M14-D03
Sándor Ferenczi
Ferenczi'nin aktif teknik ve karşılıklı analiz denemelerini ve dil karmaşası makalesini aktarır.
Psikanaliz Akademisi — M14, İlk ayrılıklar ve kültürcüler · 3.018 kelime · 16 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 20 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Ferenczi 1908'den ölümüne kadar Freud'un en yakın dostlarından biriydi ve Budapeşte'de psikanalizin kurucusu oldu; Freud'un çevresinden kurumsal olarak hiç ayrılmadı.
Tekniği iki uç arasında gidip geldi. Aktif teknik hastaya yasak ve görev vererek analizi hızlandırmayı denedi; Ferenczi birkaç yıl sonra bunun direnci artırabildiğini görüp hoşgörüye ve esnekliğe döndü.
Karşılıklı analiz, analistin kör noktasını ciddiye alan ama ilişkinin çerçevesini yıkan bir denemeydi.
Dil karmaşası makalesi gerçek travmayı ve çocuğun saldırganla özdeşleşmesini yeniden gündeme getirdi, analistin ikiyüzlülüğünü de bir tedavi engeli saydı.
Jones'un delilik iddiası arşivle desteklenmedi; ittifak araştırması ise Ferenczi'nin yöntemlerini sınamaz.
Açılış sahnesi
Sürmene'de, sahil yolunun arkasındaki bıçakçılar sırasında küçük bir atölye, şubat sonu. Gülseren yirmi iki yıldır çelik dövüyor; babasından kalan örsün başında, çarşıdaki tek kadın usta. Mahir iki yıldır yanında çırak. Geçen hafta bir müşterinin önünde Mahir'in su verdiği bir bıçağı elinden almış, "Bunu yaktın, çeliği öldürdün" demiş ve bıçağı hurda kovasına atmıştı. Mahir o günden beri az konuşuyor.
Bugün taşın başında ikisi yalnız. Gülseren bileme taşını durduruyor ve bir süre çeliğe bakıyor. "O bıçağı kovadan geri aldım. Sertliği yerindeydi. Belki ben yanıldım. Sen o gün ne hissettin?"
Mahir ne diyeceğini bilemiyor. Önceki ustası yıllarca hiçbir şeyi geri almamış, hiçbir şey sormamıştı. "Kovadan çıkardınız mı?" diyor önce. Sonra yavaşça ekliyor: "Sizin gösterdiğiniz gibi yapmıştım. Ama bir şey diyemedim. İşten çıkarılırım sandım." Gülseren başını sallıyor. "O sabah bir müşteri bana bağırmıştı. Öfkem sana kaldı."
Sürmene'deki atölye de bu iki insan da hayal ürünü. Ustanın sorduğu soru ise 1930'ların başında Budapeşteli bir analistin defterine ve kongre kürsüsüne taşıdığı bir soruydu.
Bu derste ne olacak
M14-D02 Rank'ı bırakırken Ferenczi'yi tek bir soruyla işaret etmişti: odada güç kimde, yakınlık nereye kadar? Bu ders o soruyu Ferenczi'nin kendi deneme yanılma yolu üzerinden izliyor. Gülseren'in sorusu iki şeyi içeriyor: ustanın yanılabileceğini kabul etmek ve çırağın, korktuğu için söyleyemediğini sormak. Ferenczi'nin son yıllardaki çalışması tam bu iki noktada toplanır.
Yol Budapeşte'den ve Freud'la dostluktan başlıyor, aktif teknikten gevşemeye, oradan karşılıklı analize ve 1932'deki dil karmaşası konuşmasına uzanıyor. Araştırma tarafında bir arşiv çalışması ve bir meta-analiz bekliyor.
Sıfır noktası
Ferenczi'nin adı psikanaliz tarihinde uzun süre bir dipnot gibi kaldı. Freud'un en yakın dostlarından biriydi, gizli komitenin üyesiydi (M01-D08), 1909'da Clark yolculuğunda Freud'la ve Jung'la aynı gemideydi (M10-D03). Ama ölümünden sonraki yirmi yılda adı çoğunlukla bir sapmanın örneği olarak anıldı. Bugün ise ilişkisel psikanalizin ve travma çalışmalarının atalarından sayılıyor.
Yaygın yanlış"Ferenczi de Adler ve Jung gibi Freud'dan koparak kendi okulunu kurdu."
Ferenczi hiçbir zaman ayrı bir dernek kurmadı ve uluslararası hareketin içinde kaldı. Ayrılık kurumsal olmaktan çok kuramsal ve kişiseldi; bu yüzden onu "ayrılanlar" arasında saymak kısmen yanıltıcıdır.
Mekanizma
Budapeşteli hekim ve Viyana'daki dost
Sándor Ferenczi 1873'te Miskolc'ta doğdu, Viyana'da tıp okudu ve Budapeşte'de nöroloji ve psikiyatriyle uğraşan bir hekim oldu. Freud'un yazılarını okuduktan sonra 1908'in başında onu Viyana'da ziyaret etti. Aynı yıl başlayan yazışmaları Ferenczi'nin ölümüne kadar sürdü ve sonradan çok ciltli bir edisyon olarak yayımlandı.
Budapeşte'de psikanalizin örgütlenmesi büyük ölçüde onun eseridir. 1918 kongresinde savaş nevrozları üzerine yaptığı konuşmayı M07-D08 anlattı. 1919 baharında, kısa ömürlü Macar Sovyet Cumhuriyeti döneminde, Budapeşte Üniversitesi'nde psikanaliz dersi veren ilk profesör oldu.
Aktif teknik: yasaklar ve görevler
Birinci Dünya Savaşı'nın sonunda Ferenczi, serbest çağrışım ve yorumun bazı hastalarda aylarca sürüp belirtiye dokunmadığını düşündü ve 1919'dan itibaren analistin daha etkin davranmasını önerdi. 1920'de Lahey'deki kongrede anlattığı ve 1921'de basılan "Weiterer Ausbau der 'aktiven Technik' in der Psychoanalyse" bu çizginin en açık metnidir.
Mantık şöyleydi: bir fobide kişi korktuğu yerden uzak durdukça kaygısı da ondan beslenen anılar da gizli kalır. Analist onu korktuğu şeye yaklaşmaya çağırırsa kaygı yükselir ve konuşulacak malzeme yüzeye çıkar. Ketlenmiş olanı uyarmak, ketlenmemiş olanı ketlemek; tekniğin özü buydu.
Aynı yıllarda Ferenczi, Otto Rank'la ortak bir kitap yazdı. 1922'de tasarlanan ve 1924'te çıkan Entwicklungsziele der Psychoanalyse, analizde asıl iyileştirici gücün yaşantıda, yani aktarım içinde yeniden yaşanan ilişkide bulunduğunu savundu. Freud tekrarı daha çok anımsamanın önündeki bir engel olarak görüyordu; iki yazar ise tekrarı terapinin malzemesi saydı. Kitabın bu yönü sonraki ilişki odaklı yaklaşımların erken bir habercisi sayılır. Rank'ın aynı yıl çıkan doğum kitabıyla birlikte komitedeki gerilimi nasıl büyüttüğünü M14-D02 anlattı; kısa süreli terapinin tarihindeki yeri ise M25-D01'de ele alınacak.
Gevşeme, esneklik ve karşılıklı analiz
1920'lerin ortasında Ferenczi yönünü tersine çevirdi. 1926 yazısında aktif tekniğin sınırlarını sıraladı, 1928'de analitik tekniğin esnekliğinden söz etti: analistin kendi ölçüsünü hastaya göre ayarlaması, sabrı ve duygudaşlığı öne alması. 1929'da Oxford kongresinde sunduğu ve 1930'da basılan "Relaxationsprinzip und Neokatharsis" ise yeni bir ilke önerdi.
Ferenczi'nin aklındaki hasta, analistin mesafesini çocukluktaki bir duygusal yoksunluğun tekrarı gibi yaşayan biriydi. Freud bu yöne karşı çıktı; tartışma iki dostun mektuplarında giderek sertleşti.
Bu yolun en uç noktası 1932'de tuttuğu Klinik Günlük'te kayıtlıdır. Günlük Ferenczi'nin ölümünden yarım yüzyıl sonra, 1985'te Fransızca, 1988'de İngilizce ve Almanca yayımlandı; editörü Judith Dupont'tu. Günlükte R.N. diye anılan bir hasta, tarihçilerin Amerikalı Elizabeth Severn olarak tanımladığı kadın, analistin de kendi sorunlarını çözümlemesini istedi. Bir süre bazı seanslarda hasta onu analiz etti. Günlüğü değerlendiren bir yazıya göre Ferenczi denemeyi hastanın başlattığını kaydeder.
Bugünün etik çerçevesinden bakınca bu deneme açıkça sorunludur. Rollerin karışması, hastanın terapistin yükünü taşımaya başlaması ve ilişkinin sınırlarının bulanıklaşması, sınır aşımı ile sınır ihlali arasındaki ayrımın tam ortasına düşer; o ayrımı M29-D01 ele alacak. Bugün aynı soruya süpervizyon ve analistin kendi terapisi cevap veriyor; karşıaktarımın bir bilgi kaynağı olarak kullanılması da (S02-P02-D07, Terapi) bu soruyu çerçeveyi koruyarak ele alıyor.
Yaygın yanlış"Karşılıklı analiz terapistin dürüstlüğünün doğal sonucudur ve bugün de önerilen bir yöntemdir."
Ferenczi'nin denemesi bir hastayla, sınırlı bir süre yapılmış ve kendi günlüğünde tartışılmış bir deneydi. Bugünkü etik kurallar terapistin kendi sorunlarını danışanına çözümletmesini bir sınır sorunu olarak görür. Terapistin yanılgısını kabul etmesi başka bir şeydir ve ilişki için yararlı olabilir.
Dil karmaşası
Ferenczi Eylül 1932'de Wiesbaden'deki uluslararası kongrede son büyük konuşmasını yaptı. Metin 1933'te "Sprachverwirrung zwischen den Erwachsenen und dem Kind" başlığıyla, "Die Sprache der Zärtlichkeit und der Leidenschaft" alt başlığıyla Freud'un uluslararası dergisinde basıldı. Ferenczi açılışta, travmanın son yıllarda haksız biçimde ihmal edildiğini, analistlerin erkenden yatkınlık ve yapıya dayanan açıklamalara kaçtığını yazar.
Ferenczi'ye göre istismar gerçekten yaşandığında çocuk itiraz edecek güce sahip değildir. Korku en uç noktaya varınca çocuk kendini unutarak saldırganın isteğine boyun eğer ve onunla özdeşleşir. Ferenczi bunu "sich mit dem Angreifer vollauf zu identifizieren" diye anlatır: saldırganla tümüyle özdeşleşmek. Anna Freud'un aynı adı başka bir anlamda kullandığını, Ferenczi'nin anlamını ölçen yeni araştırmaları M06-D08 anlattı. Ferenczi bir adım daha atar: çocuk yetişkinin suçluluk duygusunu da içine alır ve kendini hem suçsuz hem suçlu hisseder.
Konuşmanın ikinci büyük teması analistin kendisidir. Ferenczi, hastaların çoğu zaman analiste yönelik eleştirilerini söyleyemediğini, aşırı bir boyun eğiş içine girdiğini yazar. Bu sessiz eleştirinin büyük kısmı, onun deyişiyle "die Hypokrisie der Berufstätigkeit", meslek hayatının ikiyüzlülüğüdür: analist ilgi vaat eder, ama bazı hastalara katlanmakta güçlük çekebilir. Ferenczi rahatsızlığın nedenini analistin kendinde araması ve hastaya açıkça söylemesi gerektiğini savunur ve bunun hastayı incitmek yerine belirgin bir rahatlama getirdiğini kaydeder.
Ferenczi son sayfalarda çocuğu bağlamanın üç yolunu sayar: tutkulu sevgi, tutkulu ceza ve onun "der Terrorismus des Leidens" dediği, acı çeken yetişkinin çocuğu bakım vermeye mecbur bırakması. Sonuncusu, ailedeki dağınıklığı toplamak zorunda kalan çocuktur. Bu tarif, bugün ebeveynleşme (parentification) diye konuşulan durumu akla getirir.
Usta katmanı
Ferenczi Wiesbaden'e gitmeden önce Viyana'ya uğradı ve konuşmasını Freud'a okudu. Freud'un hoşnutsuzluğunu gizlemediği, ama sonra konuşmayı başkalarına zararsız bulduğunu yazdığı aktarılır. Metin 1933'te Almanca basıldı; İngilizce çevirisi ancak 1949'da, uluslararası derginin İngilizce sayısında çıkabildi. Bu gecikmede derginin editörü ve hareketin başındaki isim olan Ernest Jones'un payı tarihçilerce sık tartışılır.
Ferenczi 22 Mayıs 1933'te Budapeşte'de, tıbbi kaynakların ağır bir kan hastalığı olarak kaydettiği pernisiyöz anemiden öldü. Jones yirmi dört yıl sonra, Freud biyografisinin üçüncü cildinde Ferenczi'nin son yıllarındaki görüşlerini ilerleyen bir ruhsal bozulmayla açıkladı. Erich Fromm iddiaya itiraz etti, Ferenczi'nin son yıllarına tanıklık edenlerin ifadelerini topladı; ama tanıklar Ferenczi'nin öğrencileri ve yakınları olduğu için taraflı sayıldı.
Yaygın yanlış"Ferenczi son yıllarında akıl sağlığını yitirmişti, geç dönem yazıları bu yüzden ciddiye alınmaz."
Bu anlatı büyük ölçüde Jones'un biyografisinden gelir. Arşiv çalışması onu desteklemedi ve tarihçiler iddianın bir kuramsal muhalefeti susturma işlevi gördüğünü tartışıyor.
Ferenczi'nin yeniden keşfi 1980'lerde Klinik Günlük'ün yayımıyla hızlandı. İlişkisel psikanaliz (M19-D01) onu analistin ilişkiye katıldığını kabul eden ilk kuramcılardan biri sayar; travma çalışmaları dil karmaşası makalesini bir başlangıç noktası olarak okur.
Ferenczi'nin ilişki vurgusunun bugünkü uzak bir akrabası terapötik ittifak araştırmasıdır (kavram Terapi S00-P01-D03'te, kopma ve onarım S02-P01-D10'da).
Güvenlik notu
Bu derste çocukluk çağı istismarına ve bir terapistin sınırları zorlayan bir denemesine değinildi; konu kimi okurda kendi yaşantısına dair ağır duygular uyandırabilir. Öyleyse okumayı bırakıp bir süre ara vermek de iyi bir seçimdir. İstismar gerçektir ve anlatıldığında ciddiye alınmalıdır. Öte yandan terapide "bastırılmış anıyı ortaya çıkarma" iddiasıyla yürüyen telkinci uygulamalar, yaşanmamış olayların canlı biçimde hatırlanmasına yol açabilir; bu riskin araştırmasını Temel Psikoloji M08-D07 ve M08-D09 aktardı. Biri ötekini geçersiz kılmaz. Yaşadıklarını konuşmak istersen güvendiğin bir yetişkine, bir ruh sağlığı uzmanına ya da bir ruh sağlığı kurumuna başvurabilirsin. Bir terapistin rolleri değiştirmeyi, kendi sorunlarını sana taşımayı ya da seansın dışına taşan bir yakınlığı önerdiği durumda başka bir uzmandan görüş almak hakkındır. Yaşananın sorumluluğu, onu yaşayan çocukta ya da danışanda olmaz.
Kanıtın sınırı
Ferenczi'nin teknik denemelerinin hiçbiri kontrollü biçimde sınanmadı. Aktif tekniğin, gevşeme ilkesinin ve karşılıklı analizin etkisine dair elimizdeki tek kaynak onun kendi vaka notları ve mektuplarıdır; bunlar seçilmiş, kurucunun gözünden yazılmış anlatılardır. İttifak meta-analizi ilişkinin sonuçla bağını gösteriyor ama bu bağın hangi tekniklerle kurulduğunu ayırmıyor; Ferenczi'nin yöntemlerini doğrulamak için kullanılamaz. Dil karmaşası makalesi travmanın etkisine dair güçlü bir klinik sezgi sunuyor; ancak saldırganla özdeşleşmeyi ölçen çalışmalar kesitsel ve az sayıda ülkeden. Tarih tarafında da tartışma sürüyor: Jones'un iddiasını çürüten arşiv çalışması da bir yorumdur ve iki dostun çatışmasında kuramsal ile kişisel payı kaynaklar kesin biçimde ayırmıyor. Budapeşte ve Viyana'nın orta sınıf hastalarından bugünün farklı kültürlerine genelleme de açık bir soru.
Kendin dene
Aklında kalsın
Ferenczi 1908'den ölümüne kadar Freud'un en yakın dostlarından biriydi ve Budapeşte'de psikanalizin kurucusu oldu; Freud'un çevresinden kurumsal olarak hiç ayrılmadı.
Tekniği iki uç arasında gidip geldi. Aktif teknik hastaya yasak ve görev vererek analizi hızlandırmayı denedi; Ferenczi birkaç yıl sonra bunun direnci artırabildiğini görüp hoşgörüye ve esnekliğe döndü.
Karşılıklı analiz, analistin kör noktasını ciddiye alan ama ilişkinin çerçevesini yıkan bir denemeydi.
Dil karmaşası makalesi gerçek travmayı ve çocuğun saldırganla özdeşleşmesini yeniden gündeme getirdi, analistin ikiyüzlülüğünü de bir tedavi engeli saydı.
Jones'un delilik iddiası arşivle desteklenmedi; ittifak araştırması ise Ferenczi'nin yöntemlerini sınamaz.
Sonraki derse köprü
Ferenczi analistin tutumunu, hastanın söyleyemediği eleştiriyi ve yaşantının yeniden canlanmasını konuştu. Ondan bir kuşak genç, Viyana'da yetişen Wilhelm Reich ise dikkati hastanın ne söylediğinden nasıl söylediğine çevirdi: ses tonuna, duruşa, her seansta tekrarlanan bir tavrın zırh gibi işlemesine. Bu karakter çözümlemesi bir teknik olarak etkili oldu, ama Reich'ın sonraki yolu onu bilim çevrelerinin dışına taşıyan iddialara götürdü. Bir karakter tavrı nasıl çözümlenir ve bir kuramcının hangi iddiası sınandığında düştü? M14-D04 Reich üzerinden bu iki soruyu açıyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.