenden bebeğe nasıl geçtiğini, benliğin kaygıya karşı nasıl örgütlendiğini, geçmiş ilişkilerin bugünkü kişiyi nasıl çarpıttığını ve terapistin bu tablonun neresinde durduğunu. Ergenlik öncesi arkadaşlık fikrinin bugünkü bir izlem çalışmasında nasıl sınandığına ve mirasın kişilerarası terapiye uzanan koluna da bakacağız.
Sıfır noktası
Sullivan 1892'de New York eyaletindeki küçük Norwich kasabasında doğdu ve 1949'da Paris'te, bir danışmanlık yolculuğundayken öldü. Sağlığında çok az kitap yayımladı. Bugün adıyla bilinen kitapların çoğu, ölümünden sonra öğrencilerinin onun derslerinden ve konferans notlarından derlediği ciltlerdir. Bu yüzden Sullivan okumak, bir ölçüde onu dinleyenlerin kaydını okumaktır.
Kuramının çıkış cümlesi kısadır: kişilik, kişinin içinde yaşadığı ilişkilerden ayrılarak incelenemez. Sullivan psikiyatriyi kişiler arasında olup bitenin bilimi olarak tanımlamak istedi. "Kişilerarası psikiyatri" adı buradan gelir.
Yaygın yanlış"Kişilerarası kuram, kişinin iç dünyasını yok sayar."
Sullivan kaygıyı, hayal kurmayı, unutulmuş yaşantıları ve kişinin kendine dair imgelerini uzun uzun anlattı. Yaptığı, bu iç dünyanın ilişkiler içinde biçimlendiğini ve ilişkiler dışında anlaşılamayacağını savunmaktı.
Mekanizma
Baltimore'dan Washington'a
Tıp eğitiminin ardından Sullivan, 1920'lerin başında Washington'daki St. Elizabeths Hastanesi'nin yöneticisi William Alanson White'ın etkisine girdi. White psikanalizin ilkelerini ağır hastalara, hastanede yatan psikoz yaşantılı kişilere uygulamayı savunan bir psikiyatrdı. Sullivan 1922'den 1930'a kadar Baltimore'daki Sheppard and Enoch Pratt Hastanesi'nde çalıştı; önce hekim olarak, sonra klinik araştırma yöneticisi olarak.
Bu yılların en çok anılan işi, şizofreni tanısı almış genç erkekler için kurduğu küçük kabul servisiydi. Servis hastanenin geri kalanından neredeyse bağımsız işliyordu. Sullivan servisteki bakım personelini kendisi seçti ve eğitti; hastalarla en çok vakit geçirenlerin, onların yaşantısını en iyi anlayanlar olabileceğini düşünüyordu. Bu servis, psikoz yaşantısının da insanlar arasında anlaşılabilir bir süreç olduğu fikrinin Sullivan'daki kaynağı oldu.
Baltimore'dan sonra Sullivan New York'ta muayenehane açtı, ardından Washington'a yerleşti. 1933'te Washington ve New York'ta şubeleri olan William Alanson White Vakfı'nın kurucuları arasında yer aldı; 1936'da Washington School of Psychiatry açıldı ve Sullivan okulu uzun süre yönetti. 1930'ların sonunda kurulan Psychiatry dergisi de bu çevrenin yayın organı oldu ve Sullivan derginin editörlüğünü üstlendi.
Kaygı ve benlik sistemi
Sullivan'ın kuramında kaygı bir dürtü çatışmasından doğmaz; bir insandan ötekine geçer. Bebeği besleyen ve bakan kişi kaygılı, gergin ya da onaylamayan bir hâldeyken bebek bu durumu bir tür duygusal bulaşmayla alır ve kendisi de kaygılanır. Sullivan bu bağı empati diye adlandırdı; bugünkü anlamından daha ilkel, sözsüz bir geçişti kastettiği. Kaygı bebek için açlık ya da üşümeden farklı bir şeydir, çünkü onu giderecek basit bir eylem yoktur.
Çocuk büyüdükçe deneyimlerini bakımverenlerin tepkisine göre ayırmaya başlar. Onay ve şefkat getiren yaşantılar bir kümede toplanır, kaygı ve onaysızlık getirenler başka bir kümede. Bir de öyle yoğun kaygıyla yaşanmış deneyimler vardır ki çocuk onları kendine ait bile saymaz. Sullivan bu üç kişileştirmeyi iyi ben (good-me), kötü ben (bad-me) ve ben-değil (not-me) diye adlandırdı. Benlik bu yapı taşlarından kurulur ve görevi kişiyi kaygıdan korumaktır.
Güvenlik operasyonları Sullivan'ın, Freud'un savunma düzeneklerine yakın bir yerde kurduğu kavramdır; savunmanın genel çerçevesi için Terapi S05-P01-D01'e dönülebilir. Fark vurgudadır: Sullivan bu operasyonları bir iç çatışmanın sonucundan çok, kişinin başkalarının gözündeki yerini korumak için yaptığı hamleler olarak okudu. Bunların en sessizi seçici dikkatsizliktir.
Paratatsik çarpıtma ve katılımcı gözlemci
Sullivan deneyimin üç kipinden söz etti. Bebeklikteki ilk kipte yaşantılar birbirinden ayrılmadan akar. İkinci kipte parçalar yan yana gelir ama aralarındaki ilişki gerçekçi biçimde kurulmaz; bir şey ötekiyle aynı anda olduğu için onunla bağlantılı sanılır. Üçüncü kipte deneyim başkalarıyla paylaşılan simgelerle, ortak bir dille düzenlenir. Ortadaki kipin adı Yunanca "yan yana dizme" anlamına gelen bir sözcükten türetildi: paratatsik.
Aktarım kavramının psikanalizdeki yeri Terapi Akademisi'nde, S02-P02-D06'da kuruldu. Sullivan'ın katkısı bu çarpıtmanın iki yönlü olabileceğini görmesiydi: hastanın terapisti çarpıtması kadar terapistin hastayı çarpıtması da görüşmenin bir parçasıdır. Buradan kuramının en çok alıntılanan fikrine geçer.
Sullivan'a göre psikiyatr görüşmede tarafsız bir ayna olamaz. Sorduğu sorular, sesinin tonu, sustuğu yerler, kaygısı ve sıkıntısı karşısındaki kişinin anlattıklarını biçimlendirir. Psikiyatrın işi bu etkiyi ortadan kaldırmak olamaz, çünkü kaldırılamaz; yapılabilecek olan onu fark etmek ve gözlemin içine katmaktır. Sullivan bu konuma katılımcı gözlem dedi. Adı, antropologların saha araştırmasında kullandığı katılımcı gözlem yöntemini çağrıştırır.
Ahbap: ergenlik öncesinin dostluğu
Sullivan gelişimi bebeklikten erken yetişkinliğe uzanan dönemlere ayırdı ve her dönemi çocuğun o yaşta ihtiyaç duyduğu ilişki türüyle tanımladı. Bu şemada en özgün yer, okul çağının sonuyla ergenliğin başı arasındaki ergenlik öncesidir. Sullivan'a göre bu dönemde çocuk ilk kez aynı cinsiyetten tek bir arkadaşla, İngilizcede "chum" dediği bir ahbapla, özel bir yakınlık kurar. Bu ilişkide ahbabın mutluluğu ve güvenliği kişi için kendi mutluluğu kadar önem kazanır. Sullivan sevme kapasitesinin bu ilişkide olgunlaştığını düşündü.
Ahbaplık ona göre onarıcı bir fırsattır da. Ailede eksik kalan onay, bir akranın gözünde bulunabilir; çocuk kendine başka bir aynada bakabilir. Açılıştaki Ertuğrul'un "kardeşime anlatmadıklarımı ona anlatırdım" cümlesi, bu fikrin gündelik bir karşılığı olarak okunabilir.
Aynı soruya başka bir açıdan bakan bir çalışmada Duane Buhrmester, 10–13 yaşlarındaki 102 çocukla 13–16 yaşlarındaki 70 genci karşılaştırdı. Arkadaşlıktaki yakınlık ergenlerde uyumla tutarlı biçimde ilişkiliydi, ergenlik öncesinde ise daha az tutarlı (Buhrmester, 1990). Bulgu yakın arkadaşlığın önemini doğruluyor, ama bu önemin Sullivan'ın beklediğinden biraz daha geç bir yaşta belirginleştiğini düşündürüyor.
Yaygın yanlış"Ergenlik öncesi arkadaşlığın ne kadar önemli olduğu artık kesin olarak kanıtlandı."
Sullivan'ın fikrini doğrudan sınayan izlem çalışmaları az sayıdadır ve küçük örneklemlerle yürütüldü. Yakın arkadaşlıkla sonraki uyum arasında ilişki bulundu; arkadaşlığın bu uyumu tek başına mı yarattığı, yoksa iyi uyum sağlayan çocukların mı arkadaş edindiği bu verilerle ayrılamıyor.
Usta katmanı
Sullivan'ın en doğrudan mirası kişilerarası psikanalizdir. Clara Thompson, Sullivan ve Fromm'un New York'ta kurduğu enstitü bu geleneği sürdürdü; analistin ilişkiye katıldığı fikri yarım yüzyıl sonra ilişkisel psikanalizin temel önermelerinden biri oldu (M19-D01). Bu soy bağı düz bir çizgi olarak çizilmemeli; ilişkisel ekol Sullivan'ın yanında nesne ilişkileri kuramından ve başka kaynaklardan da beslendi.
İkinci kol, psikanalitik olmayan bir terapiye uzanır. Gerald Klerman ile Myrna Weissman'ın 1970'ler boyunca çökkünlük için geliştirdiği ve 1984'te el kitabı olarak yayımladığı kişilerarası terapi, kuramsal kaynakları arasında Sullivan'ı ve bağlanma kuramını sayar. Yöntemin kendisi ve odak alanları Terapi tarafında (S05-P01-D08) anlatıldı. Sullivan'dan aldığı fikir, ruh hâlinin bugünkü ilişkilerle karşılıklı biçimde değiştiğidir; teknik ise geçmişi çözümlemekten uzak, kısa ve yapılandırılmıştır. Kanıtı da güçlüdür: Cuijpers ve arkadaşlarının 2011 meta-analizi 38 çalışmada 4.356 hastayı topladı ve kişilerarası terapinin kontrol gruplarına üstün olduğunu, başka psikoterapilerden ise farklılaşmadığını buldu.
Üçüncü kol ölçmedir. Timothy Leary 1957'de kişiler arası davranışı güç ve sevgi eksenlerinin kesiştiği bir çember üzerinde düzenledi; Donald Kiesler 1983'te bu çemberi karşılıklı etkileşimin tamamlayıcılığını gösteren bir sınıflamaya çevirdi. Tamamlayıcılık İlişki Akademisi'nde M02-D03'te tanımlandı, çemberin bir ölçek olarak kullanımına Horney dersinde (M14-D05) değinildi. Bu çizgi Sullivan'ın sezgisini, bir kişinin davranışının karşısındakinden belli bir tepki çağırdığı fikrini, ölçülebilir hâle getirmeye çalıştı.
Yaygın yanlış"Katılımcı gözlemci fikri, terapistin seansta kendini açıp kendi hayatını anlatması demektir."
Sullivan'ın kastettiği, terapistin ilişkiyi etkilediğini kabul edip bu etkiyi gözlemesiydi. Kendini açma ayrı bir teknik sorudur; katılımcı gözlem onu gerektirmez, yalnız terapistin kendini görünmez saymasını reddeder.
Kanıtın sınırı
Sullivan'ın kuramının bugüne ulaşan biçimi büyük ölçüde onun derslerini dinleyenlerin derlemelerinden geliyor; hangi formülün Sullivan'ın kendi düşüncesi, hangisinin editörlerin düzenlemesi olduğunu ayırmak her zaman mümkün olmuyor. Kaygının bakımverenden bebeğe geçtiği fikri bugünkü duygu bulaşması ve bağlanma araştırmalarıyla akraba görünüyor, ama o araştırmalar Sullivan'ın özgül şemasını, iyi ben ile ben-değil arasındaki ayrımı sınamak için kurulmadı. Ahbaplık hipotezini doğrudan sınayan çalışmalar az, küçük ve Kuzey Amerika okullarından; bulguların başka kültürlere genellenip genellenemeyeceği belirsiz. Kişilerarası terapinin güçlü kanıtı ise bir tekniğe ait ve Sullivan'ın kuramını bütün olarak doğrulamıyor. Sheppard-Pratt servisinin ne ölçüde başarılı olduğu konusunda dönemin kayıtları tarihçiler arasında hâlâ tartışılıyor; o yıllardan kalan iyileşme anlatıları bugünkü ölçütlerle karşılaştırılabilir veriler sayılmaz.
Kendin dene
Aklında kalsın
Sullivan psikozu yaşayan genç erkeklerle Baltimore'da çalıştı, sonra Washington'da bir psikiyatri okulunun ve bir derginin kuruluşunda yer aldı.
Onun kuramında kaygı bir insandan ötekine geçer; benlik sistemi kişiyi bu kaygıdan korumak için kurulur ve seçici dikkatsizlikle kendini korur.
Paratatsik çarpıtma, eski ilişkilerin kalıbıyla yeni insanı görmektir; terapist de bu çarpıtmanın dışında kalmaz.
Katılımcı gözlemci fikri, görüşmeyi yapanın da görüşmenin malzemesi olduğunu söyler.
Ahbaplık fikri bir izlem çalışmasında kısmen desteklendi; kişilerarası terapinin kanıtı güçlü, ama o kanıt bir tekniğe ait.
Sonraki derse köprü
Adler'den Sullivan'a uzanan yedi isim ya Freud'un çevresinden ayrıldı ya da ana akımın kurumlarıyla çatıştı; her ayrılık arkasında bir dernek, bir dergi ya da bir enstitü bıraktı. Bu kurumların bir kısmı kapandı, bir kısmı başka adlarla sürdü. Yöntemlerin bir kısmı ise bugünkü terapi odalarına, kimi zaman kurucusunun adı unutularak girdi. Hangi kopuşun psikanalizin örgütlenmesini kalıcı olarak değiştirdiğini ve hangisinin bugünkü tedavilerde iz bıraktığını sormak, modülün kapanış dersi Ayrılıkların ardından (M14-D08) için bir başlangıç.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.